GeriNoyan Doğan 3920 gün primle emekli olabilirsiniz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

3920 gün primle emekli olabilirsiniz

Soru: Yüzde 62 engelli raporum var ve işe giriş tarihim 1.5.2003. Ne zaman emekli olurum? Dilber S.

Cevap: Engelli raporunuza göre ikinci derece engelli sayılıyorsunuz. İlk işe giriş tarihi 2003 olup, yüzde 62 engelli raporu olanlar 17 yıl 8 ay çalışıp, 3920 gün prim ödemeleri halinde emekli olmaya hak kazanıyorlar.

GÜNCELLENMİŞ MAAŞ BAĞLANIR

Soru: Emekli aylığımın bağlanması için prim günümü ve 25 yılı tamamladım, yaşımı bekliyorum. 2019 da işten ayrıldım. Bu tarihten emekli olacağım güne kadar devletin verdiği zamlardan yararlanıyor muyum? Mehmet Ö.

Cevap: Emekli maaşı ortalama aylık kazancın, prim gün sayısına göre hesaplanan aylık bağlama oranı ile çarpılması sonucu belirleniyor ve enflasyon, büyüme hızı gibi birçok etken hesaba katılıyor. Geçmiş zamlardan yararlanmaktan çok yapılan hesaplamaya göre emekli olduğunuzda tarihteki güncel maaş bağlanıyor ve geçmiş zamlar da değerlemeye alınıyor.

İADESİ İÇİN 58 YAŞINI BEKLEYECEKSİNİZ

Soru: Eşim 1969 doğumlu, 2012’de sigortalı oldu, sigortadan ayrılıp toplu paramızı alabilir miyiz? Aytekin K.

Cevap: Yaşı doldurmasına rağmen prim gün sayısı ve çalışma yılı nedeniyle emekli olamayıp maaş alamayanlar ödedikleri primleri toplu olarak alabilir. Ancak bu haktan yararlanabilmek için eşinizin 58 yaşını doldurması gerekiyor.

GEÇMİŞ SİGORTALIK PRİM AVANTAJI SAĞLAR

Soru: 2000 ekim tarihinde memur olarak işe başladım. 1974 doğumluyum. 1995 yılından itibaren 3 sene tarım Bağ-Kur priminin olması emeklilik yaşını öne çeker mi? Aydın Ç.

Cevap: Emekliliğinizden önce Bağ-Kurlu olmanız emeklilik yaşınızı etkilemez ancak prim gün sayısını etkiler. Şöyle ki, emeklilik yaşınız geldiğinde, prim gün sayınız yetmezse emekli olamazsınız, dolayısıyla geçmiş dönemde yatırılan primler emeklilik için gerekli prim gün sayınıza katkı yapar ama yaş açısından fark yaratmaz.

SİGORTALI OLACAKSINIZ YA DA İADE ALACAKSINIZ

Soru: 1969 doğumluyum, 1985 ve 1987 doğumlu iki çocuğum var. 1. 1.1997 SGK girişim başladı, 2116 prim günüm var, emekli olabilir miyim?

Cevap: Sizin durumunuzda yaştan dolayı emekli olma hakkınız var ancak 15 yıl çalışıp, 3600 prim günü olanlar, 50 yaşında emekli olabiliyor. Yaşınız dolsa da prim gününüz 1484 gün eksik ve çalışma yalınız da eksik. Doğum borçlanması da yapamazsınız çünkü sigortalı olmadan önce doğumlar gerçekleşmiş. Bu durumda prim gün sayısını ve çalışma yılını doldurmak için ya yeniden sigortalı olacaksınız ya da 58 yaşını bekleyip primlerinizi iade alacaksınız.

ASKERLİK BORÇLANMASI YAPABİLİRSİNİZ

Soru: 1967 doğumluyum. Bağ-Kura kayıt tarihim 1986. 4846 gün prim borcum vardı, yapılandırma için başvurdum 3940 gün için yapılandırma imkanı tanındı. Toplam 8786 günüm oluyor. 9000 gün için eksik kalan 214 gün gözüküyor. 214 gün primi de ödeyerek emekli olabilir miyim? 214 gün için sigortalı mı çalışmalıyım? Ahmet K.

Cevap: Geçmişe dönük toplu prim ödeyip, emekli olamazsınız. Prim gününüz eksik olduğu için askerlik borçlanmasından yararlanabilirsiniz. Ya da sigortalı olarak çalışmaya başlayabilirsiniz. Ancak prim gün sayısınız yetse de yine de yaşı bekleyeceksiniz.

X

10 soruda bayram ikramiyesi

Emeklilerin bayram ikramiyeleri bugün ödenmeye başlıyor. Okuyuculardan günlerdir bayram ikramiyeleri ile ilgili çokça soru alıyorum. Kimileri, ikramiye alıp alamayacağını merak ediyor, kimileri özellikle de ölüm aylığı alanlar, alacağı ikramiye tutarını, kimileri de ikramiyenin yatırılacağı tarihi soruyor. Sosyal Güvenlik Kurumu da (SGK), bayram ikramiyeleri ile ilgili detaylı bir genelge yayımladı. Buna göre de bu bayramda 12.7 milyon emekli ve hak sahiplerine toplam 12.3 milyar lira ikramiye ödenecek. Peki, kimler ikramiye alabilecek?

