BM Genel Kurul toplantısı

Geçen hafta Türk dış politikasında İdlib konusu ve Suriye sorunu yine ön plandaydı. Türkiye ile Rusya arasında İdlib için varılan mutabakat basında geniş bir şekilde ele alındı, her yönüyle tartışıldı. İdlib’deki mutabakatın nasıl işleyeceği, İdlib’de yaşayan 3,5 milyon üzerindeki Suriyeliye ne getirdiği, İdlib mutabakatıyla Suriye’deki genel sorunu arasındaki ilişki konuşulan hususlar arasındaydı.

Haberin Devamı

Suriye konusu “her yönüyle” Türkiye için önemini devam ettiriyor. İdlib mutabakatıyla Suriye’de çatışmaların hızla büyümesi ve Suriye’de yeni bir insani krizin patlak vermesinin önüne geçilmesine rağmen, Suriye’de rejim sorunu halen devam ediyor. Astana Süreci içinde kurulan Suriye Anayasa Komitesi henüz çalışmalarına bile başlamış değil.

Astana Süreci çerçevesinde Tahran’da toplanan Zirve sonrasında yapılan Ortak Basın Açıklamasında yeni Suriye Anayasasının yazımı için kurulacak bu Komitenin bir an önce çalışmaya başlaması istenmişti. Türkiye ve Rusya Cumhurbaşkanlarının Soçi Zirvesinde de bu yöndeki istek esasen dile getirildi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’nın gözetiminde çalışacak olan bu Komite’nin oluşturulması (üyelerinin seçimi) için gayret gösteriliyor. Tahran Zirvesi’nden hemen sonra Türkiye, Rusya ve İran yetkilileri Cenevre’de Staffan de Mistura ile bir araya gelerek konuyu ele aldılar.

Haberin Devamı

İdlib Mutabakatı, Suriye’de yaşanabilecek büyük bir insani krizi önlemesi yanında, Anayasa Komitesi’nin kurulması ve çalışması için gerekli (barış) ortamı sağlaması bakımından da önemli. Dünya’dan İdlib mutabakatına gelen tepkiler de olumlu ve destekler yönde.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres yaptığı açıklamada İdlib mutabakatının bölgede yaşayan 3,5 milyon sivilin hayatını kurtardığını belirterek, mutabakatı memnunlukla karşıladığını vurguladı. Suriye konusunun bu hafta başlayan 73. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısında ve bu toplantıya katılmak için New York’a gidecek liderlerin, toplantı marjında, yapacakları ikili ve çok taraflı görüşmelerin gündeminde en ön sıralarda yer alacağı kesin.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu her sene Eylül ve Ekim aylarında “olağan” toplantısını yapıyor. Dünya liderleri bu vesileyle New York’a gidiyorlar. Ülkeleri adına Genel Kurul’da birer konuşma yapıyorlar. Bu konuşmalar BM üyesi ülkelerin uluslararası sorunları nasıl gördüğünü, Dünya kamuoyunun çeşitli sorunlarda nasıl oluştuğunu ortaya koyuyor.

Haberin Devamı

BM Genel Kurul’u yıllık bu olağan toplantısında siyasi, ekonomik ve sosyal (Dünya’yı ilgilendiren) tüm konularda kararlar kabul ediyor. Her ne kadar bu kararlar (üye ülkeler için) bağlayıcı olmasa da, BM üyelerinin bu önemli konularda ne düşündüklerini göstermeleri bakımından moral ağırlık ve etki taşıyorlar.

BM Genel Kurul (olağan) toplantıları Birleşmiş Milletlerin diğer organlarına yapılacak seçimler bakımından da önemli. BM Genel Kurul toplantıları sırasında Güvenlik Konseyi’nde boşalan yerler için geçici üyeler seçiliyor. BM Güvenlik Konseyi üyeliği ülkeler için önemli ve (geçici de olsa) “prestij” sağlıyor. BM Güvenlik Konseyi’nin 15 üyesinden 5’i (ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin) daimi üyeler ve sadece 10 üye (BM Genel Kurulu’nda yapılan) seçimlerle 2 yıllık bir görev süresi için geliyorlar.

