Bakıcı, temizlikçiye de nakit desteği

Koronavirüs salgını döneminde bakıcı, temizlikçi gibi ev hizmetlerinde çalışanlar da devlet desteğinden yararlanacak. İşvereni tarafından ücretsiz izne çıkarılanlara 1.177 lira nakdi ücret desteği verilecek. Bu imkândan sadece ev işlerinde 10 günden fazla çalışanlar faydalanacak.

Koronavirüs salgını başladığından bu yana evlerde bakıcılık ve temizlik işleri ile uğraşanlarla ilgili çokça soru alıyorum. Ev hizmetlerinde çalışanlar, ‘Bize destek var mı?’ diye merak ediyor, bu kişileri çalıştıranlar da ‘salgın nedeniyle eve kimseyi alamıyoruz, ücretsiz izin verdik, kısa çalışma ödeneğinden ya da nakit desteğinden yararlanabilir miyiz?’ diye soruyor.

Önce, ev hizmetlerinde çalışanların çalışma durumu ilgili ilgili kısa bilgi vereyim; çünkü devlet desteklerinden yararlanıp yararlanamama konusu buna bağlı. Ev hizmetlerinden çalışanların sigortalılıkları, bir ay içinde 10 günden az ve 10 günden fazla çalışma süresine göre farklı. 10 günden az çalışanlar, iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı sigortalanıyor; emeklilik primi ve genel sağlık sigortası primi yatırılmıyor. Ancak ev hizmetlerinde 10 günden fazla çalışanlar için Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) emeklilik, genel sağlık sigortası, işsizlik sigortası primi ödeniyor ve bu şekilde günlük asgari ücretin yüzde 37.5’i oranında prim yatırılıyor.

Bakıcı, temizlikçiye de nakit desteği

AYLIK 1.177 LİRA

Gelelim, salgın döneminde ev hizmetlerinde çalışanlara yönelik destek olup olmadığına. Koronavirüs önlemleri çerçevesinde 17 Nisan’da yürürlüğe giren yasa ile ev hizmetlerinde çalışanlar nakit ücret desteğinden yararlanabilecek. Bundan da sadece ev hizmetlerinde 10 günden fazla çalışanlar yararlanabilecek. Bu destek, 10 günden az çalışanları kapsamıyor. Peki, nakit desteği nasıl alınacak? Yeni düzenleme ile ücretsiz izne çıkartılanlara devlet, günlük 39.24 lira, aylık da 1.177 lira nakdi ücret desteği verecek. İşte bu destekten ev hizmetlerinde çalışanlar faydalanabilecek. Nakit desteği alabilmek için çalışan kişinin herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık aylığı almaması gerekiyor. İşverenin de çalıştırdığı kişiyi ücretsiz izne çıkartması ve ücretsiz izin süresi boyunca da hiçbir şekilde çalıştırmaması da gerekiyor.

KİMLER DESTEK ALACAK?

Yapılması gereken, ev hizmetlerinde ay içerisinde 10 günden fazla sigortalı çalıştıran işverenin, bu durum değişikliğini, ücretsiz iznin verildiği ayın sonuna kadar ‘eksik gün’ koduyla SGK İl Müdürlüklerine ya da Sosyal Güvenlik Merkezlerine bildirmesi gerekiyor. İşverenin de bu bildirimi ücretsiz iznin verildiği ayı takip eden ayın üçüne kadar yapması gerekiyor. Örneğin, evde çalıştırdığınız bakıcıyı nisan ayında ücretsiz izne çıkarttıysanız, 3 Mayıs’ta başvurusunu yapacaksınız.

Peki, nakit desteğinden hangi ev hizmetlerinde çalışanlar yararlanabilecek. SGK’ya göre temizlik, ütü, yemek, çamaşır, bulaşık yıkama, alışveriş ve bahçe işleri ile çocuk, yaşlı veya özel bakıma ihtiyacı olan kişilerin bakım işlerinin ev halkı dışındaki bireyler tarafından yapılması ev hizmeti ve bu işleri yapanlar da ev hizmetlisi olarak sayılıyor. Dolayısıyla bu işlerde ayda 10 günden fazla çalışanlar ve evin sahibi tarafından ücretsiz izne çıkartılan aylık 1.177 lira nakit desteği alabilecek. 

ÜCRETSİZ İZİNLİLERİN DURUMU

Koronavirüs önlemleri kapsamında günlük 39.24 lira, aylık da 1.177 lira nakdi ücret desteğinden kimlerin yararlanacağı netleşti. 15 Mart tarihinden itibaren ücretsiz izne ayrılanların nakit desteği alıp alamayacağı, destekten yararlanmak için kimin başvurması gerektiği gibi konular muallaktaydı. Tüm merak edilenlere açıklık getirildi.

Buna göre, 17 Nisan tarihi itibariyle işverenleri tarafından ücretsiz izne ayrılan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan çalışanlar ile 15 Mart tarihinden itibaren işvereni tarafından iş sözleşmesi feshedilen ve işsizlik ödeneği alamayan çalışanlara devlet aylık 1.177 lira nakdi ücret desteği verecek. Çalışanlar için nakdi ücret desteği başvurularını işveren yapacak. İşveren, çalışanını ücretsiz izne çıkardığını SGK’ya bildirecek, bildirime göre çalışana nakit desteği verilecek. Ödemeler ise çalışanın kendisine yapılacak.

15 Mart itibariyle iş sözleşmesi feshedilen ve işsizlik ödeneği alamayan kişiler ise nakit desteğinden yararlanmak için kendileri İŞKUR’a başvuracak. İşsizlik ödeneği için önceden başvuranların yeniden başvuruda bulunmasına gerek yok, İŞKUR ödemeyi otomatik olarak yapacak. Ödemelerden yararlanabilmek için ücretsiz izne ayrılan ya da işine son verilenlerin emeklilik aylığı almaması şart. Her iki kesim için de ödemeler 17 Temmuz’a kadar sürecek, yani üç aylık nakit desteği verilecek. Özetle, ücretsiz izne ayrılanlar ve işsiz kalanlar; ayda 1.177 lira, üç aylık da 3.531 lire nakit desteği alacaklar.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Kısa çalışmada kıdem tazminatı sorunu

Kısa çalışma ödeneği alan 3.5 milyon kişi, şimdilerde, çalışmadıkları sürelerin kıdem tazminatı hesaplamasında dikkate alınıp alınmayacağını merak ediyor. İş kanununda ise bu konuda bir netlik yok. İleride çalışan ile işveren arasında uyuşmazlıklar yaşanmasından endişe duyuluyor.

Kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin uygulaması uzadıkça çalışanlarda da hem endişe hem de hakları konusunda tereddütler artıyor. Koronavirüs destekleri kapsamında mart ayının sonunda çalışanları ve işverenleri desteklemek için kısa çalışma ödeneği ödenmeye başladı. Nisan ayında da işverenlere çalışanlarını ücretsiz izne çıkarma hakkı tanındı ve ücretsiz izne ayrılanlara devlet aylık 1177 destek verdi. Üst üste alınan kararlarla, nakdi ücret desteği ve ücretsiz izin uygulamasının süreleri uzatıldı.

