20 soruda LGS tercihi

Liselere Giriş Sınavı (LGS) sonuçları açıklandı. 16-29 Temmuz tarihleri arasında özel ortaöğretim kurumları ile yetenek sınavıyla öğrenci alan okullar, 20-29 Temmuz’da ise Anadolu ve fen liseleri için başvurular başlıyor. Peki tercih yaparken nelere dikkat etmeli. İşte 20 soruda LGS tercih rehberi...

LGS’nin üçüncü yılında da sınava giren öğrenci oranı artmaya devam etti. 2019’da 8’inci sınıftan mezun olan öğrencilerin yüzde 85,08’i merkezi sınava girerken, bu yıl 1 milyon 671 bin 337 öğrenciden 1 milyon 472 bin 088’i sınava girdi ve bu oran yüzde 88,08’e yükseldi. 16-29 Temmuz tarihleri arasında özel ortaöğretim kurumları ile yetenek sınavıyla öğrenci alan okullar, 20-29 Temmuz’da ise Anadolu ve fen liseleri için başvurular başlıyor. Yerleştirme sonuçları 10 Ağustos’ta açıklanacak. Ardından nakiller başlayacak. Bu yıl özel okula kesin kayıt yaptıran tercih yapamayacak ve herkese yerel tercih zorunlu olacak. İşte tercihle ilgili merak edilen 20 soru ve yanıtı:

1) Kaç tercih yapılacak?

Öğrenciler üç ayrı alanda toplam 20 okul tercih edebilecek. Yerel yerleştirme ekranından ve puanla en fazla 10 okul seçilecek. Tercih başvurusunda bulunacak adaylara öncelikle yerel yerleştirme butonu açılacak, bu alandan tercih yapmayana diğer alanlar açılmayacak. Yerel yerleştirme zorunlu hale geldi. Öğrenciler; Merkezi Sınav Puanı İle Öğrenci Alan Okullar, Yerel Yerleştirme İle Öğrenci Alan Okullar ve Pansiyonlu Okullar olmak üzere 3 (üç) grupta tercih yapacak. Merkezi sınava girmeyen öğrenciler ise ‘Yerel Yerleştirme İle Öğrenci Alan Okullar ve Pansiyonlu Okullar’ olmak üzere iki grupta tercihte bulunacak. İlk olarak Yerel Yerleştirme İle Öğrenci Alan Okullar ekranından tercih listesi oluşturulacak. Yerel yerleştirme tercihlerinde ilk üç okulu kayıt alanından seçmek şartıyla en fazla beş okul yazılacak. Yapılan tercihlerde; aynı okul türünden (Anadolu Lisesi, Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Anadolu İmam Hatip Lisesi) en fazla 3 (üç) okul seçilebilecek. Yerel yerleştirme ile öğrenci alan okullar için tercihlerini yaparak kayıt işlemini tamamlayan öğrenciler, istemeleri hâlinde merkezi sınavla öğrenci alan okullar için açılacak Merkezi Sınavla Öğrenci Alan Okullar ekranından en fazla on okul, pansiyonlu okullar tercih ekranından da en fazla beş olmak üzere toplam yirmi okul tercihi yapılacak.

2) Yerel tercih listesi yapmak zorunlu mu?

LGS puanıyla yani sınavla öğrenci alan okulları tercih edebilmek için de yerel tercih yapmak zorunlu. Yerel tercih yapmayana LGS puanıyla alan okulların ekranı açılmayacak. Özel ortaöğretim kurumlarına ve yetenek sınavı ile öğrenci alan okullara kesin kayıt işlemini tamamlamış öğrenciler, tercihte bulunamayacak. Sınava katılmayanlara da sınavla öğrenci alan ekran açılmayacak.

3) Yerel yerleştirme tercihi nasıl olacak?

İlk üç okul, yeşil renkle gösterilen kendi kayıt alanınızdan, iki okul, mavi renkle gösterilen komşu kayıt alanından veya kırmızı renkle gösterilen diğer kayıt alanlarından seçilecek. Ayrıca aynı okul türünden en fazla üç okul tercihi yapılacak. Örneğin; en fazla üç Anadolu Lisesi veya Mesleki Teknik Lise ya da İmam Hatip Lisesi)

4) Yerel yerleştirmede listeye yazılmayan okula kayıt yaptırılır mı?

Tercih listesinde yer almayan, yazılmayan bir okula yerleştirilme yapılmaz.

5) Yerel yerleştirmede ilk dikkat edilen kriter nedir?

Okulun eve yakınlığı birincil koşul.

20 soruda LGS tercihi

KAÇ OKUL HAKKI VAR

6) Merkezi sınav puanıyla kaç okul tercih edilecek? Yerleştirme nasıl olacak?

Merkezi sınavla öğrenci alan okulların belirlenen kontenjanlarına puan üstünlüğüne göre tercihler doğrultusunda yerleştirme yapılacak. Sınavla öğrenci alan okullarda merkezi sınav puanının eşitliği hâlinde sırasıyla; Okul Başarı Puanı (OBP) üstünlüğüne, 8’inci, 7’nci ve 6’ncı sınıflardaki Yılsonu Başarı Puanı (YBP) üstünlüğüne, 8’inci sınıfta özürsüz devamsızlık yapılan gün sayısının azlığına, tercih önceliğine ve öğrencinin doğum tarihine göre yaşı küçük olana öncelik verilerek yerleştirme yapılacak. Öğrenciler, yerleştirme işlemleri sonucunda Merkezi Sınav Puanı ile Öğrenci Alan Okul tercihine yerleşmiş ise yerel yerleştirme ve pansiyonlu okul tercihleri dikkate alınmayacak. Merkezi sınavla öğrenci alan okullar ekranından en fazla 5 tercih yazılabilecek. Fen, sosyal bilimler, Anadolu, Anadolu İmam Hatip, mesleki ve teknik Anadolu liselerinde seçim imkanı var. Özel program uygulayan Anadolu ve Anadolu imam hatip liseleri de tercih edilebilir.

7) İl, ilçe sınırlaması var mı?

Tercihte okul türü, il ve ilçe sınırlaması yok. Sadece bir okul türü veya istenilen okul türlerinden karma liste oluşturulabilir. Listede en en fazla 10 okula yer verilebilecek.

8) Puana göre mi yüzdelik dilime göre mi tercih yapmalı?

Yüzdelik dilime göre tercih daha sağlıklı olur. 

9) Aynı okulu A öğrencisi birinci tercihine, B öğrencisi beşinci tercihine yazmış ise önce kim yerleştirilir?

Tercih sırasına bakılmaksızın öncelikle puanı yüksek olan yerleştirilir. Puanların eşitliği durumunda sırayla OBP (Okul Başarı Puanı) yüksek olana, 8-7-6 sınıf YBP (Yılsonu Başarı Puanı) yüksek olana, özürsüz devamsızlık süresine az olana, tercih önceliği yaşı küçük olana öncelik verilir.

10) Tercihlerde hem fen lisesi hem Anadolu lisesi yazılabilir mi?

Her iki okul türünden tercih yapılabilir. Yüzdelik dilime en yakın okullardan liste oluşturulabilir. 

11) Tercih listesi onaylatılacak mı?

Tercih işlemi e-okul ya da bir ortaokul müdürlüğünde yapılacak. Onaylanması şart, yoksa liste geçersiz sayılacak.

NAKİLLER NE ZAMAN

12) Tercih başvurusu onaylatıldıktan sonra düzeltme yapılır mı?

Tercihler okul müdürlüğü tarafından elektronik ortamda onaylanacak. Düzeltmeler yine elektronik onaylama işleminden önce yapılarak işlem tamamlanacak. Öğrenci velisi düzeltme veya iptal işlemi için takvimde belirtilen tercih süresi içinde okul müdürlüğüne başvurup, düzeltme veya iptal talebinde bulunabilecek. Tercih Başvuru Durumu “İptal” olarak görünen öğrenciler yerleştirme işlemlerine dâhil edilmeyecek.

13) Her iki adayın da puanı eşitse nasıl bir yöntem izlenecek?

Sırasıyla Okul Başarı Puanı (OBP) üstünlüğüne, 8’inci sınıf Yılsonu Başarı Puanı (YBP) üstünlüğüne,  7’nci sınıf Yılsonu Başarı Puanı (YBP) üstünlüğüne, 6’ncı sınıf Yılsonu Başarı Puanı (YBP) üstünlüğüne, 8’inci sınıfta özürsüz devamsızlık yapılan gün sayısının azlığına,  tercih önceliğine,  doğum tarihine göre yaşı küçük olana bakılarak yerleştirme yapılacak

14) Nakiller ne zaman yapılacak?

İlk nakil uygulaması 10-14 Ağustos’ta yapılacak, sonuçlar ise 17 Ağustos’ta belli olacak. İkinci nakil uygulaması 17-21 Ağustos’ta yapılacak, sonuçlar 24 Ağustos’ta açıklanacak.

15) Nakil şartları nedir?

İki kez yapılacak. Yerleştirmeye esas nakiller, “Tercih ve Yerleştirme Takviminde” belirtilen tarih ve sürelerde iki dönemde yapılacak. Her dönemde; Merkezi Sınav Puanı ile öğrenci alan okullar için en fazla üç, yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar için en fazla üç, pansiyonlu okullar için de en fazla üç okul tercihi yapılabilecek. Merkezi sınav puanı ile öğrenci alan okullara, yerel yerleştirme ile öğrenci alan okullara ya da pansiyonlu okullara yerleşen öğrencilerden okul değiştirmek isteyenlerin, yerleştirmeye esas nakil döneminde tekrar yerel yerleştirme ile öğrenci alan okulları tercih etme zorunluluğu bulunmayacak.

