Dünür kriteri sorunu - ‘Devlete uygun kayınpeder’ aranıyor

İktidar Partisi’nin iki yıldan beri yasalaştırmaya çalıştığı Güvenlik Soruşturması teklifi, kapalı kapılar ardında yeni bir tartışmanın konusu oldu.

Teklif, 2018’den beri farklı biçim ve içeriklerde TBMM’nin önüne geldi. Ancak hem AYM’nin uyarıları hem AK Parti ve muhalefet milletvekillerinin itirazları nedeniyle yasalaşamadı. Şimdi ise kapıda yeni bir sorun var, o da kamuda işe gireceklerin, kayınvalide ve kayınpederlerinin soruşturulması konusu.

TBMM’nin yeni yasama döneminde öncelikli olarak gündeme getirilmesi planan Güvenlik Soruşturması teklifi, geçen haziran ayında Meclis İçişleri Komisyonu’nda uzun tartışmalardan sonra kabul edilmişti. Ancak, ortaya çıkan metin çok da “ideal” bir düzenlemeye dönüşmedi. Kamu çalışanı olmak için “Sadakat, işbirliği, devlete bağlılık” gibi soyut ifadeler ayıklansa da hem güvenlik soruşturması hem de arşiv araştırması neredeyse devletin her biriminde çalışacaklar için zorunlu hale getirildi. Yani sadece güvenlik soruşturması kanunundaki özellikleri taşımak yeterli olmaktan çıktı. Daha derin bir araştırma tercih edildi.

Düzenlemeyle, arşiv araştırmasında kişinin adli sicil kaydının yanı sıra, kolluk kuvvetleri tarafından aranıp aranmadığına, hakkında bir tahdit olup olmadığına, kamu davasının açılmasının ertelenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar ile hakkında daha önce kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma cezası olup olmadığına bakılabilecek.

Güvenlik soruşturmasında ise arşiv araştırmasındaki konulara ek olarak kişinin, görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk kuvvetleri ve istihbarat birimlerindeki olgusal verilerinin, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişiğinin, terör örgütleri veya organize suç örgüleriyle eylem birliği, irtibatı olup olmadığının tespiti amacıyla yapılabilecek.

Özetle teklif, muhalefetin “fişleme yapıldığı” itirazları arasında komisyonda kabul edildi. Kabul edilen metinde en çok dikkat çeken madde ise güvenlik soruşturmasına, kişinin eşi, çocukları ve birinci derece kan bağı olan akrabalarının yanı sıra “sıhri hısımlarının” yani eşinin anne ve babasının da dahil edilmesi oldu. Yani kayınvalide ve kayınpederler de soruşturma konusu yapıldı. Hürriyet’te bunu ‘dünür kriteri’ olarak gündeme taşıdı.

İşte bu teklif ve ‘dünür maddesi’ yeni dönemin sorunu olarak yeniden karşımıza çıktı. Muhalefet parti temsilcilerinin, “suçun şahsiliği” ilkesine dikkat çekerek, böyle bir durumda, kişinin sadece eş değil, dünür de seçmek zorunda kalacağı itirazları, iktidar partisi yönetimi tarafından dikkat çekici bulunmuştu. Bu hükmün, teklifin Genel Kurul görüşmelerinde yasadan çıkartılması noktasına gelindi. Ancak, İçişleri Bakanlığı’nın bu tür değişikliklere itiraz ettiğini öğrendik. Ayrıca, teklifte daha da güvenlikçi bir bakışla bazı değişiklik yapılmak istendiği de anlatılıyor.

Şimdi, devlete memur olurken, kimlerin soruşturulacağı konusu, iktidar partisinin yeniden açmazı oldu. Son dönemlerde, AK Parti yönetimini, bu kadar uğraştıran başka bir düzenleme olmadığını söyleyebiliriz.

PANDEMİ ARTIŞININ SORUMLULARI
‘DUBLECİLER VE DOBLOCULAR’

Ekonomiden siyasete kadar tüm konuların ana belirleyicisi olan pandemi, bu kış boyunca yine en çok konuşacağımız konu olmaya devam edecek. Sonbaharla birlikte büyükşehirlere dönüşün başlamasıyla, salgında görünen artışın önlenmesine yönelik çalışmalar sürerken, sorumlular da araştırıyor. Son dönemdeki artışın sorumluları bulundu: “Dubleciler ve Doblo’cular”...

Nasıl yani? diyenlere, bu konuda çalışma yürüten hocaların ve uzmanların “espriyle” yaptıkları bu benzetmeyi aktaralım.

Şöyle ki; yaz aylarının sona ermeye başlamasıyla birlikte, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere büyükşehirlere dönüş başladı. Tatil yörelerinden ve memleketlerinden dönenlerin, son iki hafta içinde, büyükşehirlerdeki koronavirüs vakalarına katkısı, bilimsel olarak da kanıtlandı. İşte bu artıştan sorumlu tutulanlar, “sahillerden dönen tatilciler” için dubleciler, “memleketlerinden bağ bahçe hasatından dönenler” ise genellikle kalabalık aileleriyle aynı araçla gidip geldikleri için Doblo’cular olarak adlandırılıyorlar. Hocaların ve uzmanların, aralarında yaptıkları sohbetlerdeki benzetme böyle. Virüsü Türkiye geneline yayan bu grupları, “kumsaldan ve kırsaldan gelenler” diye daha zarif şekilde nitelendirenler de var.