1)Kimler bayram ikramiyesi alabilecek?

Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) emekli aylığı, yaşlılık aylığı, vazife malullüğü aylığı, malullük aylığı, ölüm aylığı ile sürekli iş göremezlik geliri ve ölüm geliri alanlar ile şehit yakınları, gaziler, muharip gaziler, güvenlik korucuları, şampiyon sporcular ve terörden zarar gören sivil vatandaşlar ile bu kişilerin hak sahipleri bayram ikramiyesi alacak.

2)Kaç lira ikramiye ödenecek?

1.100 lira ödenecek.

3)Ne zaman hesaplara yatacak?

4/A’lı olarak, yani işçi statüsünde (SSK) çalışanlar ikramiyelerini 6 Mayıs perşembe günü alabilecek. 4B’li (Bağ-Kur) ve 4/C’li (Emekli Sandığı) olan emeklilerin de 7 Mayıs cuma günü hesaplarına yatacak.

4)Birden fazla emekli aylığı alanlar ayrı ayrı ikramiye alacak mı?

Hayır, en fazla ödemeye imkan veren dosya üzerinden, tek ikramiye ödenecek.

Yazının Devamını Oku

Bayram ikramiyesi alabileceksiniz

Soru: Babamı 5 Nisan’da kaybettik. SGK’ya başvuru yaptık maaşın bağlanması için. Annem mayısta verilecek bayram ikramiyesinden yararlanabilir mi? Soner O.

Cevap: Nisan ayının sonuna kadar emeklilik dilekçesini verenler mayıs ayında ödenecek bayram ikramiyesini alabilecekler. Bu kapsamda anneniz de bayram ikramiyesi alabilecek.

HİSSE ORANINA GÖRE İKRAMİYE ÖDENECEK

Soru: 2.200 lira ölüm aylığı alanın bayram ikramiyesi ne kadar olur? Vahit B.

Cevap: Dul ve yetim aylığı alanlara bayram ikramiyesi hak sahiplerinin hisseleri oranında ödenecek. Örneğin, eşinin vefatı nedeniyle yüzde 50 hisse oranı ile eşe, yüzde 25 hisse oranı ile yetim çocuğa ölüm aylığı ödenmesi halinde, eş 550 lira, çocuk ise 275 lira ikramiye alacak.

ŞİRKET ORTAĞI SSK’LI OLAMIYOR

Soru: Bir şirkette 2000 yılında çalışmaya başladım, 2010 yılında ortak oldum, 2017 yılına kadar halen 4/a sigortalıyım. Sigorta başlangıç 1988 ve Bağ-Kur 2850 gün, 4/a 6570; toplam 9420 gün. Emeklilik yaşım 7.4.2021 dolduğu için başvurmaya gittiğimde ortak olduğum dönemin 4/b aktarılması gerektiği söylendi. Ne yapmam gerekiyor? Ahmet Ç.

Cevap: Şirket sahiplerinin SSK’lı mı, Bağ-Kurlu mu olacağı konusunda geçmişte birçok düzenleme yapıldı ve şirket ortaklarının SSK’lı olarak devam etmesine imkan tanınmıyor. Şöyle ki, 2008 tarihinden sonra çalıştığı şirkete ortak olanlar artık SSK’lı olamıyorlar,

Yazının Devamını Oku

Kripto paralar sigortacıların radarında

Kripto parada yaşanan dolandırıcılık olayları, konunun sigorta boyutunu gündeme getirdi. Kripto para borsalarını sigortalayan şirket sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu nedenle de kripto paraların sadece 150 milyar doları sigortalı. Sigortacılar, pazara girmek için yasal düzenlemeyi bekliyor.

Kripto para borsalarında yaşanan dolandırıcılık olayları -ki, ben bu yaşananları geçmişteki banker krizinin yeni versiyonu olarak görüyorum- sonrası okuyuculardan çokça soru alıyorum. Kimileri ‘yok mu bu işin sigortası, dünyada yapılıyormuş bizde niye sigortalanmadı?’ diye soruyor, kimileri ‘siber sigortaların içine girmiyor mu?’ diye merak ediyor. Gelen soru ve yorumlara baktığımda, bunların bir kısmının bizdeki dolandırıcılık olaylarından mağdur olanlar olduğunu; bir kısmının ise dünyadaki kripto paralara yatırım yapıp, endişe duyanlar olduğunu anlıyorum. Aslında sorunun cevabı net; mevzuatı olmayan, hiçbir merkezi otoriteye bağlı olmayan bir işin sigortası da olmaz. Yani, bizde, kripto para borsalarına yönelik herhangi bir sigorta uygulaması yok ve bahsedildiği gibi siber sigortalar kripto paraları da kapsamıyor. Dünyada ise durum farklı.

PARALAR NASIL ÇALINIYOR?

