GeriNuray Babacan Bilimkurgu filmi gibi - Yeni bir küresel afete hazır mıyız?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bilimkurgu filmi gibi - Yeni bir küresel afete hazır mıyız?

Bilimkurgu filmlerinde izlediğimiz, virüsün tüm dünyayı etkisi altına almasına ilişkin senaryolar gerçek olunca, bu ve benzeri yaygın afetlerin yönetimi için “altyapı” çalışmaları başlatıldı.

Üniversiteler ve ilgili kurumlar, pandemi için “dijital yönetim ittifakı” oluşturdu. Bu küresel bir salgında, devletin tüm kurumlarının alacağı pozisyonları gösteren önemli bir çalışma olacak.

Hacer Boyacıoğlu’nun aktardığına göre, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (TOBB ETÜ) bünyesindeki çalışma, pandemi ve benzeri yaygın afet süreçlerinin idaresinde, dijital yönetim modellerini araştıracak ve hayata geçirilmesini sağlayacak. Tabii bu çalışmanın birden fazla tarafı ve destekçisi bulunuyor. Yaygın Afetler Dijital Yönetim İttifakı’na TOBB Üniversitesi’nin yanı sıra, Ante Group, ASELSAN, Bahçeşehir Üniversitesi, ODTÜ, SAS, Softtech, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) ile Hollanda’nın Wageningen Üniversitesi’nin temsilcileri de katılıyor.

Projeyi yöneten Prof. Dr. Mehmet Akşit, koronavirüs de olduğu gibi yaygın afetlerin gelecekte de oluşacağını, bunlara hazırlanmanın en etkili adımının ülke çapında afetleri yönetebilecek dijital bir kurumsal sistemin kurulması olduğunu söyledi. Prof. Dr. Mehmet Akşit, “Biz standartlar ve ekosistem çatısı sayesinde etkin ve verimli bir şekilde herkesin katkılarını vereceklerini düşünüyoruz. Ayrı ayrı çalışılsaydı israf ve verimsizlik olurdu” dedi.

Olası bir küresel afette kullanılacak dijital alt yapıların, doğru çalışması, arızaya dayanıklı, güvenli, emniyetli olması gerektiği belirtiliyor. Bu nedenle, yaygın afetlerle mücadelede kullanılacak sistemler, stratejik düzeyde kritik önem taşıyor. Yapılacak planlama, devlet yönetiminin hemen her yönünü, toplumsal süreçleri ve kişisel hayatlarımızı etkileyecek.

Şimdi bilimkurgu filminden bir kare gibi görünen bu çalışmalara katkı sağlayan bilim insanlarına teşekkür etmek gerekiyor.

HAYDARPAŞA MUAMMASI
SEKİZ YILDIR BEKLENİYOR

İstanbul
’un tarihi sembollerinden olan Galata Kulesi’ndeki restorasyon ayıbı, günlerden beri kamuoyunu meşgul ederken, bir başka sembolle ilgili gelişmeler de merak konusu. Haydarpaşa Garı’nın yeniden açılması ve restorasyon çalışmalarının tamamlanmasına ilişkin verilen hiçbir tarih de tutmadı. Sekiz yılı aşan çalışmalarda gelinen nokta, sık sık TBMM’de gündem maddesi oldu.

Bilimkurgu filmi gibi - Yeni bir küresel afete hazır mıyız

2018 ve 2020’nin başı için verilen açılış tarihleri geride kalırken, çalışmaların yavaşlatıldığı iddiaları gündeme getirildi. İstanbul Arkeoloji Müze Müdürlüğü’nün verilerine göre, 2018 Mayıs ayında başlatılan çalışmalarda 400 işçi, 17 arkeolog ve 3 müze uzmanı görev aldı. Oysa bugün sayı bunun dörtte biri kadar. Yeni dönem çalışmalarında, 3 müze uzmanı, 15 arkeolog, 2 restoratör, 1 fotoğrafçı ve yaklaşık 100 işçi görevlendirildi.

Haydarpaşa Tren Garı’nda, konvansiyonel demiryolu hattı seferleri, hat yenileme gerekçesiyle 1 Şubat 2012 tarihinde durduruldu. Binali Yıldırım, Ulaştırma Bakanı olduğu dönemde, 3 Mart 2016 tarihinde Haydarpaşa’nın restorasyon çalışmasından sonra tren garı olarak kullanılmaya devam edeceğini ifade etti. Sonraki Ulaştırma Bakanı Ahmet Aslan da Haydarpaşa Garı’nın 2018’de açılacağını söylemişti.

Verilen sözlerin üzerinden çok zaman geçti. Haydarpaşa Garı, kısıtlı bir kadroyla yeniden hayata döndürülmeye çalışılıyor.

Aynı zamanda TBMM Çevre Komisyonu üyesi olan HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, Haydarpaşa Garı’nın restorasyonuyla ilgili çalışmaları, TBMM gündemine getirmekten vazgeçmiyor. Ersoy, son olarak hem ulaştırma hem de turizm bakanına soru yöneltti.

“Haydarpaşa Tren Garı binasında ve 5 Plan No’lu binada devam eden restorasyon çalışmasının nerede ise durma noktasına geldiği gözlemlenmektedir. Restorasyon çalışmasında gelinen nokta nedir? Kaç kişi ile bu çalışmalar yürütülmektedir? Restorasyonun tahmini bitiş tarihi nedir? Yaklaşık sekiz yıldır ana demiryolu seferlerine kapalı olan Haydarpaşa Tren Garı’nın restorasyonu ve gar sahasında süren arkeolojik kazılar ne zaman tamamlanacaktır? Haydarpaşa Garı açılınca, hangi trenler Haydarpaşa Gar varış/kalkışlı olarak çalıştırılacaktır?”

Sorular çok net. Şimdi ilgili bakanların, hem gecikmenin nedenlerini açıklaması hem de açılışıyla ilgili tarih vermesi bekleniyor.

X

Sahte fatura sürprizi

Kamuoyunda naylon fatura olarak bilinen, sahte fatura düzenleyenlere verilecek yeni cezalar, uzun süredir siyasetin gündeminde.

Cezaların yeniden düzenlenmesi planlanırken, bir sürpriz yapıldı. Yeni çalışmaya etkin pişmanlık maddesi yeniden monte edildi. Birçok kişiyi ilgilendiren, zaman zaman “Sahtecilik yapanları affediyorsunuz” eleştirilerine neden olan bu düzenlemenin ayrıntılarını geçtiğimiz haftalarda Hürriyet’te okudunuz. Konuyu bu satırlara taşımamızın nedeni, taslağa son dakikada eklenen bir madde.

Madde, kimilerine göre kısmi, kimilerine göre direkt af düzenlemesi. Şöyle ki; “sahte fatura suçu işleyenlerden soruşturma aşamasında, ana parayı ve cezasının yarısını ödeyenlerin” hürriyeti bağlayıcı cezasından yüzde 50 indirim yapılacak. Daha önce geri adım atılan bu madde yeniden gündemde.