Espri bir yana, bu analizler mantıklı nedenlere dayanıyor. Sadece Ankara’nın etrafındaki illere yaz boyunca gidip gelen hemşehrilerin sayısının 2 milyon olduğu belirtiliyor. İstanbul’da özellikle Karadenizliler başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki illerle yakın bağlarını sürdüren ve yaz aylarını memleketlerinde geçiren hemşehri gruplarını bilmeyen yok.

Şimdi aynı uzmanların deyimiyle, yaz aklı dönemi bitti. Kış aklına geçiş yaptık. Artık tüm illerde, yaz göçü bittiğine göre, herkes ‘bölgesel önlemlerle’ salgını baskılamaya çalışacak. Doğru yöntem de bu. Her il yönetimi, alacağı yeni pandemi kararlarıyla kendi sınırlarını kontrol altında tutmaya çalışacak.

Açıklanan rakamların, çok ürkütücü olmamasına karşın, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın bir röportajda söylediği, “Neyle uğraştığımızı bilseler, bizi bu kadar eleştirmezler” sözleri, salgının gerçek boyutu konusunda fikir veriyor. Yani özetle, salgın önlemleri konusunda, rakamlara değil, bakanın bu sözlerini referans almak gerek.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Sessiz danışman sessiz müzakereci

Milletvekili seçilmeden önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın en yakın danışmanlarından olan Mücahit Arslan’ın son dönemlerde farklı bir misyon üstlendiği anlatılıyor.

Tanıyanlar bilir, Arslan’ın ilgi alanı hiçbir zaman milletvekilliği ile sınırlı kalmadı. Erdoğan’a uzak kaldığı iddia edildiği dönemlerde bile kritik konularda devreye girip sonuç aldığını bilenler bilir.



Şimdi bu sessiz danışmanın, sessiz müzakereciye dönüştüğü anlatılıyor Ankara kulislerinde. Aslında o kadar da sessiz değil. Arslan bir süreden beri, sosyal medyada yayınladığı videolarla siyasi gelişmelere ilişkin görüşlerini dile getiriyor. Özellikle de dış politika konusunda. Öyle tam bir siyasetçi üslubunda da değil. Daha çok gelişmeleri orta ve uzun vadeli perspektiften okuyan bir uzman, bir danışman gibi yaklaşıyor konulara.

Son videosuyla açıkladığı görüşlerine gelince... ABD Kongresi’nin basılması ve ardındaki gelişmeleri değerlendiren Arslan’ın “Kaybedenlerin hazımsızlığı, göstericilerin Kongre’nin işgale kadar varan taşkınlıkları, demokrasi kültürü açısından utanç vericidir” sözlerini, Erdoğan’ın ABD’nin seçilmiş başkanı Joe Biden’la olan fotoğraflarıyla birlikte servis ettiğini de unutmayalım.

Arslan

Yazının Devamını Oku

ABD'de kongre basılırken Gakkoşların ödü koptu

Kongrenin basıldığı tarihi gecede, Elazığlılar da en az Amerikalılar kadar dehşete düştü. Ancak onların endişesi demokrasi değil, kongreyi süsleyen mermerlerdi. Zira, ABD kongresi Elazığ’ın ünlü vişneçürüğü mermerleriyle kaplıydı. Gakkoşların bu kaygısını, göstericiler etrafı birbirine katıp kürsüyü söktüğü sıralarda Elazığ Belediye Başkanı Şerifoğulları, “Endişeliyiz, vişneçürüğü mermerimize bir şey olur diye...” tweet’iyle dile getirdi!

ABD kongresinde gece baskınıyla yaşananlar, demokrasiye gönülden inananları dehşete düşürürken, dünyanın her yerinden “Endişeliyiz” mesajları yayınlandı. Ülkeler, liderlikler düzeyinde baskını kınadıklarını açıklarken, Elazığ’dan gelen bir ses ilgimizi çekti. Elazığ’ın AK Partili Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları da ABD’de yaşananlardan duyduğu endişeyi dile getirirken, Twitter hesabından kongre salonunu basan çapulcuların fotoğrafını paylaştı ve “Endişeliyiz, vişneçürüğü mermerimize bir şey olur diye...” sözleriyle not düştü.



Başkanın endişesini anlamak birkaç dakikamızı aldı. Biraz dikkatli bakınca, ABD Kongre Salonu’nda başkanlık kürsünün arkasında sadece Elazığ Alacakaya ilçesinde çıkan vişne rengi damarlı mermerler dikkatimizi çekti. Kongre Salonu’nun başkanlık kürsüsünü süsleyen mermerlerin Elazığ’dan gitmiş olduğunu, baskına katılanların her yeri kırıp-dökerken, mermerlere de zarar verebileceği endişesinin kastedildiğini anladık.

60 ÜLKEYE İHRAÇ EDİLİYOR

Sonra biraz araştırınca, Elazığ’ın Alacakaya ilçesinden çıkan ve 60 ülkeye ihraç edilen vişneçürüğü mermerinin, ABD’de hem Beyaz Saray hem de parlamentoda kullanıldığına ilişkin haberler yapıldığını gördük. Bu ton ve renkteki mermerin başka hiçbir yerde üretilmediğine ilişkin açıklamalar arşivleri süslüyor. Hatta, Türkiye’nin mermer rezervinin yüzde 7’sini elinde bulunduran Elazığ’ın dünyada vişneçürüğü mermeri ile tanındığı belirtiliyor.