ÖZEL OKUL TERCİHİ

16) Yerleşemeyen ne olacak?

Sınavla ve yerel yerleştirme ile öğrenci alan okullardan hiçbirine yerleşemeyen öğrenciler il/ilçe Öğrenci Yerleştirme ve Nakil Komisyonlarına başvurmaları hâlinde yerel yerleştirme ile öğrenci alan okullardan kontenjan durumları uygun olanlara 24-26 Ağustos’ta komisyon tarafından yerleştirilecek. Tercih yapmayan veya tercihleri doğrultusunda hiçbir tercihine yerleşemeyen öğrenciler, açık öğretim kurumlarına yönlendirilecek. Açık lise, imam hatip ya da meslek liselerine ya da özel okullara yerleştirilebilecekler.

17) Özel okula kayıt yaptıran, tercihte bulunabilecek mi?

Özel öğretim kurumlarına kayıt yaptıran öğrencilere tercih ekranı açılmayacak. Ancak, tercih süresi içinde kayıtlarını iptal ettirirlerse tercihte bulunabilecekler.

18) Kolejler nasıl öğrenci alacak?

Merkezi Sınav Puanı esas alınarak kendi yönetmeliklerine göre öğrenci alabilecekler. 2020-2021 eğitim ve öğretim yılı için özel okul kayıt işlemleri, 16-29 Temmuz 2020 tarihleri arasında yapılacak.

19) Yetenek sınavı ile bir okula gitmek isteyenler ne yapacak?

Yetenek sınavı ile öğrenci alan güzel sanatlar liseleri, spor liseleri, mûsikî, geleneksel ve çağdaş görsel sanatlar ve spor programı/projesi uygulayan Anadolu imam hatip liselerine yerleştirme işlemleri ile öğrencilerin okullara kayıtları 29 Temmuz 2020 tarihine kadar (saat 17.00) tamamlanacak. Bu okullara kayıt (aday kayıt/ön kayıt) yaptıran öğrencilere tercih ekranı açılmayacak. Ancak, tercih süresi içinde kayıtlarını iptal ettirenler tercihte bulunacak. Yetenek sınavı ile öğrenci alan okullara kesin kayıt işlemini tamamlayanlar, tercihte bulunamayacak. Ayrıca, bu okullara kayıt (aday kayıt/ön kayıt ya da kesin kayıt) yaptırmadan önce tercih başvurusu yapmış olan öğrencilerin tercihleri, Bakanlık tarafından iptal edilecek.

20) Sınava katılmayan öğrenciler ne yapacak?

Merkezi Sınavla Öğrenci Alan Okullar tercih ekranı açılmayacak.

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Depreme karşı 'Post-Elazığ'

İzmir depremiyle bina güvenliği yeniden gündeme geldi. Bu konuda 2020’ye büyük bir depremle giren Elazığ’da örnek bir projeyi hayata geçirmek için Yeditepe Üniversitesi, Emre Arolat Mimarlık, Elazığ Belediyesi, Sivrice Belediyesi ile Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası bir araya geldi. İşte ‘Post-Elazığ’ projesinin detayları:

Geçtiğimiz hafta yaşanan İzmir depremi ile birlikte gözler yine yaşadığımız şehirlere ve bina güvenliğine çevrildi. 2020’nin ilk günlerinde Elazığ’da yaşanan depremle yıla başlamıştık. 24 Ocak akşamı Elazığ, merkez üssü Sivrice ilçesi olan 6.8 büyüklüğünde bir depremle sarsılmış, 41 kişi yaşamını yitirmişti. Bu depremin ardından şehrin yeniden yapılanması ve örnek bir proje oluşturulması için Yeditepe Üniversitesi, Emre Arolat Mimarlık, Elazığ Belediyesi, Sivrice Belediyesi ve Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası bir araya gelerek yaşanabilir, doğal yeni yaşam alanları projelendirmeye başladı.

600 BİN M2’LİK ALAN

‘Post–Elazığ’ projesi kapsamında; Elazığ merkezi için hem doğaya hem de çevreye duyarlı alternatif bir yaşam alanı tasarlanıyor. 600 bin metrekarelik alanın tasarımında öğrenciler ve yeni mezun mimarlar da yer alıyor. Konutlardan sağlık merkezlerine, eğitim/gelişim alanlarından kültür ve sanat merkezlerine ayrıca tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yürütülebileceği üretim alanlarına kadar halkın tüm ihtiyaçlarını karşılayacak proje için, aynı zamanda şehrin kendi kendini kalkındırmasını sağlayacak alternatif mimari tasarımlar üretiliyor. 

HER KESİME GÖRE...

Projede üç ana hedef gözetiliyor. Şehrin tüm katmanlarını kapsayacak projenin başta dar gelirliler olmak üzere halkın tamamının ihtiyaçlarına yanıt vermesine dikkat edilecek. Dünyanın içinde bulunduğu sorunları göz önünde bulunduracak ve baş edilebilir seviyede olanlarını çözecek. Yaygınlaştırılabilir örnek bir model olacak. Elazığ merkeze 14 kilometre uzaklıkta yeni yaşam alanında yüksek lisans ve doktora öğrencileri de görev yapacak. Yaklaşık 15’i lisans, 4’ü mezun olmak üzere 19 öğrenci her perşembe tam gün üniversitede mimar Emre Arolat ve Doç. Dr. Ece Ceylan Baba ile birlikte proje üzerine çalışıyor.

SON NOKTA JÜRİDEN

Öğrenciler tarafından tasarlanan projeleri değerlendirmek ve geliştirmek üzere mimarlık camiasının yakından tanıdığı mimarlardan oluşan bir jüri de belirlendi. Prof. Dr. Celal Abdi Güzer, Fatma Yasemin Aysan, Levent Çırpıcı,  Prof. Dr. Süha Özkan ve Prof. Dr. Uğur Tanyeli’den oluşan Jüri Üyeleri; projeleri inceleyerek çalışmalara katkı sağlayacak.

KAFA TUTAN BİR PROJE

Yazının Devamını Oku

Cumartesileri de yüz yüze sınav...

Pandemi sürecinde bazı sınıflar için uzaktan eğitim devam etse de sınavlar okullarda yüz yüze yapılmaya başlandı. Tarihlerine okullardaki zümre kurulunun, yani öğretmenlerin karar verdiği sınavlar, yığılmayı önlemek için ihtiyaç duyulması halinde cumartesi günleri de yapılıyor...

Milyonlarca öğrencinin merakla beklediği yüz yüze sınavlarla ilgili Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü ve Ortaöğretim Genel Müdürlüğü gerekli yönetmeliği geçtiğimiz salı günü açıkladı. Okullarda yüz yüze sınavlar yapılmaya başlandı. Önceki hafta yazdığım sınavlarla ilgili ayrıntılar şöyle: Sınav uygulama takvimi, eğitim kurumu zümre başkanları kurulunca belirleniyor ve eğitim kurumu yönetimince tüm öğrencilere süresi içinde duyuruluyor. Yani sınavın tarihine Bakanlık değil, okul zümre kurulu karar veriyor.

MESAFE, MASKE, HİJYEN

Sınavlar, ihtiyaç duyulması hâlinde cumartesi günleri de dâhil edilerek, her bir sınav için bir ders saati süre verilerek uygulanıyor ve sınav soruları bu süreye uygun olarak hazırlanıyor. Ölçme ve değerlendirme uygulamalarında öğrencilerin oturma planı; fiziki mesafeyi koruyacak şekilde, maske kullanımı ve hijyen kuralları dikkate alınarak gerçekleştiriliyor.

TÜM SINIFLARA SINAV VAR

Henüz yüz yüze eğitime tam olarak başlayamayan sınıflar olan 6,7,10 ve 11’inci sınıflar da sınava giriyor. Tüm sınıflar, Bakanlıkça planlanan, hazırlanan konu ve kazanımları belirlenmiş eğitim bilişim ağı EBA üzerinden gerçekleştirilen, EBA TV üzerinden yürütülen eğitimden sorumlular. Bu doğrultuda farklı okullarda uygulanan canlı ders ve zoom, google meet gibi platformlardan aldıkları derslerden sınava girecekler.

DERSE KATILIMA GÖRE PUAN

Öğrencilerin yüz yüze eğitim, canlı ders ve/veya EBA TV takip ve ders etkinliklerine katılımlarına göre her bir dersin haftalık ders saati sayısı 2 ve daha az olanlara 2, haftalık ders saati sayısı 2’den fazla olanlara ise 3 defa ders etkinliklerine katılım puanı verilecek.

SINAV SÜRESİ 

Yazının Devamını Oku

Yüz yüze sınava girmeyen sınıfta kalacak

Yüz yüze eğitim kısmen başlamış olsa da okula gitmeyen bu yıl devamsız sayılmayacak, devamsızlık yüzünden sınıfta kalmayacak. Ancak sınavlar yüz yüze yapılacak ve bu sınavlara girmeyenler ne yazık ki başarısız sayılarak sınıfta kalacak.

