GeriNuray Babacan 60 bine dayanan vakalara ramazanda kapanma freni
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

60 bine dayanan vakalara ramazanda kapanma freni

Korona vakalarının 60 bine dayanmasının ardından yeni önlemlerin gelip gelmeyeceği gündemin bir numaralı konusu oldu. Kulislerde ramazan ayı boyunca kapanma seçeneği tartışılıyor. Hükümetin de bu seçeneğe sıcak baktığı söyleniyor...

Bu hafta netleştirilmesi beklenen ramazan önlemlerinin çerçevesi, başkent Ankara’da en çok konuşulan konuların başında geliyor. İşin içinde olan bilim insanları ve siyasiler, ikiye bölünmüş durumda. Hızla artan koronavirüs vakaları nedeniyle ramazanda “kapanma” yapılmasını savunanlarla, hafta sonu ve akşam sokağa çıkma yasaklarını yeterli bulanlar var.

Hükümette kapalı kapılar ardında yapılan değerlendirmelerde, turizm sezonu açılmadan önce vakaların kontrol altına alınması gerektiği belirtiliyor. Bunun için, ramazanda ‘kapatma’ yapılarak, mayıs ayının ikinci yarısına daha “az vaka ve kontrollü pandemiyle” girmenin doğru olacağını, böylece turizm tanıtım kampanyalarının daha iyi yönetileceğini söyleyenler olduğunu biliyoruz. “Mart başında erken açıldık. Kademeli normalleşmeye nisan ayında başlamalıydık” diyen hocaların sözlerinin dinlenmemesinin faturasının ödendiğini ifade edenler de var.

TAM KAPANMA MI, KAPATMA MI?

Bu arada, “tam kapanma” ile “kapatma” arasında ciddi fark olduğu anlatılıyor. Uzmanlar, Türkiye’nin pandemi sürecinde tam kapanma uygulamadığını, bunun üretim ve dağıtım zincirinin de durması anlamına geldiğini belirtiyorlar. Türkiye’nin en riskli dönemlerde uyguladığı kararlara sadece “kapatma” deniliyor. Bu da, bundan altı ay önce yayınlanan genelgelere yeniden dönülmesi anlamına geliyor.

Yani lokantaların, kafelerin kapatılması, belki kuaför ve spor salonlarına yasak gelmesi, 65 yaş ve 20 yaş için yeni kurallar ve saat uygulamasının yapılması, düğün, taziye, asker uğurlama gibi konularda sınırlama getirilmesi. Bunun biraz gevşetilmiş halini marttan önce yaşıyorduk zaten.

Şimdi kulislerde hükümetin, ramazan boyunca “kapatmaya” daha yakın olduğu söyleniyor.

Diğer tarafta farklı görüşler de var. Lokanta ve kafe işletmecileri. Onlar ise tam kapatma şöyle dursun, lokanta ve kafelerin gündüzleri açık kalması ve bugünkü sistemin devam etmesini istiyor. Bir ay önce, ekip kurup, masraf yapıp işletmelerini yeniden açan esnaf, ramazan boyunca gündüzleri lokantaların açık kalmasını istiyor. Üstelik sadece oruç tutmayanlar gideceği için “mesafe” sorunu da aşılacak.

Şimdi gözler, açıklanacak yeni kararlarda.

Bu kez, turizm sezonuna hazırlanmak için bir-bir buçuk ay, pres uygulanacak gibi.

X

Vekillere ev ödevi

Meclis, pandeminin gölgesinde sürdürdüğü çalışmalarını temmuz ayının ikinci yarısında tamamlayacak. Yaz tatilinde milletvekillerini “ev ödevi” bekliyor.

AK Parti Genel Merkezi, milletvekilleri için çalışma planı hazırladı. Teşkilat Başkanlığı milletvekilleriyle gruplar halinde toplantılar yapıyor. Toplantıların amacı, yaz boyunca yapılacak taban ziyaretleri. Sorunları yerinde saptama, eleştirilen konuları genel merkeze iletme ve tabanı dinamik tutma gibi birden fazla amacı olan bu çalışma, her yıl yapılandan biraz farklı. Çünkü bu kez her il için yatırım planı çıkartılacak. Her il için acil ve öncelikli olan yatırım listesinin oluşturulması, bunlardan en hayati olanın 2023’e kadar tamamlanması hedefleniyor. Yani bir nevi seçim hazırlığı.

Bunun belirlenmesi de il milletvekilleriyle, il yönetimlerinin ortak çalışmasıyla gerçekleştirilecek. Milletvekilleri, bu yeni görevle seçim bölgelerine gidecekler. Ancak onları bu orta vadeli plandan önce kısa vadede çözülmesi gereken sorunlar bekliyor.

ESNAFIN TALEPLERİ

AK Parti milletvekilleri, özellikle pandemiden etkilenen küçük esnaf ve küçük işletmelerden çok şikâyet aldıklarını dile getiriyorlar. Bir diğer büyük sorun ise kuraklık. Üretici, bazı ürünlerde kendilerine doğal afet ödemesi yapılmasını istiyor. Vekillerin anlatımına göre işsizlik özellikle de genç işsizlik, üçüncü sorun olarak önlerine çıkıyor.