Yazının Devamını Oku

Diplomatik kediler

Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı’nın, yeni kadrolu elemanları var.

 Ancak bunlar öyle diplomatik öncelikleri olan kişiler değil, kış aylarında başkanlığı kapısında mesken tutan kediler. Artık giriş çıkış onlardan soruluyor.



Başkanlığın bahçesinde art arda boy gösteren kediler, çalışanların ilgisini çekince, soğuk kış günlerinden korunmaları için el birliği yapıldı. Önce küçük yemek kapları konuldu, bu yetmedi barınmaları için küçük mekanlar oluşturuldu. İş iyice büyüdü, başkanlığın bahçesinde uygun bir köşede üç kedi evine yer açıldı, mini bir barınak yaratıldı. Çalışanlar adeta yarışa girdi, AB Başkanlığı’nın kedilerine bakmak için. Artık onlar, başkanlığın vazgeçilmezleri...

Yazının Devamını Oku

Limitli hediye şeffaf mal varlığı

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, bu yılın ilk icraatı olarak uzmanlarla birlikte hazırladığı siyasi etik çalışmasını partilere götürecek.

Bu yakın siyasi tarihin 18’inci denemesi olacak. AK Parti’den önce verilen teklifleri de sayarsak, bu konuda daha önce 17 kez adım atılmış, ama maalesef sonuçsuz kalmış. Tekliflerin çoğunun CHP’ye ait olduğunu da anımsatalım.

Konuya AK Parti’nin yaptığı çalışma üzerinden bakarsak, eksiklerine rağmen hiç olmamasından iyi gibi. Meclis Başkanı’na fazla yetki verdiği, işi önce partilerin kendi etik kurullarına havale ettiği için eleştirilen teklifin, Şentop tarafından yeniden yorumlandığını biliyoruz.



Yakın zamanda, kamuoyunun önüne gelmesi beklenen bu teklifte, asgariden olacak başlıklar belli. Örneğin, milletvekillerinin hediye kabul etme limitleri olacak. Daha önce bu 10 asgari ücret tutarı olarak belirlenmişti. Yani en fazla 28 bin liraya kadar olan hediyeler kabul edilecek.

En önemlisi, mal bildirimindeki gizlilik kaldırılacak. Yani siyasilerin mal varlığında yıldan yıla olan artışları vatandaş görebilecek. Milletvekillerine ilişkin iddialarda somut delil aranacak, herhalde mahkeme kararı somut delil kapsamına girecektir.

Yazının Devamını Oku

Meclis’in yeni yıl paketi... Hediye sepetindeki dört konu

Bütçe maratonundan yorgun düşen milletvekillerinin yeni yıl paketi hazır.

Hediye sepetindeki 4 konu için kollar sıvanacak. İktidar milletvekilleri ne kadar doğru adım attıklarını anlatacak, muhalefet partileri ise yanlış ve eksikleri eleştirecek. İşte yeni yıl sepetindeki konular:

* Hayvan hakları: 10 yıldır Meclis’in gündeminde olan, STK’ların katıldığı onlarca toplantı yapılan hayvan hakları düzenlemesi için bir deneme daha yapılacak. Bu konuda taslak metin sorunu yok. Hem Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı taslak, hem AK Parti grup yönetiminde yapılan çalışma ortada. Metinler hiç fena değil. Sorun siyasi iradede. Halen bu konuya “Köy hayvanlarında nasıl uygulanacak, köylülerin her davranışı suç kapsamına mı girecek? Bunun maliyeti nasıl karşılanacak?” cephesinden bakıp işi yokuşa sürenler var, belirtelim.



* Ekonomi ve hukuk reformu: Bu iki konunun ilgili bakanları da çok hevesli görünüyor. Hem Adalet Bakanı hem de Hazine ve Maliye Bakanı, milletvekilleriyle bir dizi toplantı yaptılar. Başlıklar belli. İfade özgürlüğü alanıyla ilgili davalarda uygulamadaki farklılıkların giderilmesi, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarına uyulması, tutukluluk süreleri, ticari arabuluculuk kapsamının genişletilmesi, uluslararası tahkim, sulh, uzlaşma gibi uyuşmazlık çözüm yollarının kullanımının arttırılması. Bakanların yaklaşımları makul ama ikna etmeleri gerekenler var.

*

Yazının Devamını Oku

Ecevit'in ruhunu yaşatan bakan

Konu dış politika olunca, partilerde en az birkaç eski diplomat bulununca, Dışişleri Bakanlığı’nın bütçe görüşmeleri, keyifli ve kaliteli tartışmalara sahne oluyor.

Muhalefetin eleştirilerini dinleyen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin dış politikasını dengesiz bulanlara yanıt verdi. Çavuşoğlu, özellikle Kıbrıs politikasından söz ederken, “Biz tüm bu adımları atarken, samimiyetle söylüyorum. Biz 1974 ruhuyla hareket ediyoruz. Biz rahmetli Ecevit’in ruhuyla hareket ediyoruz” dedi. Bu gönderme herkesin ilgisini çekti.



Çavuşoğlu, kendi siyasi geçmişine ve ittifak ortaklarına selam göndermeyi de ihmal etmedi, “Biz rahmetli Necmettin Erbakan’ın ruhuyla, biz rahmetli Alparslan Türkeş’in ruhuyla da hareket ediyoruz” diyerek dengeyi tutturmaya çalıştı.

Doğal olarak, AK Parti, CHP ve MHP sıralarından alkış aldı.

