Bağ-Kur’lular için yapılandırmada son günler

Dünkü yazımda sigorta borçlarının nasıl yapılandırılacağını, hangi borçların yapılandırma kapsamına girdiğini detaylı yazdım. Şimdi de Bağ-Kur borçlarının yapılandırmasına değineyim. Çünkü bu konuda da sigortalılardan çokça soru alıyorum. Kimileri, halen çalıştıklarını ancak prim borcu olduğunu söyleyip yapılandırmadan nasıl yararlanacaklarını soruyor; kimileri de geçmişte sigortalılıkları durdurulduğu için yapılandırma yapıp yapamayacağını merak ediyor.

Yapılandırmada, Bağ-Kur’lulara farklı imkânlar sunuluyor. Bu imkânlardan yararlanmak için de son gün 31 Aralık. Yani, çok az bir zaman kaldı. Peki, Bağ-Kurlular bu haklardan nasıl yararlanacak? Yine madde madde anlatayım.

OCAK AYINA DİKKAT!

Bu yılın ağustos ayı ve öncesine ait prim borcu olanların 31 Aralık tarihine kadar yapılandırma için başvurması gerekiyor. Borcun nasıl yapılandırılacağını, ceza uygulanıp uygulanmayacağını, borcun kaç taksitte ödeneceğini dünkü yazımda detaylı yazdım. Aynı şartlar Bağ-Kur’lular için de geçerli. Özetlemem gerekirse; borç peşin ödenirse gecikme cezası ve gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE üzerinden hesaplanan tutarın yüzde 90’ı silinecek. Taksitli seçeneği seçerseniz, 6-9-12-18 ay taksitle ödeyebileceksiniz ve taksit sayısına göre katsayı uygulanacak. Taksitler de iki ayda bir ödenecek.

Bağ-Kur’lar daha önce durdurulan hizmet sürelerini canlandırabilecek. Daha önceki kanunlar nedeniyle hizmet süreleri durdurulan Bağ-Kur’lular, 2021’in Ocak sonuna kadar başvuruda bulunup, durdurulan sigortalılık süreleri için ödeyecekleri prim tutarlarını hesaplattırıp, borçlarını ödemeleri halinde; sigortalılıkları durdurulmamış sayılacak ve bu süreler sigortalılık süresinden sayılacak, emeklilikte hesaba katılacak. Borcun ilk taksit ödeme süresi olan 1 Mart 2021’de ödenmesi gerekiyor. Bu imkandan sigortalıların hak sahipleri de yararlanıp, başvurabilecek. Eğer 1 Mart tarihine kadar borç ödenmezse yapılandırma işlemi daha doğrusu ihya işlemi geçerli sayılmayacak.

SİGORTALILIK DURACAK

31 Ekim 2020 tarihi itibariyle prim borcu olanlar kendi adına bağımsız çalışanlar, yani Bağ-Kur’lular ile tarımda kendi adına çalışanlar geçmiş prim borçlarını 2021’in Ocak ayı sonuna kadar ödemez ya da yapılandırmazlarsa sigortalılıkları durdurulacak. Hiç prim ödemeyenler ise sigortalı oldukları tarih itibariyle sigortalılıkları durdurulacak. Bu şekilde durdurulan süreler sigortalılık sürelerinden sayılmayacak.

Sigortalılıkları durdurulanlar arasında çalışmaya devam edenler varsa sigortalılıkları 1 Kasım 2020 itibariyle yeniden başlatılacak.

Bu şekilde sigortalılıkları durdurulanlar ve hak sahipleri sonradan prim borçlarını ödeyerek durdurulan süreleri canlandırabilecek. Bunun için de 3 ay süreleri olacak. Yani, durdurulan sürelerin yeniden sigortalı olarak sayılması için başvurulduğunda, borç hesaplaması yapılacak ve 3 ay içinde bu borcun tamamı ödenirse durdurulan süreler sigortalı süresi olarak sayılacak.

Bağ-Kur borcu olanların, ilk taksitlerini ödedikten sonra 60 günden fazla prim borçlarının olmaması halinde, genel sağlık sigortası borcu olanların ise son bir yıl içinde 30 gün prim ödeme gün sayısına sahip olması halinde hem kendileri hem de bakmakla yükümlü olduğu kişiler devletin sunduğu sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek ve hastaneye gittiklerinde provizyon alabilecek.

Peki, yapılandırmadan yararlanmak için Bağ-Kur’lular nereye başvuracak? Sigortalılar e-devlet üzerinden ya da Sosyal Güvenlik Kurumuna posta yoluyla başvurabilecek.

 

X

Engelli maaşı alabilirsiniz

Soru: Eşimin 2006 yılında 60 gün SGK primi var, 2015 yılından bu yana yüzde 70 engelli raporu var. Nasıl emekli olabilir ve ne yapmamız gerekiyor? Fatih E.

Cevap: 60 günlük sigorta primi ile emekli olunması mümkün değil. Yüzde 70 engeli olanların emekli olabilmesi için 18 yıl çalışılmış olması ve 4000 prim gün yatırılması gerekiyor. Bu durumda prim gün sayısını ve 18 yılı tamamlamak için yeniden çalışılması gerekiyor. Eşinizin yaşını yazmamışsınız ancak 65 yaşından küçük ise, sosyal güvenlik kurumuna bağlı değilse ve hiçbir gelire sahip değilse devletten aylık 914 lira engelli maaşı alabilirsiniz.

MAAŞ BAĞLANMASI İÇİN 10 YIL DOLMALI

Soru: Sigorta girişim 2012. 2017’de askeri personel oldum şu an malulen emekli olmaya sevk edildim. Maaş almaya 2022 de başlayacağım, 10 yıl dolana kadar almadığım maaş toplu mu yatıyor? Yüksel C.

Cevap: Askeriyeden malulen emekli olmak için en az 10 yıllık sigortalılık süresini aynı iş kolunda doldurmuş olmak ve en az 1.800 gün prim ödemesi yapılması gerekiyor. Anladığım kadarıyla prim gün sayınız tamam ama sigortalılık süreniz tutmuyor. Bu durumda 10 yılınızı doldurduğunuzda maaş alamaya başlayacaksınız, geri dönük de bir ödeme yapılmayacak.

EMEKLİLER YETİM AYLIĞI ALAMAZ

Soru: Bağ-Kur emeklisi babam 2016 senesinde vefat etti. Bu haziran ayında SSK’dan emekli olacağım. Babamdan aldığım maaş kesilir mi? Elif T.

Cevap: Emekli olacağınız için Bağ-Kur emeklisi babanızda yetim aylığı alamazsınız. Eğer babanız Emekli Sandığı emeklisi olsaydı, yetim aylığı alabilirdiniz.

20 YIL ŞARTINI YERİNE GETİRMELİSİNİZ

Yazının Devamını Oku

Zorunlu deprem sigortasında doğru bilinen yanlışlar

Hemen hemen her gün irili ufaklı depremler olunca zorunlu deprem sigortasına talep de arttı. Özellikle İzmir depremi sonrası sigortalanma oranı yükseldi.

Hal böyle olunca, Doğal Afet Sigortaları Kurumu’na (DASK) ve deprem sigortasına yönelik kafalarda soru işaretleri de oluşmaya başladı. Soru işaretleri beraberinde şikâyetleri de getiriyor. Okuyuculardan bu konuda çokça soru alıyorum. Zorunlu deprem sigortası ile ilgili en çok şikayet edilen iki konuyu seçtim; biri, muafiyet -ki, tüketici muafiyet konusunu bilmiyor-, diğeri ise DASK’ın ödediği tazminatın yetersiz bulunması. Elazığ, İzmir depremlerini yaşayıp da konutları zarar görenlerden bazıları, ‘Hasarımın tamamını alamadım’ diye şikayet ediyor; kimileri, ‘DASK, evimin değerini ödemiyor, neden sigorta yaptırayım’ diye yakınıyor.

