GeriNur Hande Başpınar Her geçen yıl öncekinden daha yaratıcı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Her geçen yıl öncekinden daha yaratıcı

Ankara’da her yıl yaşanan o zaman geldi. Evde, işte, sokakta, toplu taşımada ve sosyal medyada herkes haykırıyor, “Donduk.”

Fakat bu tek kelime, kentlinin hissettiklerini anlatmaya yetmiyor. Kimi, balkona astığı pantolonuyla fındık kırdığını, kimiyse pastörize olduğunu söyleyerek içinde bulunduğu durumu anlatmaya çalışıyor. İşte, şehir sakinlerinin soğukla ilgili, her geçen yıl önceki yıldan daha yaratıcı bir hale dönüşen benzetmeleri:
@serenciyas O kadar soğuk ki yüz kaslarımız kıpırdamadığından gülemiyoruz. Sonra Ankara neden ciddi bir şehir...
@aglayayimmi Bugün önce fırtına vardı, sonra yağmur yağdı, sonra lapa lapa kar yağdı, sonra güneş açtı, sonra geri yağmur yağdı ve şu an yine lapa lapa kar yağıyor. Ben yazarken yoruldum, yaşarken nasıl yorucu siz düşünün. Ankara nolur bir karar ver.
@AnkaraBeyfendi Ankara’da öyle bir rüzgar var ki şehir birbirine girmiş durumda. Sabah Atakule’yi kapıda göreceğim diye korkuyorum.
@hilalkyncuoglu Ankara o kadar soğuk ki düşüncelerim, duygularım dondu bir nevi resetlendim.
@elifodabasss Ben Ankara’ya soğuk demekten yoruldum. O yüzden bu saatten sonra Ankara benim için yazları güzel.
@avrupalikizan Ankara’da şu an soğuk gözle görünüyor arkadaşlar.
@twiitankara 10 dakika dışarıda bekledim dert tasa falan kalmadı. Her şey yalan, sen gerçeksin Ankara ayazı.
@ytorlak #Ankara’daki soğuk havayı anlatıyorum, soğuk havaya dayanıklı Sibirya kurdunu eve aldık dışarıda üşümesin diye, öyle soğuk bugün Angara.
@esclaavo_ Ankara’da insan haklarına aykırı bir soğuk var.

DÜŞÜNCELERİMİZ DONDU

@ankarageddo, “Ankara’nın şu anki soğuğunu iki cümleyle anlatın” derken, paylaşıma birbirinden ilginç cevaplar geldi:
@nocontexteryamn Kurusun diye balkona astığım pantolonumla şu an fındık kırıyoruz.
@Arkovan5 Arada bir pantolonumu kontrol ediyorum giymiş miyim diye.
@RbYmnm Burnumuzu yoklamamız gerekiyor, akan eden sümük var mı ve yerinde duruyor mu diye.
@yapmabezeze Eve girince pastörize oluyoruz.
@cimenderler Verdiğim nefes kırağılaşıp kar olarak yere düşüyor.
@cciaobellaa Evde çekilmiş kuru kahve donuyor.
@skan_fulya Dişlerim duruyor mu diye dilimle kontrol ediyorum.
@tescillibu Yürürken düşünürüm genelde, düşüncelerimin donduğunu hissettim.
@busraa_karaa Soğuk diye bir kelime olmasaydı bile biz Ankara’ya soğuk derdik.
Geçtiğimiz kış, sosyal medyaya, Beytepe Kampüsü’nde sırtına aldığı yorganla gezen bir gencin fotoğraflarını taşımıştı. Önceki sene ise bir sosyal medya sakini, Ankara ayazı tarafından baldırından bıçaklandığını söylemişti. Bakalım önümüzdeki senelerin kışları, kentliye ne çılgınlıklar ve teşbihler yaptıracak...

Her geçen yıl öncekinden daha yaratıcı

KİM BAKIYORSA ONA KENDİ TARİHİNİ SÖYLEYEN BİNA

Twitter hesabından, Cebeci’deki eski konservatuvar binasının asıl ismine kavuştuğunu duyuran @hakarkaynan, ekiplerin, ‘kültür merkezi’ tabelasını indirdiği anın videosunu paylaştı ve şunları söyledi: “@MamakBelediyesi‘ne bravo. Memleketin sanat tarihi açısından bu bina gibisi yok, eski işlevine selam çakanları tebrik ediyorum.”
@aiseozlem’in, 1924’te kurulduğunda isminin ‘Musiki Muallim Mektebi’ olduğunu hatırlatması üzerine @hakarkaynan, “Doğrudur. MMM ibaresi yakında o yazının hemen üzerinde yer alacakmış. Böylece bina, kim bakıyorsa ona, kendi tarihini söylemiş olacak” dedi. Binanın bir simge olduğunu belirten bazı sosyal medya kullanıcılarıysa, uygulamaya çok sevindiklerini ifade etti. Yapıyı, 1984’te, hemen karşısındaki Soysal Sokak’ta başlayan kişisel tarihimde, ilgimi çeken rengi ve önündeki çeşmeyle hatırlıyorum. Çocuk gözüm en çok rengine ve çeşmeye takılmış. Konservatuvar olarak kullanıldığı günlere yaşım yetmiyor fakat tabelanın altından çıkan ‘Devlet Konservatuvarı’ yazısı gözlerimi doldurmaya yetiyor...

