Geçse de yolumuz bozkırlardan denizlere çıkar sokaklar

Başkent'le ilgili en sık söylenen basmakalıp sözdür; “Ankara’da deniz yok.”

 Geçse de yolumuz bozkırlardan denizlere çıkar sokaklar

Öyle ki hakkında Ekşi Sözlük’te başlık açılmış, “Ankara’nın en çok İstanbul’a geri dönüşünü sevmek geyiğinin amcaoğlu” olarak tanımlanmıştır. Vaziyet böyleyken, @cahzemifeme, geçtiğimiz günlerde Twitter hesabından, “Ankara’nın denize çıkarmış gibi yaptığı sokağı” notuyla bir fotoğraf paylaştı. Fotoğrafta, bir sokağın sonundaki, deniz olduğu hayal edilen mavilik göze çarparken, paylaşıma yorum yağdı. Kimi fotoğrafın gerçek olmadığı iddiasında bulundu, kimiyse harita üzerinden bu noktayı tarif etti. İşte o yorumlar:
@YoncaGunes İstanbul Yıldız Sarayı’ndan Beşiktaş’a inen yokuş olduğuna yemin edebilirim.
@feynurclk Aşırı üzücü bir görsel ya.
@tlgozdemr Yerlerde eskort kartları yok Ankara diye kandırmayın milleti.
@Segmen1 Bu yanılmayı yaklaşık 6 yıl önce fark ettim. Başkalarının da fark ediyor olması beni çok mutlu etti.
@GonulSayfam3 Beni çıldırtmak mı istiyorsun sizin deniziniz yok...
@CEMoKA20 Biri de içeride cam silerse sırtüstü yüzüyor sanarsın, tadından yenmez güzel Ankaram.
@arthistoriannn Ben de aynı yerde aynı şeyi hissetmiştim... Yalnız değilmişim.

MİMARİ DEĞİL İLLÜZYON

@konakzade Valla bu mimariyle açıklanamaz, illüzyon bu.
@ayyildizzeki58 Angaralıları üzme denizimiz yoksa yok.
@Belmaug Göz yanılmasının şahıymış!
@yesilabi Sıkıntı yapma Denizli’nin bile denizi yokken Ankara’da olmaması normal.
@ArifW216 Ankara büyük şaka yapmış...
@ahilayse Foto o kadar denizmiş gibi ki görünce ferahladım.
@baykush Bir de gemi eklesinler bina cephesine.
@mfatihyildirim7 Göz yanılsaması değil göz yanması, o neymiş öyle.
@pistulan Bana minik yalanlar söyle.
Fotoğrafı paylaşan @cahzemifeme, o maviliğin, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin yanından inen yoldan görünen, inşaat halindeki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) binası olduğunu açıkladı. @hurolyucel, binayı ve fotoğrafın çekildiği noktayı harita üzerinden tarif ederken, Google’ın haritalarına atlayıp yola koyulan @omerJustice61’in yorumu “Vallahi doğruymuş google haritalarla gittim” oldu. Son sözü ise Murathan Mungan dizeleriyle, @muuzii söyledi: “Geçse de yolumuz bozkırlardan denizlere çıkar sokaklar.”

Geçse de yolumuz bozkırlardan denizlere çıkar sokaklar

KEFİLSİZ KREDİSİZ EV SAHİBİ YAPIYORUZ

AHBAP Platformu, geçtiğimiz günlerde #PatiKonutları etiketiyle yepyeni bir uygulamaya başladı. “Sokak hayvanlarını kefilsiz kredisiz ev sahibi yapıyoruz” diyen AHBAP’lar, Türkiye’nin dört bir yanında kolları sıvadı. Pati Konutları için eğlenceli bir tanıtım filmi de hazırlayan @ahbapplatformu, sokak hayvanlarına, şu sözlerle seslendi:
“Ayda sadece bir kez başınızı sevdirerek, kira öder gibi barınak sahibi olmak ister misiniz? Şehrin tam ortasında, soğuk havaların ve yağışların etkisinden uzak, mama ve su kabına sadece 10 saniyelik yürüyüş mesafesindeki AHBAP Pati Konutları 1. Etap’ta yaşam 11-12 Ocak’ta Türkiye’nin dört bir yanında eş zamanlı olarak başlıyor. Üstelik yüzde 100 koşulsuz, sevgi peşinatlı ve vade farksız. Patilerinizi bize uzatarak Pati Konutları’ndaki yerinizi ayırtmayı unutmayın.”
Sokak hayvanları için bir araya gelen @Ahbap_Ankara da konut projesine destek verdi. Atık malzemelerin, AHBAP’ların ellerinde yeniden şekillendiği Pati Konutları’nın 2. etabıysa, 22-23 Şubat’ta açılacak. AHBAP’lar iyi ki var.

