Sigorta ve BES’te dengeler değişecek

Kamu sigorta şirketlerinin Varlık Fonu çatısı altında birleşmesi sekiz ay gibi kısa sürede tamamlandı. Sigorta şirketleri Türkiye Sigorta Anonim Şirketi adı altında, emeklilik ve hayat şirketleri ise Türkiye Hayat ve Emeklilik Anonim Şirketi adı altında birleştiler. Peki, hem sigorta hem de BES pazarında dengeler nasıl değişecek?

KAMU sigorta şirketlerinin Türkiye Varlık Fonu (TVF) çatısı altında birleşme süreci tamamlandı ve bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın katılımı ile düzenlenecek toplantıda kamuoyuna açıklanacak. 2019’un aralık ayında kamu bankalarının sahibi olduğu sigorta şirketleri Güneş Sigorta, Halk Sigorta, Ziraat Sigorta ile hayat ve emeklilikte faaliyet gösteren Vakıf Emeklilik ve Hayat, Halk Hayat ve Emeklilik, Ziraat Hayat ve Emeklilik’in TVF çatısı altında birleştirilmesine karar verildi. Buna göre TVF’nin altında biri sigortada, diğeri hayat ve emeklilik olmak üzere iki ayrı şirket kurulacaktı. Bu yılın nisan ayında, TVF Finansal Yatırımlar, kamuya ait altı şirketi 6.54 milyar liraya satın aldı; ardından birleşme sürecini başlattı.

PAZARDA HÂKİM KONUMDALAR

İlk olarak da Ziraat Sigorta ve Halk Sigorta, Güneş Sigorta bünyesinde birleşti; Güneş Sigorta’nın ismi de Türkiye Sigorta Anonim Şirketi olarak değişti. Ardından da kamuya ait hayat ve emeklilik şirketlerinin birleşmesine geçildi ve 24 Ağustos tarihi itibariyle Halk Hayat ve Emeklilik, Vakıf Emeklilik ve Hayat, Ziraat Hayat ve Emeklilik; Türkiye Hayat ve Emeklilik Anonim Şirketi adı altında birleşti.

Böylece sekiz ay gibi kısa bir sürede kamuya ait sigorta ve emeklilik şirketlerinin birleşmesi tamamlandı. TVF çatısı altında Türkiye Sigorta Anonim Şirketi ve Türkiye Hayat ve Emeklilik Anonim Şirketi olmak üzere iki ayrı şirket kuruldu. Bundan sonra artık Güneş Sigorta, Halk Sigorta, Ziraat Sigorta, Vakıf Emeklilik ve Hayat, Halk Hayat ve Emeklilik, Ziraat Hayat ve Emeklilik olmayacak; sigorta, hayat ve emeklilik pazarında kamu, yola iki ayrı şirketle devam edecek. Birleşmeler sonrası ise gerek sigorta pazarında gerekse Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve hayat pazarında tüm dengeler değişecek. Birleşme öncesi kamu sigorta şirketleri kendi alanlarında ilk 10 şirket arasında yer alırken, birleşme sonrası kamu hem sigortada hem de BES’te pazarın hakimi konumuna geldi.

Sigorta ve BES’te dengeler değişecek
Sigorta ve BES’te dengeler değişecek
Sigorta ve BES’te dengeler değişecek

TÜRKİYE SİGORTA LİDERLİĞE OTURUYOR

TÜRKİYE Sigorta Anonim Şirketi, sigorta pazarında dengeleri nasıl değiştirecek? Birleşme sonrası kurulan Türkiye Sigorta Anonim Şirketi, sigorta pazarında ilk sıraya yerleşiyor. Türkiye Sigorta Birliği’nin yeni açıkladığı, 2020’nin Ocak-Temmuz dönemi verilerine göre; Güneş Sigorta, 2,2 milyar lira prim üretimi yüzde 5.77 pazar payı ile 62 şirket arasında 5. sırada, Ziraat Sigorta 1.9 milyar prim üretimi yüzde 5.14 pazar payı ile 6. sırada, Halk Sigorta ise bir milyar lira üretim, yüzde 2.18 pay ile 12. sırada yer alıyor. Bu üç şirketin birleşmesi ile kurulan Türkiye Sigorta Anonim Şirketi, temmuz ayı verileri ile 5.2 milyar lira prim üretimi, yüzde 13.72 pay ile sigorta pazarında ilk sıraya yerleşiyor. Daha açık bir anlatımla, sigortacılıkta bir dev doğuyor ve kamu, sigorta pazarının hakimi konumuna geliyor. Özellikle de ticari ve sınai sigortalarda, devlet destekli tarım sigortasında ve mühendislik sigortalarında pazarı domine edecek konuma geliyor.

Sigorta ve BES’te dengeler değişecek

EMEKLİLİK FONLARININ YÜZDE 28’İNİ YÖNETECEK
TÜRKİYE Hayat ve Emeklilik de pazarda ilk sıraya yerleşerek, BES ile hayat sigortalarında dengeleri değiştirecek. Emeklilik Gözetim Merkezi’nin (EGM) açıkladığı 21 Ağustos tarihli verilere göre; pazarda faaliyet gösteren 18 emeklilik ve hayat şirketi arasında BES fon büyüklüğü açısından Vakıf Emeklilik ve Hayat 10.7 milyar lira ile 5. sırada, Ziraat Hayat ve Emeklilik 6 milyar lira ile 6. sırada, Halk Hayat ve Emeklilik de 6 milyar liralık fon büyüklüğü ile 7. sırada bulunuyor. Birleşme sonrası Türkiye Hayat ve Emeklilik 1.8 milyon katılımcı sayısı ve 22.8 milyar lira fon büyüklüğü ile katılımcı sayısı açısından pazarda ilk sıraya, fon büyüklüğünde ise ikinci sıraya yerleşiyor. Buna göre de BES’te katılımcı sayısının yüzde 28’i, fon toplamının da yüzde 18.3’ü Türkiye Hayat ve Emeklilik’e ait. Tüm çalışanların BES’e girişine imkan sağlayan otomatik BES’te ise durum biraz daha farklı. Otomatik BES’te pazarın ilk üç şirketi sırayla Ziraat Hayat ve Emeklilik, Halk Hayat ve Emeklilik, Vakıf Emeklilik. Bu durumda Türkiye Hayat ve Emeklilik 5.7 milyar lira fon büyüklüğü ve 2.3 milyon çalışan sayısı ile otomatik BES’te ilk sıraya oturmakla kalmıyor; fon büyüklüğünün yüzde 56.70’ine, çalışan sayısının da yüzde 36.72’sini yönetmiş oluyor.