Şimdi iktidar partisinin milletvekilleri, yaz boyunca bölgelerindeki sorunları dinleyip Ankara’ya iletmekle görevlendirildiler. Öğrendiğimize göre, Meclis tatile girmeden önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da milletvekilleriyle gruplara halinde toplantı yaparak, öncelikler konusunda uyarılarda bulunacak.

Anlaşılan bu yaz, iktidar milletvekilleri için çok sıcak geçecek!

YEŞİL TİCARETE HAZIR MIYIZ?DENİZLERİMİZDEKİ

Yazının Devamını Oku

Dezenfekte eğitim covidsavar kıyafet

Pandemi döneminde en olumsuz etkilenen alanlardan biri eğitim oldu.

Birçok kez plan değiştirildi, ev ortamında eğitimin zorluğunu anlatan veli şikâyetleri gökyüzüne ulaştı.

Milli Eğitim Bakanlığı ise normalleşme sürecine ilişkin hazırlıklara başladı. Umut Erdem’in aktardığına göre, bakan Ziya Selçuk, CHP Muğla Milletvekili Suat Özcan’ın önergesinde bu çalışmaları ayrıntısıyla anlattı. İşte size, öğretmenlerin COVIDSAVAR kıyafetlerinden dezenfekte edilmiş okul sıralarına kadar yeni dönem hazırlıkları:



- Okulda hijyen şartları konusunda, eğitim, gözetim ve rehberlik hizmeti verilirken, ‘

Yazının Devamını Oku

Özel statülü ajanlar geliyor

Interpol, artık İstanbul polis teşkilatı gibi günlük hayatımızda bildiğimiz bir yapı.

Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı İNTERPOL, en büyük toplantısını kasım ayında İstanbul’da yapacak. Suç ve suçlu trafiği konusunda uzman olan, kırmızı bültenler oluşturan, mafyadan, terör örgütlerine kadar birçok alanda çalışma yapan kuruluşun genel kuruluna ev sahipliği yapacağız.

İNTERPOL’un bu önemli toplantısının hangi ülkede yapılacağı bir önceki yıl belirleniyor. Şili’de yapılan son genel kurulda Güney Kıbrıs’ın tüm çabalarına karşın, 7 ret oyuna karşı 108 kabul oyuyla İstanbul tercih edildi. 20-25 Kasım tarihlerinde dünyanın bir numaralı istihbarat ve emniyet mensupları İstanbul’da olacak.



Bunun hazırlıkları için yasal düzenleme gerekiyor. İlgili anlaşma geçtiğimiz günlerde TBMM’ye gönderildi. Buna göre Türkiye toplantıda, FETÖ, PKK, DEAŞ, DHKP-C gibi terör örgütleriyle mücadelesini en üst düzey katılımcılara bir kez daha anlatacak. Ayrıcı küresel terörizm ve mafya gibi sınır aşan suçlarla mücadele konularında işbirliği geliştirilecek.

Bu nedenle de, katılımcıların Türkiye’ye giriş çıkışları için özel statü uygulanacak. Herhangi bir ulusal yasa ya da kısıtlama uygulanmayacak. Bu da bir nevi karantina kuralları uygulanmayacağı anlamına gelecek. Özel uçaklarla gelecekler, özel statüde ağırlanacaklar. 4 gün, İstanbul’da özel mekanları gezecekler.

Yazının Devamını Oku

20 yıllık eylem planı

24 Nisan sözde Ermeni soykırımının yıldönümünde yapılan ateşli konuşmaların etkisi bir gün bile sürmedi.

Yeni ABD yönetiminin aldığı beklenmedik tutum da konunun hızla gündemden düşmesini engelleyemedi.

Oysa konuya farklı bakılması gerektiğini, 20 yıllık, hatta 50 yıllık eylem planı yapılması gerektiğini savunanlar var. Bu görüşe sahip olanların bazıları, AK Parti içerisinde etkin görevlere sahip.

Bu ekip, öncelikle, sözde Ermeni Soykırım iddialarını araştırmak için özerk bir kurum oluşturulması fikrini savunuyor. Bilim insanları, tarihçiler ve yabancı uzmanların görev alacağı, kesintisiz strateji belirleyecek bir bağımsız kuruma ihtiyaç olduğu belirtiliyor.

Ayrıca, devlet tarafından uygulanacak bir eylem planı hazırlanması gerektiği savunuluyor. Türkiye’nin bu konudaki tezlerini, tüm dünya yönetimleri ve parlamentolarında gündeme getirecek ciddi bir eylem planı.

40 ülkenin sözde Ermeni soykırımını kabul ettiği hesaba katılarak, bundan sonrası için yol haritası belirlenmesi gerektiği, sadece devlet kurumlarını değil, STK’ları, iş insanlarını ve sanatçıları içine alan bir plan yapılması gerektiği belirtiliyor.

Bunun sonuç aldığının örneği olarak, soykırım iddialarının 100. yılında yapılan sessiz çalışmalar gösteriliyor. Ciddi bir koordinasyonla, TBMM yönetimi, Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Üniversiteler ortak ve gizli bir çalışma yürüterek, o yıl tek bir ülkenin Ermeni soykırımını kabul etmesinin önlendiği anlatılıyor. Yani ciddi ve sürekliliği olan bir çalışmanın nasıl sonuç aldığı ortada.

