GeriNuray Babacan Kongrelere COVID ayarı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kongrelere COVID ayarı

Koronavirüs salgının beklendiği gibi kış aylarında geldiği nokta, yapılan tüm hesapları altüst etti.

Önlemler yeterli olmayınca, yenileri devreye sokuldu. AK Parti de her koşulda kongrelerini yapma ısrarından vazgeçmek zorunda kaldı. Bu noktaya gelinene kadar, sürecin sorunsuz işlemesi için ilginç önlemler alındı. Özellikle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın katıldığı il kongrelerinin öyle bir ön hazırlığı vardı ki ilin yöneticilerine ter döktürdü.

Gizem Karakış’ın aktardığına göre, öncelikle Erdoğan’ın temasta bulunacağı kişilerin hepsi testten geçirildi. İşin ilginci, Erdoğan’ın kongre için gittiği illerin milletvekillerinin neredeyse yarıya yakını hem Cumhurbaşkanı’nı karşılayamadı, hem de kongreye katılamadı.

TBMM’de ve seçim bölgelerinde çok kişiyle temasta bulunan vekillerin pozitif test sonuçları onları devre dışı bıraktı. Hatta bazı illerde, ev sahipliği yapacak il yönetimi üyeleri de aynı kaderi paylaştığı için tüm bu faaliyetlerden uzak durmak zorunda kaldı.

Gidilen bazı illerde üst düzey yöneticileri korona olunca, kongre organizasyonunda birlikte çalışan vekiller de temaslı kategorisine alındı. Bu riskli ortamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kimin eşlik edeceği, kongre öncesi ve sonrası kimlerle temasta olacağı da ayrı bir sıkıntıyı oluşturdu. Özellikle Erdoğan’ın yemeklerine sınırlama ve mesafe getirildi. Sofralara pandemi ayarı yapıldı. İllerde en fazla dört kişilik sofralar kuruldu. İl yönetimlerinin kalabalık yemek organizasyonlarına izin verilmedi. Böylesine zor koşullarda kongre yapma konusunda ısrar etmekten nihayet vazgeçildi. Önce kongrelerin yapılması ama Cumhurbaşkanı’nın telekonferansla katılmasına karar verildi. Ardından da tüm AK Parti kongreleri yeni bir emre kadar ertelendi. Pandemi güvenliğinden sorumlu olanlar, rahat bir nefes aldı. Tabii büyükşehirlerde yapılacak operasyonlar pandemi sonrasına kaldı.

SIRAYA BAHÇELİ OPERASYONU

TBMM’de milletvekilleriyle koronavirüs arasındaki kovalamaca sürüyor. Bir iddiaya göre vekillerin dörtte biri virüse yakalandı. Her gün komisyon salonunda veya Genel Kurul salonunda otururken, telefonuna gelen mesajla pozitif olduğunu öğrenen vekil hikâyeleri anlatılıyor.

Hal böyle olunca, MHP’nin grup yöneticilerinin hummalı hazırlığı herkesin dikkatini çekti. Geçtiğimiz hafta Azerbaycan’a asker gönderme tezkeresi görüşmeleri öncesinde, MHP sıralarındaki hareketlilik fark edildi.

Kongrelere COVID ayarı

Mert Gökhan Koç’un karelerine de yansıyan bu telaşın sebebi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin görüşmeleri izlemeye gelecek olmasıydı. Koronavirüs salgınına karşın Bahçeli’nin oturacağı sıra ve koltuk, Genel Kurul’da görevli kavaslar tarafından detaylı şekilde dezenfektanla temizlendi. Temizlik sırasında MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ve MHP’li TBMM İdare Amiri Erkan Haberal da kavasları takip ederek yönlendirdi. Kavaslar, Bahçeli’nin kullanacağı kâğıtları dahi dezenfektanla sildi. Temizliğin ardından Bahçeli, Genel Kurul’daki çalışmalara katıldı. Anlaşılan MHP’li yöneticilere her gün yapılan dezenfekte işlemi yeterli gelmedi.

Kongrelere COVID ayarı

 

X

TURKOVAC meselesi

Aylardır beklenen TURKOVAC aşısı konusunda yaşanan tartışmalara bakmak istedik.

Aşının yeni vanyantlara etkisi, geç kalınmışlığı, bilimsel sonuçlarının paylaşılmaması gibi çok sayıda sorun var. Ancak, uzmanlar konunun farklı açılardan ele alınması gerektiğini söylüyorlar.

Şöyle ki; TURKOVAC için aylardan beri çalışan bilim insanlarının çabalarını takdir etmek ayrı, aşının değişen varyantlara etkisi olup olmadığını sormak ayrı bir konu. Ama “Bu bir aşı değildir, sadece sıvıdır demek” ise çok abartılı. Yani, göklere çıkarmaktan veya yerin dibine sokmaktan farklı seçenekler de var.

Uzmanlara göre, şimdi yapılması gereken bir TURKOVAC istatistiği oluşturmak. Hastaneye yatanlar arasında Sinovac, BioNTech ve TURKOVAC aşısı olanların oranlarına bakmak gerekiyor. Bilimsel etkinlik sonuçlarını kamuoyuyla paylaşıp, vatandaşın ona göre tercih geliştirmesine izin vermek şart. Hepimiz biliyoruz ki pandeminin ilk yılında Sinovac aşısı tek başına kurtarıcı olarak sunulduğundan çok sonra etkinliği tartışılmaya başlandı. Yeni varyantlar, bilim insanlarını zorladı.

Tabii bir de öncelik sorunu var. Hıfzıssıhha Enstitüsü’nün içi boşaltılıp, aşı çalışmalarına son verilmemiş olsaydı TURKOVAC, pandeminin üçüncü yılına ancak yetişen bir aşı olmayabilirdi. Herkesin üç ayda yaptığı aşıyı, üç yılda tamamlamanın sorumluluğu bilim insanlarının değil.

Yazının Devamını Oku

Bir yol hikâyesi

Türkiye'nin karayollarına ilişkin bir “ölüm yolu” listesi vardır. En çok kaza yaşanan yollar sık sık medyanın da gündemine gelir. Bunlardan biri siyasetin konusu oldu. Yolun yapımını yatırım programına sokmaya çalışan siyasiler ve bölge halkı ilginç bir mücadele başlattı.

Eskişehir’in güney illerine ulaşımı, ‘Eskişehir-Seyitgazi-Afyonkarahisar’ karayolu üzerinden yapılıyor. Tek şeritli ve virajlı bu yol 92 kilometre. Son 10 yılda 815 kazada 1362 yaralanma, 32 ölüm yaşanmış. Sadece son bir haftada meydana gelen kaza sayısı 20’den fazla.

İşte bu bölgenin muhtarları, STK’ları ve Eskişehir’in muhalefet milletvekilleri el ele verip, bir imza kampanyası başlattı. Bir an önce yatırım programına alınması için başlatılan kampanyadaki imza sayısı 10 bini aştı. Hatta en çok etkilenen Seyitgazi ilçesi halkı karayolunu kapatıp eylem yaptı.