Her geçen yıl öncekinden daha yaratıcı

CEBECİ’DE VARYETE

Cebeci demişken, sosyal medyada gözüme çarpan bir başka detayı sizinle paylaşmak istiyorum. @AntolojiAnkara’nın Twitter hesabında “Metin Turhan’a teşekkürlerimizle” notuyla yer alan broşür, kentliyi davet ediyor. Sene 1948. Şehir cambazhanesi her gece 21.30’da Cebeci çayırında sahne alıyor. Arif Oktan ve Kemiksiz Ali Belenli idaresindeki 20 kişilik ekip, telde, yerde, yeni yeni oyunlar yapıyor. Ayrıca Zekeriya Bozdağ şarkılarıyla, güldürücü Süreyya ve arkadaşları fantezi komedileriyle sahnede. Sıcak bir ağustos gecesi ise büyük sünnet düğünü düzenleniyor. Modern zamanlarda insan şu cümleyi kaç kez duyar ki, “Müracaat Cambazhane Müdürlüğü’ne.’


Her geçen yıl öncekinden daha yaratıcı

ELAZIĞ’DAN KARDEŞ GELDİ

Ankara Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz günlerde, Elazığ depreminde yaralanan ve Ankara’ya getirilen bir kediyi tedavi altına aldı. Konuyla ilgili bir tweet paylaşan @ankarabbld, “Sevimli dostumuz tedavisi yapıldıktan sonra fıtık ameliyatı için A.Ü. Veterinerlik Fakültesi’ne sevk edildi” dedi. Kentin ünlü kedi simalarından @06khaleesi’nin yorumu ise “Bana bir kardeş geldi Elazığ’dan. Çok mutluyum. Ziyaretine geleceğim minik” oldu. @mavim67 “Ziyarete gittiğinde resim paylaşmayı unutma Khaleesi. Kardeşinin durumunu merak ettim” derken, paylaşıma şu yorumlar geldi:
@hlyagdodu En az senin kadar güzel. Ziyaretine gittiğine geçmiş olsun dileklerimi ilet.
@nurhannce Yanına aldır tamam mı kadroya girsin.
@LeydiKedi Ameliyattan sonra barınakta kalmasın Khaleesicim... Sen sahip çık olur mu?

Her geçen yıl öncekinden daha yaratıcı


X

Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk

Cebeci’deki İltekin İlkokulu’ndayız, 90’ların başı.

23 Nisan yaklaşırken, yurt dışından çocukları misafir edebileceğimizi öğrenip, çok heyecanlanıyoruz. Ailelerse ikiye ayrılıyor: -Misafir olacak çocukla çat pat da olsa ortak bir dili bile konuşamamayı ve daha bir dolu imkânsızlığı mesele etmeyenler. -Emanet çocuğu Ankara’da tropikal örümcek sokabilme ihtimali dahil pek çok kötü olasılık aklına üşüşenler. Benim ailem ikinci gruba dahildi. Yaptığım hiçbir duygu sömürüsü işe yaramadı. Mavi elbiseli, saçları Afrika örgülü, siyahi bir kız hatırlıyorum. Hatta bu satırları yazarken aradığım fotoğrafını da buldum. Solda ben, arkada kıymetli öğretmenim Leman Özveren. O kızı misafir eden arkadaşım, vedalaşırken saçlarından bir örgüyü kendisine bıraktığını söylemiş, tüm ısrarlarımıza rağmen getirip göstermemişti. Bu tatlı misafirlik hepimizin hayaliydi. Anlattığı hikâye de öyle heyecan vericiydi ki yalan söylemiş olma ihtimalini düşünmedik bile... İşte bizim ağırlamadığımız, sadece 23 Nisan’da İltekin İlkokulu’nun bahçesinde bir araya geldiğimiz bir çocuk, benim anılarımda böyle yer etti. Tüm bunları hatırlamama ise @inantemelkuran’ın “80’lerde Ankara’da oturup, evlerine yurt dışından 23 Nisan gösterileri için gelen çocukları misafir eden arkadaşlar anlatabilir mi anılarını. Kulağımızın pası gitsin biraz” tweet’i vesile oldu. İşte yanıtlar:



BAHÇELİ BEBESİ TANIŞTIRMADI

@birnefeslikgun Çok istemiştim, ilkokulum Çinçin Mahallesi’nde olduğu için bizim okula vermemişlerdi. Bahçeli’de oturan bir akrabamıza vermişlerdi. Çok istememe hatta ağlamama rağmen tanıştırmadı Bahçeli bebesi bizi. Hâlâ sevmem o akrabamı. Sınıf farkını o 23 nisanda öğrendim.
@LeydiDapanvil Daniela. Moldovalıydı. Misafir etmiştik bir ay kadar. Ortak dil yok denecek kadar azdı ama biz çok iyi anlaşmıştık. Çok anı var ama en güzeli birbirimizin düğünlerine gitmemizdi. Onca yıl sonra birbirimizi ilk gördüğümüz an direkt gözyaşları pıt pıt.

