Bermuda üçgeni

Şehir yaşamında en çok rahatsızlık duyduğum konu, olur olmaz her şeyin, paylaşma, dönüştürme gibi olasılıklar hiç düşünülmeden, dosdoğru çöpe atılması.

Bermuda üçgeni

‘How I Met Your Mother’ dizisini izleyenler hatırlayacaktır, kahramanlarımız ne zaman bir eşyadan kurtulmak isteseler, apartmanın önündeki ‘Bermuda Üçgeni’ diye adlandırdıkları noktaya bırakırlar ve arkalarını döndükleri anda eşyanın çoktan yok olduğunu fark ederler. Kentli de bir çeşit ‘Bermuda Üçgeni’ne inanıyor olmalı ki, her gün dolaptan sandalyeye, koltuktan yatağa, eski kıyafetten televizyona, aklımıza gelebilecek ve hiç ummayacağımız her şeyle çöp kenarlarında karşılaşıyoruz. Çankaya Belediyesi Temizlik İşleri Şantiyesi’nde, çöpe atılan binlerce kitapla bir kütüphane bile kuruldu. Geçtiğimiz günlerde yukarıda bahsettiklerimi özetleyen bir fotoğraf paylaşan @cankayabelediye, şu uyarıda bulundu:
“Sevgili Çankayalılar, evinizde istemediğiniz eşyalarınız çöp kamyonlarımıza sığamayacak kadar büyük. Onları çöpe atmak yerine Büyükşehir Belediyesi’nin belirlediği hafriyat döküm alanlarına götürmeniz gerekmektedir. Unutmayın ki cezai işlem en son uygulanacak yoldur.” Paylaşıma çok sayıda tepki geldi. İşte yorumlardan bazıları:

OLGUNLAŞMAMIŞ KENT BİLİNCİ

@_oguzmehmet Hem görüntü hem de karşılık bulduğu dil, henüz olgunlaşmamış bir kent bilincini işaret ediyor. Şimdilik, farklı bir başkent hayali ile yetineceğiz demek...
@yogimogi641910 Bu kadar büyük eşyaları hafriyat alanına nasıl ve hangi taşıma ücretiyle götürebileceğimizi de yazar mısınız lütfen?
@yigitcanural Valla kusura bakmayın sokağa atıcam ben. How I Met Your Mother’daki Bermuda Üçgeni gibi attıktan 10 saniye sonra koyduğum şey alınmış oluyor, milletin işine yarıyor.
@Efeulu20 Aracı olmayan, öğrenci olan, yaşlı olanlar ne yapacak? Çözümü siz üreteceksiniz.
@frdkcr2010 Belediye olarak bulduğunuz çözüm harika gerçekten! Ya siz hizmet için görevdesiniz, vatandaş nasıl götürsün bu büyük eşyaları? Nakliye, hamaliye ücreti cabası. Biraz daha çözüm odaklı olun, hatta @cankayabelediye alsın.
@serogen4 Bunu belediye olarak sizin yapmanız lazım. Yenimahalle Belediyesi’nin böyle bir hizmeti vardı.

CEZA UYGULAMAK DURUMUNDAYIZ

Ardından, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen de “Çankayamızda her gece bin 200 ton çöp topluyoruz. Belediyeler sadece evsel çöpleri toplamakla görevlidir. Eski mobilyalar, yataklar, bahçe ve ağaç budama atıkları kanun gereği sahibi tarafından Büyükşehir’in hafriyat alanına götürülmelidir. Aksi çevre kirliliğidir ve cezaya tabidir” tweet’iyle konuya dikkat çekti. Bu paylaşıma da çok sayıda tepki gelmesinin ardından Taşdelen, son olarak, “Değerli arkadaşlar, Biz de 444 06 01 Çağrı Merkezimizi arayarak talepte bulunan yurttaşlarımızın saydığım atıklarını gelip topluyoruz. Benim uyarım, bizi aramayıp veya kendisi götürmeyip, bu atıkları fotoğraftaki gibi doğrudan sokağa atanlara. Bunlara ceza uygulamak durumundayız” uyarısında bulundu.