Haberin Devamı

73. Genel Kurul toplantısında 2 yıllık görev süreleri bu yılın sonunda sona eren 5 ülkenin (Bolivya, Etiyopya, Kazakistan, Hollanda ve İsveç) Güvenlik Konseyi’nde boşaltacakları yerler için seçim yapılacak. Şu anda Güvenlik Konseyi’nin üyesi olan diğer 5 ülkenin (Ekvator Ginesi, Kuveyt, Peru, Polonya ve Altın Sahili) görev süreleri ise önümüzdeki sene sonunda doluyor ve bu yerler için seçim de 74. Genel Kurul sırasında (önümüzdeki yıl) yapılacak.

BM Genel Kurulu’nda BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi (EKOSOK) ve İnsan Hakları Komitesi gibi önemli BM organları için de seçim yapılıyor, o sene bu organlarda boşalan yerleri dolduracak ülkeler tespit ediliyor.  Ülkeler gerek Güvenlik Konseyi üyeliği, gerekse diğer BM organlarına seçilebilmek için (coğrafi temelde kurulan BM gruplarına üyelikleri çerçevesinde) adaylıklarını açıklıyorlar ve böylece BM organlarında tüm coğrafi bölgeler (önceden belirlenen sayıda ülke tarafından) temsil ediliyor.  

Haberin Devamı

Genel Kurulu yıllık olağan toplantısı sırasında birçok ülkenin üst düzey liderinin New York’ta olması bu yetkililerin ikili ve çok taraflı yapacakları temaslar için de zemin hazırlıyor. BM Genel Kurul’u toplantısı sırasında (toplantı marjında) New York’ta çok sayıda üst düzey temas ve görüşme gerçekleştiriliyor.

Her ülke BM Genel Kurul toplantısına hangi seviyede katılacağını ve Genel Kurul’da (kendisi adına) gerçekleştirecek konuşmayı yapacak yetkiliyi kendisi tespit ediyor. Ülkeler BM Genel Kurul toplantısına Devlet veya Hükümet Başkanları seviyesinde katılabildikleri gibi, (çoğunlukla) Dışişleri Bakanı veya BM nezdindeki Büyükelçileriyle de temsil edilebiliyorlar.

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Kurul toplantısına katılmak, toplantıda bir konuşma yapmak ve ikili temaslarda bulunmak üzere bu Pazar günü New York’a gitti. Cumhurbaşkanının bugün Genel Kurul’da (toplantının ilk açılış gününde) bir konuşma yapacağı açıklandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında Suriye gibi önemli uluslararası sorunlar konusunda Türkiye’nin görüşlerini açıklaması yanında, çok uzun bir süreden beri gündemde olan Birleşmiş Milletler reformu, örgütün daha etkili olabilmesi için örgüt organları ve örgütün çalışmasında yapılması gereken değişiklikler konusuna da değinmesi bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın New York’ta bulunduğu sırada bir seri temas yapması, diğer ülke liderleriyle de görüşmesi bekleniyor. Cumhurbaşkanının yapacağı ikili temasların listesi, hangi liderlerle görüşeceği henüz açıklanmış değil. ABD Başkanı Trump’ın aynı gün (25 Eylül Salı günü) Genel Kurul’da konuşma yapacak ve New York’ta bulunacak olması iki Devlet Başkanı arasında (ayaküstü de olsa) bir görüşme yapılıp yapılmayacağı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başkan Trump’ın bir araya gelip gelmeyecekleri konusunu gündemde tutuyor.

Türk tarafı Cumhurbaşkanı Erdoğan için Başkan Trump’dan görüşme talebinde bulunulmayacağını esasen açıklamış bulunuyor. ABD tarafının da (şimdiye kadar) bir görüşme talebinde bulunmadığı anlaşılıyor. Bununla birlikte iki Devlet Başkanının aynı zamanda New York’ta bulunacak ve aynı gün BM Genel Kurulu’nda konuşacak olmaları, basın-yayın organlarında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump’ın “bir şekilde ve vesileyle” bir araya gelebilecekleri ihtimali üzerinde durulmasına sebep oluyor. Basın-yayın organlarında iki Devlet Başkanının da 25 Eylül gecesi BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in vereceği akşam yemeğine katılacakları ve burada karşılaşarak, (kısa da olsa) konuşma imkanı bulabileceklerine işaret ediliyor.