Birleşme ile Türkiye Hayat ve Emeklilik, hayat sigortaları pazarında 2.6 milyar lira üretim ile ilk sıraya oturuyor ve pazarın yüzde 30’una hakim oluyor.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Çift maaş alabilirsiniz

Soru: Bağ-Kur’lu baba 1991 yılında, anne 2006 yılında vefat etti. SSK’lı eş, 2020 yılında vefat etti. Bu durumda ablam anne ya da babadan dolayı, hem de eşten dolayı maaş alabilir mi? Kerim T.

Cevap: SSK’lı eşin 1.10.2008 sonrası vefatı, Bağ-Kur’lu anne ve babanın ise 1.10.2008 tarihinden önce vefatı halinde ablanız her iki aylığı birden alabilir.

60 YAŞINI DOLDURMALISINIZ

Soru: 2002 de Bağ-Kur girişim var. Bir kısım prim ödeyip gerisini ödemedim. 2012’de kapanış verdim, prim günlerim silindi. 10 yılık prim günlerimi şimdi alma şansım var mı? Yücel A.

Cevap: Yaşınızı belirtmemişsiniz. Yaşı doldurmasına rağmen prim gün sayısı ve çalışma yılı nedeniyle emekli olamayıp maaş alamayanlar ödedikleri primleri toplu olarak alabilir. Bunun için 60 yaşını doldurmanız gerekiyor. Bu yaştan sonra prim iadesi alabilirsiniz.

TEKNOKENT ÇALIŞANI DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI ALIR

Soru: Teknokent’te çalışmaktayım. Maaşı net almaktayım. Brüt maaşımızın SGK’da normale göre düşük gözükmesi ileride emekli olduğumuzda daha düşük emekli maaşı almamıza neden olabilir mi? Necmettin A.

Cevap: Teknokentlerde çalışanların ücretlerinden vergi kesintisi yapılmadığından, prime esas kazançları, diğer çalışanlara göre düşük oluyor. Bu da ileride alacağınız emekli aylığını etkileyecek ve diğer çalışanlardan daha düşük emekli aylığı alacaksınız.

ÜCRETSİZ İZİN DESTEĞİ ALANIN PRİMİ ÖDENMEZ

Yazının Devamını Oku

Emeklilikte yüksek maaş almak isteyenlere öneriler

O kuyumculardan çokça soru aldığım konuların başında, emeklilikte nasıl yüksek maaş alınacağı geliyor. Emekliliğine uzun süre olan da, kısa süre olan da ‘emeklilikte yüksek maaş almak için ne yapmalıyım?’ diye soruyor. Emekliliğine birkaç yıl kalanlarda bu merak daha da fazla. Tabi, bir de en çok, ‘emeklilikte ne kadar maaş alırım’ sorusuyla karşılaşıyorum.

Emeklilikte yüksek maaş almanın formülü var mı; var. Ancak emeklilikte ne kadar maaş alınacağının net cevabı yok. Çünkü bu, kişinin memur olarak mı, işçi statüsünde mi, Bağ-Kurlu olarak mı çalıştığına, ilk işe başlama tarihine, yaşına, ödediği prim gününe, çalışırken ödenen maaşa kadar değişkenlik gösteriyor. Elbette maaşın hesaplandığı bir formül var. Bu formül de 2000 yılı öncesi ile 2008 sonrası değişse de emekli maaşı; çalışanın ortalama aylık kazancı, yani prime esas kazanç ile aylık bağlama oranının çarpımı sonucunda bulunuyor. Enflasyon, yıllık büyüme oranı da emekli maaşını belirlemede etkin rol oynuyor.

NASIL HESAPLANIYOR?

2000 yılı ile 2008 arasındaki çalışma döneminde büyüme hızının tamamı emekli maaşında etkin olurken, 2008’den sonra büyüme hızının yüzde 30’u dikkat alınmaya başlandı. Böyle olunca da 2000 öncesi çalışmalar emekli aylığına yüksek yansırken, 2008 sonrası çalışmalar daha düşük yansıyor. Yani, 2008’den sonra aylık bağlama oranı ciddi düşürüldü, buna paralel emekli maaşları da düştü.

Tabii, emekli maaşı bağlanırken kişinin işçi mi, Bağ-Kurlu mu, memur mu; hangi statüde çalıştığına da bakılıyor. Burada kişinin son 7 yılda hangi statüde çalıştığı önemli. 2008’den sonra ilk kez sigortalı olanlarda durum değişiyor. Bu tarihten sonra sigorta olanlar için son 7 yıl kuralı geçerli değil, tüm çalışma süresine bakılarak emekli olunuyor. Burada da en fazla hangi statüde çalışılıp, prim ödenmişse emeklilik şartları da o statü üzerinden oluyor.

Anlayacağınız emekli maaşı hesaplaması zor ve karmaşık. O nedenle de, ‘maaşım ve yaşım bu, şu kadar yıl çalışıyorum, şu kadar prim günüm var, emekliliğime de şu kadar zaman var, ne kadar maaş alırım?’ sorusunun cevabı pat diye verilemez. Bu hesabı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) yapıyor. Maaşı düşük bulursanız da itiraz edip, yeniden hesaplanmasını talep etme hakkınız var.

BUNLARI YAPARSANIZ MAAŞ ARTAR

Gelelim, emeklilikte yüksek maaş almak için çalışırken neler yapılması gerektiğine. Açıkça belirteyim, emekliliğine bir-iki yıl kalmış kişiler için; hele ki, asgari ücret ve biraz üzeri maaş alınıyorsa, emeklilikte yüksek maaş almanın pek de formülü yok. Peki, ne yapılması lazım? Madde madde anlatayım.

Prime esas

Yazının Devamını Oku

İzmir’de hasar ödemeleri başladı

Bugüne kadar sigorta şirketlerine çoğu konutlardan oluşan 4 bin 500’ün üzerinde hasar ihbarı geldi. Hasarlarının bir kısmı şimdiden ödendi. İzmir depreminin yarattığı maddi kaybın 3.5 milyar lira olacağı tahmin edilirken, sigortacılar bunun 1.8 milyar lirasını karşılayacak.

