GeriNuran ÇAKMAKÇI Kapanma döneminde ailelere 17 gün için 7 ev ödevi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kapanma döneminde ailelere 17 gün için 7 ev ödevi

17 günlük eve kapanma dönemine girdik. Aileler belki de ilk kez bu kadar uzun süre çocuklarıyla evde olacak. Bilkent Üniversitesi ve Avrupa Birliği Enstitüsü’nden Prof. Dr. Şule Alan, bu süreyi en iyi şekilde değerlendirebilmeleri için ebeveynlere ev ödevleri verdi. İşte o ödevler...

Bir yılı aşkın süredir milyonlarca çocuk okuluna gidemedi, arkadaşlarını ve akranlarını göremedi. Çevrimiçi eğitim ile her ne kadar akademik açıklar kapatılmaya çalışılsa da çocuklar gelişimi için en gerekli olan akranları, arkadaşları ve sosyal ortamlardan uzak kaldı. Milli Eğitim Bakanlığı da yaz dönemi ve yeni eğitim yılı için “telafi” programı hazırlarken işte bu çok büyük eksikliği gidermek için önemli bir çalışma yapıyor. Sahada ve bilimsel olarak çocuklardaki kayıpları araştıran bir ekip oluşturdu. Telafi eğitiminin akademik bölümünün yanı sıra sosyal ve duygusal becerilerindeki kayıpları saptayarak, en aza indirecek program hazırlıyor. İşte bu programı hazırlayan ekipte Bilkent Üniversitesi ve Avrupa Birliği Enstitüsü’nden Prof. Dr. Şule Alan var.

Kapanma döneminde ailelere 17 gün için 7 ev ödevi

GÜNDE 1 SAAT YETER

Prof. Dr. Alan, öğretmenlerle birlikte gönüllülerle telafi hazırlıklarını yaptıklarını söyleyerek, “Topyekün savaşa ihtiyacımız var. Çocukların durumuyla ilgili endişeliyiz. Sosyal duygusal becerilerini ne kadar erken geliştirmeye başlarsak o kadar iyi olur. Bu kapanma sürecinde ailelerin yapıp da belli yetenekleri az da olsa geliştirmemeleri mümkün değil, günde bir saatinizi olsun çocuklarınıza ayırın. Göreceksiniz bu bir saat çok büyük fark yaratacaktır” diyor ve şu tavsiyelerde bulunuyor: “Çocuklarımıza bu sürede zaman harcamalıyız. Erozyona uğrayan yanlarını tekrar telafi etmek için uğraşmalıyız, çocuğun gelişimine çok kafa yormalıyız. Her anne baba, çocuğunu yakından tanıyor, neyi kaybettiğini, onda nelerinin değiştiğini bilir. Bu 17 günlük sürede hiç değilse günde en az bir saat birlikte oturup, sohbet etmeli, birlikte iş yapmalı, ama çocuğun işini yapmamalı. Bu kapanmayı fırsata çevirin, çocuklarınızın zayıflayan, kaybolmak üzere olan kişisel ve sosyal becerilerini geliştirin. Onlarla birlikte iş yapın, artık çocuğun sosyal ortamı sizsiniz.”

Kapanma döneminde ailelere 17 gün için 7 ev ödevi

BİRLİKTE OYNAYIN YAZIN ÇİZİN ÇALIŞIN

Prof. Dr. Şule Alan’ın özellikle 5-12 yaş arasında çocuğu olan ailelere onların sosyal duygusal becerilerini geliştirmeleri için 17 günlük verdiği 7 ev ödevi şunlar:

1) ÖZERKLİK:

Pandemi sırasında yoğun yaşanan duygulardan biri çocuğun kendisini birey olarak hissetmemesidir. Çocuğun başkasının yardımına çok ihtiyaç duymadan kendi yaşına göre yapabileceği işleri yapması gerekir. Bu akademik başarı için de çok önemli, hatta akademik başarının en önemli motorlarından biridir. Tabii ki çocuğun ayakkabısını anne baba bağlarsa evden daha hızlı çıkar, suyunu doldurup verirse mutfağın kirlenme riski önlenir. Ama bunları yaparken çocuğun özerkliğinin gelişmesi engellenir. Özerklik, akademik başarının motoru olduğu için, akademik beceriye giren önemli girdiyi zayıflatmış olur. Çocuğun yapabileceği her şeyi yapmasını sağlama dışında bu becerileri biraz zorlamalı. Yapamayacağını düşündüğümüz şeyler konusunda artık risk almalıyız. Emin olmasanız da küçük küçük sorumluluk vermeyi artırmalısınız. Sofrayı kurarken yardım etmeli, yaşına göre mutfağı temizlemeli. Unutmayın bunlar çocuklar için çok ama çok önemli.

2) DÜRTÜSELLİK:

Bu süreçte biz büyükler gibi çocuklar da konsantrasyon sorunu yaşıyor. Bu çok normal. Bunun için de dürtüselliği geriye çevirici egzersizler yapmalıyız. Puzzle, yap-boz, labirent oyunları, boyama ile bu yetiyi yerine koyabiliriz. Böylece konsantrasyon kasını geliştiririz. Çocuğunuzla bunu yaparken sıkılıyorsanız sizin de buna ihtiyacınız var demektir. Bu konudaki eksiklik, akademik başarı için negatif bir girdidir. Bir çalışma yaparken, herhangi bir ses duyduğunda çocuğunuzun dikkati dağılıyorsa matematik dersini yapması zor. Her şeye tepki vermemesini sağlamak için, tepkiselliğini azaltacak oyunları birlikte oynamak için işte bu kapanma iyi fırsat. Çocuğun yaşı küçükse şekilleri birleştirme, çizgilerin dışına çıkmadan boyama yaptırmak çok işe yarar. Bunları yapmak istemiyorsa bilin ki o kası zayıftır. Ama kızmayın, birlikte yapın.

Kapanma döneminde ailelere 17 gün için 7 ev ödevi

3) AZİM:

Azim, akademik başarının kalbidir, tam ortasıdır. Çocukla oyun oynarken ya da bazı çalışmalar yaparken ödüllendirmek önemli. Ancak sonucu değil, yapabildiği kadar olan süreci ödüllendirmeliyiz. “Burayı ne güzel yapmışsın” diyerek pozitif geri bildirim yaparak, daha iyi işler yapmasını sağlayabiliriz. Yapamıyorsa “Bunu daha güzel yapabilirsin” diyerek cesaretlendirmeliyiz. Çocuğun vazgeçmesini önlemek için aynı zamanda azmini geliştirmeliyiz. Bir şeyi yanlış yaptığı için çalışmayı bırakacaksa, onu cesaretlendirmeliyiz. Bunu da yavaş yavaş geliştirmeli, vazgeçmeyi önlemeli. Aktiviteleri yaparken sıkıldığında ya da başaramadığında onu orada tutmaya çalışmalı, azmini geliştirip, hep pozitif geri bildirimde bulunmalıyız. Ama bunun en iyi yöntemi de oturup kendimiz de yapıp, vazgeçmeme sinyalini çocuğa vermektir. Çocuğun yapabildiklerini öne çıkarıp, yapamadıklarına yönlendirmeli, yaptıklarını da güzel sözlerle desteklemeliyiz.