Çavuşoğlu’nun konuşmasındaki

Yazının Devamını Oku

Ecevitlerin pastanesine veda

Bazı pastane ve lokantaların siyasi hayatta bir karşılığı vardır.

Çok önemli gizli görüşmelere ev sahipliği yaptığı için tarih kitaplarına konu olurlar. Çankaya Serender Pastanesi’nin de böyle bir ünü var. Bu ünün kaynağı da Ecevitler. Rahşan Ecevit’in “Bülent çok seviyor” diye sürekli pasta aldığı Çankaya Serender Pastanesi, maalesef kapılarını kapattı.

Ekonomik güçlükler ve pandeminin birçok küçük işletmeye verdiği zarar, Ankara’nın tarihinde iz bırakan mekânlar için de geçerli.



Bundan 30 yıl önce biri Çankaya Simon Bolivar Caddesi’nde, diğeri Bahçelievler’de açılan Serender Pastanesi, kısa sürede siyasilerin de tercih ettiği, bilinen bir mekâna dönüştü. Ancak bu pastanenin ünlenmesine Ecevit çiftinin katkısı çok büyük. Siyasi hayatı boyunca Oran’daki sitenin 3. katında oturan Ecevit çifti, neredeyse 10 yıl boyunca pastaneden düzenli alışveriş yaptılar.

Yazının Devamını Oku

Siyaset bunu da konuşuyor... Deniz hıyarı deyip geçmeyin

Halk arasında deniz hıyarı olarak bilinen deniz patlıcanının, Ege kıyılarına katkıları ve avlanmasına izni verilmesinin doğuracağı sorunlar da siyasetin konusu. İster inanın ister inanmayın, bütçe kavgaları, korona telaşı arasında bunlara da kafa yoruluyor.

Deniz suyunu temizleyen deniz patlıcanlarının kontrolsüz avlanmaması konusu TBMM gündemine geldi.

Umut Erdem’in bilgisine göre, CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması için önerge verdi. Deniz patlıcanının, Ege’de deniz suyu için adeta bir filtre görevi gördüğü, her birinin yılda 150 tona yakın deniz suyunu süzdüğü anlatıldı. Suyun temizlenmesi ve bunun turizme katkısından söz eden Hamzaçebi, avlanmanın yasaklanmasını istedi.



Bakan Pakdemirli ise bakanlığına hem avlanması hem de yasaklanması yönünde gelen önerilerin bilimsel ve çevresel analizler ışığında değerlendirildiğini, aralıklarla avlanmasına izin verilmesinin doğru olduğuna karar verildiğini açıkladı.

Buna göre bakanlık, Aydın, İzmir ve Muğla hattındaki tüm denizlerde, deniz patlıcanı avcılığını, “

Yazının Devamını Oku

Tek kulak formülü

Bakanların bütçe performansları, bu yılki görüşmelerin en çok konuşulan konusu oldu.

Bazı bakanların kişilikleri, bütçe görüşmelerine de yansıdı. Son derece sakin geçen toplantıların yanı sıra, tartışmalı ve gergin oturumlarını da izledik. Sanayi Bakanlığı bütçe görüşmesi de onlardan biriydi. Bakanın çalıştığı alan itibariyle pek gerginlik çıkması beklenmezdi, ama kendisi Cumhurbaşkanlığı danışmanlığı döneminden beri polemiği sevdiğini bir kez daha gösterdi. Ülkenin sanayi alanında atması planlanan adımlar yerine, daha çok genel siyasetin tartışmalı alanlarını tercih etti bakan. Selahattin Sönmez’in karelerine yansıdığı gibi, Sanayi Bakanlığı’nın bütçesinden tek gülümseten an, bakanın tek kulağında asılı kalan maskesi oldu. Genellikle çene altına ve kola takıldığı için oturumu yöneten başkanvekillerinin uyarılarına neden olurken, Varank farklı bir yorum getirdi. Sanayi Bakanı, 8-10 saat süren bütçe görüşmelerinde, “tek kulak” yöntemiyle arada bir nefeslendi.


Fotoğraf: Selahattin SÖNMEZ

KARA PARA GURBETÇİYİ VURMASINKARA para ile mücadele için imzalanan ve son derece önemli olan uluslararası anlaşmanın, hesaba katılmayan bazı olumsuz etkilerinin olabileceği ortaya çıktı. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, bütçe görüşmeleri sırasında bu anlaşmanın, bankasında küçük hesapları olan gurbetçileri olumsuz etkileri olabileceğini dile getirdiğinde, salondakilerin de ilgisini çekti.

Çakırözer, yurtdışındaki 6 milyon Türk vatandaşının, Türkiye’deki birikimlerine ilişkin finansal bilgilerin bulundukları ülkeler ile otomatik paylaşımını öngören uluslararası anlaşmanın uygulanmasının ertelenmesini istedi.

Çakırözer, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfü Elvan’a “Bu anlaşma karaparayla mücadele için çıktı ama geldiğimiz noktada Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda gibi ülkelerde yaşayan milyonlarca kardeşimizi sıkıntıya sokacak. Vatandaşlarımız bu anlaşmanın ne getirdiğini, nasıl uygulanacağını, üzerine düşen sorumlulukları bilmiyor. Anlaşmayı yurttaşlarımızı bilgilendirene kadar ertelemeliyiz. Milyonlarca Avrupalı Türk’ün maddi kayıpları yaşamasını önlemeliyiz” diye seslendi.