Geçse de yolumuz bozkırlardan denizlere çıkar sokaklar

Twitter hesabından, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin önünde uzun yıllar simit satan Murat Haydar Selimoğlu’nu yâd eden @zugzwang148, “Rahmetli Simitçi Murat Amca, kendi yaşantısını anlatan belgeseli izledikten sonra bizlere dönüp has Balkan şivesiyle defalarca ‘Hayat hataları affetmiyor çocuklar’ demişti. Bugün Ulus’ta aynı söz yine kulağıma çalındı” dedi.

X

Gelin Cebeci’den Kızılay’a yürüyelim

Kent sakinleri olarak, büyük kısmımızın çok sevdiği bir eylemdir ‘Cebeci’den Kızılay’a yürümek.



Darmadağın bir evi dip köşe temizleyip düzenlemek gibidir. Akıl karışıklığına iyi gelir, ruhu ferahlatır. Sorunları çözmese de kişinin üzerindeki etkisini azaltır. Tunalı’dan Kızılay’a tabanvayla gitmek de güzeldir ama aynı tadı vermez. Tunalı’dan Kızılay’a yürünen yol günübirlik bir seyahatse, Cebeci-Kızılay yürüyüşü bir haftalık yaz tatilidir. Her bahsi geçtiğinde bana ilk gençliğimin geçtiği Talatpaşa Bulvarı’ndaki Biberci Apartmanı’nı, Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki İnek Bayramı’nı, sahnedeki Yeni Türkü’yü hatırlatır... Son olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi, “3 kilometrelik bir yolda hayatınızı sorguladınız mı hiç” sorusuyla başlayan bir gönderi paylaştı ve bana o günleri hatırlattı. @ankarabbld’nin paylaşımını Twitter hesabından okuyabilirsiniz. Özetle şunlar ifade edilmiş:



YÖN VEREN DÜZLÜK

“Yokuşu bol olan şehrin öyle bir düzlüğü var ki, binlerce kişinin yaşamına yön verdi. Bunların büyük bir kısmı Ankara’ya okumaya gelmişti. Gelin Cebeci’den Kızılay’a yürüyelim... Kızılay’da yapılacak bir şey mutlaka bulunur diye düşünmüşsündür, hele bir yola koyulayım da... Cebeci’nin ara sokaklarından usul usul yürüyerek Cemal Gürsel’e çıkmış, o defalarca yürüdüğün güzergâhı yeniden adımlamaya başlamışsındır. Bu yolu belki beş yüzüncü kez yürüyorsundur; kaç insanın yanından geçmişsindir, aklındakiler kaçıncı kez gelişmiştir, kararların gene değişmiştir ama yol hep aynı yoldur. Seni sana bağlamıştır yeniden Cebeci’den Kızılay’a yürümek.”

Yazının Devamını Oku

Uçuç böceği Harika sana gözü gibi bakacak

Geçtiğimiz günlerde ‘tık’larım, Ziraat Mühendisi Harika Ayık’ın ilgi çekici Instagram hesabını çıkardı karşıma. Ayık’ın mesleği, uğur böceği üreticiliği. İnsanın aklına bir çocuk kitabındaki renkli kahramanın sihirli ormandaki gizemli fabrikasını getirse de işin aslı öyle değil. Ayık, Ankara’da, tarım ve eğitim alanlarında kullanılmak üzere uğur böceği üretiyor, insanları uğur böceğiyle ilgili bilgilendiriyor, yürüyen bir canlının uçan bir canlıya dönüşümünü (metamorfoz) gözler önüne seriyor.



2017 yılında TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı’nın 1512 Teknogirişim desteği ile Bioladybug şirketini kuran, ‘Gelin böceğinin yapay besinde kitle üretimi’ projesini başarılı bir şekilde tamamlayan Ayık, hem çocuklara hem sürdürülebilir tarıma dokunan mesleğinin hikâyesini anlattı:



“Tarımın ana hedefi, sadece birim alandan çok ürün almak olmayıp, aynı zamanda sürdürülebilir tarım tekniklerine uygun, çevreye, insan ve hayvan sağlığına duyarlı ürünler yetiştirmektir. Kimyasal mücadeleye alternatif yöntemlerden en ümit verici, çevre dostu, ucuz ve en sürdürülebilir olanı ise ‘Biyolojik mücadele’dir. Uğur böceği, birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de biyolojik mücadelenin simgesi durumundadır. Ülkemizde örtü altı, tarla ve bahçe tarımında ana zararlılardan olan kırmızı örümcekler, yaprak pireleri, beyaz sinekler, yaprak bitleri, kabuklu bitler, unlu bitler gibi birçok türün biyolojik mücadelesinde uğur böceğine ihtiyaç duyulur.

