Meclis’in ev sahibi kediler

Meclis yerleşkesi içerisinde öyle salına salına gezinen hayvanları görmek pek yaygın bir şey değildi.

Bundan 8 yıl kadar önce, doğum sırasında TBMM’nin bahçesine sığınan ve yavrularıyla birlikte, bahçeyi mesken tutan kedi ailesiyle değişti her şey. Milletvekillerinin bahçedeki oturma gruplarının arasında gezen, yavrularını oradan oraya taşıyan kedi ailesi, bu resmi mekâna öyle bir canlılık getirdi ki tüm çalışanlar, aşcılar, kedi ailesi için seferber oldu. İsimler takıldı, bakımları yaptırıldı, veterinere götürüldü. O günden beri, Ankara’nın en güzel bahçelerinden biri olan kampus içerisinde kuşlar dışında, bir kaplumbağa, bir de kedi görmek olağan oldu.

Meclis’in ev sahibi kediler

Selahattin Sönmez’in karelerine yansıdığı gibi, bahçeye gelen ilk kedi ailesinden midirler bilinmez, TBMM’nin güzel kedileri, sonbahara veda eden bahçedeki rengârenk atmosferin altında güneşlenmeyi ihmal etmiyorlar. Sonbahar rengindeki tüyleriyle herkesin ilgisini çeken Meclis kedileri, artık bahçenin vazgeçilmezleri.

AŞININ DA VIP’Sİ OLACAK MI?

SAĞLIK
Bakanlığı, bu ayın sonunda uygulanmaya başlaması beklenen COVID-19 aşılarıyla ilgili olarak öncelik gruplarını belirledi. Tıpkı grip aşısı gibi liste yapılıyor. Ancak Ankara kulislerinde, ilk etapta 10 milyon adet getirtilen ve sadece 5 milyon kişiye yapılacak aşılar için VIP ayrıcalığı olduğu konuşulmaya başlandı.

Benzer bir iddia, HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy tarafından önce grip aşısı için gündeme getirilmişti. Ersoy, Sağlık Bakanlığı’na “Grip aşısı yaptırması için öncelik verdiğiniz VIP hasta listesi var mı?” diye sordu. Konu VIP listesinden açılınca, kulislerde Çin aşısı için belirlenen grupların dışında olup da aşıya ulaşanlar olduğu iddia edilmeye başlandı. Hatta şu anda Çin aşısı yaptıran siyasiler, üst düzey bürokratlar ve öğretim üyeleri olduğu iddia ediliyor.

Sadece grip aşısı ve COVID-19 testinde değil, CHP Ankara Milletvekili Murat Emir’in iddiası gibi, Çin aşısı konusunda da VIP listesi olup olmadığına yanıt arayan muhalefet milletvekilleri var.

Bu konu önümüzdeki günlerde çok konuşulacak, bilginize.

SİYASİLERİN DİJİTAL DÜNYAYLA SINAVI
KURTLAR VADİSİ GÖNDERMESİ

SİYASETTE,
daha önce pek de kafa yorulmayan bir alanda adım atmaya karar verildiğinde “Nereden yürüyeceğiz” başlıklı tartışmalar hem eğlenceli, hem de ilginç oluyor. Bunun son örneğini ilk toplantısını yapan TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’nda gördük.

Toplantıda anlatılanlar gösterdi ki milletvekillerinin de kafası karışık. Bir şey belli oldu: O da komisyon, sosyal medya ve TV programları üzerine analiz-sentez yapmayacak. Çalışma başlıkları, dijital platformların doğru kullanımını sağlamak, özgürleştiren ama aynı zamanda bireysel hak ve özgürlükleri koruyan öneriler sunmak, yapay zekâ gibi geleceğin önemli başlıklarını ıskalamamak olacak.

- Umut Erdem, komisyonun ilk toplantısındaki ilginç öneri ve diyalogları derlerken, konunun karmaşıklığı da bir kez daha çıktı ortaya. İşte yeni komisyonun üyelerinin dijital dünyaya bakışları:

- Ayhan Altıntaş (İYİ Parti): Biz kısıtlayıcı olmayalım. Önümüzü nasıl açabiliriz, ona bakalım. Ayrıca finansal açıdan da mesela Blockchain teknolojisi var, dijital paralar var, bu konuda ülkemizde bir regülasyon var mı? Bunları da araştıralım.

- Zeynep Yıldız (AK Parti): Yapay zekânın etik kullanımı dünyanın gündeminde. Biz burada ne kadar iç hukukumuzda bir düzenleme yaparsak yapalım, bunların uluslararası mahiyette bir izdüşümü olmadığı müddetçe yol almamız zorlaşır.

- İbrahim Ethem Sedef (MHP): Siyasi faaliyetlerimizde de dijital mecranın her alanını her birimiz kullanıyoruz. Amerikan seçimlerinde gördük. Siyasi anlamda desteklemediği bir adaya engel koyan bir sağlayıcı, acaba Türkiye’ye veya Almanya’ya farklı farklı yaklaşım mı sergiliyor?