Okuyucular sorunca dünyadaki durum hakkında biraz araştırma yaptım. Dünyada kripto paraların toplam değerinin 2 trilyon doların üzerinde olduğu ve bunun da sadece 100-150 milyar dolarının sigortalı olduğu tahmin ediliyor. Peki, sigortaya talep mi yok? Aksine, kripto para borsaları kelimenin tam anlamıyla sigortacıların peşinde koşuyor. Haksız da sayılmazlar, dünyadaki rakamlara baktım, kripto para borsalarında her gün ortalama 5 milyon dolarlık kripto para varlığı çalınıyor. Hatta, isim vermeyeceğim, geçen yılın sonlarında dünyada büyük bir kripto para borsasından 500 milyon dolar değerinde kripto para çalındı.

Nasıl çalınıyor? Kripto para borsası internetten sanal cüzdanlar, şifreler, özel anahtarlar üzerinden yürüdüğünden hacklenmeye de müsait. Hırsızlar ya da hackerler, sanal cüzdanların anahtarlarını ya da şifrelerini kırıp, kripto paraları dijital olarak kendi anonim hesaplarına aktarıyorlar. Sadece bu kadarla da kalmıyor, yasa dışı para kazanmak için başka eylemlere de başvuruyorlar. Dünyada artık kripto para hırsızlığı gerçek bir risk olarak görülüyor.

SİGORTACILAR YANAŞMIYOR

Tabi sistem bu kadar riske açık olduğundan kripto para borsaları ve kripto paraya yatırım yapanlar da sigortanın peşinde koşuyor. Sigortacılar ise bu konuya şimdilik aşırı temkinli yaklaşıyor. Neden? Birkaç nedeni var. Birincisi, kripto para borsalarının dünyada yasal mevzuatının ve denetiminin olmaması, hükümetler tarafından düzenleme yapılmaması. İkincisi, istikrarsız bir piyasa olması, fiyatının günden güne dalgalanması. Bu durum hem sigorta yapılmasını engelliyor hem de sigortayı pahalı hale getiriyor.

Sigortacılar, yolsuzluk ve dolandırıcılık nedeniyle her yıl milyonlarca dolarlık kripto para biriminin kaybedildiğini söylüyor. Sigortacıların, kripto para borsaları ile ilgili ilginç de bir tespiti var; ‘birinin kripto parası çalındığında, o paranın fiilen sahibi olunmadığından, hak sahibi de olunmaz, hak sahibi olunmayan bir şeyin de sigortası olmaz’ deniyor.

Yazının Devamını Oku

13 soruda tam kapanmada çalışanların hakları

Koronavirüs ile mücadele kapsamında 29 Nisan Perşembe günü akşamından itibaren 17 Mayıs tarihine kadar 17 günlük tam kapanmaya geçiliyor. Bu dönemde belirli işkolları dışında tüm işyerleri kapalı olacak ve sokağa çıkma yasağı uygulanacak. Her ne kadar belirli alanlarda çalışanlar alacakları belgeler ile tam kapanmadan muaf olsalar da genel olarak çalışanların büyük çoğunluğu kısıtlamalara tabi olacak. Bu süreçte uzaktan çalışma yapılacak ancak uzaktan çalışmaya geçmemiş ya da faaliyeti uzaktan çalışmaya uygun olmayan işyerleri ise kapanacak. Peki, tam kapanmada çalışanların hakları neler, bu süreçte işverene ve çalışanlara hangi destekler verilecek?

1) Tam kapanma tüm işyerlerini kapsıyor mu?

Sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulan işyeri dışında tüm ticari işletme, işyerleri, ofisler kapalı olacak, uzaktan çalışmaya geçilecek.

2)Kısıtlamadan kimler muaf tutulacak?

İçişleri Bakanlığı genelge yayımlayarak, tam kapanmadan kimlerin muaf tutulacağını tek tek belirtti. Temel gıda, ilaç ve temizlik ürünlerinin satıldığı yerler ile üretim, imalat, tedarik ve lojistik zincirlerinde çalışan işyerleri dahil 43 meslekte çalışanlar kısıtlamadan muaf olacaklar.

3) Kısıtlamadan muaf çalışanlara belge gerekli mi?

Çalışanlar tam kısıtlamadan muaf olduklarını belgelemek zorundalar. Meslek mensupları olası kontrollerde mesleki kimliklerini, çalışanlar ise meslek mensubu tarafından imzalanmış ve kaşelenmiş belgelerini yanlarında bulundurmak durumundalar.

4) Muaf tutulan işyerlerinde tüm çalışanlar işe gidecek mi?

Sağlık, güvenlik, acil çağrı gibi kritik görev alanları hariç olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarında hizmetlerin sürdürülebilmesi için gerekli olan personelin sadece yüzde 50’si çalışacak ve çalışma dönüşümlü olacak.