Yazının Devamını Oku

Gri şehrin renkli tarafı

Ankara Foreigner Community (Ankara Yabancılar Topluluğu) üyeleri, Anıtkabir ziyareti başta olmak üzere, Eymir’de bisiklet turu, şehir yürüyüşü, fotoğrafçılık, piknik, çöp toplama çalışması gibi etkinliklerde bir araya geliyor. Instagram’daki @ankaraforeigners hesabından etkinlik fotoğraflarını paylaşan oluşum, “Biz gerçeğiz, gri şehrin renkli tarafıyız. Ankara’da dünyanın her yanından yüz binlerce yabancı yaşıyor. Onlar bambaşka kültürleri, hikâyeleri ile bu şehrin eğlenceli, renkli tarafını oluşturuyor. Ankara onlarla daha güzel” diyor. İşte, “Ankara’daki ilk gününü hatırlıyor musun” diye soran @ankaraforeigners’a gelen yanıtlar:

@shivarezaei1997 Çok ağladım o gün. O zaman Ankara’yı hiç sevmedim. Ama şu an Ankara’ya aşığım.
@hebahkaya 3/9/2017 Hayatımın en kötü günü.
@d.maskovki 15 Kasım 2015. Tişört giyiyordum ve cehennem gibi kar yağıyordu.
@shabnamh8881 En güzel gündü ama işler ve yapılacaklar listesi ile dolu ve tabii ki çok soğuk bir gün.



Yazının Devamını Oku

Bize bu havalar ekmek aldırdı

Hafta sonu hava durumu yine kalpleri kırdı. Hemen hemen her hafta, sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu cumartesi ve pazar günleri yüzünü gösteren güneş, kent sakinlerine veryansın ettirdi.

Kimi “Ankara’da her yasak günü hava nasıl bu kadar güzel olabiliyor” diye sorarken, büyük bir çoğunluksa ekmek almaya gitti. İşte eviyle fırın, bakkal, market arasında mekik dokuyanların tweet’leri:
@twiitankara Hava süper bugün 7-8 kere ekmek alınır.
@banufidann Ekmek almak için çıkmıştım, 2 km yürüyüp #cemalsüreyaparkı’na kadar gelmişim. #ankara
@Ayssr3 Hava öyle güzel ki Ankaralıların en az 5 kere ekmek almaya gittiğine yemin edebilirim ama kanıtlayamam.
@Bozkurttcann5 Ulan Ankara yasak var diye bu kadar güzelsin ama en az 10 kez ekmek almaya gönderir bu hava.
@gorbagoy Ankara’da yaz havası var. Tam ekmek almaya gitmelik hava.
@ankarageddo Abi bu hava şaka mı?

Yazının Devamını Oku

Kısıtlamada kar takibi

Ankara Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz hafta, karla mücadele ekiplerinin çalışmalarını ‘kartakip.ankara.com.tr’ internet sitesi üzerinden canlı olarak paylaşmaya başladı.

İş makinesi izlemeye meftun insanımızın yoğun ilgisiyle karşılaşan uygulamayı, ilk 24 saatte 205 bin kişinin takip ettiği açıklandı. Kar takip uygulaması sosyal medyada masaya yatırılırken, ortak tepki ‘Fena sarıyor’ oldu. Kimi izlerken yemek için mısır patlatacağını söyledi, kimiyse ‘Terapi gibi’ benzetmesi yaptı. İşte yorumlar:
@Nihatefeisik Abonelik sistemi ücretli yayına geçmeyin siz de.
@coffee1ord Ankara kar takip izliyorum, fena sarıyor.
@yenilenicel Ankara’yı özlemiştim. İyi geldi, sürekli belediyenin kar küreme araçlarını takip ediyorum.

GEL DE İZLEME

@delititan Tam ders çalışıyordum gel de izleme şimdi.

Yazının Devamını Oku

Mario prensese nasıl kavuşacak

Ankara’nın en çok dijital manipülasyona uğrayan simgelerinden Atakule’nin kule kısmı uzunca bir süredir kapalı. Hâl böyleyken, @kentinsimgesi kullanıcı adlı bir Instagram hesabı ortaya çıktı.



Profiline ‘Ciddiye alınması gereken son Atakule hesabıdır. Resmi değil, aslını yaşatan bir taklittir’ notunu düşen @kentinsimgesi, bir de kuleacildimi.com web sitesini eklemiş. Siteye girdiğinizde ‘Hayır’ yanıtıyla karşılaşıyorsunuz. İlk paylaşımına “Şimdiden söyleyeyim, kule ne zaman açılacak bilmiyorum” notunu düşen @kentinsimgesi, Atakule’yi Super Mario ile birleştirdiği bir başka çalışmasını ise “Üzgünüm Mario! Prensese kavuşamazsın çünkü kule daha açılmadı” notuyla paylaşmış.