SİGORTACILAR, depremin hemen ertesinde hasar tespit çalışmalarına başladı, halen de yoğun şekilde devam ediyor. Bugüne kadar depremin etkilediği bölgeden sigorta şirketlerine 4 bin 500’ün üzerinde hasar ihbarı geldi. Bu ihbarların yüzde 60’ı konut sigortalarından, yüzde 28’i de esnaf ve KOBİ sigortalarından. Araç hasarı az. İlginçtir, tekne hasarı, araç hasarından fazla. Bugüne kadar gelen hasarların sigortaya maliyeti ise 120 milyon lira civarında.

10 BİN HASAR BEKLENİYOR

Beklenti ise ihbarların daha da artacağı ve konut, işyeri, araç hasarları da dahil 10 bin adete yaklaşacağı yönünde. Sigortacıların İzmir depremi için ödeyeceği toplam hasar tutarı ise zorunlu deprem sigortası hariç, 750 milyon lira ile bir milyar lira arasında olacak. Bunun içine zorunlu deprem sigortasından dolayı Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK) ödeyeceği hasarı da koyarsanız –ki, bunun da 1 milyar lirayı bulması bekleniyor- toplam sigortalı hasarın bir milyar 800 milyon olacağı tahmin ediliyor. Buradan yola çıkarak, kaba bir hesapla; İzmir depreminin yarattığı maddi hasarın ya da kaybın, 3.5 milyar lirayı bulacağını söyleyebiliriz.

‘KEŞKE’ DEDİRTEN TABLO

İşte, buda, bize ‘keşke’ dedirten tablo. Keşke işyerlerinin, konutların, araçların tamamı sigortalı olsaydı, konutların yüzde 57’si değil de yüzde 100’ü zorunlu deprem sigortalı olsaydı da oluşan toplam maddi hasarın tamamını, yani 3.5 milyar lirayı sigorta sistemi ödeseydi. Kamu da, sadece depremde sosyal yardımlara kaynak ayırsaydı. Gerçi biz bu ‘keşke’yi Elazığ depreminde de söylemiştik, şimdi İzmir depreminde söylüyoruz, umarım bundan sonra da söylemeye devam etmeyiz.

Peki, İzmir depreminde sigortası olanlar hasarlarını ne zaman alacaklar? Depremin üzerinden bir hafta geçmeden, ona buna bakmadan, kimi hasarlar ödendi bile. DASK, depremin üçüncü günü, yıkılan binalardaki konutlara ödemeyi yaptı. Sigortacılarla yaptım konuşmalara istinaden söylüyorum; İzmir’de, hasarların ödenmesi öyle bir ayı falan bile bulmayacak.

KONUT SAHİPLERİ POLİÇELERİNİ KONTROL ETSİN

DEPREM bölgesinde bazı konutların sigortası olmasına rağmen sigortaların deprem hasarını karşılamadığı yönünde bazı duyumlar alıyorum. Araştırdım; doğruluk payı var. Konut paket poliçesi yapılmış, ancak primi düşük olsun diye sigortanın içine deprem ve depremin neden olduğu zararlar eklenmemiş; sadece yangın, su basması, hırsızlık zararlarının kapsayan poliçeler alınmış. 300-350 liralık bir poliçede, deprem teminatını alınmazsa fiyat 230 liralara düşüyor. İşte, kimi sigortalılar bu 120 lirayı ödememek için deprem teminatı almamış. Bankalardan yapılan poliçelerde böyle bir sorun yok, ama diğer poliçelerin bazıları depremin neden olduğu zararları kapsamıyor. Tavsiyem, sigortalı olup da depremde konutu zarar görenler poliçelerini kontrol etsin; zarar görmeyen sigortalılar da eğer eksikse, deprem teminatını ekletsin.

Yazının Devamını Oku

Sosyal güvenlikte yapılandırmadan kimler, nasıl yararlanacak?

Günlerdir, okuyuculardan, ‘sigorta primlerine af geliyormuş, bizi de kapsıyor mu, nasıl yararlanacağız?’ çokça soru alıyorum.

Bağ-Kur’lusu da soruyor, isteğe bağlı sigorta yaptıranlar da, işverenler de, ev hizmetlerinde çalışan da;  soruyor.

Doğru; bir af var, aslında af değil de yeniden yapılandırma dersek daha doğru olur. Meclis’te görüşülen istihdam teşviklerini içeren kanun teklifine yeni bir madde eklenerek, vergi borçlarından sosyal güvenlik primlerine; idari para ve gecikme cezalarına kadar çok geniş alanda yapılandırma imkanı tanındı. Kanun tasarısı Meclis’te görüşülüyor, eli kulağında önümüzdeki günlerde çıkar. Bu kapsamda da Bağ-Kur’lusundan, işçi statüsünde çalışana, genel sağlık sigortası kapsamında prim borcu olanlara kadar birçok kesimin sosyal güvenlik borçları yeniden yapılandırılacak. Peki, kimler bu imkandan yararlanacak, yapılandırma nasıl olacak? Madde madde hepsini anlatayım.

36 AY TAKSİT İMKÂNI

Önce, yapılandırma kapsamına hangi borçlar girecek, ondan başlayayım. Kanun yasalaşırsa, tüm sosyal güvenlik primleri, emeklilik keseneği, işsizlik sigortası prim, sosyal güvenlik destek prim, isteğe bağlı sigortalıların ödedikleri primler, Bağ-Kur’luların durdurulan sigortalılık sürelerine ilişkin primler ve genel sağlık sigortası primleri ile bunlara bağlı gecikme cezası, gecikme zammı yeniden yapılandırılacak. Özetle, SGK’ya tüm borcu olanlar bu borçlarını yeniden yapılandırarak, haklarını geri alabilecekler ki, buna devletin sunduğu sağlık sigortasına olan prim borçları da dahil. Bu kapsamda, yaklaşık 1.2 milyon kişi, sadece sosyal güvenlik sistemine yönelik borçlarından dolayı yapılandırmadan yararlanacak.

Gelelim, yapılandırmanın nasıl olacağına. Yapılandırmada milat, 31 Ağustos 2020 tarihi. Bu tarihe kadar olan borçlar yapılandırma kapsamında olacak. Borçlarını yapılandırmak isteyenler, kanun çıktıktan sonra, yılsonuna kadar başvurarak, yapılandırma yapacak. Bu durumda kişilere iki seçenek sunulacak; biri peşin ödeme, diğeri borcunu taksitlendirme imkanı. Borcunuzu, 2021’nin şubat ayına kadar peşin ödemeyi tercih ederseniz asıl borcunuzun, yani anaparanın, tamamını yatırmanız halinde gecikme faizi ve cezaların yüzde 90’ını silinecek. Borcunuzun tamamını 2021’nin nisan ayına kadar öderseniz gecikme faizi ve cezaların yüzde 50’si silinecek.