4) SABIR:
Çocuk, bir şeyi çok istiyorsa onu hemen vermeden, bekleyebilmesini sağlamalı, beklediğinde de ödüllendirmeliyiz. Bir şey istiyorsa gidip kendisinin bulmasını, almasını, elde etmesini sağlayın. Siz yapmayın, yerine getirmeyin. Geri bildirimde bulunurken takdir edin, sabrın, azmin güzel şey olduğunu anlatın. Çocuk, sabırla başarının geleceğini görmeli.

5) MERAK:

Bu süreçte çocukların akademik konulara büyük ihtimalle merakları azaldı. Çocukları güzel şeylere yönlendirmek, “Bunu oku, öğren, seyret” diyerek değil de birlikte seyredip, okuyarak gerçekleştirmek en iyisi. Belgeseli birlikte seyrederken arada çocuğa soru sorup, nasıl, neden gibi sohbetler etmek yararlı olur. Onun fikrini almak önemli. Çocuğa soru sorarak merak ettiğinizi gösterin ki o da merak etsin. Çocuğa rol model olun. Birlikte belgesel izlemek çok önemli. Hayvan ve doğa konusundaki belgeselleri izlerken çocuk şaşıracak, değişik hayallere dalacak.

Kapanma döneminde ailelere 17 gün için 7 ev ödevi

6) DİNLEMEK:

Çocuk merak ettiği şeyi dinler, bunun için sesli kitaplar alın. Dinlemek onun kelime hazinesini geliştirdiği gibi akademik gücünü daha da ileri götürür. Aynı zamanda hayal gücünü, sabrını artırır, dürtüselliğini azaltır. Hiçbir şey yapamıyorsanız birlikte bir şeyler dinleyin, izleyin.

7) EMPATİ:

Çocuğa empati yapması gereken sosyal ortamlar oluşturun. Evin içinde gerçek ortam olmasa da belgesel seyrederken ya da televizyon izlerken bir sohbetin içine girin. Örneğin izlediğiniz bir dizide “Sen onun yerinde olsan ne hissedersin?” sorusunu sorun. Siz yemek hazırlıyorsanız, yardımınıza karşılık vermiyorsa, “Benim yerimde sen olsan yorgunsan, yardım alamıyorsan ne hissedersin?” diye konuşun. Kardeşine bağırıyorsa “Birisi sana aynı şekilde bağırsa ne hissedersin?” diye sorun. Bunu kızarak, değil, “Hadi gel konuşalım” diyerek yapın. Empati, sosyal bir yetenektir.

X

Liseliyi sınıfta kimse tutamaz

Milli Eğitim Bakanlığı’nın sınavlara girip girmemeyi lise öğrencilerine bırakması okul yöneticilerini tedirgin etti. Derslere devamsızlığın artmasından endişelenen müdürler, “Artık öğrenciler ne eğitime katılır ne başka türlü varlık gösterir. Bu öğrencileri derste nasıl tutacağız” diyor.

17 Mayıs 2021 Pazartesi günü resmî ve özel, örgün ve yaygın tüm eğitim ve öğretim kurumlarında uzaktan eğitim yapılacak. Yüz yüze eğitimin devamıyla ilgili karar, pazartesi yapılacak durum değerlendirmesinin ardından belli olacak. Milli Eğitim Bakanlığı’nın geçtiğimiz günlerde açıkladığı sınavlara girip girmemeyi lise öğrencilerine bırakması ise okul yöneticilerini tedirgin etti. Müdürler derslere devamsızlığın artmasından kaygılı, “Artık öğrenciler ne eğitime katılır ne başka türlü varlık gösterir. Bu öğrencileri derste nasıl tutacağız” diyor. 12’nci sınıflar için dönem her sene olduğu gibi bu yıl da sınav hazırlığı nedeniyle neredeyse kapandı. Okul yöneticileri hazırlık, 9-10 ve 11’inci sınıftaki öğrencilerinin sınav notları için velilerden gelen dilekçe trafiğini yönetmek zorunda kalacağı için endişeli.



İSTEYENE SINAV

Okulların büyük kısmı ikinci dönem yazılılarını yapmıştı. Bakanlık bu yazılıları yok sayamayacağı düşüncesiyle eksik olanların tamamlanması düşüncesinde. Hukuki açıdan bir problem yaşanmaması için “ikinci dönem sınavlarına girmek istemiyorum” şeklindeki bir dilekçe alınması halinde öğrencinin birinci dönem notları dikkate alınacak. Ayrıca bir öğrenci ikinci dönemde derslere göre seçim hakkını kullanmayacak, ya tüm derslerden sınava girecek ya da sadece birinci dönem notlarını dikkate alacak. Yani öğrenci ya ikinci dönemin tamamında ya da birinci dönem notlarını kullanacak, ders seçme şansı olmayacak. İşte kafalardaki sorular ve cevapları:

- Sınıf geçme kriterleri nasıl olacak? Sınıfta kalma olacak mı?

Yazının Devamını Oku

Tam kapanmada sınavlar için 15 kilit öneri

Yaklaşık 4 milyon öğrenci ve ailelerini ilgilendiren LGS ve YKS için geri sayım başladı. Ancak adaylar ve aileleri hazırlık konusunda kaygılı. Evlerde tam kapanmayı yaşadığımız bu dönemde neler yapılması gerektiğini Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özge Hacıfazlıoğlu 15 adımda anlattı...

6 Haziran’daki Liselere Geçiş Sınavı (LGS) ve 26-27 Haziran’daki Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için yaklaşık 4 milyon öğrenci ve aileleri artık son virajda. Bir fazla doğruyla sıralamada onlarca kişinin geride bırakıldığı düşünüldüğünde her hafta, her gün, hatta her saatin fark yaratmada önemi büyük. Bir yandan da tam kapanma süreci devam ediyor, dershaneler ve özel dersler durdu ya da online’a geçti. Aday öğrenciler ve aileleri kaygılı.

İşte bu kaygıyı ev içinde kontrol altına almak aslında sınavda başarının da önemli etkenlerinden biri. Evlerde tam kapanmayı yaşadığımız bu dönemde neler yapılması gerektiğini Prof. Dr. Özge Hacıfazlıoğlu ile konuştum.

Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektör Yardımcısı olan eğitimci Hacıfazlıoğlu, kapanma sürecinde sınava en iyi şekilde hazırlanmanın 15 püf noktasını anlattı:

1) SAKİN AMA PLANLI OLUN

Telaş ve panik içinde olmak bizleri içinden çıkamayacağımız bir kısırdöngüye sokar. Bu kısırdöngüde ebeveynlerin söylemleri ve hareketleri, çocuk ve gençlerin üzerinde olumlu ya da olumsuz izler bırakır. Kapanma günlerini kapsayan zaman dilimi için çok büyük hedefler koymak çocukların üzerinde baskı yaratır. Hafızanızda şu söylemin yer almasına izin verin: “Sakin, yavaş ama planlı bir şekilde yol almak, işlerin daha hızlı ve doğru yapılmasını sağlar!”