SAURON’UN GÖZÜ

Yazının Devamını Oku

Çok yakında sinemalarda

Zeynep Bostancı’nın çekip montajladığı ve YouTube hesabından paylaştığı ‘94 saniyede yaşadığım şehir’ videosu, sosyal medyada kentlinin beğenisini topladı.



Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın da Twitter hesabından paylaştığı videoya, ‘Ankara’nın tanıtım filmi gibi olmuş’ benzetmesi yapıldı. İşte Zeynep’in kamerasından Ankara’ya gelen yorumlar:



@Gökyüzü Sanki Ankara diye bir film çıkacakmış da bu da fragmanı gibi olmuş.

Yazının Devamını Oku

Bırakalım sadece denizimiz olmasın

Ankara’nın soğuk kışları yavaş yavaş hatıralarımızda kalmaya başladı.

Kaldırımların buzunun aylarca çözülmediği, bir yerlerde mahsur kaldığımız, dolmuşların çıkmadığı Dikmen yokuşlarında yuvarlandığımız günleri birer birer gençlik anılarımızın durduğu sandığa kaldırdık. Bu kış şehrimizde kar, perhiz yemeğine atılan tuz kadar göründü. Yağmurlar terk-i diyar eyledi. Kentin meşhur ayazından da bir süredir haber alınamıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün, Ankara’da 1927-2019 yılları arası ocak ayı istatistikleri şöyle:
-Ortalama sıcaklık 0.1 derece.
-Ortalama en yüksek sıcaklık 4.1 derece.
-Ortalama en düşük sıcaklık -3.2 derece
-Ortalama yağışlı gün sayısı 12.3
Aynı yıllar arasında görülen en düşük sıcaklık -24.9 dereceyle 5 Ocak 1942’ye ait. Bu satırları yazdığım yılın ilk pazar günü ise 10 dereceyle sokağa çıkma yasağına veryansın ettiriyor.

Yazının Devamını Oku

Al gözüm seyreyle

İyi temennilerle başladığımız 2020, bizi koronavirüs başta olmak üzere irili ufaklı dertlerle sınadı.

‘Evde kal’dığımız bu uzun süreçte ‘Al gözüm seyreyle’ dedik ve hayatı internet deryasında, alargadan izledik. Her zamankinden fazla takip ettiğimiz sosyal medyanın gündemini, bu yıl da sayfalarımıza taşıdık. Maskeli dolmuştan Amsterdam’daki 06 plakalı arabaya, Freddie Mercury’nin mikrofonundan Ankara’nın ‘Dalgacı Mahmut’una, kum fırtınasından çevrim içi sınav aynasına yıl boyu Tık Sokağı’nda yer alan envaiçeşit garipliği sizin için derledim. 2020’nin ilk gününde sayfalarımızda yer alan temennim pek işe yaramadı. Bir kez daha herkese neşeli, zahmetsiz, güzel bir yıl dilerim.



YORGUN VE GURURLU

Yılın ilk ayına, Ankara’da yaşanan ve kentliyi korkutan depremlerin ardından Elazığ’da meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki deprem damga vurdu. 5 yaşındaki Azize Çelik’i enkazdan çıkaran Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Amiri Ömer İpek, Twitter hesabından, “Şükürler olsun halimize yorgunuz ama gururluyuz” dedi. Sosyal medyada ise yürekleri ısıtan bir dayanışma vardı.

Yazının Devamını Oku

Ayna ayna söyle bana

Geçtiğimiz hafta sosyal medyaya, Bilkent Üniversitesi’nin, çevrim içi yapılacak final sınavlarında kopya çekilmesini önlemek amacıyla 11 bin öğrencisinin evine ayna göndermesi damga vurdu. Duyduklarına inanamayan pek çok sosyal medya kullanıcısı bu bilginin doğruluğunu sorguladı.

Öğrencilerden @jjustselay, “Bilkent ayna kutu açılımı videosu” notuyla, çektiği görüntüleri, aynası kırık çıkanlarsa üzüntüsünü paylaştı. Konu sosyal medyada tartışılırken, üniversite bu kez de öğrencilerin sınavda kopya çekmediklerine emin olmak için el yazısıyla bir ‘onur yemini’ kaleme alıp göndermelerini istedi. İşte yorumlar:
@oykuileri Öğrencileri finallerde kopya çekmesin diye ayna gönderen okul gibi okul be, var mı senin gibisi Bilkent.
@seymiyavvv Bilkent Üniversitesi kuzenime final sınavlarında kullansın diye bi ayna göndermiş şok geciriyoruz.
@Blanket_flowers Bilkent’in ayna olayını şaka sanmıştım. Bayağı 11 bin kişiye ayna göndermişler. 10 kamera, 2 drone, bir ayna ile sınava girecekler.
@tropikananas Canım okulum makyaj yapayım diye ayna göndermiş.
@ipekindahaus Bilkent Üniversitesi kopya çekmesinler diye öğrencilerine ayna göndermiş. Bu şey galiba; aynaya bak ve ben böyle bir insan mıyım? diye kendini sorgula. Felsefede yeni bir çığır.
@merveakyldiz Bilkent’in sıradaki hamlesi kopya çekenin anası babası ölsün.