Son duruma göre kısa çalışma ödeneği 31 Ekim’e, ücretsiz izne ayrılanlara ödenen nakdi ücret desteği de 17 Kasım tarihine kadar uzatıldı. Son rakamlara göre de 3 milyon 579 bin kişiye kısa çalışma ödeneği, bir milyon 976 bin kişiye de ücretsiz izin desteği ödeniyor. Bu kişilerin büyük çoğunluğu mart ayından beri kısa çalışma kapsamında çalışıyor. Bazı çalışanlar da nisan ayından bu yana da ücretsiz izinli olarak çalışıyor.

HAK KAYBI OLUYOR

Bu süreler uzadıkça çalışanlar da hakları konusunda tereddüde düşüyor. Nitekim son günlerde okuyuculardan gelen sorulara baktığımda, en çok merak edilenlerin başında, kısa çalışma ile ücretsiz izin sürelerinin kıdem tazminatı hesaplamasında kullanılıp kullanılmayacağı geliyor. Bu konuda bir okuyucudan gelen soruyu paylaşayım; “Mayıs ayında ücretsiz izne çıkartıldım, halen de izinliyim. Ücretsiz izinde geçen süre kıdem tazminatı süreme eklenecek mi?” Okuyucularda benzer soruları sıklıkla alıyorum.

Maalesef bu soruların kesin cevapları yok. Önce kısa çalışma ödeneğinden başlayayım. Kimi işyerleri koronavirüs döneminde tamamen işini durdurdu ve çalışanlar da ona göre kısa çalışma ödeneği aldı; kimi işyerleri ise çalışma sürelerini azalttı ve çalışanlar azaltılan günler için kısa çalışma ödeneğinden yararlandı. İş kanununda kısa çalışma ödeneğinden yararlanılan sürelerin, çalışanın kıdeminde hesaba katılıp katılmayacağı konusunda bir netlik yok. Sadece dokuz yıl önce Yargıtay’ın bu konuda bir kararı var ve o karar da bu sürelerin kıdem tazminatında hesaba katılacağı yönünde. Ancak bu karar verilirken kısa çalışma ödeneğinde bu kadar uzun süreler yararlanılmamıştı.

KARARI YARGI VERECEK

Hal böyle olunca, çoğunluk görüş, kısa çalışma süresinin kıdem tazminatı hesaplamasında dikkate alınmayacağı yönünde. Bu durumda, 7 ay kısa çalışma ödeneğinden yararlanan bir çalışanın, ileride işvereni tarafından işten çıkartıldığında ya da gerekli şartları taşıyıp kendi isteği ile ayrıldığında; kıdemi 7 ay eksik hesaplanacak demektir. Malum, kıdem tazminatı, her 1 yıl için 30 günlük brüt ücret üzerinden hesaplanıyor ve bir aylık ücretin, çalışma yılı ile çarpılması sonucu belirleniyor. Kimi azınlık ise, Yargıtay’ın geçmişteki kararına bakarak, kısa çalışma süresinin tamamı için kıdem alacaklarını savunuyor. Anlaşılan o ki, işten çıkarma yasağı kalkıp, kısa çalışma ödeneği de bittikten sonra, kıdem tazminatı konusunda çalışan ile işveren arasında çıkacak uyuşmazlıklarda yargının vereceği karar belirleyici olacak. Ya da iş kanunda bu konuda bir düzenleme yapılarak, belirsizlik ortadan kalkacak.

ÜCRETSİZ İZİNLİLERİN SORUNU DAHA BÜYÜK

Yazının Devamını Oku

Çalışırsanız emekli aylığınız yükselir

Soru: 1990 işe girişliyim. 9.518 prim gün sayısı var. Halen çalışıyorum. 2022 tarihinde 52 yaşında emekli olabiliyorum. Tavandan maaş aldım ve yüksek primler ödendi. SGK’ya göre emekli olduğumda 7.828 TL alabiliyorum. Şu anda işten ayrılsam ve 2 yıl çalışmasam emekli olduğumda maaş değişir mi, düşer mi? Alper C.

 

Cevap: Ödediğiniz primlerin hangi yılda ödendiği önemli. 1999 ila 2008 arası ödenen primler ile 2008 sonrası ödenen primleri arasında farklılıklar oluyor. Ancak prim ödediğiniz sürece, özellikle de tavandan prim ödediğiniz sürece emekli aylığınız da yükselir. Prime esas kazançları düşük olanlar çalıştıkça emekli aylıkları belirli oranda düşer. Bu durum, sizin gibi prime esas kazançları yüksek olanlar için geçerli değil. Buna göre iki yıl sonra alacağınız emekli aylığı değişmez ama çalışırsanız yükselir.

DOKTOR RAPORU İLE İŞBAŞI YAPABİLİRSİNİZ

Soru: Özel sektörde çalışıyorum, yüzde 40 engelli raporum var, diyabet hastasıyım. Pandemi dolayısıyla çalıştığım yer izine çıkardı, 5 aydır izindeyim. Doktor raporu olmadan iş başı yaptıramayacaklarını söylüyorlar. Nasıl bir yol izlemeliyim? İbrahim D.

Cevap: Engelli raporunuz olması ve hastalığınız olması nedeniyle pandemi sürecinde riskli grup içine giriyorsunuz. İşyeriniz doktor raporu ile işe başlayacağınızı söyleyerek, doğru bir yol izliyor, risk almak istemiyor. Bu durumda ancak doktor raporu ile işe başlayabilirsiniz, bundan başka yapacağınız bir şey yok.

SONRADAN ÖDEME YAPARAK EMEKLİ OLUNMAZ

Soru: 1967 doğumluyum, 2004 sigorta başlangıcı ve 2008 Bağ-Kur girişim var. Ödemeleri sonradan yapmak kaydıyla 2020 yılında nasıl emekli olurum? Yüzde 15 kalıcı engelliyim. Nebiye A.

Cevap:

Yazının Devamını Oku

Kasko dolu hasarını karşılar mı?

Geçen hafta İstanbul’da, kısa süreli de olsa, etkili olan dolu yağışı sonrası okuyuculardan, ‘kasko sigortası dolu hasarını karşılar mı?’, ‘trafik sigortasından zararımı alabilir miyim?’, ‘dolu hasarı hasarsızlık indirimimi etkiler mi?’ şeklinde sorular gelmeye başladı.

Klasiktir; her afet sonrası sigortaya bir ilgi olur, sorular sorulur, bu ilginin bir kısmı sigorta alımına da döner ama zaman geçer, hele de benzer bir olay yaşanmazsa ilgi biter, sigorta yaptıranlar da ‘nasıl olsa bir şey olmuyor’ deyip sigortasını yenilemez. Yeni bir afet ya da olay yaşanana kadar bu döngü böyle devam eder. Nereden mi, bu tespiti yapıyorum? Basit, konu kasko sigortası ise, kaç sene önce de her dört araçtan biri kaskoluydu; aradan geçen zaman içinde Türkiye’nin dört bir yerinde dolu oldu, sel oldu, araçlar, konutlar suların altında kaldı, büyük kayıplar yaşandı; bakıyorsunuz, bugün halen dört araçtan biri kaskolu.

Neyse, okuyucu sormuş, cevap vermemezlik olmaz. Önce şu, trafik sigortası, kasko karışıklığından başlayayım. Trafik sigortası, trafikte, üçüncü kişilere vereceğiniz maddi ve bedeni zararları; kasko ise sadece kendi aracınıza gelecek zararı karşılar. Hal böyle olunca trafik sigortası dolu, sel gibi afet hasarlarını karşılamaz. O yüzden, geçen hafta yaşanan doluda, aracı zarar görüp de kaskosu olmayanlar, trafik sigortası için sigorta şirketlerine boşa başvurmasın.