Doğuracağı sorunlar, komisyon üyelerinin de kafasını karıştırdı.

Yazının Devamını Oku

Meclis'te 5 parti uzlaştı - Bakkal amca ittifakı

Meclis’te, aralarında HDP’nin de olduğu bir uzlaşma sağlanması pek kolay değildir.

Özellikle milli güvenlik konularında HDP ayrı, diğer partiler ayrı tutum sergiler. Uzun zamandan beri ilk kez, 5 parti bir konuda uzlaştı. Adına “Bakkal amca ittifakı” dense yeridir.

Komisyondaki bütçe görüşleri sırasında, tüm partilerin milletvekilleri zincir marketlere ilişkin kuralların iyi belirlenmesi, küçük esnafın rekabet edebileceği alanlar açılmasıyla ilgili ağız birliği yaptı. Kırtasiye, bakkal, manav gibi küçük işletmelerin ayakta kalabilmesi çözüm önerildi. Görüşleri, AK Partili, HDP’li CHP’li ayrımı olmaksızın, öylesine güçlü dile getirdiler ki; Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan mesajı aldığını söyledi.



Aysel Alp’ın aktardığına göre, vekillerin “Küçük esnaf nasıl kurtulur?” başlıklı önerileri şöyle:

- Emine Gülizar Emecan (CHP):

Yazının Devamını Oku

Meclis’in ev sahibi kediler

Meclis yerleşkesi içerisinde öyle salına salına gezinen hayvanları görmek pek yaygın bir şey değildi.

Bundan 8 yıl kadar önce, doğum sırasında TBMM’nin bahçesine sığınan ve yavrularıyla birlikte, bahçeyi mesken tutan kedi ailesiyle değişti her şey. Milletvekillerinin bahçedeki oturma gruplarının arasında gezen, yavrularını oradan oraya taşıyan kedi ailesi, bu resmi mekâna öyle bir canlılık getirdi ki tüm çalışanlar, aşcılar, kedi ailesi için seferber oldu. İsimler takıldı, bakımları yaptırıldı, veterinere götürüldü. O günden beri, Ankara’nın en güzel bahçelerinden biri olan kampus içerisinde kuşlar dışında, bir kaplumbağa, bir de kedi görmek olağan oldu.



Selahattin Sönmez’in karelerine yansıdığı gibi, bahçeye gelen ilk kedi ailesinden midirler bilinmez, TBMM’nin güzel kedileri, sonbahara veda eden bahçedeki rengârenk atmosferin altında güneşlenmeyi ihmal etmiyorlar. Sonbahar rengindeki tüyleriyle herkesin ilgisini çeken Meclis kedileri, artık bahçenin vazgeçilmezleri.

AŞININ DA VIP’Sİ OLACAK MI?SAĞLIK Bakanlığı, bu ayın sonunda uygulanmaya başlaması beklenen COVID-19 aşılarıyla ilgili olarak öncelik gruplarını belirledi. Tıpkı grip aşısı gibi liste yapılıyor. Ancak Ankara kulislerinde, ilk etapta 10 milyon adet getirtilen ve sadece 5 milyon kişiye yapılacak aşılar için VIP ayrıcalığı olduğu konuşulmaya başlandı.

Benzer bir iddia, HDP İstanbul Milletvekili

Yazının Devamını Oku

Hekimoğlu olmak da yetmez

Çoğu kimsenin son canlandırdığı dizi karakteri Hekimoğlu olarak tanıdığı Timuçin Esen koronaya yakalandı.

Haberleri görenler, Sağlık Bakanlığı’nın korona ile mücadele spotlarında da yer alan Esen için “Söylediklerine kendi uymamış anlaşılan” esprileri yapsa da işin aslı öyle değil.

Her gün bir dizi setinde, koronavirüse yakalanan oyuncu çıktığı ve çekimlere ara verildiği haberleri yapılırken, konu TBMM’nin gündemine de geldi ama top ortada kaldı.

CHP İstanbul milletvekili Sera Kadıgil, bütçe görüşmeleri sırasında dizi setlerindeki korona vakalarını anımsatarak, setlerin denetlenmesi konusunda hangi kurumların ne yaptığını sordu.

Kadıgil, “Bazı dizilerde, set çalışanının COVID-19’a yakalandığının saklandığı ortaya çıkıyor. Dini imanı para olmuş patronlar yüzünden bu resmen cinayete teşebbüstür. Orada çalışan herkesin hayatlarıyla oynuyorlar. Biz bunları anlatıyoruz ama iki yıllık tecrübem gösterdi ki; maalesef hiçbir şey değişmiyor” dedi.

Kadıgil, konuyu Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bütçesinde dile getirdi, doğal olarak. Çalışan hakları, iş yeri müfettişleri açısından, bu bakanlığı ilgilendiriyor. Konunun, sanatçı hakları açısından Kültür Bakanlığı boyutu var. Bir de İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı korona denetimleri var.

Yani konu, üç bakanlığı da ilgilendiriyor. Ancak henüz ses veren bir bakan çıkmadı.

Yazının Devamını Oku

Dışişleri’nde ‘abi’ jargonu

Bütçe görüşmelerinde sırasında Dışişleri mensupları arasında pek de bilinmeyen ilginç bir ilişki biçimini öğrendik.

Aslında ‘monşer’ diye nitelendirilen dışişleri mensupları arasında ‘abi’ statüsü de varmış. Hem de o ‘abiler’, yanlış yapan astlarının ağzına kırmızı biber sürermiş!

