İyi ki doğdun Ankaralı

Punk rock grubu The Clash’in gitaristi ve vokalisti Joe Strummer’ın 21 Ağustos’taki doğum günü, bu yıl da sosyal medyada tweet’lerle kutlandı.

İyi ki doğdun Ankaralı
Müzisyenin adı, kentin, "Joe Strummer was born in Ankara. (Joe Strummer Ankara’da doğdu) yazan duvarlarında yaşıyor.

Ankaralı müzisyen @beduk, Twitter hesabından, “Hemşehrim Joe Strummer 1952 yılında bugün Ankara’da doğdu” dedi. İşte, sosyal medya sakinlerinin, 1952’de Ankara’da doğan müzisyen için yaptığı paylaşımlardan bazıları:

@MetalTillDeathh, 68 yıl önce bugün: Clash grubunun solisti Joe Strummer, Ankara’da dünyaya geldi.
@canfailun Yıllardır nasıl bilmediğim konusunda biraz şaşırdığım ve epey utandığım bir bilgiye rastladım. The Clash’in solisti ve gitaristi rahmetli Joe Strummer abimiz Ankara doğumluymuş.

İyi ki doğdun AnkaralıANISINA HELVA DAĞITILMIŞTI

@MeteAtature 21 Ağustos Joe Strummer’ın doğum günü. 2002’de kaybettiğimiz Joe bugün yaşasa 68 yaşını kutluyor olacaktı. Babası 1952’de büyükelçilik görevlisiyken Ankara’da dünyaya gelmiş. 2002’de öldüğünde Ankara’da bazı sevdiğim insanlar tarafından anısına helva dağıtılmıştı.
@GuPoyraz Joe Strummer Ankara’da hangi semtte doğdu acaba? Semtler herkes için kader değil!
@pocuhead The Clash’ın solisti Joe Strummer 68 sene önce bugün Ankara’da doğdu. Sayın Başkan’ım bunun için bir anıta veya etkinliğe ne dersiniz? @mansuryavas06
@Kritikzine Punk, tam 68 sene önce bugün Ankara’da doğdu.
@seraifeld İyi ki doğdun hemşehrim! #JoeStrummer
@Cnoktmr Joe Strummer 68 yaşında. İyi ki doğdun Ankaralı.

BKZ: ANKARA BEBESİ

Ekşi Sözlük’te sanatçıyla ilgili girilen entry’lerden bazılarıysa şunlar:
-Ankaralı punkların, hemşehrisi olmaktan gurur duydukları insan. Haftada bir kere bu konuyla ilgili birkaç laf ederler aralarında.
-Babasının görevi sebebiyle Ankara’da doğmuştur, hatta evlerinin Küçükesat Bardacık Sokak’ta olduğu söylenir.
-bkz: Ankara bebesi.
-Ankara’da doğmuş en büyük müzisyen de denebilir.
-En güzel Ankaralılardan.
-Şafak sayarken ‘06 Ankara’ya gelince aklıma gelen, şekilli punk kişisi.
-Yaşasaydı ulus’a uğrar mıydı acaba?

İyi ki doğdun Ankaralı

PATİLİKÖY’ÜN YENİ MİSAFİRİ

Yüzlerce sahipsiz hayvanın sığınağı olan Patiliköy’ün kurucusu @volkankoc0681, geçtiğimiz günlerde paylaştığı fotoğrafa, “Bu güzel gözlüyü tarlanın ortasına bağlayıp bırakmışlar. 5 gündür öylece sıcak altında bekliyormuş. Her yerinde yaraları var. Aldım Patiliköy’e getirdim. Tırnakları uzadığı için yürüme problemi var. Bakımları yapılsın belki hep bizimle kalır” notunu düştü.
Volkan Koç, “Biliyorsunuz istediğiniz an geleceğiniz bir Patiliköy var. Konumu Patilikoy.com sitemizde” diyerek kentliye çağrıda bulunuyor.

İyi ki doğdun Ankaralı

BİR KAP SU
BİR KAP MAMA

Kentin ünlü kedilerinden @06khaleesi (Ankara Khaleesi’si), “Siz white chocolate mochalar, cool limelar içerken biz susuz mu kalalım? Bu tweet’i okuyan ve müsait olan herkes kapısının önüne bir kap su, bir kap mama koysun lütfen” çağrısında bulundu.