- Deniz Yavuzyılmaz (CHP): İnternet hız testlerinin içinde Türkiye 175 ülke arasında 101’inci sırada. İnternet hızında sorun var. Türkiye’nin gündemine gelen bazı konular da ele alınmalı. Örneğin, MasterChef’te Uğur Yılmaz Deniz’in ‘tweet’ler nedeniyle diskalifiye edilmesini de konuşmalıyız.

- Başkan Hüseyin Yayman: Prensibimizi hatırlatıyorum. Dijital Mecralar Komisyonu, sosyal medya komisyonu değildir. Kurtlar Vadisi’nden esinlenerek ‘Burası insanları dinleyecek, takip edecek, yasaklayacak, engelleyecek’ gibi bir durumumuz yoktur, bu meselenin bir kez daha altını çiziyorum.

Anlaşılan komisyonun önce yolunu bulması, sonra da Türkiye’nin sağlıklı dijital geleceğine ilişkin önerilerde bulunması gerekecek.



X

Astronotlara demli çay

Türkiye günlerce, Ay’a iniş yapacak astronotlarla yatıp kalktı.

Halkımız, ayda mangal yapıp rakı içme hayali kurarak, bu heyecana kendince katkı sağladı ama işin aslı pek öyle değil. En az 10 yıllık bir çalışmanın gerektiği açıklandığında, herkesin ayakları yere bastı.

Ancak 10 yıl dediğiniz çabuk geçer. Türkiye Uzay Ajansı’nın da doğal olarak bu sürece hazırlanması gerekecek. Bu nedenle, kurumun Resmi Gazete’deki eleman alım ilanı herkesi heyecanlandırdı. Ancak bunun, uzay çalışmalarında yer alacaklarla ilgili olmadığı kısa sürede görüldü. Her sabah Resmi Gazete’ye mutlaka göz atan gazetecilerin “astronot adayı ilanı” görme hayali suya düştü.

Anlaşılan kurum, üzerinde biriken yılların tozunu atma ihtiyacı hissetmiş ki, en az lise mezunu ve vardiyalı çalışmaya uygun 4 temizlikçi almaya karar vermiş! İlanda 4 temizlik işçisinin kura ve mülakat yöntemiyle alınacağı duyuruldu. En az lise ve dengi okul mezunu, vardiyalı çalışmaya uygun, erkek adaylar için askerliğini yapmış, muaf veya tecilli olması gerekiyor. Uzay Ajansı, yine kura ve mülakat yöntemiyle 2 tane de kadrolu garson alacak. Adayların, otelcilik ve turizm meslek liseleri ile mesleki ve teknik liselerin yiyecek ve içecek bölümlerinin servis dalından mezun olmaları şartı bulunuyor.

Türkiye, 10 maddelik Milli Uzay Programı’nı ilan ederken, bilimsel çalışmalar yapmak üzere uzaya gidebilecek yetkinlik ve becerilere sahip 3 aday belirleyip, eğitimin ardından Ay’a gönderecek. Türkiye Uzay Ajansı belli ki, astronot aday seçiminden önce kendi bahçesini süpürüyor.

Şöyle güzel demli çay yapıp servis edecek elemanlara ihtiyaç var!

Önce altyapı sonra uzay.

VATANDAŞI İDAREYE KARŞI KORUMAKYargı

Yazının Devamını Oku

Karadeniz’e dair vaka analizi... Futbol, inat, güneşli hava

Sağlık Bakanlığı, Türkiye genelinde uygulayacağı kademeli geçişle uğraşırken, diğer yandan Karadeniz bölgesi için ayrıca mesai sarf ediyor.

Karadeniz illerinin vaka artışında liste başı olmaları, bu da yetmiyormuş gibi, mutasyonlu virüs açısından Samsun’un başı çekmesi, tez konusu olacak hale geldi.

Öğrendik ki Karadeniz bölgesinin durumu, bilim insanlarının kendi aralarında yaptıkları sohbetlerin de temel konusu olmuş. Karadeniz’de bir türlü gerilemeyen vakaları “Laz inadına” bağlayanlar olduğu gibi, durumu kışın çok bunalan, kanı delişmen Karadenizlerin başkaldırısına bağlayanlar bile var.



Bu sohbetlerde, tam bilimsel olmasa bile bize ilginç gelen değerlendirmeleri size aktarmak istiyoruz. Son birkaç hafta içerisinde Karadeniz’de hava sıcaklığının 20 derecelerin üstüne çıkması, baş sorumlu ilan edilmiş. Hatta aynı dönemde, bölgedeki hareketlilik telefon sinyallerinden izleniyor ve Karadeniz kıpır kıpır, kimse yerinde durmuyor. Aynı dönemde, Kars ve Erzurum izleniyor, eksi 20 derece soğuklarda hareket neredeyse sıfır.

Başka bir değerlendirme başta

Yazının Devamını Oku

Sorunun yeni adı... Hiçbir şey yapmayan 3 milyon genç

Yeni nesil kavramlar, yeni nesil araştırmalar, “Z kuşağı ne istiyor?” başlıklı söyleşiler yapıladursun, bir rakam yüzümüze buz gibi çarptı.