Yazının Devamını Oku

Hayat kısa kentli uçuyor

Kentlinin can sıkıntısı, sanal aleme türlü şekillerde yansıyor. Son olarak Eskişehir Yolu’ndaki ilginç binanın fotoğrafını paylaşan @kendinesahip’in “Buradan kayma fikri çık artık aklımdan” demesiyle, çok sayıda kent sakininin aynı hayali kurduğu ortaya çıktı. İşte paylaşıma gelen yorumlardan bazıları:

 

@birdelimelodi Her gün iş çıkışı önünden geçiyorum ve aklımda sadece bu düşünce oluyor. Yalnız değilmişim teșekkürler.
@nurccicek Tüm Ankara’nın hayali.
@slothwr Bu şehre her gittiğimde sıkılmaktan benim de aklıma denemek geliyor eğlenirim belki diye.
@seek_there Ceki çen abimiz yaptı o işi yıllar önce.
@Atreyuna Jackie Chan misiniz acaba?

Yazının Devamını Oku

Cevapsız üç soru

Sosyal medya sakinleri, bu hafta üç soruya yanıt aradı. Kentin sürprizlerle dolu hava durumu, düşen cemrelerin akıbetini sorgulattı.

Cemrelerin koronavirüs karantinasında olduğu iddia edildi. Güneşe ateş ettikleri efsanesi dilden dile dolaşan hemşehrilerinin yöntemini Ankara ayazı üzerinde denemek isteyen Adanalı bir vatandaş, “Ankara’da soğuğa ateş eden ilk Adanalı olarak tarihe geçeceğim ama ateşli silahlara karşı olduğum için sadece hayal ediyorum” dedi. İkinci olarak, Ankaralının kullandığı ‘la’ ile popüler kültür ‘la’sının bir olup olmayacağı masaya yatırıldı. Popüler kültür ‘la’sı kulağı tırmalarken, ‘Ankara’nın kadim notası la’nın kentli tarafından kullanıldığında cümleye yedirildiği, var mı yok mu anlaşılmadığı tespiti yapıldı. Üçüncü soru ise; Başkent’in, ‘İllere Göre Risk Haritası’nda ‘çok yüksek riskli(kırmızı)’ iller arasında yer alması nedeniyle soruldu: ‘Gri diyenler utanıyor mu?’

DÜŞEN CEMRELERİN AKIBETİ NE OLDU

Kent, sabahtan akşama dört mevsimi yaşatan hava durumuyla kendine sosyal medyada yine geniş yer buldu. @ince_named, ‘D vitamini almak için harika bir yer. OSTİM sanayi’ notunu düşerken, daha D vitaminin vücuttaki emilim süreci tamamlanmadan gelen kar yağışı, kentliyi bir kez daha şaşırttı. İşte Twitter’daki paylaşımlar:
@duayenn06 Ankara takıntılı eski sevgili gibi inatla kıştan çıkmak istemiyor.
@Ankaragibiyizz Ankara’nın hava durumu ruh halimden daha dengesiz resmen kış ile yaz kavga ediyor gibi.
@kilicogluali Ankara’ya düşen cemrelerin akıbetini bilen var mı? Korona karantinasındalar sanırım. Bu ne soğuk bir hava böyle.
@sheyda2 #Ankara aralıksız kar yağıyor. Ben kış uykusuna giriyorum. Yaz gelince uyandırırsınız.

Yazının Devamını Oku

Ödüllü dezenfeksiyon

Fotoğraf sanatçısı F. Dilek Uyar’ın Ankara metrosunda çektiği ‘Disinfection’ (Dezenfeksiyon) adlı fotoğraf, 2021 Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri ‘Sokak Fotoğrafçılığı’ kategorisinde birinci oldu.

 



National Geographic Türkiye resmi hesabı @natgeotvturkiye, paylaştığı fotoğrafa şu notu düştü: “@fdilekuyar’ın objektifinden / Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin dezenfeksiyon çalışmalarından bir kare. National Geographic Your Shot fotoğrafçısı Dilek Uyar, pandemi süreci boyunca gece gündüz toplu taşımaları ilaçlayan ekipleri fotoğrafladı.” Gönderiyi retweet’leyen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı @mansuryavas06 ise “Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak, Türk kadınının başarı karesinde yanında olmaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz” dedi.