Bu ilginç diyalog, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Dışişleri Bakanlığı bütçe görüşmeleri sırasında yaşandı. Dışişleri’nde 40 yıl görev alan İYİ Parti Milletvekili Büyükelçi Ahmet Erozan, yaptığı konuşmaya şöyle başladı:

“Değerli kardeşlerim, niye kardeşim dediğimi söyleyeyim. Sizlerin bürokrat olarak tanımladığınız bu arkadaşlara hiç amirlik yapmadım, hep abilik yaptım... Ben Meclis’teki konuşmalarımın yüzde 95’ini dış politika konusunda yapıyorum. Acaba Sayın Bakan, bu konuşmaları size aktaran var mı? Mesela ağzınıza biber süreceğimi söylediğim konuşmamı size aktaran oldu mu? Hiç sanmıyorum...”

Erozan bununla da yetinmeyip, salondakilerin şaşkın bakışları arasında getirdiği kırmızı biberi de gösterdi.

ÇAVUŞOĞLU’NUN CEVABI

Tüm eleştirileri dinleyip not alan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Dışişleri’ndeki “abilik” unvanına saygı duyduğunu, kendisinden deneyimli bürokratlara abi diye hitap ettiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

“Sonuç itibarıyla Sayın Erozan, siz de bizim abimizsiniz, yaşça büyüksünüz size de abi derim. Kötü konuşursak, yanlış konuşursak ağzımıza biber de süreriz... Milletimizden kırmızı kart görmek yerine, kırmızı biberi tercih ederim.”

Bakan, durumu diplomatik bir yaklaşımla toparladı.

Yazının Devamını Oku

20 dakikada her şeyi anlattılar

Bazen sorunun büyüklüğünü anlatmak için ‘tek bir hareket’, ‘tek bir söz’ yeterli olur.

Her gün verilen demeçler, yapılan araştırmalar, çıkartılan yasalar, kadına şiddetin toplumdaki önlenemeyen yükselişini engelleyemedi.

Başkentte, Kadın Meclisleri üyeleri, ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’ nedeniyle o günden üç gün önce, Kuğulu Park’ta bir araya geldi. 20 dakika içerisinde, 20 yılda yaşananları özetleyip dağıldılar. Net ama gösterişsiz gösterileri her şeyi anlattı. “İstanbul Sözleşmesi’ni uygulatacağız”, “Cezasızlık son bulacak” ve “Şiddeti durduracağız” pankartları açan kadınlar, “Kadınlar durmayacak, durduracak”, “Yaşam hakkımızı alacağız”, “Asla yalnız yürümeyeceksin” sloganlarıyla dayanışmayı gösterdiler.




Selahattin Sönmez’in karelerine yansıdığı gibi grup adına yapılan ortak açıklamadan sonra katledilen ve tecavüze uğrayan kadınların ismi tek tek okundu. Türkiye’de kadın olmanın özeti için 20 dakika yetti.

ABİ İKTİDARSINIZ YA…ÜRETİCİNİN

Yazının Devamını Oku

Kongrelere COVID ayarı

Koronavirüs salgının beklendiği gibi kış aylarında geldiği nokta, yapılan tüm hesapları altüst etti.

Önlemler yeterli olmayınca, yenileri devreye sokuldu. AK Parti de her koşulda kongrelerini yapma ısrarından vazgeçmek zorunda kaldı. Bu noktaya gelinene kadar, sürecin sorunsuz işlemesi için ilginç önlemler alındı. Özellikle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın katıldığı il kongrelerinin öyle bir ön hazırlığı vardı ki ilin yöneticilerine ter döktürdü.

Gizem Karakış’ın aktardığına göre, öncelikle Erdoğan’ın temasta bulunacağı kişilerin hepsi testten geçirildi. İşin ilginci, Erdoğan’ın kongre için gittiği illerin milletvekillerinin neredeyse yarıya yakını hem Cumhurbaşkanı’nı karşılayamadı, hem de kongreye katılamadı.

TBMM’de ve seçim bölgelerinde çok kişiyle temasta bulunan vekillerin pozitif test sonuçları onları devre dışı bıraktı. Hatta bazı illerde, ev sahipliği yapacak il yönetimi üyeleri de aynı kaderi paylaştığı için tüm bu faaliyetlerden uzak durmak zorunda kaldı.

Gidilen bazı illerde üst düzey yöneticileri korona olunca, kongre organizasyonunda birlikte çalışan vekiller de temaslı kategorisine alındı. Bu riskli ortamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kimin eşlik edeceği, kongre öncesi ve sonrası kimlerle temasta olacağı da ayrı bir sıkıntıyı oluşturdu. Özellikle Erdoğan’ın yemeklerine sınırlama ve mesafe getirildi. Sofralara pandemi ayarı yapıldı. İllerde en fazla dört kişilik sofralar kuruldu. İl yönetimlerinin kalabalık yemek organizasyonlarına izin verilmedi. Böylesine zor koşullarda kongre yapma konusunda ısrar etmekten nihayet vazgeçildi. Önce kongrelerin yapılması ama Cumhurbaşkanı’nın telekonferansla katılmasına karar verildi. Ardından da tüm AK Parti kongreleri yeni bir emre kadar ertelendi. Pandemi güvenliğinden sorumlu olanlar, rahat bir nefes aldı. Tabii büyükşehirlerde yapılacak operasyonlar pandemi sonrasına kaldı.