Borcunuzu taksitlendirmek isterseniz yıl sonuna kadar yapılandırmak için başvuracaksınız ve 6, 9, 12 ve 18 ay taksit imkanından yararlanacaksınız. Taksitler ise 2 ayda bir ödenecek. Böylece 12 aylık taksiti seçenler, iki ayda bir ödeneceğinden, borcunu, 24 ayda ödemiş olacak. 18 ayı tercih edenler 36 ayda borcunu ödeyecek. Tabi, taksit seçeneğinden yararlanılırsa ana borcun üzerine enflasyon farkı eklenecek. Yani, taksitle ödemenin bir maliyeti olacak. Yapılandırma yapanların ilk taksit ödemesi de 2021’nin şubat ayında başlayacak. Şunu da belirteyim, borçlarını yapılandırmak isteyenlerin dava yoluna gitmemeleri, geçmişte açılan davalar varsa da bunlardan da vazgeçmeleri gerekecek.

BAĞ-KUR’LUYA MÜJDE!

Yasada, kendi adına çalışanlar, yani Bağ-Kur’lular ile de ilgili düzenleme yer alıyor. Meclis’te görüşülen tasarı yasalaştıktan sonra iki ay içinde borcu olan Bağ-Kur’luların, borçlarını ödemeleri ya da yapılandırmaları gerekiyor. Ödenmez ve yapılandırma yapılmazsa ne olacak? O zaman sigortalılıkları durdurulacak, borçlu oldukları dönem sigortalılıktan, yani emeklilik hesabından sayılmayacak. Çalışan Bağ-Kur’luların 1 Kasım 2020 tarihinden itibaren sigortalılıkları yeniden başlatılacak. Daha önce sigortalılık süreleri durdurulmuş olan Bağ-Kur’lular ve hak sahipleri, yasa çıktıktan sonra iki ay içinde borçlarını ödemeleri halinde sigortalılık süreleri durdurulmamış sayılacak ve emeklilik hesabına katılabilecek. 

Yazının Devamını Oku

Prim iadesi yetim aylığını etkilemez

Soru: 1963 doğumluyum. 1985 tarihinde 4/A’lı, ilk işe girişim var. Toplam 4542 prim gün sayım var. Çalışmadığım için emekli olamıyorum. Prim iadesinden yararlanabilir miyim? İade alırsam annemden, babamdan aldığım ölüm aylığı kesilir mi? Dilek A.

Cevap: Prim iadesi hakkından yararlanabilmek için emeklilik yaşını doldurmak gerekiyor, bu da kadınlar için 58. 58 yaşını doldurduğunuzda SGK’dan primlerinizi iade alabilirsiniz. Sadece çalışandan kesilen primler iade edilir; işveren payı ve İşsizlik Sigortası Fonu için kesilen iade konusu olmaz. Prim iadesi aldığınızda yetim aylığınız kesilmez.

ÇİFT MAAŞ HAKKINIZ VAR

Soru: Annemin babasının vefat tarihi 2000, SSK emeklisi. Benim babamın vefat tarihi ise 2019, Bağ-Kur emeklisi. Bu durumda annem her iki emekli maaşını da alabilir mi? Ulvi B.

Cevap: Annenizin eşinin vefatı 2008 sonrası olduğu ve babasının vefatı da 2008 öncesi olduğu için her iki emekli maaşını da alabilir.

58 YAŞINDA EMEKLİ OLABİLİRSİNİZ

Soru: 1967 doğumluyum. 1987’de Bağ-Kurlu olarak işe başladım, 705 gün prim günüm var. Sonrasında sigortalı olarak çalışmaya başladım, 2.199 prim günüm var. Şu anda İstanbul’da çeşitli ailelerin evlerinde temizlik işleri ile kayıt dışı olarak çalışıyorum. Ne zaman emekli olabilirim? Necmiye K.

Yazının Devamını Oku

Sigortalı hasar 1.5 milyar lirayı geçecek

İzmir’de meydana gelen deprem ve hemen ardından yaşanan tsunamide sigortalı kaybın 1.5 milyar lirayı geçeceği tahmin ediliyor. Tsunami, Türkiye sigortacıları için bir ilk. Peki, tsunami sigorta kapsamında mı? Zorunlu deprem sigortası tüm hasarı karşılayacak mı? İşte deprem ve tsunami konusunda tüm merak edilenler.

İzmir’de meydana gelen deprem ve depremin hemen ardından Seferihisar ilçesinde yaşanan tsunami, başta konutlar olmak üzere işyerlerinde, araçlarda, teknelerde ciddi zarara neden oldu. Depremde onlarca bina yıkılırken, yüzlerce araç kullanılamaz hale geldi; işyerleri, depremin ve tsunaminin etkisiyle ya yıkıldı ya da sular altında kaldı. Arama kurtarma çalışmaları bittikten sonra detaylı hasar tespit çalışmaları başlayacak -ki, şimdiden hasarlı binalara yönelik hasar tespit çalışmaları devam ediyor- ve gözler sigortaya çevrilecek.
Kafalarda, çokça soru var; ‘tsunami sigorta kapsamında mı?’, ‘zorunlu deprem sigortası tüm hasarı karşılar mı?’, ‘kasko sigortası deprem ve tsunami zararını karşılıyor mu?’, ‘kaskosu olmayanlar zararını nereden alacak’ gibi. Şimdiden, zorunlu deprem sigortasının dışında sigorta şirketlerine 2 binin üzerinde hasar ihbarı geldi.



SİGORTALILIK YÜZDE 25’LERDE

Sigortacılarla konuştum. Kafalardaki tüm sorulara açıklık getirmeye çalışayım. Öncelikle şunu belirteyim, Türkiye’de ilk defa tsunami yaşanıyor ve sigortacılar da ilk defa tsunami hasarı ile karşı karşıya kalıyor. Sigorta poliçelerinin kapsamı içinde tsunami hasarı var mı? Çoğunluğunda var, ancak bu teminat, birçok sigorta teminatı ile birlikte verildi ve açıkçası, ‘pek olmaz ama hadi bu da içinde bulunsun’ diye verildi. Ama oldu ve konutlara, işyerlerine, araçlara, teknelere de ciddi zarar verdi.

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışma, ücretsiz izin desteği uzadı. Kimler yararlanacak?

Kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin desteği ve çalışanı işten çıkarma yasağı uzatıldı. Uzatılır uzatılmaz da okuyuculardan sorular gelmeye başladı. Kimileri, kısa çalışma ödeneğine yeni başvuru yapılıp yapılamayacağını soruyor, kimileri de ücretsiz izne ayrılanların destekten yararlanıp yararlanamayacağını merak ediyor. Tüm sorulara açıklık getireyim.

Koronavirüs önlemleri kapsamında mart ayının sonlarında hem çalışanları hem de işverenleri desteklemek için çalışanlara kısa çalışma ödeneği ödenmeye başladı. Kısa çalışma ödemesinin süresi ise 3 aydı ve haziran sonunda bitti. Ancak salgın nedeniyle 31 Ekim tarihine kadar birkaç defa süreme uzatımı yapıldı. Dün yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile kısa çalışma ödeneğine bir düzenleme daha geldi ve 31 Aralık tarihine uzatıldı. Son durumda, çalışanlar, bu yılın sonuna kadar kısa çalışma ödeneği alabilecek. Peki, kimler bu uzatımdan yararlanacak?

YENİ BAŞVURU YAPILMAYACAK

Aslında, haziran ayında normalleşmeye geçiş ile birlikte işverenlere verilen destekler de farklılaştı. Bu kapsamda, 30 Haziran’a kadar kısa çalışma başvurusunda bulunmuş olanlar kısa çalışma ödeneği almaya devam edecek. İşyerleri, kısa çalışma ödeneğinden bir daha yararlanmak için yeni başvuru yapmayacak, uygunluk tespitine girmeyecek. Daha önce kısa çalışma ödeneği alan işyerleri, aynı çalışanlar için yine aynı şartlarda aralık sonuna kadar kısa çalışma ödeneği almaya devam edebilecek. Buna göre de kısa çalışma ödeneğine yeni başvuru olmayacak, 30 Haziran’a kadar başvurmuş olanlar için ödeme yapılmaya devam edilecek.

Ancak, dediğim gibi, haziran ayında normalleşme ile birlikte kısa çalışmanın yerine normalleşme desteği getirildi. Özel sektör işyerlerinde kısa çalışma ödeneğinden yararlananlar ile bu süreçte işvereni tarafından ücretsiz izne çıkartılıp da nakdi ücret desteği alanlar; çalıştıkları işyerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönmeleri halinde, prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigortalı ve işveren paylarının tamamı 3 ay boyunca İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanıyor. Kısa çalışma ödeneği alanlar için sigortalının kısa çalışma ödeneği aldığı aylık ortalama gün sayısı kadar primi devlet karşılıyor. Nakdi ücret desteğinden yararlandırılanlar içinse prim desteği, nakdi ücret desteği aldıkları aylık ortalama gün sayısını geçmeyecek. Buna göre de asgari ücretli bir çalışan için yararlanılacak en yüksek destek tutarı 956 lira. Bu destek, 2020’nin Aralık sonuna kadar devam edecek.

Ancak Meclis’te görüşülen yeni istihdam paketi kapsamında normalleşme desteği 2021’nin Haziran ayına kadar uzayacak. Yani, kısa çalışmadan çıkıp, normal çalışmaya dönen işyerleri, gelecek yılın haziran ayına kadar desteklenecek.
Şunu da belirteyim, Meclis’te görüşmeleri süren ve istihdam teşviklerini kapsayan kanun tasarısı ile Cumhurbaşkanı’na, kısa çalışma ödeneğini, 30 Haziran 2021’e kadar uzatma yetkisi de veriliyor.

ÜCRETSİZ İZİN 17 OCAK’A UZADI

Gelelim, nakdi ücret desteğine. Burada durum biraz daha farklı Nisan ayından bu yana ücretsiz izne çıkartılan, işvereni tarafından işten çıkartılıp da işsizlik ödeneği alamayanlara ücretsiz izinde oldukları ve işsiz kaldıkları süre içinde günlük 39.24 lira, aylık da 1.177 lira nakit ücret desteği ödeniyor. Son olarak eylül ayında alınan kararla işverene, çalışanını işten çıkarma yasağı -bir başka adıyla sözleşme fesih yasağı- ve işverenin işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne çıkarma hakkı uzatılmış, bu kapsamda da nakdi ücret desteği de 17 Kasım tarihine kadar uzatılmıştı.

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışma ödeneği 2 ay daha uzadı

Soru: Yeni yasa ile kısa çalışma ödeneği 2021’nin haziran ayına kadar uzayacak mı? Nakdi ücret desteğinde de süre uzatımı yapılacak mı? Bulut N.

Cevap: Meclis’te görüşmeleri süren yasa tasarısında kısa çalışma ödeneğinin 2021’nin haziran ayına kadar uzatılması yönünde bir madde var. Ancak, yeni yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile kısa çalışma ödeneği 2 ay daha uzatıldı ve 31 Aralık’a kadar çalışanlar kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilecek. Aynı şekilde ücretsiz izne ayrılanlara ödenen nakdi ücret desteği de 2 ay daha uzatıldı.

HAKLARINIZ İÇİN HUKUKİ YOLA BAŞVURACAKSINIZ

Soru: 2017-2018 tarihinde SGK’lı çalıştığım firmada alacağım haklarımı alamadım. Ne yapmam gerekiyor? Nurullah S.

Cevap: Zaman aşımı süresi henüz dolmamış. İşveren sizi işten çıkarttıysa ve haklarınızı da ödemediyse önce resmi bir başvuru ile haklarınızı işverenden talep etmelisiniz. Bunun için hukuki yola başvuracaksınız.

EMEKLİLİK İÇİN YAŞI BEKLEYECEKSİNİZ

Soru: 14.6.1978 doğumluyum. İlk sigorta girişim 20.4.1996 tarihinde. Toplam uzun vade gün sayım 7636. Emeklilik şartlarım nedir? Murat Ö.

Cevap: Sizin durumunuzda 25 yıl çalışıp, 5825 gün prim ödeyip, 56 yaşında emekliliğe hak kazanıyorsunuz. Prim gün sayınız emeklilik için yeterli. Eğer eksiksiz çalıştıysanız çalışma yılınızı tamamlamaya da bir yılınız var. Ancak yaşınız 42. Dolayısıyla emeklilik için yaşı bekleyeceksiniz.