Yazının Devamını Oku

Hızlı kulis yavaş yargı

TBMM’de şu günlerde çok önemli bir seçim kulisi yaşanıyor.

Haftalardan beri iktidar ile muhalefet arasında HSK’ya yeni seçilecek üyeler konusunda pazarlık noktalandı. 7 Haziran’da görev süreleri dolacak üyelerden 7’si Meclis’te belirlenecek.

Ancak bizim dikkatimizi çeken, HSK adaylarının seçilmek için gösterdikleri acayip çaba. Sürecin başından beri TBMM’deki gelişmeleri yakından izleyen 118 aday adayının seçim kampanyası, siyasileri geçti. Milletvekillerinin bile şaşkınlık geçirdiği olaya gelince.

Meclis’te önce aday adaylarını inceleyecek alt komisyon üyeleri belirlendi. Milletvekillerine bile alt komisyona seçildikleri haberi ulaşmadan, HSK adaylarının harekete geçtiğini öğrendik. Alt komisyona seçilen milletvekillerinin telefonları üst üste çalmaya başlamış.

BİZDEN ÖNCE ADAYLAR ÖĞRENMİŞ

“Biz bile alt komisyona seçildiğimizi öğrenmeden adaylar öğrenmiş. Telefonlarımız sürekli çalmaya başladı. Destek isteyen onlarca HSK adayının bombardımanına uğradık. Öğrendik ki; parti ayrımı gözetmeksizin tüm üyelere benzer telefonlar gelmiş. Aynı kişinin bize muhafazakâr, muhalefetteki arkadaşlara da kendini sosyal demokrat olarak tanıttığı olmuş. Şaşırdık kaldık.”

Kuliste oturup iki satır sohbet etmeye fırsat bulamayan alt komisyon üyeleri böyle anlatıyor.

Sürecin sonuna yaklaşıldı. Alt komisyon raporunu hazırladı. Muhalefet partili üyeler, HSK adaylarının AK Parti ve MHP’ye yakınlığı referans olarak göstermesine itiraz ettiler. Son pazarlıklar, iktidar blokunun 4, muhalefet blokunun ise 3 ismi belirlemesi üzerinden yapıldı.

Şimdi her bir üyelik için açıklanacak üç aday olmak üzere toplamda 21 isim Genel Kurul’a getirilecek. Üyelik seçimi için nitelikli çoğunluk arandığından, iktidar ve muhalefet arasındaki uzlaşmaya göre seçilecekler.

Yazının Devamını Oku

Hijyende son nokta... 3 bidon kolonya

Milletvekilleri ikinci tam kapanma döneminde kendilerine yeni seçenekler yarattı.

Diğerinden daha kısa olduğu için pek sıkılmadıklarını, doğadaki bahar uyanışı nedeniyle daha çok memleketlerini hatta köylerini tercih ettiklerini öğrendik.

Ailesinin memlekette evine gidip bahçe belleyen, sera kuran, küçük tamiratlar yapanlar oldu. Bahar coşkusunu memleketlerinde yaşamaya tercih eden vekillerin, şehirde kalanlarının pek renkli hayatları olmadı. Öyle coşkulu iftar sofraları ve sahura kadar süren sohbetlerden mahrum kalanların, en büyük eğlencesinin arkadaş ofislerindeki 3-4 kişilik tavla partisi olduğunu duyduk.

Seyahat sorunları olmamasına karşın, parti yönetimlerinin uyarılarını da dikkat alan milletvekilleri kalabalıklar yerine, daha küçük grup organizasyonlarını tercih etti. Cenazeler vekillerin kısmen zorunlu katıldıkları aktivite oldu. İl örgütleri, sendikalar ve STK’larla zoom üzerinden toplantı yaptıklarını söyleyenler var.

Tamamı aşı yaptıran milletvekillerinin bazıları, hijyen konusunda geldikleri noktayı bidon hesabıyla anlatıyor. Bir milletvekili, “Sadece arabamda kullandığım kolonya üç bidon etti” diye paylaştı.

Bayramın ardından, yoğun çalışmalarına dönecek olan milletvekillerini, Meclis’in nefes aldıran bahçesi bekliyor. Açık havada vakit geçirecekleri için işleri daha kolay olacak.

ŞİRKETLERE ÖMÜR UZATAN REÇETEAile şirketlerinin neden uzun ömürlü olmadığı, neden ikinci nesilden sonra dağıldığına kafa yoran Ankara Sanayi Odası yönetimi, yaptıkları uyarıları güncelledi. Şirketlere ömür uzatan önerilerde bulunan ASO yönetimine göre, “yolsuzluk, kontrolsüz bireysel harcamalar ve liyakatsizlik” ölüm nedeni.

Aysel Alp

Yazının Devamını Oku

Sosyal medyada takipte!

Tam kapanma kurallarının sadece vatandaşlar için geçerli olduğu, siyasiler ve karar vericilerin yasakları esnettiği algısı ciddi rahatsızlık yarattı.

Bunun önüne geçmek isteyen parti yöneticileri, sosyal medyayı takip edip, kalabalık ortamlarda görünen milletvekillerine uyarılarda bulundu.