Amaç, karar vericilere sorunun büyüklüğünü göstermek. Üstelik Eskişehirliler, Afyon’a ayrıcalık yapıldığı ve illerin cezalandırıldığı duygusuna da sahip. Bölünmüş yolun tam Afyon il sınırında bitmesi buna gerekçe olarak gösteriliyor.

Bu durum, Eskişehir’in İktidar Partili milletvekillerinin üzerinde büyük baskı yarattı. Yatırım programına alınması için gösterdikleri çabalar maalesef sonuç vermedi. Yol, açıklanan projeler arasına giremedi. Şimdi iktidar milletvekillerini zor bir dönem bekliyor.

ÇARESİZLİK 200 MİLYONA DAYANDI

Birleşmiş Milletler’in verileri, küresel ölçekte insani yardıma muhtaç kişi sayısının son 15 yılda 5 kat arttığını gösterdi. Savaşlar, kuraklık, gelir dağılımındaki adaletsizlik gibi nedenlerle gıdaya erişim sorunu yaşayan insanların sayısı 32 milyondan 200 milyona dayandı.

TBMM Dışişleri Komisyonu’nun tutanaklarında gezinirken gördük ki; sorunun büyüklüğünü hemen yanımızdaki Suriye gerçeği nedeniyle gayet iyi biliyoruz. BM’nin İnsani İşler Eşgüdüm Ofisi (OCHA) bu nedenle son yıllarda, daha fazla konuşulmaya başladı. Yapılan çalışmaların yeterli olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu ama bu ofis sadece Suriye’de ayda 2.5 milyon kişiye yardım ulaştırıyor. BM’nin Suriye’ye yönelik yardımlarının tamamı, Hatay Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan yürütülüyor. Sınırdan her ay geçiş yapan BM yardım TIR’ının sayısı bine yaklaşmış durumda.

Yazının Devamını Oku

Vekillerin Omikron hapsi

Türkiye'deki Omikron dalgasından siyasiler de nasibini aldı.

Son haftalarda testleri pozitif çıkan milletvekillerinin sayısı hızla arttı. 600 vekilin yarısı en az bir kez koronavirüse yakalandı. Sadece AK Parti’de bu sayı 130’a dayandı.

Virüse yakalanan vekiller arasında kız istemeye giden, taziyelere katılan, kuralsız parti toplantılarında bulunanlar var. AK Parti’nin üst yönetimi de bu dalgadan kötü etkilendi. Numan Kurtulmuş, Hayati Yazıcı, Özlem Zengin, Bülent Turan bunlardan bazıları. Bu nedenle evde kalan vekillere, bu zorunlu molada neler yaptıklarını sorduk...

- AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, karantina sürecini Ankara’da yalnız geçirenlerden. Sağlık durumu iyi. Boş zamanını kitaplığını düzenleyerek geçiren Yazıcı, 5 koli kitabı hibe etmek için ayırmış. Evini kendi temizliyor, yemeğini kendi yapıyor, İstanbul’daki ailesini bu işten uzak tutuyor.

- AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Özlem Zengin, iki kez koronaya yakalananlardan. Zengin, birikmiş tüm notlarını, evrakını ayıklayıp düzenlemiş. Hızını alamayıp ev eşyalarının tasnifini yapmış. Yeni düzen iyi gelmiş kendisine. Kalan zamanda da biriken kitaplarına dalmış.

- AK Parti Milletvekili

Yazının Devamını Oku

Meclis Tik-Tok’la tanışacak

Dijital dünyanın boyutlarını anlamaya, bu alanda atılacak adımlara ilişkin öneriler oluşturmaya çalışan TBMM, kapılarını bu alanın ünlülerine açıyor. Yasaklamak yerine sağlıklı, güvenli ve özgür bir dijital alan yaratmayı amaçlamak gerektiği söylenedursun, Meclis TikTok’çulara ev sahipliği yapacak.

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’nun geçtiğimiz haftalarda Facebook ve Google temsilcileriyle yaptığı toplantılar epey ilgi çekmişti. Şimdi komisyon 21 Ocak tarihinde TikTok temsilcilerini ağırlayacak.

TikTok 60 saniyelik videolarla gündem oluşturan, 155 ülkede 1 milyarın üzerinde kullanıcısı bulunan bir mecra. Kimi eğlenceli, kimi aptalca milyonlarca kısa videonun bulunduğu bu alanın kullanım yaşı 13.

Çocukların dikkat süresinin 60 saniye olduğu dikkate alındığında çok riskli bir alana dönüşebilir.

İşte bu popüler mecranın temsilcileri, Meclis’e kendilerine tanıtıp, ne yapmaya çalıştıklarını anlatacaklar. Arkasından yine en az o kadar popüler Twitter temsilcileri ağırlanacak. Ancak maalesef onlarla bir türlü tarih kararlaştırılamadı. Bir de Netflix buluşması olacak. Siyasiler, bu mecraları ve yapılarını anlamaya çalışacak.

Komisyon Başkanı Hüseyin Yayman’ın deyimiyle “bir nevi dijital diploması” yürütülecek. Ön yargılı bazı siyasilere bu alanların sınırlandırılması değil, doğru kullanılarak dünyaya açılan yararlı birer kapıya dönüşebileceği anlatılacak.

Bunlar bir yana, komisyon raporu gerçek bakış açısı konusunda asıl fikri verecek.

ERGENE KAÇ SAYFA EDER?

Yazının Devamını Oku

PCR’lı oda başkanları!

TBMM’de yeni yılın ilk genel kurul toplantısında CHP Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız, ilginç bir olayı sorularla gündeme taşıdı.

Yıldız’ın sorusu yanıtsız kaldı ama hikâye şöyle:

“Sizin aracılığınızla Tarım Bakanlığı’na soruyorum. Aydın’dan 17 ilçe ziraat odası başkanı meclisimize ziyarete geldi. AK Parti grubuyla görüştüler, bugün de CHP milletvekilleriyle görüştüler. 17 ilçe başkanı ve AK Parti milletvekilleri, Tarım Bakanlığı’ndan randevu istemiş. Tarım Bakanı PCR testini istemiş, 17 ziraat odası başkanımızdan. Buradaki test odasına götürdük. Bazı ziraat odası başkanlarına, ‘Bağ-Kur borcu çıktı’ diye test yapmadılar. Araya girdik, diğer hastanede yaptırdık. Çok zorlarına gitti tabii. Bakanın PCR testi istemesine bir şey demiyorum ama bari onlara yol gösterseydi, yardımcı olsaydı. Hepsi zaten dertli, girdi fiyatları ve zamlar nedeniyle... Tarım Bakanı’na buradan seslenmek istiyorum. Sen bu ziraat odaları başkanlarının ve çiftçilerin temsilcisisin. Önce onları düşünmen gerekmiyor mu?”

Bakan orada olmadığı için yanıt veremedi ama ziraat odaları başkanları meclisten kırgın ayrıldı.

SÜLÜN OSMAN VE KRİPTO PARA

İktidar Partisi, kripto paraya yasal altyapı kazandırmak ve bu sektördeki sahtekârlıkların önlenmesini amaçlamak için çıktığı yolculukta epey yol aldı. Önce ‘tamamen yasaklayalım’ diye başlayan konuşmalar, bunun pek de mümkün olmadığı ve doğru olmayacağı noktasına doğru ilerledi. Sonuçta, AB ülkeleriyle aynı yasal altyapının oluşturulmasına kadar gelindi.