Okulların 31 Ağustos’tan itibaren kademeli ve seyreltilmiş olarak açılmasının ardından öğrenciler ya okula gitti ya da velilerinin isteği doğrultusunda evlerinde kalıp uzaktan eğitimlerini sürdürdü. Okula gitmeyen devamsız sayılmadı, diğer bir deyişle devamsızlık nedeniyle sınıfta kalma bu yıl rafa kaldırıldı. Yaklaşık iki aydır açık olan okullarda dersler devam ederken, gözler sınavlara çevrildi. Milyonlarca öğrenci bu yıl sınavların yapılıp yapılmayacağını ya da nasıl yapılacağını merak ediyor.

SINAVLAR YÜZ YÜZE

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, okula devamı zorunlu tutmazken, sınavların yönetmelik gereğince okulda mutlaka yüz yüze yapılacağı mesajını sık sık verdi. Okullarda sınav dönemi geldi. Ancak, bugüne kadar her yıl kasım ortasında başlayan ilk sınavların bu yıl nasıl yapılacağı konusunda henüz bir açıklama yapılmadı. Bazı özel okullarda sınav takvimi açıklandı, hatta bazıları sınav yapmaya başladı. Bu hafta bazı okullar velilerine gönderdikleri yazıda, “İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden gelen mesaj doğrultusunda yazılı sınav takvimlerinin beklemeye alınması talimatı gelmiştir. Bu nedenle 23 Ekim’den itibaren sınavlar beklemeye alınmıştır. Sınavlar ile ilgili yeni bir talimat gelene kadar dersler ilgili sınıflarda yüz yüze, diğer sınıflarda online olarak devam edecektir” dendi.

2 SENARYO GÜNDEMDE

Bu açıklamanın ardından bir araştırma yaptım. Pandemi nedeniyle yüz yüze olacak okul sınavlarına yönelik edindiğim bilgilerde farklı senaryolarla karşılaştım.

İlk senaryo şu: Uygulamalı dersler olan müzik, beden eğitimi, resim gibi derslere not verilmesinde bakanlık özellikle ilkokul ve ortaokulda esnek bir program izleyecek. Bu derslerde notlar yüz yüze sınavlarla değil, büyük ihtimalle ödevlerle verilecek. İkinci senaryo ise şöyle: Matematik, fen bilgisi, Türkçe, yabancı dil gibi akademik derslerde mutlaka ve mutlaka yüz yüze yazılı sınav yapılacak. Her zaman olduğu gibi bu derslerde en az iki sınav yapılması esas.

Bakanlık koridorlarında konuşulan senaryolardan biri de bu akademik derslerde iki sınavdan birinin yüz yüze okulda yapılması. İkinci sınavın ise performans veya proje olarak notlandırılması. Buradaki amaç da dezavantajlı gruplara kolaylık sağlamak.

Yazının Devamını Oku

Elde keman kafada fizik

Ailesi 5 kuşak sanatçı... Armut dibine düşmüş ve Naz İrem Türkmen de 2.5 yaşında kemana, 6 yaşında da konservatuvara başlamış. Henüz 14 yaşında ve müzik kariyeri başarılarla dolu. Ama matematik ve fizik alanındaki başarıları da müzikten geri kalmıyor...

Genç keman sanatçısı Naz İrem Türkmen, sanatçı bir ailenin beşinci kuşak temsilcisi. Kemanı eline aldığında henüz 2.5 yaşındaymış. 6 yaşında da İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na girmiş ve şimdi artık genç yaşında birçok uluslararası başarıya sahip kariyerli bir keman sanatçısı olmuş. Armut dibine düşermiş derler. Naz İrem de bebekliğinden itibaren ailesinden, büyüklerinden gördüğünü yapmış aslında. Allah vergisi yeteneğinin önemli kısmı da belli ki aileden gelmiş.

5 KUŞAK MÜZİSYEN

Naz İrem’in büyük dedesi Semih Argeşo, eskiden ismi İstanbul Şehir Orkestrası olan İstanbul Senfoni Orkestrası’nın baş kemancısıymış, hem de tam 45 sene. Büyükannesi Sabire Kakıcı da uzun yıllar yan flüt çalmış. Dedesi Cengiz Argeşo Ankara Operası’nın kadrosunda yan flüt sanatçısı olarak yer almış. Ve annesi Selda Argeşo Türkmen... Selda Hanım da Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği ile eş zamanlı İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan mezun olmuş bir klarnet sanatçısı. Naz’ın 11 yaşındaki kardeşi de onun gibi okulun yanı sıra konservatuvara devam ediyor. Babası Göksel Türkmen ise makine mühendisi.

BAŞARILARI BELGELİ

Naz İrem Türkmen, geçtiğimiz ay Cem Mansur yönetiminde Cemal Reşit Rey Salonu Orkestrası ile Harbiye Açıkhava’da verdiği konserin sonunda bitmek bilmeyen alkışlarla defalarca sahneye davet edildi. Virtüöz olma yolunda basamakları çifter çifter çıkıyor. Şimdiden birçok ödülü var. Ama müzikteki bu etkileyici başarısının yanı sıra matematik ve fizik alanında da müthiş bir noktada. Yani öğrencisi olduğu Üsküdar Amerikan Lisesi’nde sadece matematik ve fizik derslerinde çok başarılı demiyorum. Çok çok başarılı. Bu ödüllerle, ekstra eğitimlerle belgelenmiş bir başarı. 

MIT’YE GİTMEK İSTİYOR

Naz, Üsküdar Amerikan Lisesi'nde sanat bursuyla okuyor. Matematiğe özel bir ilgisi olan ve bu alandaki yarışmalarda derece alan Naz İrem, fiziğe de merak duyuyor. Ortaokulu bitirdiği yaz Marmara Üniversitesi Nanoteknoloji Laboratuvarı’nda staj yapan en küçük öğrenci oldu. Şimdi de lisede TÜBİTAK Fizik Olimpiyatlarına katılmayı hedefliyor. Genlerinde taşıdığı yeteneği küçük yaşlardan itibaren akılcı ve disiplinli çalışmasıyla hak ettiği başarılarla taçlandıran Naz İrem, Amerika’da MIT’de (Massachusetts Institute of Technology) fizik okumak, ama profesyonel olarak da keman çalmak istiyor.

Yazının Devamını Oku

Ara sınıflar için de her an zil çalabilir

12 Ekim Pazartesi günü yüz yüze eğitimin ikinci aşaması başlıyor. Anaokulları hafta içi her gün, ilkokullar ile sınava girecek 8 ve 12’nci sınıflar haftada iki gün okula gidecek. Evlerinde bekleyen ortaokul ve lise ara sınıf öğrencileri ise şimdilik beklemede. Ancak onlar da her an okula çağrılabilir.

Milli Eğitim Bakanlığı, ortaokul ve liselerdeki ara sınıfların da okula gideceği yüz yüze eğitimin üçüncü aşaması için üç hafta beklemeyi düşünüyor. Ancak, her hafta toplanan Bilim Kurulu’na da bu sınıfların açılması için öğrendiğime göre düzenli olarak brifing veriliyor. Buna göre üç haftalık süre daha da kısalacak gibi. Yani salgınla ilgili durum iyiye giderse üçüncü aşama için beklenmesi düşünülen üç haftalık süre daha da kısalabilir. İyileşme olur, risk azalırsa tüm sınıflar düzeyinde yüz yüze eğitime üç haftadan kısa bir süre içinde geçilebilir. Ancak her durumda, tüm sınıf düzeylerinde haftada iki gün yüz yüze, kalan zamanlarda canlı sınıf uygulamasına devam edilecek. Milli Eğitim Bakanlığı, bu yıl sınava girecek ortaokul 8 ve lise 12’nci sınıf öğrencileri için de haftanın 5 günü yüz yüze eğitim planladı. Ancak, bu kararı Bilim Kurulu’na şimdilik onaylatamadı. Burada da sınava girecek adayların haftanın 5 gün yüz yüze eğitim görmesini salgının seyri belirleyecek.

30 DAKİKA DERS 10 DAKİKA DİNLENME

Haftada iki gün yüz yüze eğitim için okula gidecek öğrenciler 30 dakika ders, 10 dakika teneffüs yapacak. Gerekli görülmesi halinde iki günden birinin cumartesi de olabileceği daha önce açıklanmıştı. Cumartesi kararı şimdilik valiliklere bırakıldı. Yüz yüze eğitim dışında kalan tüm dersler uzaktan eğitim yoluyla tamamlanacak. Uzaktan eğitimlerde her dersin süresi 30 dakika olacak. Öğrencilerin uzaktan eğitim yoluyla desteklenmelerine yönelik tedbirler, okul yönetimlerince alınacak. Yüz yüze eğitim için çocuğunu okula göndermek istemeyen velinin yazılı onayı alınacak ve okula gelmeyen öğrenciler devamsız sayılmayacak ancak velisi tarafından okula gönderilmeyen öğrenci uzaktan eğitimle derslerine devam ederek devam ettiği sınıfın müfredatından sorumlu olacak.

60 YAŞ ÜSTÜ VE KRONİK HASTA ÖĞRETMENLER İZİNLİ

Salgın nedeniyle 60 yaş üstü ve Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği kronik hastalığı bulunan öğretmenler idari izinli olmaya devam edecekler. Hatta bu öğretmenlerin yerine sözleşmeli öğretmen ataması bazı okullarda yapıldı. Ancak, öğretmenler isterlerse tüm risk ve sorumluluğu üzerlerine alarak dilekçe verip, görevlerine devam edebilecek.