Teklif, zincirleme suç tanımı getirerek, aynı başlıkta birden fazla ceza alınmasını da ortadan kaldırıyor. Ayrıca, bu suçlara verilen alt limit ceza 3 yıldan 5 yıla, üst limit ceza ise 5 yıldan 8 yıla çıkarılıyor. Düzenleme son şeklini aldıktan sonra önümüzdeki hafta TBMM’ye gelecek. Özellikle enerji ve inşaat sektöründe milyonlarca lira vergi kaçakçılığına yol açan sahte fatura konusu gündem olacak. Kimilerine göre adaleti sağlayacak, kimilerine göre ayrıcalık yaratacak. Emin olduğumuz tek konu, çok tartışılacak.

DÜNYA BUNU KONUŞUYORASGARİ ücretin ne kadar arttırılacağı tartışıladursun, dünyada sadece 4 gün çalışıp, herkese ‘temel gelir’ belirlenmesiyle ilgili adımlar atılıyor. Niye derseniz? 2030 yılında yapay zekâ ve robotik üretim nedeniyle dünya nüfusunun yüzde 10’u işsiz kalacak. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki bütçe görüşmelerinde ilk kez ‘yeni çağın üretim anlayışı, temel gelirde devletlerin sorumluluğu ve yeni çalışma sistemi’ gibi farklı konular konuşuldu.

Hacer Boyacıoğlu’nun aktardığına göre, konu CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba tarafından gündeme getirildi. Dünyada teknolojik gelişmelere bağlı olarak 4 gün çalışmanın gündeme geldiği, Finlandiya, Kanada ve İsviçre gibi ülkelerin tüm vatandaşların çalışma zorunluluğu olmayan sisteme geçmeye hazırlandığı aktarıldı. Hesaplara göre 2030’lu yıllarda dünya nüfusunun yüzde 10’u, 2040’larda yüzde 20’si işsiz kalacak. Bu nedenle sistem, dört saat ve dört gün çalışmaya evrilecek.

Evrensel Temel Gelir’ işte bu noktada devreye giriyor. Tüm vatandaşların yaşam standartlarını ve refah seviyesini korumak için ‘temel gelir’ belirlenecek ve herkes buna sahip olacak. Ağbaba’nın “Bir an önce tartışmalıyız” dediği konu, HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan tarafından da destek gördü.

Yazının Devamını Oku

Vekilin aşı isyanı

Son dönemde aşılama yavaşlarken AK Parti İstanbul Milletvekili İffet Polat, yaşadığı bir acıyı, ‘aşı karşıtlarına isyan’ sözleriyle paylaştı: “Eşimin teyzesi COVID-19’dan vefat etti. Aşı karşıtlarının etkisinde kalarak aşı olmamıştı. Şimdi içimden bu güzel insanı kandıranların yüzüne tükürüp ‘katilsiniz’ demek geliyor...”

Türkiye'de günlerdir aşıya olan ilginin azalması tartışılıyor. Sağlık Bakanlığı’nın yeni bir anlayışla, bu kanıtsama ve ilgisizliği ortadan kaldıracak yeni bir kampanya dili geliştirmesi gerektiğini söyleyenler çok. Eski tip yasakları kimse beklemiyor ama aşı ve PCR zorunluluğunun masada olduğunu biliyoruz.

Bütün bunlar yaşanırken, TBMM’den bir isyan sesi yükseldi. AK Parti İstanbul Milletvekili İffet Polat ilginç bir mesajla sosyal medyadan yaşadığı acıyı paylaştı. Aşı karşıtlığının özellikle muhafazakâr mahallede yaygın olduğu biliniyor. İşte Polat’ın isyanı:

“Eşimin teyzesi COVID-19’dan vefat etti. Çok muhterem, imanlı, hayırsever bir hanımefendiydi. Aşı karşıtlarının etkisinde kalarak aşı olmamıştı. Şimdi içimden bu güzel insanı kandıranların yüzüne tükürüp ‘katilsiniz’ demek geliyor...”

Polat, kendisini bu mesajı atmaya götüren nedenleri ve yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Bu mesajı paylaştıktan sonra aşı karşıtlarının saldırısına uğradım ama çok da destek gördüm. Her şey ortada. Aşının yüzde 80-90 koruyuculuğu var. Ya da hastalığı hafif geçirmenizi sağlıyor. Komplo teorileri, vehim ve absürt iddialarla insanların kafasını karıştırıyorlar. Aşının orta ve uzun vadede riskleri olabileceğini herkes söylüyor. Ama ölüm riskini ortadan kaldırdığı da ortada. Bunu göze alıyoruz. Dindarlık, ecel gibi konulara getirip dayandırıyorlar. Burada din anlayışında bir sakatlık var. Teyzemizin aşı olmadığını bilseydim, uğraşırdım. Bu insanların etkisiyle aşı olmamış. Çocukları da ikna edememiş. Ben doktor değilim, ama teyzemizin ölümüne neden olanlar benim gözümde katil hükmündedir.”

Buna ilişkin yüzlerce örnek yaşanıyor, Anadolu’nun birçok yerinde. Günlük aşı 150 bine düştü. Aşısı tamamlananlar yüzde 60’a zor ulaştı. Göçmenlerle birlikte yaklaşık 15 milyondan fazla kitlenin hiç aşısı yok. Ve kışa giriyoruz. Cehaletle savaş, koronavirüsle savaştan daha zor görünüyor.

Yazının Devamını Oku

Hangarda anlatılanlar

Siyasetçilerin yerinde inceleme yapması, sorunları ve öncelikleri anlamaları açısından en doğru tercihlerden biridir. Fabrikada, hangarda, tarlada yapılacak inceleme bazen sayfalarca bilgiden daha çok iş görür.

TBMM Milli Savunma Komisyonu üyeleri geçen haftalarda, TUSAŞ (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ) Motor Sanayi’ni ziyaret etti. Genel Müdür Mahmut Akşit’in anlattıkları vekillere ilginç geldi. Öncelikle söyleyelim, ABD ile yaşanan kriz nedeniyle, Eskişehir’i ilgilendiren iki sorun yaşanıyor. Birincisi, “F-35’lerin motor bakımı için burada yapılan hangarlar şimdilik boş bekliyor”, ikincisi, “Suudi Arabistan’ın F-16 motorlarının bakımı ilişkiler nedeniyle askıya alınmış.

Vekillerin ilgisini çeken başka bir konu İHA teknolojisi. İHA ve SİHA’ların motorlarının testi konusunda Türkiye’nin geldiği noktayı yakalayan ülke olmadığı öne sürülüyor. Verilen bilgiler de çarpıcı: “Özel bir basınç sistemi yapıldı. Dünyada tek ve şu anda en ileri teknoloji bu. Diğer ülkelerde bu tür testler, motorun hava basıncı kısılarak yapılıyor. Bizimki, motorun üstündeki tüm parçaları da test ediyor. Diğer sistemde, test edilip ‘2 bin fitte çalışır’ denilen bir İHA’nın o yüksekliğe çıkıldığında çalışmadığı görüldü. Oysa bizim sistemde, motorun üstündeki parçaların da buna nasıl tepki vereceği görülüyor. Güney Kore’nin ABD’den aldığı İHA’larda benzer sorun yaşanmış. Güvence verilen yükseklikte uçamamış. Şimdi, Güney Kore aldıkları İHA’ları bizim sistemimizde test etmemizi istiyor.”

Konu ilginç, uçak konusu tartışmalı olsa da İHA teknolojisi başarı hikâyesi.