HAFTADA BİR GÜN TOPLANABİLİR

Bir kısım vatandaş uygulamadan haberdar olmayabilir. Muhtemelen, ‘Aslında belediye alıyordu bunları. Nasıl işliyordu süreç? Aman neyse şuracığa bırakıvereyim’ gibi bir bakış açısı da var. Diğer yandan “Unutmayın ki cezai işlem en son uygulanacak yoldur” açıklamasının ilçe sakinlerini rahatsız ettiği de aşikar. Bir diğer önemli nokta da vatandaşın bu eşyalardan bir an önce kurtulmak istemesi. Örneğin geri dönüşüm atıkları için belediyeyi aradığınızda size randevu verip, o tarihte gelip alıyorlar. Lakin vatandaş bu büyük eşyaları, atıkları bir an önce evinden çıkarmak istiyor. Belki bu tür atıklar için haftada bir gün belirlenirse ilçe sakinlerinin buna uyum sağlaması daha kolay olabilir. Öte yandan, bu tür eşyaları paylaşmak ya da dönüştürmek için çabalamak da kent sakinleri olarak bizim görevimiz.

Bermuda üçgeni

SANDIK LEKESİ

Kentin değerlerinin izini süren Muzaffer Karaaslan, geçtiğimiz günlerde, Twitter hesabından yaptığı paylaşımla, dış cephesinde kalem işleri olan iki Osmanlı dönemi yapısına dikkat çekti. @KaraaslanMzffr, paylaştığı fotoğraflara, “Yaptığım alan araştırmalarında Ankara’da dış cephede kalem işleri olan iki Osmanlı dönemi yapısı var. Birincisi Dalfes Sokak’ta, ikincisi ise Yahudi Mahallesi’ndeki Hayim Albukrek Evi. İkisi de Altındağ sınırları içerisinde. Bu iki özel yapının kesinlikle korunması lazım. #Ankara” notunu düştü. Dalfes Sokak’taki evin üçgen alınlığındaki boyalı nakışların artık yok olma noktasına geldiğini ifade eden Karaaslan, “Acilen müdahale edilmesi lazım. Yoksa izleri tamamen yok olacak” diyerek çağrıda bulundu.
Dilerim Karaaslan’ın çağrısı en kısa zamanda yanıt bulur. Meftunum eskiye... Kişisel hayatımda, babaannemin eski bir dostunun 70’lerden kalan minyatür sergisi davetiyesini, anneannemin 60 yıllık sandığında saklarım. Peki ya şehrin bu sandık lekeli değerleri ne olacak. Vefasız, umursamaz bir torun gibi yok olmalarına göz mü yumacağız?

Bermuda üçgeni

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Veganize işler

Şubat ayında, sokakları vegan çorbası ve çabasıyla ısıtan bir oluşumdan bahsetmiştim size.



Kuğulu Park’ta vegan çorba dağıtan @vegan_sanat, ‘Yaşamdan yana ol. Vegan ol’ çağrısında bulunuyor, ‘Vegan Soru Bank’ ve ‘Vegan Merdiven’ olarak isimlendirdikleri etkinliklerle, kimi zaman bir bankta, kimi zamansa yol üstünde bir merdivende veganlığı anlatıyordu. Onur Sunal ve Alper Uzuncan’dan oluşan @vegan_sanat, son olarak ‘Veganize İşler’ Youtube kanalında da arzıendam etmeye başladı. Bilgilendirici pek çok içeriğin yer aldığı kanalda ilk göze çarpan yemek tarifleri. Bu tarifler, vegan olmanın sıkıcı beslenmek anlamına gelmediğinin en güzel kanıtı. Kanalda, pastadan baklavaya, tel kadayıftan mantıya, yoğurttan kaymaklı ekmek kadayıfına çok sayıda lezzetin vegan reçeteleri yer alıyor. Veganize İşler kanalı, vegan olma hikâyelerine de ev sahipliği yapıyor. Neden ve nasıl vegan olduğunu anlatan isimler, izleyiciye ilham veriyor. Öte yandan, veganlar kahvaltıda ne yer, tatilde ne yapar, vegan yoğurt nasıl mayalanır, veganlar kalsiyumu ve B12 vitaminini nereden alır gibi sorular da, ‘Veganize İşler’in videolarında cevap buluyor.

BASİT, UCUZ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR

“Biz etik veganız” diyen Onur ve Alper’le kısa bir görüşme yaptım. Mesajları şöyle: “Şiddetsiz ve saygılı iletişim biçimlerini kullanıyoruz. Sokakta veganlık anlatırken gerçekleşen diyalogları paylaşmak istiyorduk. Bu amaçla yola çıkıp, kanalımızı vegan etkinlik adına akla gelebilecek her türlü etkinliği yayınlamak için kurduk. Asıl amacımız vegan anlatımının tabana ulaşması, veganlığın basit, ucuz ve sürdürülebilir olduğunu göstermek ve tüm toplumun vegan olmasına katkıda bulunmak.”