EBA EKİ İLE EĞİTİME DESTEK

Yazının Devamını Oku

'Çalıkuşu'nun şirinler sınıfı'

Öğretmen Büşra Yenidünya, tayin edildiği Pervari’nin dağ köyü Keskin’deki okula adım atar atmaz işe sınıfını boyamakla başladı. Hayatında yaptığı ilk boyada renk olarak maviyi seçti, sınıfa da ‘Şirinler’ adını verdi. Çocuklar sınıfa bayıldı ancak velilerde umduğunu bulamadı. Bir veli bile gelmedi toplantıya. O da okuldan çıkıp evleri tek tek gezdi, kendini sevdirdi. Köylülerin ‘Çalıkuşu’ dedikleri Büşra öğretmen, “Güzel bir başlangıç oldu” diyor.

Büşra Yenidünya, Artvin Yusufeli’nde doğdu. Önce Yusufeli Anadolu Öğretmen Lisesi’ni sonra da Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi sınıf öğretmenliği bölümünü bitirdi. Üniversiteden mezun olur olmaz “Ülkemin neresi olursa olsun orada görev yapmak isterim” diyerek öğretmenlik yapmak için atanmayı bekledi. Pandemi döneminde Siirt Pervari’de bir dağ köyü olan Keskin’e tayini çıktı. 22 Ağustos’tan itibaren de ilk görev yeri olan bu köyde öğrencileriyle birlikte hayatı öğreniyor. “Köyde bir Çalıkuşu, diye adlandırdılar beni çok da memnun oldum. Evet, ben köyde yeni başlayan bir Çalıkuşuyum. Kimine göre ilk heveslerin içindeyim ama bence güzel bir başlangıç yaptım. Geleceğe dair şunu söyleyebilirim. Daha yeni başlıyoruz. Umudumuzu hep diri tutmalıyız yoksa başka türlü üzülmek için çok neden var” diyor. 

OKULA ADIM ATAR ATMAZ İŞE KOYULDU

Bir ve ikinci sınıfların olduğu birleştirilmiş sınıfta öğretmenliğe başlayan Büşra öğretmen, okula adım atar atmaz işe sınıfını boyamakla başlamış. Hayatında ilk defa duvar boyamış. Ve yaptığı bu ilk boyada maviyi seçmiş. Örtüler dikmiş, sıraların, masaların ufak tefek tamiratını yapmış. Şimdi duvarları masmavi pırıl pırıl bir sınıfı var. Bu sınıfın adını da ‘Şirinler Sınıfı’ koymuş. Sınıfının mavi duvarlarında minik öğrencilerinin sesleri yankılansın istemiş hep. El emeği göz nuruyla yaşam verdiği sınıfını gördüklerinde öğrencilerinin de mutlu olacağını, buradan ayrılmak istemeyeceklerini düşünmüş.

BENİM DE ÖĞRETMENLİKTE İLK GÜNÜM

Ve sonunda Çalıkuşu Büşra öğretmen, geçen pazartesi başlayan “Uyum haftasında” birinci sınıftaki 9, ikinci sınıftaki beş öğrencisiyle buluştu. Çocukları, öğrencileri rengarenk çiçekler gibiydi. Şirinler Sınıfı’na çok da yakıştılar. Onlara ilk sözleri “Okulda sizin de ilk gününüz benim de öğretmen olarak ilk günümüz” oldu.

KÖY EVİNDE VELİ TOPLANTISI

Ancak ailelerine geldiğinde Büşra öğretmen pek umduğunu bulamadı. Veli toplantısı için önce onları tek tek aradı, her birinin bir mazereti vardı. Yine de toplantı saatini umutla bekledi fakat özenerek süslediği, onardığı sınıfına hiçbir veli adım atmadı. Toplantı 12.30’daydı, bekleyişi 14.00’e kadar sürdü. Ama Büşra öğretmenin kitabında yılmak yoktu. Okuldan çıktı, velilerinin tek tek evlerine gitti. İlk gittiği evde birkaç veliyi bir arada buldu, onlara okulu anlattı, çocuklarıyla nasıl ilgilenmeleri gerektiğini aktardı. Sonra diğer evleri gezdi. Öğretmenlerini evlerinde gören aileler şaşırdı. Kanepesi, minderi olmayan köy evlerinde Büşra öğretmen de yoklukla mücadele eden aileleri tanıdı. Çocuklara bütün bildiklerini aktarma sözü vererek çıktı. Köy evlerinde öğrencilerinin ailelerini ve koşulları tanıdığı için şimdi mesleğine daha farklı bakıyor. Omuzlarındaki yükün daha da ağırlaştığını hissediyor. Ama hem kendine hem çiçekler gibi rengarenk çocuklarına hem de onların artık daha iyi tanıdığı ailelerine, anne babalarına güveniyor. Bir de tabii pandemi bitip de Şirinler Sınıfı’nın mavi duvarları her gün çocuk sesleriyle yankılanmaya başladığında artık herkesin eğitimden keyif alır hale geleceğini düşünüyor ve geleceğe umutla bakıyor.

Yazının Devamını Oku

Yüz yüze eğitim böyle başlayacak

Milli Eğitim Bakanlığı 21 Eylül’de anaokulu ve birinci sınıf öğrencileri için yüz yüze eğitimin ilk ders zilini çalıyor. Ancak velilerin kafasında ‘Çocuklar hangi gün okula gidecek, kaç saat okulda kalacak, virüsten nasıl korunacak’ gibi sorular hâlâ var. İşte cevapları...

2 GÜN OKUL, 5 GÜN EV: Bakanlığın açıklamasına göre, ‘uyum haftası’ adı verilen ilk hafta okul öncesi ve birinci sınıflar haftada 2 gün okula gidip yüz yüze eğitim alacak.

YARIM GÜN KALACAKLAR: Çocuklar 30’ar dakikalık 5 etkinlik saati olarak ders yapacak. Öğrenciler yarım gün okulda kalacak.

YEMEK YOK: Koronavirüsten korunma tedbirleri kapsamında öğrenciler okullarda yemek yemeyecek.

SINIFLAR İKİYE BÖLÜNECEK: Bir sınıf iki gruba ayrılacak, sınıfın yarısı bir gün, yarısı bir başka gün okula gelecek.

ZİYARETÇİ YASAK: Dışarıdan gelebilecek bir bulaş riskinin önüne geçebilmek için okullara kesinlikle ziyaretçi kabul edilmeyecek.

İSTEMEYEN ÇOCUĞUNU GÖNDERMEYECEK: Çocukların okula gönderilmesi konusu da velilerin inisiyatifinde. İsteyen veli çocuğunu dilekçe yazıp okula göndermeyebilecek.

OKUMA YAZMA İÇİN:

Yazının Devamını Oku

Üniversitelerde sınavın notu düşüyor ödev notu artıyor

Pandemi nedeniyle geçtiğimiz dönem üniversitelerde sınavların çoğu online yapıldı. Bazı öğrencilerin kopya olarak nitelenebilecek yardım aldığı saptansa da bir şey yapılamadı. Bunun üzerine YÖK daha sağlıklı ölçme değerlendirme için harekete geçti. Güz dönemindeki vizelerde not ağırlığının düşürülmesi, ödev ve projelere daha fazla önem verilmesi istendi. İstanbul’da yüz yüze görüştüğüm YÖK Başkanı Yekta Saraç, üniversitelerdeki hibrit eğitimle ilgili ilk kez konuştu. Ölçme değerlendirme sisteminde ne gibi değişiklikler yapılacağını anlatan Başkan Saraç, YÖK-Gelecek Projesi hakkında da yeni detaylar verdi. YÖK Başkanı Yekta Saraç’ın bana anlattıkları şöyle:

YÜZ YÜZE EĞİTİMİN ALTERNATİFİ OLAMAZ

“Salgının ilk gününden itibaren dünyada yükseköğretimde alınan önlemleri araştırmak için bir grup oluşturduk. Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa gibi ülkeleri yakından takip ediyoruz. Şu anda dünyanın en iyi üniversiteleri olarak nitelendirilen üniversitelerin bile eleştiriden uzak bir model ortaya koyamadıklarını görüyoruz. Yurtdışındaki üniversiteler online ve hibrit sistemlerini kullanıyor. Tek tip ‘bu en uygundur’ diyebileceğimiz bir model şu anda yok. Türkiye’ye baktığımızda her ilin kendine has şartları var. Biz de YÖK olarak bu süreci, çevik yönetim, güçlü koordinasyon ve esnek kararlar alarak yönetiyoruz. Bazı öğrencilerimiz, ‘niye üniversiteler teorik dersleri online, dijital yapıyor, yüz yüze öğretim istiyoruz’ diyorlar. Sağlık Bakanlığı içinde bulunduğumuz şartlarda “yüz yüze eğitimi kamu sağlığı açısından tehlikeli bulduktan sonra YÖK’e ve üniversitelerimize düşen bu uyarıyı dikkate almaktır. Şu an yükseköğretim sistemine üç ay kadar önce sessiz sedasız bu döneme münhasır olmaksızın karma/hibrit eğitim modelini getirdik. Aslında yüz yüze ile uzaktan öğretimi birleştiren bu model aynı zamanda bu gibi sıkıntılı süreçleri kolaylaştırıcı, çağdaş bir model.