MASANIN BAŞINA GEÇTİ

AK PARTİ’nin yeni grup başkanı olan İsmet Yılmaz, gelir gelmez farklı bir uygulamaya imza attı. Partide, grup başkanlığı uygulamasına geçilmesine rağmen, haftada bir yapılan grup yönetim kurulu toplantılarına, o haftanın nöbetçisi olan grup başkanvekili başkanlık etti. Yılmaz, kendisine aktarılan bu bilgiye rağmen, yan tarafa değil, masanın başına geçerek, bundan sonraki toplantıları kendisinin yöneteceğinin mesajını verdi.

İlk toplantı, daha çok bir sonraki haftanın çalışmalarının aktarılması ve bütçe takviminin nasıl işleyeceğinin anlatılmasıyla geçti. Genel Kurul’da bütçe görüşmelerinin tamamlanmasının ardından çalışmalara bir hafta ara verileceği, bu süreçte icra iflas düzenlemesinin tamamlanıp, enerji paketinin yasalaştırılacağı anlatıldı. Yılmaz, grubun çalışma sistemini inceleyip, anlatılanları dinlemekle yetindi.

Grup yönetim kurulu üyeleri sırayla, her hafta kendi yöresinin yemeğini ikram ettiği için, bu kez sıra Kahramanmaraş yemeğindeydi.

Koltuk değişiminin ardından, tek gelenek bu kaldı.

Yazının Devamını Oku

ABD’yle görüşmeler- 'İkna ekibi' önerisi

ABD ile Türkiye arasındaki ilişkiye yönelik sorunlar, iktidar partisi içinde alternatif önerilerin tartışılmasına neden oldu.

F-35 veya ikinci seçenek olarak gündeme gelen F-16 programının işler hale getirilmesi konusunda TBMM’nin devreye girmesini önerenler var.

Savunma heyetlerinin ABD’de temasları sürerken, bazı AK Parti kurmayları, özellikle Amerikan Kongresi ve Senatosu’nda oluşan direnci kırmak için parlamenter heyetler üzerinden temas kurulması önerisinde bulundular. Bu önerinin üst düzeyde de dile getirildiğini biliyoruz. Dirençli senatörleri ikna etmek ve Türkiye’nin yaptığı 1.4 milyar dolarlık ödemenin karşılığının verilmesinin ‘müttefiklik ve dostluk temeli’ üzerinden yürütülmesi gerektiği dile getirenler var.

Bu nedenle TBMM Başkanlığı, Türkiye-ABD Dostluk Grubu, TBMM Dışişleri Komisyonu ve büyükelçilerin de içinde bulunduğu ‘ilişkileri onarma ekibi’ oluşturulması öneriliyor. İki liderin yaptığı son görüşmede “karşı çıkan senatörler” konusunun gündeme geldiği ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da “Çoğunluğunuz var, isterseniz ikna ederseniz” dediği aktarılıyor.

Bu konuda henüz bir hareketlilik olmadığını biliyoruz. Şimdilik TBMM’deki muhataplarına bir görevlendirme yapılmadı. Sanırım bundan sonuç alınıp-alınmayacağı değerlendiriliyor.

AÇLIK VE SAVAŞ GÖÇÜDÜNYADAKİ göçmen hareketliliği, ilk kez İkinci Dünya Savaşı’ndaki rakamları aştı. Halen savaş, baskı, açlık nedeniyle dünyada 258 milyon kişi mülteci durumunda bulunuyor. Ve daha vahimi bunların 125 milyonunu kadınlar, 36 milyonunu çocuklar oluşturuyor.


Yazının Devamını Oku

TBMM'de öneri: ‘Ehliyetli evlilik’

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusundaki en çarpıcı öneri, “Evlilik ehliyeti aransın” oldu.

Evlilik öncesinde kişilerden hepatit testi isteniyor, ama psikolojik geçmişlerine bakılmıyor. Evlilik belgesi, sürücü belgesinden daha az mı önemli?

Çalışmalarının sonuna yaklaşan TBMM Kadına Şiddeti Araştırma Komisyonu, artık önerileri topluyor. Komisyon üyelerinin, evlilik öncesi taraflardan ‘psikolojik rapor, sabıka kaydı, şiddet eğilimi olup olmadığına dair belge’ istenmesi önerisi oldukça destek gördü.

Komisyon üyeleri bu önerileri, sürücü belgesiyle örneklendirdiler. Araç kullanırken, insanlara zarar vermemesi için istenen belgeler, evlilik için gerekenlerden daha gerçekçi. “Nasıl sürücü belgesi alırken psikoloji raporu alıyoruz, psikologdan evlilik öncesi rapor alınması sağlanmalı” diyenler var.

Tabii öneriler bununla kalmadı. Toplantılarda, “Kadına şiddetle mücadele bakanlığı kurulsun”, “Kadına şiddetle mücadele için ihtisas mahkemeleri kurulsun”, “Sığınma evlerinde kalma süresi uzatılsın ve yerel yönetimlere bunun için özel bütçe verilsin”, “Hayat kadınları için rehabilitasyon programı başlatılsın” gibi birçok öneri sıralandı. Sorunlara bir kez daha parmak basıldı ama zihniyet değişimi sağlayacak temel eğitim olmadan sonuç almak zor gibi.

Evlilik öncesi ehliyet konusu, komisyon toplantısında destek görürken, komisyon raporuna da alınması benimsendi. Konuşmacılara destek veren Başkan Öznur Çalık da şu görüşleri dile getirdi: “İspanya’da kadına yönelik şiddetle mücadelede hem ceza hem hukuk yargılaması yapan ihtisas mahkemeleri var. Cezayı veren mahkeme, nafaka, velayet gibi hususlara da karar verebiliyor. Bu durum daha hızlı karar alınmasını ve uygulanmasını sağlıyor. Bölgesel çalışmalarla ilgili de biz hem yerel bazlı hem de bölge bazlı çalışmaları yapıyoruz ama bunu da arttırmamız gerekiyor. Evlenmeye aday olan çiftlerin mutlaka ön eğitimden, bilgilendirmeden geçirilmesi ve bu eğitim sonrası aldıkları ehliyetle evliliklerine başlamaları gerekir.”

‘MUTLU YAŞLILAR’ PROJESİ

Her canlının er ya da genç tadacağı yaşlılık, önemli bir konu. Dünyada 2050’de beklenen yaşlı oranı, şu anki nüfusun yaklaşık iki katı olacak. Türkiye’deki yaşlı nüfus oranları daha iyi olsa da AB ile yaşlı bakımı sırasında kültürel ihtiyaçlarına öncelik vermesi konusunda ilginç bir çalışma başlatıldı. Amaç, istismar ve ihmal edilmeyen mutlu yaşlılar yaratmak.

Türkiye ve AB, Güven Eğitim ve Sağlık Vakfı ve Hollanda’dan

Yazının Devamını Oku

Yılmaz Hoca’ya doğum günü sürprizi

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’e doğum gününde sürpriz yapıldı. O gün TBMM’den ziyaretçileri oldu. Genellikle Ankara’dan gelen heyetler belediyeyi ziyaret etmediği için alışılmadıktı.

TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı İsmet Yılmaz ve komisyon üyeleri, Eskişehir milletvekillerinin ev sahipliğinde kentteki temaslarına, belediye başkanını ziyaret ederek başladılar. İsmet Yılmaz, “Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü yaptığınız dönemde şimdiki ismiyle Sivil Havacılık ve Uzay Fakültesi’ni kurarak Türkiye’de sivil havacılığa büyük katkı sağladınız. TEİ’deki çalışmalar beklediğimizden iyiydi. Bütün bunlara ev sahipliği yapan başkanımız olarak sizi tebrik ediyorum” diyerek, Büyükerşen’i onore etti.

Yılmaz Büyükerşen

EŞİYLE AYNI GÜN

8 Kasım’daki ziyaret sırasında İsmet Yılmaz, başkanın doğum günü olduğunu öğrendiğinde, “Hocam bilseydik pastamızla gelirdik” diyerek mahcubiyetini dile getirdi. Daha ilginci Büyükerşen’in eşi Seyhan Büyükerşen’in de aynı gün doğmasıydı. Odada bulunanlar, iktisatçı hocanın tutumluluğuna atıf yaparak, “Tek doğum günüyle kurtuluyor her yıl” diye espri yaptılar.

TBMM Komisyonu’nun, savunma sanayi tesislerine düzenlediği Eskişehir gezisi, yöresel çi börek ve met helvası ziyafetiyle son buldu. Ancak akıllarda, CHP’li belediye başkanına yapılan nazik ziyaret kaldı.

KİMLER VARDI? 

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükerşen’e ziyarete katılanlar arasında TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı AK Partili İsmet Yılmaz, AK Partili komisyon üyeleri İsmail Kaya, Feyzi Berdibek ve Yavuz Ergün’ün yanı sıra CHP’den Uğur Bayraktutan da bulundu. Eskişehir milletvekillerinden CHP’li Utku Çakırözer ile CHP'li milletvekili Jale Nur Süllü ev sahipliği yaptı.

Yazının Devamını Oku

Anayasa’ya ince işçilik

Siyasi gündem baş döndürücü hızla değişiyor. Birkaç ay önce neredeyse her gün konuşulan yeni Anayasa çalışmaları unutuldu sanki. Sorduk, “İnce işçilik yapılıyor” yanıtı aldık.

Cumhurbaşkanlığı’nda bilim komisyonunun hazırladığı taslak metin, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkanlık ettiği siyasi komisyonda masaya yatırılmıştı. Öğrendik ki, siyasi komisyon hazırlanan taslak metnin neredeyse her maddesine yeni öneriler getirdi. Hatta Cumhurbaşkanı birden fazla önerinin ortaya atıldığı bazı maddeler için oylama yaptırdı. Metin, çoğunluğun önerisi doğrultusunda kaleme alınıyor.

Bu toplantılara ilişkin bir anekdot da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ilişkin. Ne bu sistem ne de bu sistem için gerekli 50 artı 1 oy zorunluluğu tartışıldı. Neredeyse taslak metinde tek dokunulmayan bölüm burası oldu. Sistemin adının “Başkanlık Sistemi” olarak değiştirildiğini saymazsanız.

Şimdi, bu seri toplantılarda önerilerle değiştirilen bölümler üzerinde ince işçilik yapılıyor. Kırmızı kalemle işaretlenmiş birçok madde yeniden kaleme alınıyor. Sessizlik ondan kaynaklanıyor. Yeni Anayasa’ya, yeni maddeler monte ediliyor.

MAVİ BÜYÜME STRATEJİSİ

İklim krizi açısından büyük önem taşıyan Glasgow Zirvesi henüz unutulmadan, konuyu sıcak tutmakta fayda var. Çevre kirliliğinin önlenmesine sanayi kuruluşları ve fabrikalardan başlanması gerektiğini herkes biliyor. Özellikle kıyıları işgal eden bu tür yerler için çözüm aranması gerekecek. Ama bu kez kıyıdan değil, denizin dibinden söz edeceğiz. “Denizi dibini çalışmak” deyiminin ne anlama geldiğini biraz araştırınca “Mavi Deniz Stratejisi” çıktı karşımıza. Hem de oldukça ilginç bir çalışma olarak. TBMM İklim Değişikliği Komisyonu’na gelen bilim insanlarının sözlerine dikkat çekmekte fayda var: “Kıyı planlamasının yanı sıra, denizin dibini de değerlendirmemiz gerekiyor. Bunu yapan birçok ülke var. Farklı ülkelerde Mavi Büyüme Stratejileri gerçekleştiriliyor ve orada biyoçeşitlilik yaratılıyor. Denizin dibindeki bazı kaynaklar yeniden değerlendiriliyor. Özellikle biyoteknoloji alanında kullanılacak deniz ürünleri ekiliyor ve üzerinde çalışma yapılıyor. Türkiye’de de çalışmaların başlatılması gerekir.”

Denizden yararlanmak için önce onu korumak gerekiyor. Mavi Büyüme Stratejisi’nin anlamı biyolojik çeşitlilik. Önce yaşat, sonra yararlan. 

OMBUDSMAN KİME DERT YANSIN

Vatandaşların kamu kurumlarıyla olan sorunlarını çözmek için arabuluculuk yapan ombudsmanlar dertli. TBMM’de geçen günlerde,

Yazının Devamını Oku

Fay hattına emsal vermek mi?

Her deprem olduğunda gösterilen büyük hassasiyetin sahte olduğunu anlamak için uzağa gitmeye gerek yok.

'24 kentin içinden geçen büyük fay hatlarına bina yapılmayacak, park veya bahçe yapılacak’ sözlerinin üzerinden birkaç ay geçmeden, başta İzmir olmak üzere büyük kentlerde fay hatlarının üzerine, bırakın aynı binayı yapmayı, emsal artışı ile neredeyse gökdelenler dikilmeye çalışılıyor.

Aysel Alp, bu konuda yaptığı çok sayıda haberle, soruna dikkat çekmeye çalıştı. Bunun sorumluluğu, Çevre Bakanlığı’na, tüm belediyelere ve birlikte el kaldıran belediye meclis üyelerine ait.



Sorun çok net. En yeni örneği ise İzmir Bayraklı’da yaşanıyor. Jeoloji Mühendisleri Odası da şehirde 7 ve üzerinde deprem üretme potansiyeli bulunan 17 adet aktif fay varken, Bayraklı gibi batak bir zemini olan bölgeye emsal artışı verilmesine sert tepki gösterdi.

Yeni bir karar olması nedeniyle konu Bayraklı üzerinden tartışılıyor ama birçok ilde aynı sorun yaşanıyor. Siz ne kadar sağlam binalar yaptığınızı iddia etseniz de fay hattının ortasında bulunan ve kentsel dönüşüm sürecinde 5 katlıyken, 15 katlıya çıkarılmış binayı koruyamazsınız. Her ilde benzer lobilerin faaliyet yürüttüğünü bilmeyen yok.

Yazının Devamını Oku

Vekillerin korona kovalamacası

Siyasilerin pandemi sürecinde, sokak ve seçmen ilişkilerinden kaynaklanan hastalık hikâyeleri bitmiyor. Parti grupları COVID-19’a yakalan vekillerin çetelesini tutmaya devam ediyor. İktidar partisi 112 vekille rekor kırdı. Neyse ki sadece üç kişinin tedavisi sürüyor, diğerleri iyileşti.