2) ÇALIŞMA TAKVİMİNİ DUVARA ASIN

Yazının Devamını Oku

Tam kapanmada sınavlar için 15 kilit öneri

Yaklaşık 4 milyon öğrenci ve ailelerini ilgilendiren LGS ve YKS için geri sayım başladı. Ancak adaylar ve aileleri hazırlık konusunda kaygılı. Evlerde tam kapanmayı yaşadığımız bu dönemde neler yapılması gerektiğini Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özge Hacıfazlıoğlu 15 adımda anlattı...
Yazının Devamını Oku

Dil becerisi için 10 temel adım

Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) çocukların dil becerisini ve kelime hazinesini geliştirmek için başlattığı ‘Okuyan Bir Gelecek’ projesini, dijital platforma taşıdı. AÇEV’in Eğitim Danışmanı ve Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ersoy Erdemir de, ebeveynlere 10 altın tavsiyede bulundu.

Dr. Ersoy Erdemir, dil becerisinin artması için ailelere 10 adımda şu ipuçlarını veriyor:

1- SOHBET VE BOL SORU: Tüm ebeveynlerin kitap veya malzeme almak için koşulları elvermeyebilir. Ama koşullardan bağımsız her ebeveynin dil gelişimini desteklemek için yapabileceği en iyi şey, çocuğuyla bol bol sohbet etmesidir. Bu bir ücret gerektirmeyen, bedava sahip olduğumuz en güçlü araçlardan biridir. Çocuklara bol bol soru sorun. Onların sorularına da mutlaka detaylı cevaplar verin.



2- ONLARA KİTAP OKUYUN: Çocuk anlamaz demeyin, kitap okuma alışkanlığının erken yıllardan itibaren oluşturulması dil gelişimi için çok önemli. Her gün çocuk yatmadan önce kitap okumayı alışkanlık haline getirebilirsiniz. Erken yıllardan itibaren çocuğunuzun kitapla haşır neşir olmasını destekleyin. Çocuk bir kere okudu diye o kitabı rafa kaldırmamak gerekir. Bir hikâye kitabı farklı zamanlarda en azından üç kez okunabilir. Her okumada farklı kelimelerin anlamlarını tanıtabilir, farklı farklı sorular sorabilirsiniz.

3- ÖRNEK OLUN:

Yazının Devamını Oku

188 ülkede 1.5 milyar öğrenci eve kapandı

Geçtiğimiz günlerde açıklanan OECD’nin ‘Okul Eğitim Durumu: COVID Salgınında Bir Yıl’ raporu dünyadaki eğitim tablosunu gözler önüne serdi. Rapora göre 188 ülkeden 1.5 milyar öğrenci evlerine kapandı. Bu da çok ciddi öğrenme kayıplarına neden oldu.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de milyonlarca öğrenci ve öğretmen okullarında uzaktan eğitime devam etti. Her ülke eğitim yolculuğunda kendi yöntemini uyguladı. Çevrimiçi ya da yüz yüze modeller uygulandı. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) geçtiğimiz günlerde “Okul Eğitim Durumu: COVID Salgınında Bir Yıl” raporunu açıkladı. Rapora göre 188 ülkeden 1.5 milyar öğrenci evlerine kapandı. Bu da çok ciddi öğrenme kayıplarına neden oldu. Öğretmenlerin aşılanmasında ve tedbirlerin alınmasındaki gecikmeler de öğrenme açığını arttırdı.



BİLGİ HER YERDE

Türkiye her ne kadar en fazla okul kapatan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alsa da müfredatını uzaktan eğitime uyarlayarak, öğrenme kayıplarını en aza indirmeye çabaladı. Raporda Türkiye’deki öğrencilerin okulların kapandığı ilk dönemde yarısından fazlasının ancak 3’te 2’sinden azının ilköğretim, ortaöğretim ve lise düzeyinde uzaktan eğitim aldığı belirtildi. Bu bir yıllık sürede eğitim yoluculuğunda çok şey değişti. Evden sınavlara girilip, online ödev yapılabildi. Öğrenciler her yerden bilgiye ulaşılabildiğini gördü.

YENİ OKUL MODELİ

Yazının Devamını Oku

10 maddede LGS 2021

2021 yılında sınavla öğrenci alınacak Liselere Geçiş Sınavı’nın (LGS) takvimi ve tercih edilecek okullarla ilgili bilgileri Milli Eğitim Bakanlığı açıkladı. Eğitim uzmanı Salim Ünsal, 6 Haziran Pazar günü iki ayrı oturumda yapılacak LGS ile ilgili yenilikleri ve önemli maddeleri sıraladı:

1- BAŞVURULAR BAKANLIKTAN: Sınav başvurusu öğrencilerin devam ettiği ortaokul tarafından dijital olarak otomatik yapılacak. Yani öğrencinin ayrıca başvuru yapmasına gerek kalmayacak.

2- SORULAR TÜM MÜFREDATTAN: Geçen yıl salgın koşullarında ilk sınav deneyiminde adaylar birinci dönemde işlenen konularla sınırlı tutulmuştu. Bu yıl koşulların düzenli yüz yüze eğitime izin vermemesi nedeniyle konu sınırlamasına gidilmedi. Adaylar 8’inci sınıfın tüm ünite ve konularından sorumlular.

3- ÖĞRENCİ SAYISI YÜZDE 21 AZALDI: 2019 yılında sınavla yerleşilecek liselerin toplam kontenjanı 139 bin 600 olarak belirlenmiş, 2020 yılında ise bu rakam 213 bin 910’a kadar yükselmişti. 2020’de bu hızlı artışın nedeni 2012 yılında 60 aylıkların da ilkokula kaydını karara bağlayan yönetmelik değişikliği nedeniyle ilkokula 600 bine varan fazladan yeni kaydın yapılması ve bunların geçen sene sınav yılının olmasıydı. 2021 yılında, yani bu yıl aday öğrenci sayısı yeniden olağan haline döndü. Bu yıl 2013’te ilkokula başlayan 1 milyon 285 bin öğrencinin sınav yılı. Geçen yıla oranla aday sayısında yüzde 21’lik bir azalma bekleniyor. Buna bağlı olarak geçen yıl artan lise kontenjanları da yüzde 18.6 oranında azaltıldı.



4- EN ÇOK KONTENJAN ANADOLU LİSELERİNDE:

Yazının Devamını Oku

Şefkat çınarları

Darüşşafaka’nın Maltepe rezidansında 10 yıldır eşi Atifet ile birlikte kalan Prof. İlhan Usmanbaş, bu yıl 100’üncü yaşını kutlayacak. 80 yıllık evli Usmanbaş çifti, mal varlıklarını Darüşşafaka’ya bağışlayarak, ‘Bizi sıfırdan yetiştirdi’ dedikleri Cumhuriyet’e vefa borçlarını ödemek istediklerini söyledi...

1921 yılında İstanbul’da doğan ve 26 Eylül’de 100’üncü yaşına girecek olan İlhan Usmanbaş, 2011’den bu yana Türkiye’nin en önemli opera sanatçılarından biri olan eşi Atifet Usmanbaş’la birlikte Darüşşafaka Maltepe Rezidans’ta yaşıyor. Darüşşafaka da bu yıl kendisine 100’üncü yaş günü için özel bir organizasyon yapacak.