İyi ki doğdun Ankaralı
İyi ki doğdun Ankaralı

BOZKIRIN BEZEĞİ BU KARELERDE

İpek Arıkan, Ankara’yı ve kentin köylerini fotoğraflıyor. Bir haftalık kuzu da, eski bir caminin kapısı da, bozkırın bezeği hatmi çiçekleri de yer buluyor kendine onun karelerinde. angoradan.blogspot.com internet sitesinde, “Şehirden uzaklaşmak istediğimizde, aklımıza ilk gelen köyler bize yine kucak açtı. Bu rotayı, oldukça sık kullanıyoruz böyle zamanlarda. Fotoğraf makinamı kaptığım gibi çıkıyoruz yollara. Şehirde hasret kaldığımız mis gibi havadan, yemyeşil doğadan, kuş seslerinden tüm duyu organlarımıza birkaç doz alıp, mutlulukla geri dönüyoruz” diyor. Instagram hesabı ise @ipekarikanphotos. Takip etmeyi ve Ankara’nın köylerine ufak bir gezintiye çıkmayı unutmayın.

X

Uçuç böceği Harika sana gözü gibi bakacak

Geçtiğimiz günlerde ‘tık’larım, Ziraat Mühendisi Harika Ayık’ın ilgi çekici Instagram hesabını çıkardı karşıma. Ayık’ın mesleği, uğur böceği üreticiliği. İnsanın aklına bir çocuk kitabındaki renkli kahramanın sihirli ormandaki gizemli fabrikasını getirse de işin aslı öyle değil. Ayık, Ankara’da, tarım ve eğitim alanlarında kullanılmak üzere uğur böceği üretiyor, insanları uğur böceğiyle ilgili bilgilendiriyor, yürüyen bir canlının uçan bir canlıya dönüşümünü (metamorfoz) gözler önüne seriyor.



2017 yılında TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı’nın 1512 Teknogirişim desteği ile Bioladybug şirketini kuran, ‘Gelin böceğinin yapay besinde kitle üretimi’ projesini başarılı bir şekilde tamamlayan Ayık, hem çocuklara hem sürdürülebilir tarıma dokunan mesleğinin hikâyesini anlattı:



“Tarımın ana hedefi, sadece birim alandan çok ürün almak olmayıp, aynı zamanda sürdürülebilir tarım tekniklerine uygun, çevreye, insan ve hayvan sağlığına duyarlı ürünler yetiştirmektir. Kimyasal mücadeleye alternatif yöntemlerden en ümit verici, çevre dostu, ucuz ve en sürdürülebilir olanı ise ‘Biyolojik mücadele’dir. Uğur böceği, birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de biyolojik mücadelenin simgesi durumundadır. Ülkemizde örtü altı, tarla ve bahçe tarımında ana zararlılardan olan kırmızı örümcekler, yaprak pireleri, beyaz sinekler, yaprak bitleri, kabuklu bitler, unlu bitler gibi birçok türün biyolojik mücadelesinde uğur böceğine ihtiyaç duyulur.

Yazının Devamını Oku

Gri şehrin renkli tarafı

Ankara Foreigner Community (Ankara Yabancılar Topluluğu) üyeleri, Anıtkabir ziyareti başta olmak üzere, Eymir’de bisiklet turu, şehir yürüyüşü, fotoğrafçılık, piknik, çöp toplama çalışması gibi etkinliklerde bir araya geliyor. Instagram’daki @ankaraforeigners hesabından etkinlik fotoğraflarını paylaşan oluşum, “Biz gerçeğiz, gri şehrin renkli tarafıyız. Ankara’da dünyanın her yanından yüz binlerce yabancı yaşıyor. Onlar bambaşka kültürleri, hikâyeleri ile bu şehrin eğlenceli, renkli tarafını oluşturuyor. Ankara onlarla daha güzel” diyor. İşte, “Ankara’daki ilk gününü hatırlıyor musun” diye soran @ankaraforeigners’a gelen yanıtlar:

@shivarezaei1997 Çok ağladım o gün. O zaman Ankara’yı hiç sevmedim. Ama şu an Ankara’ya aşığım.
@hebahkaya 3/9/2017 Hayatımın en kötü günü.
@d.maskovki 15 Kasım 2015. Tişört giyiyordum ve cehennem gibi kar yağıyordu.
@shabnamh8881 En güzel gündü ama işler ve yapılacaklar listesi ile dolu ve tabii ki çok soğuk bir gün.



Yazının Devamını Oku

Bize bu havalar ekmek aldırdı

Hafta sonu hava durumu yine kalpleri kırdı. Hemen hemen her hafta, sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu cumartesi ve pazar günleri yüzünü gösteren güneş, kent sakinlerine veryansın ettirdi.