ÇALIŞTIĞINIZ GÜNÜN PRİMİNİ İŞVEREN YATIRMALI

Yazının Devamını Oku

10 soruda araçlarda değer kaybı tazminatı

Bir süredir, okuyuculardan, değer kaybı tazminatı ile ilgili çokça soru alıyorum. Kimileri, değer kaybı tazminatını nasıl alacağını soruyor, kimileri de tazminat alamamaktan şikayet ediyor. Konunun bu kadar gündeme gelmesi ve şikayetlerin çoğalmasının nedeni ise son aylarda, özellikle ikinci elde artan araç fiyatları. Tabi buna paralel dövizdeki artış nedeniyle hasar maliyetlerindeki artış da etken rol oynuyor.

Şunu da söylemek lazım; araçların rayiç bedeli arttıkça, alınacak değer kaybı tazminatı da yüksek oluyor. Mesela, geçen senelerde ortalama değer kaybı tazminatı olarak 2-3 bin liralar ödenirken; bugünlerde araçların rayiç bedelleri arttığı için bu rakam 5-7 bin liralara kadar çıkmış durumda. Peki, değer kaybı tazminatı nedir, nasıl alınır? Sorularla anlatayım.

HER HASARA TAZMİNAT ÖDENMEZ

1) Değer kaybı tazminatı nedir?
Kaza sonrası hasar gören araçlar hem TRAMER kayıtlarında hasarlı araç olarak geçiyor hem de onarım gördüğünden piyasa rayiç değerinde maddi kayba neden oluyor, yani değer kaybı yaşanıyor. Bu kayıp, trafik sigortasından karşılanıyor. Buna da değer kaybı tazminatı deniyor. Sigorta şirketleri, trafik sigortasından, onarım gören araçlara değer kaybı tazminatı ödüyor.

2) Her sürücü değer kaybı tazminatı alabilir mi?
Tazminattan yararlanabilmeniz için kazada kusursuz taraf olmanız gerekiyor. Kazaya neden olan kusurlu sürücüler değer kaybı tazminatı alamıyor.

3) Değer kaybı tazminatı nasıl hesaplanıyor?

Yazının Devamını Oku

10 günden az çalışan emeklilik primini kendi öder

Soru: Ev hizmetlerinde 10 günden az çalışanlar uzun vadeli yaşlılık primlerini kendileri ödeyebilirler denmekte. Bu ödeme nasıl yapılıyor ve 4/A kapsamında mı sayılıyor? Murat S.

Cevap: 10 günden az çalışanların sigortası içinde emeklilik primi ve genel sağlık sigortası primi de yoktur. Sadece iş kazası ve meslek hastalığına karşı sigorta yapılır. Kendileri isterlerse 30 gün üzerinden emeklilik ve genel sağlık sigortası için prim ödeyebilirler. Prim ödemeleriniz için SGK’ya başvurmanız gerekiyor.

GERİYE DÖNÜK BORÇLANMA YAPILMAZ
Soru: 6.5 yıl serbest avukatlık yaptım, ardından engelli kadrosundan memuriyete girdim. Serbest avukatlık yaparken Bağ-Kurumu ödememiştim. Memuriyette şu anda 3.5 yılım doldu. Engel oranım yüzde 45. Bağ-Kur’luyken engelli raporum yoktu. Bağ-Kurumu ödesem emekli olabilir miyim? Fatma G.

Cevap: Engelli durumundan emekli olabilmeniz için 20 yıl çalışıp, 4400 gün prim ödemeniz gerekiyor. Geriye dönük borçlanma hakkı İş Kanunu’nda belirlenmiştir ve bu hakların dışında geriye dönük prim borçlanması yapılmaz. Kadınlar için doğum borçlanması bu haklardan biri. Bunun dışında geri dönük borçlanma yapamazsanız.

DOĞUM VE SÜT PARASI ALABİLİRSİNİZ
Soru: Gebe çalışanım. İşyeri pandemi nedeniyle ücretsiz izne çıkardı. 32.haftama kadar 2 ay var ve bu süre zarfında nakdi destek ücretine başvuracaklarını bildirdiler. 32. hafta öncesinde de işe tekrar başlatacaklarını söylediler. Bu durumda doğum rapor parası, süt parası gibi haklarımı alabilir miyim?
Gamze T.

Cevap:

Yazının Devamını Oku

Madde madde yeni istihdam destekleri

Çalışanları ve işverenleri ilgilendiren istihdam teşviklerini kapsayan kanun tasarısı Meclis’e gönderildi. Kısa çalışma ödeneği uzuyor, işten çıkardığı çalışanını geri alana destek geliyor, 25 yaş altı ile 50 yaş üzeri olanlar süreli çalışacak. Peki, yeni desteklerden kimler, nasıl yararlanacak?

Birkaç gündür okuyuculardan, ‘yeni istihdam teşviklerinden bizim payımıza ne düşecek?’ şeklinde sorular alıyorum. Kimileri kısa çalışma ödeneğinin uzayıp uzamayacağını soruyor, kimileri ücretsiz izinde işe geri dönüp dönemeyeceğini merak ediyor. İstihdam teşviklerini içeren Kanun Tasarısı Meclis’e sunuldu. Tasarıda, salgın döneminde çalışanları ve işverenleri yakından ilgilendiren maddeler var. Bu kapsamda da hem mevcut istihdam desteklerinin süresi uzatılıyor hem de yeni teşvikler geliyor. Özellikle de yeni istihdam yaratan işverenlere önümüzdeki dönemde ciddi destek verilecek. Kanun tasarısında çalışanları ve işverenleri ilgilendiren hangi maddeler var; tasarının yasalaşması halinde kimler teşviklerden, nasıl yararlanacak madde madde anlatayım.

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ UZUYOR

* Kısa çalışma ödeneği 2021’nin Haziran ayına kadar devam edecek.

* İşten ayrılıp, işsizlik ödeneği alanların, ayrıldıkları tarihten itibaren 90 gün içinde işe girmeleri ve bir yıl boyunca kesintisiz çalışmaları halinde sigorta primleri İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacak.

* Kanun tasarısı yasalaşırsa, işten çıkardığı kişileri işe geri alan işverenlere günlük 44.15 lira, aylık 1.324 lira destek verilecek.  

* Kadın, genç ve mesleki yeterlilik belgesi olanları istihdam eden işverenlere sosyal güvenlik primi işveren payı İşsizlik Sigortası Fonun’dan karşılanıyor. En düşük teşvik tutarı ise 603 lira. Bu destek 2020’nin sonunda bitiyordu. Meclis’teki tasarı yasalaşırsa teşvik 2023 yılına uzayacak.