80 yıllık evliliklerini ve 100 yıllık yaşamının sırrını “Ters giden durum olduğunda hadi bunu unutalım, yan yana gelmenin güzelliğini yaşayalım. Bundan daha güzel bir şey olmaz” diyerek veren İlhan Usmanbaş, “Sürekli hareket halinde olun” önerisinde bulunuyor.

‘BİNLERCE ÇOCUĞUMUZ VAR’

Çocukları olmayan Usmanbaş çifti, “Çocuğumuz yok, yetiştirdiğimiz binlerce profesör öğrencimiz çocuklarımız oldu” diyor. Ayvalık’taki bir köşkü ve İstanbul Selamiçeşme’deki evi Darüşşafaka’ya bağışlayan İlhan Usmanbaş, “Bazı arkadaşlarımızı erken kaybettik. Türkiye’nin her halini gördük. Sağlıklı beslenmeye dikkat ediyoruz. Hayatımızın önemli bir kısmı Ayvalık’taki köşkümüzde geçti. Yazın birkaç ayda aldığımız deniz ve o güzel rüzgarlı hava bizi tüm kış boyunca ayakta tuttu“ diye konuşuyor.

Yazının Devamını Oku

Takdirlik öğretmenler

'Pandemi var, elimizden ne gelir' demediler, çocukların eğitiminin kesilmemesi için her yolu denediler. Kimi cami minaresinden anons yaptı, kimi ev ev gezip ödev dağıttı. Kimi de eline fırça boya alıp okulları renklendirdi. İşte Türk halkının gönlünde takdir belgesi alan kahraman öğretmenlerden sadece birkaçı...

Okulların bir açılıp bir kapandığı pandemi döneminde öğretmenler, hem kendilerini hızla yeni sisteme adapte etti hem de öğrenci ve velilerin uyum sağlamasını kolaylaştırdı. Eğitim sisteminin devamlılığı ve öğrencilerinin eğitime erişimini sağlamak için öğretmenler çok sayıda yaratıcı çözüm geliştirdi.

Öğretmenlerin değiştirme gücünden alınan ilhamla, önümüzdeki hafta 3 Nisan Cumartesi günü “Yaratıcı Özgüven Festivali” düzenleniyor. Festival, 40’a yakın “Öğretmen Ağı Değişim Elçisi” öğretmeniyle birlikte düzenleniyor. Türkiye’nin farklı yerlerinde öğrencilerine ulaşmak için kimi uzaktan eğitim sürerken çocukların penceresinin önüne gitti, kimi camiden ödevleri dağıttı, kimi de okullar boşken öğrencilerinin hayallerini okul duvarlarına yansıtarak boyadı.

İşte eğitimi sürdürmek için her yolu deneyen öğretmenlerden birkaçının hikâyesi... 

MURAT IŞIK
20 KÖY OKULU BOYADI

5 yıllık öğretmen olan Murat Işık, geçen yıl Batman Kozluk’ta okul müdürü olarak görev yapıyordu. Boyanmayan köy okulu kalmasın diye gönüllü bir öğretmen ekibi kurdu. 20 köy okulunu onardı, boyadı. Şimdi Kozluk İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde görev yapan Işık, gönüllülerle yaptıklarını şu sözlerle anlatıyor: “Okulların fiziki olarak kötü durumda olduğunu biliyordum. Bütçe yoktu, iyileştirme yapamıyorduk. Bunun üzerine kampanya başlattık. Okullarımızın dış ve iç yüzeyini boyayıp yenilemek istedik. Okulların duvarlarına nasıl çizimler yapılacağını düşündük. Hayırseverler destek verdi. Boya temin etti. Aralarında sağlıkçı, polis, mimar, mühendis, öğrenci olan 70 gönüllüyle okulları renklendirdik. Her okula farklı bir tasarım yaptık. Kimini satranç, kimini bilim, kimini uzay görüntüsü ile
renklendirdik. Okullarımızı o eski görünümlü boyalardan temizleyip, çocukların hayallerini genişletecek, yeni hayaller katabilecek renk ve çizimlerle donatmayı amaçladık. Böylece okullarını sahiplensinler, okulda oldukları süre içinde resimlere bakarken, okul duvarlarına bakarken yeni hayaller katabilsin, keşfetsin. Yani merak etsinler istedik. Köye yakın olan çocuklar okul bahçesine gelince çok mutlu oldular. Bir köyde hiç kar yağmıyormuş, biz o köyün okulunun duvarlarını karlar ülkesine dönüştürdük, kar yağıyor gibi görüntüyle, kardan adamın olduğu güzel bir okul da oldu. Çocuklar okullarını görünce mutlu oluyorlar. İlçede tüm okulların tek tip renkleri vardı. Gezegenleri, renkleri görünce heyecanlanıyor, okulu daha çok sahipleniyor ve seviyorlar. Biz bu boyama kampanyası ile çocuğun okula bağımlılığını arttırıyoruz. Renkler insanın ruhuna işliyor, gördüğü resimler çocuğun ruhuna dokunuyor.”

SEMRA İNAN

Yazının Devamını Oku

En eğlenceli EBA dersleri

Salgın sürecinde kuşkusuz en büyük zorluğu, okula yeni başlayan birinci sınıf öğrencileri yaşadı. Öğretmenlerini ekrandan gören minikler, okuma yazmayı uzaktan öğrenmek zorunda kaldı. Ancak 17 kişilik TRT EBA ekibi, içindeki çocuğa uydu ve danslarıyla, kuklalarıyla dersleri eğlenceli hale getirdi...

Bir yılı aşkın bir zamandır öğrenciler pandemi nedeniyle okullarına devam edemedi. En büyük zorluğu da sınava girecek 8 ve 12’nci sınıf öğrencileriyle birinci sınıf öğrencileri yaşadı. Okuma yazmayı öğrenecekleri zaman öğretmenlerini bile tanıyamadan uzaktan eğitim almaya çalışan bu öğrenciler için Milli Eğitim Bakanlığı, özel bir uygulamaya gitti. Türkiye’nin çeşitli illerinde 17 öğretmen drama dersi aldı. Kukla gösterisi, balon katlama, şarkı, işaret dili eğitimi alarak TRT EBA’da farklı bir proje geliştirerek öğrencilerin dikkatini çekip okuma yazmayı daha eğlenceli hale getirdi.



ÇOCUKLA ÇOCUK OLDULAR

Öğretmenler projeyi, “Bizlere bu sefer içimizdeki çocuk seslendi. Biz de uyduk içimizdeki çocuğa. Oyun oynadık, dans ettik, şarkılar söyledik, bilgiyi eğlenceyle katladık. Biz ders işledik, onlarsa oyun sandılar. Küçükken öğrendiğimiz şeylerden aklımızda kalanların birçoğu eğlenerek öğrendiklerimizdi. Sanırım hala da öyle. Bizi en çok heyecanlandıran şey de çocukların okuma yazmayı oyunlarla, şarkılarla öğrenecek olmalarıydı. Üstelik bunu yaratıcı sınıf öğretmenleri ile yaptık” sözleriyle anlatıyor.