Hiçbir şey yapmayan gençler” kavramı artık dünya çapında sorun. Bu, ne eğitimde ne de istihdamda olan gençler anlamına geliyor. İşte bu gençlerin sayısı 3 milyonu geçti.

Hacer Boyacıoğlu’nun aktardığına göre, TOBB Üniversitesi, “işgücü piyasalarında genç nüfusun görünümü” başlıklı bir rapor hazırladı. Araştırmayla, yüksek teknoloji kullanan, her şeyi sorgulayan kentli gençler kadar, taşraya ve varoşlara sıkışmış gençlerin fotoğrafı da çekildi. İşte ne eğitimde ne istihdamda olan bu 3 milyon gencin, 124 bini okuma yazma bile bilmiyor.

Araştırmaya göre, hiçbir şey yapmayan gençlerin 1 milyon 378 bini “lise altı eğitime” sahip. 522 bini lise mezunu, 575 bini ise yüksek öğretim eğitimi almış durumdalar. Yani üniversite mezunu yarım milyon genç, hareketsiz bir blok gibi duruyor.

Dünya rakamlarına gelince, 2016 yılında dünya genelinde ne eğitimde, ne istihdamda, ne de yetiştirmede olan gençlerin sayısı 259 milyonken, 2019 yılında 267 milyona yükseldi. 2021 yılında ise 273 milyonu aşacağı tahmin ediliyor.

Bu rakamlar gençlere ve gençlere yönelik çözümlere, artık farklı bir açıdan bakmak gerektiğini gösterdi. Burada, eğitime bile ulaşamayan, umutsuz gençlerden söz ediyoruz.

SONRAKİ OMBUDSMAN KADIN OLSUNTBMM’DE farklı partilerden de olsa kadın vekillerin ortak hareket ettiği başlıca konu kadın haklarıdır. Bu ortak hareket, Kamu Denetçiliği Kurumu’nun (Ombudsman) raporlarının görüşülmesinde de görüldü. Kurumda gittikçe artan kadın çalışan sayısı heyecan yarattı ve bir sonraki ombudsmanın kadın olması istendi. Ombudsman Şeref Malkoç’a da buna destek vermek düştü.

Turan Yılmaz

Yazının Devamını Oku

Tozlu depolardan çıktılar

TBMM’nin şimdiki binası 1961 yılında açıldığında, kulislerdeki oturma gruplarının ortasına konulan birbirinden iç açıcı renklerdeki seramik sehpalar herkesin ilgisini çekti.

Türkiye’nin sayılı seramik sanatçılarının başında gelen Füreya Koral’a özel olarak yaptırılan sehpalar, yıllarca Türkiye siyasetine yön veren sohbetlere şahitlik etti.



Özel koleksiyon değeri olan sehpalar kulis salonunun dışında, komisyon toplantı salonlarını, makam odalarını da süsledi yıllarca. TBMM’nin en az tablo koleksiyonu kadar değerli olan sehpaları, 2010’ların başında yenileme adına aşama aşama tozlu depolara kaldırıldı. Hatta o dönem sehpaların akıbetinin peşine düşen muhalefet milletvekilleri oldu. Bu değerli sehpalar yerine seri üretim mobilya parçalarının konulması eleştirildi.

Yazının Devamını Oku

Anayasa Atar’a emanet

Hükümetin başlattığı yeni anayasa tartışmasında, herkesin merak ettiği tek konu içerik. İşte bu sorunun yanıtını vermek için rota çizildi. Ve anayasa çalışması Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Yavuz Atar’a emanet edildi.

Anayasa konusunda günlerdir konuşulan başlıklar arasında tek netleşen bu. Cumhurbaşkanlığı’nda yapılan değerlendirmelerden sonra, yeni anayasayı ete-kemiğe büründürecek ekibin başına Atar getirildi. Şimdi Atar, bu konunun uzmanı olan tüm kesimlerin temsilcilerinden oluşan bir komisyon kuracak. İşte o komisyonda kimlerin olacağı ve ortaya çıkacak taslak, çok şey anlatacak.

Bu yol haritasına göre, oluşturulacak anayasa ekibinin ortaya bir metin çıkarması konusunda öyle çok acele edilmeyecek. Bu taslak, ikinci aşamada, partinin genel merkez ve grup yönetiminin katıldığı daha geniş bir ekiple tartışmaya açılacak. Bu, anayasa metnine siyasi dokunuşların yapıldığı, sadece uzman ve teknokratların bakışından çıkarıldığı aşama olacak. Bu aşamalarda Cumhurbaşkanı sık sık ortaya çıkan metin hakkında brife edilecek.

Sonra üçüncü aşamaya geçilecek ve taslak metin, önce Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP’ye götürülecek. Tabii, bu noktaya gelene kadar MHP’nin çalışmanın içeriğinden hiç haberdar olmayacağını düşünmek yanlış olur. Bir dizi toplantılardan sonra taslak metin, kamuoyunda tartışmaya açılacak.