Yazının Devamını Oku

Twitter’da 56 saat

Koronavirüsle mücadeleye yönelik alınan önlemler kapsamında, cuma akşamından itibaren tüm Türkiye 56 saat boyunca evdeydi. Bu sürede ise en çok Twitter hareketlendi. Kentli, tadını çıkaramadığı güzel havaya veryansın etti. İşte o tweet’ler:

@uklulknh Ankara’da hava günlük güneşlik. #SOKAĞACIKMAYASAĞI var diye mi böylesin hain? Yasak yokken fırtına çıkmadığı kalıyor.
@ufuksarikaya_4 Yasak var diye bu kadar güzelsin dimi Ankara? Başka açıklaması olamaz, yoksa şu an kasırga, yağmur, çamur yağması lazımdı.
@5xkare Ankara’da aralık ayında bir hafta sonunda böyle güzel bir havaya denk geliyorsun ama çıkamıyorsun.
@kesmesekerii Bundan 10 sene öncesine kadar Ankara’da bu zamanlar kar yağar, okullar bile tatil olurdu. Şimdi ne kar yağıyor ne yağmur, hava da sokağa çıkma yasağının olduğu bugün aksine öyle güzel ki Ankara’da. Yine gelir o güzel günler inşallah, hayırlısı.
@bilgeytzz Devletimizin verdiği market hakkını kullanmak üzere sokağa çıktım. Ankara’da son ayların en mükemmel havası var ve sokaklar aşırı güzel.
@nurluamanursuz1 Ne zaman sokağa çıkma yasağı olsa Ankara’da hava çok güzel oluyor kadere bak.
@emelfd Ankara’da hava o kadar güzel ki... Kulaklığı takıp ne güzel yürünürdü ama yasak.

Yazının Devamını Oku

Sosyal medyada AŞTİ duygusallığı

Ankara’da yaşayan, burada okumuş, kentte kısa da olsa zaman geçirmiş hemen herkes oturmuştur o banklarda.



Belki çalışmak için şehirden göçerken, yeni bir hayat için Ankara’ya gelirken, üniversiteye başlarken, mezun olup kentteki son anlarını yaşarken, hiç unutulmayacak bir tatile giderken yahut bir sevdadan kaçarken... Soğuktur. ‘Hadisene’ deyip duran bir tez canlı gibidir. Uzun süre oturamazsınız. Sanki eğimiyle sizi harekete geçmeye iter... AŞTİ’nin demir banklarından söz ediyorum. Geçtiğimiz hafta sosyal medyada bir ‘AŞTİ duygusallığı’ hakimdi. Büyükşehir Belediyesi, AŞTİ’deki bankın ağzından, Tık Sokağı’na yaraşır bir açıklama yaptı. @ankarabbld Twitter hesabından yapılan açıklamada, AŞTİ’nin ve bankların yenileneceği belirtildi. Kentlinin eski dostu demir bankların duygusal paylaşımı özetle şöyleydi:
“Beni hatırladınız mı? Ben buz gibi Ankara ayazında soğuğu içine çekip sizi tir tir titreten ama vazgeçemediğiniz o demir bankım. Kimi zaman uyumak isteyenlere sıcak bir yatak kimi zaman da dinlenmek isteyenlere rahat bir koltuk oldum. Ne kavuşmalar gördüm. Hasretle yol gözleyenler, özlemler, vuslatlar... Ben nerede miyim? Her Ankaralı zaten bilir, AŞTİ’deyim! AŞTİ’nin demirbaşıyım ben. Herkes yolcu, ben hancıyım. Ah o kalabalıklar yok mu? Kimi asker ocağına gider havaya 3 kere atılır 2 kere tutulur; kimi yavrusuna kimi de sevdasına sarılır... Uğurlamalar genelde hüzünlüdür. Geliş sevinçlerinin ise gözünü seveyim. Fakat ben ve arkadaşlarım artık yorulduk, eskidik. Bizim şöyle baştan aşağı güzel bir yenilenmeye ihtiyacımız var.”