Yazının Devamını Oku

Hayat kısa kentli yürüyor

Bazen sosyal medyada yer alan birkaç cümle, kentlinin gözündeki ve gönlündeki Ankara’yı olabilecek en iyi şekilde anlatıyor.

@birumutkara, geçtiğimiz günlerde yaptığı paylaşımda, “Ankara’ya hasret gezdiğim bir gün daha. Öyle susuyorum bazen şehre. En Ankara’da olduğumu hissettiren yer Selanik’in Sakarya’da olan kısmı. Hele Ziya Gökalp’ten o köşeyi dönmek. Çiçekçisi dönercisi lostrası” dedi ve “Acaba kimlere neresi en çok Ankara geliyor, Ankara’da hissettiriyor” diye sordu. Bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama şehirler arasında hasretlerin en büyüğü genellikle Ankara’ya duyuluyor. Paylaşıma gelen yorumlarda da özlem göze çarpıyor:

RÜZGÂRI ESTİ SANKİ

@sonfecigudubet En Ankara’da hissettiğim yer Karanfil Yüksel kesişimindeki Limon Bazaar önü. Burası sanki Ankara’yı ilk gördüğüm yer. Seni çok özledim güzel Ankara.
@hocaagnim Ahh ben de, bazen ben de çok özlüyorum.
@denizamuk Ankara’ya o kadar hasret kaldım ki...
@zehraacetnn 7. Cadde’den 3. Cadde’ye amaçsız bir şekilde yürümek, canım akşam akşam bunu çekti. Ankara bir insan olsan sana aşık olurdum.

Yazının Devamını Oku

Çizer gözünden Ankara

Amatör bir çizer olarak, sosyal medyada takip etmekten en çok keyif aldığım kişiler sanatçılar. Bu sebeple film ya da dizi izleyemiyorum. Yapabildiğim ancak dinlemek. Dinlerken sayısız çizerin işleri arasına dalıp gidiyor, baktıkça mutlu oluyor, ilham alıyor, bazen de ‘Bunu ben neden düşünemedim’ deyip kıskanıyorum.

Bu hafta size takip ettiğim bazı çizerlerden bahsetmek istiyorum. İlki @arch.antares. Bir tabure, bir çanta dolusu kalem ve bir çizim defteriyle Botanik Park’ı atölyeye dönüştürmüş ve Atakule’yi resimlemiş. Bu kare bana, Clarissa Pinkola Estes’in ‘Kurtlarla Koşan Kadınlar’ kitabındaki şu cümleyi anımsattı: “Benim için yalnızlık daha çok kendimle birlikte her yere taşıdığım ve ihtiyaç duyduğumda etrafıma açtığım katlanmış bir orman gibidir.”



ANKARALI OLMAK FARKLIDIR
@polibunny ise sevilen, özlenen mekânları çizerek her hafta takipçileriyle buluşturuyor. Son olarak Atakule’yi resimleyen sanatçı, kentin meşhur ‘Buraya bakarlar’ tabelasını da unutmamış ve paylaşıma şu notu düşmüş:
“İlk Ankara gönderisiyle karşınızdayım! (sonunda) İstanbul’da İstanbullu olmakla Ankara’da Ankaralı olmak farklıdır. İstanbul’daki İstanbullu’nun şehirdeki turistik ve tarihi mekânlara gitme alışkanlığı yoktur, ancak bir misafirini gezdirmeye gider. Ancak Ankaralı benimsemiştir buraları. Atakule’nin tepesinin dönüp dönmediğini kontrol etmek için sık sık çıkar en yukarı. Oradan gördüğü manzara karşısında unutur bu uğraşın sebebini. Kulenin ayaklarındaki Botanik Parkı’na girer, yaz kış nefistir ağaçlar, kuşlar, sincaplar.

Yazının Devamını Oku

Hoş geldin yün yorgan

Ankara’da cuma akşamı başımızı yastığa koyduk ve sabah uyandığımızda, gece biz uyurken odamıza dolan sonbaharla karşılaştık.

Hatmi çiçekleri çoktan boynunu bükmüş, şıpıdıkların içineyse çorap giyme ihtiyacı hasıl olmuştu. Bugünlerde geleceğini biliyorduk aslında ama yaşamın hayhuyu arasında düşünmeye fırsatımız olmamıştı. Geleceğini unuttuğumuz güzel konuğumuzu, evden çıkarken üstümüze aldığımız hırkayla karşıladık.
Twitter hesabından paylaştığı fotoğrafa, “Ankara’da sonbahar, akşam vakti evde hazır yemek olmayınca, Ankara simidinin yanında yapılan çayın içinizi ısıtan şefkati demektir” notunu düşen ve “Ankara’da sonbahar ne demektir” diye soran @lavarlaa, Duygu Seyman’ın ‘Sonbaharda Ankara’da Olmak Üzerine’ başlıklı yazısını da takipçilerinin beğenisine sundu.