ÜNİVERSİTELERİN KAPISI KAPATILMAMALI  

Uzaktan/online/dijital öğretim, yüz yüze öğretimin alternatifi olamaz. Ancak yükseköğretim sisteminin durdurulması, üniversitelerin bir süre için kapılarının kapanması ile öğretimin online imkanlardan istifade edilerek sürdürülmesi arasında seçme durumunda kalır isek biz üniversitelerin kapatılmamasını tercih ediyoruz. Karma/hibrit sistemde bir programın yüzde 40’ına kadarının uzaktan öğretimle olmasına izin veriyoruz. Dört yıllık bir programı baz alırsak aslında olağanüstü koşularda ilk dönemlerin online, geri kalanı yüz yüze olması mümkün. Eğitimin bütünüyle ya da bir programın bütünüyle online olması söz konusu değil. Öğrencilerimizi anlıyoruz. Onların da, üniversitelerin bu kararları kendi yararlarına aldığını unutmamalarını istiyoruz. Öğrencilerimizin sağlığı olmazsa eğitim ve öğretimden bahsetmek mümkün olabilir mi?

ÖDEV VE PROJELERE AĞIRLIK VERMELİLER

Geçtiğimiz dönem üniversitelerimiz bunu uyguladı. Sınavları da online yaptı. Her ne kadar bütün dünya bununla ilgili tedbirler ortaya koymuşsa da yüz yüze yapılan sınavlar kadar sıhhatli sonuç vermediğini biliyoruz. Zorlayıcı şartlar nedeniyle bu kullanılıyor. Bizim üniversitelere önerimiz, bu ölçme ve değerlendirmenin süreçlere yayılması. Yani online yapılan bir sınavın belirleyici tek faktör kılınmaması. Süreç odaklı bir ölçme ve değerlendirmeye gidilmesi. Bu da programdan programa, üniversitelerin farklı yetkinliklerine göre hocanın yüz yüze öğrenci ile görüşmesinden, ödev vermesine, proje istemesine kadar farklı şekilde sürece yayılabilir. Dijital materyallerin kavranmasına ilişkin her aşamada birtakım bariyerler konulup, konunun kavranıp, kavranmadığına yönelik ölçüler tespit edilebilir.

Yazının Devamını Oku

Velinin tercihi nasıl olacak?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bakanlar Kurulu sonrası, “Ailelerin tercihine göre, okulöncesi ve ilkokul birinci sınıf öğrencilerinden başlayarak okullarımızı eğitim öğretime açıyoruz” açıklamasının ardından velilerin bu tercihlerini nasıl yapacağı konusu gündeme geldi. Aileler, çocuğunun okula gitmesini istemiyorlarsa bu durumu gerekçesiyle ‘yazılı’ olarak okul idaresine bildirecek. Dilekçede ‘kronik rahatsızlık’ veya ‘endişe’ gibi sebepler belirtmeleri yeterli olacak.

Önceki gün yapılan kabine toplantısından sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, “Ailelerin tercihine göre, okulöncesi ve ilkokul birinci sınıf öğrencilerinden başlayarak okullarımızı eğitim öğretime açıyoruz” dedi. Bu açıklamanın ardından velilerin tercihlerini nasıl yapacakları sorusu tartışılmaya başlandı. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da dün bir açıklama yaptı.

Bakan Selçuk’un verdiği bilgilere göre, aileler çocuğunun okula gitmesini istemiyorlarsa bu durumu gerekçesiyle ‘yazılı’ olarak okul idaresine bildirecek. Dilekçede ‘kronik rahatsızlık’ için veya ‘endişe’ gibi sebepleri belirtmeleri yeterli olacak.

DEVAM ZORUNLULUĞU YOK

Anne ya da baba, çocuğun velisi herhangi bir rahatsızlığı olmasa da pandemi nedeniyle kaygı duyduğunu belirten bir yazıyı yazıp, okul idarelerine göndermeleri durumunda devam zorunluluğu olmayacak. Yani öğrenciler bu nedenle okula gelmediği için devamsız sayılmayacak. Okul da öğrencinin neden gelmediğini bu şekilde tespit edip, takibini yapabilecek.

BAKAN SELÇUK AÇIKLADI: İLK ÖNCE MİNİKLER OKULA BAŞLAYACAK
21 Eylül’de okulöncesi ve ilkokul birinci sınıflar ilk olarak ders başı yapacak. Daha sonra salgının seyrine göre diğer sınıflar başlayacak. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “aşamalı ve seyreltilmiş” olarak başlayacak olan okullarda yüz yüze eğitim öğretimle ilgili şu bilgileri verdi:

İLK HAFTA BİR GÜN

Yazının Devamını Oku

Velilerin pandemi formülleri

Pandemi nedeniyle okulların ne zaman açılacağı, açılırsa eğitimin nasıl olacağı gibi soru işaretleri velileri yeni bazı eğilimlere yönlendirdi. Bunlardan en yaygın olanları çocukları özel okullardan alıp devlet okullarına kaydetmek, yazlık bölgelerdeki okullara yönelmek ve evde özel öğretmen tutmak olarak ortaya çıkıyor...

Milli Eğitim Bakanlığı 21 Eylül’de okulları açmaya hazırlanıyor. Ama bu seneki yüz yüze eğitim geçmiş yıllardan farklı olacak. Muhtemelen öğrenciler okula haftanın belli günlerinde gidip diğer günler uzaktan eğitime devam edecek. Okullarda sosyal mesafe kuralları gereği daha az sayıda öğrenci bulunacak. Kademeli, seyreltilmiş eğitim hazırlıkları bu şekilde sürerken hem Bakanlık hem de veliler salgının seyrine göre alternatifler üzerinde düşünüyor. Son dönemlerde eğitimin yeni normalleri veliler açısından bakıldığında yeni bazı eğilimlerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Çocuğu okul çağında olan veliler yeni arayışlar içinde. Bunları size başlıklar halinde şöyle aktarabilirim:

ÖZELDEN DEVLETE

Kolejlerdeki yüksek ücretler karşısında sıkıntı yaşayan ailelerin bazıları okulların açılmayacağını, açılsa da kısıtlı zamanda okula gidileceği ve eğitimin nasıl olsa uzaktan devam edeceğini düşünerek çocuklarının kayıtlarını devlet okullarına almaya başladı. Özel anaokulları ve ilkokullarda kayıtlarda gözlenen azalmanın bir nedeninin bu olduğu söyleniyor.

YAZLIKTA OKUL

Küçük yerlerin daha güvenli olduğunu düşünen ve imkânı olan bazı aileler pandemi sürecinde çocuklarını da alıp yazlık bölgelere ya da memleketlerine gitti. Şimdi bu ailelerin bir kısmı pandemi sürdüğü için bulundukları yerden ayrılmayı düşünmüyor. Çocukları da uzaktan eğitimin süreceği tahminiyle bulundukları yerlerdeki okullara kaydettiriyor. Bodrum bunların başında geliyor.

EVDE ÖZEL DERS

Şartlar ne olursa olsun kaygılı ailelerin tercih ettiği bu modelde ya aile çocuğuna özel öğretmen tutuyor ya da birkaç veli birleşiyor ve 4-5 çocuktan oluşan küçük gruplar bir evde toplanıyor. Çocuklara sırayla öğretmen geliyor. Eve derse giden özel öğretmenlerin randevu defterlerinde bu aralar yer bulmak neredeyse imkânsız. Sabah saat 7.00’de başlayan mesaileri akşam 18.00’e kadar sürüyor. Evlerde birebir ya da grup halinde özel ders seansları için ücretler de belirlenmeye başladı. Özel okula vereceği paranın yarısını özel derse vermeyi tercih eden aileler, şimdilik bu modelden memnun. Tabii iyi bir özel öğretmen bulabildilerse. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un geçtiğimiz hafta açıkladığı okula gitme konusunda ‘veli inisiyatifinin dikkate alınacağı’ sözleri de bu konuda etkili oldu. Veli dilekçesi yeterli olmasa da cezaları göze alıp, çocuğunu okula göndermeyecek ailelerin sayısı az değil.

SERVİS YERİNE OTOMOBİL

Yazının Devamını Oku

Tarlada açan gurur çiçekleri

Köyde, zor şartlarda, kalabalık ailelerde yaşayan, yazın tarlalarda çalışıp hayvanlara bakan, kışın okullarına koşarak giden 4 lise mezunu, YKS’de hayallerine kavuştu. En yüksek puanlı bölümler olan tıp, diş hekimliği ve hukuku kazanan bu pırıl pırıl çocuklar hem ailelerinin hem de Türkiye’nin gururu oldu.

Üniversite kapısında bekleyen milyonlarca aday sonuçlarını öğrendi. Bu gençlerin arasında yüzlercesi ise evinden uzakta bir tarlada çalışırken, hayvanlara bakarken, telefonu olmadığı için bir yakınının yanına gelmesiyle hangi üniversitenin hangi bölümünü kazandığını gördü. Mevsimlik işçi olarak çalışan 4 genç onlardan sadece birkaçı. Diyarbakır ve Şanlıurfa’da yaşayan, yazları mevsimlik işçi olarak çalışıp okul harçlığı biriktiren, bu yıl girdikleri sınavda Türkiye’nin en yüksek puanlı bölümleri olan sağlık ve hukuk kazanan 4 üniversiteli, ailelerinin gururu oldu. İşte yazları çalışan, kışları hem aileye destek olup hem de okumak için kilometrelerce yol giden, kimi zaman öğretmenlerinin evinde kalan gurur tablosu 4 üniversitelinin hikâyesi...