Bundan sonraki aşama daha önemli. Çünkü Meclis’te uzlaşma aranma noktasına gelinecek. Taslak metin, muhalefet partilerine götürülecek. Bu partilerde, şimdikinden farklı bir tavır görülürse, Meclis Başkanlığı’nın organizasyonunda bir uzlaşma komisyonu kurulması söz konusu olacak.

Zaten, yeni anayasanın Meclis’ten onay alması için muhalefetin desteği gerekiyor. Bırakın uzlaşma ile TBMM’den geçmesini, referanduma götürülebilmesi için bile muhalefete ihtiyaç var.

Plan böyle. Aşama aşama izleyeceğiz. Bu çalışmanın zor ve uzun bir yolu olduğu kesin.

PANDEMİ KİTAP KULÜBÜ

Pandemi

Yazının Devamını Oku

Erdoğan’dan talimat: ‘Lütfi, bunlar Çiftlik Bank işine dönmesin’

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, iki hafta önce grup toplantısından çıktı. Şeref Salonu boyunca kendisini bekleyenleri selamladı. TBMM’den ayrılmadan önce idare amirinin odasında kısa bir mola verdi.

Odaya çaylar söylendi. Kendisini uğurlayacak parti yönetimiyle sohbete koyuldu. Erdoğan, tam o sırada karşısındaki televizyonda reklamı fark etti. Yanında duran Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’a yönelerek, “Lütfi, şu işe bir çekidüzen verin. Bunlarla ilgili şikâyetler artıyor, yakında Kombassan, Çiftlik Bank işine dönecek. Batarlarsa devlete yük olacak hepsi” dedi.

Odada bulunanlar, Erdoğan’ın dikkatini çeken reklama odaklandı. Faizsiz peşinatsız ev-araba-eşya satışına ilişkin reklam olduğu fark edildi. Bakan Elvan, bu konuda yapılan çalışmaların sonuna gelindiğini, yakında Meclis’e gönderileceğini söyledi.

Hürriyet’in geçen hafta duyurduğu bu çalışmaya ilişkin hazırlıkların perde arkası böyle. Erdoğan’ın daha önce yaptığı uyarının çalışmayı başlattığı öğrenildi. Sektörde çalışan köklü firmaların büyük bölümü, bu çekidüzen yasasına destek veriyor.

Çünkü son günlerde sayıları hızla atan bu tür firmaların, toplanan paraları amaç dışında kullandığı, bankada faizde değerlendirildiği, sistemden çıkmak isteyenlere zorluk çıkarıldığına ilişkin şikâyetler Erdoğan’a kadar ulaştı.

Ve önceki gün, yasa teklifi TBMM’ye verildi.

KAPADOKYA’NIN ÜSTÜ ALTINDAN DEĞERLİDİR

Yazının Devamını Oku

Ombudsman kulak çekti-Somut delil sun, nazik ol

Kamu kurumlarında çalışanların, yönetimle yaşadığı sorunları çözmek için arabuluculuk yapan Kamu Denetçiliği Kurumu, aylar önce idarenin çalışanlarına karşı nasıl olması gerektiğinin kurallarını açıkladı.

Orada, “idarenin nezaket ve şeffaflık ilkesine” atıf yapılmıştı. İşte bu kurallar ilginç bir başvuruda yeniden anımsatıldı.

Mesut Hasan Benli’nin aktardığına göre, kurum, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nde 17 yıldır sözleşmeli olarak çalışan tiyatrocunun herhangi bir gerekçe gösterilmeden sözleşmesinin yenilenmemesi konusunda çarpıcı bir karar verdi. Konu, ilgili kuruma soruldu ve yanıt olarak, Volkan Özman adlı tiyatrocunun, 2019-2020 tiyatro sezonunda sergilenecek herhangi bir oyunda görevi olmaması gerekçe gösterildi. Bu yanıt, Ombudsmanlık Kurumu tarafından yeterli sayılmadı.

Yapılan incelemede, söz konusu tiyatrocunun görev yaptığı süre boyunca görevinde başarısız olduğuna veya yürütülen sanatsal faaliyetler kapsamında hizmetine ihtiyacın kalmadığına ilişkin olarak herhangi bir somut bilgi veya belgenin sunulmadığı belirtildi.

Alınan kararda, “İdarenin takdir yetkisinin olması, keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmez” denildi. KDK, tiyatrocuya kurum tarafından yanıt verilmemesini de “idarenin nezaket ve şeffaflık ilkelerine” uymaması olarak nitelendirdi. Tabii, ardından da sanatçının sözleşmesinin feshedilmesi kararının geri alınmasını istedi.

Şimdi gözler, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nün ne kadar nazik olacağında.

Ancak öğrendik ki, konu mahkemeye taşınmış bile.

ŞİDDET YOKSA KOLAY BOŞANMAHazırlıkları

Yazının Devamını Oku

İdeal akademisyen kriteri... Gözlerindeki aşkı görmek

Siyasiler genellikle eğitimin temel kriterlerinden söz ederken, kalıplaşmış terimleri tercih ederler.