GÜZEL OLDUĞU KADAR ÜRKÜTÜCÜ

İşte Dilek’in başarısına sosyal medyadan gelen yorumlar:

Yazının Devamını Oku

Nöbetçi tasarımcı ayağınıza geldi

Uçan halısı için overlokçu, pencerenin önünde uçacak ateş böceği yahut astronot yogası hocası arayanlar, Muratgilin damından atlayamayanlar, işçi sınıfı yogası kursunda zincirlerini kırıp çakralarını açmak isteyenler, nöbetçi tasarımcı ayağınıza geldi...



Belki siz de kentin bir köşesinde karşılaşmışsınızdır bu ilginç ilanlarla. Görenleri şaşırtan ve gülümseten ilanların sahibi, Instagram hesabından takip edebileceğiniz @hikmeti_tabiyeci. Kentli de yavaş yavaş onu tanımaya ve sevmeye başladı. İşte aldığı yorumlardan bazıları:



DİREKLERE BAKARAK YÜRÜYORUM

@serdarsurucu68

Yazının Devamını Oku

Gelin Cebeci’den Kızılay’a yürüyelim

Kent sakinleri olarak, büyük kısmımızın çok sevdiği bir eylemdir ‘Cebeci’den Kızılay’a yürümek.



Darmadağın bir evi dip köşe temizleyip düzenlemek gibidir. Akıl karışıklığına iyi gelir, ruhu ferahlatır. Sorunları çözmese de kişinin üzerindeki etkisini azaltır. Tunalı’dan Kızılay’a tabanvayla gitmek de güzeldir ama aynı tadı vermez. Tunalı’dan Kızılay’a yürünen yol günübirlik bir seyahatse, Cebeci-Kızılay yürüyüşü bir haftalık yaz tatilidir. Her bahsi geçtiğinde bana ilk gençliğimin geçtiği Talatpaşa Bulvarı’ndaki Biberci Apartmanı’nı, Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki İnek Bayramı’nı, sahnedeki Yeni Türkü’yü hatırlatır... Son olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi, “3 kilometrelik bir yolda hayatınızı sorguladınız mı hiç” sorusuyla başlayan bir gönderi paylaştı ve bana o günleri hatırlattı. @ankarabbld’nin paylaşımını Twitter hesabından okuyabilirsiniz. Özetle şunlar ifade edilmiş:



YÖN VEREN DÜZLÜK

“Yokuşu bol olan şehrin öyle bir düzlüğü var ki, binlerce kişinin yaşamına yön verdi. Bunların büyük bir kısmı Ankara’ya okumaya gelmişti. Gelin Cebeci’den Kızılay’a yürüyelim... Kızılay’da yapılacak bir şey mutlaka bulunur diye düşünmüşsündür, hele bir yola koyulayım da... Cebeci’nin ara sokaklarından usul usul yürüyerek Cemal Gürsel’e çıkmış, o defalarca yürüdüğün güzergâhı yeniden adımlamaya başlamışsındır. Bu yolu belki beş yüzüncü kez yürüyorsundur; kaç insanın yanından geçmişsindir, aklındakiler kaçıncı kez gelişmiştir, kararların gene değişmiştir ama yol hep aynı yoldur. Seni sana bağlamıştır yeniden Cebeci’den Kızılay’a yürümek.”

Yazının Devamını Oku

Uçuç böceği Harika sana gözü gibi bakacak

Geçtiğimiz günlerde ‘tık’larım, Ziraat Mühendisi Harika Ayık’ın ilgi çekici Instagram hesabını çıkardı karşıma. Ayık’ın mesleği, uğur böceği üreticiliği. İnsanın aklına bir çocuk kitabındaki renkli kahramanın sihirli ormandaki gizemli fabrikasını getirse de işin aslı öyle değil. Ayık, Ankara’da, tarım ve eğitim alanlarında kullanılmak üzere uğur böceği üretiyor, insanları uğur böceğiyle ilgili bilgilendiriyor, yürüyen bir canlının uçan bir canlıya dönüşümünü (metamorfoz) gözler önüne seriyor.



2017 yılında TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı’nın 1512 Teknogirişim desteği ile Bioladybug şirketini kuran, ‘Gelin böceğinin yapay besinde kitle üretimi’ projesini başarılı bir şekilde tamamlayan Ayık, hem çocuklara hem sürdürülebilir tarıma dokunan mesleğinin hikâyesini anlattı:



“Tarımın ana hedefi, sadece birim alandan çok ürün almak olmayıp, aynı zamanda sürdürülebilir tarım tekniklerine uygun, çevreye, insan ve hayvan sağlığına duyarlı ürünler yetiştirmektir. Kimyasal mücadeleye alternatif yöntemlerden en ümit verici, çevre dostu, ucuz ve en sürdürülebilir olanı ise ‘Biyolojik mücadele’dir. Uğur böceği, birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de biyolojik mücadelenin simgesi durumundadır. Ülkemizde örtü altı, tarla ve bahçe tarımında ana zararlılardan olan kırmızı örümcekler, yaprak pireleri, beyaz sinekler, yaprak bitleri, kabuklu bitler, unlu bitler gibi birçok türün biyolojik mücadelesinde uğur böceğine ihtiyaç duyulur.