KONUTUN PİYASA DEĞERİNİ ÖDEMEZ

Bu konulara açıklık getireyim, böylece okuyucuların sorularına da cevap vermiş olurum. Önce, ‘evimin değerini karşılamıyor’ konusuna değineyim. Doğrudur, DASK, konutun piyasa değerinin tamamını karşılamaz, konutun yeniden inşa bedelini öder, arsa bedeli sigortaya dahil değildir. Konutun piyasa değerini artıran da arsa bedelidir. Örneğin, İstanbul’da arsa bedelleri yüksektir. Konutunuzun değerinin 500 bin lira olduğunu düşünüyorsanız, bunun 200-300 bin lirası arsa bedelidir ve bu sigortaya konu değildir. Rakamlara takılmayın, örnek olsun diye veriyorum. Depremde eviniz yıkılırsa DASK, evinizi, yeniden inşa edecek tutarı size; arsa halen sizindir, apartmansa da arsadaki hisseniz durur ve deprem konutunuzun arsasına zarar vermez, deprem nedeniyle arsa değeri de değişmez.

Aynı örnekle devam edeyim. Konutunuzun piyasa değeri size göre 500 bin liraysa ve sigorta yaptırdığınızda, misal DASK 150 bin lira teminat vermişse, depremde konutunuz yıkılırsa; DASK, evinizi yeniden inşa edecek tutar olan 150 bin lirayı öder, arsanın değeri değişmeyeceğinden inşaat bittiğinde yeniden konutunuzun değeri 500 bin lira olur. Yeri gelmişken hatırlatayım; DASK’ın, bu yıl verdiği en yüksek teminat tutarı 268 bin liraya çıktı. Eğer konutunuzun değerinin bunun üzerinde olduğuna inanıyorsanız, ‘benim evim lükstür, şöyle malzeme kullanıldı, içi böyle yapıldı’ diyorsanız; sigorta şirketlerinden, 268 bin liranın üzeri için konut sigortası yaptırabilirsiniz, bir mani yok.

MUAFİYET UYGULAMASI VAR

Gelelim bir diğer eleştiriye, ‘hasarımın tamamını alamadım’ eleştirisine... Hemen hemen her sigortada olduğu gibi zorunlu deprem sigortasında da muafiyet uygulaması vardır. Nedir muafiyet? Hasarın belli miktarını sigortalının kendisinin üstlenmesidir. Zorunlu deprem sigortasında muafiyet tutarı, sigorta bedelinin yüzde 2’sidir. Yani DASK, yüzde 2 muafiyetin üzerini öder, altında kalan hasar tutarını ödemez.

Örneğin, zorunlu deprem sigortası yaptırdınız ve konutunuzun -bölgesine, metrekaresine göre- teminat tutarı 100 bin lira çıktı. Bunun yüzde 2’si olan, 2 bin lirası muafiyete giriyor. Konutunuzun illa yıkılması gerekmiyor, depremde ufak tefek hasar oluşursa ve yapılan tespit sonucunda hasar tutarı bin 500 liraysa; muafiyetin altında kaldığı için DASK bunu ödemez. Peki, niye muafiyet var? Bazı okuyucular bunu da soruyor. Muafiyet sayesinde zorunlu deprem sigortasının primleri bu kadar uygun; muafiyet olmasa bugün sigortanın fiyatı en az 1,5-2 katı yüksek olur.

Yazının Devamını Oku

Kendi işyerinde çalışan nasıl emekli olacak?

Konu, sosyal güvenlik olunca, okuyuculardan çokça aldığım sorular arasında, ‘SSK’dan mı emekli olmak daha avantajlı, Bağ-Kur’dan mı?’, ‘işyeri sahipleri SSK’dan emekli olabilir mi?’ geliyor.

Kimileri de hem SSK’lı hem de Bağ-Kur’lu çalışanların geçmişteki hizmetlerini nasıl birleştireceklerini merak ediyor. Önce, işyeri sahiplerinin ya da ortakların Bağ-Kur’dan mı, yoksa SSK’dan mı emekli olabileceklerine değineyim. Aslında soruların temelinde yatan gerekçe, şirket sahipleri ve ortakları, emeklilik şartlarının daha kolay, emeklilik gelirlerinin de daha iyi olması nedeniyle Bağ-Kur’dan (4/B) değil de SSK’dan (4/A) emekli olmak istiyor. Peki, bu mümkün mü?

Şirket sahipleri, ortakları ve kendi adına çalışanlar, yani Bağ-Kur’lular, 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren kendi şirketlerinde SSK’lı olarak çalışamıyor, kendilerini SSK’lı gösteremiyorlar. Bağ-Kur’lu olmak zorundalar ve Bağ-Kur üzerinden, yani 4/B’li olarak emekli olmak durumundalar.

BAĞ-KUR MU, SSK MI?

Şirket ortakları ile ilgili şöyle bir durum da var; önceden Bağ-Kur’lu olan şirket ortakları sonradan SSK’lı olsalar da sigortalılıkları geçerli olmuyor. Şöyle ki; Bağ-Kur kapsamındaki şirket ortakları, sonradan 4/A’lı olurlarsa veya kendilerini şirkette SSK’lı olarak çalışıyor gösterirlerse, Bağ-Kur sigortalılığı son bulmadan, SSK’sı devreye girmiyor. Bu kapsamda da SSK’sı iptal edilip, Bağ-Kur sigortalılığı geçerli oluyor.

Örneğin, şirket ortağısınız, 2000 yılının başında Bağ-Kur’a kaydınızı yaptırdınız, ancak 2008’in başında SSK’ya geçtiniz; bu durumda 2008’in başında başlayan sigortanız geçersiz sayılacak, Bağ-Kur sigortalılığınız devam edecek.

En çok merek edilen konulardan bir örnek daha vereyim. Şirket ortağı olup da Bağ-Kur’a kayıt yaptırmayıp, SSK’ya kayıt yaptırırsanız ve sonradan şirket ortaklığınız son bulursa; şirket ortağı olduğunuz tarihten itibaren Bağ-Kur’lu sayılacaksınız, 4/A statüsündeki sigortanız iptal edilecek, SSK’da geçirdiğiniz süre Bağ-Kur’a sayılacak.

SSK’LI KENDİ İŞİNİ KURABİLİR

Okuyuculardan en çok gelen soru ise, 4/A’lı olarak çalışırken, sonradan şirket sahibi ya da ortağı olunca SSK’nın devam edip, etmeyeceği yönünde. Ekim 2008 öncesinde SSK’lı olarak çalışırken gerek çalıştığı işyerine gerekse de başka bir işyerine ortak olunması halinde bu kişiler, SSK sigortalılığı kesintiye uğrayana kadar Bağ-Kur kapsamına alınmıyor. Öncesinden SSK’lı olarak başlandıysa, sonrasında da SSK’lı olarak devam edilebiliyor.

Yazının Devamını Oku

Eşini öldüren sigortadan para alamaz

Açıkçası konu gündemimde hiç yoktu, hatta takip bile etmedim desem yeridir. Ta ki, yakın bir dostum arayıp da, ‘adamın sigortadan para almak için eşini kayalıklardan attığına yönelik haberleri takip ediyor musun, sigorta bu durumda para ödüyor mu?’ diye sorana kadar.

Merak ettim, haberleri okudum. Adli vaka olduğundan ve mahkeme de devam ettiğinden olayı kısaca özetleyeyim. 2.5 yıl önce Fethiye’de kayalıklardan düşerek hayatını kaybeden Semra Aysal’ın, yapılan soruşturma sonucunda; olay yaşanmadan kısa süre önce eşi Hakan Aysal tarafından, 400 bin liralık ferdi kaza sigortası yaptırıldığı ve sigortadan para almak için de eşini aşağı ittiği ortaya çıkıyor. Tabi, bunlar iddia; dava devam ediyor, tutuklu eş ise, Semra Aysal’ın düştüğünü öne sürüyor. Sigorta poliçesi ise bir banka şubesi üzerinden yapılmış.