EMEĞİN VAR BENDE

Paylaşıma çok sayıda yorum geldi. Kimi “Bir gece sende sabahladım. Hakkını helal et” dedi, kimiyse banklardan birini anı olarak almak istedi. İşte o yorumlar:

Yazının Devamını Oku

Hayaller ve hakikatler

Epey yorulduk artık. Maskesiz sokağa çıkabileceğimiz günlerin hayalini kuruyor, eski rutinlerimizi, kimi zaman sıkıcı bulduğumuz hayatımızı mumla arıyoruz.



İki cümlesinden biri ‘Korona bitince’yle başlayan kentlinin bu ruh hali, sosyal medyaya da yansıyor. Kimi koronavirüs tehlikesi geçtiğinde düğün salonu tutup yakınlarıyla Ankara havası oynayacağını söylüyor, kimiyse Başkent’te hâlâ COVID-19 olmayanlara plaket verilmesi önerisinde bulunuyor. İşte, canına tak eden kentlinin gözünden koronavirüs tweet’leri:
@Elodorakis Corona Ankara oyun havalarına girmeye başladı mı? Çünkü gün gelecek ve ‘Nerden geliyon coronalı’ diye şarkılar söylenecek.
@unicornemie Korona, gençliğimi ve Ankara’yı benden aldın.
@_GATA37 Koronavirüs bitsin ilk işim düğün salonu tutup eş dost herkesi çağırıp Ankara havası oynayacağım.
@asudeekeskin Ankara’da şu an herkes burnunu çekiyor ve korona mı oldum diye bütün gün düşünüyor.

Yazının Devamını Oku

Ankara ayazında maskeli balo

Ankara’nın meşhur ayazı yavaş yavaş yüzünü göstermeye başladı ve bu yıl malum sebeplerle kışı maskelerimizle karşılıyoruz.



Şehir yaşamında, pandemiyle birlikte insanlar üçe ayrılır oldu: -Maske takmayanlar. -Maske takıp burnunu açıkta bırakanlar. -Maske takmayanlara ve burnunu açıkta bırakanlara bugüne kadar piyasada kalmayı başaran mucizevi bir ürün olan plastik sivrisinek tokatlayıcıyla vurmak isteyenler. Vaziyet böyleyken, Ankaralılar için maskenin bir faydası daha ortaya çıktı; ayaza karşı koruma özelliği. Dilerim bu fayda, maskenin doğru kullanımını arttırır. Öte yandan soğuk havada maske takmakta zorlananlar da var. Hem maske hem gözlük takmak zorunda kalan bir kentliyse, bunun Ankara ayazında imkânsız olduğunu söylüyor. İşte soğukla ve koronavirüsle mücadele eden Ankaralıların tespitleri:



ÇOK İYİ İKİLİ OLDULAR

@dmrlenda

Yazının Devamını Oku

Zıtlar mecmuası

Geçtiğimiz hafta, Rahmi M. Koç Müzesi’ne gittim ve ‘Ankara Manzarası’ tablosunu görme fırsatı buldum.

 
Fotoğraf, ‘Pirinçhan, Ahi Elvan Camii ve Arslanhane aynı karede’ notuyla paylaşılmış.

Hollanda Rijksmuseum’dan ödünç alınan, 18’inci yüzyıla ait tablo, yaklaşık iki yıldır müzede misafir. Önceleri ‘Halep Manzarası’ olarak bilinen eserin, Prof. Dr. Semavi Eyice tarafından yapılan çalışmalar sonucunda Ankara’ya ait olduğu tescillenmiş. Kentin kültür ve ticaret hayatıyla ilgili görsel bir belge niteliğindeki tabloyu gördükten sonraysa, @ankaramanzarasi Instagram hesabını yeniden inceledim. Hesapta, kentin tarihi ve kültürel hafızası, Ankara Manzarası tablosu ile belgeselinin detayları, şehre dair paylaşımlar ve Ankara Sözlüğü gönderileri yer alıyor.
Muhammed Murat Arslan’ın kaleme aldığı; zıtlar mecmuası, su perileri, entekke, sof, hemhüm, sergah, belde-i mamure gibi Ankara’ya dair pek çok detayın bulunduğu sözlük ilgimi çekti. Bunun üzerine konuştuğum @muhmuratarslan, şu bilgileri verdi:
“Hem tarihi hem güncel paylaşımlar yapıyoruz. Hikâyemiz belgesel yapım süreci ile başladı. Belgeselle aynı isimdeki sosyal medya hesaplarını açtık. Ankara Sözlüğü ise yeni bir girişim. Kent belleğine ait unsurları kısa tanımlarla popüler platformlarda paylaşıyoruz. Beklentimizin üstünde ilgi gördü. 100 adet kelime veya kelime öbeği hedefliyoruz. Hatta bir kitapçık olarak bastırmayı planlıyoruz bunları.”

Yazının Devamını Oku

Eski Ankara esnafının izinde

Yıllar önce, çocukluğumun geçtiği Cebeci’ye gidip, çocuk gözlerimle bildiğim semte bu kez genç gözlerimle baktığım o günü hatırlıyorum.