Kimi “Ankara’da her yasak günü hava nasıl bu kadar güzel olabiliyor” diye sorarken, büyük bir çoğunluksa ekmek almaya gitti. İşte eviyle fırın, bakkal, market arasında mekik dokuyanların tweet’leri:
@twiitankara Hava süper bugün 7-8 kere ekmek alınır.
@banufidann Ekmek almak için çıkmıştım, 2 km yürüyüp #cemalsüreyaparkı’na kadar gelmişim. #ankara
@Ayssr3 Hava öyle güzel ki Ankaralıların en az 5 kere ekmek almaya gittiğine yemin edebilirim ama kanıtlayamam.
@Bozkurttcann5 Ulan Ankara yasak var diye bu kadar güzelsin ama en az 10 kez ekmek almaya gönderir bu hava.
@gorbagoy Ankara’da yaz havası var. Tam ekmek almaya gitmelik hava.
@ankarageddo Abi bu hava şaka mı?

Yazının Devamını Oku

Kısıtlamada kar takibi

Ankara Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz hafta, karla mücadele ekiplerinin çalışmalarını ‘kartakip.ankara.com.tr’ internet sitesi üzerinden canlı olarak paylaşmaya başladı.

İş makinesi izlemeye meftun insanımızın yoğun ilgisiyle karşılaşan uygulamayı, ilk 24 saatte 205 bin kişinin takip ettiği açıklandı. Kar takip uygulaması sosyal medyada masaya yatırılırken, ortak tepki ‘Fena sarıyor’ oldu. Kimi izlerken yemek için mısır patlatacağını söyledi, kimiyse ‘Terapi gibi’ benzetmesi yaptı. İşte yorumlar:
@Nihatefeisik Abonelik sistemi ücretli yayına geçmeyin siz de.
@coffee1ord Ankara kar takip izliyorum, fena sarıyor.
@yenilenicel Ankara’yı özlemiştim. İyi geldi, sürekli belediyenin kar küreme araçlarını takip ediyorum.

GEL DE İZLEME

@delititan Tam ders çalışıyordum gel de izleme şimdi.

Yazının Devamını Oku

Mario prensese nasıl kavuşacak

Ankara’nın en çok dijital manipülasyona uğrayan simgelerinden Atakule’nin kule kısmı uzunca bir süredir kapalı. Hâl böyleyken, @kentinsimgesi kullanıcı adlı bir Instagram hesabı ortaya çıktı.



Profiline ‘Ciddiye alınması gereken son Atakule hesabıdır. Resmi değil, aslını yaşatan bir taklittir’ notunu düşen @kentinsimgesi, bir de kuleacildimi.com web sitesini eklemiş. Siteye girdiğinizde ‘Hayır’ yanıtıyla karşılaşıyorsunuz. İlk paylaşımına “Şimdiden söyleyeyim, kule ne zaman açılacak bilmiyorum” notunu düşen @kentinsimgesi, Atakule’yi Super Mario ile birleştirdiği bir başka çalışmasını ise “Üzgünüm Mario! Prensese kavuşamazsın çünkü kule daha açılmadı” notuyla paylaşmış.



SAURON’UN GÖZÜ

Yazının Devamını Oku

Çok yakında sinemalarda

Zeynep Bostancı’nın çekip montajladığı ve YouTube hesabından paylaştığı ‘94 saniyede yaşadığım şehir’ videosu, sosyal medyada kentlinin beğenisini topladı.



Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın da Twitter hesabından paylaştığı videoya, ‘Ankara’nın tanıtım filmi gibi olmuş’ benzetmesi yapıldı. İşte Zeynep’in kamerasından Ankara’ya gelen yorumlar:



@Gökyüzü Sanki Ankara diye bir film çıkacakmış da bu da fragmanı gibi olmuş.

Yazının Devamını Oku

Bırakalım sadece denizimiz olmasın

Ankara’nın soğuk kışları yavaş yavaş hatıralarımızda kalmaya başladı.

Kaldırımların buzunun aylarca çözülmediği, bir yerlerde mahsur kaldığımız, dolmuşların çıkmadığı Dikmen yokuşlarında yuvarlandığımız günleri birer birer gençlik anılarımızın durduğu sandığa kaldırdık. Bu kış şehrimizde kar, perhiz yemeğine atılan tuz kadar göründü. Yağmurlar terk-i diyar eyledi. Kentin meşhur ayazından da bir süredir haber alınamıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün, Ankara’da 1927-2019 yılları arası ocak ayı istatistikleri şöyle:
-Ortalama sıcaklık 0.1 derece.
-Ortalama en yüksek sıcaklık 4.1 derece.
-Ortalama en düşük sıcaklık -3.2 derece
-Ortalama yağışlı gün sayısı 12.3
Aynı yıllar arasında görülen en düşük sıcaklık -24.9 dereceyle 5 Ocak 1942’ye ait. Bu satırları yazdığım yılın ilk pazar günü ise 10 dereceyle sokağa çıkma yasağına veryansın ettiriyor.