ZEYNEP KIRMIZIGÜL - ECZACILIK

OKUL MASRAFINI FINDIKLA ÖDEYECEK
Zeynep Kırmızıgül ailesinin 8 çocuğundan biri. Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinden her yıl olduğu gibi bu yaz da mevsimlik işçi olarak yola koyuldu. Önce Malatya’ya kayısı toplamaya gitti. 32 gün burada çalıştıktan sonra 20 gündür de Ordu’da fındık topluyor. Zeynep, 11 yaşından itibaren okullar kapanır kapanmaz tarlaya, bahçeye koşuyor. Bu yıl da kayısı ve fındıktan kazandığı 20 bin lira ile hem okul hem yurt ücretlerini karşılayacak hem de ailesinin geçimini sağlayacak. Zeynep üniversitedeyken de iş bulursa çalışmayı planlıyor: “Her sabah saat 06.00’da kalkıp, gece 02.00’de uyuyordum. Çok çalıştım. Kitaplarımı Uğur Okulları Viranşehir Kampüsü’ndeki öğretmenlerim verdi. Tıp fakültesi tek hayalimdi, kazanamadığım için üzüldüm. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eczacılık Bölümü’nde okuyacağım.”

MEHMET YAVUZ ARAT - DİŞ HEKİMLİĞİ

İNEK GÜDERKEN DERS ÇALIŞTIM

Yazının Devamını Oku

Dünyanın en iyi üniversiteleri üstüne para veriyor

Boğaziçi Üniversitesi’nden 4.00 ortalamayla mezun olan Baturalp Yalçın’a dünyanın en iyi 4 üniversitesi burs teklif etti, yetmedi üstüne para bile verdi. O, Berkeley’i tercih etti. Böylece 5 yılda 2 milyon 200 bin TL’den fazla para ödeyeceği okula bedava gidecek, üstüne ayda 2500 dolar alacak.

Boğaziçi Üniversitesi bu yıl 1871 mezun verdi. Bu mezunlardan sadece ikisinin diplomasında, “Mezuniyet ortalaması: 4.00” yazıyordu. O iki mezundan biri Baturalp Yalçın’dı. Endüstri Mühendisliği ve yan dal olarak da Ekonomi Bölümü’nden 4.00 üzerinden 4.00 ortalama ile mezun olan Yalçın’ın bu başarısına son beş yıl içinde Boğaziçi’nden diploma alan 12 bin öğrenciden 7’si ulaşabildi. Diplomasında yazılı olan mezuniyet ortalaması, Baturalp Yalçın’ı son yılların en başarılı 7 öğrencisi arasına sokarken dünyanın mühendislik programlarıyla öne çıkan 4 saygın üniversitesinin de dikkatini çekti. Yalçın, ABD’de California Berkeley, Princeton, Cornell ve Georgia Institute of Technology üniversitelerinin mühendislik bölümlerinin doktora programlarına burslu olarak kabul aldı.

18 BİN TL MAAŞ ALACAK

Baturalp Yalçın’ın tercihi Kaliforniya oldu; önümüzdeki dönem University of California, Berkeley’de endüstri mühendisliği ve yöneylem araştırması bölümünde bütünleşik doktoraya başlayacak. Gelecekte optimizasyon ve yöneylem araştırması alanlarında öncü araştırmalar yapmayı hedefleyen Baturalp Yalçın, eğitim ve yaşam ücreti ile yıllık ortalama 60 bin dolarlık üniversitede 5 yıl için 300 bin dolar (yaklaşık 2 milyon 200 TL) vermek yerine ücretsiz eğitim görecek. Üstelik üniversiteden de ayda 2500 dolar (yaklaşık 18 bin TL) maaş alacak. Yalçın, “Eğitim, yemek ve ev ücreti ortalama 60 bin dolar civarında. Ben bunları ödemeyeceğim, üniversite bana aylık 2500 dolar verecek. İlk sene derslere odaklanıp, sonraki sene araştırma asistanı olarak görev yapacağım” diyor.

BAŞARIYI GETİREN FAKTÖR

Yalçın, kendisini başarıya götüren etkenleri şöyle sıralıyor: “Okul hayatımda arkadaşlarımdan farklı yaptığım şey derslerden sonra mutlaka merak ettiğim konuları araştırıp, eksiklerimi kapatmak oldu. Birinin bana öğretmesinden önce, eksiklerimi kendim bulup kapattım. Sanırım başarıyı getiren en önemli faktör bu oldu. Bunun dışında derslere düzenli katıldım. Özverili çalıştım. Dünyanın en iyi üniversitelerine burslu kabulümde tek etken not ortalamam değil. Değişim programlarına katıldım, araştırma yaptım, hobilerim var, çok yönlü bir kişiliğe sahibim ve tabii diplomamda Boğaziçi Üniversitesi yazıyor.”

HEP DEVLET OKULLARINDA EĞİTİM ALDI

Yazının Devamını Oku

21 Eylül'de okullar böyle açılacak

21 Eylül’de okulları açmayı planlayan Milli Eğitim Bakanlığı’ndan son hazırlıkları öğrendim. Bilim Kurulu’nda bulaş ve bulaştırma riskinin 15 yaş üstünde fazla olduğu, en az bulaşın 10 yaş altında bulunduğu görüşünün ortaya çıkması üzerine Bakanlık bürokratları çalışma yaptı. Buna göre yüz yüze eğitime ilk olarak anasınıfı, birinci ve ikinci sınıflar başlayacak. Haftada iki gün ders yapılacak, çarşamba-pazar okullarda büyük temizlik olacak. Seyreltilmiş sınıfa seyreltilmiş müfredat hazırlanıyor. İşte 21 Eylül sonrası eğitimin nasıl olacağına ilişkin tüm detaylar...

İLK ÖNCE MİNİKLER BAŞLAYACAK

Her şey yolunda giderse ilk olarak okulöncesi, ilkokul birinci ve ikinci sınıflar okula başlayacak. Burada süreç görülüp duruma göre karar verilecek. Bakanlığın en çok kafa yorduğu konulardan biri, okuma yazmayı öğrenecek olan birinci sınıflar. Bunun için her aşamada bu sınıflar öncelikli olarak ele alındı. İlk olarak okula bu grubun başlatılmasının nedeni, okuma yazma öğretilirken yüz yüze eğitimin zorunlu görülmesi. Buna göre birinci sınıf öğrencilerine öncelikle uzaktan eğitim uygulaması olan canlı sınıfla harflerin, seslerin tanıtılması sağlanacak. 20 günde bazı seslerin tanıtılmasının ardından yüz yüze eğitimle çocukların okuma yazması pekiştirilecek. 

ÜÇ HAFTA SONRA SINAV ADAYLARI

Üç hafta bu öğrencilerin durumuna bakılacak. Her şey yolunda giderse bu kez sınava girecek öğrenci gruplarına öncelik tanınacak. Yani Liselere Geçiş Sınavı’na (LGS) hazırlanan 8 ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) hazırlanan 12’nci sınıflar okula çağrılacak. Aşamalı ve kademeli sistem uygulanacağı için yine üç hafta beklenecek. Bu kez ortaokul 5 ve 7’nci sınıflar ile lise ara sınıfları okula alınacak. 

İKİ GÜN OKUL ÜÇ GÜN UZAKTAN

Öğrenciler 2 gün okula gelecek. Sınıflar yine yarıya bölünecek. 30 kişilik sınıfın A grubu pazartesi-salı, B grubu perşembe-cuma yüz yüze eğitim için sınıflarda olacak. Geri kalan zamanlarda evden, uzaktan eğitim takip edilecek.

Yazının Devamını Oku

Telafisi zor olacak

Okul zilinin ertelenmesi uzmanları endişelendiriyor. Birçok eğitimciye göre okulların kapalı olması eğitim öğretimi ciddi şekilde aksatacak, kayıp bir nesil yetişecek.

Ülkemizde örgün eğitim alan okul öncesi, ilk ve ortaokul ile lise düzeyinde toplam 18 milyon 108 bin 860 öğrenci var. Bu kurumlarda 1 milyon 77 bini aşkın öğretmen görev yapıyor. Bu öğrencilerin 1.4 milyonu ise özel okullarda öğrenim görüyor. Milli Eğitim Bakanlığı, 31 Ağustos olarak daha önce açıkladığı ilk ders zili tarihini 21 Eyül’e erteledi. Açıklanan önceki tarihe göre tüm devlet okulundaki öğretmenler 24 Ağustos’ta hizmetiçi eğitim için okullara dönecekti. Bu durumda öğretmenler de büyük ihtimalle evlerinde kalacak. Okullar, 21 Eylül’e kadar şimdilik tatil edildi. Bundan sonraki süreci pandeminin yayılması belirleyecek. Ancak, yenilenen takvime göre birinci dönem ara tatili 16-20 Kasım olarak açıklanmıştı. Bundan sonraki takvimi Bakanlığın tekrar güncellemesi gerekiyor. Bu durumda ara tatiller de kalkacak gibi görünüyor.

ÖĞRETMENLERDE BİLGİ KAYBI

Ertelenen okul zilinin çalması eğitimcileri endişelendiriyor. Birçok eğitimciye göre okulların kapalı olması eğitim öğretimi ciddi şekilde aksatacak, kayıp bir nesil yetişecek. Her ne kadar uzaktan eğitim devam etse de yüz yüze eğitimin yerini almayacak. Özellikle dezavantajlı bölgelerdeki çocuklar yeterince bundan yararlanamayacak. 3-6 yaş arasındaki küçük çocuklarda her öğrenilen bilginin önemi büyük. Ancak, bu akış kesilirse gelişim de yavaşlayacak. Evde olup, arkadaşlarıyla bir araya gelemeyen çocuklarda uzmanlara göre sosyal ve psikolojik sorunlar yaşanacak. Akranlarıyla bir arada olmayan, sosyalleşmeyen çocukların bireyselleşmesi durumunda, bunun nasıl telafi edileceği tartışılıyor.