POLİÇEDE  BUNLARA DİKKAT!

Nasıl ki, çarpma, çalınma, yanma gibi aracınıza gelecek zararlar kaskodan ödeniyorsa, dolunun neden olduğu hasarı da kasko karşılar. Dikkat ettim de sağda solda, ‘kaskonuz dolu hasarını karşılamayabilir’ gibi haberler çıktı. Sigortacıların sattığı, tüketicilerin de aldığı kasko poliçelerinin yüzde 99’u genişletilmiş kaskodur ve içinde bir-iki istisnai durum hariç tüm zararlar –eğer siz poliçenin içinden bilerek isteyerek çıkartmadıysanız- sigorta teminatının içindedir. Buna dolu da dahil. Yani, sigorta karşılar mı, karşılamaz mı diye endişe duymayın.

Asıl poliçenizde dikkat edeceğiniz husus, doluda zarar gören aracınızı hangi serviste tamir ettireceğiniz. Mesela, sigorta şirketleri, ‘benim anlaşmalı servisime gidersen hiç para ödemeden camın değişir, başka bir servise gidersen hasarın şu kadarını karşılarım üzeri size ait” diyebilir, bunu da poliçeye yazar. Hakeza, onarım için yetkili servise mi gideceğiniz, sigorta şirketinin anlaşmalı olduğu servise mi gideceğiniz de poliçenizde yazar. 

HASARSIZLIK İNDİRİMİNİ ETKİLER Mİ?

Gelelim, dolu hasarı, kaskoda hasarsızlık indirimini etkiler mi? Etkileyip, etkilememesi tamamen sigorta şirketinin inisiyatifine kalmış. Eğer sadece cam kırılmışsa etkilemez. Ama hem cam kırılması hem de araçta hasar varsa sigorta şirketi hasar dosyası açacağından, bu kayıtta TRAMER’e gideceğinden; hasarsızlık indirimini etkiler. Kimi şirketler, dolu hasarını mini onarım kapsamına sokar; o zaman da etkilenmez. Birileri diyor ki, ‘2017’de yaşanan doluda hasarsızlık indirimi etkilenmemişti’. O yıl yaşanan dolu felaketi sonrasında şirkeler, hasarsızlık indirimini etkilememesi için ortak karar almıştı ama yine de birkaç şirket bu karara uymamıştı.

 

Yazının Devamını Oku

15 soruda emekli olduktan sonra çalışanların durumu

İşçi statüsünden çalışanlardan Bağ-Kur’lulara kadar emekliliği gelenlerin çoğunluğu hem emekli maaşı almak hem de çalışmaya devam etmek istiyor. Peki, bu durumda maaşlardan kesinti yapılıyor mu, sigorta primleri nasıl ödeniyor? İşte, emekli olduktan sonra çalışmaya devam edenlerin en çok merak ettiği soruların cevapları.

1. Emekli olup, emekli maaşı aldıktan sonra çalışmaya devam edebilir miyim?

Emekli olduktan sonra hem emekli maaşı alıp hem de ister başkasının yanında isterseniz de kendi adınıza çalışabilirsiniz.

2. Çalışmaya devam edersem emekli maaşımdan kesinti yapılacak mı?

Kesinti yapılmaması için Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) adı verilen bir prim ödemeniz lazım.

3. Sosyal Güvenlik Destek Primi nedir?

Emekli olup, emekli aylığı bağlananların yaşlılık aylığı kesilmeden yeniden çalışmaya başlamaları halinde yapılan kesintidir. Bu kesinti hem işverenden yapılır hem de çalışanın kendisinden yapılır.

4. Herkes emekli olduktan sonra çalışabilir mi, herkesten SGDP kesilir mi?

Emekli olduktan sonra işçi statüsünde bir işverene bağlı olarak çalışanlardan SGDP kesintisi yapılır. Kamuda çalışanlar ise emekli aylığından kesinti yapılarak yine kamuda çalışabilirler.

Yazının Devamını Oku

Primlerinizi iade alabilirsiniz

Soru: 58 yaşındayım. 1992’de sigorta girişim, 1108 günüm var. Primlerimi geri alabilir miyim? Leyla K.

Cevap: Emeklilik yaşınız geldiği ve prim gün sayınız, çalışma yılınız emekli maaşı almaya yeterli olmadığı için SGK’dan, kendi adınıza ödediğiniz primlerinizi iade alabilirsiniz. İşveren payı ve işsizlik sigortası için kesilen primleri iade alamazsınız. İade için SGK’ya başvurabilirsiniz.

EMEKLİLİK İÇİN 53 YAŞINI BEKLEYECEKSİNİZ

Soru: 6.847 prim gün sayım var. 26.12.1979 doğumluyum. 24.07.1996 sigorta girişliyim. Ne zaman emekli olurum? Sevgi K.

Cevap: 4/A’lı olarak çalıştığınızı tahmin ediyorum. Buna göre 24 Mayıs 1996 ila 23 Mayıs 1997 ilk işe giriş tarihi olanlar 20 yıl çalışıp, 5900 prim gün sayısını doldurduğunda, 53 yaşında emekli olabiliyor. Sizin durumunuzda prim gün sayınız ve çalışma yılınız dolmuş. Emeklilik için 53 yaşını bekleyeceksiniz.

STAJ SÜRESİ SAYILMIYOR

Soru: 1971 doğumluyum, 2.1.1987 tarihinde stajdan dolayı sigorta başlangıcım var. SGK prim gün sayım 9956 ve halen devam etmekte. 2022 tarihinde mi, 2021 tarihini mi emekli olurum? Orhan S.

Cevap: Staj süreleri emeklilikten sayılmıyor. Staja başladığınız tarih emeklilik yaşınızı etkilemez. Emeklilik priminin ilk yattığı tarih önemli, çünkü bu tarihe göre prim gün sayınız, çalışma yılınız ve emeklilik yaşınız geçerli olacak.

TATİL GÜNLERİ İZİN SÜRESİNDEN SAYILMAZ

Yazının Devamını Oku

Memurlar kıdem tazminatı alamaz

Soru: 94 yılında göreve başlamış ve hâlâ çalışan bir öğretmenim. İşçiler kendi istekleri ile işten ayrılırlarsa 15 yıl 3600 günü doldurmaları halinde kıdem tazminatı almaya hak kazanıyorlar. Aynı hak biz öğretmenler için de geçerli mi? Mustafa Ö.

Cevap: İlk kez sigortalı olduğu tarih, 8 Eylül 1999 tarihinden önce olanlar, 15 yılı ve 3600 prim gün sayısını doldurmaları halinde kıdem tazminatına hak kazanıyorlar. Bu durum işçi statüsünde çalışanlar için geçerli. Eğer devlet memuruysanız bu hak sizler için geçerli değil. Kendi isteği ile memurluktan ayrılan tazminat alamaz.

EMEKLİLİK İÇİN YAŞ ŞARTI ARANMIYOR

Soru: 19.3.1980 doğumluyum ve sigorta girişim 2002 Kasım ayı. 5000 gün sigortam var. Bu sene mart ayında yüzde 49 engelli raporu aldım. Engelli emekliliğinden yararlanabilir miyim? Gülperi D.