Yazının Devamını Oku

İşçi çıkaran kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayacak

İşveren ve çalışanların beklediği karar çıktı, kısa çalışma ödeneği haziran ayının sonuna kadar uzatıldı ve karar da Resmi Gazete’de yayımlandı. Peki, kimler bu uzatmadan yararlanacak, kısa çalışma ödeneğine yeni başvuru yapılabilecek mi, ücretsiz izinde olanlar kısa çalışma ödeneğine geçecek mi? Kısa çalışmanın uzatılması sonrası okuyuculardan benzeri soruları çokça alıyorum. Tek tek anlatayım ama önce kısa bir hatırlatma yapayım.

Salgının başında, 2020’nin mart ayında, kısa çalışma ödeneğinin şartları kolaylaştırılarak, tüm işverenlere, çalışanları için kısa çalışma ödeneğinden yararlanma imkanı tanındı. Bu tarihten itibaren de üçer aylık dönemlerde kısa çalışma ödeneğinin süreleri uzatıldı. Son yapılan değişiklikle de 31 Ocak 2021’tarihine kadar tüm işyerleri, tüm çalışanları için yeniden kısa çalışma ödeneğinden yararlandırıldı ve ödeneğin süresi de 31 Mart tarihine kadar uzatıldı. Salgının başından itibaren de 3.7 milyondan fazla çalışana toplam 31.5 milyar lira ödendi.

UZATMADAN KİMLER YARARLANACAK?

Yeni yapılan düzenleme ile de kısa çalışma ödeneği 1 Nisan tarihinden geçerli olmak üzere 30 Haziran’a kadar yeniden uzatıldı. Bu kapsamda da 31 Ocak 2021 tarihine kadar kısa çalışma ödeneğine başvurmuş olan işyerleri, haziran sonuna kadar kısa çalışma ödeneği almaya devam edecek. Tüm çalışanlar ödenek alabilecek mi? Kimlerin, kısa çalışmadan yararlanacağı konusunu madde madde anlatayım.

31 Ocak 2021 tarihine kadar çalışanları için kısa çalışma ödeneğine başvurmuş ve 31 Mart tarihine kadar da ödenekten yararlanmış işyerleri; nisan, mayıs, haziran aylarında kısa çalışma ödeneği almaya devam edecek.

İşveren, 31 Ocak tarihine kadar kısa çalışma ödeneğine başvurduğu çalışanlar için haziran sonuna kadar ödenek alabilecek.

Kısa çalışma ödeneğine yeni başvuru kabul edilmeyecek. 31 Ocak tarihinden sonra işe alınan kişiler varsa bu kişiler için ödenekten yararlanılamayacak. Örneğin, 31 Ocak tarihine kadar işveren, 15 çalışanı için kısa çalışmaya başvurmuş ise yine 15 çalışanı için uzatmadan yararlanacak ve bu çalışanları için nisan, mayıs, haziran aylarında da ödenek alabilecek.

31 Mart tarihine kadar kısa çalışma ödeneği hakkı bulunan ancak bir nedenden dolayı kısa çalışmaya ara vermiş işverenler de haziran sonuna kadarki uzatmadan yararlanabilecek.

Daha önce kısa çalışma ödeneğine hangi çalışma süreleri ve hangi çalışanlar için başvurulmuşsa aynı şartlarda haziran sonuna kadar devam edilecek. Kısa çalışma sürelerinde ve çalışan sayılarında değişiklik yapılmayacak. Örneğin, işyeri, haftalık çalışma süresini 30 saat azaltmış ve bu şekilde kısa çalışmaya başvurmuşsa, yine 30 saat üzerinden kısa çalışma ödeneği alabilecek.

Yazının Devamını Oku

Konutuna yıkım kararı çıkan DASK’a koşuyor

İzmir depreminde konutu az ve orta hasar görenlere DASK ödeme yaptı. Ancak kimi binalar riskli statüye alındı ve güçlendirme yapılmadan konutlara girilmesine izin verilmedi. Şimdilerde depremzedeler, yeniden DASK’a başvurup, zararlarını karşılanmasını istiyor. Peki, bu durumda DASK ödeme yapacak mı?

BİR süredir İzmir depreminde konutu hasar görenler ile Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) arasında sorunlar yaşanıyor. Depremzedeler, zorunlu deprem sigortası kapsamında DASK’tan istedikleri hasarı alamadıklarını iddia ediyor. Birleşip, dernek de kurmuşlar; adı da İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği. Bana da ulaştılar ve sorunlarını anlattılar, ‘sesimizi duyurur musunuz?’ diye de destek istediler. Sorunlarını dinledim, DASK Yönetim Kurulu Üyesi Erdal Turgut ile de konuştum. Hepsini anlatacağım.

Peki sorun ne? Özetle; İzmir depreminde bazı konutlar az ya da orta hasar gördü. DASK da yapılan hasar tespit çalışmalarına göre o konutlara, sigorta poliçesinde belirtilen teminatlar üzerinden hasar ödemelerini yaptı. Ancak sonrasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bu konutların olduğu binaları riskli statüye alıp, güçlendirme yapılmasını istedi ve güçlendirme yapılmadan da konutlara girilmesine izin vermedi. Hal böyle olunca da depremzedeler, binayı güçlendirmek için en az 150 bin lira gerektiğini öne sürerek, daha yüksek hasar talepleri ile DASK’a başvurdu.