Gizem Karakış’ın aktardığına göre, yasal çalışmalar için sektör temsilcileriyle yapılan seri toplantılarda, oldukça ilginç benzetmeler yapıldı. Sistemin işleyişinin “bilimkurgu filmi” gibi olduğunu dile getirmeyle başlayan, bu alandaki sahtekârları “Sülün Osman”a benzetmeye kadar varan örneklerle konu anlaşılmaya çalışıldı. AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş “Biz birilerinin ‘Gel seni zengin edeceğim’ diye kandırmalarına müsaade etmek istemiyoruz. Yeni Sülün Osman’lar doğurabilir. Çünkü burası adam kandırmaya çok müsait bir alan. ‘Aldım’ diyorsun, alıyorum, sana güveniyorum, ama senin bana o kripto varlığı alıp almadığını bilmiyorum” diyerek kaygıları dile getirdi.

Aracı kurumlar ve sektör temsilcileri ise endişeleri giderecek mekanizmaların kurulabileceğini, yasaklamanın hem teknik olarak mümkün olmadığını hem de doğru olmadığını savundular.

Başlangıçta “

Yazının Devamını Oku

Marmara-Ergene-Saros üçgeni

Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj kabusu, ekolojik sisteme yapılan yanlış müdahalelerin nasıl sonuçları olduğunu gösterdi.

Marmara’daki sorunun bir türlü temizlenemeyen Ergene Deresi ve Türkiye’nin en güçlü oksijenini üreten Saros Körfezi’yle yakından ilgili olduğunu öğrendik. Birinin yitirilmesi, diğerinin sonu olabilir.

TBMM Müsilaj Sorununu Araştırma Komisyonu, sorunun kaynağının İstanbul olduğunu ve bu bölgedeki belediyelerin en az 16 adet biyolojik arıtma tesisi kurması gerektiğini ortaya koydu. Ancak çalışmalara katılan bazı bilim insanları, Marmara bölgesindeki ekolojik ilişkinin bir bütün olarak ele alınması, birini yaparken diğerinin bozulmaması gerektiğini anlattı.

Bülent Sarıoğlu’nun aktardığına göre, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, Marmara Denizi’nden söz ederken, konuyu Saros Körfezi’ne getirdi ve şunları söyledi:

“Saros Körfezi çok önemli. Şimdi diyorlar ki; ‘Ergene’nin atıkları Saros Körfezi’ne atılmadığı için Marmara’ya atıldı ve Marmara kirlendi.’ Saros Körfezi’ne atılsa daha da kötü. Çünkü Saros Körfezi olmazsa Marmara yaşamayacak. Saros Körfezi’ndeki oksijen 6 miligram-litre olmalı ki Marmara Denizi yaşasın ve 6 miligramlık oksijenli su kendini yenileyerek Karadeniz’e geçsin. Saros Körfezi’nden düşük oksijen değerleri gelirse Marmara’yı mahvederiz, Saros’u çok iyi korumamız lazım.”

Yani, fabrikaların Ernege’yi, Ergene’nin Marmara’yı kirlettiği, Saros’un temiz kalmasının da onları kurtaracağı ortaya çıktı. Bu çalışmalar hiçbir işe yaramadıysa, çevre sorununa bütün olarak bakılması gerektiğine yaradı.

OMİKRON SON DEĞİLSE...

Pandemili hayatımızda dördüncü varyant olan Omikron’la tanıştığımızda, herkes bilim insanlarının bu yeni tiple ilgili neler ortaya koyacağını merak etti. Bir ay içerisinde, hepsinden daha hızlı bulaşan bu varyantın son olmayacağı da açıklandı. Tek teselli Delta kadar ölümcül olmamasıydı.

Yazının Devamını Oku

Kadınların bitmez çilesi

Kadın çalışan sayısının azaldığına ilişkin endişeler, resmi verilerle desteklendi.

Kadın-erkek arasındaki ücret farkı ilk kez Türkiye açısından belgelendi. Bu araştırmaların ortaya koyduğu diğer gerçek ise kadınların 30-40 yaşları arasında istihdamdan çekildiği.

TBMM, ilk kez kadın istihdamı başlıklı bir çalışmaya imza atıyor. Şimdiye kadar kadın hakları üzerinden tartışılan bu konu, şimdi spesifik olarak gündeme taşındı. Bu konuda kurulan alt komisyona gelen uzmanlar ve bunların aktardığı araştırmalar, bu alanda ciddi bir sorun yaşandığını ortaya koydu. İşte kadın istihdamındaki gerçekler:

TÜİK verilerine göre, çocuksuz kadınla erkek arasındaki ücret farkı yüzde 11 iken, çocuğu olan kadınlar ile erkekler arasındaki ücret farkı yüzde 19’a yükseldi. Bu, Türkiye’de yapılmış ilk hesaplama. 

- Çalışma sürelerine gelince; Türkiye’de yasal çalışma süresi İş Kanunu’na göre 45 saat. Bu, birçok OECD ülkesinden daha yüksek. Araştırmalar, çalışma süresinin azaltılmasının kârlılık ve verimlilik açısından daha faydalı olduğunu ortaya koyuyor. Kadın çalışanların erkeklerle eşit olduğu tek alan bu.

- Kadın ve erkek istihdamı arasındaki uçurumun en fazla açıldığı yıllar, 30-39 yaş aralığı. Kadınların istihdamdan en fazla çekildiği yaş aralığı bu. Evlilik ve çocuk sahibi olma en önemli işten ayrılma nedeni. Geri dönüşler neredeyse sıfıra yakın.

Bu veriler, soruna kadın hakları olarak genel bakmak yerine, ayrıntılara odaklanmanın önemini gösteriyor.

TARİKAT EVLERİ VE DİYANET

Konu çocuklar olduğu zaman, farklılıklar bir tarafa herkesin hemfikir olması beklenir. Küçücük çocukların tarikat ve cemaat evlerinde istismara uğraması ise biraz aklı olan herkes tarafından dehşetle karşılanır.

Yazının Devamını Oku

Yılın başarılı vekilleri

Her yıl, yılın başarılı belediye başkanları, yılın başarılı milletvekilleri başlıklı anketler yapılır.

Bunların en yenisi, geçen hafta sosyal medyaya düştü. Araştırmada, başarı kriterinde neyin esas alındığı bilinmiyor. Milletvekillerinin seçim bölgelerindeki çalışmaları veya tanınırlığı mı, Meclis’teki yasama faaliyetleri mi, yoksa kürsüdeki etkinliği mi dikkate alındı belli değil. Bu listeye göre ilk beş şöyle:

CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, AK Parti Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman.

Parlamento muhabirleri, milletvekillerinin tüm etkinliklerini izleyen bir gruptur. Sadece Genel Kurul kürsü konuşmaları değil, komisyonlardaki performansları, basın toplantılarında günceli yakalama yeteneklerine tanıklık ederler. Bu nedenle, basın koridorunun deneyimli isimleri, özellikle son dönemdeki bütçe görüşmeleri dahil, performansıyla dikkat çeken milletvekillerini değerlendirdi. İşte basın koridorunun ilk beşi: CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, TİP İstanbul Milletvekili Erkan Baş, CHP Milletvekili Zonguldak Deniz Yavuzyılmaz, HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu.