* 2018 yılında uygulamaya giren ilave istihdam desteği ile işverenler prim teşviklerinden yararlanıyordu. Destek 2020’nin sonunda bitiyor. Bu süre 2023 yılına uzatılacak. Aynı şekilde gelir vergisi stopaj teşviki ve damga vergisi desteği de 2023’e uzatılıyor.

* 28 Temmuz’da yayınlanan yasa ile işyerlerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönülmesi teşvik edildi. Bu kapsamda da sigortalı ve işveren paylarının tamamını 3 ay boyunca ve 2020’nin Aralık sonuna kadar devlet karşılıyor. İki ay içinde 159 bin işyeri ve 1.2 milyon çalışan, normalleşme desteğinden yararlandı. Destek süresi bu yılın sonunda bitiyor. İşte yasa tasarısı ile normalleşme desteği 2021’nin haziran ayına uzatılacak.

Yazının Devamını Oku

Unico Sigorta’da neler oluyor?

Birkaç gündür eş, dost arayıp, ‘Unico Sigorta’da neler oluyor, duyduğumuza göre el konulmuş, senin haberin var mı?’ diye soruyor. Hatta kimi sigorta acenteleri, ‘el mi konuldu, bizim de işimiz oluyor, ne yapacağız?’ diye merak ediyor.

Biraz araştırdım; durum özetle şöyle. Geçtiğimiz hafta SBK Holding Başkanı Sezgin Baran Korkmaz’ın şirket ve bireysel hesaplarına tedbir kararı konulduğu gündeme geldi. Hesaplarına tedbir kararı konulan şirketlerden biri de Heksagon Mühendislik. Heksagon da, sigorta sektöründe faaliyet gösteren Unico Sigorta’nın hissedarı. Heksagon’un şirketteki payı yüzde 79. Unico’nun yüzde 20 hissesi de Kibele B.V.’ya ait. Şunu da belirteyim, aslında, tedbir kararı konulan şirketler arasında Unico Sigorta’nın adı yok; ama şirketin hissedarı olan Heksagon’un adı geçiyor.   

2019 YILINDA SATILDI

Unico Sigorta’nın geçmişi 30 yıldan fazlaya, 1988 yılına dayanıyor. İlk olarak Commercial Union Sigorta olarak Türkiye’de kuruldu, ardından unvanı Aviva Sigorta olarak değişti. 2014’te ise Hollanda Kalkınma Bankası, Alman Kalkınma Bankası ve Londra merkezli EMF Capital Partners’in ortağı Kibele B.V.’nin sahibi oldukları United Insurance Company tarafından satın alındı ve adı da Unico Sigorta oldu. 2019’un eylül ayında ise SBK Holding’in çoğunluk hissesine sahip  Heksagon’a satıldı. Böylece SBK Holding bünyesindeki Heksagon, Unico Sigorta’nın yüzde 75 hissesine sahip oldu.

Şirketin, sigorta pazarındaki konumundan da kısaca bahsedeyim. Unico’nun, bu yılın ocak-ağustos dönemindeki toplam sigorta prim üretimi 486 milyon lira. Bu üretimle şirket, sigorta pazarından yüzde 1.13 pay alıyor. Unico’nun 2019 sonu itibariyle poliçe sayısı ise 1.3 milyondan biraz fazla.

TEDBİR KARARI KALKTI MI?

Hal böyle olunca da, ‘Unico Sigorta’da neler oluyor, bundan sonra neler olacak?’ diye soruluyor. Aslında olan bir şey yok. Sigortacılık; hem Hazine ve Maliye Bakanlığı hem de Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun yakın denetimi ve gözetimi altında. Sigorta şirketleri sürekli olarak da denetimden geçiyor. Aynı zamanda bağımsız denetim de yapılıyor. Şirketlerin yükümlülüklerini yerine getiremedikleri tespit edildiğinde, hemen müdahale ediliyor ki, uzun yıllardır böyle bir durum hiç yaşanmadı. Kaldı ki, yaşanmasına da izin verilmiyor.  Nitekim Unico Sigorta’nın, denetim raporlarını da inceledim.

Bu satırları yazarken, tek taraflı yazmamak adına, Sezgin Baran Korkmaz’ı da aradım, ‘bu hususta ne diyorsunuz?’ diye. Kısa konuştuk. Korkmaz, “Unico Sigorta’nın üzerinde tedbir kararı bulunmuyordu ama Heksagon’da vardı. Zaten tedbir kararları da kaldırıldı” dedi.

İşin hukuki boyutunu ve bundan sonraki hukuki süreci bir kenara bırakıyorum; o tarafı hukukçuların işi. Anladığım ve Korkmaz’ın anlattıklarından çıkardığım sonuca göre, Unico’nun sermayedarının hesaplarına tedbir kararı konulmuş, sonradan bu karar kaldırılmış.

Yazının Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi trafik sigortasında iptal kararı verdi, bundan sonra ne olacak?

Cuma günü Anayasa Mahkemesi, trafik sigortasının bazı maddelerini iptal etti.

Dikkat ettim, birkaç gündür, hangi maddeler iptal edildi, bunların yansıması ne olacak tam olarak anlaşılmadı. Hal böyle olunca da her kafadan ayrı ses çıkmaya başladı. Kimileri de iptal edilen maddelerin çok önemli olmadığını öne sürdü. İşin doğrusunu anlatayım.

Ama önce, Anayasa Mahkemesi, neden durduk yere böyle bir karar verdi; kısaca ona değineyim. Özetle, Anayasa Mahkemesi’ne, trafik sigortasının altı maddesinin Anayasa’nın bazı maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz başvurusu yapılmış. Mahkemede bu başvuruları inceleyip, bunların arasında 3 tanesinin iptaline karar verdi.

HANGİ MADDELER İPTAL EDİLDİ?

İptal edilen maddelerin içinde bir tanesi var ki, hem çok önemli hem de bundan sonra dengeleri değiştirecek nitelikte. İşin hukuksal boyutuna çok fazla girip, kafaları karıştırmak istemiyorum. En basit haliyle anlatayım. 2016 yılında yapılan bir düzenleme ile trafik sigortasında ödenecek tazminatların, genel şartlar ile belirlenmesine imkan tanındı. Böylece, trafik kazalarında hayatını kaybedenler için sigortadan ödenecek tazminatın hesaplanmasına ve bu hesap sonrası da yakınlarına yapılacak ödeme tutarına düzenleme getirildi. Hesaplama yönteminin ise Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılmasına hükmedildi. İşte Anayasa Mahkemesi, tazminat hesaplamasının genel şartlarla düzenlenemeyeceğini, bunun kanunla yapılması gerektiğini hükmederek, maddeyi iptal etti.