NEYİ ÖDER, NEYİ ÖDEMEZ?

Aslında benzer durum Elazığ depreminde de yaşandı. O depremde de zorunlu deprem sigortası olup da depremde az hasar gören konutlara DASK, hasarlarını ödedi. Ancak sonrasında az hasarlı da olsa o konutların bulunduğu bölge kentsel dönüşüme sokuldu, yıkım kararı alındı. Bunun üzerine konut sahipleri de, ‘konutlarımız yıkılacak, bize daha fazla hasar ödemeniz lazım’ diyerek, DASK’ın kapısını çaldı.

Açıkça söyleyeyim, ortada bir sorun var ancak kimse alınmasın, gücenmesin ama bu sorun sigorta sistemi yoluyla çözülecek bir sorun değil. Neden mi? Anlatayım. Tüm sigortalarda olduğu gibi zorunlu deprem sigortasında da hangi durumlarda sigortalıya hasar ödeneceği bellidir. Buna göre; DASK, zorunlu deprem sigortası ile depremin ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, tsunami, yer kaymasının doğrudan neden olacağı maddi zararları, poliçede belirtilen limitler dahilinde karşılıyor. Bunların dışında oluşabilecek herhangi bir olay nedeniyle konuta gelebilecek zarar DASK’ın kapsamına girmiyor.

Şöyle anlatayım; konutunuza zorunlu deprem sigortası yaptırdığınız. Oturduğunuz şehrin deprem riskine, evinizin metrekaresine göre hesaplama yapıldı -ki, standart bir hesaplama yöntemi var- ve diyelim ki, konutunuz için 100 bin lira sigorta teminatı ve buna göre de ödeyeceğiniz prim belirlendi. Deprem oldu ve konutunuz depremde tamamen yıkıldı; DASK size konutunuzu yeniden inşa etmek için 100 bin lirayı ödeyecek. Depremde ya da deprem nedeniyle meydana gelen yangında, patlamada, yer kaymasında konutunuz hafif hasar gördü, eksperler geliyor, hasar tespiti yapıyor. Diyelim ki, 30 bin liralık hasar tespit edildi; DASK, 30 bin lirayı ödüyor. Hasar tutarını az bulabilirsiniz, ekspere itiraz edebilirsiniz; bu durumda ister Sigorta Tahkim Komisyonuna, isterseniz de hukuk yoluna başvurursunuz. Yani, sigortanın sorumluluğu, deprem nedeniyle oluşacak hasarlarla sınırlıdır.

RİSKLİ KONUTLAR NE YAPACAK?

Yazının Devamını Oku

Kim bu TÜİK’in açıkladığı çocuk çalışanlar?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2020 yılı, çocuk istatistiklerini açıkladı. Buna göre, geçen sene, 83.6 milyon toplam nüfusun yüzde 27.2’si, yani 22.7 milyonu çocuklardan oluştu.

Çocuk nüfusunun yüzde 26.9’u 0-4 yaş, yüzde 28.7’si 5-9 yaş, yüzde 28.2’si 10-14 yaş ve yüzde 16.2’si de 15-17 yaş grubundan oluştu. TÜİK bir rakam daha açıkladı; o da, çocuklarda işgücüne katılım oranı. TÜİK’e göre, 2020’de, 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 16.2 oldu. Bu oranın yüzde 23.4’ü erkek, yüzde 8.6’sı da kız çocuklar. Veriler açıklanınca da kamuoyunda, çocuk işçilik üzerine tartışma başladı.

TÜİK’in açıkladığı veriler üzerinden gidersek, geçen yıl 15-17 yaş arası çocuk nüfusu, toplam 3.6 milyon ve bu çocukların 597 bini işgücünde. Peki, kim bu çalışan çocuklar, nasıl çalışıyorlar daha da önemlisi çalışan bu çocukların hakları neler? Madde madde anlatayım ki, daha net anlaşılsın.

ÇALIŞMALARI YASAK

15 yaşını doldurmamış çocukların çalışması ve çalıştırılması kesinlikle yasak.

14 yaşını doldurmuş ve ilköğretimini tamamlamış çocuklardan eğitime devam edenler, okullarına devamına engel olmayacak hafif işlerde çalışabiliyorlar.

15 yaşını tamamlamış, 18 yaşından küçük çocuklara genç işçi; 14 yaşını bitirmiş ancak 15 yaşının doldurmamış çocuklara da çocuk işçi deniyor.

Genç ve çocuk işçi çalıştıracak işverenlerin, çalışacağı işe uygun olup olmadığının resmi sağlık raporu ile onaylanması gerekiyor. Sağlık raporu olmadan çocuk işçi çalıştırılamaz.

Gerek çocuk işçi gerekse de genç işçiler öyle her işte çalıştırılamıyor. İş Kanunu’nda, çocukların hangi işlerde çalıştırılacağı tek tek sıralanmış. 16 yaşını doldurmamış çocuk işçilerin ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması yasak. Örneğin, temizlik işlerinde, tehlikeli maddeler ile uğraşılan işlerde, aralıksız ayakta durmayı gerektiren işlerde, parça başı ve prim sistemi ile ücret ödenen işlerde bırakın 15 yaşını, 18 yaşını doldurmamış genç işçilerin bile çalışması yasak.