İdeal akademisyenin nasıl olması gerektiğini anlatırken, “öğrencisinin gözlerindeki aşkın pırıltısını görmeyi” önemli bir kriter saymak, pek alışılmadıktır. TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a göre bu önemli bir konu.

Şentop, geçtiğimiz haftalarda üniversitelerin ikinci dönem eğitiminin başlaması nedeniyle akademisyenlere seslendi. Farklı bir yaklaşım sergileyen Şentop, son dönemde yapılanların aksine öğrencilere değil, öğretim üyelerine yüklendi.



Gençlerden şikâyet etmenin yöneticilerin kendi sorumluluklarını görmezden gelmesi olarak nitelendiren Şentop, “Genç neslin şartlarını, görgü ve kültürünü bizler oluşturuyoruz. O nedenle ben gençlerimizin yaşadığımız çağın sorunlarından sorumlu tutulmasını doğru bulmuyorum. Dönüp kendimize, ‘Biz gençler için ne yaptık?’ diye sormak gerekir” dedi.

Şentop

Yazının Devamını Oku

Yabancıların Türkiye ilgisi-Seyşeller'den Muğla'ya...

Türkiye’de yabancılara yapılan taşınmaz satışları her zaman tartışma konusu olmuştur.

Araplar en güzel yerleri satın aldı” başlıklı eleştiriler sık duyulur. Irak, İran, Suudi Arabistan ve Kuveyt vatandaşlarının yaptığı alımlar ilk 5’e girince, bu iddialar doğru kabul edilebilir. Ancak Türkiye’ye ilgi duyanlar sadece onlar değil, Seyşeller ve Norfolk adalarının vatandaşları da listede görünüyor. Hatta Haitililer de var tek tük de olsa.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 2002-2020 tarihleri arasında yabancılara yapılan taşınmaz satışlarının rakamlarını açıkladı. CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin’in soru önergesine yanıt veren bakanın verileri, dünyanın öbür ucundan Türkiye’ye ilgi duyanlar olduğunu da gösterdi.

Umut Erdem’in aktardığına göre, bu sürede 172 ülkeden vatandaş taşınmaz edinirken, en çok ilgiyi gösteren ülkelerin başında Irak geldi. En çok taşınmazın alındığı iller ise sırasıyla İstanbul, Antalya, Bursa, Muğla ve Ankara oldu. En çok taşınmaz alan 10 ülke vatandaşı Irak, Rusya Federasyonu, İran, Suudi Arabistan, İngiltere, Kuveyt, Almanya, Afganistan, Azerbaycan ve Ürdün olarak sıralandı.

Bizim dikkatimizi çeken, adını bile bilmediğimiz, bazıları turistik cennet olan ülkelerden de Türkiye’de konut, arsa, arazi, tarla, bağ, bahçe alanlar olması. Sayıları sınırlı da olsa, listede, Saint Kitts ve Nevis, Eritre, Komor Adaları, Antigua ve Barbuda, Vanuatu, Seyşeller, Mauritius, Batı Samoa, Benin, Haiti, Norfolk Adaları, Reunyon, Sierra Leone, Trinidad ve Tobago gibi ismi az duyulan ülke vatandaşlarının da olduğu görüldü.

Liste böyle uzayıp gidiyor. Tabii bu ilginin ticari ve siyasi boyutuna ayrıca bakmak gerekir.

YEREL YÖNETİMDE İLGİNÇ PLAN

Yazının Devamını Oku

Şero’dan sonra iki kaplumbağa

CHP’nin ünlü maskotu kedi Şero kadar olmasa da, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun evde beslediği iki su kaplumbağası, siyasetin dumanlı gündeminde ara sıra gülümseten haber olur.

Kılıçdaroğlu Ailesi'ne, oğul Kerem’den yadigâr olan iki kaplumbağa, yeni bir yolculuğa çıkacak.

Öğrendik ki, yıllardan beri Kemal Kılıçdaroğlu ve eşi Selvi Kılıçdaroğlu’yla birlikte yaşayan, Özgür ve Kerem adlı iki kaplumbağanın artık doğal yaşama bırakılmasına karar verilmiş.



Tabii kastettiğimiz doğal yaşam, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2016’da kurduğu, Avrupa Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumları Birliği’ne üye olan ve hayvanların doğal yaşam koşullarında bakılmasını esas alan Çiğli Sasalı Doğal Yaşam Parkı.

Kılıçdaroğlu Ailesi'nin büyüyen ve ev koşullarında zorluk çekmeye başlayan iki kaplumbağası için oldukça uygun bir alan bulunmuş. Veterinerler gözetiminde oluşturulan özel alanda yaşayacak Özgür ve Kerem, yeni yolculuğuna yakında çıkacak.

Yazının Devamını Oku

MI6 bizi gözlüyor!

İngiltere’nin eski Türkiye Büyükelçisi Richard Moore, görev yaptığı sürece ilginç sosyal medya paylaşımları, akıcı Türkçe konuşması, Beşiktaş taraftarı olmasıyla çok ilgi çekmişti.