BU KADARINA PESMECLİS Göç ve Uyum Alt Komisyonu’nda mülteciler ve Türkiye’ye geliş hikâyeleriyle ilgili anlatılanlar çok çarpıcı. 55 gün boyunca İran içerisinde seyahat edip, Türkiye sınırına ulaşan Afganlardan tutun da, Türkiye’ye girince ülkesine gönderilmemek için pasaportunu yakanlara kadar. Bir de kaçakçıları var ki onlarla ilgili anlatılanlar pes dedirtiyor.

Bülent Sarıoğlu komisyonda ortaya konulan gerçekleri sık sık aktardı. Bütün anlatılanlar arasında bölgede inceleme yapan milletvekilinin gözlemleri dikkat çekiciydi:

CHP Ankara Milletvekili Servet Ünsal, sınırdaki izlenimlerini aktarırken, “Bölgede yaptıkları sınıra çekilen jiletli 103 kilometrelik tel var, 4X4’lük çukurlar var, 182 kilometre. Elektro-optik gözlemler ve diğer aletler var. Van’da birlikte olduğumuz arkadaşlar da duydular. Kaçakçılar, ‘Bu duvarı ördünüz ama bitirin de biz çözümlerimizi bulalım. Alttan mı geçeriz, üstten mi geçeriz’ diye laf ediyorlarmış. Dolayısıyla sorunu yerinde çözüm çok önemli. Afganistan’dan buraya 3 bin kilometre yol var, ama geliyorlar. Yoksa sınırlarımıza duvar çekmeyle hiç bu işler çözülmez” sözleriyle dikkat çekti.

Kaçakçıların, “

Yazının Devamını Oku

Yasama uyarısı... Torba mı, çorba mı?

TBMM, yoğun ve sinir bozucu bir tempodan sonra iki hafta çalışmalarına ara verdi.

Her tatilden önce olduğu gibi, son dakika hızla Meclis’e gönderilen tekliflerin yetersizliği, AK Parti yönetiminde de sorun oldu.

Yeni sistemde artık Bakanlar Kurulu tarafından sevk edilen tasarılar yok. Bakanlıklarca yapılan çalışmalar, iktidar partisinin milletvekillerinin imzasıyla teklif olarak gündeme alınıyor. Ancak birbiriyle konu bütünlüğü olmayan, teknik hata içeren alelacele hazırlanmış metinler sıkıntı yarattı.

Sağlık çalışanlarına zam teklifinin eksik hazırlanması nedeniyle geri çekilmek zorunda kalması, enerji düzenlemesinin içindeki maddelerin hatalı olduğu için iki kez revize edilmesi, yanlış teklifteki maddelerin, tam görüşülecekken başka bir teklife taşınması gibi birçok olay yaşanınca, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın devreye girdiği ortaya çıktı. Erdoğan’ın “Tam hazırlık yapmadan, arkası önünü düşünülmeden, ayaküstü düzenleme getirmeyin” dediği konuşuluyor.

Bu karmaşık yasama tekniğine milletvekilleri tarafından ‘torba’ adı verilmişti. Sadece karışık olmalarıyla değil, gece ansızın Meclis’e gelmeleriyle de ünlüler. İşte bu yasama anlayışı sadece muhalefet değil, iktidar partisi vekilleri tarafından da eleştiriliyor. Bir milletvekili, “Oğlum bile bana bunun adı torba değil, bu resmen çorba olmuş dedi” sözleriyle karmaşadan şikâyet etti.

Bu konuda, AK Parti grup yönetiminden bakanlıklara bir uyarı giderse şaşırmayın...

FİLM VE KUMAR AYNI KEFEDEYILLARDAN beri Meclis’in internet altyapısının nasıl kullanılacağı, hangi içeriklerin yasak olduğu tartışılır durur. Zaman zaman bunun sınırları genişletilse de TBMM’de uygulanan kurallar, disiplinli bir okula benzer. Milletvekillerinin hizmetine sunulan internet altyapısında oyun, kumar ve zararlı içerikler yasaktır. Peki filmler niye bu listede?

Umut Erdem

Yazının Devamını Oku

Bir bu eksikti

Günlerden beri iklim krizi ve müsilaj sorunu ile yatıp kalkıyoruz. Maden ocaklarının Kazdağları başta olmak üzere ülkenin nadir ormanlarına verdiği zararları konuşuyoruz. Art arda yaşanan iki kaza, dikkatlerimizi en az onlar kadar vahim başka bir konuya çekti. Atık barajı felaketleri.

Aysel Alp’ın araştırmasına göre, ilk olay Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde yaşandı. Kurşun-çinko maden işletmesinin atık barajı çöktü. Aradan bir ay geçmeden bu kez Balıkesir Ayvalık’ta demir zenginleştirme tesisinin atık deposu patladı. Düşünün, terk edilmiş atık barajının yıkılması sonucu 4 bin 500 tondan fazla kimyasal atık Darabul Deresi’nden sürüklenerek, Kılıçkaya Barajı’na ulaştı.

Konu STK’ların, siyasilerin ve kamuoyunun gündemine taşındı. Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Alan, “Ne yazık ki bu son olmayacak. Firmalar maliyetten kaçınmak için atık barajlarını tekniğine uygun inşa etmedikleri gibi bir kısmını da fay hatları veya sorunlu alanlar üzerine inşa ediyorlar” diyerek, yıllardan beri yaptıkları uyarıların dikkate alınmamasına isyan etti. Alan, sorunun gerçeklerle örtüşmeyerek hazırlanan ÇED raporları olduğunu, ‘izleme, kontrol ve denetim’ yapılmadığını dile getirdi.

Çocuklarımıza nasıl bir dünya bıraktığımızı düşünen yok mu?

BİR OTOBÜSTE 40 GENÇ

Bir otobüs dolusu genç, dertlerini Ankara’da siyasilere anlatmak için yola çıktılar ama başkente ulaşamadılar. Kendilerine “Barınamıyorum Hareketi” adını veren gençler, şehre alınmayınca aslında daha fazla ses getirdiler.

Örneğin Meclis’te bütçe görüşmelerinin arasında gündem olmayı başardılar. Yükseköğretim sürecinde barınma ve diğer temel ihtiyaçlarını yeterince karşılayamadıkları iddiasıyla yola çıkan gençlerin karşılaştığı engel, kürsüye taşındı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, “Devletin yurtlarının yetersiz, kiraların fahiş, enflasyonun tavan yaptığı bir dönemde öğrenciler temel haklarına erişemez hale geldi. Türkiye Cumhuriyeti’nin koskoca başkenti, temel haklarını talep eden gençlere yasaklandı” derken, İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu da, “40 genç arkadaşımız Ankara’ya gelse kıyamet mi kopacaktı. Bu arkadaşlarla, bu genç kardeşlerimizle hayatlarının baharında devletin inatlaşması siz de ben de biliyoruz ki olumlu sonuçlar vermiyor” uyarısında bulundu. Dertlerini anlatmak için Ankara’ya gelişlerine engel konulan gençler, bütçe görüşmelerinin ortasında açılan bu tartışmayla, planladıklarından daha fazla ses getirdiler.