Kuşkusuz okulların kapanması en fazla sınava giren adayları etkileyecek. Liselere Geçiş Sistemi (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS)’ye bu yıl yaklaşık 4 milyon aday girecek. Bu adaylar “sınava tam hazırlanamadık” endişesi yaşayacak. Sınav kaygısının üzerine pandemi onların hazırlığını etkileyecek. Bu yıl sınava girenler hiç değilse ilk dönem bu kaygıyı yaşamamıştı.

OKUMA YAZMA ÖĞRENMEDE ZORLUK
En büyük zorluğu ise ilkokul birinci sınıf öğrencileri yaşayacak. Uzaktan eğitimde en büyük zararı geçen yıl marttan beri okula gidemeyen birinci sınıflar görmüştü. Okulların açılamaması durumunda yine bu yıl birinci sınıfa yeni başlayacak çocuklar mağdur olacak. Bu yaş grubunda eğitimin yüz yüze olmasının şart olduğunu belirten eğitimciler, hiç değilse bu yaş grubu için okulların açılmasını istiyor. Öğretmenler, “Birinci sınıflarda harf sisteminde harfin ağızdan çıkışını maskeli nasıl vereceğiz? Maskesiz ise bütün sınıf ağzından tükürük çıkaracak. Kalem tutmasını, harflerin deftere yazılırken elinden tutmayı, defter düzeni gibi birinci sınıfın olmazsa olmazlarının çözümü nedir?” diyorlar.

Bu yıl zorluk çekecek bir grup da hazırlık sınıfı okuyacak, yani bir yabancı dili öğrenecekler olacak. Eğitimciler, aynı şekilde dili uzaktan öğretmekte güçlük çekileceğini, daha sonraki yıllarda yabancı dille eğitimde sorun yaşanacağı düşüncesindeler.

Yazının Devamını Oku

Yükselen yıldız meslek liseleri

LGS sonuçlarına göre bu yıl meslek liselerinin yıldızı parladı. Pandemi boyunca dezenfektan ve maske üretimleriyle öne çıkan mesleki ve teknik Anadolu liselerine yerleşen öğrenci sayısı, geçen yıla göre yaklaşık yüzde 40 arttı.

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sonuçlarında kuşkusuz en çarpıcı unsurlardan biri de meslek liselerinin yıldızının parlaması oldu. Merkezi sınav puanıyla ve yerel olarak mesleki ve teknik Anadolu liselerine yerleşen toplam öğrenci sayısı 2019 yılına göre yüzde 39.94 artış gösterdi. Bu sonuçla mesleki ve teknik Anadolu liseleri, 2019 yılına göre en fazla artış gösteren lise türü oldu.

İŞ BULMA BEKLENTİSİ

Bu ilginin altında istihdam odaklı işbirlikleri kurulması, sektörün önde gelen kuruluşları ile ortak kurumlar açılması, iş dünyasının ihtiyaç duyduğu alanlar oluşturulması etkili oldu. Pandemi döneminde birçok hastanenin ve kamu kurumunun maske ve dezenfektan ihtiyacını karşılayan meslek liselerindeki algının düzelmesi, mezuniyet sonrası iş bulmanın kolaylaşacağının düşünülmesi bu okullara ilgiyi arttırdı.

İSTİHDAM ODAKLI İŞBİRLİĞİ

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer’e bu ilginin nedenini sorduğumda şu açıklamayı yaptı: “Bakanlık olarak mesleki eğitimi güçlendirmek için son iki yılda çok sayıda projeyi hayata geçirdik. Özellikle sektörleri eğitim süreçlerinin tamamına dahil ederek istihdam odaklı bir işbirliği modeli geliştirdik. TOBB, İSO, İTO, ASO ve ATO gibi sektörün güçlü temsilcileri ile bu kapsamda sağlam işbirlikleri kurduk.

PANDEMİNİN ETKİSİ

Özellikle COVID-19 salgını ile mücadele günleri, güçlenen mesleki eğitimin sadece iş piyasasının ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştirmediğini, ayrıca böyle olağanüstü günlerde üretim kapasitesiyle de devletinin ve toplumunun yanında güçlü bir şekilde durabileceğini gösterdi. Bu süreç, mesleki eğitimin algısının iyileşmesi için çok önemli katkı sundu. Sürecin bütünü LGS yerleştirmelerine de olumlu yansıdı. 2019 yılında mesleki eğitime yerleşen öğrenci sayısı 2018 yılına göre yüzde 17 artmışken, 2020 yılında öğrenci sayısı 2019 yılına göre yüzde 40 arttı. Sınavlı mesleki ve teknik Anadolu liselerine yerleşen öğrenci sayısı 2019 yılına göre yüzde 64 arttı. Mesleki eğitim okullarına sınavsız yerleşen öğrencilerin ilk üç tercihlerindeki bir mesleki ve teknik Anadolu lisesine yerleşme oranı yüzde 82’ye yükseldi.”

Yazının Devamını Oku

Tercihleri yaparken bu detaylara dikkat

2020 kılavuzu uzun bekleyişin ardından yayımlandı. Kılavuz ile birlikte tercih takvimi de belli oldu. Sonuçların 28 Temmuz’da açıklanmasının ardından 6-14 Ağustos’ta tercihler yapılacak. Bu yıl devlet üniversitelerinde çok önemli bir kontenjan değişimi olmazken, vakıf üniversitelerinde az da olsa artış oldu. Eğitim uzmanı Salim Ünsal, kılavuzdaki değişiklikleri inceledi ve şu önemli ayrıntıları paylaştı:

Bu yıl hem yüz yüze hem de uzaktan eğitim modeli ile öğrenci alan programların kontenjanlarında nispi bir daralma oldu. Yüz yüze eğitim kontenjanları 836 bin 543’ten 827 bin 80’e, Açık ve Uzaktan Öğretim kontenjanları ise 192 bin 514’den 166 bin 315’e geriledi. Geçen yıl az tercih edilen programlarda kontenjanlar düşürülürken, çok tercih edilen programlarda kontenjanlar önemli artış gösterdi. 

İNŞAATIN KONTENJANI DÜŞTÜ PSİKOLOJİNİN ARTTI

Kılavuzda en kayda değer değişimlerin başında keskin kontenjan değişiklikleri yaşayan programlar var. İnşaat mühendisliği en çok kontenjan kaybına uğrayan, Psikoloji ise kontenjanını en fazla artıran programların başında geldi. İnşaat mühendisliği 12 bin 482 olan kontenjanının 3 bin 995’ini kaybederek 8 bin 487’ye geriledi. Kayıpta onu 1.253 kontenjan düşüşü ile makine mühendisliği takip etti. Elektrik-elektronik mühendisliği ve mimarlık gibi programlar da kan kaybetti.

Psikoloji’de açık öğretimdeki artıştan bağımsız bir artış oldu. 8 bin 765 olan kontenjanı bin 511 artarak 10 bin 276 ya yükseldi. Buna açıköğretimdeki bin 231 kontenjan artışını da eklediğimizde 2 bin 800’e varan bir artış olduğu görülüyor. Toplumun ruh sağlığını düzeltmeye yönelik bir girişim midir yoksa öğrenciler çok talep ettiği için mi bu programın kontenjanları bu kadar arttı zamanla sonuçlarını göreceğiz.

SAĞLIK BİLİMLERİ EN POPÜLER BÖLÜMLER OLACAK

Psikoloji’yi sağlık bilimlerindeki artışlar takip etti. Yaşanan pandemi sürecinin sağlık bilimlerine ilgiyi artıracağı düşünülerek yapılmış değişiklikler gibi dursa da zaten son yıllarda en çok rağbet gören programlar sağlık programlarıydı. Bu kapsamda tıpta bin 420, hemşirelikte bin 183, diş hekimliğinde bin 82 ve fizyoterapide de 729 kontenjan artışı oldu.

HUKUKTA BARAJ DÜŞTÜ KONTENJAN AYNI KALDI

Geçen yıl yargı reformu kapsamında hukuk fakültelerine girişte kullanılan 190 bin barajı düşürülerek 125 bine çekilmişti. Adaylar salgın sürecine yönelik bu baraj değişikliğini ertelemeyi talep etmişlerdi ama YÖK bu konudaki kararlı duruşunu değiştirmemişe benziyor. Bu yıl hukuk programına girişte adayların ilk 125 binde olmaları gerekiyor. Ancak hukuk kontenjanlarında bir daralmaya gidilmemiş. Bu da bazı vakıf üniversitelerinin ücretli ve kısmi burslu hukuk kontenjanlarını doldurmakta zorlanabilecekleri anlamına geliyor. YÖK, hukuk mezuniyeti sonrası yapılmak üzere önümüzdeki yıldan itibaren ‘Meslek İcra Sınavı’ adı altında bir yeterlilik sınavı yapacağını ve bunun da kapsamını genişleteceğini duyurdu. Mezuniyet sonrası hukukçu sıfatıyla göreve başlamak için bu sınavdan geçer puan almak gerekecek.