Yazının Devamını Oku

Gri şehrin renkli tarafı

Ankara Foreigner Community (Ankara Yabancılar Topluluğu) üyeleri, Anıtkabir ziyareti başta olmak üzere, Eymir’de bisiklet turu, şehir yürüyüşü, fotoğrafçılık, piknik, çöp toplama çalışması gibi etkinliklerde bir araya geliyor. Instagram’daki @ankaraforeigners hesabından etkinlik fotoğraflarını paylaşan oluşum, “Biz gerçeğiz, gri şehrin renkli tarafıyız. Ankara’da dünyanın her yanından yüz binlerce yabancı yaşıyor. Onlar bambaşka kültürleri, hikâyeleri ile bu şehrin eğlenceli, renkli tarafını oluşturuyor. Ankara onlarla daha güzel” diyor. İşte, “Ankara’daki ilk gününü hatırlıyor musun” diye soran @ankaraforeigners’a gelen yanıtlar:

@shivarezaei1997 Çok ağladım o gün. O zaman Ankara’yı hiç sevmedim. Ama şu an Ankara’ya aşığım.
@hebahkaya 3/9/2017 Hayatımın en kötü günü.
@d.maskovki 15 Kasım 2015. Tişört giyiyordum ve cehennem gibi kar yağıyordu.
@shabnamh8881 En güzel gündü ama işler ve yapılacaklar listesi ile dolu ve tabii ki çok soğuk bir gün.



Yazının Devamını Oku

Bize bu havalar ekmek aldırdı

Hafta sonu hava durumu yine kalpleri kırdı. Hemen hemen her hafta, sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu cumartesi ve pazar günleri yüzünü gösteren güneş, kent sakinlerine veryansın ettirdi.

Kimi “Ankara’da her yasak günü hava nasıl bu kadar güzel olabiliyor” diye sorarken, büyük bir çoğunluksa ekmek almaya gitti. İşte eviyle fırın, bakkal, market arasında mekik dokuyanların tweet’leri:
@twiitankara Hava süper bugün 7-8 kere ekmek alınır.
@banufidann Ekmek almak için çıkmıştım, 2 km yürüyüp #cemalsüreyaparkı’na kadar gelmişim. #ankara
@Ayssr3 Hava öyle güzel ki Ankaralıların en az 5 kere ekmek almaya gittiğine yemin edebilirim ama kanıtlayamam.
@Bozkurttcann5 Ulan Ankara yasak var diye bu kadar güzelsin ama en az 10 kez ekmek almaya gönderir bu hava.
@gorbagoy Ankara’da yaz havası var. Tam ekmek almaya gitmelik hava.
@ankarageddo Abi bu hava şaka mı?

Yazının Devamını Oku

Kısıtlamada kar takibi

Ankara Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz hafta, karla mücadele ekiplerinin çalışmalarını ‘kartakip.ankara.com.tr’ internet sitesi üzerinden canlı olarak paylaşmaya başladı.

İş makinesi izlemeye meftun insanımızın yoğun ilgisiyle karşılaşan uygulamayı, ilk 24 saatte 205 bin kişinin takip ettiği açıklandı. Kar takip uygulaması sosyal medyada masaya yatırılırken, ortak tepki ‘Fena sarıyor’ oldu. Kimi izlerken yemek için mısır patlatacağını söyledi, kimiyse ‘Terapi gibi’ benzetmesi yaptı. İşte yorumlar:
@Nihatefeisik Abonelik sistemi ücretli yayına geçmeyin siz de.
@coffee1ord Ankara kar takip izliyorum, fena sarıyor.
@yenilenicel Ankara’yı özlemiştim. İyi geldi, sürekli belediyenin kar küreme araçlarını takip ediyorum.

GEL DE İZLEME

@delititan Tam ders çalışıyordum gel de izleme şimdi.

Yazının Devamını Oku

Mario prensese nasıl kavuşacak

Ankara’nın en çok dijital manipülasyona uğrayan simgelerinden Atakule’nin kule kısmı uzunca bir süredir kapalı. Hâl böyleyken, @kentinsimgesi kullanıcı adlı bir Instagram hesabı ortaya çıktı.