Cevap: Engelli emekliliğinde yaş şartı aranmıyor. İşe giriş tarihinize ve engelli derecenize göre erken emekli olabilirsiniz. Sizin gibi yüzde 40-59 arası engeli olanlar, yani 3. derece engelli olanlar, ilk işe giriş tarihi 2002 yılı olanlar, 19 yıl çalışıp, 4240 gün prim ödemeleri halinde emekli olabiliyor. Kesintisiz çalıştıysanız prim gün sayınız dolmuş demektir, 2021 yılında emekli olabilirsiniz.

İSTİFA EDERSENİZ TAZMİNAT ALAMAZSINIZ

Soru: Annemin ilk işe giriş tarihi 06.07.2020’dir. Şu anda 7093 günü dolmuş durumda. 15.05.1967 doğumlu olduğu için emekli olabilmesi için yaşını beklemektedir. 7000 gün şartını doldurduğu için istediği zaman kıdem tazminatını alıp işten ayrılabilir mi? Fatma B.

Cevap: 15 yıl çalışan ve 3 bin 600 prim gün sayısını yerine getirenler kıdem tazminatını alabiliyor ancak ilk kez sigortalı olduğu tarihin 8 Eylül 1999 tarihinden önce olması gerekiyor. Annenizin ilk işe giriş tarihi 2020 olduğu için kendi isteği ile işten ayrılırsa tazminat alamaz.

PRİM İADESİNİ 60 YAŞINDA ALABİLİRSİNİZ

Yazının Devamını Oku

Emeklilik fonlarına el koyulmaz

Bir haftadır bireysel emeklilik sisteminin güvenilirliği sorgulanıyor ve kişilerin birikimlerinden oluşan emeklilik fonlarına el koyulup koyulmayacağı, fonların reel sektöre kaynak olarak aktarılıp aktarılmayacağı tartışılıyor. El koyulmaz, çünkü hem sistem buna müsait değil hem de birikimler farklı farklı yatırım araçlarında değerleniyor.

Bir haftadır, ‘emeklilik fonlarına el koyulur mu, koyulmaz mı’ konusunu tartışıyoruz. Tartışma nereden çıktı? Geçen pazartesi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, benim de katıldığım, kamu sigorta şirketlerinin birleşmesi nedeniyle düzenlenen Türkiye Sigorta Tanıtım Töreni’nde, Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı. Konuşmasının arasında da, “Devletin desteği ve teşvikiyle fon tutarı 154 milyar liraya ulaşan Bireysel Emeklilik Sisteminde yapılacak atılımlarla reel sektöre uzun vadeli ve düşük maliyetleri büyük bir kaynak sağlanabilecektir” açıklamasında bulundu.

Bunun üzerine kimi kesimler, ‘BES’teki birikimler özel sektöre kredi olarak verilirse sistem batar, sisteme güven zedelenir’ söylemi üzerinden, ‘tasarruflara el koyulur mu, koyulmaz mı’ tartışması başlattı. Törenin ertesi gün birçok meslektaşım ve tanıdıklar, ‘nedir bu işin aslı astarı, bir anlat, birikimlere el mi konulacak, özel sektöre mi verilecek?’ diye arayıp, sordu. Arayanlara da anlattım, sizlerle de paylaşayım. Ama önce bir iki tespitte bulunayım.

154 MİLYAR LİRALIK FON

Cumhurbaşkanı’nın konuşmasındaki o bölümü paylaşayım. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk sigorta ve emeklilik sektörü ne kadar yüksek düzeyde fon biriktirirse ülkemizin büyümesine ve kalkınmasına o derece destek verecektir. Özellikle hayat sigortaları ve emeklilik sistemi uzun dönemli ve düşük maliyetli fon birikimine katkı sağlayan temel araçlardır. Devletin desteği ve teşvikiyle fon tutarı 154 milyar liraya ulaşan Bireysel Emeklilik Sisteminde yapılacak atılımlarla reel sektöre uzun vadeli ve düşük maliyetli büyük bir kaynak sağlanabilecektir” dedi.

BES NE KADAR GÜVENİLİR?

Aslında bu konu ilk kez gündeme gelmiyor. Açılıp bakılırsa; 2019’un temmuz ayında, Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen, 11. Kalkınma Planı’nda, yapılacaklar arasında, “Emeklilik fonlarında tasarruf olanakları artırılarak, bu fonlarda oluşan kaynakların sanayinin büyümesine yönlendirilmesi teşvik edilecektir” maddesi yer alıyor. Aynı şekilde, 2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programına da bakılırsa, hedefler arasında, “Emeklilik fonlarında tasarruf olanakları artırılarak, bu fonlarda oluşan kaynakların sanayinin büyümesine yönlendirilmesi teşvik edilecek’ diye yazıyor.

Peki, neden böyle bir hedef kondu? Tasarrufların artmasının öncelikli faydası elbette bireyleredir ama aynı zamanda ekonomi için de önemlidir. Şöyle ki; ekonomiye uzun vadeli kaynak sağlanır, yatırımlar desteklenir, sermaye piyasaları derinlik kazanır, ekonomi büyür, dış şoklara karşı kırılganlık azalır. Daha açık şöyle anlatayım. Eğer BES’teki fon büyüklüğümüz 500-600 milyar lira olsaydı, kurdaki dalgalanmalar bize vız gelir tırıs giderdi.

Yazının Devamını Oku

İşverenin işten çıkarma yasağı devam ediyor

Soru: Veteriner hekimim, mayıs ayından beri ücretsiz izindeyim. Üç aydır, sorumlusu olduğum bölüm çalışıyor olmasına rağmen halen işe çağrılmadım. Bu şartlarda benim istifa hakkım var mı? Zeynep Ş.

Cevap: İşverenin çalışan personeli işten çıkarma yasağı uzadı. Dolayısıyla işverenin sizi ücretsiz izne çıkarma ve izni devam ettirme hakkı var, bu sürede de işten sizi çıkartamaz. İstifa hakkınız her zaman var ancak gerekli şartları yerine getirmiyorsanız tazminatınız ve haklarınızı alamazsınız.

2026 YILINDA EMEKLİ OLABİLİRSİNİZ

Soru: 2006 sigorta girişliyim, süresiz engelli raporum var, yüzde 52. Toplam prim gün sayım 3664. Erken emeklilikten yararlanabiliyor muyum, ya da ne zaman emekli olurum? Yaşar H.

Cevap: Engelli çalışanlar için yaş şartı aranmıyor. Yüzde 52 engeli olup da sigorta başlangıcı 2003 yılından sonra olanlar 4400 gün prim yatırıp, 20 yıl çalıştıklarında emekliliğe hak kazanıyorlar. Sizin durumunuzda 736 gün daha prim yatırıp, 2026 yılında emekli olacaksınız.

İŞVEREN BİLDİRMİŞSE NAKDİ ÜCRET DESTEĞİ ALIRSINIZ

Soru: İki gün önce eski iş yerimden istifa ettim, yeni işe girdim. Ağustos ayından 19 günüm var, acaba 19 gün nakdi ücret parası yatar mı? Önal A.