Siyasilerin ders niteliğindeki pandemi hikâyeleri var. Örneğin, AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’ın yaşadıkları, “tam siper korunmaya devam” konusunda iyi bir örnek. Kendi anlatımıyla durum şu:

Ben geçen sene korona olmuştum, bir yıl sonra yeniden korona oldum. Hastalık beni sevdi galiba. 2 Sinovac, 2 BioNTech aşısı olmama rağmen yakalandım. Ama suç bende, çünkü maskeyi çıkardım, mesafeye önem vermedim. Neyse ki ikincisi çok kolay geçti.

Bir diğer farklı örnek ise AK Parti Milletvekili Abdullah Güler. Daha önce kendisinin TURKOVAC deneği olmak için aşı yaptırmadığını aktarmıştık. Güler, tüm süreçleri tamamladı ve sağlık görevlilerin kontrolünde tüm aşamaları başarıyla geçti. Sonuç ise oldukça başarılı. Yapılan antikor testlerinde referans değerinin yaklaşık 4 katı antikor oluştuğu ortaya çıktı.

Anlaşılan vekillerin, bir süre daha küçük çalışma ofislerine 15 kişilik seçmen heyetlerini kabul etmemeleri gerekecek. Zira, komisyon ve genel kurul toplantılarında yeterince kalabalıklara maruz kalınıyor. Tek teselli, TBMM’nin aşı oranının oldukça yüksek olması.

INTERPOL’E SİTEMİMİZ VAR

Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı INTERPOL’ün Genel Kurulu önümüzdeki ay İstanbul’da yapılacak. Özel statüyle gelecek özel ajanslar için uluslararası anlaşma hazırlayıp, TBMM Genel Kurulu’nda yasalaştırdık.

Bu satırlarda daha önce bu toplantının ayrıntılarına yer vermiştik. Bu kez, 20-25 Kasım tarihleri arasında yapılacak ve 194 ülkeden temsilcilerin katılacağı toplantının Türkiye açısından öneminden söz edeceğiz.

Açıkça INTERPOL yönetimine sitem edeceğiz. Neden mi?

Yazının Devamını Oku

Bakan Özer’in önündeki üç başlık

Son günlerde dikkatinizi çekmiştir. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, kendi eğitim stratejisini anlatmak için seferber oldu.

Özer, ‘yoğurdu nasıl yiyeceğini, sorunları nasıl çözeceğini’ anlatmaya çalışıyor. Bütün bunlardan önce milletvekillerinin karşısına çıkan Bakan, Ankara dışında eğitim sorunlarının gerçekte nasıl göründüğüne ilişkin çarpıcı değerlendirmeleri dinledi. Vekiller, “Mesleki eğitime yeterince öncelik verilmemesi, eğitim kalitesinin düşüklüğü ve kalabalık sınıflar” konusunda yakındı.



Bakan Özer, geçtiğimiz haftalarda üst üste yapılan parti toplantılarındaki mesajı almış olmalı ki; kendi önceliklerini anlatırken çerçeveyi buradan çizdi. Öğrendiğimize göre, Özer bu toplantılarda, hem eğitimin kalitesi, hem fırsat eşitliği, hem de mesleki eğitimin yetersizliği konusunda vekillere hak verdi. Tek hak vermediği konunun, kalabalık sınıflar olduğunu söyleyebiliriz. İstanbul ve Şanlıurfa dışında sınıf ortalamalarının 25 kişi olduğunda ısrarcı oldu. Bakan’ın şu sözleri, vekillerin ilgisini çekti: “Öncelik fırsat eşitliğinde olacak. Milli Eğitim Şuramızın ana konusunu bu oluşturacak. Bundan sonra eğitimde cek-cak olmayacak, söylüyorsak yapacağız. Eğitimi üçe ayırıyoruz; temel eğitim, mesleki eğitim ve öğretmen eğitimi. Biliyoruz ara eleman yetiştirmekte yetersizliğimiz var. Bundan sonra sanayiciye ‘İstediğinizi söyleyin onu yetiştirelim’ diyeceğiz.”

Yazının Devamını Oku

Kasetlerin B yüzü gibi

Kamuoyu yoklamalarının, toplumun reflekslerini ortaya koyan sonuçları, her zaman daha çok ilgimi çekmiştir.

Ancak, toplumun günlük olağan gelişmelere ilişkin reflekslerini ortaya koyan bu sonuçlar, eski deyişle müzik kasetlerinin B yüzü gibi gözden kaçırılır.

Eylül anketlerine baktığımızda ilginç sonuçlar gördük. Örneğin kadın voleybol takımının başarılarıyla toplumun yüzde 97’sinin gurur duyduğuna ilişkin veriler, ortaya çıkan çatlak seslerin karşılığı olmadığını gösteriyor. Araştırma sonuçlarına göre, “Her üç kişinin ikisi, sellerin sebebini yanlış yapılaşmaya bağlıyor. Üçte bir oranında ise orman yangınlarının söndürülmesinde ihmal olduğunu düşünüyor.

Koronavirüs ile olan sınavımıza gelince. Normalleşmeye yönelik atılan adımlara rağmen, toplumun üçte biri evde kalmaya ve evden çalışmaya devam ediyor. Toplumun dörtte biri tamamen normale dönmüş. Verilere göre, her iki kişiden birisinin ailesinde koronavirüsten hastalanan var. Tek doz bile olsa, ‘aşılandım’ diyenler yüzde 81’i aşıyor. Toplumun yüzde 17’si aşı karşıtı görünüyor. Karşıtların yüzde 12’si aşıları güvenilmez buluyor. Ülkenin temel sorunlarında ekonomi yine ilk sırada çıkıyor. Adalet ikinci, pandemi üçüncü, mülteci sorunu ise dördüncü sırada yer alıyor.

Aslında bu veriler, taşıdıkları mesajlar bakımından daha değerli.

YEŞİL MUTABAKAT TELAŞIİklim krizi, Paris İklim Anlaşmaları ve Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı’na uyum için henüz yasal çalışmalar başlamadan, büyük firmaları telaş aldı. Çünkü, büyük markalarla çalışan ihracatçı firmalara, tedarikçisi olduğu yabancı şirketlerin ‘yeşil’ talepleri yağmaya başladı.

TBMM komisyonlarında kendilerini nasıl bir yarının beklediğini anlatan TOBB temsilcileri, büyük markaların şimdiden “kirlilik, sera gazı arttırma etkisi, arıtma tesisi, yeşil mutabakata uyum” konularında Türk firmalarından isteklerde bulunduğunu, konunun resmi bir hal aldığını anlattı.

TOBB Sektörel ve Girişimcilik Daire Başkanı

Yazının Devamını Oku

Fiyasko hesaplaşması

NATO’da son günlerde Afganistan fiyaskosunun hesaplaşması yaşanıyor. 20 yıllık bir misyonun ardından Afganistan’ı Taliban güçlerine bırakarak çekilmenin hesabı, sadece NATO içinde değil, üye ülkelerde de soruluyor.