Profiline ‘Ciddiye alınması gereken son Atakule hesabıdır. Resmi değil, aslını yaşatan bir taklittir’ notunu düşen @kentinsimgesi, bir de kuleacildimi.com web sitesini eklemiş. Siteye girdiğinizde ‘Hayır’ yanıtıyla karşılaşıyorsunuz. İlk paylaşımına “Şimdiden söyleyeyim, kule ne zaman açılacak bilmiyorum” notunu düşen @kentinsimgesi, Atakule’yi Super Mario ile birleştirdiği bir başka çalışmasını ise “Üzgünüm Mario! Prensese kavuşamazsın çünkü kule daha açılmadı” notuyla paylaşmış.



SAURON’UN GÖZÜ

Yazının Devamını Oku

Çok yakında sinemalarda

Zeynep Bostancı’nın çekip montajladığı ve YouTube hesabından paylaştığı ‘94 saniyede yaşadığım şehir’ videosu, sosyal medyada kentlinin beğenisini topladı.



Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın da Twitter hesabından paylaştığı videoya, ‘Ankara’nın tanıtım filmi gibi olmuş’ benzetmesi yapıldı. İşte Zeynep’in kamerasından Ankara’ya gelen yorumlar:



@Gökyüzü Sanki Ankara diye bir film çıkacakmış da bu da fragmanı gibi olmuş.

Yazının Devamını Oku

Bırakalım sadece denizimiz olmasın

Ankara’nın soğuk kışları yavaş yavaş hatıralarımızda kalmaya başladı.

Kaldırımların buzunun aylarca çözülmediği, bir yerlerde mahsur kaldığımız, dolmuşların çıkmadığı Dikmen yokuşlarında yuvarlandığımız günleri birer birer gençlik anılarımızın durduğu sandığa kaldırdık. Bu kış şehrimizde kar, perhiz yemeğine atılan tuz kadar göründü. Yağmurlar terk-i diyar eyledi. Kentin meşhur ayazından da bir süredir haber alınamıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün, Ankara’da 1927-2019 yılları arası ocak ayı istatistikleri şöyle:
-Ortalama sıcaklık 0.1 derece.
-Ortalama en yüksek sıcaklık 4.1 derece.
-Ortalama en düşük sıcaklık -3.2 derece
-Ortalama yağışlı gün sayısı 12.3
Aynı yıllar arasında görülen en düşük sıcaklık -24.9 dereceyle 5 Ocak 1942’ye ait. Bu satırları yazdığım yılın ilk pazar günü ise 10 dereceyle sokağa çıkma yasağına veryansın ettiriyor.

Yazının Devamını Oku

Al gözüm seyreyle

İyi temennilerle başladığımız 2020, bizi koronavirüs başta olmak üzere irili ufaklı dertlerle sınadı.

‘Evde kal’dığımız bu uzun süreçte ‘Al gözüm seyreyle’ dedik ve hayatı internet deryasında, alargadan izledik. Her zamankinden fazla takip ettiğimiz sosyal medyanın gündemini, bu yıl da sayfalarımıza taşıdık. Maskeli dolmuştan Amsterdam’daki 06 plakalı arabaya, Freddie Mercury’nin mikrofonundan Ankara’nın ‘Dalgacı Mahmut’una, kum fırtınasından çevrim içi sınav aynasına yıl boyu Tık Sokağı’nda yer alan envaiçeşit garipliği sizin için derledim. 2020’nin ilk gününde sayfalarımızda yer alan temennim pek işe yaramadı. Bir kez daha herkese neşeli, zahmetsiz, güzel bir yıl dilerim.



YORGUN VE GURURLU

Yılın ilk ayına, Ankara’da yaşanan ve kentliyi korkutan depremlerin ardından Elazığ’da meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki deprem damga vurdu. 5 yaşındaki Azize Çelik’i enkazdan çıkaran Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Amiri Ömer İpek, Twitter hesabından, “Şükürler olsun halimize yorgunuz ama gururluyuz” dedi. Sosyal medyada ise yürekleri ısıtan bir dayanışma vardı.

Yazının Devamını Oku

Ayna ayna söyle bana

Geçtiğimiz hafta sosyal medyaya, Bilkent Üniversitesi’nin, çevrim içi yapılacak final sınavlarında kopya çekilmesini önlemek amacıyla 11 bin öğrencisinin evine ayna göndermesi damga vurdu. Duyduklarına inanamayan pek çok sosyal medya kullanıcısı bu bilginin doğruluğunu sorguladı.