İşin sahibi ise AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı. Bostancı, TBMM’nin tam kapanma kararıyla eş zamanlı tatile girmesinin ardından, milletvekillerine mesaj atarak, kurallara kesinlikle uymaları, iftar, sahur veya kalabalık organizasyon yapmamaları, örgütlerle olan çalışmalarını da online yürütmeleri konusunda uyarılarda bulundu.



Sonra öğrendik ki; Bostancı sosyal medyayı tarayıp, yaptığı uyarılara uymayan milletvekillerini saptamış. Aynı uyarı metnini yeniden yollayan Bostancı, “Görüyorum ki uyarılarıma uymayanlar var. O nedenle ikinci kez ikaz etmek zorunda kaldım” diye de not düşmüş.

Grup başkanlarının uyarılara dikkat eden vekiller de uymayan arkadaşları nedeniyle serzenişte bulunuyor. “Biz azami dikkat ediyoruz, bir bakıyoruz bazı arkadaşlarımız, sosyal medyadan sürekli ziyaretler paylaşıyor. Bu da bizi zorluyor, haksız rekabet gibi” diyenler var.

Yazının Devamını Oku

Denek vekil... Yerli aşıya gönüllü oldu

Gözler yerli aşı denemelerine ve nasıl sonuçlanacağına çevrildi.

Sonuca en yakın olan Erciyes Üniversitesi’nin faz-3 denemeleri merakla bekleniyor. Bu ay içerisinde başlayacak çalışmanın TBMM’den bir gönüllüsü var. AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Güler, denek olmak için bekledi ve aşı olmadı.

Milletvekili ilgililerle temasa geçti ve kendisine aşı gönüllüsü olarak yazdırdı, şimdi çağrılmayı ve yerli aşının ilk siyasi deneği olmayı bekliyor.



Süreç nasıl işleyecek derseniz, şöyle: Erciyes Üniversitesi’nin aşı denemeleri artık devlet projesi. Aşıyla ilgili en önemli aşama olan faz-3 denemeleri öyle Kayseri’yle sınırlı kalmayacak. Sağlık Bakanlığı’nın gözetiminde, Türkiye genelinde şehir hastaneleri ve bazı merkezlerde gönüllülere yerli aşı yapılacak. Denekler, Türkiye genelinden seçilecek. Hatta, yurtdışı gönüllü denemeleri de yapılacak. Bunun için ülkeler belirleniyor.

Faz-3 denemelerinin, gönüllülere “

Yazının Devamını Oku

İlginç benzetmeler

Meclis’teki tartışma ve kavgaların kızgınlık dozu arttığında, hayvan isimlerine atıfla yapılan benzetmelere yıllardan beri tanığız.

Hatta küfür olarak değerlendirilenlerin zaman zaman Meclis tutanaklarında .... şeklinde gölgelendiğini de gördük. Genel olarak baktığımızda, bu sadece bizim siyaset zeminimizin sorunu değil. Sadece kalite arttıkça, hayvan benzetmelerini kullanmanın zekice biçimleri ortaya çıkıyor. Örneğin, bizde küfür olan bazı ülkelerde gurur kaynağı. İsveç’te “ayı” dediğinizde, rakibinizin gücünü takdir ettiğiniz gibi bir sonuç çıkabiliyor. Bu konuya geliş nedenimiz, kısa bir süre önce TBMM Genel Kurul’da yaşanan bir tartışma. Tartışmada, iktidar ve muhalefet milletvekilleri, “aslanlı, kurtlu” benzetmelerle gönderme yaptı. Umut Erdem’in aktardığına göre, ABD Başkanı Joe Biden’a verilen “soykırım” yanıtı parti sözcüleri tarafından farklı yorumlandı. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Cumhurbaşkanı’nın Biden’a “aslanlar” gibi okkalı bir cevap verdiğini öne sürdü.

Konuya başka bir açıdan bakan İYİ Parti Grup Başkanvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu da “Biz sırası geldi mi bozkurt gibi gürler, eser geçeriz Allah’ın izniyle. Sen de kükre de göreyim hadi” sözleriyle tartışmaya dahil oldu.

Aslan gibi kükreyen, kurt gibi gürleyen, kedi gibi sinen siyasetçi benzetmeleri, güç veya çaresizlik anlatımının ana ögeleri olarak kullanılıyor. Buna bazen eşek, ayı, köpek gibi hayvanlar da dahil oluyor. Eşeği önemsiz değersiz, ayıyı kaba saba, köpeği saldırgan manasında kullanmak oldukça yaygın. Ancak işin enteresan tarafı, bu özelliklerin çoğunun hayvanlarda değil insanlarda olması.

Yazının Devamını Oku

Vekilin korona rekoru!

Bir yıldan bu yana milletvekillerinin koronavirüs maceralarını aktarmaya devam ediyoruz. ‘Bundan daha ilginci olamaz’ dediğimizde, yenisi çıkıyor. Bir yıl içerisinde tam üç kez koronavirüse yakalanan milletvekili var.