Moore’un İngiltere’nin dış istihbarat örgütü MI6’nın başına geçmesi büyük yankı uyardırmıştı. Artık İngiltere’nin en büyük istihbarat örgütünün başkanı olan Moore’un aklı hâlâ Türkiye’de. Geçen günlerde Serkan Demirtaş, İngiltere’nin yeni büyükelçisi Dominick Chilcott ile Türkiye ve İngiltere’nin yeni dönemdeki ticari ilişkisini konu olan önemli bir röportaj yaptı. İngiltere’nin AB’den bağımsız geliştireceği yeni ticaret ilişkisi, Türkiye için o kadar büyük önem taşıyor ki TBMM’nin tatilden sonra çıkaracağı ilk yasa da bu anlaşma olacak.



Konumuza dönersek; bu röportajı, yeni İngiltere Büyükelçisi Chilcott, Twitter hesabından paylaştı. Retweet edenler arasında kim var dersiniz? Richard Moore. Moore’un retweet ettiği bir konu doğrudan İngiliz yönetimine de ulaşıyor, doğal olarak. Anlaşılan hem Türkiye’deki gelişmeleri hem de selefini yakından izliyor. Richard Moore’un sosyal medyaya olan ilgisi, yaptığı görev nedeniyle İngiltere’de de konu ediliyor. Ayrıca Türkiye ilgisi ve bilgisi de İngiliz basınının dikkatini çekiyor.

Tabii, MI6’nın başkanı tarafından izlenmek ne kadar tercih edilir, ayrı konu!

BAZEN TEK BİR SES YETERTürkiye

Yazının Devamını Oku

Satıyoruuuum, satamadım! Evren tabloları elde kaldı

Ankara’daki bir çevrimiçi müzayedede, Kenan Evren’in 2 bin 500 liradan satışa konulan tablosunun iki haftadır satılmadığını görünce aklımıza işadamlarının bu resimlere servet döktüğü yıllar geldi.

1980 darbe dönemini yakından yaşayanlar ve takip edenler, darbeci Kenan Evren paşanın sonraki kuşaklar için neredeyse “ressam dedeye” dönüşmesine izin vermediler. Darbecilerden hesap sorma süreci işe yaradı. Kenan Evren’in geçtiğimiz hafta Ankara’da çevrimiçi müzayedede satışa çıkan tablosu, daha öncekilerin akıbetine uğradı.



Ankara’daki çevrimiçi müzayedede, Kenan Evren’in 1997’de yapılmış, 48x60 cm yağlı boya tablosu 2 bin 500 liradan satışa konuldu. Daha önce tablolarına verilen fiyatlarla kıyasladığında, bedava sayılacak bu rakama bile iki hafta boyunca henüz alıcı çıkmadı. Sanatsal değeri olmaması bir yana, darbeci bir paşanın resmini duvarına asmak, herhalde sadece aile üyelerine iyi gelebilir.

Evren resimlerinin akıbeti, bizden önce de çok sayıda yazıya konu oldu. Evren’in resimle ilişkisini, “umutsuz ev kadınlarının kendine uğraş bulma çabası”na benzetenler oldu. Zira sanatsal bakış açısı ve derinlikten o kadar uzaktı ki, New York’ta bir müzeyi gezerken karşılaştığı Pablo Picasso’nun resimleri için “Bunları ben de yaparım” dediğini kimse unutmadı. “Nü” tablo bulunan bir bienalde sansür uygulatıp, kolaj bir resme “yırtık” dediğini de hatırlıyor herkes. Sonra da “nü” yağlıboya resim yapıp, “Bunları satmaya kıyamıyorum” dediğini de.

Yazının Devamını Oku

Terzi söküğünü dikerse... Danışman garson ve aşçı

Demokratik sistemin, hak ve özgürlükleri önceleyecek şekilde işlemesine katkı sağlaması beklenen yasama faaliyetleri, sık sık eleştiri konusu yapılır.

TBMM çatısı alında çalışanların, bu haklardan yeterince yararlanamaması daha çok dikkat çeker.

Daha önceki yazılarımızda dile getirdiğimiz milletvekili danışmanlarının tazminat hakları, Meclis’in en çok tartışmalı kadrosu olan 4-D’lilerin özlük hakları, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un yeni yılda kafa yorduğu ilk konular oldu. Şentop’un, her iki grubun temsilcilerini kabul ederek, hem sorunlarını dinlediği, hem de neler yapılabileceğiyle ilgili görüşlerini paylaştığını öğrendik.



Milletvekili danışmanlarının statüleri gereği kadrolu olmaları zaten mümkün değil. Çünkü bu kişilerin milletvekilleriyle birlikte gelip onlarla gitmesi üzerine kurulu bir sistem var ki, bu çok doğru. Ancak, çalıştıkları sürede tazminattan mahrum bırakılmaları haksızlık. Şentop da danışmanlarla ilgili yasanın bu maddesinin değiştirilmesi gerektiğine vurgu yapmış görüşmesinde.