NATO yönetiminin Afganistan itirafları, geçen günlerde Hürriyet’te haber oldu. Öğrendiğimize göre yapılan hatalar, başta ABD olmak üzere Almanya ve İngiltere’nin de içişlerini karıştırdı. Lizbon’daki NATO-PA toplantısına katılan ABD Temsilciler Meclisi üyesi Rick Larsen, ABD güçlerinin Afganistan’da olduğu 20 yılı değil, öncesine de giderek 25 yıllık bir değerlendirme yapılabilmesi için ABD Kongresi’nde geniş yetkili bir araştırma komisyonu kurma kararı aldıklarını söyledi. Almanya ve İngiltere’nin de aralarında olduğu birçok NATO ülkesinin parlamentolarında bu konuda görüşmeler yapılıyor.

KOMİSYON ÖNERİSİ

NATO-PA Savunma ve Güvenlik Komisyon Başkan Yardımcısı CHP Milletvekili Utku Çakırözer de “Bence Türkiye’nin de bu iç tartışmayı yapması ve geleceğe dönük sonuçlar çıkarması gerek. TBMM’de tüm partilerin katılımıyla Afganistan konulu bir araştırma komisyonu kurulmasında büyük yarar var. NATO’nun misyonunun neden başarısız olduğu konusunda Türkiye’nin kendi araştırmasına büyük ihtiyaç var. Meclis bu konuda inisiyatif almalıdır” dedi.

Afganistan başarısızlığı, NATO için dönüm noktası olacak gibi.

PARANOİD ERKEKLER

Paranoid kişilik bozukluğu olanların temel özelliği, yeterli sebep olmamasına rağmen amansız bir güvensizlik ve şüphe duymak. Bu durum çocuklukta ve ergenlikte başlıyor. Erkeklerde, kadınlardan daha fazla görülüyor.

Kadına yönelik şiddet konusu gündeme geldiğinde, onlarca neden sıralanıp, bazen de bunlar “hafifletici” olarak değerlendirilirken, önemli bir noktanın atlandığı unutuluyor. Paranoid erkekler. Onların hiçbir sebebe ihtiyacı yok.

Umut Erdem,

Yazının Devamını Oku

İyi yasa teşekkür alır

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bir ilk yaşandı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın hazırladığı Vergi Reform Paketi, bütüncül yapısı ve içeriği açısından muhalefet tarafından desteklendi ve takdir edildi. Durumu gören Komisyon Başkanı Cevdet Yılmaz, “En çok teşekkürü alan teklif oldu” diyerek saptamada bulundu.

Hacer Boyacıoğlu’nun aktardığına göre, her şeyin içine konulduğu bu nedenle de adına ‘torba’ denilen düzenlemeler, hem muhalefet hem de iktidar milletvekilleri tarafından sevilmez. Çok karmaşık olmaları, bütüncül olmayan içeriği ve aralara sokulan sıkıntılı maddeler nedeniyle tepki çeker. Bu kez öyle olmadı. Teklif, bütünlük arz etmesi, sunumda geniş bir analiz yapılması açısından takdir edildi.

Mehmet Bekaroğlu (CHP): Hepimizin destekleyeceği hatta ‘Niye daha evvel yapılmamıştı?’ diyeceği bir kanun teklifiyle gelindi, tebrik ediyorum.

Akif Hamzaçebi (CHP): Gelir İdaresine bu etki analizi raporu ve maddelerin gerekçeleri için çok teşekkür ediyorum, çok güzel olmuş.

Erhan Usta (İYİ Parti): Teklifin hepsinin vergiyle ilgili olması son derece takdire şayan. Derli toplu bir kanun teklifi olmuş.

Necdet İpekyüz (HDP): Teklif sahibi Uğur Aydemir’e teşekkür ediyorum. Uzun zamandır ilk kez böyle oluyor.

Teklif, düzgün yasama ve uzlaşma kültürüne iyi bir örnek oldu.

BİR NEŞTER DE YERELE

Verimsiz

Yazının Devamını Oku

Küresel değil kürsüsel ısınma

TBMM’de yeni yasama yılı çalışmaları, seçilen konu açısından son derece doğru bir yerden başladı. Paris İklim Anlaşması’nın onaylanması, tüm partilerin tek vücut halinde hareket ettiği nadir düzenlemelerden biri oldu.

Ancak genel siyasetin gergin psikolojisi, bu görüşmeleri etkisi altına aldı. Hep birlikte daha yaşanır dünya için kürsüye çıkan iktidar ve muhalefet sözcüleri, birbirlerine hakarete varan sözler söylemekten kendilerini alıkoymadı. Meclis’teki tansiyonu düşürsün diye ‘toprak hattı’ yapan Meclis yönetimi de ilk denemeden memnun kalmadı. Milletvekilleri arasındaki sözlü atışmaların yükselmesi üzerine oturumu yöneten AK Partili Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, ilginç sözlerle müdahale etti: “Sayın milletvekilleri, biliyorsunuz yani bugün konuştuğumuz şey Paris İklim Anlaşması çerçevesinde küresel ısınma ve onun dünyaya verdiği zararlar. Yani bu Meclisteki ısınma da, inanın Başkanlık Divanına zarar veriyor...

Yüksek tansiyon, oturumu yönetenleri terletti...

PİRAMİTLERE RAKİP OLMAK

TAŞ Tepeler, Mısır Piramitleri’ne rakip olabilir mi? Şanlıurfa’da 100 kilometrelik bir alana yayılan ve merkezinde Göbeklitepe’nin olduğu alanın, artık genel bir adı var, Taş Tepeler. Neolitik Çağ’a ışık tutacak 12 arkeolojik alanı kapsayan Taş Tepeler, yurt dışına bu isimle tanıtılacak.

Taş Tepeler lansmanını izleyen Umut Erdem’in aktardığına göre, kitaplara, film ve dizilere konu olan bu bölgenin, mistik açıdan insanı içine çektiği anlatılıyor. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, bölgenin gizemine ilişkin olarak, “Gelenler, ‘Bu şehirde anlamadığımız bir derinlik var. Geldiğimiz zaman gitmek istemiyoruz, sanki bir şey bizi buraya çağırıyor’ diyor. İddia ediyorum; Taş Tepeler, Mısır Piramitleri ile yarışacak hale gelecek” sözleriyle vurgu yapıyor.  

Başkanın, antik kentler arasında rekabeti farklı boyuta taşıyan sözleri gerçek olur mu bilinmez. Ancak ortaya çıkan tarihin çok büyüleyici olduğunu ve herkesi etkisi altına aldığı doğru. Asıl görev, Dünya’nın bilinen tarihini değiştirecek bu mekanı, piramitler gibi profesyonel bir bakışla tanıtmak olmalı.

Yazının Devamını Oku

Meclis’in sanatla imtihanı

TBMM yeni yasama yılına, yeni siyasi tartışma başlıkları ve pandemi hazırlıklarıyla girdi. Olası siyasi gündem ve tartışmaları çok yazıp çizeceğiz. Ancak bu kez başımızı, sanatsal faaliyetlere çevirdik.

TBMM’nin geçen yıl 19 sergiye ev sahipliği yaptığı ve 700 bin TL harcadığını biliyoruz. Bunlar arasında en ilgi çekenleri, ‘Füreya Koral Sergisi’ ile ‘Sıtkı Nida Olçar Sergisi’ oldu. Dünyaca ünlü seramik sanatçısı Koral’ın ihmal edilen eserlerinin depolardan gün yüzüne çıkartıldığını anımsarsınız.