Köprünün ayağındaki iki dükkân yerli yerindeydi. Kırtasiyeye uğrayıp, sadece anı olsun diye hiç ihtiyacım olmayan bir şeyler aldım, sohbet ettim. Binanın yıkılıp yenileneceğini, kırtasiyenin de kapanacağını öğrendiğimde üzülmüştüm. 90’ların başında, okul ihtiyaçları genellikle bu kırtasiyeden karşılanır, Cebeci Köprüsü’nden geçilip Soysal Sokak’taki İltekin İlkokulu’na ulaşılırdı pürtelaş. Bazen de kırtasiyenin tam karşısındaki yufkacıdan alınan yufkayla, davul fırında börek yapılırdı... Bizim ‘Eskiye rağbet olsaydı bitpazarına nur yağardı” diyen bir atasözümüz bile var. Eski dükkânların, işletmelerin de çoğunluğun gözünde bir önemi yok haliyle. Oysa, çocukluğunda simit aldığın fırından çocuğunun da simit almasının bir değeri yok mu? Ya da o fırının kendine has, değişmeyen bir lezzetinin keyfine torununla birlikte varmanın... Var elbet.



DİLERİM HEP YAŞASINLAR

Instagram hesabından takip edebileceğiniz

Yazının Devamını Oku

Veganize işler

Şubat ayında, sokakları vegan çorbası ve çabasıyla ısıtan bir oluşumdan bahsetmiştim size.



Kuğulu Park’ta vegan çorba dağıtan @vegan_sanat, ‘Yaşamdan yana ol. Vegan ol’ çağrısında bulunuyor, ‘Vegan Soru Bank’ ve ‘Vegan Merdiven’ olarak isimlendirdikleri etkinliklerle, kimi zaman bir bankta, kimi zamansa yol üstünde bir merdivende veganlığı anlatıyordu. Onur Sunal ve Alper Uzuncan’dan oluşan @vegan_sanat, son olarak ‘Veganize İşler’ Youtube kanalında da arzıendam etmeye başladı. Bilgilendirici pek çok içeriğin yer aldığı kanalda ilk göze çarpan yemek tarifleri. Bu tarifler, vegan olmanın sıkıcı beslenmek anlamına gelmediğinin en güzel kanıtı. Kanalda, pastadan baklavaya, tel kadayıftan mantıya, yoğurttan kaymaklı ekmek kadayıfına çok sayıda lezzetin vegan reçeteleri yer alıyor. Veganize İşler kanalı, vegan olma hikâyelerine de ev sahipliği yapıyor. Neden ve nasıl vegan olduğunu anlatan isimler, izleyiciye ilham veriyor. Öte yandan, veganlar kahvaltıda ne yer, tatilde ne yapar, vegan yoğurt nasıl mayalanır, veganlar kalsiyumu ve B12 vitaminini nereden alır gibi sorular da, ‘Veganize İşler’in videolarında cevap buluyor.

BASİT, UCUZ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR

“Biz etik veganız” diyen Onur ve Alper’le kısa bir görüşme yaptım. Mesajları şöyle: “Şiddetsiz ve saygılı iletişim biçimlerini kullanıyoruz. Sokakta veganlık anlatırken gerçekleşen diyalogları paylaşmak istiyorduk. Bu amaçla yola çıkıp, kanalımızı vegan etkinlik adına akla gelebilecek her türlü etkinliği yayınlamak için kurduk. Asıl amacımız vegan anlatımının tabana ulaşması, veganlığın basit, ucuz ve sürdürülebilir olduğunu göstermek ve tüm toplumun vegan olmasına katkıda bulunmak.”

Yazının Devamını Oku

Hayat kısa kentli yürüyor

Bazen sosyal medyada yer alan birkaç cümle, kentlinin gözündeki ve gönlündeki Ankara’yı olabilecek en iyi şekilde anlatıyor.

@birumutkara, geçtiğimiz günlerde yaptığı paylaşımda, “Ankara’ya hasret gezdiğim bir gün daha. Öyle susuyorum bazen şehre. En Ankara’da olduğumu hissettiren yer Selanik’in Sakarya’da olan kısmı. Hele Ziya Gökalp’ten o köşeyi dönmek. Çiçekçisi dönercisi lostrası” dedi ve “Acaba kimlere neresi en çok Ankara geliyor, Ankara’da hissettiriyor” diye sordu. Bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama şehirler arasında hasretlerin en büyüğü genellikle Ankara’ya duyuluyor. Paylaşıma gelen yorumlarda da özlem göze çarpıyor:

RÜZGÂRI ESTİ SANKİ

@sonfecigudubet En Ankara’da hissettiğim yer Karanfil Yüksel kesişimindeki Limon Bazaar önü. Burası sanki Ankara’yı ilk gördüğüm yer. Seni çok özledim güzel Ankara.
@hocaagnim Ahh ben de, bazen ben de çok özlüyorum.
@denizamuk Ankara’ya o kadar hasret kaldım ki...
@zehraacetnn 7. Cadde’den 3. Cadde’ye amaçsız bir şekilde yürümek, canım akşam akşam bunu çekti. Ankara bir insan olsan sana aşık olurdum.