Yazının Devamını Oku

Denediler ama olmadı

TBMM’deki bütçe görüşmeleri başlamadan önce, perde gerisinde sessiz bir kulis faaliyeti yaşandı. Eski vekiller, maaş artışı için sistem değişikliğini de içeren bir düzenleme için çok uğraştı ama nafile.

Öğrendiğimize göre, bir grup eski milletvekili, maaşlarına yapılacak yüzde 14.4’lük artışın enflasyon oranının altında kaldığını savunarak, parti yönetimlerini ziyaret etti. Maaş artışının en az açıklanan enflasyon oranında olmasını istediler. Cumhurbaşkanlığı ödeneğindeki yüzde 14 artış esas alındığında, bugün 16 bin 400 lira olan emekli milletvekili maaşları, 18 bin liraya çıkacak. Yüzde 21 olarak açıklanan resmi enflasyon dikkate alındığında ise maaşlar 20 bin liraya yükselecekti.

Bu arada, Cumhurbaşkanı ödeneğini yetersiz bulanlar da oldu. TBMM Başkanı, bakanlar ve milletvekillerinin maaşlarını da belirleyen bu ödeneğin, pandemi ve ekonomik kriz dikkate alınarak, attırılmasını önerenler oldu. Bu iki konu, bütçe görüşmeleri öncesinde kapalı kapılar ardında tartışıldı. Ancak bu sesler, Meclis’te yankı bulmadı. Kamuoyunda yaratacağı tepkiler siyasilere fren yaptırdı.

DEVLETLE MASAYA OTURMAK

Arazinize yapılan kamulaştırmaya itirazınız mı var? Haksız işgal yapıldığını mı düşünüyorsunuz? Kamudan ayrılırken tazminatınızın eksik hesaplandığını mı gördünüz? Doğal olarak mahkemeye gidersiniz. Şimdi mahkemeden önce bir ara mekanizma kuruluyor. Yani devletle masaya oturarak hakkınızı isteyeceksiniz.

Adalet Bakanlığı’nda çalışmaları süren İdari Yargı Reformu bu şekilde anlatılıyor. Ancak vatandaşın daha önce kurulan ara mekanizmalarla yaşadığı sorunlar korkutuyor. Ne zaman mahkemeye ulaşmadan önce bir ara formül geliştirilse, bu işin daha da sürüncemede kalması, komisyona havale edilmesi anlamına geldi.

Yapılan düzenlemeye gelince. Vatandaş, kamu kurumları ile ilgili sorun ve şikâyetlerinde önce ilgili bakanlıklardaki sulh komisyonlarına başvuracak. Burada uzlaşma sağlanmazsa, konu mahkemeye götürülebilecek.

Bu komisyonu atlayarak, mahkemeye başvurmak mümkün olmayacak. İdare ile vatandaş arasında, idare ile bir başka idare arasında on binlerce dosya var. Amaç vatandaşın sorunun hızlı çözülmesi ve mahkemelerdeki yükün azaltılması. Umarız uygulama, vatandaşı bezdiren yeni bir bürokrasi yaratmaz.

10 BAŞKAN 10 BOŞ ODA

Yazının Devamını Oku

Doktorlar Almanca öğreniyor

Sağlık Bakanlığı bütçe görüşmeleri, aylardan beri konuşulan bir konunun gerçek rakamlarını gözler önüne serdi.

2018 yılında 877 olan doktor istifası sayısının, 2021 yılında 4 bin 582’ye çıktığı görüldü. Resmi rakamlar, sorunun büyüklüğünü gösterirken, Almanya’nın sağlık personeli açığı nedeniyle Türk doktorlarını tercih ettiği ve çok sayıda doktorun Almanya öğrenmeye başladığı bilgisi de bu arada paylaşıldı.

Meltem Özgenç’in aktardığına göre, “Ekonomik yetersizlik, çalışma şartlarının ağırlığı ve şiddet olayları” doktorların kamudan ayrılmasının en önemli nedenleri. Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Oktay Demirkıran, özellikle pandemi dönemindeki ağır koşulların bu sürece etkisi olduğunu söyledi. Örneğin yoğun bakımcılar, üst ihtisas olmasına rağmen maaşlarında hiçbir değişiklik göremiyorlar.

Demirkıran, “Artık hemşire ve doktorlarımız Almanca çalışıyorlar. Çünkü Almanya Türk doktor ve hemşirelerini kabul ediyor. Gitmek için tüm faaliyetlerini, enerjilerini harcıyorlar. Özel hastanelere giden çok sayıda doktor var. Şu anda akademisyenler bile üniversiteleri bırakıp özele veya yurtdışına gidiyor” diyerek sorunu özetledi.

Sağlıkta ücret düzenlemesi tamamlandı. Bakalım yeni maaşlar gidişe dur diyecek mi?

Yazının Devamını Oku

Masamızdaki tehlike

Sosyal medyada çocuk istismarı başta olmak üzere zararlı içeriklerin yüzde 70’inin hiç kimse görmeden kaldırıldığını biliyor musunuz?

Geri kalanı yeter zaten” diye düşünmek mümkün. Bunların da 1 ila 10 kez izlendikten sonra yakalandığı iddia ediliyor.

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu’na YouTube ve Google temsilcilerinin verdiği bilgiler hem çarpıcı hem de korkutucu. 2021’in ilk çeyreğinde böyle zararlı içerikteki 9.5 milyon videonun, yüzde 95’i makineler tarafından taranarak kaldırılmış. Konuları ‘çocuk istismarı, cinsel içerik ve şiddet’ olarak sıralanıyor.

Yapılan çalışma, bunların çocuklara ulaşmasını önlemek üzerine. O yüzden ebeveynlere büyük görev düşüyor. Örneğin, Family Link uygulaması. Bu, çocuğun hangi uygulamayı yüklemek istediğini, nereye gitmek istediğini kontrol ediyor. Yani telefonunuza “Onaylıyor musunuz?” diye mesaj geliyor. Ayrıca, YouTube Kids platformu tavsiye ediliyor. YouTube 13 yaş üstü için planlandığından, çocuğunuzun gireceği videolara sınır getirebilirsiniz. Masadaki bilgisayarda, elindeki cep telefonunda her şeyi yaptığı için zeki sandığınız 3 yaşındaki çocuğunuzun, aslında zehirlenmeye açık hale geldiğini unutmayın.

Komisyonda anlatılanlar, her anne-babayı korkutacak cinsten. Aman dikkat.

ÖZEL SEKTÖRE VALİ TAYİNİSANAYİCİLER, özellikle de Organize Sanayi Siteleri içinde olanlar, aylardan beri ekonominin gidişatı kadar önemli başka bir konuyu konuşuyorlar: OSB yönetimlerinde valinin de bulunması. Çok sayıda itiraz nedeniyle teklifin, TBMM’ye gelişi de ertelendi.