AKŞAM ÇORABI MEVSİMİ

Paylaşımın ardından, @beydca Dönem başında yeniden bir araya gelinen ev arkadaşlarıyla Papazın Bağı’nda Uno oynamak” derken, @basakbasaky’nin yorumu “Yıllar sonra diyeceğim ki: iyi ki gençliğimi Ankara’daki yaşamışım” oldu. @CEMoKA006, “Ankara’da sonbahar hayal kırıklıklarının bütünleme sınavıdır” dedi. @serenciyas ise Ankara’nın sonbaharını şöyle tanımladı:

Yazının Devamını Oku

Daha neler göreceğiz

Özellikle belli bir yaşın üstündekilerin sıklıkla kullandığı bir cümledir, ‘Daha neler göreceğiz bakalım.’

Belli bir görmüş geçirmişlik seviyesine sahip olmayı ve söylerken uzaklara bakıp kafayı hafifçe iki yana sallamayı gerektirir. Geldiğimiz noktadaysa bu cümle artık hepimizin. Örneğin oğlum, pandemi deneyimi yaşıyorken bir de kum fırtınasına şahit olarak henüz iki yaşında olmasına rağmen bu cümleyi kurmaya hak kazandı. Artık bacak kadar boyuyla uzaklara dalıp ‘Daha neler göreceğiz bakalım’ diyebilir...
Geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da yaşanan kum fırtınası bilmediğimiz bir şeydi, hepimizi korkuttu. Kentliye, özellikle de fırtınada çadırları yıkılan mevsimlik tarım işçilerine ve yaralanan altı kişiye geçmiş olsun. Yaşananların sosyal medyaya yansımasıysa her zamanki gibiydi. Kimi 2020’yi günah keçisi ilan etti, kimi bilim kurgu filmi benzetmesi yaptı, kimiyse ‘Bunu da mı görecektik’ dedi. Bazısı da böyle bir durumda espri yapabilenlere tepki gösterdi. İşte yorumlar:



2020’DE SIRADAN BİR GÜN

@lavarlaa Sevgili 2020, biraz sakinleşmesek mi?

Yazının Devamını Oku

İyi ki doğdun Ankaralı

Punk rock grubu The Clash’in gitaristi ve vokalisti Joe Strummer’ın 21 Ağustos’taki doğum günü, bu yıl da sosyal medyada tweet’lerle kutlandı.


Müzisyenin adı, kentin, "Joe Strummer was born in Ankara. (Joe Strummer Ankara’da doğdu) yazan duvarlarında yaşıyor.

Ankaralı müzisyen @beduk, Twitter hesabından, “Hemşehrim Joe Strummer 1952 yılında bugün Ankara’da doğdu” dedi. İşte, sosyal medya sakinlerinin, 1952’de Ankara’da doğan müzisyen için yaptığı paylaşımlardan bazıları:

@MetalTillDeathh, 68 yıl önce bugün: Clash grubunun solisti Joe Strummer, Ankara’da dünyaya geldi.
@canfailun Yıllardır nasıl bilmediğim konusunda biraz şaşırdığım ve epey utandığım bir bilgiye rastladım. The Clash’in solisti ve gitaristi rahmetli Joe Strummer abimiz Ankara doğumluymuş.

ANISINA HELVA DAĞITILMIŞTI

@MeteAtature 21 Ağustos Joe Strummer’ın doğum günü. 2002’de kaybettiğimiz Joe bugün yaşasa 68 yaşını kutluyor olacaktı. Babası 1952’de büyükelçilik görevlisiyken Ankara’da dünyaya gelmiş. 2002’de öldüğünde Ankara’da bazı sevdiğim insanlar tarafından anısına helva dağıtılmıştı.

Yazının Devamını Oku

Tunalı Hilmi numara 105

Yaşantımızdan bir Kavaklıdere Sineması geçti... Akün’ün, Kızılırmak’ın ve daha nicesinin mensubu olduğu yol üstü sinema salonları ailesinin, 2007 yılında aramızdan ayrılan üyesi...