Bu bahtsız kişi, AK Parti Bitlis Milletvekili Vahit Kiler. Kiler, çevresine COVID-19’la macerasını şöyle anlatıyor: “Geçen sene ramazan ayında hastalığa ilk kez yakalandım. Bunu nereden kaptığımı anlayamadım bile. Seçim bölgeme gidip gelirken olduğunu düşünüyorum. Hafif geçirdim. Sonra çok dikkat etmeme rağmen, temmuz ayında ikinci kez testim pozitif çıktı, karantinaya girdim, bunu da hafif atlattım. Artık bana uğramaz derken, eylül ayında üçüncü kez hastalandım. Bu kez ağır geçirdim, 10 gün hastanede yattım. Sonuncusunu, anne veya babamdan kaptım. Onlar hastalanmıştı. O süreç çok zordu, babamı kaybettim. Doktorlar ilk ikisinde hiç antikor oluşmadığını söyledi. Üçüncüden sonra tekrar test yaptırdım, bu kez antikor oluştuğunu gördük. Ayrıca aşı da olmuştum. Şimdi iyiyim.”




45 kez test yaptıran, aşıya rağmen koronavirüse yakalanan vekilleri biliyoruz ama üç kez savaşan ilk oldu. Tam kapatma, TBMM’nin zaten planladığı tatile denk geldi. Şimdi, siyasilerin virüs molası başlıyor.

ŞİDDETİN FOTOĞRAFINI ÇEKME MÜGE ANLI’DAN BUDAYICIOĞLU’NAKadına yönelik şiddetin araştırılması, bir kez daha Meclis’in konusu oldu. Süreçleri bilen gazeteciler, bu konuda TBMM’de onlarca çalışma yapıldığını anımsarlar. Yeni kurulan araştırma komisyonu üyeleri ilk toplantıda, kolları sıvayıp nasıl bir yol izlemeleri gerektiğine kafa yordu. Tabii, komisyona davet edilmesi için ilginç isimler de önerildi.

Umut Erdem

Yazının Devamını Oku

Seç, öde aşını yaptır

Yeni aşı seçenekleri, son günlerde kulislerde konuşulan bir konuya dikkat çekmemizi sağladı. Yerli aşı dahil alternatiflerin çıkması, isteyenin parasını vererek aşı yaptırması anlamına geleceği konuşuluyor. Çok değil, birkaç ay sonra bunu göreceğiz.

Bize ilginç gelen bu durum, Sağlık Bakanlığı’nın, aşı temininde farklı bir evreye geçmesinden kaynaklandı. Viscoran İlaç Şirketi’nin Rusya’nın ürettiği Sputnik V aşısının Türkiye’de üretilmesi konusunda yaptığı anlaşmanın bir benzerinin, ABD’de üretilen Moderna aşısı için de söz konusu olduğunu öğrendik. Türk ilaç şirketinin görüşmelerinin sürdüğünü biliyoruz.

Süreç tamamlanırsa bu şirketler, hem ithal edecekler hem de yurt içinde üretecekler. Üretim için en az 4 aylık bir süre gerekiyor. Burada üretilen yeni aşılar ise çevre ülkelere de ihraç edilecek. Ama bizi ilgilendiren bölümü, yurt içinde serbest satışına izin verilmesi. Kulislerde konuşulan konu da bu. Devletin yürüttüğü ücretsiz kampanya devam ederken, diğer yandan parası olan, ancak sıranın kendisine gelmesini beklemeden aşı olmak isteyenlere fırsat verilmesi konuşuluyor. Böylece nüfus, risk ve yaş kriterine bakılmaksızın çok sayıda kişinin hızlı aşılanmasının sağlanacağı belirtiliyor.

Herkes biliyor ki; aşı macerası bir kez aşı olmakta bitmeyecek. Son günlerdeki aşı kaosunu da hesaba katarsanız, 6 ay sonra en az 50 milyon kişinin yeniden aşılanması gündeme gelecek. Yerli ya da yabancı fark etmez, sonuçta insanlara hem aşı tercihi hem de zaman tercihi verilebilir. Ankara, şimdi bunu konuşuyor.

BELGRAD’IN SİHRİ

DIŞİŞLERİ Bakanlığı Sözcüsü görevine ikinci kez atanan Tanju Bilgiç ile selefi Hami Aksoy arasındaki Belgrad bağlantısı, bu konuya ilgi duyanların hemen dikkatini çekti.

Son sözcü Aksoy, son kararname ile Belgrad Büyükelçiliği’ne atanınca, bu görev Belgrad’dan merkeze dönen Büyükelçi Tanju Bilgiç’e verildi. Dışişleri kulislerinde “Belgrad’da bir iş var, giden de gelen de aynı başkentten” yorumları yapılmaya başlandı.

Büyükelçi Bilgiç için sözcülük görevi yeni değil ama dış politikanın bu kadar zorlu ve karmaşık olduğu bir dönemde görev üstlenmesi kendisini yoracak. Zira kendisini tanıyanlar, görev yaptığı ülkelerde, bölgesel sorunlar ve diplomasi görevinin yanı sıra, hoş hobilere sahip olduğunu biliyorlar. Bunlar için pek vakti kalmayacak gibi.

Yazının Devamını Oku

Kardeş payı!

Bundan 4 yıl önce, Cumhur-başkanı Tayyip Erdoğan’ın aynı zamanda partisinin genel başkanı olmasına olanak sağlayan referandumun ardından, AK Parti’nin 8’inci katında tadilat yapılmıştı.

Mekân, Erdoğan’ın daha sık çalışacağı şekilde elden geçirilmişti. Şimdi bu katta yeni bir tadilat süreci başladı.