Gördük ki, ‘OBS’lerin müteşebbis heyetlerine illerde vali, ilçelerde kaymakamın başkanlık etmesi’ sanayicilerin neredeyse tamamının itirazına neden olmuş. Özel sektör, kamu müdahalesi olmadan serbest piyasa koşullarında karar almak istiyor. Oyunun kurallarının değiştirilmesinin, bağımsız karar alma yeteneğini ortadan kaldıracağı öne sürülüyor. İşte taslaktaki bu madde, aylardan beri kapalı kapılar arkasında tartışma konusu. Maddeyi savunanlar ise bazı OSB’lerde ‘oluşan yapıların’ yeni yatırımcılara fırsat vermediği iddiasında. Konunun ele alındığı toplantılarda “Devletçi model, OSB’lerin gelişmesini yavaşlatır. Bakanlık, valilere yetki vermek yerine, OSB’lerin denetimini arttırsın” dendiğini biliyoruz. Taslakta kamu görevlilerinin huzur haklarının arttırılması gibi tartışılan maddeler de var.

Yazının Devamını Oku

YÖK’e kalite sorgusu

Ülkelerin karnelerinde, üniversitelerinin dünya sıralamasında yeri ve yabancı öğrenci çekme kapasiteleri neredeyse ekonomileri kadar önem taşıyor. Bu nedenle YÖK’ü ziyaret eden milletvekilleri, üniversitelerin ‘eğitim kalitesi ve niteliğini’ sorguladı: “Neden ilk 500’de üniversitemiz yok?”

TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyeleri geçtiğimiz günlerde YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ı ziyaret etti. Toplantıda en önemli konu, üniversitelerdeki eğitim kalitesi, öğretim üyelerinin bilimsel çalışmaları ve küresel rekabet oldu.

Milletvekilleri, üniversite sayısının artmasına karşılık, eğitim kalitesinin düştüğünü, dünya sıralamasında Türk üniversitelerinin bulunmadığını dile getirdiler. YÖK Başkanı Özvar “Türk üniversitelerinin dünyada ilk 500’e girebilmesine dönük bir vizyonumuz var. Onlara rehberlik yapacağız. Üniversitelerde kalitenin daha da yükseltilmesi için gayret edeceğiz. Üniversitelerimizde 240 bin yabancı öğrenci okuyor. Yabancı öğrencilerin ülkemizi tercih etmelerini istiyoruz” diye yanıt verdi.

Uluslararası kriterler belli. Birincisi nitelikli yayın, ikincisi üniversite-sanayi işbirliği, üçüncü ise eğitim öğretimde küresel rekabet. Saygınlık, parayla filan sağlanmıyor.

FUTBOLA ‘KEŞKEK’ FORMÜLÜ

Hatay'da düzenlenen ‘gastromoni buluşmaları’ organizasyonuna katılan gazeteciler, başarının yemek üzerinden tarif edildiği ilginç bir sohbete katıldılar. Hatay’ın bir süreden beri yıldızı parlayan futbol takımının başarısı ‘keşkek’ örneğiyle dile getirildi.

Umut Erdem’in

Yazının Devamını Oku

Asgari ücret toto

Asgari ücrette yapılacak olası düzenleme en önemli gündem maddesi. Bu konuda beklentiler yüksek ama hükümet ince eleyip sık dokuyor.

Konu, bu hafta yapılan AK Parti MYK toplantısında ilginç bir şekilde ele alındı. Cumhurbaşkanı MYK üyelerine asgari ücretin ne kadar olması gerektiğini tek tek sordu. Öğrendiğimize göre üyeler, 3 bin 800 TL ile 4 bin lira arasında görüş dile getirdiler. Çalışma Bakanı Vedat Bilgin ise 4 bin liralık önerilere pek de sıcak yaklaşmadı. Asgari ücretin 4 bin lira olması durumunda işverene maliyetinin 6 bin 500 liraya çıkacağını, bunun özellikle 10 kişiden az işçi çalıştıran işletmelerde işten çıkarmalara yol açabileceğini dile getirdi. Bu kaygı herkes tarafından paylaşılınca, işten çıkarmaları önlemek için 10 kişiden az işçi çalıştıran işletmelere vergi ve SGK primi desteği verilmesi formülü dile getirildi. Cumhurbaşkanı sadece not aldı ve “Dar gelirlileri rahatlatacak, yaşam şartlarını iyileştirecek bir düzenleme olacak” demekle yetindi. Şimdi gözler, milyonların beklediği rakamda.

AMAN ÇİRKİN DEMEYELİMSosyal medyayı adabıyla kullanma ve dijital mecralarda yaşanan sorunlar, milletvekillerini yordu. TBMM Dijital Mecraları Araştırma Komisyonu’nda verilen örnekler herkesi şaşkına çeviriyor. Sosyal medyada lince uğrayanlar, viral olan konular, 16 yaşın altındaki çocukların gece yarılarına kadar online olması, komşusunun şifresini kırmaya çalışanlar; anlat anlat bitmiyor.

Sosyal medya ve sosyoloji alanında çalışmalar yapan Prof. Dr. Levent Eraslan komisyon toplantısında,  viral olan yanlış bilgilere örnek verirken, Angela Merkel’in kullanılan bir fotoğrafına atıf yaptı. “Oradaki tek doğru bilgi Merkel’di, onu da çirkinliğinden anlarsanız zaten” deyince, Komisyon Başkanı Hüseyin Yayman derhal devreye girdi. Yayman, “Aman hocam çirkin demeyelim. Sayın Merkel, değerli bir liderdir, kadındır. Almanya’ya önemli hizmetler yapmıştır” diye düzeltti.

Komisyonda anlatılan ilginç örneklerden biri de gençlerin üçte birinin komşusunun şifresini kırmaya çalıştığı oldu. Yani sosyal medyayı adabıyla kullanma sorunumuz olduğu açık. Bunun denetlenmesiyle, özgürce kullanımı arasındaki ince çizginin nerede başladığı ise henüz bilinmiyor.

BÖLGELERİN ŞİDDET YARIŞIYıllar oyunca kadına yönelik şiddetin haritaları çıkarıldı. Önce batı illerindeki şiddetin, doğu illerinden nasıl fazla çıktığına kafa yoruldu. Geleneksel ve feodal yapı nedeniyle doğu illerinde şiddetin yıllarca gizli kaldığına kanaat getirildi. Sonra yıllar içerisinde gerçek rakamlara ulaşıldı.

Fiziksel şiddette, Doğu ve Güneydoğu illeri başı çekti. Psikolojik şiddette ise Karadeniz birinci çıktı.

Geçen ay NG Araştırma şirketi tarafından yapılan “kadına yönelik şiddet” araştırması basında yer buldu. Araştırmanın psikolojik şiddet bölümü daha çok dikkatimizi çekti. Karadeniz’de her iki kadından biri psikolojik şiddete maruz bırakılıyor. Kadınlar psikolojik şiddete maruz kaldıklarını, sorun kendilerine tek tek anlatıldığında anlıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Kadın avukatları duyun

"Şekli eşitlik değil, gerçek eşitlik” sloganıyla yola çıkan kadın avukatlar, Ankara’da bugün başlayacak Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu öncesinde önemli bir hazırlık yaptılar.