Ve geçtiğimiz günlerde, Twitter hesabından sinemanın önünde çektiği bir fotoğrafı paylaşan film yapımcısı Enver Arcak, içimizi ısıtan bir şey söyledi: “Bir gün açacağım seni!” Emektarın ne çok seveni varmış. İşte paylaşıma gelen yorumlardan bazıları:
@gilhami ‘Bir gün’ü çok beklemesek. Siz zaten biliyorsunuzdur, ancak fikir olarak; daha çok klasik/ kült ve dönemin iyi filmlerini gösteren bir sinema olabilir, izleyicisi hazır. Ankaralı seyirciler de işin ucundan tutmalı elbette.
@Twltter26445690 Haydi inşallah. Her pazar günü saat 17.00’de #KavaklıdereSineması‘nda olmak istiyorum yine.. Ardından #Kebap49’da kıymalı iyi giderdi...
@ankaracimbizi O gün frigolalar cımbızcıdan.

TABELASI İÇİMİ ISITIYOR

@efesermin Kurtlarla Dans filmini hem de dünyada vizyona girdiği hafta Kavaklıdere Sineması’nda izlemiştim.

Yazının Devamını Oku

Böyle havada istifa ettim evkaftaki memuriyetimden

Sıcak hava, her yaz olduğu gibi bu sene de sosyal medya kullanıcılarının yaratıcılığını arttırdı.



Kimi “Şu an Ankara’da olmamama rağmen ne kadar sıcak olduğunu hissedebiliyorum” derken, kimiyse “Ankara, evkaftaki memuriyetten istifa edecek kadar sıcak” tespitinde bulundu. İşte sıcaktan bunalan kentlinin dumanı üstünde tweet’leri:
@belinaykaradaag Ankara bebeğim sen bizi öldürecek misin bu ne sıcak.
@mebincocugu Keçiören ve Dikmen’in esmediği bir Ankara’da kimse serinlemeyi beklemesin.
@nilramona Ah Ankara.. Ayazın ayrı yazın ayrı dert be.
@gedikoglueyup Muhakkak Ankara’dan daha sıcak yerler vardır diyerek serinliyorum.

Yazının Devamını Oku

Ankaralıyım hatırlıyorum

Son zamanlarda sosyal medyada sık sık karşılaştığım bir soru var: ‘En Ankaralı özelliğiniz ne?’ Yanıtlar birbirinden ilginç...

Kimi çocukken Ankaralı Turgut’la çektirdiği fotoğrafı, kimi de 06.06’da doğmasını öne sürmüş. Oyun havasıysa ilk sırada yer alıyor. İşte kent sakinlerinin ‘En Ankaralı’ özellikleri:

@kederlitafsan Benim kavgaya mevzu demek.
@vasfimizyok Ben hangi kaldırım taşının kırık olduğunu, altından su çıkacağını tahmin edip ona göre basıyorum.
@sumsirella Ben tez yazarken bile oyun havası dinliyorum.
@eyllarslannn Ben deniz görünce heyecanlanıyorum.
@mrstatavay Ben evde durduk yere ey çekebiliyorum.
@yuruyenstres Ben durduk yere oyun havası açıp oynamaya başlıyorum.

Yazının Devamını Oku

Bozkır sandığımızdan çok daha güzeldir

Keyfine varmayı unuttuğumuz, ihmal ettiğimiz, yıprattığımız doğaya ihtiyacımız, malum sebeplerle son zamanlarda arttı. Belki de, ‘Yaşantımız, aslında her zaman mevcut olan bu ihtiyacı hissedeceğimiz bir şekle evrildi’ demek daha doğru olur. Basitçe özetlersek, mevcut koşullarda sıcak havadan koruyan bir AVM’ye gidemeyince, serin bir göl kenarı, ağaç altı ihtiyacı hasıl oldu.



Bilindiği gibi Ankara, özellikle sosyal medyada, yapılacak bir şeyi, gidilecek yeri olmamasıyla ünlü. Pandemi koşullarıysa gidilebilecek yerleri daha da azaltarak, bu savı iyice güçlendirdi. Oysa marifet bulabilmekte, kıymetini görebilmekte.

GÖRMEYE NİYETİMİZ OLSUN

Türkiye kuşlarının peşindeki doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş, bu güzellikleri arayan, bulan, fark edenlerden. Bozkırın renklerini Twitter hesabından takipçileriyle paylaşan @alpertuydes, fotoğrafa şu notu düşmüş:
“Ankara Nallıhan’daki Aladağ. Bakmayın öyle boş gibi durduğuna, dünyanın en nadir bozkır bitkilerine ev sahipliği yapıyor. Bozkır sandığımızdan çok daha güzeldir.”

Yazının Devamını Oku

Misafirlik bitti özgürlüğe uçtu

Emin Yoğurtcuoğlu, namıdiğer @birddetectiveTR geçtiğimiz günlerde hasta halde bulduğu kukumavı Twitter hesabından takipçileriyle paylaştı.