Cevap: İşveren ücretsiz izinde olduğunuz 19 gün için İŞKUR’a bildirimde bulunmuşsa, sizin istifanız da bu 19 günün sonrasında olmuşsa nakdi ücret desteğinden yararlanırsınız. Ancak işvereniniz bildirimde bulunmamışsa destek alamazsınız.

KIDEM TAZMİNATI HAKKINIZ YOK

Yazının Devamını Oku

'Türkiye’nin tüm risklerine talibiz'

Türkiye Sigorta adı ile Varlık Fonu altında birleşen kamu sigorta şirketlerinin hedefi de belli oldu. Türkiye’nin sigorta ihtiyacını karşılamak, tasarrufları arttırmak. Türkiye Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Benli, “Milli anlamda ne kadar riski varsa bunların hepsine talibiz” dedi. Varlık Fonu Genel Müdürü Zafer Sönmez, bölgesel lider olmak istediklerini belirterek, “Mavi Vatan dediğimiz yerde de sigorta var, buradan gelir yaratabiliriz” dedi.

Kamuya ait sigorta, emeklilik şirketleri Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik adı altında, Türkiye Varlık Fonu’nun bünyesinde birleşti. Türkiye Sigorta’nın tanıtım töreni de pazartesi günü Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın katılımı ile yapıldı. Toplantıya ben de katıldım ve baştan sona izledim. Önce çok kısa izlenimlerimi paylaşayım.



AÇIK DESTEK

Açıkçası, hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de Berat Albayrak, sigorta ve emeklilik sektörüne verdikleri desteği açık şekilde ortaya koydular. Öyle ki, yaratılacak fonlarla her iki sektörü de ekonominin büyümesi ve kalkınması için stratejik sektör olarak nitelendirdiler. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu sigorta şirketlerinin birleşmesinin sadece sigortacılık sektörüne değil finans piyasasına ve reel ekonomiye önemli katkılar sunacağını belirtirken; Berat Albayrak, ekonomik istikrar, ekonomik gelişim açısından sigorta ve emeklilik sektörlerinin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Görünen o ki, bundan sonra gerek sigorta ve emeklilik şirketlerinden gerekse de Türkiye Sigorta’dan beklenti yüksek.

KAMU BANKALARI İLE ANLAŞILDI

Yazının Devamını Oku

Sigorta ve BES’te dengeler değişecek

Kamu sigorta şirketlerinin Varlık Fonu çatısı altında birleşmesi sekiz ay gibi kısa sürede tamamlandı. Sigorta şirketleri Türkiye Sigorta Anonim Şirketi adı altında, emeklilik ve hayat şirketleri ise Türkiye Hayat ve Emeklilik Anonim Şirketi adı altında birleştiler. Peki, hem sigorta hem de BES pazarında dengeler nasıl değişecek?

KAMU sigorta şirketlerinin Türkiye Varlık Fonu (TVF) çatısı altında birleşme süreci tamamlandı ve bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın katılımı ile düzenlenecek toplantıda kamuoyuna açıklanacak. 2019’un aralık ayında kamu bankalarının sahibi olduğu sigorta şirketleri Güneş Sigorta, Halk Sigorta, Ziraat Sigorta ile hayat ve emeklilikte faaliyet gösteren Vakıf Emeklilik ve Hayat, Halk Hayat ve Emeklilik, Ziraat Hayat ve Emeklilik’in TVF çatısı altında birleştirilmesine karar verildi. Buna göre TVF’nin altında biri sigortada, diğeri hayat ve emeklilik olmak üzere iki ayrı şirket kurulacaktı. Bu yılın nisan ayında, TVF Finansal Yatırımlar, kamuya ait altı şirketi 6.54 milyar liraya satın aldı; ardından birleşme sürecini başlattı.

PAZARDA HÂKİM KONUMDALAR

İlk olarak da Ziraat Sigorta ve Halk Sigorta, Güneş Sigorta bünyesinde birleşti; Güneş Sigorta’nın ismi de Türkiye Sigorta Anonim Şirketi olarak değişti. Ardından da kamuya ait hayat ve emeklilik şirketlerinin birleşmesine geçildi ve 24 Ağustos tarihi itibariyle Halk Hayat ve Emeklilik, Vakıf Emeklilik ve Hayat, Ziraat Hayat ve Emeklilik; Türkiye Hayat ve Emeklilik Anonim Şirketi adı altında birleşti.

Böylece sekiz ay gibi kısa bir sürede kamuya ait sigorta ve emeklilik şirketlerinin birleşmesi tamamlandı. TVF çatısı altında Türkiye Sigorta Anonim Şirketi ve Türkiye Hayat ve Emeklilik Anonim Şirketi olmak üzere iki ayrı şirket kuruldu. Bundan sonra artık Güneş Sigorta, Halk Sigorta, Ziraat Sigorta, Vakıf Emeklilik ve Hayat, Halk Hayat ve Emeklilik, Ziraat Hayat ve Emeklilik olmayacak; sigorta, hayat ve emeklilik pazarında kamu, yola iki ayrı şirketle devam edecek. Birleşmeler sonrası ise gerek sigorta pazarında gerekse Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve hayat pazarında tüm dengeler değişecek. Birleşme öncesi kamu sigorta şirketleri kendi alanlarında ilk 10 şirket arasında yer alırken, birleşme sonrası kamu hem sigortada hem de BES’te pazarın hakimi konumuna geldi.



TÜRKİYE SİGORTA LİDERLİĞE OTURUYOR

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışma uyanıklarına dikkat

Kısa çalışma ödeneği, iki ay daha uzatıldı.

Böylece koronavirüs önlemleri kapsamında hem işverene hem de çalışana destek olmak amacıyla ödenen ve mart ayının ortasında başlayan kısa çalışma ödeneği 31 Ekim tarihine kadar uzamış oldu. Kimler için uzadı? Haziran sonuna kadar kısa çalışma ödeneğinden yararlanan işverenler, aynı çalışanlar için yine aynı şartlarda 31 Ekim sonuna kadar yararlanmaya devam edecek. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un yaptığı son açıklamaya göre de mart ayından bu yana 3.5 milyon kişi kısa çalışma ödeneğinden yararlandı ve 1.5 milyon kişi halen kısa çalışma ödeneğinden yararlanmaya devam ediyor; normalleşme süreci ile faaliyete geçen işyerlerinde çalışan 1.9 milyon kişi de artık kısa çalışma ödeneği almıyor. Bu da şu anlama geliyor, 1.5 milyondan fazla çalışan kısa çalışma ödeneğinden yararlanmaya devam ediyor.

ŞİKÂYETLER ARTIYOR

Bunları niye anlattım? Bir süredir çalışanlardan, işverenlerine yönelik, kısa çalışma ödeneği ile ilgili şikâyetler artmaya başladı. Okuyuculardan gelen birkaç şikâyeti paylaşayım. Bir okuyucuyum, “Kısa çalışma ödeneği kapsamında maaşımızı devlet veriyor, biz 15 gün çalışmamız gerekirken tam çalışıyoruz. Firma bizim sigortamızı yatırmıyor” diyor. Bir başka okuyucu ise, “İşyerinde mart ayından beri kısa çalışma ödeneği alıyorum. Tam mesai ve 6 gün işe gidiyorum. İşverenim maaşımın kalan kısmını avans olarak yatırıyor ve sigorta primini ödemiyor” diye şikâyet ediyor. Şikâyetler benzer ve dediğim gibi sayısı da artıyor. Bu da şunu gösteriyor ki, kimi işverenler, kısa çalışma ödeneğini ya yanlış anlamış ya da kendi çıkarlarına kullanıyor.