Cinsiyete dayalı şiddet ve ayrımcılığa son verilmesini isteyen kadın avukatlar, bunu sağlayacak ilkelerin Barolar Birliği’nce ilan edilmesi için imza kampanyası başlattılar.

Birçok talep arasında en dikkat çekeni, savunma hakkıyla ilgili: “Din, dil, ırk, cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, fikir, yaş, felsefi düşünce, etnik, sosyal ve coğrafi köken, bedensel engel ve benzeri özellikler nedeniyle kadınlara, çocuklara, LGBT’lilere ve azınlıklara yönelik nefret söylemleri içeren beyan ve savunmaların savunma dokunulmazlığı dışında olduğu ve kabul edilemeyeceği açıkça ifade edilerek bu ilkenin; Avukat Meslek Etik, İlke ve Kurallarında açıkça yer alması sağlanmalıdır.”

Bu, tüm temel sorunların çözümü için bir talep. Ayrıca kadın avukatlar, mesleklerini yürütürken karşılaştıkları cinsiyetçi anlayışa da son verilmesini istiyorlar. Doğal olarak çatı örgütlerinden de ‘toplumsal cinsiyet temelli şiddet ve ayrımcılık ile mücadele edileceğini’ taahhüt etmesini talep ediyorlar. Türkiye Barolar Birliği’nin yeni yönetimi, mesleğin ana dinamiğini oluşturan kadın avukatların sesini duymazsa, bu yolda yürürken, çok güçlü bir partnerini kaybetmiş olacak.

GÖZLER MERT FIRAT’I ARADIÜnlü sanatçılardan Sezen Aksu’yu, Tarkan’ı veya Sertap Erener’i TBMM koridorlarında görmek pek alışılmadık bir şeydir. Parlamento muhabirlerinin, yıllar önce Meclis’i ziyarete gelen Tarkan’a, “Sayın Tevetoğlu” diye başlayan resmi tondaki soruları, kendisini şaşkına çevirmişti. Bu kez, milletvekilleri oyuncu Mert Fırat’ı görmek istediler ama olmadı.


Yazının Devamını Oku

Sahte fatura sürprizi

Kamuoyunda naylon fatura olarak bilinen, sahte fatura düzenleyenlere verilecek yeni cezalar, uzun süredir siyasetin gündeminde.

Cezaların yeniden düzenlenmesi planlanırken, bir sürpriz yapıldı. Yeni çalışmaya etkin pişmanlık maddesi yeniden monte edildi. Birçok kişiyi ilgilendiren, zaman zaman “Sahtecilik yapanları affediyorsunuz” eleştirilerine neden olan bu düzenlemenin ayrıntılarını geçtiğimiz haftalarda Hürriyet’te okudunuz. Konuyu bu satırlara taşımamızın nedeni, taslağa son dakikada eklenen bir madde.

Madde, kimilerine göre kısmi, kimilerine göre direkt af düzenlemesi. Şöyle ki; “sahte fatura suçu işleyenlerden soruşturma aşamasında, ana parayı ve cezasının yarısını ödeyenlerin” hürriyeti bağlayıcı cezasından yüzde 50 indirim yapılacak. Daha önce geri adım atılan bu madde yeniden gündemde.

Teklif, zincirleme suç tanımı getirerek, aynı başlıkta birden fazla ceza alınmasını da ortadan kaldırıyor. Ayrıca, bu suçlara verilen alt limit ceza 3 yıldan 5 yıla, üst limit ceza ise 5 yıldan 8 yıla çıkarılıyor. Düzenleme son şeklini aldıktan sonra önümüzdeki hafta TBMM’ye gelecek. Özellikle enerji ve inşaat sektöründe milyonlarca lira vergi kaçakçılığına yol açan sahte fatura konusu gündem olacak. Kimilerine göre adaleti sağlayacak, kimilerine göre ayrıcalık yaratacak. Emin olduğumuz tek konu, çok tartışılacak.

DÜNYA BUNU KONUŞUYORASGARİ ücretin ne kadar arttırılacağı tartışıladursun, dünyada sadece 4 gün çalışıp, herkese ‘temel gelir’ belirlenmesiyle ilgili adımlar atılıyor. Niye derseniz? 2030 yılında yapay zekâ ve robotik üretim nedeniyle dünya nüfusunun yüzde 10’u işsiz kalacak. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki bütçe görüşmelerinde ilk kez ‘yeni çağın üretim anlayışı, temel gelirde devletlerin sorumluluğu ve yeni çalışma sistemi’ gibi farklı konular konuşuldu.

Hacer Boyacıoğlu’nun aktardığına göre, konu CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba tarafından gündeme getirildi. Dünyada teknolojik gelişmelere bağlı olarak 4 gün çalışmanın gündeme geldiği, Finlandiya, Kanada ve İsviçre gibi ülkelerin tüm vatandaşların çalışma zorunluluğu olmayan sisteme geçmeye hazırlandığı aktarıldı. Hesaplara göre 2030’lu yıllarda dünya nüfusunun yüzde 10’u, 2040’larda yüzde 20’si işsiz kalacak. Bu nedenle sistem, dört saat ve dört gün çalışmaya evrilecek.

Evrensel Temel Gelir’ işte bu noktada devreye giriyor. Tüm vatandaşların yaşam standartlarını ve refah seviyesini korumak için ‘temel gelir’ belirlenecek ve herkes buna sahip olacak. Ağbaba’nın “Bir an önce tartışmalıyız” dediği konu, HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan tarafından da destek gördü.

Yazının Devamını Oku

Vekilin aşı isyanı

Son dönemde aşılama yavaşlarken AK Parti İstanbul Milletvekili İffet Polat, yaşadığı bir acıyı, ‘aşı karşıtlarına isyan’ sözleriyle paylaştı: “Eşimin teyzesi COVID-19’dan vefat etti. Aşı karşıtlarının etkisinde kalarak aşı olmamıştı. Şimdi içimden bu güzel insanı kandıranların yüzüne tükürüp ‘katilsiniz’ demek geliyor...”

Türkiye'de günlerdir aşıya olan ilginin azalması tartışılıyor. Sağlık Bakanlığı’nın yeni bir anlayışla, bu kanıtsama ve ilgisizliği ortadan kaldıracak yeni bir kampanya dili geliştirmesi gerektiğini söyleyenler çok. Eski tip yasakları kimse beklemiyor ama aşı ve PCR zorunluluğunun masada olduğunu biliyoruz.

Bütün bunlar yaşanırken, TBMM’den bir isyan sesi yükseldi. AK Parti İstanbul Milletvekili İffet Polat ilginç bir mesajla sosyal medyadan yaşadığı acıyı paylaştı. Aşı karşıtlığının özellikle muhafazakâr mahallede yaygın olduğu biliniyor. İşte Polat’ın isyanı:

“Eşimin teyzesi COVID-19’dan vefat etti. Çok muhterem, imanlı, hayırsever bir hanımefendiydi. Aşı karşıtlarının etkisinde kalarak aşı olmamıştı. Şimdi içimden bu güzel insanı kandıranların yüzüne tükürüp ‘katilsiniz’ demek geliyor...”