Yazının Devamını Oku

Al gözüm seyreyle

İyi temennilerle başladığımız 2020, bizi koronavirüs başta olmak üzere irili ufaklı dertlerle sınadı.

‘Evde kal’dığımız bu uzun süreçte ‘Al gözüm seyreyle’ dedik ve hayatı internet deryasında, alargadan izledik. Her zamankinden fazla takip ettiğimiz sosyal medyanın gündemini, bu yıl da sayfalarımıza taşıdık. Maskeli dolmuştan Amsterdam’daki 06 plakalı arabaya, Freddie Mercury’nin mikrofonundan Ankara’nın ‘Dalgacı Mahmut’una, kum fırtınasından çevrim içi sınav aynasına yıl boyu Tık Sokağı’nda yer alan envaiçeşit garipliği sizin için derledim. 2020’nin ilk gününde sayfalarımızda yer alan temennim pek işe yaramadı. Bir kez daha herkese neşeli, zahmetsiz, güzel bir yıl dilerim.



YORGUN VE GURURLU

Yılın ilk ayına, Ankara’da yaşanan ve kentliyi korkutan depremlerin ardından Elazığ’da meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki deprem damga vurdu. 5 yaşındaki Azize Çelik’i enkazdan çıkaran Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Amiri Ömer İpek, Twitter hesabından, “Şükürler olsun halimize yorgunuz ama gururluyuz” dedi. Sosyal medyada ise yürekleri ısıtan bir dayanışma vardı.

Yazının Devamını Oku

Ayna ayna söyle bana

Geçtiğimiz hafta sosyal medyaya, Bilkent Üniversitesi’nin, çevrim içi yapılacak final sınavlarında kopya çekilmesini önlemek amacıyla 11 bin öğrencisinin evine ayna göndermesi damga vurdu. Duyduklarına inanamayan pek çok sosyal medya kullanıcısı bu bilginin doğruluğunu sorguladı.

Öğrencilerden @jjustselay, “Bilkent ayna kutu açılımı videosu” notuyla, çektiği görüntüleri, aynası kırık çıkanlarsa üzüntüsünü paylaştı. Konu sosyal medyada tartışılırken, üniversite bu kez de öğrencilerin sınavda kopya çekmediklerine emin olmak için el yazısıyla bir ‘onur yemini’ kaleme alıp göndermelerini istedi. İşte yorumlar:
@oykuileri Öğrencileri finallerde kopya çekmesin diye ayna gönderen okul gibi okul be, var mı senin gibisi Bilkent.
@seymiyavvv Bilkent Üniversitesi kuzenime final sınavlarında kullansın diye bi ayna göndermiş şok geciriyoruz.
@Blanket_flowers Bilkent’in ayna olayını şaka sanmıştım. Bayağı 11 bin kişiye ayna göndermişler. 10 kamera, 2 drone, bir ayna ile sınava girecekler.
@tropikananas Canım okulum makyaj yapayım diye ayna göndermiş.
@ipekindahaus Bilkent Üniversitesi kopya çekmesinler diye öğrencilerine ayna göndermiş. Bu şey galiba; aynaya bak ve ben böyle bir insan mıyım? diye kendini sorgula. Felsefede yeni bir çığır.
@merveakyldiz Bilkent’in sıradaki hamlesi kopya çekenin anası babası ölsün.

Yazının Devamını Oku

Twitter’da 56 saat

Koronavirüsle mücadeleye yönelik alınan önlemler kapsamında, cuma akşamından itibaren tüm Türkiye 56 saat boyunca evdeydi. Bu sürede ise en çok Twitter hareketlendi. Kentli, tadını çıkaramadığı güzel havaya veryansın etti. İşte o tweet’ler:

@uklulknh Ankara’da hava günlük güneşlik. #SOKAĞACIKMAYASAĞI var diye mi böylesin hain? Yasak yokken fırtına çıkmadığı kalıyor.
@ufuksarikaya_4 Yasak var diye bu kadar güzelsin dimi Ankara? Başka açıklaması olamaz, yoksa şu an kasırga, yağmur, çamur yağması lazımdı.
@5xkare Ankara’da aralık ayında bir hafta sonunda böyle güzel bir havaya denk geliyorsun ama çıkamıyorsun.
@kesmesekerii Bundan 10 sene öncesine kadar Ankara’da bu zamanlar kar yağar, okullar bile tatil olurdu. Şimdi ne kar yağıyor ne yağmur, hava da sokağa çıkma yasağının olduğu bugün aksine öyle güzel ki Ankara’da. Yine gelir o güzel günler inşallah, hayırlısı.
@bilgeytzz Devletimizin verdiği market hakkını kullanmak üzere sokağa çıktım. Ankara’da son ayların en mükemmel havası var ve sokaklar aşırı güzel.
@nurluamanursuz1 Ne zaman sokağa çıkma yasağı olsa Ankara’da hava çok güzel oluyor kadere bak.
@emelfd Ankara’da hava o kadar güzel ki... Kulaklığı takıp ne güzel yürünürdü ama yasak.