400 BİN LİRA KİME ÖDENİR?

Peki, bu durumda, ferdi kaza sigortasının yapıldığı sigorta şirketi para öder mi? Sigorta açısından olayın iki boyutu var. Birincisi, eğer dava sonucunda mahkeme, Hakan Aysal’ı suçsuz bulur ve ölümün düşerek, kazaen olduğuna karar verirse sigorta şirketi, 400 bin lirayı eşe öder. Mahkeme suçlu bulur da eşini kasten öldürdüğü hükmüne varırsa ne olacak? Bu durumda iki ayrı görüş ortaya çıkıyor. Birincisi, suçlu olan eş, poliçede varis olarak ismi yer alsa da sigortadan hiçbir şekilde para alamıyor ama ölen Semra Aysal’ın diğer varislerine sigortadan 400 bin lira tazminat ödeniyor. İkinci görüş ise, poliçede, varis olarak sadece eşin adı yazıyorsa Hakan Aysal, sigortadan tazminat alamadığı gibi başka varislere de ödeme yapılmıyor. Buradan anlaşılacağı üzere, eş suçlu bulunursa hiçbir şart altında sigortadan yararlanamıyor.

SİGORTA OLSA DA GEÇERSİZ

Konuyu araştırırken, kafama bir husus daha takıldı, yaşanan bu olayda, ferdi kaza sigortası, ölümden kısa bir süre önce yapılmış ve iddialara göre de sigorta bedeli ölen kişinin kartı üzerinden ödenmiş. Anlaşılan ortada, sigortadan para almak için işlenmiş bir suç var. Peki, bu durumda sigorta şirketleri nasıl bir yol izliyor diye merak ettim; sordum, soruşturdum. Eğer sigorta poliçesi, ölen kişiden habersiz yaptırılmışsa, aynı şekilde ödemeler de habersiz yapılmışsa ve ortada da böyle mahkemelik bir durum varsa o sigorta bir işe yaramıyor, yani sigortadan tazminat ödenmiyor. Tabi, varisler sigortadan tazminat talebinde bulunabilirler, bu durumda olay hukuka yansıyor ve mahkemenin vereceği karara göre sigorta şirketi hareket ediyor. 

Yeri gelmişken belirteyim; merak edenler varsa, bu yazdıklarım sadece ferdi kaza sigortası için değil, hayat sigortaları için de geçerli. 

Yazının Devamını Oku

Sağlık prim borcu olanlar için fırsat kaçmadı

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), genel sağlık sigortası borçlarını otomatik yapılandırdı. Borcu olanlar 30 Nisan tarihine kadar borcunun tamamını öderlerse, borca ilişkin ceza ve zam silinecek, sadece ana prim borcu ödenecek. İsteyenler borcunu taksitler halinde de ödeyebilecek.

Günlerdir okuyuculardan genel sağlık sigortası ile ilgili çokça soru alıyorum. Kimileri, ‘yapılandırma imkânını kaçırdık mı, ne yapacağız?’ diye soruyor, kimileri ‘borcumuz var, sağlık hizmeti alabilecek miyiz?’ diye merak ediyor. Görünen o ki, genel sağlık sigortası konusunda kafalarda birçok soru var. Hepsine açıklık getireyim.

Öncelikle, ‘yapılandırmayı kaçırdık mı?’ diye soranların, endişesini gidereyim. Sağlık sigortası borcu için yapılandırma başvurusu zaten yapılmayacaktı. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 2020’nin ağustos ayı da dahil geçmişte genel sağlık sigortası borcu olanların bu borçlarını otomatik yapılandırdı. Yapılandırma kapsamında da borcu olanlar 30 Nisan tarihine kadar borcunun tamamını öderlerse, borca ilişkin ceza ve zam silinecek; sadece ana prim borcu ödenecek. İsteyenler borcunu taksitler halinde de ödeyebilecek. Altını çizeyim, geçmiş borçlar affa uğramıyor ya da bir başka ifadeyle ana borç silinmiyor; yapılandırılıyor, sadece erken ödemede ceza ve zam siliniyor.

E-DEVLET’TEN ÖĞRENİLİYOR

Borcu, SGK tarafından otomatik yapılandırılanlar, yapılandırma ile ilgili detayları e-Devlet üzerinden öğrenebilir. Yapılandırma takvimine ve şartlarına uyulursa sorun yok; hem devlete olan prim borcu ortadan kalkacak hem de devletin sunduğu sağlık hizmetinden yararlanılacak. Yeri gelmişken belirteyim, SGK’nın yapılandırması, 2020’nin ağustos ayından öncesini kapsadığından, bundan sonraki aylara ait primlerin yatırılmış olması gerekiyor ki, yeni borç oluşmasın.

31 MART’A DİKKAT

Gelelim, en çok merak edilen, gelir testi konusuna. Gelir testine başvuru süresi de kaçırılmadı; son tarih, 31 Mart. Geçmişte gelir testine hiç girmemiş olanlar ya da geçmişte gelir testi sürelerini kaçıranlar, 31 Mart tarihine kadar gelir testine girebilecek. Testin sonucuna göre aylık geliriniz 1.192 liranın altındaysa genel sağlık sigortası primlerinizi devlet karşılayacak, siz prim ödemeyeceksiniz. Geliriniz bunun üzerinde ise genel sağlık sigortası primini kendiniz ödeyeceksiniz ki, ödeyeceğiniz tutar da aylık 107.3 lira, yıllık 1.287 lira.

ÖZEL HASTANELERİ KAPSAMIYOR

Yazının Devamını Oku

Tamamlayıcı emekliliği konuşmanın tam da zamanı

TÜİK, Türkiye’nin yeni nüfusunu açıkladı. Dikkat ettim de, herkes, ‘nüfus ne kadar artmış, hangi ilde ne kadar kişi yaşıyormuş, İstanbul’un nüfusu ne olmuş?’; buralara takıldı. Oysa açıklanan rakamlar bize, hem kötü hem de yakın gelecekte karşılaşacağımız büyük tehlikeyi haber veriyor. Maalesef, yaşlanıyoruz. TÜİK’in verilerine göre, Türkiye’nin 2007 ve 2020 yılı nüfusu mukayese edildiğinde, doğurganlık ve ölüm hızı azalıyor, yaşlı nüfus artıyor ve ortanca yaş yükseliyor. 0-14 yaş grubundaki nüfusun toplam nüfusa oranı 2007’de yüzde 26.4 iken, 2020 yılında bu oran yüzde 22.8’e gerilemiş. 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı da yüzde 7.1’den, yüzde 9.5’e yükselmiş.

Rakamlarla kafanızı fazla yormamayım. Özetle, genç nüfusun oranı düşüyor, yaşlı nüfusun oranı artıyor ve gelecek yıllarda yaşlı nüfusun oranı daha da artacak. Bu kadar da değil. Diğer taraftan ortalama yaşam süresi de uzuyor. Düne kadar ortalama yaşam süresi 65-70’lerdeyken, bugün ortalama yaşam 85’lerde ve bu süre, gelecek yıllarda daha da uzayacak. Yani, ülke olarak yaşlanıyoruz ve yaşam süresi de uzuyor.

TÜİK’E GÖRE YAŞLANIYORUZ

Peki, bu ne anlama geliyor? Eminim birileri, ‘ne var canım bunda, neresi kötü haber?’ diyecektir. Bu tablo, sosyal güvenlik sistemi üzerinde ciddi baskı oluşturuyor ve ileriki yıllarda bu baskı daha da artacak. Ne mi olacak? Sosyal güvenlikteki aktif-pasif oranı, yani çalışanların emeklileri finansa etme oranı ya da bir emekliye karşılık kaç çalışanın olduğunu gösteren oran daha da bozulacak. Daha da diyorum, zaten bozulmaya başladı. 1980 yılında bir emekliye 3.3 çalışan bakarken, bugün bir emekliye 1.8 çalışan bakıyor. 2022’de bu oranın, 1.5’e düşmesi bekleniyor ki, ideal oran, 4 çalışanın bir emekliyi finanse etmesidir.