Bu seferki çalışmanın nedeni, Binali Yıldırım’ın ikinci genel başkanvekili olarak görevlendirilmesi. Partide herkesin kolay kolay çıkamadığı 8’inci katta, genel başkanın makam odası, toplantı salonu, danışman odalarının yanı sıra, Numan Kurtulmuş’un odası bulunuyor. Şimdi, bir de Yıldırım’a oda yapılıyor.

Öğrendiğimize göre, Kurtulmuş’un odası ile özel kalem ve danışman odalarının bir kısmı bölünerek, Binali Yıldırım’a verilecek. Bu tadilattan sonra Yıldırım, genel merkezde düzenli çalışmaya başlayacak.

Partide herkes iki genel başkanvekili sisteminin nasıl işleyeceğini merak ediyor. Bu tür makamlarda, her zaman “birinci sorumlu” olur. Erdoğan, şimdiye kadar bunun işaretini vermedi.

Partinin büyük kongresinde Binali Yıldırım’ın adının ilk sıraya yazılmasını mesaj olarak okuyanlar oldu. Kurtulmuş ekibinin böyle bir sıralama olmadığına ilişkin yorumlar yaptığını öğrendik.

Geçen günlerde yapılan il başkanları toplantısında kısa bir süre dışarı çıkarak telefon görüşmeleri yapan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, oturumu yönetmesi için Binali Yıldırım’ı görevlendirdiğini biliyoruz. Bu görev daha önce Kurtulmuş tarafından yürütülüyordu. Anlamlı mı bilinmez, ancak bilinen, Yıldırım’ın gittiği yerde kendisine alan açtığıdır.

Yazının Devamını Oku

Meclis’in sevimli üyeleri

Meclis’in örnek gösterilecek kadar güzel olan geniş bahçesinde gelişen ilginç bir dostluk hikâyesi anlatacağım size.

4 köpeğin, insanların dostluklarına taş çıkartacak hikâyesi bu.

Umut Erdem’in aktardığına göre, TBMM Koruma Daire Başkanlığı bünyesinde, polis eğitmenlerle çalışan bomba uzmanı köpek Ateş, Meclis’e geleli çok oldu. Ateş’in 10 aylık oğlu Tyro da annesiyle birlikte, bahçenin tadını çıkarıyor. İki Alman Kurdu cinsi köpek, Meclis’te iç mekân korumasını yapıyorlar. Ancak bu ikilinin “kadrolu” yaşamlarının başka konukları da var.



Bunlardan birinin adı Dost. Oldukça hüzünlü bir hikâyesi olan Dost, 2019 yılında Isparta’da kürekle beli kırılarak sakat bırakıldı. Dost’a TBMM Koruma Daire Başkanlığı sahip çıktı. Ankara’da yapılan ameliyatla arka bacaklarına yürüteç takıldı. Sonrasında Meclis yönetimi Dost’u da bünyesine kattı. Artık yeni evinde mutlu bir yaşam sürüyor.

Bu üçlüye eşlik eden bir diğer Meclis üyesi de

Yazının Devamını Oku

Devletin zirvesinden olta uyarısı

Herkesin, ciddi ve ağır tonda açıklamalarına alıştığı Cumhurbaşkanlığı, bu kez “aman oltalanmayın” uyarısında bulundu.

Sanal âlemde yapılan dolandırıcılıkların giderek artması üzerine Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi bunu iş edindi ve yapılmaması gerekenleri anlattı.

Erdinç Çelikkan’ın aktardığına göre, e-posta aracılığıyla yapılan dolandırıcılık girişimlerinde, tüm oltalama senaryolarının “kurbanın” şüphelenmemesi üzerine kurulduğu uyarısı yapıldı. İşin psikolojik boyutu da atlanmadı. Bu tür dolandırıcılık mesajlarının, “panik, merak, heyecan ve korku” uyandırmaya yönelik olduğunun altı çizildi. Sahtekârların, “hediye, ödül, indirim” vaat eden mesajlarla kişisel bilgileri ele geçirdiği aktarıldı. Siber korsanların bu şekilde maddi ve manevi zararlar vermeyi, kritik sistemlere sızmayı amaçladığı anımsatılırken, e-posta aracılığıyla gelen oltalama saldırılarının nasıl anlaşılacağını da hap şeklinde şöyle anlatıldı:

- Bir e-posta ‘güvenilir bir kaynaktan’ geliyor görünümüyle verilir.

- Ailenizin tehlikede olduğunu belirterek, acil olarak bir işlem yapmanızı istiyorsa oltalamadır.

- Resmi makamlardan gönderilmiş izlenimiyle para iadesi, sosyal yardım, aşı sırası gibi gerekçelerle kredi kartı, şifre, kimlik numarası gibi kişisel bilgileri talep ediyorsa, saldırı olma ihtimali vardır.

- Gerçek olmayacak kadar iyi bir teklif sunuyor ya da katılmadığınız bir çekilişten ödül kazandığınızı belirtiyorsa dikkat edin.

- Tüm oltalama senaryoları kurbanın şüphelenmemesi üzerine kuruludur. Öncelikle sorgulayıcı olunmalıdır.

- Güvenilmeyen linkler için doğrulama siteleri kullanılmalıdır. Teyit edilmeden hiçbir hesaba para gönderilmemelidir.