Şentop’un yeni yıldaki diğer konukları ise 4-D kadrosundaki çalışanların temsilcileri oldu. Görüşmede Meclis Başkanı’nın, “

Yazının Devamını Oku

Sessiz danışman sessiz müzakereci

Milletvekili seçilmeden önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın en yakın danışmanlarından olan Mücahit Arslan’ın son dönemlerde farklı bir misyon üstlendiği anlatılıyor.

Tanıyanlar bilir, Arslan’ın ilgi alanı hiçbir zaman milletvekilliği ile sınırlı kalmadı. Erdoğan’a uzak kaldığı iddia edildiği dönemlerde bile kritik konularda devreye girip sonuç aldığını bilenler bilir.



Şimdi bu sessiz danışmanın, sessiz müzakereciye dönüştüğü anlatılıyor Ankara kulislerinde. Aslında o kadar da sessiz değil. Arslan bir süreden beri, sosyal medyada yayınladığı videolarla siyasi gelişmelere ilişkin görüşlerini dile getiriyor. Özellikle de dış politika konusunda. Öyle tam bir siyasetçi üslubunda da değil. Daha çok gelişmeleri orta ve uzun vadeli perspektiften okuyan bir uzman, bir danışman gibi yaklaşıyor konulara.

Son videosuyla açıkladığı görüşlerine gelince... ABD Kongresi’nin basılması ve ardındaki gelişmeleri değerlendiren Arslan’ın “Kaybedenlerin hazımsızlığı, göstericilerin Kongre’nin işgale kadar varan taşkınlıkları, demokrasi kültürü açısından utanç vericidir” sözlerini, Erdoğan’ın ABD’nin seçilmiş başkanı Joe Biden’la olan fotoğraflarıyla birlikte servis ettiğini de unutmayalım.

Arslan

Yazının Devamını Oku

ABD'de kongre basılırken Gakkoşların ödü koptu

Kongrenin basıldığı tarihi gecede, Elazığlılar da en az Amerikalılar kadar dehşete düştü. Ancak onların endişesi demokrasi değil, kongreyi süsleyen mermerlerdi. Zira, ABD kongresi Elazığ’ın ünlü vişneçürüğü mermerleriyle kaplıydı. Gakkoşların bu kaygısını, göstericiler etrafı birbirine katıp kürsüyü söktüğü sıralarda Elazığ Belediye Başkanı Şerifoğulları, “Endişeliyiz, vişneçürüğü mermerimize bir şey olur diye...” tweet’iyle dile getirdi!

ABD kongresinde gece baskınıyla yaşananlar, demokrasiye gönülden inananları dehşete düşürürken, dünyanın her yerinden “Endişeliyiz” mesajları yayınlandı. Ülkeler, liderlikler düzeyinde baskını kınadıklarını açıklarken, Elazığ’dan gelen bir ses ilgimizi çekti. Elazığ’ın AK Partili Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları da ABD’de yaşananlardan duyduğu endişeyi dile getirirken, Twitter hesabından kongre salonunu basan çapulcuların fotoğrafını paylaştı ve “Endişeliyiz, vişneçürüğü mermerimize bir şey olur diye...” sözleriyle not düştü.



Başkanın endişesini anlamak birkaç dakikamızı aldı. Biraz dikkatli bakınca, ABD Kongre Salonu’nda başkanlık kürsünün arkasında sadece Elazığ Alacakaya ilçesinde çıkan vişne rengi damarlı mermerler dikkatimizi çekti. Kongre Salonu’nun başkanlık kürsüsünü süsleyen mermerlerin Elazığ’dan gitmiş olduğunu, baskına katılanların her yeri kırıp-dökerken, mermerlere de zarar verebileceği endişesinin kastedildiğini anladık.

60 ÜLKEYE İHRAÇ EDİLİYOR

Sonra biraz araştırınca, Elazığ’ın Alacakaya ilçesinden çıkan ve 60 ülkeye ihraç edilen vişneçürüğü mermerinin, ABD’de hem Beyaz Saray hem de parlamentoda kullanıldığına ilişkin haberler yapıldığını gördük. Bu ton ve renkteki mermerin başka hiçbir yerde üretilmediğine ilişkin açıklamalar arşivleri süslüyor. Hatta, Türkiye’nin mermer rezervinin yüzde 7’sini elinde bulunduran Elazığ’ın dünyada vişneçürüğü mermeri ile tanındığı belirtiliyor.

Yazının Devamını Oku

Diplomatik kediler

Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı’nın, yeni kadrolu elemanları var.

 Ancak bunlar öyle diplomatik öncelikleri olan kişiler değil, kış aylarında başkanlığı kapısında mesken tutan kediler. Artık giriş çıkış onlardan soruluyor.