Bitmedi. Genç nüfusun azalması, yaşlı nüfusun artması ve ortalama yaşam süresinin uzaması demek; devletin, emeklilere, daha uzun süreli maaş ödemesi anlamına geliyor. Sosyal güvenlik sisteminin içinde bulunduğu durumu anlatmama gerek yok. Ama mevcut durumu düşündüğümüzde, nüfusun yaş konusundaki değişimini hesaba kattığımızda; gelecekte yüksek emekli maaşları olmayacağını bilmek için müneccim olmaya da gerek yok. Daha açık bir anlatımla mevcut durum yavaş yavaş sürdürülebilir olmaktan çıkıyor.

KIDEM TAZMİNATSIZ DA OLUR

İşte bu yüzden diyorum ki, hazır TÜİK de rakamları yeni açıklamışken, tamamlayıcı emeklilik sistemini konuşmanın tam zamanı. Tamamlayıcı emeklilik, geçen senenin ortalarında gündemdeydi, hatta bir noktaya kadar da gelinmişti ama kıdem tazminatı reformuyla birlikte gündeme gelince, sendikaların kırmızı çizgilerine takıldı. Takılınca da; rafa kalktı diyemeyeceğim ama ilk sıralardaki önemini yitirdi.

Tamamlayıcı emeklilik nedir, nasıldır konusuna girmeyeceğim, daha önceki yazılarımda detaylı değindim; merak eden bulup, okur. Ama şunu diyeceğim; kıdem tazminatı reformu ile olmuyorsa, kıdem tazminatının içinde olmadığı bir modelle, tamamlayıcı emeklilik sisteminin acil olarak gündeme gelmesi gerekiyor.

 

Yazının Devamını Oku

Erken yaşlanana erken emeklilik hakkı

Açıkçası bir okuyucum, sorduğu soru ile hatırlatmasa, sosyal güvenlik açısından önemli bir konuyu atlamış olacaktım. Okuyucum, detaylı şekilde sağlık sorununu anlatarak, ‘bizim gibi kişilerin emekli olabilmesi için özel bir durum var mı?’ diye soruyor.

Sosyal güvenlik sistemi bazı özel durumlar için erken emeklilik hakkı tanıyor ki, bunlardan biri okuyucumun sorusunu da kapsıyor. Peki, hangi durumlarda çalışanlar erken emekli olabiliyor? Bunlardan biri, erken yaşlanan çalışanlarla ilgili. Buna göre, erken yaşlananlar ya da vaktinden önce yaşlananlar erken emekli olabiliyor. İşçi statüsünde 4/A’lı olarak çalışanlar ile Bağ-Kurlular bu haktan yararlanıyor. Tabi, erken yaşlanma, bir sağlık sorunu. Sağlık sorunu olduğu için de fazla detaya girmeyeceğim ama özetle; dikkat, algı, bellek, kavrama, soyutlama gibi işlevlerin kaybı olan bilişsel yaşlanma ile fizyolojik ve psikolojik yaşlanma durumu tespit edilenler erken yaşlanmış sayılıyor ve sosyal güvenlik sisteminden erken emekli olabiliyor.

55 YAŞINDA EMEKLİLİK

Bu durumlar da nöroloji, psikiyatri, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, iç hastalıkları, göğüs hastalıkları ve kardiyoloji başta olmak üzere ilgili branşlarca düzenlenen sağlık kurulu raporları ile tespit ediliyor ve bu tespit de Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sağlık Kurulu tarafından yapılıyor. Erken yaşlılık tespiti yapılan kişiler 55 yaşını doldurması ve en az 5400 gün prim ödemesi şartıyla erken emekli olabiliyor ve emekli aylığı alabiliyor. Engelli çocuğu bulunan kadın çalışanlar da erken emeklilik hakkından yararlanabiliyor. Bu durumda olan kadın çalışanların, prim ödeme gün sayılarının dört biri ödenen prim ödeme gün sayılarına ekleniyor. Ağır engelli çocuğu olan kadın çalışanların prim ödeme gün sayılarının dörtte biri, emeklilik yaş hadlerinden indiriliyor. Böylece erken emekli olabiliyor ve emekli maaşı alabiliyor. Bunun için başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede ağır engelli çocuğun varlığının sağlık kurulu raporu ile belgelenmesi gerekiyor.

ÇALIŞMA GÜCÜNDEKİ KAYIP

Erken emeklilik hakkından, işe başlamadan önce malul olanlar da yararlanabiliyor. İşe başlamadan önce malul olanlar ve çalışma gücündeki kayıp oranı yüzde 60’dan az olanlar erken emekli olabiliyor. Bunun da iki koşulu var. Birincisi, 2008 yılının ekim ayından önce sigortalı olanlar, işe başlamadan önce çalışma gücünün en az üçte ikisini veya iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle iş gücünün yüzde 60’ını kaybedenler; 15 yıldan beri sigortalı olmaları ve 3600 gün prim ödemeleri halinde erken emekli olup, yaşlılık aylığı alabiliyorlar. İkincisi, 2008’in ekim ayından sonra işe başlayanlar ve işe başlamadan önce çalışma gücünün yüzde 60’ını kaybettiği tespit edilenler; en az 15 yıldan beri sigortalı olmaları ve 3960 gün prim ödemeleri halinde erken emekli olup, yaşlılık aylığı alabiliyorlar.

 

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışmada ücret farklı hesaplanıyor

Soru: Pandemi öncesi iki ayrı işte çalışıyordum, ikisinden de sigortalıydım. Kısa çalışma ödeneği olarak 1.725 lira bağlandı. Bana göre eksik bağlandı. Başvurduğumda geliri gün sayıma bölmüşler yani bir yılı 567 gün olarak görmüşler. Emeklilik hesabında bu fazla günler sayılmıyor. Ne yapmam lazım? Binnur Ş.

Cevap: Kısa çalışma ödeneği ile emeklilik hesabının bir ilgisi bulunmuyor. İşyerinizin ‘tamamen mi kapandığına, kısmen mi çalıyor’ durumuna göre ücret değişiyor. Kısa çalışma ödeneğinde çalışanın son aldığı ücret değil, son 12 aylık prime esas kazancı dikkat alınarak, hesaplanan günlük ortalama brüt kazancın yüzde 60’ı ödeniyor. Bu şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği, asgari ücretin brüt tutarının yüzde 150’sini geçmiyor. Ödenekten de binde 7.59 oranında damga vergisi kesiliyor.

PRİME GÖRE EMEKLİ MAAŞI DÜŞER

Soru: 1992 yılında çalışmaya başladım, 49 yaşımı mayıs ayında doldurup emekliliğe hak kazanacağım. Şu anda çalışmıyorum ama iş görüşmelerim oluyor. Eğer çalışmaya başlarsam emekli maaşımdan ne kadar düşüş yaşarım? Aslı A.

Cevap: Emekli olmayıp, çalışmaya başladığınızda maaşınıza bağlı olarak yüksek prim öderseniz emekli aylığınız o oranda yüksek olur. Asgari ücret ve biraz üzerinde maaşla çalışanlar emekli olmayıp çalıştıklarında emekli maaşları maaşa ve hesaplamalara göre aylık 1 lira ile 3 lira arasında düşer. Sigorta primini tavandan yatırırsanız emekliliğiniz gelse de çalışmaya devam edebilirsiniz, emekli maaşınız düşmez, artar.

ASKERLİK BORÇLANMASI YAPABİLİRSİNİZ

Soru: Babamın 4/A kapsamında 4.040 günü var, 1970 doğumlu. İşe 10.6.1984 girişli. Şu an vergi mükellefi olduğu için bu aydan itibaren Bağ-Kurlu olacak. 48 yaşında emeklilik hakkını dolduruyor ancak 5.225 gün olması gerekiyor ve boşlukları var. Erken emekli olabilir miyiz? Ece D.