“Şunlara uğursuz diyen var hâlâ bu devirde. Bu hasta kukumavı umuyoruz ki bir an önce iyileştirip yaşadığı doğasına geri bırakalım. Yarın röntgen çektireceğiz. Umarım kötü bir şeyi yoktur” diyen Yoğurtcuoğlu, kukumavın iyileşip evine dönme hikâyesini günbegün sosyal medyada anlattı. Ayakları tutmayan ve uçamayan kukumavı iyileşene kadar misafir eden @birddetectiveTR, paylaşımlarında şunları söyledi:



İKRAMIMI KABUL EDİYOR

“Bizden ilk başlarda aşırı çekiniyordu. Eşler birbirini severken, gagalarını dokunduruyor ve birbirlerine masaj hareketleri yapıyor doğada. Ondan çok büyük olduğum için benden çekiniyordu ama dost olduğuma bu şekilde ikna ettim. Başlarda şırıngayla beslerken şimdi tavuk ikramımı hemen kabul ediyor. Başlarda hiç uçamıyorken günler sonra uçmayı başardı. Ayaklarını da kullanmaya başladı.”
Röntgen ve kan tahlili sonuçları temiz çıkan kukumavın iyileşmesinin ardından gitmek istediğini, tutsaklığı anlamlandıramadığını belirten Yoğurtcuoğlu, şunları söyledi:

Yazının Devamını Oku

La bize her yer Angara

Geçtiğimiz hafta sosyal medyaya, Amsterdam’daki 06 plakalı beyaz Şahin damga vurdu.

TOFAŞ aşığı üçlü, @tofask_amsterdam Instagram hesabından takipçileriyle buluşuyor.@izakyol’un, “Başkası dese inanmazdım: Amsterdam’da biraz önce 06 plakalı bir beyaz Şahin trafikte tam önüme düştü. Bir an gözlerime inanamadım, alelacele fotoğraflarını da çektim” notuyla paylaştığı kareler şaşkınlık yarattı. “15 sene kadar önce Almanya’da otobanda epey eski bir Kartal görmüştüm. O zaman kimse inanmadı bana, ‘Yanlış görmüşsündür, Kartal’ın burada ne işi var?’ dedilerdi. Allah’tan şimdi sağlam kanıtlarım var” diyen @izakyol’un paylaşımının ardından, Amsterdam’da bir TofAşk Kulübü olduğu, kentte ikisi Türk plakalı, biri Hollanda’da trafik tescili yapılmış üç Şahin bulunduğu ortaya çıktı.
Paylaşıma çok sayıda yorum geldi. Sosyal medya sakinlerinin bir kısmı “O arabayı oraya nasıl götürmüş? Yolda ne kadar yakmış?” diye sorarken, aracın tamirinde yaşanacak parça sıkıntısına nasıl çözüm bulunacağı da merak konusu oldu. İşte yorumlardan bazıları:



PARÇA SIKINTISI YAŞAR

@ekomini_sa Hocam bu resim yayılır ise Şahin ikinci el fiyatlarına +10.000 koyarlar. Buradan Hollanda’ya tek depoda gitti diye de ilan açarlar.

Yazının Devamını Oku

Mesut ol Mesude

Sizinle bu hafta, Ankara’da yaşayan Mesude’nin filmlere konu olabilecek türden hikâyesini paylaşmak istiyorum.

 

Mesude’den, Başkent’in sokak hâllerini takipçileriyle paylaşan @everyday_ankara’nın tweet’leriyle haberdar oldum. Mesude, @everyday_ankara’nın halası. 1974’te, Kayseri’nin Bünyan ilçesinde doğmuş. Şimdiye dek bir kez gitsem de, uzun yıllar kafa kâğıdımın ‘nüfusa kayıtlı olduğu ilçe’ kısmında ‘Bünyan’ yazması hasebiyle hemşehrim.
Şu an Mamak-Hüseyingazi’de yaşayan, nevi şahsına münhasır Mesude’nin renkli özelliklerinden biri, durup dururken, 1993 yılında yaşadığı bir cenazede yediği yemekten, 2001 yılında kuzeninin düğününde kimin ne giydiğine kadar her şeyi hatırlaması. “Babaannem hamile iken karnını sandığa vurduğunu, Mesude’nin bu nedenle zihinsel engelli olduğunu söylüyor. Yine babaannemin anlattığına göre 70’lerin sonunda 3 farklı doktora muayene olmuş, doktorlar beynin gelişmediğini söylemiş” diyor @everyday_ankara.