Öğrendiğimize göre, yeni dönem için çok sayıda sergi talebi var. COVID-19 salgını sebebiyle dikkatli değerlendirme yapılıyor. TBMM’nin şeref salonunu süsleyecek sanatsal faaliyetlerin, koronavirüs kadar, sanatsal içeriği açısından da incelenmeye ihtiyacı var.

Eski dönemlerde bu salonlarda, el-işi derslerinde yapılan il maketlerinin sergilendiğini de anımsıyoruz. Oysa, Meclis salonları seramikten resme, fotoğraftan el sanatlarına kadar bir çok değerli sanatçıya kapısını açılabilir. Çoğu kimse hatırlamaz, Meclis’te her hafta Devlet Tiyatro ve Balesi’nin biletlerinin satıldığı stantlar kurulur ve önünde uzun kuyruklar olurdu. Zamanla “talep yok” diye iptal edildi.

Oysa, sanatın bütünleştirici duygusu, gergin anlara iyi gelmez mi?

YURTDIŞINDAKİLER DİKKAT

Avrupa ülkelerinde yaşayan 7 milyon Türk vatandaşını yakından ilgilendiren bir uygulama başlıyor, aman dikkat. Bu kişilerin Türkiye’deki finansal bilgileri, artık AB ülkeleriyle paylaşılacak.

Daha önce, bilgi paylaşımının ertelenmesi için hem AK Parti hem de CHP milletvekillerinin çaba sarf ettiğini dile getirmiştik. Ancak maalesef beklenen erteleme olmadı. Hazine ve Maliye Bakanlığı, anlaşmalar gereğince, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye’deki finans bilgilerinin paylaşılmaya başladığını, 2020 ve 2021 bilgilerinin de o yılların eylül aylarında verileceğini duyurdu.

Ertelemenin, yaşadıkları ülkelerde eksik bilgilendirmenin tamamlanması, ‘

Yazının Devamını Oku

Pandemi endemiye dönüşecek mi?

Şimdi işin uzmanı olan bilim insanları, ABD’de bulunan ilacın ne kadar işe yarayacağının yanı sıra, koronavirüs ile ilgili yeni bir tartışma açtılar.

Ankara’da, “Bu kışın sonunda pandemi, endemiye dönüşür mü? Yani grip vakaları gibi hayatımızda hep var olan, ancak riskli gruplar dışında ölüme neden olmayan bir hastalığa dönüşebilir mi?” sorusu tartışılıyor. Buna “Evet” diyenlerin sayısı az değil.

Salgın nedeniyle uyguladığımız önlemler, grip (influenza) gibi hastalıklardan korunmamızı sağladı. Bir nevi ‘temiz toplum’ yaratıldı. Şimdi toplumsal hareketliliğin yeniden başlaması nedeniyle grip vakalarında artış bekleniyor. Nedeni, hem korumanın gevşemesi hem de bir önceki yıl gribe yakalanmayanların, bağışıklık geliştiremediği için şimdi daha açık hedef haline gelmeleri. Uzmanların uyarıları da son günlerde arttı.

Tartışma burada yoğunlaşıyor. Grip ile koronavirüs belirtilerinin aynı olması nedeniyle bu ikisi karıştırılacak. Ya grip sanarak COVID-19 ciddiye alınmayacak ya da her grip vakası koronavirüsün yeni varyantı sanılarak telaş yapılacak. Uzmanlar, bu nedenle PCR testinin ve sağlık kuruluşlarına başvurmanın önemine vurgu yapıyor.

Ancak beklentiler, pandeminin endemiye dönüşmesi yönünde. Diğer bulaşıcı hastalıklar gibi seyreden, hızlı bulaşmayan, risk grupları dışında ölüme neden olmayan bir hastalığı dönüşme beklentisi artmış görünüyor. Anlaşılan bu kış, bunu konuşacağız.

Yazının Devamını Oku

Bedava peynir kapanda olur

Hükümetin, sosyal medya alanında yeni düzenleme yapmak için başlattığı çalışma oldukça kafa karıştıran zor bir süreçte ilerliyor.

Dezenformasyon ve manipülasyonun önlenmesi için sıralanan her öneri, başka sorun yaratıyor. AK Parti kurmayları, bunun zor bir denklem olduğunu kabul ediyor.

AK Parti’de yapılan değerlendirmeler bu açıdan ilginç. Öncelikle, yeni düzenleme yapılırken, fikir ve düşünce özgürlüğü ve haber alma hakkının engellenmemesini savunanlar var. Buna karşın, kontrol mekanizmasını hapis cezasına kadar götürmek isteyenler de bulunuyor.

Öğrendiğimize göre; toplantılarda, sosyal medya alanı ‘uluslarüstü yeni bir imparatorluk’ olarak tanımlanıyor. Toplantılarda, “Kontrol etmek ve kural koymak zor. Kendi egemenlik alanlarının özgürce kullanılmasını savunanlar, başka bir konuda manipüle edebiliyor. Bedava peynir ancak fare kapanında olur. Bu mecralara ücretsiz dahil olmanızı sağlıyorlar. Sonra sizin üzerinizden, hem para kazanıyorlar hem kontrol sağlıyorlar. Kişisel veriler dahil bir çok bilgiye ulaşılabiliyor” değerlendirmesi yapıldı.

Henüz taslak aşamasında olan çalışmadan ne çıkacağı merak konusu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti başta olmak üzere birçok meslek örgütü, yapılan düzenlemenin “haber alma özgürlüğünü” ortadan kaldıracağını iddia etti. 2007’de ilk kez çıkan İnternet Yasası birçok kez revize edilerek, ciddi kısıtlamalar getirildi. Bu haliyle bile yeterince kontrol yapıldığı savunuluyor.

Bu düzenleme, İstanbul Sözleşmesi ve güvenlik soruşturması gibi, önemli bir sınav olacak.

YANIK SESLİ MÜEZZİN MOLASI!Şanlıurfa’da Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Göbeklitepe’yi de içine alan Taş Tepeler isimli büyük lansmanı tüm heyecanıyla sürerken, sesi yanık bir müezzinin okuduğu ezan toplantıda ilginç anlar yaşanmasına neden oldu. Mitinglerde ezanda konuşmayı kesmek âdettendir, ama toplantılarda buna pek rastlamaz. Ancak, cami törenin düzenlendiği yere o kadar yakındı ki neredeyse aynı mekânda okunduğunu sandılar.

Umut Erdem

Yazının Devamını Oku

Karavancıları sevindiren yasa teklifi: İşte buna indirim denir

Yüzde 220 olan bir verginin, yüzde 15’e indirildiğini söylesek, herhalde herkese çarpıcı gelir. Pandeminin gözdesi karavanlar için artık dehşet verici bu vergi talep edilmeyecek.

Bu yüksek oran nedeniyle geçen yıl sadece 5 yeni karavanın trafiğe çıktığını biliyor musunuz?

Bu konu bir süreden beri siyasetin gündemindeydi. CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, geçtiğimiz nisan ayında yasa teklifi ile ön almıştı, hükümet de ‘aklın yolu birdir’ dedi, oranları düşürdü. Teklif yakında TBMM’de olacak.