ÖĞRETMENLERE DRAMA EĞİTİMİ

Yazının Devamını Oku

Mina’nın çocukları 3 yaşında

2018’de uçak kazasında hayatlarını kaybeden Mina Başaran ve 10 arkadaşı adına verilen 11 burs, bursiyerlerin kendi memleketlerindeki başka çocuklara dokunmasıyla dalga dalga yayıldı. Mina’nın adını burs alan 11 üniversiteli kız ve 10-14 yaş grubu aralığında 12 çocuk yaşatıyor...

Mina Başaran’ın annesi Beril Başaran tarafından üç yıl önce Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği İstanbul Şubesi (TÜKD) aracılığıyla Mina Bursu’na hak kazanan 11 üniversiteli öğrenci, ilk iki yıl “Mina’nın Çocukları” adını verdikleri proje ile 12 çocuğun hayatına dokundu. Üçüncü yılda da 20 kız öğrenci, 20 çocuğa destek verecek. Beril Başaran, “Mina Başaran bursu kapsamında 11 kız ve 12 çocuk dışında dostlarımızla 100’den fazla öğrenciye burs, staj ve eğitim vererek dokunduk” diyor.  



Aslında her şey üç yıl önce Beril Başaran’ın kızının adına verdiği Mina bursiyerlerine armağan ettiği tatilde başladı. Bursiyerler bu tatilde hayatlarına dokunan Beril Başaran’ın büyük acısını görüp, kendilerine sunduğu bu destek karşılığında ona bir şey vermek istedi. Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen ve zorluklar yaşayan İstanbul Hukuk Fakültesi’nde eğitim gören üç kız öğrenci kendilerinin de çocukluğunda yaşadığı sıkıntılardan hareketle bölgelerindeki çocuklara dokunarak destek vermek istediklerini Beril Başaran’a söyledi.

ROL MODEL OLDULAR

Gülsen Genç, Rengin Nur Keskin ve Raziye Aytaç düşündükleri projeyi diğer bursiyerlere de aktardı. Herkes kendi bölgesinde ihtiyacı olan çocuğu ailelerinin ve öğretmenlerinin de onayı ile buldu. Ancak, bunun öncesinde Baltaş Grubu’ndan Prof. Dr. Zuhal Baltaş’dan uzun soluklu bir eğitim aldılar. Sonra da “Mina’nın Çocukları” adını verdikleri, “çocuğumuz” dedikleri 11 çocuğun kapısını çaldılar. Ancak, bir evde iki çocuk da bu projeye dahil olmak isteyince 12 çocukla iki yıl geçirdiler. Bursiyerler, TÜKD aracılığıyla aldıkları eğitimlerle sosyokültürel ve ekonomik imkansızlıklarla mücadele eden bu çocuklarla okullarından kalan zamanlarında ailelerinin yanına gittiklerinde buluştular. Onlara zihinsel ve davranışsal gelişim, zeka gelişimi, spor ve sanat gibi alanlarda mentorluk yaptılar. Kimi zaman oyun oynadılar, kimi zaman onları bir spor, sanata yönlendirip derslerine destek verdiler. Okullar başladığında bir eğitim paketi hazırlayıp, ihtiyaçlarını karşıladılar. En önemlisi onların kendilerinin farkına varmalarına, sosyo-ekonomik olarak daha üst seviyeye çıkmalarına destek verdiler. Bütün bunları yaparken de kendi farkındalıkları arttı, empati kurmayı öğrendiler.

Yazının Devamını Oku

Okullar bütün yaz açık

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un “Okullar 2 Temmuz’a kadar açık, ara tatil yok” açıklaması gözleri eğitimdeki ‘en kısa yaz tatili’ne çevirdi. Normal takvime göre okullar 18 Haziran’da kapanacaktı, bu tarih 2 Temmuz’a çekildi. Temmuz ve ağustos aylarında da ‘gönüllü okul’ olacak.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk önceki akşam CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge Programı’nda okulların 2 Temmuz’a kadar açık olacağını duyurmuştu. Şimdi 18 milyonu aşkın öğrenci ve 1 milyona yakın öğretmen kapanış zilinin çalması için 2 Temmuz’u bekleyecek. Her ne kadar kapanış zili 2 Temmuz’da çalacak olsa da Milli Eğitim Bakanlığı yeni bir program üzerinde çalışıyor.



Okullarından bir yıl uzak olan milyonlarca öğrencinin akademik eksiğinin kalmaması için 2 Temmuz sonrası “gönüllü okul” programı hazırlanıyor. Bu program uzaktan eğitim sürecinde olan eksiklerin giderilmesi için “takviye programı” niteliğinde olacak. Buna göre tüm sınıf düzeylerinde eksikliklere bakılacak. Özellikle bir yıllık eğitim programında bir üst sınıfa geçerken bazı derslerden öğrenilmesi gereken konu ve kazanımları yeterince alamayan öğrencileri kapsayacak. Ya tüm derslerden ya da belli derslerden öğrenciler okula çağrılacak. Burada yine “gönüllülük” esası olacak. Ama eğitimciler, bir yıl boyunca okul yüzü görmeyen milyonlarca öğrencinin bu derslere katılımının yüksek olacağı düşüncesinde.

ÖĞRETMENLERE EK ÜCRET

Öğretmenlere de isteğe bağlı çalışma planı yapılacak. Gönüllü olarak çalışmak isteyen öğretmenlere bu çalışmanın karşılığında ayrıca ücret ödenecek. Gönüllü okul uygulaması büyük ihtimalle yeni eğitim öğretim yılının başlayacağı 31 Ağustos’a kadar devam edecek.

Yazının Devamını Oku

Dünya bu sorunu konuşuyor... Ev gençleri

Ne işte, ne okulda ne de stajdalar... Kimine göre boş gezen, kimine göre de ev gençleri... Okumuyor, çalışmıyor, iş de aramıyorlar... Dünya ‘NEET’ diye tanımlanan bu ‘evde oturan gençler’e çözüm arıyor. Türkiye NEET oranında Avrupa’da birinci sırada. AB’de bu gençlerin oranı 13.5, Türkiye’de ise 30.7’yle iki katı...

Dünya ne eğitimde, ne stajda ne de işte olan ve artık iş aramaktan vazgeçmiş gençlere NEET (Not in Education, Employment or Training) diye tanımlıyor. OECD geçtiğimiz yıllarda uzun süredir “ev gençleri” dediğimiz bu kesimi takip ediyor, oranları ölçüyor. Bizi de bütün bunlar ülke olarak yakından ilgilendiriyor. Çünkü “ev gençleri” oranı gittikçe yükseliyor, Eurostat verilerine göre birinci sıraya çıkmış durumdayız. Yani kimine göre “boş gezen” kimine göre de “ev gençleri” olarak nitelendirilen bu kesim gelecek için “alarm” veriyor. Özellikle son bir yıldır bütün dünyayı eve hapseden pandemide de her ne kadar ölçümleme yapılmasa da ev gençlerinin sayısının arttığı düşünülüyor. 