Cevap: Babanız 50 yaşında. Emeklilik yaşı dolsa bile prim gün sayısı emekli olmaya yetmiyor. Ayrıca prim ödemede son 7 yıldan fazla prim ödenen kurum hangisiyse ona göre emekli olunuyor. Ne kadar prim boşluğu olduğunu belirtmemişsiniz. Eğer 7 yıldan fazla prim ödemek durumunda kalınacaksa Bağ-Kur üzerinden emekli olunacak demektir. Erken emeklilik için babanız askerlik borçlanması yapabilir.

YAŞI BEKLEYECEKSİNİZ

Yazının Devamını Oku

BES katılımcısına 2021 fon tavsiyeleri

2021 yılı Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) getirileri ile ilgili okuyuculardan çokça soru alıyorum. Kimileri ‘hangi fonları tercih edelim?’ diye soruyor, kimileri ‘altın fonunun bu senede de getirisi yüksek olur mu?’ diye merak ediyor, kimileri de ‘geçen sene söylendiği gibi birikimim artmadı’ diye şikayet ediyor. Okuyucuların merakını gidermeye çalışayım.

Önce kısa bir 2020 değerlendirmesi yapayım. Emeklilik fonlarının getirisi açısından geçen sene çok iyi bir yıldı. Fonların ortalama getirisi yüzde 26’ya yakın oldu ki, bu da enflasyonun 12 puan üzerinde bir getiri anlamına geliyor. Seçilen fonlara göre de bu getiri değişiyor. Örneğin, geçen sene birikimlerini altın fonunda değerlendirmeyi tercih edenlerin getirisi yüzde 55’lerde, döviz ağırlıklı kamu dış borçlanma araçları fonunu tercih edenlerin yüzde 35’lerde, hisse fonlarını tercih edenlerin yüzde 30’larda olurken; para piyasası ve bono fonlarını tercih edenlerin getirileri yüzde 10-11’lerde kaldı. Bazı okuyucuların, ‘birikimim artmadı’ şikayetinin nedeni de işte bu. Geçen sene BES katılımcılarının büyük çoğunluğunun fonlarını değiştirip, ağırlıklı altın fonunu tercih ettikleri de bir gerçek. Tabi, bir de bu getirilerin üzerine yüzde 25 devlet katkısını eklemek gerekiyor. 

HANGİ FONLAR ÖNE ÇIKACAK?

Gelelim, 2021’de hangi fonların öne çıkacağına.

Açıkçası, bu yıl, 2020’deki gibi çok yüksek getiriler olur mu; tartışılır, çünkü geçen yıl getiriler açısından ekstrem bir yıldı. Kesin olan, bu senenin fonlarının farklı olacağı. Mesela, Merkez Bankası’nın aldığı kararlar nedeniyle TL’de faizler arttı. Dolayısıyla TL’ye dayalı fonlar, dövize dayalı fonlara göre daha ön plana çıkacak. Bu açıdan bakarsak bu yıl tahvil, bono gibi sabit getirili yani, para piyasası fonlarının getirileri yüksek olacaktır.

ALTINDA NELER OLACAK?

Ekonomide beklenen toparlanmayı ve büyümeyi göz önünde tutarsak geçen sene olduğu gibi bu sene de hisse senedi fonlarının performansının iyi olacağını söyleyebiliriz. Kaldı ki, BES’in başından beri hisse senedi fonları sistemdeki katılımcılara yüksek getiri sağladı. Yani diyeceğim o ki, birikimlerinizi değerlendireceğiniz fonları seçerken mutlaka içinde hisse fonları bulundurun; tabi sisteme uzun süreli bakıyorsunuz.

En çok merak edilen altının performansının bu yıl da devam edip etmeyeceği. TL’nin değerli olduğu ve TL’ye bağlı enstrümanların getirisinin ön planda olacağı düşünülecek olursa altının geçen seneki gibi çok yüksek performans göstermeyeceğini söyleyebiliriz.

Elbette altın fonunun, başta dolar olmak üzere döviz ağırlıklı fonların, dış borçlanma fonlarının getirileri olacaktır ancak geçen sene yüksek getiri sağlayan fonlarla, bu yıl yüksek getiri sağlayacak fonlar aynı olmayacaktır. O nedenle BES katılımcılarına tavsiyem, fon tercihlerinde değişikliğe gitmeleridir.

Yazının Devamını Oku

Borcu olanlar için son 5 gün

Okuyuculardan  prim yapılandırması ile ilgili çokça soru alıyorum. Görünen o ki, yapılandırmadan nasıl yararlanılacağı konusunda halen kafalarda soru işaretleri var. Kimileri de yapılandırmada bir erteleme daha olup olmayacağını soruyor.

Yapılandırmada son tarih 2020’nin sonuydu, bir aylığına ertelendi. Bu süre, 1 Şubat’ta doluyor. Sosyal güvenlik borçlarını yapılandırmak isteyenler için son 5 gün. Bugüne kadar da 1 milyon 428 bin kişi yapılandırma için başvurdu. Hazır bu imkandan yararlanmak için 5 gün süre varken, kafalardaki soru işaretlerine açıklık getireyim ve yapılandırmadan kimlerin, nasıl yararlanacağını kısaca anlatayım.

2020’nin ağustos ayı da dahil öncesine ait tüm sosyal güvenlik borçlarınızı yapılandırabileceksiniz. Ağustos ayı sonraki borçlar için yapılandırmadan yararlanılamayacak. Yapılandırma kapsamında borcunuzu ister peşin, ister taksitle ödeme imkanınız var. Peşin ödemeyi tercih ederseniz borcunuzun gecikme cezası ve gecikme zammı Yurt İçi Üretim Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) üzerinden hesaplanan tutarın yüzde 90’ı silinecek.

PEŞİN ÖDEMEYE DİKKAT!

Okuyuculardan gelen sorulardan anlaşılıyor ki, peşin ödeme konusu yanlış anlaşılıyor. Zannediliyor ki, tüm borcun yüzde 90’ı siliniyor. Doğrusu, prim borcunuzun aslını ödeyeceksiniz, borcunuzun gecikme cezası ve zamanının yüzde 90’ı silinecek. Borcunuzu, bir seferde değil de iki taksit halinde ödemek isterseniz ve ilk taksiti de mart başında öderseniz bu sefer gecikme zammı ve cezasının yüzde 50’si silinecek.

EN FAZLA 18 AY

Yapılandırma kapsamında borcunuzu 6-9-12-18 ay taksitler halinde de ödeyebileceksiniz. Taksitler ise 2 ayda bir ödenecek ve en fazla 18 ay taksitlendirme yapılacak. Örneğin, 18 aylık taksitlendirmek isterseniz borcunuzu 36 ayda ödeyeceksiniz. Borcunuzu taksitlendirmek istediğinizde taksit sayısına göre katsayı uygulanacak ki, katsayılar yasada belirtilmiş durumda. Borcunu 6 eşit taksitte ödemeyi tercih edenlere 1.045, 9 eşit taksitte ödemeyi tercih edenlere 1.083, 12 eşit taksitte ödemeyi tercih edenlere 1.105, 18 taksitte ödemeyi tercih edenlere 1.15 katsayılar uygulanacak. Örneğin, geçmiş prim borcunuz için yapılandırmaya başvurdunuz, prim borcunuz üzerine Yİ-ÜFE uygulaması üzerinden gecikme zammı uygulandı ve toplam borcunuz 20 bin lira olarak çıktı. Bunu da 12 taksitle ödemek istediniz. Borcunuza uygulanacak 1.105’lik katsayı ile toplam borcunuzu çarpacaksınız, ödeyeceğiniz toplam tutar 22 bin 100 lira olacak ve bunu da iki ayda bir 1.841 lira olarak ödeyeceksiniz ve 24 ay boyunca ödeyeceksiniz.

BAĞ-KUR’LULAR NE YAPACAK?