Yazının Devamını Oku

Sosyal medyada AŞTİ duygusallığı

Ankara’da yaşayan, burada okumuş, kentte kısa da olsa zaman geçirmiş hemen herkes oturmuştur o banklarda.



Belki çalışmak için şehirden göçerken, yeni bir hayat için Ankara’ya gelirken, üniversiteye başlarken, mezun olup kentteki son anlarını yaşarken, hiç unutulmayacak bir tatile giderken yahut bir sevdadan kaçarken... Soğuktur. ‘Hadisene’ deyip duran bir tez canlı gibidir. Uzun süre oturamazsınız. Sanki eğimiyle sizi harekete geçmeye iter... AŞTİ’nin demir banklarından söz ediyorum. Geçtiğimiz hafta sosyal medyada bir ‘AŞTİ duygusallığı’ hakimdi. Büyükşehir Belediyesi, AŞTİ’deki bankın ağzından, Tık Sokağı’na yaraşır bir açıklama yaptı. @ankarabbld Twitter hesabından yapılan açıklamada, AŞTİ’nin ve bankların yenileneceği belirtildi. Kentlinin eski dostu demir bankların duygusal paylaşımı özetle şöyleydi:
“Beni hatırladınız mı? Ben buz gibi Ankara ayazında soğuğu içine çekip sizi tir tir titreten ama vazgeçemediğiniz o demir bankım. Kimi zaman uyumak isteyenlere sıcak bir yatak kimi zaman da dinlenmek isteyenlere rahat bir koltuk oldum. Ne kavuşmalar gördüm. Hasretle yol gözleyenler, özlemler, vuslatlar... Ben nerede miyim? Her Ankaralı zaten bilir, AŞTİ’deyim! AŞTİ’nin demirbaşıyım ben. Herkes yolcu, ben hancıyım. Ah o kalabalıklar yok mu? Kimi asker ocağına gider havaya 3 kere atılır 2 kere tutulur; kimi yavrusuna kimi de sevdasına sarılır... Uğurlamalar genelde hüzünlüdür. Geliş sevinçlerinin ise gözünü seveyim. Fakat ben ve arkadaşlarım artık yorulduk, eskidik. Bizim şöyle baştan aşağı güzel bir yenilenmeye ihtiyacımız var.”

EMEĞİN VAR BENDE

Paylaşıma çok sayıda yorum geldi. Kimi “Bir gece sende sabahladım. Hakkını helal et” dedi, kimiyse banklardan birini anı olarak almak istedi. İşte o yorumlar:

Yazının Devamını Oku

Hayaller ve hakikatler

Epey yorulduk artık. Maskesiz sokağa çıkabileceğimiz günlerin hayalini kuruyor, eski rutinlerimizi, kimi zaman sıkıcı bulduğumuz hayatımızı mumla arıyoruz.



İki cümlesinden biri ‘Korona bitince’yle başlayan kentlinin bu ruh hali, sosyal medyaya da yansıyor. Kimi koronavirüs tehlikesi geçtiğinde düğün salonu tutup yakınlarıyla Ankara havası oynayacağını söylüyor, kimiyse Başkent’te hâlâ COVID-19 olmayanlara plaket verilmesi önerisinde bulunuyor. İşte, canına tak eden kentlinin gözünden koronavirüs tweet’leri:
@Elodorakis Corona Ankara oyun havalarına girmeye başladı mı? Çünkü gün gelecek ve ‘Nerden geliyon coronalı’ diye şarkılar söylenecek.
@unicornemie Korona, gençliğimi ve Ankara’yı benden aldın.
@_GATA37 Koronavirüs bitsin ilk işim düğün salonu tutup eş dost herkesi çağırıp Ankara havası oynayacağım.
@asudeekeskin Ankara’da şu an herkes burnunu çekiyor ve korona mı oldum diye bütün gün düşünüyor.

Yazının Devamını Oku

Ankara ayazında maskeli balo

Ankara’nın meşhur ayazı yavaş yavaş yüzünü göstermeye başladı ve bu yıl malum sebeplerle kışı maskelerimizle karşılıyoruz.