18-24 YAŞ ARASI

Yazının Devamını Oku

Sınavlar ve 'yüz yüze'ye erteleme

Milli Eğitim Bakanlığı, ikinci aşaması 1 Mart’ta başlayacak olan yüz yüze eğitimle ilgili yeni bir karar aldı. Tüm illerde pazartesi okullar açılmayacak, yüz yüze yapılacak sınavlar o gün için iptal edilecek.

Her ne kadar Bakanlık bu konudaki kararın 1 Mart Pazartesi günü Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nda yapılacak değerlendirmeler sonucunda verileceğini belirtse de tüm yurtta önümüzdeki hafta ilkokulların okula başlaması zor görünüyor. En az 10 ilde ders başı yapılması şimdilik mümkün değil. Aynı şekilde okul sınavlarının da zamana yayılacağını düşünüyorum. Sınavlar 8 Mart haftası ve sonrasına ötelenirse şaşırmamak gerekir. Bakanlığın, okul sınavlarının tamamen iptal edilmemesi konusunda kararlı olduğu da unutulmamalı.

RİSKLİ İLLERDE ZİL ÇALMAYABİLİR

Aslında okulların ve öğrencilerin bu konudaki kaderini Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılacak “İllere Göre Haftalık Vaka Sayısı Haritası” ve Koronavirüs Bilim Kurulu’nca belirlenen kriterler belirleyecek. Bu kriterlere göre yapılacak değerlendirme çerçevesinde 4 ayrı risk grubu (düşük, orta, yüksek ve çok yüksek) tespit edilerek bu risk gruplarına göre uygulanacak tedbir seviyeleri Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde kararlaştırılacak.

İşte bu risk gruplarında yüksek ve çok yüksek olan illerdeki okullarda ziller çalmayabilir. İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü ise bu konuda daha iyimser. Öğrendiğime göre iller tüm hazırlığını okulların önümüzdeki hafta açılması üzerine yaptı. Ankara ve İstanbul’da okulların açılışı için şimdilik “yeşil ışık” yansa da önümüzdeki hafta verilerine göre son karar yine Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nda.

SON KARAR KABİNE TOPLANTISINDA...

Milli Eğitim Bakanlığı’nın dün yaptığı açıklama şöyle: “1 Şubat 2021 Pazartesi günü gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nda, resmî ve özel tüm ana sınıflarında, ilkokullarda, 8 ve 12. sınıflar ile özel eğitim okul ve sınıflarında 1 Mart 2021 Pazartesi günü yüz yüze eğitime başlanılacağı; ayrıca illerin salgın koşullarındaki durumlarına bağlı olarak il bazlı kararların da alınabileceği kamuoyuna açıklanmıştı.

Bu doğrultuda, Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan ‘İllere Göre Haftalık Vaka Sayısı Haritası’nın güncellenme takvimi ve Koronavirüs Bilim Kurulunca belirlenen kriterlerin Kabine Toplantısı’nda değerlendirilecek olması nedeniyle 1 Mart 2021 Pazartesi günü eğitim öğretime geçişi planlanan resmî ve özel tüm okullarımızda yüz yüze eğitime ve sınavlara, 2 Mart 2021 Salı günü illerin salgın koşullarına göre başlanılması kararlaştırıldı. 1 Mart Pazartesi günü Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nda yapılacak değerlendirmeler neticesinde valilik il hıfzıssıhha kurullarınca ‘yerinde karar’ uygulamasına bağlı olarak eğitim öğretim faaliyetlerine devam edilecek.”

Yazının Devamını Oku

TIMSS Direktörü Dirk Hastedt: Türkiye gurur duymalı

İlk kez 500 puanın üzerine çıktığımız TIMSS’in Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması Türkiye’nin yüzünü güldürdü. TIMSS Direktörü Dirk Hastedt, “Türkiye harika bir gelişim gösterdi. Türk öğrenci ve öğretmenler çok iyi durumdalar, gurur duymalılar” dedi.

Düzenli olarak 4 yılda bir yapılan, 4 ve 8’inci sınıf düzeyindeki öğrencilerin bilgi ve becerilerini değerlendiren TIMSS Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması, Türkiye’nin yüzünü güldürdü. Matematik ve fen alanında ilk kez 500 puanın üzerine çıktığımız araştırmanın sonuçlarının ardından Ankara Eğitim Platformu tarafından çevrimiçi düzenlenen konferansa katılan TIMSS’in Uluslararası Eğitim Başarılarını Değerlendirme Kuruluşu (IEA) İcra Direktörü Dirk Hastedt ile sonuçları konuştuk:



8’İNCİ SINIFLAR 10’UNCU SIRADA

* Türkiye’nin başarısı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Yazının Devamını Oku

En çok öğrencisi olan öğretmen

Doğan Cüceloğlu annesiz kalmasının acısını anlatırken “Annen yok, kimsen yok” sözleri ile herkesi ağlatmıştı. İçindeki çocuğa rağmen en çok öğrencisi olan öğretmendi o... Binlerce aile çocuklarıyla iletişim kurmayı onun kitaplarıyla, söyleşileriyle öğrendi, onun yol göstermesiyle yetiştirdi.

"Annen yok, kimsen yok” sözleri ile herkesi ağlatmış, “Mükemmel değil, merhametli insan yetiştirin” sözleri ile de anne babaların rehberi olmuştu Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu. Ömrünü insanı insana anlatmakla geçirdi. Ülkemiz için çok özel biriydi. Kullandığı sevgi dili ayrıştırmanın, ötekileştirmenin çok uzağındaydı. İnsanları öylesine kucaklıyordu ki onu bir defa dinleyen, kitaplarından birini bir defa eline alan sözlerinin, düşüncelerinin etrafında birleşiveriyordu. Öldüğü haberi duyulunca sadece ailesinde değil, birçok evde onun kaybının üzüntüsü yaşandı, yüzlerce kişi duygularını sosyal medyada paylaştı. İçindeki çocuğa rağmen en çok öğrencisi olan öğretmendi. Binlerce aile çocuklarıyla iletişim kurmayı onun kitaplarıyla, söyleşileriyle öğrendi, onun yol göstermesiyle yetiştirdi. Doğan Cüceloğlu annesiz kalmasının acısını anlatırken hiç tanımadığı binlerce insan onunla birlikte bir ablayı, bir dostu, bir anneyi, babayı, bir öğretmeni kısaca bir yakınını kaybetmiş gibi hissetti. O söyledikleriyle, yazdıklarıyla her eve, her yüreğe dokundu. İşte o nedenledir ki bizden, aileden birini kaybetmiş gibiyim, gibiyiz.

TEK DERDİ VARDI: İNSAN SEVGİSİ

Her bir araya geldiğimizde, toplantılarda o yumuşak, ruhumuzu okşayan, sakin ve gönlümüzde yer edinen cümlelerini dinledikçe onun tevazuunu hayranlıkla izlemiştim. Doğan Hoca’nın tek derdi vardı “insan sevgisi.” İşte bu nedenle binlerce kişinin yüreğine dokundu, konferanslarıyla, kitaplarıyla, söyleşileri ve televizyon programlarıyla iz bıraktı, bırakmaya da devam edecek.