Başkanlığın bahçesinde art arda boy gösteren kediler, çalışanların ilgisini çekince, soğuk kış günlerinden korunmaları için el birliği yapıldı. Önce küçük yemek kapları konuldu, bu yetmedi barınmaları için küçük mekanlar oluşturuldu. İş iyice büyüdü, başkanlığın bahçesinde uygun bir köşede üç kedi evine yer açıldı, mini bir barınak yaratıldı. Çalışanlar adeta yarışa girdi, AB Başkanlığı’nın kedilerine bakmak için. Artık onlar, başkanlığın vazgeçilmezleri...

Yazının Devamını Oku

Limitli hediye şeffaf mal varlığı

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, bu yılın ilk icraatı olarak uzmanlarla birlikte hazırladığı siyasi etik çalışmasını partilere götürecek.

Bu yakın siyasi tarihin 18’inci denemesi olacak. AK Parti’den önce verilen teklifleri de sayarsak, bu konuda daha önce 17 kez adım atılmış, ama maalesef sonuçsuz kalmış. Tekliflerin çoğunun CHP’ye ait olduğunu da anımsatalım.

Konuya AK Parti’nin yaptığı çalışma üzerinden bakarsak, eksiklerine rağmen hiç olmamasından iyi gibi. Meclis Başkanı’na fazla yetki verdiği, işi önce partilerin kendi etik kurullarına havale ettiği için eleştirilen teklifin, Şentop tarafından yeniden yorumlandığını biliyoruz.



Yakın zamanda, kamuoyunun önüne gelmesi beklenen bu teklifte, asgariden olacak başlıklar belli. Örneğin, milletvekillerinin hediye kabul etme limitleri olacak. Daha önce bu 10 asgari ücret tutarı olarak belirlenmişti. Yani en fazla 28 bin liraya kadar olan hediyeler kabul edilecek.

En önemlisi, mal bildirimindeki gizlilik kaldırılacak. Yani siyasilerin mal varlığında yıldan yıla olan artışları vatandaş görebilecek. Milletvekillerine ilişkin iddialarda somut delil aranacak, herhalde mahkeme kararı somut delil kapsamına girecektir.

Yazının Devamını Oku

Meclis’in yeni yıl paketi... Hediye sepetindeki dört konu

Bütçe maratonundan yorgun düşen milletvekillerinin yeni yıl paketi hazır.

Hediye sepetindeki 4 konu için kollar sıvanacak. İktidar milletvekilleri ne kadar doğru adım attıklarını anlatacak, muhalefet partileri ise yanlış ve eksikleri eleştirecek. İşte yeni yıl sepetindeki konular:

* Hayvan hakları: 10 yıldır Meclis’in gündeminde olan, STK’ların katıldığı onlarca toplantı yapılan hayvan hakları düzenlemesi için bir deneme daha yapılacak. Bu konuda taslak metin sorunu yok. Hem Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı taslak, hem AK Parti grup yönetiminde yapılan çalışma ortada. Metinler hiç fena değil. Sorun siyasi iradede. Halen bu konuya “Köy hayvanlarında nasıl uygulanacak, köylülerin her davranışı suç kapsamına mı girecek? Bunun maliyeti nasıl karşılanacak?” cephesinden bakıp işi yokuşa sürenler var, belirtelim.



* Ekonomi ve hukuk reformu: Bu iki konunun ilgili bakanları da çok hevesli görünüyor. Hem Adalet Bakanı hem de Hazine ve Maliye Bakanı, milletvekilleriyle bir dizi toplantı yaptılar. Başlıklar belli. İfade özgürlüğü alanıyla ilgili davalarda uygulamadaki farklılıkların giderilmesi, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarına uyulması, tutukluluk süreleri, ticari arabuluculuk kapsamının genişletilmesi, uluslararası tahkim, sulh, uzlaşma gibi uyuşmazlık çözüm yollarının kullanımının arttırılması. Bakanların yaklaşımları makul ama ikna etmeleri gerekenler var.

*

Yazının Devamını Oku

Ecevit'in ruhunu yaşatan bakan

Konu dış politika olunca, partilerde en az birkaç eski diplomat bulununca, Dışişleri Bakanlığı’nın bütçe görüşmeleri, keyifli ve kaliteli tartışmalara sahne oluyor.

Muhalefetin eleştirilerini dinleyen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin dış politikasını dengesiz bulanlara yanıt verdi. Çavuşoğlu, özellikle Kıbrıs politikasından söz ederken, “Biz tüm bu adımları atarken, samimiyetle söylüyorum. Biz 1974 ruhuyla hareket ediyoruz. Biz rahmetli Ecevit’in ruhuyla hareket ediyoruz” dedi. Bu gönderme herkesin ilgisini çekti.



Çavuşoğlu, kendi siyasi geçmişine ve ittifak ortaklarına selam göndermeyi de ihmal etmedi, “Biz rahmetli Necmettin Erbakan’ın ruhuyla, biz rahmetli Alparslan Türkeş’in ruhuyla da hareket ediyoruz” diyerek dengeyi tutturmaya çalıştı.

Doğal olarak, AK Parti, CHP ve MHP sıralarından alkış aldı.

Çavuşoğlu’nun konuşmasındaki

Yazının Devamını Oku