Bu seneki BM Genel Kurul’u toplantısına katılmayacağı bilinen önemli Devlet Başkanları arasında Rusya Cumhurbaşkanı Putin ile Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping de bulunuyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel de BM Genel Kurulu toplantısı için New York’a gitmeyen liderler arasında. Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta BM Genel Kurulu toplantısından hemen sonra çok önemli ikili resmi bir ziyaret için Almanya’ya gidecek, Almanya Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeir’in daveti üzerine yapılacak bu ziyaret sırasında, Almanya Başbakanı Merkel ile de bir araya gelerek, görüşecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’la birlikte BM Genel Kurulu için ABD’de bulunan heyet içinde yer alan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da New York’ta bir seri önemli temas gerçekleştirmesi bekleniyor. Bu temaslar arasında Türk Dışişleri Bakanı’nın Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ve İran Dışişleri Bakanı Zarif ile bir araya gelmesi de bulunuyor. Çavuşoğlu, Lavrov ve Zarif’in gündeminde Suriye sorununun bulunacağı, 3 Dışişleri Bakanının İdlib mutabakatının uygulanmasıyla ilgili konuları ve ayrıntıları ele alacakları, konuşacakları anlaşılıyor. Çavuşoğlu, BM Genel Kurulu Türkiye heyetine iki Güney Amerika ülkesine (Surinam ve Venezuela)  yaptığı resmi ziyaretlerden hemen sonra doğrudan New York’a geçerek katıldı.

Uluslararası kuruluşların toplantılarının yoğun bir diplomasi trafiğine yol açmaları ve bu toplantılar vesilesiyle liderlerin ikili ve çok taraflı görüşmeler gerçekleştirmeleri giderek yaygınlaşan bir uygulama. Bu her şeyden önce uluslararası kuruluşların uluslararası ilişkilerin yürütülmesinde artan önemini gösteriyor. Öte yandan ülkelerin dış politikalarının “yapımında” olduğu gibi “yürütülmesinde” de en üst düzey ülke liderlerinin artan rolüne işaret ediyor.

BM Genel Kurul’u yıllık olağan toplantısı yanında NATO, İslam İşbirliği Teşkilatı gibi uluslararası kuruluşların düzenlediği toplantılar da yoğun bir diplomasi trafiğine yol açıyor. Bu kuruluşların Dışişleri Bakanları ve Zirve toplantıları uluslararası sorunların görüşüldüğü, çözümlerin üretildiği, önemli temasların gerçekleştirildiği fırsatlara dönüştürülüyor. Zaman zaman Uluslararası kuruluşların toplantıları sırasında Dünya liderleri arasındaki farklılıkların ve çekişmelerin kamuoyunun önünde yaşandığı da izlenebiliyor.

ABD’de Trump’ın Başkanlığa gelmesinden sonra uluslararası toplantılarda liderler arasında kamuoyu önünde sert tartışmalar yaşandığı, Başkan Trump’ın bu toplantılara sert ve çoğu zaman diplomatik kurallara uymayan üslubuyla “damga vurduğuna” da sıklıkla rastlanıyor. Bu yıl içinde Kanada’da yapılan G-7 Zirvesi sırasında Trump’la diğer üye ülke liderleri arasında sert tartışmalar yaşanması hala hafızalarda.

Uluslararası kamuoyunun ilgisinin Ekim ayı sonunda yapılacak G-20 Zirvesine olacağını şimdiden söyleyebiliriz. Bu yıl  (Dünya’nın 19 büyük ekonomisi ile AB’nin üyesi olduğu) G-20’nın dönem başkanlığını Arjantin yürütüyor. G-20 Zirvesi ise 30 Ekim-1 Kasım tarihlerinde (Arjantin’in başkenti)  Buenos Aires’te yapılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğer 18 üye ülkenin Devlet ve Hükümet Başkanlarının katılması beklenen bu toplantı birçok bakımdan önemli.

G-20 Zirveleri her yıl yapılıyor. Uluslararası ilişkileri şekillendiren en büyük ekonomilere sahip ülkelerin liderlerinin katıldığı G-20 Zirveleri renkli sahnelere ve önemli görüşmelere sahne oluyor. 2014 G-20 Zirvesi Türkiye’de Antalya’da yapılmış, son G-20 Zirvesi ise (2017 yılında) Almanya’da Hamburg’da toplanmıştı.  Dikkatlerin New York’tan sonra( bu kez de) Buenos Aires’e döneceği kesin.                  

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları