GeriNuran ÇAKMAKÇI 'Çalıkuşu'nun şirinler sınıfı'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Çalıkuşu'nun şirinler sınıfı'

Öğretmen Büşra Yenidünya, tayin edildiği Pervari’nin dağ köyü Keskin’deki okula adım atar atmaz işe sınıfını boyamakla başladı. Hayatında yaptığı ilk boyada renk olarak maviyi seçti, sınıfa da ‘Şirinler’ adını verdi. Çocuklar sınıfa bayıldı ancak velilerde umduğunu bulamadı. Bir veli bile gelmedi toplantıya. O da okuldan çıkıp evleri tek tek gezdi, kendini sevdirdi. Köylülerin ‘Çalıkuşu’ dedikleri Büşra öğretmen, “Güzel bir başlangıç oldu” diyor.

Büşra Yenidünya, Artvin Yusufeli’nde doğdu. Önce Yusufeli Anadolu Öğretmen Lisesi’ni sonra da Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi sınıf öğretmenliği bölümünü bitirdi. Üniversiteden mezun olur olmaz “Ülkemin neresi olursa olsun orada görev yapmak isterim” diyerek öğretmenlik yapmak için atanmayı bekledi. Pandemi döneminde Siirt Pervari’de bir dağ köyü olan Keskin’e tayini çıktı. 22 Ağustos’tan itibaren de ilk görev yeri olan bu köyde öğrencileriyle birlikte hayatı öğreniyor. “Köyde bir Çalıkuşu, diye adlandırdılar beni çok da memnun oldum. Evet, ben köyde yeni başlayan bir Çalıkuşuyum. Kimine göre ilk heveslerin içindeyim ama bence güzel bir başlangıç yaptım. Geleceğe dair şunu söyleyebilirim. Daha yeni başlıyoruz. Umudumuzu hep diri tutmalıyız yoksa başka türlü üzülmek için çok neden var” diyor. 

Çalıkuşunun şirinler sınıfı

OKULA ADIM ATAR ATMAZ İŞE KOYULDU

Bir ve ikinci sınıfların olduğu birleştirilmiş sınıfta öğretmenliğe başlayan Büşra öğretmen, okula adım atar atmaz işe sınıfını boyamakla başlamış. Hayatında ilk defa duvar boyamış. Ve yaptığı bu ilk boyada maviyi seçmiş. Örtüler dikmiş, sıraların, masaların ufak tefek tamiratını yapmış. Şimdi duvarları masmavi pırıl pırıl bir sınıfı var. Bu sınıfın adını da ‘Şirinler Sınıfı’ koymuş. Sınıfının mavi duvarlarında minik öğrencilerinin sesleri yankılansın istemiş hep. El emeği göz nuruyla yaşam verdiği sınıfını gördüklerinde öğrencilerinin de mutlu olacağını, buradan ayrılmak istemeyeceklerini düşünmüş.

BENİM DE ÖĞRETMENLİKTE İLK GÜNÜM

Ve sonunda Çalıkuşu Büşra öğretmen, geçen pazartesi başlayan “Uyum haftasında” birinci sınıftaki 9, ikinci sınıftaki beş öğrencisiyle buluştu. Çocukları, öğrencileri rengarenk çiçekler gibiydi. Şirinler Sınıfı’na çok da yakıştılar. Onlara ilk sözleri “Okulda sizin de ilk gününüz benim de öğretmen olarak ilk günümüz” oldu.

KÖY EVİNDE VELİ TOPLANTISI

Ancak ailelerine geldiğinde Büşra öğretmen pek umduğunu bulamadı. Veli toplantısı için önce onları tek tek aradı, her birinin bir mazereti vardı. Yine de toplantı saatini umutla bekledi fakat özenerek süslediği, onardığı sınıfına hiçbir veli adım atmadı. Toplantı 12.30’daydı, bekleyişi 14.00’e kadar sürdü. Ama Büşra öğretmenin kitabında yılmak yoktu. Okuldan çıktı, velilerinin tek tek evlerine gitti. İlk gittiği evde birkaç veliyi bir arada buldu, onlara okulu anlattı, çocuklarıyla nasıl ilgilenmeleri gerektiğini aktardı. Sonra diğer evleri gezdi. Öğretmenlerini evlerinde gören aileler şaşırdı. Kanepesi, minderi olmayan köy evlerinde Büşra öğretmen de yoklukla mücadele eden aileleri tanıdı. Çocuklara bütün bildiklerini aktarma sözü vererek çıktı. Köy evlerinde öğrencilerinin ailelerini ve koşulları tanıdığı için şimdi mesleğine daha farklı bakıyor. Omuzlarındaki yükün daha da ağırlaştığını hissediyor. Ama hem kendine hem çiçekler gibi rengarenk çocuklarına hem de onların artık daha iyi tanıdığı ailelerine, anne babalarına güveniyor. Bir de tabii pandemi bitip de Şirinler Sınıfı’nın mavi duvarları her gün çocuk sesleriyle yankılanmaya başladığında artık herkesin eğitimden keyif alır hale geleceğini düşünüyor ve geleceğe umutla bakıyor.

Çalıkuşunun şirinler sınıfıÇalıkuşunun şirinler sınıfı

‘HAYATIMDA İLK KEZ BOYA YAPTIM’

Keskin virajlarla ulaşılan dağ köyü Keskin’de 9 meslektaşı ile birlikte yaklaşık 80 öğrencisi olan Büşra öğretmen, hayatında ilk kez eline fırça alıp badana yapmış. Çok da güzel iş çıkarmış.

TTK BAŞKANI PROF. DÖNMEZ'DEN 10 MADDEDE UZAKTAN EĞİTİM

Talim Terbiye Kurulu (TTK) Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Dönmez, Eğitim Bilişim Ağı’nın (EBA) kendi alanında dünya çapında tıklanma rekoru kıran bir portal olduğunu söyleyerek, bugüne kadar 9 binden fazla EBA destek noktası kurulduğunu belirtiyor.

Başkan Dönmez, 1 milyondan fazla canlı sınıf uygulaması ile 7 milyondan fazla öğrencinin sistemi aynı anda aktif olarak kullandığının altını çiziyor. Başkan Dönmez, “Bugünlerde internet sağlayıcı firmaların alt yapılarından ve aşırı yüklenmeden, siber saldırılardan kaynaklanan bazı sorunlar yaşandı. Daha önceki dönemde canlı ders için oluşturulan 40 bin kapasitenin yarısı bile kullanılmamışken bu dönemde kapasitenin 1 milyonun üzerine çıkarılmış olması nedeniyle sistem zorlanıyor. Fakat teknik alt yapı ile ilgili sorunlar çözülmesi nispeten daha kolay olanlar. Nitekim önemli ölçüde çözüldü. Önemli olan öğrencilerin motivasyonunun sürdürülebilmesidir” diyor. Dönmez, 10 maddede uzaktan eğitimde dikkat edilmesi gerekenleri ise şöyle anlatıyor:

 

HER SEVİYEYE UYGUN İÇERİK

1- Milli Eğitim Bakanlığı’nın verdiği uzaktan eğitim, bugüne kadar çeşitli üniversiteler tarafından verilen uzaktan eğitimden çok farklı. Bizim hedef kitlemiz olan öğrenciler yaşları, gelişimsel özellikleri ve sınıf düzeyleri birbirinden çok farklı olan çocuklar. Bu farklılık nedeni ile ders içeriklerinin, anlatım yöntemlerinin ve kullanılan dilin çocukların yaşlarına ve gelişim özelliklerine uygun olması gerekir.

2-Çocukların uzun süre ekran karşısında oturmaları ve ekrana bakmaları doğru bir uygulama değil. Bu durum fiziksel ve psikolojik açıdan yanlış. Uzun süre ekrana bakmak göz sağlığı açısından, uzun süre doğru pozisyonda oturmamak kas ve iskelet sistemi açısından çeşitli olumsuz sonuçlar doğurabilir.

3- Üst üste dersler yerine arada öğrencilerin hareket etmelerini sağlayacak teneffüslerin ve arka arkaya dersler yerine dersler arasında boşlukların olması gerekir. Yayın akışı açısından bakıldığında teneffüste öğrencinin daha fazla ilgisini çekebilecek çizgi film, tanıtım kuşağı gibi yayınların olması doğru bir uygulama olmaz.

4- Uzaktan eğitimde öğretmenle doğrudan göz teması kurulamadığı için dikkati dağılan öğrenciye yönelik anlık öğretmen müdahaleleri mümkün olamıyor. Bu nedenle ders izlenen ortamda öğrencinin dikkatini dağıtacak cep telefonu gibi materyallerin ve konuşmanın olmaması gerekir. Aile ders izlenen ortamı sınıf gibi düşünmeli ve düzenleyebilmeli.

30 DAKİKALIK DERS DOĞRU UYGULAMA
5- MEB’in uzaktan eğitimde ders sürelerini 30 dakikaya indirmesi bu nedenle doğru bir uygulama. Ayrıca pasif alıcı konumunda kalan öğrencilerin dikkatlerini ve motivasyonlarını daha uzun süre canlı tutmaları mümkün değil.

6- Teorik derslerden çok yetenek ve beceri gerektiren sanat ve spor dersleri, öğrencilerin becerilerini geliştirebilecekleri tasarım beceri atölyeleri eğitsel anlamda uzaktan eğitimde yeri doldurulamayacak bir değere ve öneme sahip. Bu yüzden eğitimciler olarak dileğimiz ve çabamız bir an önce yaşadığımız salgın sürecinin sona ermesi ve çocuklarımızın arkadaşlarına, okullarına ve öğretmenlerine kavuşmalarıdır.

 

7- Bu süreçte kendisi ya da çocuğu zorlanan veliler hem ihtiyaç duydukları bilgileri temin etmek hem de psikolojik destek ve yönlendirme hizmetlerinden yararlanmak için okulların rehberlik servislerine başvurabilirler. İlgili alan uzmanları MEB’in ilgili birimlerince sürekli bilgilendiriliyor, hem yaşanan salgının psikolojik boyutları hem de sürdürülen eğitim etkinliklerinin detayları açısından donanımlı durumdalar.

8- Ailelerin sağlık, eğitim gibi konulara bakış açıları farklı olduğu gibi korku ve kaygıları da farklı. Okullarda her türlü önlem alınmış olsa bile velileri, çocuklarını bu ruh haliyle okula göndermeye zorlamak doğru değil. Kabul etmek gerekir ki, ailelerin bu kaygılarını çocuklarına yansıtma düzeyleri de birbirinden farklı. Bu durum çocukla okul arasında daha başlangıçta kurulması gereken ve pedagojik açıdan çok değerli olan sevgiye dayalı duygusal bağı zayıflatması, hatta korkuya dönüştürme potansiyeli yüksek olması nedeniyle yanlış.

9- Özellikle ortaokul ve lise düzeyinde öğrenim gören çocuklar için kimlik edinimi kritik bir gelişim görevidir. Kimlik edinimi de en güçlü şekilde gencin gerek akranlarından gerekse yetişkinlerden oluşan çevresinden rol model edinmesi ile gerçekleşir. Bu sebeple akran-akran ve çocuk-öğretmen iletişimlerinin sınırlanmasıyla meydana gelebilecek rol model eksiklikleri yine alternatif sosyal etkileşim ortamları sağlanması suretiyle desteklenmeli.

DUYGUSAL ÖĞRENMELER

10- Okul ortamında gerçekleştirilen öğrenmelerin büyük kısmı sosyal-duygusal öğrenmelerdir ve okul yaşamı bu öğrenmeler için geniş bir imkân sağlar. Uzaktan eğitimle sağlanabilen daha kısıtlı yaşantıların çocuğun gelişimine olumsuz etki etmemesi için aile tarafından alternatif yaşantılarla desteklenmesi olumlu bir yaklaşım olacak. Bu ve benzeri konularda ailelerin, okulun rehber öğretmeninden, rehberlik ve araştırma merkezlerinden destek almalarını öneririm.

X

Anneanneden toruna 'şefkat' bayrağı

Anneanneye kucak açan Darüşşafaka, babasını kaybeden toruna da rehber olacak. Darüşşafaka mezunu Fatma Atay Has’ın torunu Zeynep Berra da şefkat yuvasında eğitim alacak...

Darüşşafaka ilk kız öğrencilerini 1971 yılında aldı. Yani bundan tam 50 yıl önce. 71’de okulun sınavına giren ilkokul mezunu kız çocuklarından biri de Fatma Atay Has’dı. Fatma küçük yaşında annesini kaybetmiş, psikolojik sorunları olan babasıyla baş başa kalmıştı. “Cehennem gibiydi” diye nitelediği baba evinden sonra Darüşşafaka onun için sadece şefkat değil kurtuluş kapısı olmuştu. O dönemi hayatının en güzel yılları olarak gören, “Küçücük çocuklardık, yatılılık zordu, okuldaki ilk günlerimizde herkes ağlarken ben hiç ağlamadım. Çünkü Darüşşafaka benim kurtuluşumdu” diyen  Fatma Hanım, şimdi 61 yaşında ve artık bir anneanne. Torunu Zeynep Berra Şenol geçen yıl Darüşşafaka sınavını kazandı. Yani yarım asır sonra bayrağı anneannesinden devraldı.

KÜÇÜK YAŞTA YETİM KALDI

Zeynep Berra’nın çocukluğu, anneannesinin Darüşşafaka’nın o zamanlar Fatih’teki binasında geçen yatılılık hikayelerini dinleyerek geçmişti. Kendisini giderek bu okula daha yakın hissediyor, sık sık kurumun internet sayfasını inceliyordu. Zeynep Berra küçük yaşta babasını kaybetmiş, yetim kalmıştı. Hem annesi hem de anneannesinin teşviki ile 3’üncü sınıftan itibaren Darüşşafaka sınavına hazırlanmaya başladı. Balıkesir’de doğan ve İstanbul’da oturan Zeynep Berra Şenol, geçtiğimiz yılki sınavda başarılı olup Darüşşafaka’da okumaya hak kazandı. Bu süreçte en çok okul öncesi öğretmeni olan annesinin kendisine destek olduğunu söyleyen Zeynep Berra, geçen yıl girdiği ancak, uzaktan eğitim nedeniyle pek de göremediği yatılı okulda arkadaşları ile geçireceği zamanı iple çekiyor.

BİRİNCİLİKLE MEZUN OLDUM

1979 yılında Darüşşafaka’dan mezun olan Fatma Has, o yılları şöyle anlatıyor: “Okulumuzda o yıllarda iki yıl İngilizce hazırlık okuduk. O zamana kadar İngilizce duyup, görmediğim bir lisandı. İlk yıllar çok zorluk çektim. Okuldaki ağabeylerim çok destek oldu. Liseyi edebiyat birincisi olarak bitirdim. Üniversiteye girmek için iki kez teşebbüs ettim ama bazı sebeplerden dolayı giremedim. Ancak, okulda öğrendiğim lisan sayesinde Tahtakale’de PTT’nin milletlerarası santralinde işe başladım. Eşimle tanıştık, evlendik. O da Türk Silahlı Kuvvetleri’nde personel olduğu için il il dolaştık. Kızım oldu. Okulda öğrendiğim İngilizce ile gittiğim yerlerde çocuklara destek oldum. Sonra PTT’den emekli oldum.”

SEVİNÇTEN AĞLADIM

Yazının Devamını Oku

Gel bizimle yüz Batuhan

5 yaşında yüzmeye başlayan ve Avrupa Gençler Yüzme Şampiyonası’nda birinci olan Batuhan Filiz aynı zamanda okul birincisi. Bu başarılarıyla dünyanın ve ABD’nin en iyi üniversitelerinin de dikkatini üzerine çekti. Harvard’dan Stanford’a çok sayıda okuldan yüzde 100 burs teklifi yağıyor...

Batuhan Filiz 17 yaşında, bu yıl lise son sınıfa geçti ve milli yüzücü. Uğur Okulları öğrencisi olan Batuhan, geçtiğimiz haftalarda Roma’da gerçekleştirilen Avrupa Gençler Yüzme Şampiyonası’nda 400 metre serbestte altın madalya kazandı, aynı zamanda bu yıl okul birincisi olmayı da başardı.

16 OKULDAN BURS

Batuhan’ın azmine ve başarısına dünyanın saygın üniversiteleri de kayıtsız kalmadı. Harvard Üniversitesi, Yale Üniversitesi, California Berkeley Üniversitesi, Stanford Üniversitesi, Teksas Üniversitesi gibi dünyanın en ünlü 16 üniversitesi yüzde 100 ve yüzde 80 burs imkanlarıyla Batuhan’a kapılarını açtı. Gelecek yıl lise eğitimini tamamlamasının ardından yurtdışında öğrenim görmek istediğini söyleyen Batuhan, bilgisayar mühendisliği eğitimi almak istiyor.

EVİN HAŞARI ÇOCUĞU

Batuhan, mali müşavir ve aşçı Oğuz Filiz ile ev kadını Tıflı Filiz’in iki çocuğundan biri. Annesi onu biraz durulsun diye çevresindekilerinin önerisiyle Kocaeli Yıldızlar Yüzme Kulübü’ne yazdırdı. Yüzmeyle tanışması Batuhan’ın hayatının dönüm noktası oldu. Gerçi başlarda biraz bocaladı, yüzmeyi öğrenmesi bile uzun zaman aldı. Hatta bir ara yüzmeden sıkılıp baskete başladı. Ancak, hocaları ondaki ışığı görmüştü... Batuhan’ı tekrar yüzme takımına çağırdılar. Bu kez lisanslı bir sporcu olarak yüzmeye başladı. 11 yaşında ilk defa katıldığı Türkiye şampiyonasından 10’uncu olarak ayrıldı. 12 yaşında 200 ve 400 metrede iki Türkiye birinciliği ile başarı yolunda büyük adımlar attı. Ve bugüne geldiğimizde; 6-11 Temmuz 2021’de İtalya’da yapılan 48 ülkeden sporcuların katıldığı EJCS 2021 Roma’da, 400 metre serbest stil Avrupa Gençler şampiyonu oldu. Şimdi Türkiye’nin olimpiyat takımı sporcuları arasında.

HAFTADA TAM 13 ANTRENMAN

Yazının Devamını Oku

Ezber bozan liseler

İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü, gelecekte yıldızı parlayacak 5 alanda öğrenci yetiştirmek için farklı bir model uyguluyor. Fabrikada, havalimanında, savunma sanayi bölgesinde, teknopark içinde açılan 5 mesleki ve teknik Anadolu Lisesi, Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor.

Savunma, bilişim, uçak bakımı, siber güvenlik ve denizcilik alanlarında Türkiye’nin önde gelen kurumlarının içinde ezber bozan liseler açılıyor. Hazırlık sınıfı olan, hemen hepsi pansiyonlu ve en başarılı puan diliminde öğrenci almayı hedefleyen bu okullardan mezun olanların eğitim gördükleri yerde istihdam garantileri de bulunuyor. Böylece öğrenciler gelecekte çalışacakları alanda hem akademik eğitimlerini alıyor, hem de o sektörde çalışanlarla iç içe, yan yana aynı ortamda mesleği öğreniyorlar.



İŞ SAHALARIYLA İÇ İÇE EĞİTİM

Uçak bakımı için Türk Hava Yolları Teknik A.Ş ile İstanbul Havalimanı içinde, siber güvenlik eğitimi için Teknopark İstanbul’da, savunma sanayisine teknik eleman yetiştirmek için Şile’deki Repkon Makina ve Kalıp Sanayi Fabrikası’nda, yeni yazılımcılar için İstanbul Sanayi Odası’nın desteklediği okulda, denizci yetiştirmek için ise İstanbul Teknik Üniversitesi’nin açtığı Ortaköy’deki okulda eğitimler sürüyor.

OLİMPİYAT STADI’NDA SPOR LİSESİ AÇILACAK

Yazının Devamını Oku

LGS tercihinde 20 kritik nokta

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) tercihleri 16 Temmuz’da sona eriyor. Sonuçlar 26 Temmuz’da açıklanacak. Bu yıl çocuklarını liseye gönderecek veliler bugünlerde zorlu bir süreç yaşıyor.

Özel okullarda ön kayıt-kesin kayıt süreci adeta ‘doldur boşalt” sistemiyle çalışıyor. Çocuğunu özel okula kayıt edecek veliler bir yandan okul okul koşturup anlık değişimleri yakalamaya çalışırken bir yandan da son gelişmeleri okulların web sayfalarından takip ediyor. Bu arada resmi liseler için de tercih süreci devam ediyor.

İşte merkezi sınav puanlarına göre tercih yaparken dikkat edilecek 20 kritik nokta:

1) Özel okula kayıt yapan, resmi okullara tercih yapamıyor.

2) Resmi okullar için tercih yapanlar e-okuldan öncelikle yerel tercih yapmak zorunda. Burada 5 tercihte bulunanlar, ikinci aşama olan resmi okul tercihine geçebiliyor.

3) Merkezi sınavla öğrenci alan fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, özel program ve proje uygulayan eğitim kurumları ile meslekî ve teknik Anadolu liselerinin Anadolu teknik programlarına yerleşmek isteyen öğrenciler, en yüksek puanlıdan en düşük puanlıya doğru sıralandıktan sonra tercihleri doğrultusunda yerleştiriliyorlar. Resmi okullar için 10 tercih hakkı var.

4) Özel okula kayıt yapıp vazgeçip, başka özel okula gidecek olanlardan yıllık ücretin yüzde 10’luk kısmı isteniyor.

5) Sadece sınavla öğrenci alan resmî okullardan birine kayıt hakkı kazanırsa ücretin tamamı iade olur. Örneğin yerel yerleştirmeye kalırsa resmî okula kayıt olduğu halde (ilk taksit değil) yıllık ücretin %10’u yanar.

Yazının Devamını Oku

Silikon Vadisi’nin ‘STAR’ı

Her okulu birincilikle bitiren Zeynep Karacan (23), Yale Üniversitesi bilgisayar bilimi mühendisliğini de ‘yüksek onur’ derecesiyle tamamladı. Şimdi de iki yıldır ‘süper star stajyer’ olarak çalıştığı Silikon Vadisi’ndeki Facebook’ta pozisyonuna göre en yüksek maaşla işe başlıyor. Royal Akademi Piyano’yu dışarıdan bitiren Zeynep, lisede kurduğu Sultani Piano Quartet ile üniversitede çok sayıda konser de verdi. Başarısını çok fazla ‘inisiyatif’ almaya bağlayan Zeynep Karacan Türkiye’nin Silikon Vadisi’ni kurmak istiyor.

Zeynep Karacan, eğitim hayatına adım attığı Taş İlköğretim Okulu’ndan birincilikle ayrılırken, daha sonra merkezi sınav sistemi Seviye Belirleme Sınavı’nda (SBS) da birinci oldu. Hayalini kurduğu Galatasaray Lisesi’ni birincilikle kazanıp, yine birincilikle mezun oldu. Burslu girdiği Yale Üniversitesi yazılım mühendisliği bölümünden bu yıl akademik anlamda en başarılı öğrencilere verilen yüksek onur derecesiyle mezun olup diplomasını aldı. Tüm derslerini en yüksek not olan A ile geçti ve 150 kişi arasında onur derecesiyle mezun oldu. Şimdi de yöneticilerinin beklentilerinin üstünde çıkan, çok başarılı stajyerlere verilen ‘Süper star stajyer’ unvanı ile iki yıl boyunca çalıştığı Facebook’tan iş teklifi aldı. Önümüzdeki günlerde akranları ve pozisyonuna göre “en yüksek maaşla” işe başlıyor.



ÖĞRENİRKEN EGOM YOK

Arkadaşlarının, “çalışkan, kafasına koyduğunu yapan, sevecen, güler yüzlü, hayattan zevk alan, pozitif biri” olarak nitelendirdiği Zeynep, Facebook’ta iki yıl “süper star stajyer” olarak stajını yaptı. Başarısı nedeniyle temmuzda Silikon Vadisi’ndeki Facebook merkezinde yazılım mühendisi olarak göreve başlıyor. Aynı zamanda Amerika’daki en iyi yazılım mühendislerinin aralarında olduğu çok önemli bir grubun da üyesi olan Zeynep, burada Hindistanlılar dışında tek uluslararası üye.

Zeynep Karacan, “Çok fazla inisiyatif alıyorum” diyor:

Yazının Devamını Oku

2.5 milyonluk maraton başladı

Öğrencilerin üniversite kapısını aralamak için birbiriyle yarıştığı büyük maraton bugün başladı. 2 gün boyunca 3 oturum halinde yapılacak sınavlarda 2 milyon 607 bin 903 aday, geleceği için ter dökecek.

26-27 Haziran’da düzenlenecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda kuşkusuz en büyük heyecanı ilk kez sınava girecek olan 955 bin 632 (yüzde 36.6) lise son sınıf öğrencisi yaşayacak. Dikkat çeken bir bilgi de şu: Adayların diğer büyük çoğunluğunu daha önce sınava girip bölümünden memnun olmayanlarla, bir üniversiteyi bitirip tekrar şansını denemek isteyenler oluşturuyor. Sınava girenlerin büyük oranı yani yüzde 38.2’si lise mezunu olup bir yükseköğretim programına yerleşmemiş olan 997 bin 137 kişi. Bir de kazandığı halde mutlu olamayan yani bir yükseköğretime yerleştiği halde tekrar sınava giren 373 bin 731 kişi ise adayların yüzde 14.3’ü. Bir yükseköğretim programından mezun olup bu yıl tekrar şansını deneyen aday sayısı da 227 bin 128, (yüzde 8.8). Yükseköğretim kurumundan kaydı silinen ve sınava başvuran aday sayısı ise 54 bin 275 (yüzde 2.1).



SINAV ANINDA KAYGI NORMAL

Prof. Dr. Halil Ekşi, adaylara, “Çok ya da az, iyi ya da kötü, verimli ya da verimsiz her nasıl çalıştıysanız çalıştınız. Şimdi bu değerlendirmeleri yapacak zaman değil. Önünüzde gireceğiniz önemli bir sınav var. Her düşünceyi, gerçeği, doğruyu, yanlışı, iyiyi, kötüyü bir kenara bırakıp sınavda en yüksek performansınızı gösterin. Unutmayın, önünüzde daha uzun bir yaşam ve çokça fırsatlar var, umudunuzu içinizden eksik etmeyin! Her öğrencimize şimdiden başarılar dilerim” diyerek şunları öneriyor:

* Sınav başladığında kaygı artabilir. Ellerinizin terlediğini, kalbinizin çok hızlı çarptığını hissedebilirsiniz hiç korkmayın, bu durum öğrencilerin büyük çoğunluğunda yaşanır. Sınavda birkaç soruya baktıktan sonra kaygı düzeyinizin normale döndüğünü göreceksiniz. Kaygı düzeyiniz yüksekse iki veya üç defa yavaşça derin nefes alıp verin, kaygı düzeyinizin normale dönmesinde büyük yardımı olacaktır. Hem unutmayın biraz kaygılı olmanız motivasyon düzeyinizi de yükseltir.

Yazının Devamını Oku

Trafik lambaları liselilere emanet

İstanbul’un dört bir yanında trafik düzenini sağlayan ve zamanla arızalanan trafik ışıkları, meslek liseli öğrenciler tarafından okullarındaki atölyede onarılıyor. Profilo Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 7 öğrencisi bir yılda toplam 4 bin 370 arızalı trafik lambasını tamir etti.

İstanbul Bilişim ve Akıllı Kent Teknolojileri A.Ş.’nin (İSBAK), mesleki eğitime katkıda bulunmak için Profilo Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin içinde açtığı atölyede öğrenciler hem stajlarını yaparak ayda 700 TL kazanıyor hem de mezuniyet sonrası iş bulma şanslarını arttırıyor. Trafik ışıklarında kullanılan sinyalizasyon anakartları ve devre kartlarının tamirini 12’nci sınıftaki 7 liseli yapıyor. Liseliler, arızalanan trafik lambalarını 15 gün içinde onarılmış şekilde teslim ediyor. Son 1 yılda 230 yaya butonu, 1121 otokart, 3019 sinyal verici olmak üzere toplamda 4 bin 370 arızalı ürün öğrenciler tarafından onarıldı.



3 GÜN ATÖLYEDE 2 GÜN OKULDA
1989 yılında eğitim-öğretime başlayan Profilo Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, bin 200 kişilik öğrenci kapasitesiyle Bilişim Teknolojileri ve Elektrik-Elektronik Teknolojisi alanında eğitim veriyor. Okul müdürü Murat İzci şunları söylüyor: “Aktif olarak 7 öğrenciyle çalışıyoruz. Bu öğrenciler 12’nci sınıfta elektrik-elektronik bölümündeler. 3 gün staja gidiyor, iki gün okula gelip derse giriyorlar. Okul içindeki İSBAK atölyesinde stajlarını yapıyorlar. Trafik sinyalizasyon, otokart, yaya butonu gibi arızalı ekipmanları tamir edip, testini yapıyor ve sonra sağlam olarak teslim ediyorlar. Bunun karşılığında öğrencilerimiz asgari ücretin üçte biri olan staj ücretini alıyorlar, hatta daha fazla ürün tamir ederlerse daha fazla kazanıyorlar. Her yıl 7 öğrencimizle çalışıyoruz. Staj süresi 10 ay. Çocukların ilgi, istidat ve yeteneklerine göre seçim yapıyoruz. Tekniker olmak isteyen, elektroniği sevenleri seçiyoruz. Yerimize ve yaptığımız işin kapasitesine bakınca bu öğrenciler yeterli oluyor, ilerleyen zamanda daha fazla ürün gelirse öğrenci sayısını arttırırız. Bu çocuklar geleceğin iyi teknikerleri, mühendisleri olacak. Bozulan lambalar saha elemanları tarafından sökülüp, hatalı, arızalı ürünler bizim atölyeye getiriliyor. Tamir olduktan sonra kendilerine teslim ediyoruz. Okul müdürü, müdür yardımcısı ve öğretmenlerin referansları ile öğrencilerimiz daha sonra buralarda istihdam edilebiliyor.”

Yazının Devamını Oku

Bu köyde herkes hokey ragbi tenis oynuyor

Denizli Eziler Mustafa Kaçmaz Ortaokulu’nun 9 yıllık beden eğitimi öğretmeni Suat Arı, Türkiye’de az bilinen spor branşlarıyla tüm öğrencilerin ve köylülerin hayatını değiştirdi. Öğrenciler, adını bilmedikleri sporlarda şampiyon oldu. Biri kız, iki öğrencisi hokey milli takımına seçildi. Köylülerden de spor takımı kuran Suat Arı’nın hedefi yazın Eziler Cup Golf Turnuvası düzenleyip olimpiyata hazırlanmak...

Her şey Denizli’nin Güney ilçesi Eziler köyünde 1939 yılından itibaren eğitim öğretim veren Mustafa Kaçmaz Ortaokulu’na 4 yıl önce beden eğitim öğretmeni Suat Arı’nın atanmasıyla başladı. Pamukkale Üniversitesi’nde +tarih öğretmenliği okurken 3’üncü sınıfta beden eğitimi öğretmenliği bölümüne geçerek buradan mezun olan Arı, hem köylülerin hem de öğrencilerin hayatını farklılaştırdı. Öğretmen Arı, çocukların yeteneklerini keşfetmek için sporda pek bilinmeyen branşları denedi. Okuldaki 120 öğrenciyi önce farklı sporlarla tanıştırdı. Bu süreçte özellikle kız çocuklarının ailelerini ikna etmekte çok zorlandı, ama pes etmedi.



EV EV DOLAŞTI

Merkeze 80 kilometre uzaklıkta tarım ve hayvancılıkla uğraşan köylüler, çocuklarının spor yapmak yerine kendilerine yardım etmelerini istiyordu. Onları ikna etmek için ev ev gezen öğretmen Suat Arı, sporda başarı elde ettikçe arkası geldi. Köylüleri, kızlarının akşam yapılan antrenmanlara gelmesi için bile ikna etti. Suat Arı, bu çabalarıyla Sabancı Vakfı’nın, yaşadıkları çevrede karşılaştıkları sorunları çözmek için uğraşan ve topluma cesaret veren kişilerin hikayelerini görünür kıldığı “Fark Yaratanlar” projesi kapsamında, ‘12’nci sezonun Fark Yaratanları’ndan biri seçildi.

TÜM ÖĞRENCİLERİ LİSANSLI SPORCU

Yazının Devamını Oku

Zor sorular bu havuzdan seçildi

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına giren 1 milyon 243 bini aşkın aday, özellikle matematik testindeki 20 soruda çok zorlandı. Peki LGS’de ortaokul son sınıf öğrencilerine yöneltilen 90 soru nasıl hazırlanıyor? İşte sınav havuzuna atılan testlerin öğrencinin önüne gelene kadar yolculuğu:

* ÖNCE HAM SORULAR OLUŞTURULUYOR: Milli Eğitim Bakanlığı geçtiğimiz yıldan itibaren sınav güvenliği için İSO 27001 ve İSO 9001 bilgi güvenliği ve kalite yönetimi standartlarına göre soruları ve sınavları hazırlıyor. Öncelikle o yıl için her dersten Bakanlığın kadrosunda olan öğretmen ve alan uzmanları ham soruları oluşturuyor.

* ARDINDAN SORULAR İNCELENİYOR: Ardından yine bu alanlardan en az 3 akademisyen ile alan uzmanı ve en az 2 ölçme ve değerlendirme uzmanı bu soruları inceliyor. Soruları inceleyen ekipte mutlaka bir Türkçe alanında yetkin uzman bulunuyor.

* AKADEMİSYENLERİN KONTROLÜNDE: Sınav hazırlık sürecinde akademisyenler denetiminde ve kontrolünde yapılıyor. Bu her alanda en az 3 profesör ve doçentin olduğu alan uzmanları arasında en az 2 ölçme değerlendirme uzmanı ve en az 2 Türkçe hocası yer alıyor. Tüm akademik kadro İstanbul ve Ankara’daki üniversitelerden seçiliyor.
Soruların ham haline bakıp inceleyen ekip, öğretmenlerle birlikte soruların son haline getirilmesi için çalışıyor, soruları şekillendiriyor.

* HER TESTİN 15 KATI SORU HAVUZA: Bir sınavda bir ders için 20 soru sorulacaksa bunun 10 veya 15 katı iyice incelenip, sorulabilir görüldükten sonra “soru havuzuna” atılıyor. Örneğin 20 matematik sorusu sorulacaksa 200-300 soru bu havuzda yerini alıyor.

* ZOR, KOLAY VE ORTA SORULAR: Her ders için zor, kolay, orta kolaylıkta sorular belirleniyor. Sınava 40 gün kala her alandaki bu sorular ‘havuz’a atılarak, kapalı şekilde ve özel güvenlikle dijital ortamda matbaaya gönderiliyor.

* SORULARI GÖRENLER SINAV HAPSİNDEKİLER: Matbaaya girmeden önce her derste örneğin LGS’de Türkçe, TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Yabancı Dil, Matematik ve Fen Bilimleri derslerine ait testler doçent ve profesör düzeyinde hocaların denetiminden onayından geçmeden soru havuzuna alınıyor. Uzmanlar “havuza” atılan soruların zorluk derecelerine ve tamamına bir bütün olarak bakıp, değerlendiriyor.

* MATBAADA KAPALI KALIYORLAR:

Yazının Devamını Oku

Sınava girecekler bunları okusun... LGS’de başarının püf noktaları

1 milyon 200 bini aşkın öğrencinin kaderini belirleyecek olan Liselere Geçiş Sınavı’nda (LGS) geri sayım başladı. Yarın yapılacak sınav öncesi son hazırlıklar ve sınav sırasında yapacağınız küçük taktikler, başarının da bir nevi anahtarı olacak... İşte büyük sınava bir gün kala son tavsiyeler...

Ortaokul son sınıfta öğrenim gören 1 milyon 200 bini aşkın adayın katılmasının beklendiği Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav yarın yapılıyor. Bu yıl 8’inci sınıfı bitiren öğrencilerin birçoğu en az iki yıldır bu sınava hazırlanıyor. Ancak bu öğrencilerden sadece 175 bine yakını sınavla alınan bir liseye yerleştirilecek. Adayların büyük kısmı, yani 56 bini aşkını Anadolu liselerine girecek. 36 bini fen liselerine, geri kalanı da Anadolu imam hatip, teknik, meslek ve sosyal bilimler lisesine kayıt yaptırabilecek. En fazla öğrencinin sınava girdiği İstanbul’da 220 bini aşkın aday puanı yüksek okulların kapısını aralamak için yarışacak. Geçen yıla oranla sınavla öğrenci alan okulların kontenjanlarında yüzde 18.6 oranında düşme var. Türkiye genelinde sınava girecek öğrenci sayısı azalırken kontenjanlar da denk bir şekilde düşürüldü.