Polat, kendisini bu mesajı atmaya götüren nedenleri ve yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Bu mesajı paylaştıktan sonra aşı karşıtlarının saldırısına uğradım ama çok da destek gördüm. Her şey ortada. Aşının yüzde 80-90 koruyuculuğu var. Ya da hastalığı hafif geçirmenizi sağlıyor. Komplo teorileri, vehim ve absürt iddialarla insanların kafasını karıştırıyorlar. Aşının orta ve uzun vadede riskleri olabileceğini herkes söylüyor. Ama ölüm riskini ortadan kaldırdığı da ortada. Bunu göze alıyoruz. Dindarlık, ecel gibi konulara getirip dayandırıyorlar. Burada din anlayışında bir sakatlık var. Teyzemizin aşı olmadığını bilseydim, uğraşırdım. Bu insanların etkisiyle aşı olmamış. Çocukları da ikna edememiş. Ben doktor değilim, ama teyzemizin ölümüne neden olanlar benim gözümde katil hükmündedir.”

Buna ilişkin yüzlerce örnek yaşanıyor, Anadolu’nun birçok yerinde. Günlük aşı 150 bine düştü. Aşısı tamamlananlar yüzde 60’a zor ulaştı. Göçmenlerle birlikte yaklaşık 15 milyondan fazla kitlenin hiç aşısı yok. Ve kışa giriyoruz. Cehaletle savaş, koronavirüsle savaştan daha zor görünüyor.

Yazının Devamını Oku

Hangarda anlatılanlar

Siyasetçilerin yerinde inceleme yapması, sorunları ve öncelikleri anlamaları açısından en doğru tercihlerden biridir. Fabrikada, hangarda, tarlada yapılacak inceleme bazen sayfalarca bilgiden daha çok iş görür.

TBMM Milli Savunma Komisyonu üyeleri geçen haftalarda, TUSAŞ (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ) Motor Sanayi’ni ziyaret etti. Genel Müdür Mahmut Akşit’in anlattıkları vekillere ilginç geldi. Öncelikle söyleyelim, ABD ile yaşanan kriz nedeniyle, Eskişehir’i ilgilendiren iki sorun yaşanıyor. Birincisi, “F-35’lerin motor bakımı için burada yapılan hangarlar şimdilik boş bekliyor”, ikincisi, “Suudi Arabistan’ın F-16 motorlarının bakımı ilişkiler nedeniyle askıya alınmış.

Vekillerin ilgisini çeken başka bir konu İHA teknolojisi. İHA ve SİHA’ların motorlarının testi konusunda Türkiye’nin geldiği noktayı yakalayan ülke olmadığı öne sürülüyor. Verilen bilgiler de çarpıcı: “Özel bir basınç sistemi yapıldı. Dünyada tek ve şu anda en ileri teknoloji bu. Diğer ülkelerde bu tür testler, motorun hava basıncı kısılarak yapılıyor. Bizimki, motorun üstündeki tüm parçaları da test ediyor. Diğer sistemde, test edilip ‘2 bin fitte çalışır’ denilen bir İHA’nın o yüksekliğe çıkıldığında çalışmadığı görüldü. Oysa bizim sistemde, motorun üstündeki parçaların da buna nasıl tepki vereceği görülüyor. Güney Kore’nin ABD’den aldığı İHA’larda benzer sorun yaşanmış. Güvence verilen yükseklikte uçamamış. Şimdi, Güney Kore aldıkları İHA’ları bizim sistemimizde test etmemizi istiyor.”

Konu ilginç, uçak konusu tartışmalı olsa da İHA teknolojisi başarı hikâyesi.

MASANIN BAŞINA GEÇTİ

AK PARTİ’nin yeni grup başkanı olan İsmet Yılmaz, gelir gelmez farklı bir uygulamaya imza attı. Partide, grup başkanlığı uygulamasına geçilmesine rağmen, haftada bir yapılan grup yönetim kurulu toplantılarına, o haftanın nöbetçisi olan grup başkanvekili başkanlık etti. Yılmaz, kendisine aktarılan bu bilgiye rağmen, yan tarafa değil, masanın başına geçerek, bundan sonraki toplantıları kendisinin yöneteceğinin mesajını verdi.

İlk toplantı, daha çok bir sonraki haftanın çalışmalarının aktarılması ve bütçe takviminin nasıl işleyeceğinin anlatılmasıyla geçti. Genel Kurul’da bütçe görüşmelerinin tamamlanmasının ardından çalışmalara bir hafta ara verileceği, bu süreçte icra iflas düzenlemesinin tamamlanıp, enerji paketinin yasalaştırılacağı anlatıldı. Yılmaz, grubun çalışma sistemini inceleyip, anlatılanları dinlemekle yetindi.

Grup yönetim kurulu üyeleri sırayla, her hafta kendi yöresinin yemeğini ikram ettiği için, bu kez sıra Kahramanmaraş yemeğindeydi.

Koltuk değişiminin ardından, tek gelenek bu kaldı.

Yazının Devamını Oku

ABD’yle görüşmeler- 'İkna ekibi' önerisi

ABD ile Türkiye arasındaki ilişkiye yönelik sorunlar, iktidar partisi içinde alternatif önerilerin tartışılmasına neden oldu.

F-35 veya ikinci seçenek olarak gündeme gelen F-16 programının işler hale getirilmesi konusunda TBMM’nin devreye girmesini önerenler var.

Savunma heyetlerinin ABD’de temasları sürerken, bazı AK Parti kurmayları, özellikle Amerikan Kongresi ve Senatosu’nda oluşan direnci kırmak için parlamenter heyetler üzerinden temas kurulması önerisinde bulundular. Bu önerinin üst düzeyde de dile getirildiğini biliyoruz. Dirençli senatörleri ikna etmek ve Türkiye’nin yaptığı 1.4 milyar dolarlık ödemenin karşılığının verilmesinin ‘müttefiklik ve dostluk temeli’ üzerinden yürütülmesi gerektiği dile getirenler var.

Bu nedenle TBMM Başkanlığı, Türkiye-ABD Dostluk Grubu, TBMM Dışişleri Komisyonu ve büyükelçilerin de içinde bulunduğu ‘ilişkileri onarma ekibi’ oluşturulması öneriliyor. İki liderin yaptığı son görüşmede “karşı çıkan senatörler” konusunun gündeme geldiği ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da “Çoğunluğunuz var, isterseniz ikna ederseniz” dediği aktarılıyor.

Bu konuda henüz bir hareketlilik olmadığını biliyoruz. Şimdilik TBMM’deki muhataplarına bir görevlendirme yapılmadı. Sanırım bundan sonuç alınıp-alınmayacağı değerlendiriliyor.

AÇLIK VE SAVAŞ GÖÇÜDÜNYADAKİ göçmen hareketliliği, ilk kez İkinci Dünya Savaşı’ndaki rakamları aştı. Halen savaş, baskı, açlık nedeniyle dünyada 258 milyon kişi mülteci durumunda bulunuyor. Ve daha vahimi bunların 125 milyonunu kadınlar, 36 milyonunu çocuklar oluşturuyor.


Yazının Devamını Oku