Yapılandırma

Yazının Devamını Oku

Yapılandırmadan yararlanamazsınız

Soru: 2008’den önce işyerim vardı, vergimi ödüyordum, Bağ-Kura kayıtlı değildim. Vergi mükellefi olduğum için yapılandırmadan faydalanabilir miyim? Seval T.

Cevap: Yapılandırmadan Bağ-Kur prim borcu nedeniyle sigortalılık süresi dondurulan kişiler yararlanabiliyor; prim borçlarını ödeyip, sigortalılık sürelerini canlandırabiliyor. Bağ-Kura tescil olup da prim ödemeyenlerin ise sigortalılık süreleri durduruluyor. Ancak siz işyeriniz olmasına rağmen Bağ-Kura hiç kayıt yaptırmamışsınız. Dolayısıyla yapılandırmadan yararlanamazsınız.

KISA ÇALIŞMA KIDEMİ ETKİLER

Soru: Çalıştığım şirket 2 ay kısa çalışma ödeneğinden yararlandırdı ve kalan tutarını banka kanalı ile hesabıma yatıracak. Brüt maaşımda değişiklik olur mu, tazminatımı hangi maaş üzerinden alacağım? Erkan T.

Cevap: İş kanununda kısa çalışma ödeneğinden yararlanılan sürelerin, çalışanın kıdeminde hesaba katılıp katılmayacağı konusunda bir netlik yok. Ancak çoğunluk görüş, kısa çalışma süresinin kıdem tazminatı hesaplamasında dikkate alınmayacağı yönünde. Kısa çalışma ödeneği brüt maaşınızı etkiler.

OĞLUNUZUN MAAŞINI ALABİLİRSİNİZ

Soru: Bağ-Kur emeklisiyim. 2017’de tek oğlum trafik kazasında vefat etti. Çocuk yok, eşine emekli maaşı bağlandı. Benim aylığım 1910 lira. Oğlumun emekli maaşından yararlanabilir miyim? Sadin T.

Cevap: Ölen sigortalının anne ve babası sigortalının eş ve çocuklarından artan bir hissenin bulunması halinde emekli maaşından yararlanabilir. Ancak sizin gelirinizin asgari ücretin net tutarından az olması ve başka gelirinizin olmaması halinde emekli aylığından yararlanabilirsiniz. Eğer 65 yaşın üstünde iseniz bu şartları taşımanız halinde sigortalının eşinden geriye artan hisseye bakılmıyor, artan hisse olmasa bile ölüm aylığı bağlanıyor.

ÜCRETSİZ İZİN HAKKINIZ YOK

Yazının Devamını Oku

Tarım sigortasında fiyat tartışması

Salgın, tarımın stratejik öneme sahip olduğunu bir kere daha gösterdi. Diğer taraftan yaşanan doğal afetler nedeniyle tarım ciddi risk altında. Salgın devam ediyor, afetlerin sıklığı da artacak.

Açıkçası, bazılarına göre öyle olmasa da tarımda devamlılığı sağlayabilmenin tek yolu tarım sigortası. Bunları neden söyledim? Dikkat ediyorum, bir süredir devlet destekli tarım sigortasında fiyat tartışması yaşanıyor. Üretici, sigorta fiyatının yüksekliğinden yakınıyor, sigortacılar ise tersini savunuyor. Fiyat konusunu sık sık gündeme getiren ise Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar. Bayraktar, her platformda, tarım sigortasında istenilen düzeyde artışın sağlanamamasını yüksek primlere bağlıyor ve çiftçinin mevcut fiyatlarla sigorta yaptırmakta zorlandığını, primlerin düşürülmesi gerektiğini söylüyor.

PRİM BEDELİ 12 LİRA

Her iki tarafı da dinledim, araştırma da yaptım; ‘Devlet destekli tarım sigortasında fiyatlar söylendiği gibi yüksek mi, çiftçi primleri ödemekte zorlanıyor mu?’ diye? Tarımla uğraşanlar bilir ama bilmeyenler için özet geçeyim. Devlet destekli tarım sigortasında ürüne ve riske göre çiftçinin ödeyeceği primin yüzde 50’si ila yüzde 70’e yakınını devlet karşılıyor. Mesela; bitkisel ürünlerin, seraların, hayvanların sigorta priminin yüzde 50’sine devlet katkı yaparken, meyvelerde don priminin yüzde 67’ye yakınını devlet ödüyor.

Konuyu birkaç örnekle anlatayım. Çiftçi, yaklaşık 480 kilo buğdayını, don riskine karşı sigortalatmak isterse ödeyeceği prim sadece 12 lira, kalanını devlet karşılıyor. Ürünün tamamı dondan zarar görürse çiftçinin, TARSİM’den alacağı zarar 768 lira. Bu açıdan bakarsak, buğday üreticisinin cebinden 12 lira çıkıyor, karşılığında 765 lira hasar alıyor. Bir örnek daha vereyim. Üretici, besi sığırını sigortalatmak isterse, bir hayvan için ödeyeceği prim tutarı 202 lira; hayvan, misal, hastalıktan ölürse üreticinin alacağı tutar 15 bin lira. Yani, 15 bin liralık sigorta bedeli için ödenecek tutar sadece 202 lira. Mesela tarım sigortasında en çok tartışma konusu seralardır. Sigorta bedeli 90 bin lira olan sera için çiftçinin ödeyeceği en yüksek prim bin 84 lira. Çiftçinin cebinden sigorta için bin 84 lira çıkıyor; serası tamamen yok olursa sigortadan 90 bin lira hasar alıyor.

ÜRETİCİ RİSK ALTINDA

Örnekleri çoğaltabilirim ama gerek yok. Sanırım, işin özünü anlatabildim. Eminim birileri, ‘muafiyet var, zararın tamamı karşılanmıyor’ diyecektir. Doğrudur, her sigortada olduğu gibi tarım sigortasının da şartları var. Bu şartların bazıları devlet destekli tarım sigortası için geçerli bazı durumlarda işlemiyor. Kayısı örneğinde olduğu gibi. Malatya’da hemen hemen tüm kayısı üreticileri sigorta yaptırır. Her yıl da Malatya’da kayısıyı don vurur. Üretici bunu bildiği için de sigortasını yaptırır. TARSİM de her yıl don olacağını bile bile kayısıyı sigortalar, üreticiye hasarını öder. Bu durum aslında sigorta değil, çiftçiye destektir.

Peki, tarım sigortasında primler bundan daha da düşük olabilir mi? Olabilir, hatta bedavada olabilir, hatta hatta primin tamamını devlet karşılayabilir ama o zaman bu sisteme sigorta denmez. Şunu da belirteyim; iklim değişikliği nedeniyle bundan sonra daha çok afet yaşanacak; bu afetler, stratejik hale gelen tarıma, dolayısıyla da üreticimize daha da fazla zarar verecek. Bugün için kayıtlı 1.8 milyon çiftçi var ve sigorta yaptıran çiftçi sayısı bunun yüzde 10’unu bile henüz bulmuyor. Yani, üreticimizin yüzde 90’a yakını başta afetler olmak üzere tüm risklere açık. Kimse alınmasın gücenmesin ama ben bu işin primle falan alakası olduğunu zannetmiyor; çünkü prim tutarları ortada. Bence, başta TZOB olmak üzere tarımla ilgili tüm kesimlerin çiftçiyi sigorta yaptırması için biran önce teşvik etmesi lazım.

Yazının Devamını Oku

Sosyal yardım ödemeleri arttı

Yeni senede asgari ücret ve emekli maaşlarının belli olmasıyla birlikte sosyal yardımlar da arttı.

65 yaş aylığından engelli aylığına, evde bakım maaşına kadar birçok ödeme de zamlandı. Ayrıca yeni senede kıdem tazminatının tavanı da yükseldi. Asgari ücretteki artışla birlikte salgın döneminde işverenlere ve çalışanlara ödenen kısa çalışma ödeneği ve nakdi ücret desteği de zamlandı. Hangi ödemeler, ne kadar arttı ve bu ödemelerden kimler, nasıl yararlanacak hepsine değineyim.