SÜRÜCÜLERİ NELER BEKLİYOR?

Şimdi birileri diyecek ki, ‘iptal edilmişse ne olmuş yani’. O iş, o kadar basit değil. 2016 yılında, bir torba kanun içine eklenen bu maddeyle, neden düzenleme yapıldı; ona bakmak lazım. Tüm sürücüler, o dönemi hatırlayacaktır. Sigorta şirketleri trafik sigortasında fiyatları neredeyse yüzde 150’lere varan oranlarda artırmışlardı. Gerekçe ise, yargı kararlarıydı. Özellikle trafik sigortasında ödenen vefat tazminatının hesaplanmasında, kanunla sınırları çizilmiş belli bir standart olmadığından mahkemeler, kişiden kişiye değişen tutarlarda tazminatlara hükmediyordu. Sigorta şirketleri de bunları ödemek durumunda kalıyordu. Hatta bu düzen -daha doğrusu düzensizlik- aracı adı verilen kişilerin türemesine bile neden olmuştu. Bu aracılar, ‘sigorta şirketi size az para öder, bana vekalet verin, dava açalım üç-dört katı tazminat alırız’ diyerek, trafik kazasında hayatını kaybedenlerin yakınlarının kapısına çalıyordu.

TAZMİNATLAR NASIL ÖDENECEK?

Sigorta şirketleri hesapta kitapta olmayan paralar ödemeye başlayınca da trafik sigortasının primlerini ciddi artırmış; bu sefer de tüketici feryat eder hale gelmişti. Kaotik ortamı bitirmek için Hazine ve Maliye Bakanlığı (o dönem Hazine Müsteşarlığıydı) devreye girdi, 2016 yılının nisan ayında çıkan torba kanun içine trafik sigortasından ödenecek tazminatların genel şartlarda öngörülen esaslara göre belirleneceği yönünde bir madde eklendi ve hesaplama yönteminin de Hazine ve Maliye Bakanlığının belirlemesine izin verildi.

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışmada kıdem tazminatı sorunu

Kısa çalışma ödeneği alan 3.5 milyon kişi, şimdilerde, çalışmadıkları sürelerin kıdem tazminatı hesaplamasında dikkate alınıp alınmayacağını merak ediyor. İş kanununda ise bu konuda bir netlik yok. İleride çalışan ile işveren arasında uyuşmazlıklar yaşanmasından endişe duyuluyor.

Kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin uygulaması uzadıkça çalışanlarda da hem endişe hem de hakları konusunda tereddütler artıyor. Koronavirüs destekleri kapsamında mart ayının sonunda çalışanları ve işverenleri desteklemek için kısa çalışma ödeneği ödenmeye başladı. Nisan ayında da işverenlere çalışanlarını ücretsiz izne çıkarma hakkı tanındı ve ücretsiz izne ayrılanlara devlet aylık 1177 destek verdi. Üst üste alınan kararlarla, nakdi ücret desteği ve ücretsiz izin uygulamasının süreleri uzatıldı.

Son duruma göre kısa çalışma ödeneği 31 Ekim’e, ücretsiz izne ayrılanlara ödenen nakdi ücret desteği de 17 Kasım tarihine kadar uzatıldı. Son rakamlara göre de 3 milyon 579 bin kişiye kısa çalışma ödeneği, bir milyon 976 bin kişiye de ücretsiz izin desteği ödeniyor. Bu kişilerin büyük çoğunluğu mart ayından beri kısa çalışma kapsamında çalışıyor. Bazı çalışanlar da nisan ayından bu yana da ücretsiz izinli olarak çalışıyor.

HAK KAYBI OLUYOR

Bu süreler uzadıkça çalışanlar da hakları konusunda tereddüde düşüyor. Nitekim son günlerde okuyuculardan gelen sorulara baktığımda, en çok merak edilenlerin başında, kısa çalışma ile ücretsiz izin sürelerinin kıdem tazminatı hesaplamasında kullanılıp kullanılmayacağı geliyor. Bu konuda bir okuyucudan gelen soruyu paylaşayım; “Mayıs ayında ücretsiz izne çıkartıldım, halen de izinliyim. Ücretsiz izinde geçen süre kıdem tazminatı süreme eklenecek mi?” Okuyucularda benzer soruları sıklıkla alıyorum.

Maalesef bu soruların kesin cevapları yok. Önce kısa çalışma ödeneğinden başlayayım. Kimi işyerleri koronavirüs döneminde tamamen işini durdurdu ve çalışanlar da ona göre kısa çalışma ödeneği aldı; kimi işyerleri ise çalışma sürelerini azalttı ve çalışanlar azaltılan günler için kısa çalışma ödeneğinden yararlandı. İş kanununda kısa çalışma ödeneğinden yararlanılan sürelerin, çalışanın kıdeminde hesaba katılıp katılmayacağı konusunda bir netlik yok. Sadece dokuz yıl önce Yargıtay’ın bu konuda bir kararı var ve o karar da bu sürelerin kıdem tazminatında hesaba katılacağı yönünde. Ancak bu karar verilirken kısa çalışma ödeneğinde bu kadar uzun süreler yararlanılmamıştı.

KARARI YARGI VERECEK

Hal böyle olunca, çoğunluk görüş, kısa çalışma süresinin kıdem tazminatı hesaplamasında dikkate alınmayacağı yönünde. Bu durumda, 7 ay kısa çalışma ödeneğinden yararlanan bir çalışanın, ileride işvereni tarafından işten çıkartıldığında ya da gerekli şartları taşıyıp kendi isteği ile ayrıldığında; kıdemi 7 ay eksik hesaplanacak demektir. Malum, kıdem tazminatı, her 1 yıl için 30 günlük brüt ücret üzerinden hesaplanıyor ve bir aylık ücretin, çalışma yılı ile çarpılması sonucu belirleniyor. Kimi azınlık ise, Yargıtay’ın geçmişteki kararına bakarak, kısa çalışma süresinin tamamı için kıdem alacaklarını savunuyor. Anlaşılan o ki, işten çıkarma yasağı kalkıp, kısa çalışma ödeneği de bittikten sonra, kıdem tazminatı konusunda çalışan ile işveren arasında çıkacak uyuşmazlıklarda yargının vereceği karar belirleyici olacak. Ya da iş kanunda bu konuda bir düzenleme yapılarak, belirsizlik ortadan kalkacak.

ÜCRETSİZ İZİNLİLERİN SORUNU DAHA BÜYÜK

Yazının Devamını Oku