Durumu özetle anlatayım. Öncelikle, işyeri faaliyetini tamamen durdurmuş ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanıyorsa, çalışanların hiçbir şart altında çalışmaması gerekir. Bu durumda çalışan, sadece devletten kısa çalışma ödeneği alır; işveren, çalışana herhangi bir ödeme yapmaz ve çalışanın emeklilik sigorta primleri de yatmaz.

MAAŞ ÖDENİR, PRİM YATIRILIR

Ama yok, işyeri salgın nedeniyle çalışma süresini geçici olarak en az üçte bir oranında azaltmışsa; o zaman durum farklı. Kısa çalışma ödeneğinden yaralanabilmek için işyerinin çalışma süresini en az üçte bir oranında azaltması gerekir. Üçte bir oranında azaltılması demek, haftalık 6 gün çalışılıyorsa 4 gün çalışılır, 2 gün çalışılmaz ve o iki gün için kısa çalışma ödeneğinden yararlanılır. İşveren, haftalık çalışma süresini ne kadar azalttığını, haftalık kaç saat çalışıldığını resmi olarak İŞKUR’a bildirmek durumundadır. Sonradan bu çalışma sürelerinde bir değişiklik olursa işveren bunu da bildirmek zorundadır. Başvuru ne yapılmışsa bunun dışında hiçbir çalışma yapılamaz. Örneğin, işveren, haftalık çalışma süresini yarıya yarıya düşürmüşse ve bu kapsamda da kısa çalışma ödeneğinden yararlanıyorsa; o işyerinde çalışanlar, 6 gün boyunca çalışmaz, sadece 3 gün çalışırlar.

Gelelim, çalışma sürelerini azaltarak, kısa çalışma ödeneğinden yararlanan işyerlerindeki ücret konusuna. Çalışılmayan günler için kısa çalışma ödeneği alınır, çalışılan günler için çalışana çalıştığı günün parası ödenir ve yine çalışılan günler için de sigorta primi hesaplanıp, SGK’ya yatırılır. Örneğin, işyeri çalışma süresini üçte bir oranında azaltmışsa 2 gün çalışmıyor, 4 gün çalışılıyorsa; 2 günün ücreti kısa çalışma ödeneğinden ödenir, 4 günün ücretini işveren çalışana öder, 4 gün için de SGK’ya çalışanın primini yatırır. Bu ödeme de öyle avans ödemesi olamaz.

İŞVERENE CEZASI AĞIR OLUR

Yazının Devamını Oku

İdari izin özel sektör çalışanına uygulanmaz

Soru: Eşim ve ben özel sektörde çalışıyoruz. Oğlumuz özel okula gidecek. Çocuğunu bırakacak yeri olmayan anne babalar idari izinli sayılabilir mi? Pandemi döneminde uzaktan eğitime geçilmesi durumunda özel sektörde çalışan kişilerin haklı ve tazminatlı istifa hakkı doğar mı? Güliz L.

Cevap: İdari izin sadece devlet memurlarını ilgilendiren bir izindir, özel sektörde çalışanlar için idari izin diye bir izin türü yok. Dolayısıyla idari izinli sayılamazsınız. İstifa yolu tüm çalışanlar için geçerli, ancak uzaktan eğitim gerekçesiyle istifa ederseniz ve tazminat için gerekli şartları yerine getirmiyorsanız tazminat hakkınız doğmaz.

MALULEN EMEKLİ OLABİLİRSİNİZ

Soru: Sürekli raporlu ilaç kullanıyorum, yüzde 60 engelli raporum var. 24 yıldır sigortalı olarak çalışıyorum. Pirim gün sayım 7834. Malulen emekli olabilir miyim? Cem D.

Cevap: Yüzde 60 engelli raporu olanlar işe giriş tarihine göre 15 yıl ile 18 yıl arasında çalışmaları ve 3600 ila 4000 gün arasında prim ödemeleri halinde emekli olabiliyorlar. Sizin hem prim gün sayınız hem de sigortalı yılınız emeklilik için yeterli. Emekli olabilirsiniz.

AĞUSTOSTA BAŞVURDUYSANIZ YARARLANAMAZSINIZ

Soru: 10 günden fazla evde çalışan bir işçimiz için ücretsiz izin desteğine başvuru yaptık ancak İŞKUR, bu destekten yararlanamayacağımızı söyledi. Ev hizmetlerinde çalışanlar için ücretsiz izin desteği alabilir miyiz? Fatih D.

Cevap:

Yazının Devamını Oku

15 soruda sel sigortası

Giresun’da yaşanan sel felaketinde 400’e yakın bina hasar gördü, bunların 100’e yakını oturulamayacak durumda. Birçok işyeri de sular altında kaldı. Sigortacılara göre depremden sonra en fazla can ve mal kaybına yol açan afet, sel felaketi. Her yıl 200 civarında sel baskını yaşanıyor, bunların yarattığı ekonomik kayıp ise yıllık 300 milyon liranın üzerinde. Buna karşın konutlarda ve işyerlerinde sigortalanma oranı çok düşük. Türkiye genelinde her dört konuttan biri, her dört araçtan biri sigortalı. Giresun’da da sigortalı konut sayısı sadece yüzde 15’lerde. Peki, sel felaketine karşı nasıl sigorta yaptırılır? İşte konut ve işyerleri için sel sigortasına yönelik tüm bilinmesi gerekenler.

1. Sadece sel baskınına karşı sigorta yaptırılabilir mi?

Sadece sel riskine karşı sigorta yapılmıyor. Sel teminatı yangın sigortalarına ek teminat olarak veriliyor. Önce konut paket poliçesi ya da işyeri paket poliçesi yaptıracaksınız, sel teminatını bu paketin içine dahil edeceksiniz.

2. Konut paket poliçelerin içine sel teminatı dahil midir?

Genelde sigorta şirketleri işyeri paket ya da konut paket poliçesinin içine sel ve su baskını teminatını ekliyorlar. Ancak sigorta yaptırırken yine de sel teminatı istendiği belirtilmeli ya da poliçenin içine sel teminatı dahil mi sorulmalı.

3. Konutlarda sigorta neyi kapsıyor?

Eğer mal sahibi iseniz ve konutta oturuyorsanız olası bir sel baskınında hem konuta gelecek zarara hem de eşyaya gelecek zarara karşı sigorta yaptırabilirsiniz. Yok, kiracıysanız, sadece eşyalara gelecek zarara karşı sigorta satın alabilirsiniz.

4. İşyerleri için sigorta neyi kapsıyor?

Olası bir sel baskınında hem işyeri hem de eşya ve mallar (emtia) için sigorta teminatı alabilirsiniz. Hepsi için sigorta yaptırabileceğiniz gibi sadece işyerinin binası için ya da sadece içindeki mallar için de sel teminatı alabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

15 yıl çalışan kıdem tazminatını alır

Çalışanların kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için işten çıkarılmaları gerekiyor. Ancak 15 yıl çalışıp 3 bin 600 prim gün sayısını dolduranlar kendi isteği ile işten ayrılıp tazminatını da alabilir. Tabii hak herkes için geçerli değil.