ABD, Avustralya ve Avrupa ülkelerinde oldukça yaygın olan karavan turizmi, pandemi nedeniyle son iki yılda ilgi patlaması yaşadı. Bizdeki tüm doğal güzelliklere rağmen, sadece deniz turizmiyle yetinilmesine, bu süreçte kafa yoruldu. Bin kişilik tatil köylerine gitmeyenler, karavanlarıyla izole tatile çıkmak istediklerinde, yeterince karavan parkı ve alt yapı olanakları olmadığını gördüler.
Vergiyi düşürmenin tek başına yetmediği biliniyor.

Başta Karadeniz olmak üzere, göller bölgesi, tarihi mekanlar, orman güzelliklerinin olduğu yerlerde alt yapı oluşturmak gerekiyor. Ciddi bir karavan turizmi haritası çıkarmak, karavan alanlarında alt yapı kurmak, hatta spor alanları, yürüyüş rotaları belirlemek gerekiyor. Böyle bir harita, karavan turizmine çok daha yakın olan yabancıları da cezbedecek.

Hem böylece doğal güzellikleri korumak zorunda da kalırız, kim bilir!

EN İYİ ONLAR GÖRÜR

Yazının Devamını Oku

Peki ölüm oranı neden yüksek?

Pandemili bir kışa daha girmeye hazırlanırken, koronavirüsün bizi terk edeceğine ilişkin umutlar azaldı.

Şimdi Ankara’da, bunca mücadele kararına karşın, ölüm oranlarının neden yüksek olduğuna kafa yoruluyor. Yeni analizler, temaslı takibi ve ön izlemenin eskisi gibi işlemediği yönünde.

Sorun, her gün 30 bine yakın vaka, 250 ölüm haberlerinin normalleşmesi. Başkentte aşılama oranları, PCR zorunluluğu, kapalı mekânlar için konulan yeni kurallara rağmen ölüm oranlarının beklenenden fazla olduğu konuşuluyor. Birkaç neden üzerinde duruluyor. Birincisi, takip ve filyasyon süreçlerinin eskisi gibi işlememesi. Sağlık Bakanlığı, deltaya göre takip sistemini yenilediğini açıklasa da temaslı takibi, uyarı mekanizması, izolasyon gibi konulara yeterince dikkat edilmediği öne sürülüyor.

Dolayısıyla hastalar sağlık kuruluşlarına başvurduğunda ağırlaşmış oluyorlar ve yoğun bakım süreci başlıyor. Diğer bir neden ise tek doz aşılıların aşırı güven duygusu. Bu kişiler, çok rahat davranıyor. Zira, yoğun bakım başvuruları arasında ilk sıralarda aşısızlardan sonra tek doz aşılılar geliyor. Özellikle tek doz aşılı 65 yaş üstüyle sorun yaşanıyor. Aynı oranda vakası olan ülkelerle kıyaslandığında ölüm oranlarının fazla olduğu bir gerçek. İşte rakamlarla kendi gerçeğimiz:

- Aşı hakkı olup aşısını yaptırmayanların oranı yüzde 20.

- Pozitif test oranında artış maalesef yüzde 8’i aştı.

- İlkbaharda 10 bin vakada 74 olan ölüm oranı, sonbaharda on binde 82’ye ulaştı.

- Son bir ayda vaka sayısı yüzde 17 arttı.

Yazının Devamını Oku

Muhtarlar isyanda

Mahallenin muhtarı olmayı önemseyenler isyanda!

Muhtarlık seçimlerinin genel seçimlerden ayrı yapılmasına ilişkin önerilerin tartışılması üzerine birçok muhtarın Ankara’da kulis yaptığını öğrendik. Muhtarlar, “Aman bizi genel seçimlerden ayırmayın, sadece muhtarlık seçimi için kimse sandığa gitmez, üç oyla seçilen muhtarlar olmak istemiyoruz” diye dert yandıklarını biliyoruz.

Cumhur İttifakı’nın seçim barajının yüzde 7’ye indirilmesini de kapsayan çalışmasının başlıklardan biri muhtarlık seçimlerinin genel seçimlerden ayrılmasıydı. Paket tırpan yemeden önce, YSK ve muhtarlık seçimlerine ilişkin bazı düzenlemeleri de kapsıyordu. Toplantılarda buna itiraz edenler, Türkiye’nin sürekli seçim atmosferinde tutulacağını, bu iki seçimi ayırmanın Anayasa’ya aykırı olacağını dile getirdi. Ama asıl itiraz muhtarlardan geldi.

Şimdilik bu projenin rafa kalktığını belirtelim. Ama başka bir konuda kafa yoruluyor. Muhtar seçildikten sonra yasadaki gerekli şartları taşımadıkları ortaya çıkan “sahtekârlarla” ilgili çalışma yapılıyor. Hürriyet’te daha önce okuduğunuz bu çalışmaya göre, muhtarlara mazbata verilmeden önce seçilme yeterliliği taşıyıp taşımadıklarını ispat etmeleri istenecek.

Yeterliliği taşımayanlara mazbata verilmeyecek. Mazbata verilmediği andan itibaren, en çok oyu alan ve şartları taşıyan ikinci muhtar adayı görevlendirilecek. Böylece, görev iptal edilince ara seçim yapma zorunluluğu da ortadan kalkacak. Bu çalışma ilkinden daha anlamlı. Zira her seçimden sonra en az 3 bin muhtar hakkında YSK’ya sahtekarlık başvurusu yapıldığını biliyoruz.

BU DA MKE DOLANDIRICILIĞI!Sahte iş ilanlarıyla vatandaşları mağdur eden, kimlik bilgilerine ulaşan ve para talep edenlerin ortaya çıktığını duyduğumuzda ‘pes’ dedik. Üstelik bunun için sahte bir site kurup resmi gibi gösterdikleri saptanınca, ortalık iyice karıştı.

Bu olay, yeniden yapılanan ve yasayla yeni statüye kavuşan Makine Kimya Enstitüsü Kurumu’nda yaşandı. MKE, yarı özerk bir kuruluşa dönüştürülmesiyle ilgili yasal düzenlemeyi yaptığında, kuruma yeni elamanlar alınacağına dair beklentiler de arttı. Statü değişimi tamamlanırken, mağdur edilenler de oldu tabii. Yıllarını kuruma veren birçok kişi yeni görev tanımında karşılıkları olmadığı için ya emekli edildi ya da farklı kurumlara yatay geçiş yapmaları için havuza alındı.

MKE’nin yeni statüsü gereği yeni elemanlara ihtiyacı olacağı için iktidar vekillerinden yardım isteyenlerin sayısı da arttı. Henüz eleman alınmadığını bilen Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, “Vekilim, eleman alınmaya başlanmış. Bizim için devreye girin” diye çok sayıda başvuruyla karşı karşıya kalınca, olağanüstü bir durum olduğunu anladı. Başvuranlar, eleman alımını MKE’nin resmi sitesinde gördüklerini anlatınca, konu MKE yönetimine iletildi.

Sahte bir site aracılıyla eleman alımı duyurusu yapıldığı, kişilerin kimlik bilgilerinin talep edildiği ortaya çıktı. Kurum yönetimi harekete geçti, sitenin kapatılması için başvuru yaptı. Ancak, çok sayıda işsiz genç, iş umudu ve torpil talebiyle

Yazının Devamını Oku