Yazının Devamını Oku

Komşum Akbulut

Genç bir gazeteciyken, takip etmekle görevli olduğunuz başbakanın, günün birinde üst komşunuz olması ilginç bir durumdur.

Önceki gün kaybettiğimiz, 1989-1991 yılları arasında başbakanlık yapan Yıldırım Akbulut’la böyle çakıştı hayatlarımız.

Siyasi muhabir olarak ilk görevim, Yıldırım Akbulut’un, ANAP Genel Başkanı ve Başbakanlığı devraldığı kongreyi izlemekti. O günden sonra kendisini yurtiçi geziler dahil, birçok yerde takip ettim.

Unutmadığım en önemli kare, Erzincan gezisi sırasında aynı masada kahvaltı ettiği başbakanlık muhabirlerine, “Bizim buraların balı tereyağı meşhurdur” diye ekmeklere sürerek, elleriyle ikram etmesiydi. O zamanlar siyasiler ile izleyen muhabirler arasında büyük-derin mesafeler yoktu.



Yıllar sonra aynı sitede komşu olarak, mütevazı hali ve saygın tavrıyla her karşılaşmamızda, güncel siyasi gelişmeleri sorar, yapılan yanlışlarla ilgili değerlendirmelerde bulunurdu.

Yazının Devamını Oku

Hangisi daha önemli? Gençler ormanlar gelecek

Siyasetin toz duman gündemi arasında, aslında uzun uzun konuşulması gereken iki yasa, TBMM’de pek de dikkat çekmeden ele alındı: Güvenlik soruşturması ve turizm teşvik düzenlemeleri. İki yasada da tartışmalı bazı bölümler rötuşlandı. Ancak, Turizm Teşvik Teklifi, hâlâ ciddi sıkıntılar içeriyor.

AK Parti, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden sonra bakanlıklardan gelen taslakların, parti grubundaki komisyonlar tarafından ele alınmasına ilişkin bir uygulama başlattı. Yasa önerileri önce siyasetin süzgecinden geçiriliyordu ki; Turizm Teşvik Teklifi’nde bu yapılmadı. Bu nedenle de yasadaki birçok madde, komisyonda ciddi sıkıntı yarattı.

Örneğin, turizm sektöründe yabancı çalıştırmaya getirilen sınırın kaldırılmak istenmesi, AK Partililer dahil kimsenin içine sinmedi. İşsizliğin bu kadar arttığı bir dönemde, bu düzenlemeye itirazlar yükseldi ve metinden çıkarıldı. Ayrıca belediyelerin turizm bölgelerindeki yetkilerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilmesi, muhalefet belediyelerinin cezalandırılması olarak değerlendirildi. Mera, yaylak ve kışlakların, bakanlığa tahsis edilmesine olanak sağlayan düzenleme de en az diğerleri kadar eleştirildi. Bu alanların yatırımcılara tahsis edilerek, hayvancılığa darbe vurulacağı ve doğanın yok edileceği eleştirileri yapıldı.

Öğrendiğimize göre, sadece muhalefet değil, turizm sektöründe faaliyet gösteren birçok birlik ve dernek de düzenleme hazırlanırken kendilerinin görüşlerinin alınmadığı için şikayetçi oldu. Şimdi Turizm Teşvik Teklifi, komisyon aşamasından geçerek Genel Kurul’da görüşülecek noktaya geldi.

Ancak tekliflerin, bürokrasiden geldiği gibi komisyonlara gönderilmesinin yarattığı sıkıntılar da görüldü. AK Parti’nin kendi süzgecinden bile geçmeyen, yerelde yaratacağı sonuçlar tartışılmadan hazırlanan teklifler, her zaman sorun yarattı. Bunun örneklerini parti grup yöneticileri bizden daha iyi biliyor.

Siyasetteki tartışmaların gölgesinde kalan bu düzenlemeler, çiftçinin merası, pansiyon işletmecinin plajı, kamuda işe girecek gencin geleceği, orman köylüsünün geçim kaynağı, turizm sektöründe iş arayanların hayalini içeriyor.

Diğer her şeyden daha çok dikkati ve ilgiyi hak etmiyor mu?

SUYUN VE TOPRAĞIN ZEHRİ CIVA VETOKamuoyunun

Yazının Devamını Oku

İki kadın vekil, aynı yasa... 9 yıllık serüven

Yıl 2012, AK Parti Grup Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı aralarında sanatçı Yonca Evcimik’in de bulunduğu hayvan haklarıyla ilgili STK’larla bir toplantı yaparak, yasal düzenlemenin startını verdi.

Yıl 2021, bu kez Grup Başkanvekili Özlem Zengin, aynı STK’ları aynı gerekçeyle bir kez daha topladı. Şimdi, iki grup başkanvekili de görevde değil, yasa da ortada yok.

İki kadın başkanvekilinin çalışmasına tanıklık eden bir gazeteci olarak, hepsi film şeridi gibi geçti gözümün önünden. Şunu belirtelim, Zengin’in görev değişikliği bu konuyla olan ilgisini ortadan kaldırmayacak. Genel başkan yardımcısı olarak bu konuda çalışmaya devam edecek.