SIRAYA BAHÇELİ OPERASYONU

Yazının Devamını Oku

Meclis’i virüs vurdu

Pandemide son bir ay içerisinde yaşanan patlama, doğrudan siyaseti ve siyasetçileri ilgilendiriyor.

Milletvekillerinin, “Testim pozitif çıktı” açıklaması yapmadığı gün yok gibi. Bu kervana, son olarak kürsüden herkesi uyaran TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç de katıldı.

Geçen hafta bu köşeden, kurallara uymayan vekilleri, “Arkadaşlar maskenizi çıkarmadan bağırın, bir parçaçık yedi metre yol alıyor, kendinizi düşünmüyorsanız, bizi düşünün” diye uyardığını duyurduğumuz Bilgiç de virüs kaptı. Anlaşılan virüs, yedi metre yol alarak onu da buldu.

Tedavisi evde süren Bilgiç’in kızı da maalesef babası yüzünden hastalandı. İkisinin de durumu iyiye gidiyor. Bilgiç, uyarılarında ne kadar haklı olduğunu kanıtladı ama her ara verildiğinde başkanlık divanının arkasındaki odaya, herkesin toplanıp, koyu sohbete dalmasını önleyemedi.

Çünkü, partilerin grup başkanvekilleri başta olmak üzere, özellikle AK Partili vekiller, o küçük odada sohbet edip, çay-kahve molası veriyor. Başkan ve başkanvekillerinin dinlenme odasında, bazen 10 kişi olabiliyor.

Aynı günlerde, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki bütçe görüşmelerine HDP Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı’nın COVID-19 testinin pozitif çıkması üzerine ara verildi. Gaydalı, test sonucunun pozitif olduğunu bütçe görüşmelerinde, gelen mesajla öğrendi. Salon boşaltıldı, dezenfekte edildi. Gaydalı evine gitti, yanında oturan milletvekilleri de tedbir amaçlı test yaptırdı.

Meclis’te virüs vakaları öyle arttı ki; şimdi siyasiler, yüz yüze görüşmelerini ve programlarını askıya almaya hazırlanıyor. Artık online dönemi geçen nisan ayı gibi yeniden yoğunlaşacak. Yeni önlemler almaya hazırlanan TBMM yönetimi, zorunlu bütçe mesaisinin ardından, Meclis’i bir süre tatil etmeyi planlıyor. Tabii, bir de kürsü arkasındaki dinlenme odasına ziyaretçi yasağı gelecek.

Yazının Devamını Oku

Alman diplomatların bağlama tutkusu

Almanya’nın Türkiye Büyükelçiliği bağlamaya hiç yabancı değil.

Sadece büyükelçiler değil, Ankara’da yaşayan eşlerinin de bağlamaya büyük hayranlık duyup ders aldığını hatta mini konserler verdiğini biliyoruz.

Almanya’nın yeni Ankara büyükelçisi Jürgen Schulz da bu geleneğe uydu. Yeni büyükelçi, bağlama dersi almaya başladı. Boş zamanlarında gitar çalmayı seven Schulz’un bağlama dersleri aldığı, Büyükelçiliğin resmi sitesinden duyuruldu. Schulz’un kısa sürede son derece başarılı olduğu görüldü.



Schulz’dan önce de Almanya’nın Ankara büyükelçisi Martin Erdmann’ın eşi Marion Erdmann saza büyük ilgi duymuş ve çalmayı öğrenmişti. Alman çiftin Âşık Veysel hayranı olduğu ve büyükelçilikte ünlü ozan için gece düzenledikleri de biliniyor.

Yazının Devamını Oku

Z kuşağı dediğin... 5 milyon gencin hesabı farklı

Seçimlere çeyrek kala yapılan araştırmalardansa, toplum tercihlerini belirli aralıklarla ölçen çalışmalar değişen tercihleri görmek açısından her zaman daha değerlidir.

Özellikle, gençlerin öncelikleri ve beklentilerini görmek, ona göre strateji geliştirmek akıllı siyasetin işi.

Yerel seçimlerde sonuçları belirleyen gençler, bundan sonraki sürecin de vazgeçilmezi olacak. 5 milyonu ilk kez oy kullanacak olan genç seçmenin toplamı 13 milyonu buluyor. Yani bu kitle, seçmenlerin neredeyse yüzde 20’si. Z kuşağı olarak adlandırılan bu gençlerin önceliklerini belirleyen yeni araştırmalardan söz etmek istiyoruz. Bir kaç araştırma şirketinin art arda yaptığı çalışmaların B yüzüne baktığımızda şöyle bir tablo çıkıyor ortaya:

- Gençler, isteklerini “özgürce yaşamak, demokrasi, adalet” olarak tanımlıyorlar. Genç seçmen, ekonomik kalkınmanın bunlar olmadan sağlanamayacağına inanıyor.

- Gençlerin, farklı düşünmeye sahip kişilerle birlikte yaşama sorunu bulunmuyor. Tek ölçü olarak kendine müdahale edilmemesini gösteriyor.

- Korkuları, eğitim hayatlarından sonra iş bulamamak. Talepleri ise “Kendi emekleri, fikirleri ve çalışkanlıkları ile bir yere gelmek.

- Gençler, objektif ve açık kriterler arıyorlar ve kuralların sık sık değişmesine itiraz ediyorlar. “Baş eğmek, boyun eğmek” gibi kavramlara yabancılar.