65 YAŞ AYLIĞI

65 yaş aylığı memur maaş katsayısındaki artışa göre her yıl ocak ve temmuz ayında yeniden belirleniyor. 65 yaşını doldurmuş, hiçbir sosyal güvencesi, herhangi bir geliri olmayan kişilere devlet maaş ödüyor. Emekli maaşı olanlar, nafaka alanlar, dul ve yetim aylığı alanlar, sosyal hizmetlerden harçlık ödeneği alanlar, muhtaçlık sınırının üzerinde geliri olanlar yaşlılık aylığından yararlanamıyor. Maaş alabilmek için de kişinin kendisinin ve eşinin kişi başına düşen ortalama aylık gelirinin asgari ücretin aylık net tutarının üçte birinden az olması gerekiyor. Buna göre aylık geliri 941 liranın altında olanlar 65 yaş aylığı alabilecek. Bu yılın ocak ayında ise 65 yaş aylıkları yüzde 7.33 zamlanarak, 763.6 lira oldu.

ENGELLİ MAAŞI 19 BİN 884 LİRA

2021’de engelli maaşları da arttı. Engelli yardımından yararlanmak için 18 yaşında büyük, 65 yaşından küçük olmak, sosyal güvenlik kurumuna bağlı olmamak ve hiçbir gelire sahip olmamak gerekiyor. Ocak ayından itibaren yüzde 40-69 arası engelli olanlara ödenen aylık maaş 609 liraya, yüzde 70 ve üzeri engelli olanlara ödenen maaş 914 liraya yükseldi. 18 yaş altı engelli yakını olanlara ödenen maaş da 609 liraya çıktı. En az yüzde 50 engelli ve ağır engelli olanlara ödenen evde bakım yardımı da zamlanarak, aylık 1.657 lira, yıllık 19 bin 884 lira oldu.

KIDEM TAZMİNATI DEĞİŞTİ

Yeni senede kıdem tazminatı da değişti ve tazminat tavanı arttı. Kıdem tazminatı, aylık brüt maaş, ikramiye, prim, yol ve yakacak yardımı gibi çalışanın haklarından oluşan giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanıyor. Her bir yıl için aylık brüt ücret üzerinden tazminat hesaplanıp, çalışana tazminat olarak ödeniyor. Bir yıldan artan çalışma süresi için de aynı hesap yapılıyor. Ancak kıdem tazminatının bir üst sınırı var; 2021 yılının ocak-haziran dönemi için tazminat tavanı 7.638.96 olarak belirlendi. Çalışan ne kadar yüksek maaş alırsa alsın işveren, bu rakamın üzerinde tazminat ödemez. Örneğin, asgari ücretli biri, aynı işyerinde 10 yıldır çalışıyorsa alacağı tazminat tutarı 35.775 lira.

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ

Yazının Devamını Oku

Maaşınızın içinde ek ödeme de var

Soru: Temmuz maaşımın üzerine zam oranı kadar emekli maaşı aldım. Sizin emekli maaşları yazı dizisinde ek ödemeden söz ediyorsunuz, o ödeme bana yansımadı. Bu ek tutar nedir, kimlere verilir? Güneş Ş.

Cevap: Vergi iadesi kaldırılarak, yerine ek ödeme uygulamasına geçildi. Maaşın yüzde 4’ü, ek ödeme adı altında tüm emeklilerin her ay hesabına yatırılıyor. Her ay bankaya yatan emekli maaşınızın içinde ek ödeme de var. Maaş zammı ise ek ödemeli maaşınız üzerinden değil, çıplak maaşınız üzerinden hesaplanıyor.

PRİM İADESİ İÇİN YAŞI BEKLEYECEKSİNİZ

Soru: 1.5.1984 yılında SSK’lı oldum, 48 yaşında emekliliğe hak kazandım, ancak primim sadece 1450 gün. Bu primlerimi geri alabilir miyim? 1969 doğumluyum, emeklilik yaşım geçti bile? Erdal D.

Cevap: Emeklilik yaşını dolduran, hatta geçen çalışanlar, eğer emeklilik için gerekli prim gün sayısını ve çalışma yılını doldurmayıp, emekli maaşı almaya hak kazanamıyorlarsa ödedikleri primleri SGK’dan toplu olarak alabiliyor. Erkek çalışanların prim iadesi alabilmesi için 60 yaşını doldurması gerekiyor. 8 yıl sonra prim iadesini alabilirsiniz.

İŞVEREN ÜCRETSİZ İZNE ÇIKARABİLİR

Soru: Belediye iştirakinde temizlik görevlisi olarak çalışıyorum. Kronik rahatsızlığımdan dolayı 4 ay idari izinliydim. Şimdi de ücretsiz izine çıkarmak istediler. Şirket beni ücretsiz izine çıkarabilir mi? Dursun F.

Cevap: İşveren isterse sizi ücretsiz izne gönderebilir, yasa bu hakkı işverene tanıyor. Bu durumda da devletin ödediği nakdi ücret desteğinden yararlanabilirsiniz.

YAŞLILIK AYLIĞI ALABİLİRSİNİZ

Yazının Devamını Oku

Koronavirüs salgınında ameliyat korkusu!

Okuyucular, ‘bir süredir neden yoksun?’ diye soruyor. Biraz izin kullandım demeyi isterdim ama öyle değil. Anlatayım. Açıkçası, salgının başından beri gerek korkudan gerekse de kronik rahatsızlığımdan dolayı ailecek izole hayat yaşıyoruz, diyebilirim.

Acil durumlar dışında hemen hemen evden çıkmıyoruz. Hele ki geçen ekim ayından itibaren hem vakalardaki artışlar nedeniyle hem yakın çevremizden vefat haberleri gelmeye başlayınca hem de entübe hastaların halini gördükçe iyiden iyi kapandık. Çocuklar uzaktan eğitim görüyor, eşim Peri de bu zorlu süreci yönetmeye çalışıyor. Ufak tefek sağlık sorunları olduğunda da doktorlarla kâh telefonla konuşarak, kâh görüntülü sorunu çözmeye çalışıyoruz.

HASTANEDE NELER YAŞADIM?

İyi de yönettik. Ta ki, evvelki hafta perşembe gününe kadar. Perşembe sabahı sancılar içinde yataktan kalktım. Şudur, budur, geçer falan dedik, ‘hastaneye gidip de risk almayalım’ dedik ama baktık geçmiyor; aksine daha da şiddetleniyor. Mecburiyetten eşimle birlikte hastaneye gittik. Durum acil; safra kesesi patladı patlayacak. Acil ameliyat dediler. Sorun ameliyat olmakta değil, sorun bu ortamda ameliyat olmakta! Virüs kaparsam bari bir tek bana bulaşsın diyerek, eşimi eve gönderdim. Şimdi, kendinizi benim yerime koyup düşünün; on aydır kendinizi izole etmişsiniz, birden hastanedesiniz ve acil ameliyat diyorlar.

O günün akşamı da ameliyat oldum. Onu da anlatayım. Hastanede koronavirüse karşı her türlü önlem alınmış. Tahlil, tetkik yapan hemşireler ve doktorların hepsi tedbirli, dikkatli Ben yine de ne olur ne olmaz deyip, doktorlarımın, ‘biraz daha kal, takip edelim’ ısrarlarına rağmen ameliyatın ertesi akşamı, bana eşlik eden kardeşim Volkan ile birlikte hastaneden çıktım. Laf aramızda durumumu bildiklerinden ısrarlarını da fazla sürdüremediler. Evde de kendimi bir süreliğine karantinaya aldım. Sonuçta bu süreci sorunsuz atlattım. Şimdi ise aşıyı bekliyorum. Ne zaman sıra gelir bilmiyorum ama sıra gelir gelmez acil tarafından aşı olacağımı çok iyi biliyorum. İşte bu yüzden bir süredir yokum. Bu vesile ile doktorlarım Emir Hüseyin Ağar’a, Göksel Seçkin’e, Tamer Karşıdağ’a ve Şahiner Sezgin’e de teşekkür ediyorum.