SONUÇLAR 30 HAZİRAN’DA
Sınav, iki oturum halinde uygulanacak, çoktan seçmeli 90 soru sorulacak ve oturumlar aynı gün yapılacak. Adaylara sözel alanda 50 sorudan oluşan birinci oturum için 75 dakika, sayısal alanda 40 sorudan oluşan ikinci oturum için 80 dakika süre verilecek. İlk 30 ve son 15 dakikada sınav salonundan çıkılamayacak.



Sınav sonuçları 30 Haziran’da açıklanacak ve bunun ardından Türk ve yabancı özel okullar için kayıt takvimi başlayacak. Özel öğretim kurumlarına kayıt (aday kayıt/ön kayıt) yaptıran öğrencilere tercih ekranı açılmıyor. Ancak öğrenciler, tercih süresi içerisinde kayıtlarını iptal ettirmeleri durumunda yeni tercihte bulunabiliyor. 5-15 Temmuz arasında da devlet okulları için tercih sürecinin başlayacağı tahmin ediliyor.

Yazının Devamını Oku

İlk ders zilinde hedef 1 Eylül

Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde eğitim editörleriyle buluşan Bakan Selçuk, okulları eylülün ilk haftası açmayı istediklerini söyledi ve ekledi: “Niyetimiz her zaman açmaktan yana ama risk gördüğümüzde de kapatırız. Öğretmenimizi, çocuklarımızı riske sokacaksak bunun adı eğitim olmaz, risk olur.”

CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın sunduğu “Tarafsız Bölge” programında okulları eylülün ilk haftasında açmak istediklerini söyleyen Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, dün de Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde eğitim editörleriyle buluştu. Bakan Selçuk, “Eğitimde telafi başlıyor” programını da anlattığı toplantıda özetle şu mesajları verdi:

AĞUSTOS UYGUN DEĞİL

“Ağustosta okulları açıp eğitim yapmak bizim için uygun değil. Öğretmelerimizin dinlenmesi lazım. Okulların açılışını eylülün başına alalım, biraz daha erken başlayalım diye düşünüyoruz. Biz şunu çok istiyoruz; 5 gün okulumuzu açacağız, mümkünse 1 Eylül’de açacağız. Ama bu koşullar dünyada ve Türkiye’de ne getirir? Biz bunu tam olarak bilmediğimiz için hesabımızı yaza göre de kışa göre de yapıyoruz.

YÜZDE 80 OKULA GELİYOR

Bizim okullarımızda devam çok yüksek. ‘İsteyen çocuk gelebilir, isteyen gelmeyebilir’ diyoruz. En az yüze 80’i geliyor çocukların. Sınıflar çok kalabalık oluyor ve mesafeyi ayarlamakta zorlanıyoruz. En çok ilkokullar rağbet ediyor. Arkasından ortaokul ve lise geliyor.

2 TEMMUZ’DA OKULLAR KAPANIYOR

Pazartesiden itibaren eğitimi ağırlıklı olarak sosyal, duygusal, fiziksel, kültürel ve sanatsal etkinliklerle zenginleştirmeye çalışacağız. Yüz yüze eğitim başladı, ancak öğrencilerin okula gelmelerinde zorunluluk yok. Devamsızlık yoksa çocuklar niye okula geliyorlar? Konular büyük ölçüde tamamlanmış vaziyette. İlkokulda 2’nci sınıfa geçecek çocukların okumasıyla ilgili bir problem yok, yazmada sıkıntı yaşıyorlar. Öğretmenler yüz yüze eğitimde bu konuya ağırlık verecek. 2 Temmuz’da akademik takvim sona eriyor.

Yazının Devamını Oku

Türk Eğitim Derneği: Okullar ağustosta açılmalı

Bakan Selçuk, telafi eğitiminin haziranda başlayacağını duyurdu. ‘Türkiye’nin Telafi Eğitimi Yol Haritası’ başlıklı rapor hazırlayan Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu ise “Haziran başında okullar kapatılmalı, tüm hazırlıklar tamamlanarak ağustos başında yüz yüze eğitime başlanmalı” önerisini getirdi.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, önceki gün eğitimde telafi uygulamasının haziran ayında başlayacağını duyurdu ve pandemi dönemindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldıracaklarını açıkladı. Mart 2020’den bu yana okullarından uzak kalan öğrenciler için kapsamlı bir telafi programı üzerinde çalıştıklarını zaman zaman dile getiren Selçuk, artık hazır olduklarını söyledi. Bu açıklamanın ardından Türk Eğitim Derneği düşünce kuruluşu TEDMEM önemli bir rapor yayınladı. İlk ve ortaöğretimde salgın dönemine rastlayan yaklaşık 1.5 yıllık süreçte eğitimde öğrenme kayıpları yaşandığına dikkat çekilen “Türkiye’nin Telafi Eğitimi Yol Haritası” başlıklı raporda TEDMEM, milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren bazı verilere yer verdi.



KARNE ARTIK FORMALİTE

TED Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, “Karne artık bir yeterlilik belgesi değil formalite evrağıdır. Haziran ayı başında okullar kapatılmalı, tüm hazırlıklar tamamlanarak tüm kademelerde ağustos ayı başında yüz yüze eğitime başlanmalı” dedi. Pehlivanoğlu, “İlkokul birinci sınıflar 16 Mart 2020- 2 Mart 2021 tarihine kadar 175 okul gününde 15 okul günü okula gitti. 2, 3 ve 4’üncü sınıflar 10 gün, 8 ve 12’nci sınıflar da 10 gün okullarında ders yapabildi” diyerek şunları söyledi:

“Öğrenme kayıpları ciddi boyutlara ulaştı, çocuklarımızın sosyal ve duygusal gelişimleri sekteye uğradı. Öğrencilerimizin eşit koşullarda nitelikli eğitime erişimleri mümkün olmadı, eğitim sisteminde var olan eşitsizlikler derinleşti. Öğretmenler, öğrenciler, veliler uzaktan öğretim sürecinde çok yoruldu, devam etme motivasyonlarını kaybetti. Öğrencilerin eğitim-öğretim süreci onarılması zor hasarlar gördü. Sınavların kaldırılması öğrencilerin okulla olan son bağını da kopardı.

Yazının Devamını Oku

10 soruda sınıf geçme

Milli Eğitim Bakanlığı, liselerden sonra ilk ve ortaokullarda da sınav tercihini öğrencilere bıraktı. Peki çocuklar sınıfı nasıl geçecek? İşte yaklaşık 10 milyon öğrenciyi yakından ilgilendiren sınıf geçmeyle ilgili 10 soru ve cevapları...

İlkokul 1, 2 ve 3’üncü sınıflarda sınav uygulaması bulunmuyor. Bu öğrenciler, birinci dönemde olduğu gibi yüz yüze eğitim, canlı ders ve/veya TRT EBA televizyonundaki yayınları takip ile derse olan ilgilerine göre kişisel, sosyal ve akademik gelişimlerini destekleyecek şekilde öğretmenleri tarafından değerlendirilecek. İlkokul 4 ile ortaokulun tüm sınıflarında ikinci dönem derslerinin sınavla değerlendirilmesi öğrencilerin tercihine bırakıldı. Bu tercih, ilkokul ve ortaokuldaki yaklaşık 10 milyon öğrenciyi kapsıyor. Şimdi öğrenci ve velilerin aklında sınıf geçmenin nasıl olacağıyla ilgili çok sayıda soru var. İşte o sorular ve yanıtları:

1. İlkokul 1, 2, 3’üncü sınıf öğrencisiyim, okulda sınava girecek miyim?

İlkokul 1, 2 ve 3’üncü sınıflara sınav yapılmayacak. Ders etkinliklerine katılım durumunuz öğretmenleriniz tarafından değerlendirilerek karne notu belirlenecek.

2. Ortaokul 5, 6, 7 ve 8’inci sınıf öğrencisiyim, kaç sınav olacağım?

Bu eğitim öğretim yılı sonuna kadar her dersten sadece bir kez sınava girmiş olacaksınız. 5, 6, 7 ve 8’inci sınıf öğrencileri seçmeli dersler de dahil olmak üzere tüm derslerden istemeleri halinde sınava girecek ve sadece bir sınav puanı karneye yansıtılacak.


Yazının Devamını Oku

Liseliyi sınıfta kimse tutamaz

Milli Eğitim Bakanlığı’nın sınavlara girip girmemeyi lise öğrencilerine bırakması okul yöneticilerini tedirgin etti. Derslere devamsızlığın artmasından endişelenen müdürler, “Artık öğrenciler ne eğitime katılır ne başka türlü varlık gösterir. Bu öğrencileri derste nasıl tutacağız” diyor.

17 Mayıs 2021 Pazartesi günü resmî ve özel, örgün ve yaygın tüm eğitim ve öğretim kurumlarında uzaktan eğitim yapılacak. Yüz yüze eğitimin devamıyla ilgili karar, pazartesi yapılacak durum değerlendirmesinin ardından belli olacak. Milli Eğitim Bakanlığı’nın geçtiğimiz günlerde açıkladığı sınavlara girip girmemeyi lise öğrencilerine bırakması ise okul yöneticilerini tedirgin etti. Müdürler derslere devamsızlığın artmasından kaygılı, “Artık öğrenciler ne eğitime katılır ne başka türlü varlık gösterir. Bu öğrencileri derste nasıl tutacağız” diyor. 12’nci sınıflar için dönem her sene olduğu gibi bu yıl da sınav hazırlığı nedeniyle neredeyse kapandı. Okul yöneticileri hazırlık, 9-10 ve 11’inci sınıftaki öğrencilerinin sınav notları için velilerden gelen dilekçe trafiğini yönetmek zorunda kalacağı için endişeli.



İSTEYENE SINAV

Okulların büyük kısmı ikinci dönem yazılılarını yapmıştı. Bakanlık bu yazılıları yok sayamayacağı düşüncesiyle eksik olanların tamamlanması düşüncesinde. Hukuki açıdan bir problem yaşanmaması için “ikinci dönem sınavlarına girmek istemiyorum” şeklindeki bir dilekçe alınması halinde öğrencinin birinci dönem notları dikkate alınacak. Ayrıca bir öğrenci ikinci dönemde derslere göre seçim hakkını kullanmayacak, ya tüm derslerden sınava girecek ya da sadece birinci dönem notlarını dikkate alacak. Yani öğrenci ya ikinci dönemin tamamında ya da birinci dönem notlarını kullanacak, ders seçme şansı olmayacak. İşte kafalardaki sorular ve cevapları:

- Sınıf geçme kriterleri nasıl olacak? Sınıfta kalma olacak mı?

Yazının Devamını Oku

Tam kapanmada sınavlar için 15 kilit öneri

Yaklaşık 4 milyon öğrenci ve ailelerini ilgilendiren LGS ve YKS için geri sayım başladı. Ancak adaylar ve aileleri hazırlık konusunda kaygılı. Evlerde tam kapanmayı yaşadığımız bu dönemde neler yapılması gerektiğini Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özge Hacıfazlıoğlu 15 adımda anlattı...

6 Haziran’daki Liselere Geçiş Sınavı (LGS) ve 26-27 Haziran’daki Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için yaklaşık 4 milyon öğrenci ve aileleri artık son virajda. Bir fazla doğruyla sıralamada onlarca kişinin geride bırakıldığı düşünüldüğünde her hafta, her gün, hatta her saatin fark yaratmada önemi büyük. Bir yandan da tam kapanma süreci devam ediyor, dershaneler ve özel dersler durdu ya da online’a geçti. Aday öğrenciler ve aileleri kaygılı.

İşte bu kaygıyı ev içinde kontrol altına almak aslında sınavda başarının da önemli etkenlerinden biri. Evlerde tam kapanmayı yaşadığımız bu dönemde neler yapılması gerektiğini Prof. Dr. Özge Hacıfazlıoğlu ile konuştum.

Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektör Yardımcısı olan eğitimci Hacıfazlıoğlu, kapanma sürecinde sınava en iyi şekilde hazırlanmanın 15 püf noktasını anlattı:

1) SAKİN AMA PLANLI OLUN

Telaş ve panik içinde olmak bizleri içinden çıkamayacağımız bir kısırdöngüye sokar. Bu kısırdöngüde ebeveynlerin söylemleri ve hareketleri, çocuk ve gençlerin üzerinde olumlu ya da olumsuz izler bırakır. Kapanma günlerini kapsayan zaman dilimi için çok büyük hedefler koymak çocukların üzerinde baskı yaratır. Hafızanızda şu söylemin yer almasına izin verin: “Sakin, yavaş ama planlı bir şekilde yol almak, işlerin daha hızlı ve doğru yapılmasını sağlar!”

2) ÇALIŞMA TAKVİMİNİ DUVARA ASIN

Yazının Devamını Oku

Tam kapanmada sınavlar için 15 kilit öneri

Yaklaşık 4 milyon öğrenci ve ailelerini ilgilendiren LGS ve YKS için geri sayım başladı. Ancak adaylar ve aileleri hazırlık konusunda kaygılı. Evlerde tam kapanmayı yaşadığımız bu dönemde neler yapılması gerektiğini Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özge Hacıfazlıoğlu 15 adımda anlattı...
Yazının Devamını Oku

Kapanma döneminde ailelere 17 gün için 7 ev ödevi

17 günlük eve kapanma dönemine girdik. Aileler belki de ilk kez bu kadar uzun süre çocuklarıyla evde olacak. Bilkent Üniversitesi ve Avrupa Birliği Enstitüsü’nden Prof. Dr. Şule Alan, bu süreyi en iyi şekilde değerlendirebilmeleri için ebeveynlere ev ödevleri verdi. İşte o ödevler...

Bir yılı aşkın süredir milyonlarca çocuk okuluna gidemedi, arkadaşlarını ve akranlarını göremedi. Çevrimiçi eğitim ile her ne kadar akademik açıklar kapatılmaya çalışılsa da çocuklar gelişimi için en gerekli olan akranları, arkadaşları ve sosyal ortamlardan uzak kaldı. Milli Eğitim Bakanlığı da yaz dönemi ve yeni eğitim yılı için “telafi” programı hazırlarken işte bu çok büyük eksikliği gidermek için önemli bir çalışma yapıyor. Sahada ve bilimsel olarak çocuklardaki kayıpları araştıran bir ekip oluşturdu. Telafi eğitiminin akademik bölümünün yanı sıra sosyal ve duygusal becerilerindeki kayıpları saptayarak, en aza indirecek program hazırlıyor. İşte bu programı hazırlayan ekipte Bilkent Üniversitesi ve Avrupa Birliği Enstitüsü’nden Prof. Dr. Şule Alan var.