Yazının Devamını Oku

Emekli aylığınız kesilmez

Soru: SGK emeklisiyim ve 2.021 TL emekli maaşı almaktayım. Bir şirkete ortaklık durumum söz konusu. Bu şirkete çalışan olarak Bağ-Kura veya SGK’ya giriş yapsam, çalışan emekli olarak aylık alacağım ücret azalır mı? Ayten K.

Cevap: Şirket ortağı olacaksınız işçi statüsünde olarak çalışamazsınız, Bağ-Kur statüsünden kaydınızın yapılması lazım. Emekli olduktan sonra ticari faaliyette bulunmaya devam edenlerin emekli maaşlarında kesinti yapılmıyor, bu kişiler prim de ödemiyor. Dolayısıyla emekli aylığınızda bir düşüş olmaz.

Malulen emekli olabilirsiniz

Soru: Babam şeker, tansiyon, kolesterol hastası. Kalp rahatsızlığı var, 4 adet stent takıldı, nefes almakta zorlanıyor, ağır iş yapamıyor. Son yapılan tetkiklerde akciğerlerde kitle olduğu kesin. 1967 doğumlu, ilk işe giriş tarihi 1990. Halen çalışıyor. Toplam gün sayısı, 3606. Babam hangi şartlarda emekli olabilir? Engelli veya malulen emekli olabilir mi? Burak Ç.

Cevap: Çalışanın, sağlık sorunları nedeniyle çalışma gücünün en az yüzde 60’ını kaybetmesi halinde malulen emekliliğe hak kazanıyor. Bu durumun da SGK Sağlık Kurulunca tespit edilmesi gerekiyor. Malullük aylığından yararlanabilmek için 1800 gün prim ödenmiş olması gerekiyor. İşçi statüsünde çalışanlar prim gün sayısı 7200 günden az ise 7200 gün üzerinden, eğer 7200 günden fazla ile toplam prim gün sayısı üzerinden malullük aylığı hesaplaması yapılıyor.

18 yaş öncesi sigortalılık maaşı etkiler

Soru: 1961 doğumluyum, 1976-1979 yıllarında Orman İşletme Müdürlüğünde sigortalı olarak çalıştım. 1985’te kamu kurumunda memur olarak çalışmaya başladım. 18 yaşından küçük sigortalı çalışma sürem emekli maaşını etkiler mi? Ahmet A.

Cevap: 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılıkları 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul ediliyor. Ancak 18 yaş öncesi prim gün sayısı emeklilik hesabındaki prim gün sayısına eklenir. Dolayısıyla prim gün sayınız fazla olacağından emekli maaşınıza olumlu yansır.

İade yerine çalışmaya devam edin

Yazının Devamını Oku

Banka hayat sigortasını zorunlu tutabilir mi?

Geçtiğimiz haftalarda tüketici mahkemesi, hayat sigortaları ile ilgili önemli bir karar verdi.

Önce karardan bahsedeyim. Tüketici, bankadan 100 bin liralık kredi çekti ve kredi işlemleri sırasında banka hayat sigortası yaptı. Tüketici, 30 gün içinde sigortanın iptalini talep etti, banka talebi reddedince, tüketici mahkemesine başvurdu. Mahkeme hayat sigortasının tüketicinin onayı olmadan yapıldığına karar vererek, sigortanın iptaline, kesilen primin de iadesine hükmetti. Mahkemenin bu kararı son bir haftadır gündemde. Hal böyle olunca da okuyuculardan, ‘ben de hayat sigortasını iptal ettirebilir miyim?’ diye sorular gelmeye başladı.

KREDİ ALIRKEN BUNLARA DİKKAT!

Bu konuda tüketicilerin hakları nelerdir, anlatayım. Birincisi, bankadan kredi kullanırken hayat sigortası yapılması zorunlu olmadığı gibi, banka sigortayı zorunlu da tutamaz. Ama banka kredi verirken hayat sigortası isteyebilir. Nasıl tüketicinin kredi kullanırken hayat sigortasını istememe hakkı varsa, bankanın da kredi verirken sigortayı talep etme hakkı var; hatta, ‘hayat sigortası yoksa kredi vermiyorum’ deme hakkı bile var. İkincisi, bankalar genellikle, kredi verirken kendi çalıştığı sigorta şirketinin hayat sigortasını yapıyor. Banka, böyle bir zorlama da yapamaz. Banka hayat sigortasını isteyebilir, tüketici ya bankanın sunduğu hayat sigortasını yaptırır ya da gidip başka sigorta şirketinden sigorta yaptırıp, bankaya sunar; banka da bunu kabul etmek durumundadır. Buraya kadar anlattıklarım tüketicinin yasal hakları.