Gülümseyen yüzü, babacan, herkesi kapsayan tatlı tatlı konuşması bizi rahatlattı, bakış açımızı değiştirdi. Aile içinde çocuğumuza, eşimize, kardeşimize, arkadaşlarımıza bakarken başka bir gözle onları görmemizi sağladı. Farkındalıklarla yaşamayı ve insanları hatalarına rağmen sevmeyi bize öğretti. 

Ailesi de ona veda ederken, “Babamız, insanların kim olduğuna, nasıl göründüğüne bakmaz, kalplerinin derinliğini anlamaya çalışırdı. Her insanın içindeki derin ve gizli potansiyele inanan, onun ortaya çıkmasına destek olmayı, güçlendirmeyi amaçlayan biriydi. Her insanın hata yapabileceğini ama esas önemli olanın hatalardan ders çıkarmak olduğunu düşünür, böyle davranırdı. Tüm yaşamını inandığı değerler ve en önemlisi sevgiyle yaşadı” derken onun yazdıkları, söyledikleri, fikirlerinin ne kadar değerli bir kaynak olduğunu aktarıyor.


Yazının Devamını Oku

Üniversiteler baharda açılır mı?

YÖK 3 milyonu aşkın öğrenci ve 176 bin akademisyene online eğitimin verimliliğine yönelik bir anket gönderdi. Sağlık Bakanlığı yüz yüze eğitime pek sıcak bakmıyor ama son kararı vermeden önce bu anketin verileri de masada olacak. Bakalım bahar döneminde kampusların kapısı açılacak mı?

Üniversite öğrencileri, kazandıkları ya da okudukları okulun özlemi içinde. Her ne kadar uzaktan eğitim alsalar da amfilerini, bahçelerini, arkadaşlarını kısaca kampuslarını özlediler. YÖK bu hafta 3 milyonu aşkın öğrenci ve 176 bin akademisyene pandemi sürecinde online eğitimin verimliliğine yönelik bir anket gönderdi. 21 soruluk anketin şu üç sorusu çok önemli:

- Bu yıl (2020-2021 eğitim öğretim yılı) ikinci dönemdeki eğitim sürecinin nasıl olmasını tercih edersiniz?

- Pandemi sonrasında (uygulama dersleri hariç) eğitim sürecinin nasıl olmasını tercih edersiniz?

- Pandemi sürecinde yüz yüze öğretimin başlatılması için YÖK’ün Sağlık Bakanlığı’ndan görüş almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Anket için öğrenci ve akademisyenlere perşembe akşamına kadar süre tanındı. YÖK bu anketi değerlendirerek bahar dönemi için alınacak kararda önemli bir sayısal veriyi elinde tutmuş olacak. Anket sonuçları Sağlık Bakanlığı’na da gönderilecek. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, bu hafta yaptığı açıklamalarda vaka sayılarının gidişatından ve mutasyonlardan endişe duyduğunu belirtmiş, “Yüz yüze eğitimin risk teşkil ettiğini şimdiden söyleyebilirim” demişti. Yani Sağlık Bakanlığı yüz yüze eğitime pek sıcak bakmıyor ama son kararı vermeden önce bu anketin verileri de masada olacak.

Bakalım önümüzdeki hafta öğrencilerin istediği gibi bahar döneminde kampusların kapısı açılacak mı? Yoksa üniversiteliler bu yıl da öğretim dönemini kampus yüzü görmeden mi bitirecek?

ÖĞRENCİLER YÖNETİMDE

Rektörden sonra dekan ve bölüm başkanlarının da mentoru öğrenciler oldu. İstanbul Ar-El Üniversitesi de bir yıldır devam eden “öğrenci rektör danışmanlığı” uygulamasında verimli sonuçlar alınca bu kez “tersine mentorluk” uygulaması başlattı. Artık tüm dekan ve müdürlerin, bölüm ve program başkanlarının öğrencilerin içinden seçtikleri bir mentorları bulunacak. Rektör Prof. Dr. Argun Karacabey, “Tersine mentorluk uygulamasının amacı bilgi paylaşımını ve farklı jenerasyonlar arasında daha kolay ilişki kurulmasını sağlamak. Öğrenciler de böylece tecrübe ve bilgilerden faydalanarak kişisel gelişimlerine katkı sağlayıp, liderlik ve yöneticilik becerisi elde edecek, içinde yaşadığı eko sistemin yönetim ilkelerini özümseyecek” diyor. Sistem şöyle işleyecek: Ön lisans ve lisans düzeyinde her akademik birim yöneticisi bir öğrenciyi seçecek. Her bölüm başkanı, müdür ya da dekan için bir mentor seçilmiş olacak. Mentor seçilen öğrenci en az bir akademik yıl olmak kaydıyla bir dahaki seçim sürecine kadar görevine devam edecek. Mentor olarak seçilen öğrenci sadece ilgili akademik birim yöneticisine sorumlu olacak. Mentor ve menti haftada en az 1 kez bir araya gelerek görüşme yapacak.

Yazının Devamını Oku

'Pandemiyi ziyan etmeyin'

Winston Churchill’in, “İyi bir krizi asla ziyan etmeyin” sözünü hatırlatan psikolog Prof. Dr. Acar Baltaş, “Pandemi gençler için hem tehdit hem de fırsat. Başarısızlığın geçerli mazereti olabileceği gibi, bir başarı hikâyesi yazmanın da doğru zamanı” diyor. Acar, bu krizi fırsata çevirmenin tüyolarını da veriyor...

Psikolog Prof. Dr. Acar Baltaş, yıllarca gençlerle ve ailelerle yakın çalışan ve ülkemizi çok iyi tanıyan bir uzman. “Pandemi gençler için hem tehdit hem de fırsat” diyen Prof. Dr. Baltaş, teknolojinin sunacağı imkanlarla yıldız hocaların vereceği derslere ulaşmanın fırsat olabileceğinin altını çiziyor. Baltaş’a göre pandemi dönemi başarısızlığın geçerli mazereti olabileceği gibi bir başarı hikayesi yazmanın da doğru zamanı. Bilgisayar oyunlarında ya da anlamsız sohbetlerle geçirilen zamanın kayıp olabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Acar Baltaş’ın eğitimle ilgili kaygıların arttığı bu dönemde önerileri şöyle:



FANTEZİ VE ÜTOPYALAR BİR BİR GERÇEK OLUYOR

“Kriz, Çin alfabesinde iki sembolle ifade edilir. Biri tehlike, diğeri fırsattır. Belki de bunu bilen Winston Churchill, ‘İyi bir krizi asla ziyan etmeyin’ demiştir. Biz gündelik hayatımızda en küçük bir sapmayı kriz olarak görürüz ancak gerçek anlamda kriz, var olan çözümlerin yaşanan sorunu çözmeye imkan vermediği durumlardır. Krizler var olan eğilimleri güçlendirir, gerçekleşmesi uzun yıllar sürecek gelişmelerin hızla hayata geçmesine imkan verirler. Bizim de şu sırada yaşadığımız tam anlamıyla bu. Evden veya uzaktan çalışma, bunu aklından dahi geçirmeyecek kurumlar için martın üçüncü haftasında bir tercih olmaktan çıktı. Daha önemlisi pek çokları için bir fantezi olan uzaktan eğitim tüm Türkiye’de zorunlu oldu. Sanıldığı gibi ‘genç ve dinamik nüfusumuz’ kalkınmanın değil, yakın gelecekte yaşayacağımız sorunların nedeni olma potansiyeline sahip. Teknolojinin sunacağı imkanlarla yıldız hocaların vereceği derslere ulaşmanın mümkün olması bu fırsat adaletsizliğini azaltarak, halk çocuklarına yüksek eğitime dahil olma fırsatı verecektir. Bugün ütopya gibi görülen bu durum üç yıl içinde gerçekleşebilir. Bunun gerçekleşmesi için fiber optik altyapı sorununun çözülmesi ve ihtiyaç duyanlara tabletlerin verilmesi gerekir. Türkiye’nin 600 bin kilometre olan fiber optik altyapısını 20 milyon kilometreye çıkarması gerekir. Stokholm kentinin fiber optik ağının 2 milyon kilometre olduğu düşünülürse, bu konunun taşıdığı öncelik kendiliğinden ortaya çıkar.