Öğrencilerden @jjustselay, “Bilkent ayna kutu açılımı videosu” notuyla, çektiği görüntüleri, aynası kırık çıkanlarsa üzüntüsünü paylaştı. Konu sosyal medyada tartışılırken, üniversite bu kez de öğrencilerin sınavda kopya çekmediklerine emin olmak için el yazısıyla bir ‘onur yemini’ kaleme alıp göndermelerini istedi. İşte yorumlar:
@oykuileri Öğrencileri finallerde kopya çekmesin diye ayna gönderen okul gibi okul be, var mı senin gibisi Bilkent.
@seymiyavvv Bilkent Üniversitesi kuzenime final sınavlarında kullansın diye bi ayna göndermiş şok geciriyoruz.
@Blanket_flowers Bilkent’in ayna olayını şaka sanmıştım. Bayağı 11 bin kişiye ayna göndermişler. 10 kamera, 2 drone, bir ayna ile sınava girecekler.
@tropikananas Canım okulum makyaj yapayım diye ayna göndermiş.
@ipekindahaus Bilkent Üniversitesi kopya çekmesinler diye öğrencilerine ayna göndermiş. Bu şey galiba; aynaya bak ve ben böyle bir insan mıyım? diye kendini sorgula. Felsefede yeni bir çığır.
@merveakyldiz Bilkent’in sıradaki hamlesi kopya çekenin anası babası ölsün.

Yazının Devamını Oku

Twitter’da 56 saat

Koronavirüsle mücadeleye yönelik alınan önlemler kapsamında, cuma akşamından itibaren tüm Türkiye 56 saat boyunca evdeydi. Bu sürede ise en çok Twitter hareketlendi. Kentli, tadını çıkaramadığı güzel havaya veryansın etti. İşte o tweet’ler:

@uklulknh Ankara’da hava günlük güneşlik. #SOKAĞACIKMAYASAĞI var diye mi böylesin hain? Yasak yokken fırtına çıkmadığı kalıyor.
@ufuksarikaya_4 Yasak var diye bu kadar güzelsin dimi Ankara? Başka açıklaması olamaz, yoksa şu an kasırga, yağmur, çamur yağması lazımdı.
@5xkare Ankara’da aralık ayında bir hafta sonunda böyle güzel bir havaya denk geliyorsun ama çıkamıyorsun.
@kesmesekerii Bundan 10 sene öncesine kadar Ankara’da bu zamanlar kar yağar, okullar bile tatil olurdu. Şimdi ne kar yağıyor ne yağmur, hava da sokağa çıkma yasağının olduğu bugün aksine öyle güzel ki Ankara’da. Yine gelir o güzel günler inşallah, hayırlısı.
@bilgeytzz Devletimizin verdiği market hakkını kullanmak üzere sokağa çıktım. Ankara’da son ayların en mükemmel havası var ve sokaklar aşırı güzel.
@nurluamanursuz1 Ne zaman sokağa çıkma yasağı olsa Ankara’da hava çok güzel oluyor kadere bak.
@emelfd Ankara’da hava o kadar güzel ki... Kulaklığı takıp ne güzel yürünürdü ama yasak.

Yazının Devamını Oku

Sosyal medyada AŞTİ duygusallığı

Ankara’da yaşayan, burada okumuş, kentte kısa da olsa zaman geçirmiş hemen herkes oturmuştur o banklarda.



Belki çalışmak için şehirden göçerken, yeni bir hayat için Ankara’ya gelirken, üniversiteye başlarken, mezun olup kentteki son anlarını yaşarken, hiç unutulmayacak bir tatile giderken yahut bir sevdadan kaçarken... Soğuktur. ‘Hadisene’ deyip duran bir tez canlı gibidir. Uzun süre oturamazsınız. Sanki eğimiyle sizi harekete geçmeye iter... AŞTİ’nin demir banklarından söz ediyorum. Geçtiğimiz hafta sosyal medyada bir ‘AŞTİ duygusallığı’ hakimdi. Büyükşehir Belediyesi, AŞTİ’deki bankın ağzından, Tık Sokağı’na yaraşır bir açıklama yaptı. @ankarabbld Twitter hesabından yapılan açıklamada, AŞTİ’nin ve bankların yenileneceği belirtildi. Kentlinin eski dostu demir bankların duygusal paylaşımı özetle şöyleydi:
“Beni hatırladınız mı? Ben buz gibi Ankara ayazında soğuğu içine çekip sizi tir tir titreten ama vazgeçemediğiniz o demir bankım. Kimi zaman uyumak isteyenlere sıcak bir yatak kimi zaman da dinlenmek isteyenlere rahat bir koltuk oldum. Ne kavuşmalar gördüm. Hasretle yol gözleyenler, özlemler, vuslatlar... Ben nerede miyim? Her Ankaralı zaten bilir, AŞTİ’deyim! AŞTİ’nin demirbaşıyım ben. Herkes yolcu, ben hancıyım. Ah o kalabalıklar yok mu? Kimi asker ocağına gider havaya 3 kere atılır 2 kere tutulur; kimi yavrusuna kimi de sevdasına sarılır... Uğurlamalar genelde hüzünlüdür. Geliş sevinçlerinin ise gözünü seveyim. Fakat ben ve arkadaşlarım artık yorulduk, eskidik. Bizim şöyle baştan aşağı güzel bir yenilenmeye ihtiyacımız var.”