Okuyuculardan kıdem tazminatı ile ilgili çokça soru alıyorum. Kimileri tazminat alabilmenin şartlarını ve tazminat miktarını soruyor, kimileri belirli çalışma yılı tamamlandığında tazminata hak kazanılıp kazanılmadığını merak ediyor. Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için; işveren tarafından işten çıkarılıyor olmak ve işyerinde bir yıl çalışmış olmak gerekiyor. Kendi isteği ile işten ayrılanlar ile bir yıldan az işyerinde çalışanlar tazminat alamıyor. Erkek çalışanlar askerlik nedeniyle işten ayrıldıklarında, kadın çalışanlar da evlendikten sonra kendi isteğiyle işten ayrılmak isterlerse kıdem tazminatı alabiliyorlar. Tazminat alabilmenin bir yolu daha var; o da belirli yıl sigortalılık süresinin tamamlanması ve belirli sayıda prim ödenmesi. İşte okuyucuların en çok sorduğu soruların başında da bu geliyor.

İLK SİGORTA TARİHİNE DİKKAT!

15 yıl çalışan ve 3 bin 600 prim gün sayısını yerine getirenler kıdem tazminatını alabiliyor. Tabi, herkes için bu durum geçerli değil. İlk kez sigortalı olduğu tarih, 8 Eylül 1999 tarihinden önce olanlar 15 yılı doldurup, 3 bin 600 prim gün sayısını tamamladıklarında kıdem tazminatı alabiliyorlar. Aslında, 15 yıl, 3 bin 600 gün şartı emeklilik ile ilgili bir konu. Daha açık bir anlatımla, sigortalılık süresini ve prim gün sayısını doldurup da yaştan dolayı emekli olamayan, yaşı bekleyenler kıdem tazminatını alıp, işten ayrılabilirler. İş Kanunu, çalışanlara böyle bir hakkı tanımış, ‘emekli olamazsın ama kıdemini alabilirsin’ demiş. 1999 tarihinden sonra işe başlayanlar ise 4 bin 500 prim günü, 25 yıl sigortalılık süresini doldurmaları halinde tazminat alabiliyorlar. Bu konuda merak edilen ve çokça sorulan bir iki hususu da belirteyim. Tazminat alabilmek için 15 yıl, 3 bin 600 prim gününün aynı işyerinde doldurulması gibi bir zorunluluk yok. Farklı işyerlerinde, farklı sürelerde çalışsanız da önemli olan toplam çalışma hayatınızda 15 yıl, 3 bin 600 prim gününü doldurmuş olmanız yeterli. Ama tazminat; son işyerinizde ne kadar süreyle çalışıyorsanız, o süre üzerinden hesaplanır.

BİR YIL BEKLEYECEKSİNİZ

Yani, son çalıştığınız işyeri size 15 yıllık tazminat ödemez. Örnekle anlatayım. İşyerinizde 5 yıldır çalışıyorsunuz ve 15 yılı, 3 bin 600 prim gün sayısını tamamlayıp, kıdem tazminatı almaya hak kazandınız. İşyeri size 5 yıl üzerinden tazminat öder. Tazminatı alabilmek için de son çalıştığınız işyerinde bir yıl çalışıyor olmanız gerekiyor. Bir yıldan az çalışmışsanız 15 yılı, 3 bin 600 günü doldursanız da işveren tazminat ödemez; bir yılı doldurmayı beklemeniz gerekir. Peki, bu şartları yerine getirenler tazminatı nasıl alacak? İşverenin, işten çıkış işlemini yapıp, tazminat ödeyebilmesi için çalışanın Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK), 15 yılı ve 3 bin 600 prim gün sayısını doldurduğuna dair yazı alması ve bu yazıyı da işverene sunması gerekiyor.

BİRDEN FAZLA TAZMİNAT ALABİLİRSİNİZ
15 yıl çalışıp, 3 bin 600 prim gün sayısını doldurup kıdem tazminatını alarak işten ayrılanlar yeniden çalışabilirler. Bu konuda yasal bir kısıtlama yok. Hatta çalışmaya başlayanlar 15 yıl, 3600 prim günü tamamlamış olduklarından, yeni girdikleri işyerinde bir yıl çalıştıktan sonra o bir yılın tazminatını da işverenden talep edebilir ve işveren de tazminatı ödemek durumundadır. Bunun için de SGK’dan yazı alınıp, işverene verilmesi yeterli. Bu şekilde çalışanlar birçok kez tazminat alabilirler.

KIDEM NASIL HESAPLANIYOR?

Yazının Devamını Oku

Engellilerde yaşın önemi yok

Soru: 1984 doğumluyum, 3. derece yüzde 52 engelliyim. İşe ilk girişim SSK’lı olarak 15.6.2006 tarihi ve 1630 günüm var. 15.2.2011 tarihinde memuriyete girdim. Ne zaman emekli olabilirim? İlban Ö.

Cevap: Emeklilik için 20 yıl çalışmanız ve 4400 prim gün sayısına ihtiyacınız var. Engelli çalışanlarda emeklilik için yaş şartı aranmıyor. Sizin 14 yıl çalışmışlığınız ve 4915 prim gün sayınız var. Bu şartlarda 6 yıl daha çalışırsanız, 2026’da emekli olabilirsiniz.

EMEKLİLİĞİNİZİ 2021'E BIRAKMAYIN

Soru: 16 Aralık’ta 53 yaşında emeklilik sürem doluyor. Yılbaşından sonra mı emekli olmak daha avantajlı yoksa 2021’de olmak mı? Esat T.

Cevap: Bu yılın aralık ayında emekli olunca alınacak maaş ile gelecek yılın ocak ayında emekli olup, alınacak maaş arasında fark olacaktır. Bu fark maaş hesaplamasında kullanılan gelişme hızı ve güncelleme katsayısındaki değişiklikten kaynaklanıyor. Bu fark önemli bir rakamsa gelecek yılın başında emekli olmakta fayda var, önemli bir fark yoksa aralık ayında emekli olabilirsiniz. Asıl önemlisi bu yılın sonunda değil de gelecek yıl emekli olursanız alacağınız kıdem tazminatı yüksek olacaktır.

YAŞI BEKLEYECEKSİNİZ

Soru: 27.01.1973 doğumluyum. 13.6.1988 iş girişim mevcut. Ne zaman emekli olabilirim? Onur Ö.

Yazının Devamını Oku

Vaka artışından korkan özel sağlık sigortası yaptırıyor

Koronavirüs vakalarındaki artış, SGK’nın özel hastanelere ödediği salgın tedavi ücretini sonlandırması ve özel hastanelerin pandemi hastalarını kabul etmemesi özel sağlık sigortasına talebi arttırdı.

Son günlerde koronavirüs vakalarındaki artışla birlikte okuyuculardan da özel sağlık sigortası ile ilgili çokça soru alıyorum. Kimileri, ‘sigorta yaptırsam, devlet hastanelerinde yoğunluk olursa, özel hastanede tedavi olabilir miyim?’ diye merak ediyor; kimileri, ‘özel sağlık koronavirüs tedavisini karşılamaya devam ediyor mu?’ diye soruyor.

Sigorta şirketleri mart ayında ortaklaşa aldıkları kararla koronavirüs tedavisini hem özel sağlık hem de tamamlayıcı sağlık sigortasının kapsamına dahil etti. O tarihten bu yana da salgın ile ilgili tüm tedavi giderleri özel sağlık sigortasından karşılanıyor. Bu uygulama halen devam ediyor, devam da edecek.