Köyde yaşadıkları dönemde sabahtan akşama kadar damda gelen geçeni izler, saatlerce kasetçalarından türkü dinler, dans edermiş Mesude. Yüzük, küpe, kolye delisiymiş o zamanlar. Yine öyleymiş ancak eskisi kadar abartmıyormuş. Takıp takıştırma konusunda Barış Manço’ya benzetirlermiş eskiden...

500 FOTOĞRAFLIK ALBÜM

Daha önce köyde neşeyle yaşayan Mesude, Ankara’ya geldikten sonra durulmuş. Sabahtan akşama kadar evde oturmak, onun bir anlamda yaşam enerjisini söndürmüş. Bu dönemde yeni bir alışkanlık edinen Mesude, vesikalık fotoğraf toplamaya başlamış. Ziyarete gelenlerin, komşuların, eş dostun, akrabaların vesikalık fotoğraf vermesiyle geçen dokuz senenin ardından, Mesude’nin 500’e yakın vesikalıktan oluşan bir fotoğraf albümü olmuş.

Yazının Devamını Oku

Ankara’yı avucumun içi gibi bilirim

Malum, en çok İstanbul’a dönüşü sevilen, sıkıcı ve gri bulunan, denizi yok diye hor görülen Ankara’da, şehrimize hasret kaldık.



Normal hayatımızdaki basit anlardan aniden öyle uzaklaştık ki, bazen aklıma şehirdeki sevdiğim yerler düşüyor. Canım Ankara Kalesi’ndeki dükkânları gezmeyi çekiyor. Oğlumu Ahlatlıbel’e, Gölbaşı’na, Kuğulupark’a götürmek, ailemle birlikte Altınköy’de kahvaltı yapmak istiyorum. Evde olsak da aynı, hatta belki daha fazla gündelik telaş içindeyken sanki beynimde bir dolap kapağı açılıyor ve mekânlar, anılar yere saçılıyor...



Hâl böyleyken bir sosyal medya hesabı keşfettim. Ankara Yapılacaklar Listesi, namıdiğer @Yapilacaklar06. Instagram ve Twitter’dan takip edebileceğiniz hesap, yukarıda bahsettiğim mekân ve anı dolaplarının kapağını açıyor. Kentin renklerini kentliye hatırlatıyor, bilmeyenlere tanıtıyor. İşte, Vizontele filminden hatırladığımız “Ankara’yı diyorum, avucumun içi gibi bilirim” repliğiyle sosyal medyada arzıendam eden @Yapilacaklar06’nın listesinden bazı maddeler:

Yazının Devamını Oku

Maskeli dolmuş galaksi yolcusu

Birçok kişi hatırlayacaktır. Ankara’da bir dolmuş şoförü, yaklaşık bir ay önce koronavirüse dikkat çekmek amacıyla dolmuşuna maske takmıştı. O dolmuş, dijital kolaj çalışmalarıyla sosyal medyada arzıendam eden @effectifu’nun elinde galaksi yolculuğuna çıktı.

@effectifu çalışmasını Led Zeppelin’in ‘Stairway to Heaven’ şarkısına göndermede bulunarak, “Stairway to Ulus... photo: @yekbaskan” notuyla paylaştı. Alternatif Ankara hayatının izini süren @lavarlaa’nın da Instagram hesabında yer verdiği tasarıma şu yorumlar geldi:
@lyl.glr Yakında vizyonda.
@gokhanbulut85 Led Zeppelin&Ulus/Telsizler.
@gzm_by Tabi ki Ege dolmuşu.
@i.syluu İstikrarlı hayat hakikattir.
@aucengz Jimmy Page sürüyor sanırım dolmuşu.

Yazının Devamını Oku

Ankara hasreti kentliyi sardı

Tık Sokağı’nda bu hafta özlem var. Kentli, sokaklarda avare avare dolaşmayı, bir tanıdığına rastlamayı, Cebeci’den Kızılay’a yürümeyi, yokuşları, hatta akşamları mavili, morlu ışıklarını yakan dolmuşları bile özlüyor.

İşte ‘evde kal’an kentlinin kaleminden, Ankara hasreti tweet’leri:
@ankaramesken Ankara’da son kez dışarıda sevdiğimiz insanlarla bir şeyler yaptık ve bunun hiç farkında değildik.
@bozpek Karantina öncesine dair en çok özlediğim şey, akşamüstü Ayrancı sokaklarında avare avare dolaşırken bir tanıdığa rastlamak. İnsan bir tanıdığa rastlamayı da özlüyormuş demek.
@eydacos Ankara’da, ortalama bir nisan ayında hava asla bugünkü kadar güneşli ve pamuk gibi yumuşacık olmuyor. Gözlerim dolu dolu camdan kafamı uzatıyorum...
@Gl30059510 #koronabittigizaman insanlara çarpa çarpa Kızılay’da yürüyüp dershaneye yetişmeye çalışacağım. Ah Kızılay’ım, benim üzümlü kekim seni o kadar özledim ki.
@ilkos_photos “Tunalı” nasıl acaba? Bi derdi var mı hali keyfi nasıl?