MAHKEMEYE BAŞVURUYORLAR

Bir de işin diğer boyutu var. Yıllardır okuyuculardan, ‘ne gerek var sigortaya, kredinin maliyetini artırıyor’ şikayetleri kadar; bankadan kredi kullanıp da vefat edenlerin yakınlarından, ‘sigorta yapmamış, borç bize kaldı, ödeyecek durumumuz yok, bankayı mahkemeye vereceğiz’ şeklinde de çokça şikayet alırım. Gidin bakın mahkemelere, bankalara açılan davaların bir kısmı da ‘neden sigorta yapmadın?’ davalarıdır. Açık konuşalım; özellikle konut ve araç kredilerinde zaten ipotek konuyor. Banka her şart altında verdiği kredinin karşılığını alıyor. Maalesef, hayat sigortası ile bankanın kendini korumaya aldığı gibi kamuoyunda yanlış bir algı var. Aslında sigorta tüketiciyi koruyor. Eğer sigorta yoksa ve ölen kişinin yakınları da borcu ödeyemiyorsa kredi ile alınan ev, araç ya da her ne alınmışsa elden gidiyor. Sigorta yapılmışsa sigorta şirketi kredi tutarının tamamını bankaya ödüyor ve geride kalanların borcu kapanmış oluyor.

Araştırdım, sadece geçen sene, vefat edenlerin bankalara olan kredi borçları nedeniyle hayat sigortalarından 3 milyar liranın üzerinde tazminat ödenmiş. Bu kişilerin bir kısmı da geçen seneki deprem ve sel afetlerinde, bir kısmı da koronavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybedenler. Sigorta şirketleri, hayatını kaybedenlerin bankalara olan tüm borçlarını ödemişler.

BURSA’DAKİ TIR FACİASINDA YENİ GELİŞME

Yazının Devamını Oku

Bayram ikramiyesi konusunda tüm merak edilenler

Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeklilere ödenen biner liralık bayram ikramiyesinde enflasyon oranında artış yapılacağını ve ilk ikramiyenin mayıs ayının başında ödeneceğini, Kurban Bayramı ödemesini ise temmuz ayının ortasına doğru gerçekleşeceğini açıkladı.

Bu kapsamda, bayram öncesinde, mayıs ayının ilk haftasında, bayram ikramiyeleri emeklilerin hesabına zamlı yatırılacak. Ancak hangi enflasyon oranı uygulanacağı henüz netleşmediği için zamlı ikramiyenin ne kadar olacağı da şimdilik bilinmiyor. Peki, bayram ikramiyesinden kimler yararlanacak, yeni emekli olanlar da ikramiye alabilecek mi, hangi tarihte emeklilik dilekçesini verenler ikramiye alabilecek? 2018 yılında yapılan düzenleme ile emeklilere ramazan ve kurban bayramı olmak üzere senede iki kere, bayram öncesi biner liralık ikramiye verilmeye başlandı. Böylece emeklilere, bu seneye kadar, senede iki bin lira ikramiye ödendi. Bu sene de emekliler, dul ve yetim aylığı alanlarla birlikte yaklaşık 13 milyona yakın kişiye bayram ikramiyesi ödenecek.

İKİ MAAŞA İKİ İKRAMİYE VAR MI?

Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK); emekli aylığı, yaşlılık aylığı, vazife malullüğü aylığı, malullük aylığı, ölüm aylığı ile sürekli iş göremezlik geliri ve ölüm geliri alanlar bayram ikramiyesinden yararlanabilecek. Ayrıca SGK’dan aylık alan; şehit yakınları, gaziler, muharip gaziler, güvenlik korucuları, şampiyon sporcular ve terörden zarar gören sivil vatandaşlar ile bu kişilerin hak sahiplerine de bayram ikramiyesi ödenecek. Birden fazla dosyadan gelir veya aylık alanlara en fazla ödemeye imkan veren dosya üzerinden ikramiye ödenecek. Örneğin, emekli aylığı ile birlikte vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığı da alan bir emekli, en fazla ödemeye imkan veren dosya üzerinden bayram ikramiyesi alabilecek. Yani, çift emekli maaşı alana çift ikramiye ödenmeyecek.

HİSSESİ ORANINDA ALACAK

Dul ve yetim aylığı alanlara bayram ikramiyesi hak sahiplerinin hisseleri oranında ödenecek. Örneğin, eşinin vefatı nedeniyle yüzde 50 hisse oranı ile eşe, yüzde 25 hisse oranı ile yetim çocuğa ölüm aylığı ödenmesi halinde; bayram ikramiyesi de hak sahiplerine aynı oranlarda ödenecek. İş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sürekli iş göremezlik geliri almakta olanlara, gelir bağlanmasına esas olan sürekli iş göremezlik derecesi oranında bayram ikramiyesi ödenecek. Örneğin; meslekte kazanma gücü kayıp oranı yüzde 25 olması nedeniyle sürekli iş göremezlik geliri almakta olana, eğer ikramiyenin toplam tutarı bin liraysa, yüzde 25’i oranında, 250 lira tutarında bayram ikramiyesi verilecek.

YENİ EMEKLİLER ALABİLECEK Mİ?