EMEĞİN VAR BENDE

Paylaşıma çok sayıda yorum geldi. Kimi “Bir gece sende sabahladım. Hakkını helal et” dedi, kimiyse banklardan birini anı olarak almak istedi. İşte o yorumlar:

Yazının Devamını Oku

Hayaller ve hakikatler

Epey yorulduk artık. Maskesiz sokağa çıkabileceğimiz günlerin hayalini kuruyor, eski rutinlerimizi, kimi zaman sıkıcı bulduğumuz hayatımızı mumla arıyoruz.



İki cümlesinden biri ‘Korona bitince’yle başlayan kentlinin bu ruh hali, sosyal medyaya da yansıyor. Kimi koronavirüs tehlikesi geçtiğinde düğün salonu tutup yakınlarıyla Ankara havası oynayacağını söylüyor, kimiyse Başkent’te hâlâ COVID-19 olmayanlara plaket verilmesi önerisinde bulunuyor. İşte, canına tak eden kentlinin gözünden koronavirüs tweet’leri:
@Elodorakis Corona Ankara oyun havalarına girmeye başladı mı? Çünkü gün gelecek ve ‘Nerden geliyon coronalı’ diye şarkılar söylenecek.
@unicornemie Korona, gençliğimi ve Ankara’yı benden aldın.
@_GATA37 Koronavirüs bitsin ilk işim düğün salonu tutup eş dost herkesi çağırıp Ankara havası oynayacağım.
@asudeekeskin Ankara’da şu an herkes burnunu çekiyor ve korona mı oldum diye bütün gün düşünüyor.

Yazının Devamını Oku

Ankara ayazında maskeli balo

Ankara’nın meşhur ayazı yavaş yavaş yüzünü göstermeye başladı ve bu yıl malum sebeplerle kışı maskelerimizle karşılıyoruz.



Şehir yaşamında, pandemiyle birlikte insanlar üçe ayrılır oldu: -Maske takmayanlar. -Maske takıp burnunu açıkta bırakanlar. -Maske takmayanlara ve burnunu açıkta bırakanlara bugüne kadar piyasada kalmayı başaran mucizevi bir ürün olan plastik sivrisinek tokatlayıcıyla vurmak isteyenler. Vaziyet böyleyken, Ankaralılar için maskenin bir faydası daha ortaya çıktı; ayaza karşı koruma özelliği. Dilerim bu fayda, maskenin doğru kullanımını arttırır. Öte yandan soğuk havada maske takmakta zorlananlar da var. Hem maske hem gözlük takmak zorunda kalan bir kentliyse, bunun Ankara ayazında imkânsız olduğunu söylüyor. İşte soğukla ve koronavirüsle mücadele eden Ankaralıların tespitleri:



ÇOK İYİ İKİLİ OLDULAR

@dmrlenda

Yazının Devamını Oku

Zıtlar mecmuası

Geçtiğimiz hafta, Rahmi M. Koç Müzesi’ne gittim ve ‘Ankara Manzarası’ tablosunu görme fırsatı buldum.

 
Fotoğraf, ‘Pirinçhan, Ahi Elvan Camii ve Arslanhane aynı karede’ notuyla paylaşılmış.

Hollanda Rijksmuseum’dan ödünç alınan, 18’inci yüzyıla ait tablo, yaklaşık iki yıldır müzede misafir. Önceleri ‘Halep Manzarası’ olarak bilinen eserin, Prof. Dr. Semavi Eyice tarafından yapılan çalışmalar sonucunda Ankara’ya ait olduğu tescillenmiş. Kentin kültür ve ticaret hayatıyla ilgili görsel bir belge niteliğindeki tabloyu gördükten sonraysa, @ankaramanzarasi Instagram hesabını yeniden inceledim. Hesapta, kentin tarihi ve kültürel hafızası, Ankara Manzarası tablosu ile belgeselinin detayları, şehre dair paylaşımlar ve Ankara Sözlüğü gönderileri yer alıyor.
Muhammed Murat Arslan’ın kaleme aldığı; zıtlar mecmuası, su perileri, entekke, sof, hemhüm, sergah, belde-i mamure gibi Ankara’ya dair pek çok detayın bulunduğu sözlük ilgimi çekti. Bunun üzerine konuştuğum @muhmuratarslan, şu bilgileri verdi:
“Hem tarihi hem güncel paylaşımlar yapıyoruz. Hikâyemiz belgesel yapım süreci ile başladı. Belgeselle aynı isimdeki sosyal medya hesaplarını açtık. Ankara Sözlüğü ise yeni bir girişim. Kent belleğine ait unsurları kısa tanımlarla popüler platformlarda paylaşıyoruz. Beklentimizin üstünde ilgi gördü. 100 adet kelime veya kelime öbeği hedefliyoruz. Hatta bir kitapçık olarak bastırmayı planlıyoruz bunları.”

Yazının Devamını Oku