YOKUŞA BİLE ÖZLEM VAR

@zynpnura

Yazının Devamını Oku

Covbusters*

İçinde bulunduğumuz süreçte sağlık çalışanları çok kıymetli ve özverili bir mücadele veriyor. Ne yapsak, nasıl teşekkür etsek eksik kalır... Mücadelelerinin karşılığı olamaz fakat geçen hafta ufak bir teşekkür olarak sağlık çalışanlarını sayfalarımızda misafir etmeye başlamıştık. Bu hafta da devam ediyoruz. İşte, Ankaralı sağlık çalışanlarının zorlu mücadelesinden umut dolu kareler ve satırlar:

*Koronavirüs avcıları

@drmucahitkaya Plastik Cerrahi ekibi pandemi polikliniğinde, korunmak önemli :) #evdekaltürkiye #pandemi #plastikcerrahiankara

@semraaart Evde kal Türkiye.

Yazının Devamını Oku

#BirlikteBaşaracağız

Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, geçtiğimiz günlerde sosyal medyadan bir çağrıda bulundu.

“Kıymetli evlatlarım, Bu süreçte evde sıkılmadan vakit geçirmeniz ve kendinizi daha çok geliştirmeniz için yanınızda olacağız” diyen @mansuryavas06, “Peki sizce neler yapabiliriz” diye sordu. @mansuryavas06, saat 04.55’te yaptığı paylaşımda, “Bunu en iyi siz bilirsiniz diye düşündük. Belirteceğiniz fikirler, Başkent Mobil uygulamamızda anket olarak sunulacaktır” derken, paylaşıma fikirden çok övgü geldi. İşte Başkentlilerin sevgi dolu yorumlarından bazıları:
@yurtsuzakinci Başkanım Spotify’dan müzik listesi paylaşırsanız sizinle ortak şarkılar dinleme zevkine erişiriz.
@amonhutep69 Sabahın saat 5’i olmuş Başkan ne yapabiliriz diye vatandaşına soruyor Allah başımızdan eksik etmesin sizi sağlık ve sıhhatinizi istiyoruz başkan.
@pickleylul Başkanım uyumadınız bizi mi düşündünüz? Keşke size sarılabilsem...
@Alev_rheyma Hitabın güzelliğine bakın, ’kıymetli evlatlarım.’


Yazının Devamını Oku

Tabanvay özlemi

Bu hafta evden, yarısı benim olan üçlü koltuktan sesleniyorum.

Diğer yarısında eşim @babamuzisyen şarkılarını düzenliyor, ayrı kaldığı öğrencileri için hazırladığı videoları montajlıyor, online dersler yapıyor. Evin içinde kâh flüt, kâh gitar sesi yankılandığı için şanslıyım. Perdeler sonuna kadar açık. Hemen karşımızdaki çam ağaçlarının dibinde, mahallenin gürbüz kedileri oynaşıyor. Güvercinler, pencerenin önüne onlar için hazırladığım açık büfeden nasiplenirken, kedi evladımız Maske onları izlemekte. İnsan evladımız Ege ise derin bir öğle uykusunun kollarında. Hepimiz evdeyiz.
“Bu şehirde hayat yok” diyenlere tepki olarak doğan ve “Var la” cevabını veren @lavarlaa bile geçtiğimiz günlerde yaptığı paylaşımla, “Ankara’da Hayat Yok! #EvdeKal” çağrısında bulundu. “Birçoğumuz uzun süredir evlerimizdeyiz. Merak ediyoruz, dışarıda en çok ne yapmayı özlediniz” diye soran @lavarlaa’ya kentliden çok sayıda yanıt geldi. En çok doya doya yürümeyi özleyen Ankaralıların cevapları şunlar oldu:

KURTULUŞ PARKI’NDA MOLA

@Furkan__Kilinc Geceleri Kuğulu Park’ta vakit geçirmeyi.
@mertcebirsey Baharın o güzel günlerinde Dikimevi’nden Kızılay’a yürümek ve Kurtuluş Parkı’nda mola vermek.
@dogantoktamiss Yürümeyi.

Yazının Devamını Oku