HAKKÂRİ’DE OTURUP HARVARD’DA OKUMAK

Yazının Devamını Oku

Pandemi gölgesinde iyi tatil için 10 tüyo

Yarıyıl tatilinin ikinci haftası başladı. COVID-19 gölgesindeki bu tatil aileler için biraz zorlu geçiyor olabilir. Yarıyıl tatili için seyahat planları, aile ve arkadaşlarla buluşma hayalleri varsa da muhtemelen suya düştü. Bu zor günlerde çocukları evde hem oyalamak hem de psiko-duygusal gelişimlerine katkı sağlamak hiç kolay iş değil. Peki bu durumu fırsata çevirmek mümkün olabilir mi? Mesela bugünler bize çocuğumuzla bağımızı güçlendirmek için bir imkân yaratır mı?

ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez bunun mümkün olduğunu söylüyor. Konuya “Eğilmek mi yoksa uzanmak mı daha kolay” sorusuyla giren Sökmez sözlerini şöyle sürdürüyor: “Küçük bir çocuk ebeveyninin kucağına çıkmak istediğinde, boy farkı nedeniyle kollarını açarak kucağa alınmayı talep eder. Anne-baba da eğer çocuğun talebini fark ederse, ona doğru eğilerek çocuğu kucağına alır. Tıpkı bunun gibi, çocuğunuzun psiko-sosyal ihtiyaçlarını size dile getirmesi ve size duygusal olarak yakınlaşması için de size doğru onun uzanmasını beklemeyin, siz ona doğru eğilin. Zorunlu olarak evde geçirdiğiniz bu kış tatilini çocuğunuzun psiko-sosyal ihtiyaçlarına eğilmek, ihtimam etmek ve gidermek için iyi bir fırsat olarak değerlendirin.”



İşte Doç. Dr. Sökmez’den 10 adımda pandemi gölgesinde iyi tatil tüyoları:

1. Evde sömestr havası yaratın: Geç kahvaltı etmek, biraz geç uyumak gibi küçük kaçamaklar ve gülümseyerek “Bugün de tatil” demeniz bile bu atmosferin oluşmasına bir adım olur.

2. Hiçbir şey yapmayın:

Yazının Devamını Oku

8 ve 12’lere hafta sonu özel izin

Pandemi nedeniyle büyük oranda uzaktan eğitimle geçen 2020-2021 eğitim öğretim yılının ilk dönemi dün tamamlandı. Sınava hazırlanan 8 ve 12’nci sınıflar için de yüz yüze eğitim başladı. Hafta içi ve hafta sonu yapılacak kurslara katılan öğrenciler, özel izinle sokağa çıkma yasaklarından muaf olacak.

Uzaktan eğitim ya da evden eğitim sona erdi. Zor, yorucu ve özlemle dolu yılın ilk döneminin son ders zili dün çaldı. Öğrenciler; sınıflara girmeden, bahçede oynamadan, koridorlarda koşturmadan evden, masanın başından eğitime devam etti. Öğretmenler; evlerini okullaştırdı, eğitim tarihinde ilkleri yazdı. Öğrencilerine dokunmadan, onların gözünün içine bakmadan, kucaklaşmadan, kimi zaman masayı kimi zaman buzdolabı kapısını tahta yaptı. Evlerini, odalarını, mutfaklarını sınıfa çevirdi. Zoru kolaylaştırıp, öğrencilere ulaşmanın her yolunu denedi. Aileler; sabahları işine koşarken, çocuklarının derse katılımı için çaba harcadı. Kimi zaman çocukları ile çatıştı, yasaklar koydu, zorlandı. İşleri pek de kolay olmadı. Dün başlayan 3 haftalık tatilde öğrencinin, öğretmenin ve ailenin de biraz olsun nefes alma zamanı.

‘YÜZ YÜZE’NİN İLK ADIMI

Kuşkusuz geçtiğimiz mart ayından itibaren en çok zorlananlar sınavlara girecek olan 8 ve 12’nci sınıf öğrencileri. 6 Haziran’da yapılacak Liselere Geçiş Sistemi (LGS) ile 26-27 Haziran’daki Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek yaklaşık 4 milyon öğrenci ve öğretmenleri bu ara tatilde derse devam edecek. 8 ve 12’nci sınıf öğrencileri ve mezunlar için isteğe bağlı açılan resmi okullardaki destekleme ve yetiştirme kurslarında, özel okullardaki takviye kurslarında ve 12’nci sınıflara yönelik özel öğretim kurslarında yüz yüze eğitim ara tatille birlikte başlatılacak. Okullar, bakanlıktan son dakika gelen bu haber karşısında organize olmaya çalışıyor. Servis, yemekhane gibi hizmetleri açık tutup, yüz yüze eğitimin ilk misafirlerini iyi ağırlamaya kararlı.

YASAKTAN MUAF OLACAKLAR

Destekleme ve yetiştirme kursları yarıyıl tatilinde (25 Ocak-7 Şubat arasında) hafta içi veya hafta sonu olacak şekilde planlanabilecek. Hafta sonu yapılan sokağa çıkma yasağı için Milli Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın izni ile kurslara katılan öğrencilere okul yönetimince bir belge düzenlenmesi halinde sorun çözülecek. Yani okulundan, kursa katıldığına yönelik belge alan öğrenciler sokağa çıkıp okuluna gidebilecek.

ÖĞRENME KAYIPLARI NE OLACAK?

- Bütün gözler okulların açılacağı 15 Şubat’a çevrildi. Eğitimciler pandemi nedeniyle oluşan öğrenme kayıpları için planlamalar yapıyor. Eğitim yılını sağlıklı ve az kayıpla kapatmak için farklı modeller üzerinde çalışılıyor. Uzmanlar, öncelikle öğrenme kayıplarını belirlemek için ölçme sistemi geliştirilip, yaz tatilinde bunun telafi edilmesi önerisinde bulunuyor. Umarım bakanlık bu konuda bir an önce adım atar, bu kayıpları en aza indirir. Salgının hafiflemesi ve okullarda yüz yüze eğitimin 15 Şubat’tan itibaren başlaması artık herkesin ortak dileği. Sağlıkla iyi tatiller...

Yazının Devamını Oku