KORONAVİRÜSE BAKMIYORLAR

Hatta şöyle bir durum da var. Salgın başladığında özel hastaneler pandemi hastanesi ilan edilmiş, devlet koronavirüs teşhis ve tedavisi için hasta başına belirli ödeme yapmaya başlamıştı. Hastaneler de bu bedeli özel sağlık sigortası olan hastalara yansıtmıyordu. Temmuz ayının başında bu uygulama kalktı. Artık kamu; yoğun bakım hariç olmak üzere (salgın acil hal kapsamına alındığından yoğun bakım tedavi giderleri vatandaştan talep edilmiyor) özel hastanelerde salgın giderlerini karşılamıyor. Hal böyle olunca da hastaneler artık pandemiyi kabul etmiyor. Yani, özel hastaneye gittiniz, koronavirüs şüphesi varsa devlet hastanesine yönlendiriyor. Özel sağlık sigortası varsa durum farklı. Hastane sizi kabul ediyor ve devlet belirli bir miktarı karşılamasa da tüm tedavi giderleri sigorta şirketi tarafından ödeniyor.

ÜÇ KİŞİNİN PRİMİ 7 BİN LİRA

Sigorta şirketlerinin, salgının başında koronavirüs tedavisini sağlık sigortasına dahil etmesi sigortaya olan talebi artırdı. Sadece üç ay içinde 350 bine yakın kişi özel sağlık sigortası yaptırırken, geçen senenin haziran ayı ile mukayese edildiğinde yeni sigorta yaptıranların sayısı 600 bin kişiyi geçti. Bunu gören sigorta şirketleri de özellikle tamamlayıcı sağlık sigortalarında, ciddi kampanyalara başladı.

Biraz araştırdım, bugün üç kişilik bir aile, ortalama bir özel sağlık sigortası yaptırdığında ayakta ve yatarak tedavi dahil ödenecek prim 16 bin lira civarında. SGK ile anlaşmalı özel hastanelerde geçen, tamamlayıcı sağlık sigortası yaptırılırsa; yine üç kişilik bir ailenin ödeyeceği prim 7 bin lira civarında. Pahalı mı? Şöyle cevap vereyim: Özel sağlık sigortası olup da koronavirüse yakalanan kişiler için; sigorta şirketleri, bir hastanın tedavisi için özel hastanelere ortalama 8-10 bin lira arasında ödeme yaptı. Pahalı mı, değil mi siz karar veri.     

Yazının Devamını Oku

Engelli çalışanların emeklilik şartları

Engelli olarak çalışanlara ve sigortalıyken çalışma gücünde kayıp olanların erken emeklilik hakkı bulunuyor. Engellilik derecesine göre en az 15 yıl çalışıp 3600 gün prim ödeyenler erken emekli olabiliyor.

Engelli okuyuculardan aylardır eleştiri alıyorum; ‘tüm çalışanların emeklilik şartlarını yazıyorsun ama bizim gibi engelli çalışanların emekliliğine hiç değinmiyorsun’ diye. Çok haklılar. İşçi statüsünde çalışanından Bağ-Kurlusuna, memuruna kadar tüm çalışanların emeklilik şartlarını tabloları ile yayımladık, ancak engelli çalışanların haklarına değinmedik. Öncelikle engelli çalışanlardan bu konuda özür diliyorum. Gelelim, engelli olarak sigortalı çalışanlar ve sigortalıyken çalışma gücünde kayıp olanların nasıl ve hangi şartlarda emekli olacaklarına.

YAŞ ŞARTI ARANMIYOR

Engelli çalışanların, diğer çalışanlara göre emeklilik şartları daha kolay ve bunu kolaylaştırmak için de bu konuda birçok düzenleme yapıldı. Engellilerin emekliğinde iki önemli kriter var; birincisi sigorta başlangıç tarihi, diğeri prim ödeme gün sayısı. Engelli çalışanlarda yaş şartı aranmıyor. Emeklilikleri ise engellilik derecesine göre değişiyor. Bununla birlikte sağlık raporu ve engellilik raporu da gerekli belgeler arasında yer alıyor. Engellilerin emekliliğinde Ekim 2008 tarihi önemli bir tarih. Bu tarihten önce işe başlayanların emeklilik şartları farklı, bu tarihten sonra işe başlayanların ise farklı.

Emeklilik için Sağlık Kurulu tarafından verilen rapora göre engellilik oranının en az yüzde 40 olması gerekiyor. Engellilik durumunun yüzde 40 ve üzeri olması durumlarında emeklilik için gerekli prim gün sayısı değişiyor. Tabloda tüm bunların detaylarını bulacaksınız.

ÇALIŞMA GÜCÜNDEKİ KAYIP

Bir de çalışırken çalışma gücündeki kayba göre emeklilik durumu var ki, burada da çalışma gücündeki kayba göre sigortalılık süresi ve prim gün sayısı değişiyor. Örneğin, çalışma gücündeki kayıp yüzde 40 olanlar daha geç emekli olurken, yüzde 50’nin üzerinde olanlar daha erken emekli oluyor. Tabloda bunların detayları da yer alıyor. Şunu da belirteyim, 1 Ekim 2008’den sonra engelli sigortalılar en az 15 yıl sigortalılık süresi ve 3960 gün prim ödemeleri halinde emekli olabilecekler.

Yazının Devamını Oku

Nakdi ücret desteğinden yararlanabilirsiniz

Soru: Kronik astım hastasıyım. Çalıştığım iş yeri risk taşıyor, bu yüzden ücretsiz izinliyim. İlaç raporum var, düzenli olarak ilaç alıyorum. İŞKUR, bu hastalığımdan dolayı bana nasıl yardımcı olur? Fatih G.

Cevap: Hastalığınızdan dolayı ya da ilaç raporunuzdan dolayı İŞKUR’un bir desteği olmaz. Ancak, çalıştığınız işyerinden ücretsiz izinli sayılıyorsunuz, bu durumda devletten aylık 1.177 lira nakdi ücret desteği almanız gerekiyor.

İŞE GİRDİĞİNİZDE SİGORTANIZIN YAPILMASI ZORUNLU

Soru: 45 gün boyunca sigortasız çalıştım ve sonra işten çıktım ve şuan hiçbir şekilde paramı alamıyorum. Tek yatırdıkları şey banka üzerinden avans verdikleri bir ücret. Bu konuda ne yapabilirim? Yusuf Özmen

Cevap: İşveren, işe girdiğiniz andan itibaren sizi sigortalı yapmak zorunda. Sigortasız çalıştırarak, İş Kanununa aykırı hareket etmiş oluyor. Eğer 45 gün çalıştıysanız 45 günlük sigortanızın ve 45 günlük de maaşınızın yatması gerekiyor. İşvereninizi Sosyal Güvenlik Kurumuna şikayet edebilirsiniz.

MAAŞINIZ EKSİK YATMIYOR

Soru: Temmuz ayında yayınladığınız emekli maaş listesinde 2 bin 647 TL alan temmuz 2020’de ek ödeme birlikte 2 bin 900 TL alacak diye yazmıştınız. Ancak bana 2 bin 800 TL yatırmışlar. Neden eksik para yatırdılar? Mustafa C.

Yazının Devamını Oku