ÖZEL SAĞLIK SİGORTASI

Bir konu daha var, paylaşmak istediğim. İş hayatıma başladığım andan itibaren özel sağlık sigortamı hiç aksatmadım; aynı şekilde eşimin ve çocuklarımın da öyle. Okuyuculardan yıllardır, özel sağlık sigortası ile ilgili, ‘boşuna para ödüyoruz’, ‘primleri çok yüksek’ gibi eleştiriler alırım. Okuyuculara da, ‘bir gün gelir önemini anlarsınız’ derim. Bir kere daha özel sağlık sigortasının önemini anladım. Böyle bir salgın ortamında, acil ameliyat gerektiren, ani bir sağlık sorunu ile karşılaşacağınızı düşünün; ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Fiyat konusuna gelince de kendimden örnek vereyim. Detaya girmeyeceğim. Özel hastanede böyle bir operasyonun ne kadar olacağını tahmin edersiniz. Şu kadarını söyleyeyim, yıllık ödediğim primin üç katı kadar sigorta şirketi, hastaneye ödeme yaptı. Diyeceğim o ki, özel sağlık sigortasının; doktordu, muayeneydi, tahlildi gibi ufak tefek sağlık sorunlarında değil -onları kendiniz de cepten halledersiniz- asıl operasyon gerektiren bir sorunda önemi ortaya çıkıyor.

 

 

Yazının Devamını Oku

Ölüm aylıkları yüzde 8.36 arttı

Açıklanan enflasyon oranı ile birlikte yeni senede dul ve yetim aylıkları da yüzde 8.36 zamlandı. Buna göre yüzde 75 hisse oranına göre en yüksek ölüm aylığı 5.202 lira olacak.

Açıklanan yeni zam oranları ile birlikte SSK ve Bağ-Kur, dul ve yetim aylıkları da arttı. Ölüm aylığı alanlar da ocak ve temmuz olmak üzere senede iki kere ve bir önceki 6 aylık dönemde gerçekleşen, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranına göre maaşlarını zamlı alıyor. Yeni açıklanan enflasyon oranına göre dul ve yetim aylıkları yeni senede ocak-haziran döneminde yüzde 8.36 arttı. Zamlı maaşın üzerine ek ödeme de eklendiğinde ölüm aylıkları artmış olacak. Buna göre de ocak ayında yüzde 25 hisse oranına göre en düşük ölüm aylığı ek ödeme ile birlikte 453 lira olacak, yüzde 75 hisse oranına göre de en yüksek ölüm aylığı ek ödeme dahil 5.202 lira olacak.

KİMLER ALABİLİYOR?

Ölüm aylığından, vefat eden sigortalının eşi, çocukları ve bazı şartlara göre de anne ve babası yararlanabiliyor. Vefat eden sigortalının dul eşine yüzde 50 oranında aylık bağlanırken, sigortalının çocuğu yoksa ve eşine kendi sigortalılığı nedeniyle gelir ya da aylık bağlanmamışsa yüzde 75’i oranında ölüm aylığı bağlanıyor. Çalışmayan ya da kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan; 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde de 20 yaşını, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanlara maaşın yüzde 25 oranında aylık bağlanıyor.

- BİTTİ

NOT: Maaş zamları SSK ve Bağ-Kur’dan ölüm aylığı alanlar için geçerlidir. 2020 Temmuz maaşınız ek ödemesiz maaşınızdır, 2021 Ocak maaşınız ise ek ödeme dahil elinize geçecek maaştır.


Yazının Devamını Oku

En düşük memur maaşı 4 bin 500 TL

Açıklanan enflasyon rakamı ile birlikte görevdeki memurların da zam oranı netleşti. Buna göre memurlar, 2021’in ocak ayında maaşlarını yüzde 7.33 zamlı alacaklar.

GÖREVDEKİ memurlar da emekliler gibi senede iki kere maaşlarını zamlı alıyor. Zam oranları ise toplusözleşmeye göre önceden belirleniyor ve geçmiş 6 aylık enflasyondan kaynaklı fark oluşursa maaş zammına yansıyor. Toplu sözleşmeye göre görevdeki memurlar bu yılın başında yüzde 3 zam alacaklar, geçmiş 6 aya ait enflasyonun da yüzde 4’ü aşması halinde aradaki fark maaşa yansıyacak. Açıklanan enflasyon rakamına göre de bu yılın ocak-haziran döneminde görevdeki memurlar maaşlarını yüzde 7.33 zamlı alacak.

ÖĞRETMEN MAAŞI 6 BİN LİRA

Alınacak zamla birlikte görevdeki memurların net maaşları belli oldu ancak aile yardımı, çocuk ödeneği ve memurların bulundukları illere göre aldıkları ücretler de farklılık gösterecek. Buna göre de en düşük memur maaşı 4 bin 500 liraya çıkacak. Yeni zamlarla birlikte 1. derece 4. kademede (1/4) genel müdürün maaşı, aile yardımı ile birlikte 14.917 lira olurken, aynı derecede öğretmenin maaşı 6 bin 74 lira olacak. 8/1 polis memurunun maaşı da 6.883 liraya çıkacak. Yeni zamla bu yılın ocak ayında 1. derece 1. kademe araştırma görevlisinin eline 7.340 lira geçecek. Ayın derece ve kademede öğretim görevlisi 5.200 lira alacak. Teknisyenin ise 5.430 lira, şoför olarak çalışanın 4.656 lira, sekreter olarak görev yapanın 4.772 lira, sağlık teknisyeninin 5.454 lira, profesörün 10.584 lira, mühendisin 7.495 lira eline geçecek.





Yazının Devamını Oku

Emekli memurun zammı yüzde 7.36

Açıklanan enflasyon rakamı ile birlikte memur emeklilerinin yeni yılda alacakları zamlı maaşları da belli oldu. Buna göre, memur emeklileri, ocak ayında maaşlarını yüzde 7.36 zamlı alacak.

Memur emeklileri, ocak-temmuz, temmuz-aralık olmak üzere senede iki kere maaşlarını zamlı alıyor. Zam oranları ise toplusözleşmeye göre önceden belirleniyor. Üzerine, geçmiş 6 aylık enflasyondan kaynaklı bir fark oluşursa da bu fark maaş zammına yansıyor. Enflasyon farkının oranı da toplu sözleşmede yer alıyor. Toplu sözleşmeye göre de emeklilerin yeni yılda alacakları zam oranı yüzde 3 olarak belirlendi. İmzalanan toplu sözleşmeye göre TÜİK tarafından açıklanan 2020 yılı temmuz-aralık enflasyonun, yüzde 4’ü aşması haline aşan tutar maaş zammının üzerine eklenecek. TÜİK’in açıkladığı 2020 Temmuz-Aralık enflasyonu yüzde 8,36 olunca; memur emeklileri için de yüzde 4’lük enflasyon farkı oluştu.

EN DÜŞÜK EK ÖDEME 114 LİRA

Böylece toplu sözleşmedeki yüzde 3’lik zam ve enflasyon farkıyla birlikte memur emeklileri 2021’in Ocak-Haziran döneminde maaşlarını yüzde 7,36 zamlı olacak. Böylece en düşük memur emekli maaşı yeni zamla birlikte 2.860 liraya yükselecek. Yeni zamlarla birlikte memur emeklilerinin her ay aldıkları ek ödeme tutarı da artacak. Buna göre 114 lira ile 740 lira arasında ek ödeme alınacak. Memur emeklileri 2020 yılının ocak ayında yüzde 5.50, temmuz ayında da yüzde 5.75 olmak üzere geçen sene toplam yüzde 11.25 zam almışlardı.





Yazının Devamını Oku