Kısa bir süre önce Özlem Zengin, TBMM Tarım Komisyonu Başkanı Yunus Kılıç’la birlikte, STK’larla bir toplantı yaptı. Hayvan hakları konusunda faaliyet gösteren STK’lardan 60’a yakın temsilci çağrıldı. 9 yıl önceki toplantıda yaşananlar, bir kez daha yaşandı. Her STK’dan farklı bir ses çıktı, kafa karışıklığı yaşandı. Bu gecikme, hayvan hakları konusunda adım atılmasını istemeyenlerin işine yarıyor gibi.

Gayet net bir gerçek var. Daha önce çıkartılan yasanın eksiklikleri belli. “Mükemmel bir düzenleme yapacağız” diye beklemek hiçbir şey yapmamak anlamına geliyor ki; mükemmel diye de bir şey yok. Tartışmalı başlıklara gelince:

- Hayvanların sokaklardan toplanması ve barınaklara alınması tartışmalı.

- Her yerleşim yerine barınak yapmanın maliyeti büyük sorun.

- Barınakların sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde işletilmesi yüksek maliyet.

- Hayvanlara tecavüz suçuna verilecek ceza ayrı bir tartışma konusu.

Yazının Devamını Oku

Eşitlik ve özgürlük cepkeni

Herkes, mor rengin kadın haklarında niye ön plana çıktığını, kadınları şiddetten korumak için oluşturulan yapılara niye “Mor Çatı” dendiğini bilmez.

Dünyada mitolojiler ve renklerin psikolojisiyle anlatılan bu kullanımın Türkiye’de benimsenmesi Toroslar’da Yörük kadınlarının “mor cepken” giyme geleneğine dayandırılıyor.

Herkesin unuttuğu bu hikâye, İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesi sürecinde, TBMM’de bir kez daha anlatıldı. Mor cepkenin hikâyesi, Genel Kurul’da tartışmaların arasına sıkışıp kaldı. Bu geleneği anlatan CHP Milletvekili Gülizar Biçer Karaca’ya, AK Parti’li kadın milletvekilleri de teşekkür etti. İşte özgürlük ve eşitliğin sembolü mor cepkenin hikâyesi...



YÖRÜKLERİN ÜNLÜ BİR GELENEĞİ

Mor cepken, günümüzde Ege, Muğla, Antalya ve Toroslar’da yaşayan Yörüklerin yüzlerce yıl öncesine dayanan bir geleneği. Obası için çok değerli olan Yörük kadının önemli bir aksesuvarı. Yörük kızlarının çeyiz bohçasına önce mor cepken konuluyor. Kenarları sarı simgelerle işlenmiş, yelek biçiminde, mor renkli bir giysi. Ezelden beri Yörük kızları, sevdikleriyle evlenir, başlık parası ve zorlama yoktur. Mor cepken, evlenen Yörük kızının zor durum kurtarıcısıdır.

Yazının Devamını Oku

Arkadaşlardan açık mektup

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Türk Grubu, çoğunluğu iktidar partisi vekilleri olmak üzere TBMM’de temsil edilen partilerden oluşur.

İçerideki görüş farklılıklarına bakmayın, iktidar-muhalefet demeden tüm milletvekilleri, yurtdışında Türkiye’nin yararına olan konuyu tek ses olarak savunurlar. Hatta en iyi dostluklar da bu seyahatlerde kurulur.

İşte Türkiye’nin AB üyeliği konusunda kader birliği yapmış bu grubun CHP ve İYİ Partili üyelerinden, AK Partili yol arkadaşlarına açık mektup gibi bir açıklama geldi. Milletvekilleri, grubun AK Partili Başkanı Ahmet Yıldız’a seslenerek, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı üzerine, şunları dile getirdi:

“Avrupa Konseyi kapsamında katıldığınız toplantılarda Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmasının yanlış olacağını ve Türkiye’nin sözleşmede kalacağını birçok defa belirttiniz. Bizler de sizi bu görüşleriniz nedeniyle takdir ettik. Kadına karşı şiddetin önlenmesinde çok önemli bir adım olan bu sözleşmenin bir gece yarısı, Anayasa’ya ve yerleşik uygulamalara aykırı şekilde yürürlükten kaldırılması kabul edilemez. Ama hepsinin ötesinde sözleşmenin öngördüğü hakları ve tedbirleri, yurttaşlarımız, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin vatandaşlarından daha az hak etmiyorlar. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı bu demokratik gerilemeden bağımsız değildir. Türkiye’yi evrensel değerlerden koparma girişiminin bir ileri adımıdır.”

Çalışma arkadaşları, Ahmet Yıldız’ın hem delegasyon üyeleri hem de yabancı muhatapları yanıltan bir politikacı konuma düştüğünü iddia ederek, inandırıcılık sorunu nedeniyle görevi bırakmasını istediler.

AKPM’nin ilk toplantısında, şimdiye kadar söylenenler nasıl geri alınacak? Merak konusu.

BİNALARA NÜFUS CÜZDANIBaşta deprem olmak üzere doğal afetlerin, insanların yaşam alanlarına yaptığı tahribat, illerin isimleriyle kafamıza yazılan felaketler olarak yaşıyor. Marmara depremi, Elazığ depremi, İzmir depremi, Rize sel felaketi gibi.

Aysel Alp

Yazının Devamını Oku