Yazının Devamını Oku

Doğa Koleji’nde İTÜ’lü dönem

Aylarca öğretmenler maaş alamadığı için zor durumda kalan, eğitimi aksayan Doğa Koleji’nin İTÜ’ye geçişinde son aşama tamamlanmak üzere. 102 kampusta 8 bini öğretmen, 5 bini personel olmak üzere 13 bin çalışanı olan kurumda yönetimin başına geçen İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü, İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji kurucu temsilcisi Prof. Dr. Mehmet Karaca ile son durumu konuştuk.

ARTIK İTÜ MARKASIYLA KALICI

Doğa Koleji’nin İTÜ ETA Vakfı’na devri tamamlandı mı?

Devir süreci tamamlandı. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan sonra Türkiye’nin en büyük okul ağına sahibiz. Devir işlemi 7-8 ay sürdü. 247 yıllık akademik birikimimizin yanı sıra özel okul sektöründe 20 yıllık birikime sahibiz. Doğa Koleji ile uzun soluklu bir yolculuğa çıktık. Artık İTÜ markasıyla kalıcı olduğumuzu velilerimizin bilmesini isterim. Sürecin zorlu olacağını biliyorduk, öyle de oldu. Ancak biz asla geri adım atmadık. 247 yıllık köklü akademik geçmişi ile İTÜ ETA Vakfı bünyesinde Doğa Koleji hız kesmeden ve güçlenerek yoluna devam edecek.

VELİLERE İADE, PERSONELE TAZMİNAT

Velilere yapılmayan iade, teşvik ücretlerine yönelik ödeme takvimi oluşturuldu mu? İşten ayrılan personel maaş ve tazminatlarını alacak mı?   

Devir işlemleri ile birlikte ödeme takvimini oluşturduk. Öncelik sıralamamız önce velilerin bekleyen iade ve teşvik alacağı sonra da işten ayrılan personel alacakları olacak. Kurban Bayramı’ndan önce ödemeleri yapacak şekilde bir takvim hazırladık. Doğa Koleji’nin kimseye borcu kalmadığı gibi İTÜ ETA Vakfı çatısı altında yapısını daha da güçlendiren bir eğitim kurumu olarak yoluna devam edecek.

Yaygın bir okul ağınız var. Okul kapatmayı ya da okul sayınızı arttırmayı planlıyor musunuz?

Yazının Devamını Oku

Evden ‘canlı sınıf’a bağlantı

2020-2021 eğitim-öğretim yılı hem öğretmen hem de öğrenciler için çok farklı bir yıl olacak. Milli Eğitim Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı en güçlü senaryo, ‘seyreltilmiş sınıf.’ Bakanlık, bütün çalışmalarını buna göre yapıyor. 3 gün okulda, 3 gün evde modelinde çocuklar evden ‘canlı sınıf’a bağlanacak.

Bakanlık yeni eğitim-öğretim yılında Bilim Kurulu’nun da tavsiyeleri doğrultusunda, ‘seyreltilmiş sınıf’ta hibrit ya da karma model denilen sistemi uygulamak için çalışmalarını yoğunlaştırdı. Buna göre bir sınıfın iki ayrı gruba ayrılan öğrencileri, üç gün yüz yüze eğitim aldıktan sonra evde kaldıkları üç günde de sınıf arkadaşlarından ayrı kalmayacak. Öğrenciler evdeyken de dersi takip edebilecek. Gerekirse öğretmen, ders aralarında bu öğrencilere soru soracak, hatta ödev verip ders sonrası online ödev ve projeleri takip edecek. Bu modelin uygulanabilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı altyapı eksiklerini tamamlamaya çalışıyor. Öğretmen ve öğrencilerin bu modelde tam anlamıyla verimli ders işleyebilmesi için eylül ayında hazırlıkların bitirilmesi planlanıyor. Çalışmalar tamamlanırsa aynı anda 1 milyon öğrenci, evlerinden canlı olarak dersi takip edecek. Birkaç saat sonra diğer 1 milyon öğrenci bu şekilde eğitime devam edecek. Böylece toplamda 18 milyon öğrenci evde de olsa öğretmenine canlı olarak ulaşabilme imkânı bulacak. Canlı olarak derse katılamayanlar ise EBA ile yine televizyondan dersleri takip edebilecek.

CUMARTESİ OKUL GÜNDEMDE

Eğer senaryo gerçekleşirse bu yıl eğitim takvimine cumartesi günü de eklenmiş olacak. Bakanlığın planı ya rutin içinde bu eğitimi cumartesi gününe yaymak ya da sınava hazırlanan 8 ve 12’nci sınıflar için sınav hazırlığı yapmak.

SERVİS VE TENEFFÜSTE MESAFE

Seyreltilmiş sınıf uygulamasına geçilmesinin en önemli nedeni de okula az sayıda öğrencinin gelmesini sağlamak. Bu da aynı zamanda servis, yemekhane ve teneffüste daha az sayıda öğrencinin olması demek. Böylece sosyal mesafe daha rahat sağlanmış olacak. Öğrenciler sırayla teneffüse çıkıp, yemekhaneye gidecekler. 

İKİ ÖĞRENCİ ARASI BİR METRE

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un CNN Türk’te Tarafsız Bölge programında Ahmet Hakan’ın sorularını yanıtlarken vurguladığı gibi, öğrenci sayısı yarıya indiği zaman sınıflardaki bir metre kuralı da ancak sağlanacak. Bakan canlı yayında, “Bizim sınıflarımız 50 metrekare civarında. 30 kişilik sınıfım varsa 15 kişiyi ben o sınıfa rahat oturturum. Dünya Sağlık Örgütü’nün ölçütüne uyuyoruz. 1 metre kuralına uymak zorundayız” dedi.

ÜCRETSİZ YIKANABİLİR MASKE DAĞITILACAK

Yazının Devamını Oku

Okullarda 2 senaryo

Milli Eğitim Bakanlığı okulları 31 Ağustos’ta açmak için hazırlık yapıyor ancak salgının seyri her şeyi değiştirebilir. Okulların açılması ya da açılmaması üzerine farklı senaryolar hazır. Birinci senaryo, uzaktan eğitim. Okulların açılmaması üzerine kurgulanan bu modelde öğrenciler canlı sınıf uygulamaları üzerinden eğitim alacak.

İkinci senaryo ise yüz yüze eğitimin ağırlıkta olduğu hibrit model. Haftalık 40 saatlik dersler 20 saate indirilecek. Sınıflarda öğrenci sayısı azaltılacak. Öğrenciler bölünerek pazartesi-çarşamba-cuma ve salı-perşembe-cumartesi okula gelecek. Özel okullar da kendi planlarını hazırladı. İşte okullarda yapılan hazırlıklardan bir kısmı:

BAKANLIĞIN hazırladığı senaryolardan biri uzaktan eğitim. Okulların açılmaması üzerine kurgulanan bu modelde öğrenciler daha aktif olarak canlı sınıf uygulamaları üzerinden eğitim alacak. Bakanlığın tercih ettiği ise yüz yüze eğitimin ağırlıkta olduğu hibrit model. Haftalık 40 saatlik dersler 20 saate indirilecek. Sınıflarda öğrenci sayısı azaltılacak. Öğrenciler bölünerek pazartesi-çarşamba-cuma ve salı-perşembe-cumartesi okula gelecek. Özel okullar da kendi planlarını hazırladı. İşte okullarda yapılan hazırlıklardan bir kısmı:

KARMA MODEL HAZIRLIĞINDAYIZ

Sevinç Atabay (TED Genel Müdürü)

Her türlü senaryo hazırlığı yapıyoruz. Yüz yüze olması en büyük isteğimiz. Dünyada online lise modelleri uygulanmaya başlandı. Biz de olası durumlara karşı “karma model” denilen bir kısım yüz yüze, bir kısım uzaktan eğitimi düşünüyoruz. Çocukların değişimli geldiğini düşünerek seyreltilmiş sınıf modeline geçeceğiz. Evde devam edip, ertesi gün yüz yüze devam etmesini planlıyoruz. Diğer planımız da belli, bir süre uzaktan eğitim devam ederse temel dersler dediğimiz akademik derslerle birlikte görsel sanatlar, sanat, spor ve müzik ile ilgili daha aktif online kullanım sağlamak. Uzaktan beden eğitimi dersleri planlıyoruz.

TEK KİŞİLİK SIRALARA DÖNDÜK

Fatih Öztürk (Bilfen Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanvekili) Sınıftaki mevcutları düşürebileceğimiz oranda düşürdük. Tek kişilik sıralara döndük. Eğitimde teknolojiyi daha verimli kullanacağız. Sınıflarda dolapları çıkartarak metrekareleri büyüttük. Okullar açılsa bile çocuklar isterlerse aynı dersi evde, uzaktan takip edecek, isterse yüz yüze izleyecek. O anki sağlık durumuna göre hareket edeceğiz. Yeni sınıfları 20 kişide dondurduk. Yeni bir yemekhane düzenine geçiyoruz. 2-3 parti halinde yemekler yenecek. Bir kısım öğrenci paket olarak sınıfta yemeğini alacak. Milli Eğitim Bakanlığı onaylarsa ders saatlerini kısaltabiliriz. Uygulamalı derslerde temas halinde sıkıntı yaşanabilir. Kendi pandemi bilim sağlık kurulumuzu oluşturduk.

4-5 MODEL ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ

Yazının Devamını Oku