Şehir yaşamında, pandemiyle birlikte insanlar üçe ayrılır oldu: -Maske takmayanlar. -Maske takıp burnunu açıkta bırakanlar. -Maske takmayanlara ve burnunu açıkta bırakanlara bugüne kadar piyasada kalmayı başaran mucizevi bir ürün olan plastik sivrisinek tokatlayıcıyla vurmak isteyenler. Vaziyet böyleyken, Ankaralılar için maskenin bir faydası daha ortaya çıktı; ayaza karşı koruma özelliği. Dilerim bu fayda, maskenin doğru kullanımını arttırır. Öte yandan soğuk havada maske takmakta zorlananlar da var. Hem maske hem gözlük takmak zorunda kalan bir kentliyse, bunun Ankara ayazında imkânsız olduğunu söylüyor. İşte soğukla ve koronavirüsle mücadele eden Ankaralıların tespitleri:



ÇOK İYİ İKİLİ OLDULAR

@dmrlenda

Yazının Devamını Oku

Zıtlar mecmuası

Geçtiğimiz hafta, Rahmi M. Koç Müzesi’ne gittim ve ‘Ankara Manzarası’ tablosunu görme fırsatı buldum.

 
Fotoğraf, ‘Pirinçhan, Ahi Elvan Camii ve Arslanhane aynı karede’ notuyla paylaşılmış.

Hollanda Rijksmuseum’dan ödünç alınan, 18’inci yüzyıla ait tablo, yaklaşık iki yıldır müzede misafir. Önceleri ‘Halep Manzarası’ olarak bilinen eserin, Prof. Dr. Semavi Eyice tarafından yapılan çalışmalar sonucunda Ankara’ya ait olduğu tescillenmiş. Kentin kültür ve ticaret hayatıyla ilgili görsel bir belge niteliğindeki tabloyu gördükten sonraysa, @ankaramanzarasi Instagram hesabını yeniden inceledim. Hesapta, kentin tarihi ve kültürel hafızası, Ankara Manzarası tablosu ile belgeselinin detayları, şehre dair paylaşımlar ve Ankara Sözlüğü gönderileri yer alıyor.
Muhammed Murat Arslan’ın kaleme aldığı; zıtlar mecmuası, su perileri, entekke, sof, hemhüm, sergah, belde-i mamure gibi Ankara’ya dair pek çok detayın bulunduğu sözlük ilgimi çekti. Bunun üzerine konuştuğum @muhmuratarslan, şu bilgileri verdi:
“Hem tarihi hem güncel paylaşımlar yapıyoruz. Hikâyemiz belgesel yapım süreci ile başladı. Belgeselle aynı isimdeki sosyal medya hesaplarını açtık. Ankara Sözlüğü ise yeni bir girişim. Kent belleğine ait unsurları kısa tanımlarla popüler platformlarda paylaşıyoruz. Beklentimizin üstünde ilgi gördü. 100 adet kelime veya kelime öbeği hedefliyoruz. Hatta bir kitapçık olarak bastırmayı planlıyoruz bunları.”

Yazının Devamını Oku

Eski Ankara esnafının izinde

Yıllar önce, çocukluğumun geçtiği Cebeci’ye gidip, çocuk gözlerimle bildiğim semte bu kez genç gözlerimle baktığım o günü hatırlıyorum.



Köprünün ayağındaki iki dükkân yerli yerindeydi. Kırtasiyeye uğrayıp, sadece anı olsun diye hiç ihtiyacım olmayan bir şeyler aldım, sohbet ettim. Binanın yıkılıp yenileneceğini, kırtasiyenin de kapanacağını öğrendiğimde üzülmüştüm. 90’ların başında, okul ihtiyaçları genellikle bu kırtasiyeden karşılanır, Cebeci Köprüsü’nden geçilip Soysal Sokak’taki İltekin İlkokulu’na ulaşılırdı pürtelaş. Bazen de kırtasiyenin tam karşısındaki yufkacıdan alınan yufkayla, davul fırında börek yapılırdı... Bizim ‘Eskiye rağbet olsaydı bitpazarına nur yağardı” diyen bir atasözümüz bile var. Eski dükkânların, işletmelerin de çoğunluğun gözünde bir önemi yok haliyle. Oysa, çocukluğunda simit aldığın fırından çocuğunun da simit almasının bir değeri yok mu? Ya da o fırının kendine has, değişmeyen bir lezzetinin keyfine torununla birlikte varmanın... Var elbet.



DİLERİM HEP YAŞASINLAR

Instagram hesabından takip edebileceğiniz

Yazının Devamını Oku

Veganize işler

Şubat ayında, sokakları vegan çorbası ve çabasıyla ısıtan bir oluşumdan bahsetmiştim size.