Yazının Devamını Oku

Çizer gözünden Ankara

Amatör bir çizer olarak, sosyal medyada takip etmekten en çok keyif aldığım kişiler sanatçılar. Bu sebeple film ya da dizi izleyemiyorum. Yapabildiğim ancak dinlemek. Dinlerken sayısız çizerin işleri arasına dalıp gidiyor, baktıkça mutlu oluyor, ilham alıyor, bazen de ‘Bunu ben neden düşünemedim’ deyip kıskanıyorum.

Bu hafta size takip ettiğim bazı çizerlerden bahsetmek istiyorum. İlki @arch.antares. Bir tabure, bir çanta dolusu kalem ve bir çizim defteriyle Botanik Park’ı atölyeye dönüştürmüş ve Atakule’yi resimlemiş. Bu kare bana, Clarissa Pinkola Estes’in ‘Kurtlarla Koşan Kadınlar’ kitabındaki şu cümleyi anımsattı: “Benim için yalnızlık daha çok kendimle birlikte her yere taşıdığım ve ihtiyaç duyduğumda etrafıma açtığım katlanmış bir orman gibidir.”



ANKARALI OLMAK FARKLIDIR
@polibunny ise sevilen, özlenen mekânları çizerek her hafta takipçileriyle buluşturuyor. Son olarak Atakule’yi resimleyen sanatçı, kentin meşhur ‘Buraya bakarlar’ tabelasını da unutmamış ve paylaşıma şu notu düşmüş:
“İlk Ankara gönderisiyle karşınızdayım! (sonunda) İstanbul’da İstanbullu olmakla Ankara’da Ankaralı olmak farklıdır. İstanbul’daki İstanbullu’nun şehirdeki turistik ve tarihi mekânlara gitme alışkanlığı yoktur, ancak bir misafirini gezdirmeye gider. Ancak Ankaralı benimsemiştir buraları. Atakule’nin tepesinin dönüp dönmediğini kontrol etmek için sık sık çıkar en yukarı. Oradan gördüğü manzara karşısında unutur bu uğraşın sebebini. Kulenin ayaklarındaki Botanik Parkı’na girer, yaz kış nefistir ağaçlar, kuşlar, sincaplar.

Yazının Devamını Oku

Bermuda üçgeni

Şehir yaşamında en çok rahatsızlık duyduğum konu, olur olmaz her şeyin, paylaşma, dönüştürme gibi olasılıklar hiç düşünülmeden, dosdoğru çöpe atılması.



‘How I Met Your Mother’ dizisini izleyenler hatırlayacaktır, kahramanlarımız ne zaman bir eşyadan kurtulmak isteseler, apartmanın önündeki ‘Bermuda Üçgeni’ diye adlandırdıkları noktaya bırakırlar ve arkalarını döndükleri anda eşyanın çoktan yok olduğunu fark ederler. Kentli de bir çeşit ‘Bermuda Üçgeni’ne inanıyor olmalı ki, her gün dolaptan sandalyeye, koltuktan yatağa, eski kıyafetten televizyona, aklımıza gelebilecek ve hiç ummayacağımız her şeyle çöp kenarlarında karşılaşıyoruz. Çankaya Belediyesi Temizlik İşleri Şantiyesi’nde, çöpe atılan binlerce kitapla bir kütüphane bile kuruldu. Geçtiğimiz günlerde yukarıda bahsettiklerimi özetleyen bir fotoğraf paylaşan @cankayabelediye, şu uyarıda bulundu:
“Sevgili Çankayalılar, evinizde istemediğiniz eşyalarınız çöp kamyonlarımıza sığamayacak kadar büyük. Onları çöpe atmak yerine Büyükşehir Belediyesi’nin belirlediği hafriyat döküm alanlarına götürmeniz gerekmektedir. Unutmayın ki cezai işlem en son uygulanacak yoldur.” Paylaşıma çok sayıda tepki geldi. İşte yorumlardan bazıları:

OLGUNLAŞMAMIŞ KENT BİLİNCİ

@_oguzmehmet Hem görüntü hem de karşılık bulduğu dil, henüz olgunlaşmamış bir kent bilincini işaret ediyor. Şimdilik, farklı bir başkent hayali ile yetineceğiz demek...

Yazının Devamını Oku