GÜNDE 1 SAAT YETER

Prof. Dr. Alan, öğretmenlerle birlikte gönüllülerle telafi hazırlıklarını yaptıklarını söyleyerek, “Topyekün savaşa ihtiyacımız var. Çocukların durumuyla ilgili endişeliyiz. Sosyal duygusal becerilerini ne kadar erken geliştirmeye başlarsak o kadar iyi olur. Bu kapanma sürecinde ailelerin yapıp da belli yetenekleri az da olsa geliştirmemeleri mümkün değil, günde bir saatinizi olsun çocuklarınıza ayırın. Göreceksiniz bu bir saat çok büyük fark yaratacaktır” diyor ve şu tavsiyelerde bulunuyor: “Çocuklarımıza bu sürede zaman harcamalıyız. Erozyona uğrayan yanlarını tekrar telafi etmek için uğraşmalıyız, çocuğun gelişimine çok kafa yormalıyız. Her anne baba, çocuğunu yakından tanıyor, neyi kaybettiğini, onda nelerinin değiştiğini bilir. Bu 17 günlük sürede hiç değilse günde en az bir saat birlikte oturup, sohbet etmeli, birlikte iş yapmalı, ama çocuğun işini yapmamalı. Bu kapanmayı fırsata çevirin, çocuklarınızın zayıflayan, kaybolmak üzere olan kişisel ve sosyal becerilerini geliştirin. Onlarla birlikte iş yapın, artık çocuğun sosyal ortamı sizsiniz.”

BİRLİKTE OYNAYIN YAZIN ÇİZİN ÇALIŞIN
Prof. Dr. Şule Alan’ın özellikle 5-12 yaş arasında çocuğu olan ailelere onların sosyal duygusal becerilerini geliştirmeleri için 17 günlük verdiği 7 ev ödevi şunlar:

1) ÖZERKLİK:

Yazının Devamını Oku

Dil becerisi için 10 temel adım

Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) çocukların dil becerisini ve kelime hazinesini geliştirmek için başlattığı ‘Okuyan Bir Gelecek’ projesini, dijital platforma taşıdı. AÇEV’in Eğitim Danışmanı ve Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ersoy Erdemir de, ebeveynlere 10 altın tavsiyede bulundu.

Dr. Ersoy Erdemir, dil becerisinin artması için ailelere 10 adımda şu ipuçlarını veriyor:

1- SOHBET VE BOL SORU: Tüm ebeveynlerin kitap veya malzeme almak için koşulları elvermeyebilir. Ama koşullardan bağımsız her ebeveynin dil gelişimini desteklemek için yapabileceği en iyi şey, çocuğuyla bol bol sohbet etmesidir. Bu bir ücret gerektirmeyen, bedava sahip olduğumuz en güçlü araçlardan biridir. Çocuklara bol bol soru sorun. Onların sorularına da mutlaka detaylı cevaplar verin.



2- ONLARA KİTAP OKUYUN: Çocuk anlamaz demeyin, kitap okuma alışkanlığının erken yıllardan itibaren oluşturulması dil gelişimi için çok önemli. Her gün çocuk yatmadan önce kitap okumayı alışkanlık haline getirebilirsiniz. Erken yıllardan itibaren çocuğunuzun kitapla haşır neşir olmasını destekleyin. Çocuk bir kere okudu diye o kitabı rafa kaldırmamak gerekir. Bir hikâye kitabı farklı zamanlarda en azından üç kez okunabilir. Her okumada farklı kelimelerin anlamlarını tanıtabilir, farklı farklı sorular sorabilirsiniz.

3- ÖRNEK OLUN:

Yazının Devamını Oku

188 ülkede 1.5 milyar öğrenci eve kapandı

Geçtiğimiz günlerde açıklanan OECD’nin ‘Okul Eğitim Durumu: COVID Salgınında Bir Yıl’ raporu dünyadaki eğitim tablosunu gözler önüne serdi. Rapora göre 188 ülkeden 1.5 milyar öğrenci evlerine kapandı. Bu da çok ciddi öğrenme kayıplarına neden oldu.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de milyonlarca öğrenci ve öğretmen okullarında uzaktan eğitime devam etti. Her ülke eğitim yolculuğunda kendi yöntemini uyguladı. Çevrimiçi ya da yüz yüze modeller uygulandı. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) geçtiğimiz günlerde “Okul Eğitim Durumu: COVID Salgınında Bir Yıl” raporunu açıkladı. Rapora göre 188 ülkeden 1.5 milyar öğrenci evlerine kapandı. Bu da çok ciddi öğrenme kayıplarına neden oldu. Öğretmenlerin aşılanmasında ve tedbirlerin alınmasındaki gecikmeler de öğrenme açığını arttırdı.



BİLGİ HER YERDE

Türkiye her ne kadar en fazla okul kapatan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alsa da müfredatını uzaktan eğitime uyarlayarak, öğrenme kayıplarını en aza indirmeye çabaladı. Raporda Türkiye’deki öğrencilerin okulların kapandığı ilk dönemde yarısından fazlasının ancak 3’te 2’sinden azının ilköğretim, ortaöğretim ve lise düzeyinde uzaktan eğitim aldığı belirtildi. Bu bir yıllık sürede eğitim yoluculuğunda çok şey değişti. Evden sınavlara girilip, online ödev yapılabildi. Öğrenciler her yerden bilgiye ulaşılabildiğini gördü.

YENİ OKUL MODELİ

Yazının Devamını Oku

10 maddede LGS 2021

2021 yılında sınavla öğrenci alınacak Liselere Geçiş Sınavı’nın (LGS) takvimi ve tercih edilecek okullarla ilgili bilgileri Milli Eğitim Bakanlığı açıkladı. Eğitim uzmanı Salim Ünsal, 6 Haziran Pazar günü iki ayrı oturumda yapılacak LGS ile ilgili yenilikleri ve önemli maddeleri sıraladı:

1- BAŞVURULAR BAKANLIKTAN: Sınav başvurusu öğrencilerin devam ettiği ortaokul tarafından dijital olarak otomatik yapılacak. Yani öğrencinin ayrıca başvuru yapmasına gerek kalmayacak.

2- SORULAR TÜM MÜFREDATTAN: Geçen yıl salgın koşullarında ilk sınav deneyiminde adaylar birinci dönemde işlenen konularla sınırlı tutulmuştu. Bu yıl koşulların düzenli yüz yüze eğitime izin vermemesi nedeniyle konu sınırlamasına gidilmedi. Adaylar 8’inci sınıfın tüm ünite ve konularından sorumlular.

3- ÖĞRENCİ SAYISI YÜZDE 21 AZALDI: 2019 yılında sınavla yerleşilecek liselerin toplam kontenjanı 139 bin 600 olarak belirlenmiş, 2020 yılında ise bu rakam 213 bin 910’a kadar yükselmişti. 2020’de bu hızlı artışın nedeni 2012 yılında 60 aylıkların da ilkokula kaydını karara bağlayan yönetmelik değişikliği nedeniyle ilkokula 600 bine varan fazladan yeni kaydın yapılması ve bunların geçen sene sınav yılının olmasıydı. 2021 yılında, yani bu yıl aday öğrenci sayısı yeniden olağan haline döndü. Bu yıl 2013’te ilkokula başlayan 1 milyon 285 bin öğrencinin sınav yılı. Geçen yıla oranla aday sayısında yüzde 21’lik bir azalma bekleniyor. Buna bağlı olarak geçen yıl artan lise kontenjanları da yüzde 18.6 oranında azaltıldı.



4- EN ÇOK KONTENJAN ANADOLU LİSELERİNDE:

Yazının Devamını Oku