Kuğulu Park’ta vegan çorba dağıtan @vegan_sanat, ‘Yaşamdan yana ol. Vegan ol’ çağrısında bulunuyor, ‘Vegan Soru Bank’ ve ‘Vegan Merdiven’ olarak isimlendirdikleri etkinliklerle, kimi zaman bir bankta, kimi zamansa yol üstünde bir merdivende veganlığı anlatıyordu. Onur Sunal ve Alper Uzuncan’dan oluşan @vegan_sanat, son olarak ‘Veganize İşler’ Youtube kanalında da arzıendam etmeye başladı. Bilgilendirici pek çok içeriğin yer aldığı kanalda ilk göze çarpan yemek tarifleri. Bu tarifler, vegan olmanın sıkıcı beslenmek anlamına gelmediğinin en güzel kanıtı. Kanalda, pastadan baklavaya, tel kadayıftan mantıya, yoğurttan kaymaklı ekmek kadayıfına çok sayıda lezzetin vegan reçeteleri yer alıyor. Veganize İşler kanalı, vegan olma hikâyelerine de ev sahipliği yapıyor. Neden ve nasıl vegan olduğunu anlatan isimler, izleyiciye ilham veriyor. Öte yandan, veganlar kahvaltıda ne yer, tatilde ne yapar, vegan yoğurt nasıl mayalanır, veganlar kalsiyumu ve B12 vitaminini nereden alır gibi sorular da, ‘Veganize İşler’in videolarında cevap buluyor.

BASİT, UCUZ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR

“Biz etik veganız” diyen Onur ve Alper’le kısa bir görüşme yaptım. Mesajları şöyle: “Şiddetsiz ve saygılı iletişim biçimlerini kullanıyoruz. Sokakta veganlık anlatırken gerçekleşen diyalogları paylaşmak istiyorduk. Bu amaçla yola çıkıp, kanalımızı vegan etkinlik adına akla gelebilecek her türlü etkinliği yayınlamak için kurduk. Asıl amacımız vegan anlatımının tabana ulaşması, veganlığın basit, ucuz ve sürdürülebilir olduğunu göstermek ve tüm toplumun vegan olmasına katkıda bulunmak.”

Yazının Devamını Oku

Hayat kısa kentli yürüyor

Bazen sosyal medyada yer alan birkaç cümle, kentlinin gözündeki ve gönlündeki Ankara’yı olabilecek en iyi şekilde anlatıyor.

@birumutkara, geçtiğimiz günlerde yaptığı paylaşımda, “Ankara’ya hasret gezdiğim bir gün daha. Öyle susuyorum bazen şehre. En Ankara’da olduğumu hissettiren yer Selanik’in Sakarya’da olan kısmı. Hele Ziya Gökalp’ten o köşeyi dönmek. Çiçekçisi dönercisi lostrası” dedi ve “Acaba kimlere neresi en çok Ankara geliyor, Ankara’da hissettiriyor” diye sordu. Bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama şehirler arasında hasretlerin en büyüğü genellikle Ankara’ya duyuluyor. Paylaşıma gelen yorumlarda da özlem göze çarpıyor:

RÜZGÂRI ESTİ SANKİ

@sonfecigudubet En Ankara’da hissettiğim yer Karanfil Yüksel kesişimindeki Limon Bazaar önü. Burası sanki Ankara’yı ilk gördüğüm yer. Seni çok özledim güzel Ankara.
@hocaagnim Ahh ben de, bazen ben de çok özlüyorum.
@denizamuk Ankara’ya o kadar hasret kaldım ki...
@zehraacetnn 7. Cadde’den 3. Cadde’ye amaçsız bir şekilde yürümek, canım akşam akşam bunu çekti. Ankara bir insan olsan sana aşık olurdum.

Yazının Devamını Oku

Çizer gözünden Ankara

Amatör bir çizer olarak, sosyal medyada takip etmekten en çok keyif aldığım kişiler sanatçılar. Bu sebeple film ya da dizi izleyemiyorum. Yapabildiğim ancak dinlemek. Dinlerken sayısız çizerin işleri arasına dalıp gidiyor, baktıkça mutlu oluyor, ilham alıyor, bazen de ‘Bunu ben neden düşünemedim’ deyip kıskanıyorum.

Bu hafta size takip ettiğim bazı çizerlerden bahsetmek istiyorum. İlki @arch.antares. Bir tabure, bir çanta dolusu kalem ve bir çizim defteriyle Botanik Park’ı atölyeye dönüştürmüş ve Atakule’yi resimlemiş. Bu kare bana, Clarissa Pinkola Estes’in ‘Kurtlarla Koşan Kadınlar’ kitabındaki şu cümleyi anımsattı: “Benim için yalnızlık daha çok kendimle birlikte her yere taşıdığım ve ihtiyaç duyduğumda etrafıma açtığım katlanmış bir orman gibidir.”