- Siyasi partilerde gördükleri en büyük sorun, tepeden aşağı örgütlenen yapılar. Gençler, bu yapılarda kendilerine özgürce hareket etme olanağı verilmediğini düşünüyor.

- Siyasilerin dili ve üslubu gençlere hitap etmiyor. Yeni ve farklı şeyler söylenmesini, proje odaklı konuşulmasını önemsiyorlar.

Yazının Devamını Oku

Başkandan damlacık ölçümü

TBMM’nin yeni yasama dönemi, her gün birden fazla milletvekilinin koronavirüse yakalandığı haberleriyle devam ediyor.

Artık milletvekillerinin büyük bölümü hastalığa yakalandığını ilan da etmiyor. Kulislere göre koronavirüse yakalanan milletvekili sayısı 50’yi geçti.

Bu nedenle TBMM Genel Kurulu’nda milletvekilleriyle oturumu yöneten başkanvekili arasında sürekli uyarı savaşı yaşanıyor. Bu konuda en titiz başkanvekili ise Süreyya Sadi Bilgiç. AK Partili başkanvekili işi o kadar ileri götürdü ki konuşma sırasında ağızdan sıçrayan parçacığın ne kadar yol kat ettiğini bile anlattı milletvekillerine. Bazı milletvekilleri tavırlarıyla Bilgiç’i çileden çıkardı. Bilgiç’ten de üst üste uyarılar geldi:

* Süreyya Sadi Bilgiç: Sayın milletvekilleri, kürsüde konuşma yapacak arkadaşların lütfen kürsüye gelene kadar mutlak surette maske takmalarını, sadece konuşma yaparken çıkarmalarını hassaten rica ediyorum...

* Süreyya Sadi Bilgiç: Değerli arkadaşlar, maskelerinizi çıkarmayın. Biliyorsunuz, pek çok milletvekili arkadaşımız maalesef COVID-19’a yakalanmış vaziyette. Kendinizden vazgeçmiş olabilirsiniz ama arkadaşlarınızdan ve bizlerden vazgeçmeyin...

* Süreyya Sadi Bilgiç: Bakın değerli arkadaşlar, konuşan damlacıkları 7 kat daha uzağa atıyor, 7 metre daha uzağa atıyor. Sıhhatimiz için maskeyi takması gerekir, lütfen.

* Süreyya Sadi Bilgiç: Arkadaşlar, Ali Şeker Bey’in uyarılarını dikkate almanızda fayda var, kendisi doktor. Maskenizi çıkarmayın lütfen. Siz kürsüde konuşurken, stenograf arkadaşlar büyük tehdit altında, bilhassa en solda oturanlar.

* Süreyya Sadi Bilgiç: Sayın Zülfü Demirbağ, ben size “Maskenizi indirmeden bağırın” diye rica etmekten yoruldum, siz maskeyi indirmekten yorulmadınız.

Yazının Devamını Oku

Cumhur ittifakında sucuk pastırma çatlağı

Türkiye’de, “en iyi ürünü biz üretiriz” iddiası nedeniyle komşusuyla çekişmeli olmayan il yok gibidir.

Bu da en çok “sucuk, pastırma, baklava” konusunda yaşanır. Her yıl, birkaç ilin ileri gelenlerinin de dahil olduğu tatlı çekişme, bu kez Cumhur İttifakı’nın siyasileri arasında yaşandı.

Sosyal medya üzerinden alevlenen tartışma, Afyonkarahisar Sandıklı’nın AK Partili Belediye Başkanı Mustafa Çöl’ün paylaşımıyla başladı. Çöl’ün, “Kayseri, Afyon sucuğunun anca getir götürünü yapar” deyince, Kayserilileri ayağa kaldırdı.   

MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy’un, verdiği yanıt, ittifak ortaklarını karşı karşıya getiren siyasi krize dönüştü. Ersoy, Çöl’e, “Bu nasıl bir üsluptur? Bir, belediye başkanı bu şekilde mi kadim şehrimiz Kayserimizi aşağılamaya çalışır? Biz de Afyonkarahisar şehrimizle ilgili mi yazacağız? Ayıp, yazık sana” dedi.

MHP Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Taytak ise “Ben Kayseri Tomarza’da 4 yıl öğretmenlik yaptım, memleketim Afyonkarahisar’ın sucuğu da ülkemizin en kadim şehirlerinden Kayseri’nin sucuğu da çok güzeldir. Afyon da bizimdir, Kayseri de bizimdir. Güzellikleri paylaşarak çoğaltalım. Bize bu yakışır” paylaşımıyla orta yol bulmaya çalıştı.

Çöl, tartışma büyüyünce geri adım atarak, “Afyon paylaşımını gençler beğenmemiş, gençlerimiz emanetçilerimiz için her şeyi yaparız. Kaldırdım gitti :)” paylaşımı yaptı. Ersoy da “Üslup bu olmalı zaten Sayın Başkan” diye karşılık verdi. İkilinin twitter üzerinden başlayan tartışması böylece tatlıya bağlandı.

Herkes biliyor ki; aktörünün “domates veya biber salçası” olduğu yeni bir tartışma her an başlayabilir. Çünkü, illerin önde gelenlerinin, yerel ürünlerinin tanıtımını yapmak ve rekabeti kızıştırmak için bunu yöntem olarak kullandıklarını düşünenler de az değil.

BEYAZ ROZET TAKİBİKORONAVİRÜSLE

Yazının Devamını Oku