ANKARALI OLMAK FARKLIDIR
@polibunny ise sevilen, özlenen mekânları çizerek her hafta takipçileriyle buluşturuyor. Son olarak Atakule’yi resimleyen sanatçı, kentin meşhur ‘Buraya bakarlar’ tabelasını da unutmamış ve paylaşıma şu notu düşmüş:
“İlk Ankara gönderisiyle karşınızdayım! (sonunda) İstanbul’da İstanbullu olmakla Ankara’da Ankaralı olmak farklıdır. İstanbul’daki İstanbullu’nun şehirdeki turistik ve tarihi mekânlara gitme alışkanlığı yoktur, ancak bir misafirini gezdirmeye gider. Ancak Ankaralı benimsemiştir buraları. Atakule’nin tepesinin dönüp dönmediğini kontrol etmek için sık sık çıkar en yukarı. Oradan gördüğü manzara karşısında unutur bu uğraşın sebebini. Kulenin ayaklarındaki Botanik Parkı’na girer, yaz kış nefistir ağaçlar, kuşlar, sincaplar.

Yazının Devamını Oku

Bermuda üçgeni

Şehir yaşamında en çok rahatsızlık duyduğum konu, olur olmaz her şeyin, paylaşma, dönüştürme gibi olasılıklar hiç düşünülmeden, dosdoğru çöpe atılması.



‘How I Met Your Mother’ dizisini izleyenler hatırlayacaktır, kahramanlarımız ne zaman bir eşyadan kurtulmak isteseler, apartmanın önündeki ‘Bermuda Üçgeni’ diye adlandırdıkları noktaya bırakırlar ve arkalarını döndükleri anda eşyanın çoktan yok olduğunu fark ederler. Kentli de bir çeşit ‘Bermuda Üçgeni’ne inanıyor olmalı ki, her gün dolaptan sandalyeye, koltuktan yatağa, eski kıyafetten televizyona, aklımıza gelebilecek ve hiç ummayacağımız her şeyle çöp kenarlarında karşılaşıyoruz. Çankaya Belediyesi Temizlik İşleri Şantiyesi’nde, çöpe atılan binlerce kitapla bir kütüphane bile kuruldu. Geçtiğimiz günlerde yukarıda bahsettiklerimi özetleyen bir fotoğraf paylaşan @cankayabelediye, şu uyarıda bulundu:
“Sevgili Çankayalılar, evinizde istemediğiniz eşyalarınız çöp kamyonlarımıza sığamayacak kadar büyük. Onları çöpe atmak yerine Büyükşehir Belediyesi’nin belirlediği hafriyat döküm alanlarına götürmeniz gerekmektedir. Unutmayın ki cezai işlem en son uygulanacak yoldur.” Paylaşıma çok sayıda tepki geldi. İşte yorumlardan bazıları:

OLGUNLAŞMAMIŞ KENT BİLİNCİ

@_oguzmehmet Hem görüntü hem de karşılık bulduğu dil, henüz olgunlaşmamış bir kent bilincini işaret ediyor. Şimdilik, farklı bir başkent hayali ile yetineceğiz demek...

Yazının Devamını Oku

Hoş geldin yün yorgan

Ankara’da cuma akşamı başımızı yastığa koyduk ve sabah uyandığımızda, gece biz uyurken odamıza dolan sonbaharla karşılaştık.

Hatmi çiçekleri çoktan boynunu bükmüş, şıpıdıkların içineyse çorap giyme ihtiyacı hasıl olmuştu. Bugünlerde geleceğini biliyorduk aslında ama yaşamın hayhuyu arasında düşünmeye fırsatımız olmamıştı. Geleceğini unuttuğumuz güzel konuğumuzu, evden çıkarken üstümüze aldığımız hırkayla karşıladık.
Twitter hesabından paylaştığı fotoğrafa, “Ankara’da sonbahar, akşam vakti evde hazır yemek olmayınca, Ankara simidinin yanında yapılan çayın içinizi ısıtan şefkati demektir” notunu düşen ve “Ankara’da sonbahar ne demektir” diye soran @lavarlaa, Duygu Seyman’ın ‘Sonbaharda Ankara’da Olmak Üzerine’ başlıklı yazısını da takipçilerinin beğenisine sundu.



AKŞAM ÇORABI MEVSİMİ

Paylaşımın ardından, @beydca Dönem başında yeniden bir araya gelinen ev arkadaşlarıyla Papazın Bağı’nda Uno oynamak” derken, @basakbasaky’nin yorumu “Yıllar sonra diyeceğim ki: iyi ki gençliğimi Ankara’daki yaşamışım” oldu. @CEMoKA006, “Ankara’da sonbahar hayal kırıklıklarının bütünleme sınavıdır” dedi. @serenciyas ise Ankara’nın sonbaharını şöyle tanımladı:

Yazının Devamını Oku