Peki, bayram ikramiyesi ödenmeyen kesim var mı? Var; sayıları 400 bini bulan, banka ve sigorta gibi özel sandıklardan emekli aylığı alanlara bayram ikramiyesi ödenmiyor. Neden, çünkü uygulama sadece SGK’dan aylık alanları kapsıyor da ondan. Ancak geçtiğimiz yıllarda bazı banka sandıkları emeklilerine bin lira bayram ikramiyesi ödese de sonradan bu ödemeyi yapmadılar. Özetle, yeni bir düzenleme yapılmazsa, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu sene de özel sandık emeklileri ikramiyeden yararlanamayacak. Gelelim, mera edilen, yeni emekli olacakların da ikramiye alıp alamayacağı konusuna. Şöyle ki, nisan ayının sonuna kadar emeklilik dilekçesini verenler mayıs ayında ödenecek bayram ikramiyesini alabilecekler. Ancak, emeklilik dilekçesini, mayıs ayında verenler yararlanamayacak çünkü, yapılan açıklamaya göre bayram ikramiyesi mayıs ayının ilk haftası ödenecek.

 

Yazının Devamını Oku

Ücretsiz izin desteği artıyor, çalışana yeni destek geliyor

Meclis'e sunulan Torba Yasa Tasarısı, hem salgın nedeniyle verilen desteklerde hem de çalışma hayatında önemli düzenlemeler içeriyor. Ayrıca yasanın kabulü halinde çalışanlara yeni bir destek daha geliyor. Hepsine tek tek değineyim.

Önemli düzenlemelerden biri, salgın nedeniyle ücretsiz izne çıkartılanlara ödenen ücretsiz izin desteği ya da bir başka adıyla nakdi ücret desteği ile ilgili. Nakdi ücret desteğinin miktarı artırılıyor. Geçen sene salgının başlaması ile nisan ayında işvereni tarafından ücretsiz izne çıkartılan, kısa çalışma ödeneğinden ve işsizlik maaşından yararlanamayanlara ücretsiz izinde oldukları ve işsiz kaldıkları sürede devlet tarafından günlük 39.24 lira ödeniyordu. 2021’in başında bu tutar 47.70 liraya, aylık da 1.420 liraya çıkartıldı. Şimdi ise Torba Kanunla bu tutar, günlük 50 liraya çıkartılıyor. Böylece ücretsiz izinde olanlara aylık 1.500 lira ödenecek.

3 MİLYON KİŞİYİ İLGİLENDİRİYOR

Torba Yasa ile özellikle, salgında kısıtlamalar nedeniyle sorun yaşayan ve yaklaşık 3 milyona yakın kişinin istihdam edildiği yiyecek, içecek sektöründe faaliyet gösteren işyerlerine ayrı bir destek geliyor. Yiyecek, içecek sektöründe faaliyet gösteren işyerlerinde 2021’in mart ayında sigortalı çalışıp da işvereni tarafından ücretsiz izne ayrılan ve ücretsiz izinde olduğu süre içinde nakdi ücret desteğinden yararlanamayan çalışanlara günlük 50 lira ödeme yapılacak. Bir anlamda bu çalışanlar nakdi ücret desteğinden yararlandırılacak. Ancak bu ödeme nisan ve mayıs ayları için yapılacak. Yani, yeme ve içme sektöründe çalışıp da ücretsiz izne çıkartılıp, hiçbir destek alamayan çalışanlara; nisan ve mayıs aylarında aylık 1.500 lira nakdi ücret desteği ödenecek.

Yiyecek, içecek sektörüne destek bu kadarla da sınırlı değil. Torba tasarının yasalaşması halinde, yine yiyecek ve içecek sektöründe faaliyet gösteren işyerlerinde bu yılın mart ayında sigortalı olarak çalışan ve nisan, mayıs aylarında da ücretsiz izne çıkarılmayıp da çalışmaya devam edenlerin sigorta primleri devlet tarafından karşılanacak. Bu çerçevede nisan ve mayıs ayları için prime esas kazancın alt sınırı olan 3.577 lira üzerinden hesaplanan sigortalı ve işveren hissesi primlerinin tamamı -ki, bu da 1.341 lira ediyor- İşsizlik Sigortası Fonu’ndan ödenecek.

ÇALIŞAN ANNEYE YENİ DÜZENLEME

Torba Yasada ilginç bir düzenleme daha var. Annelere ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinde değişikliğe gidiliyor. İşçi ve Bağ-Kur statüsünde çalışan kadınlara analık halinde geçici iş göremezlik ödeneği ödeniyor. Doğumdan sonraki ilk 8 haftalık, çoğul gebelik halinde de 10 haftalık süreye kadar olan gebelik ve analık haliyle ilgili rahatsızlık ve engellilik halleri analık hali kabul ediliyor. Bu kapsamda da sigortalı kadına iş göremezlik süresince geçici iş göremezlik ödeneği veriliyor. Ödenekten yararlanmak için de doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün sigorta primi ödenmiş olması gerekiyor. Doğum parası, çalışan annenin son 3 aylık brüt ücretine göre hesaplanıp, ödeniyor. İşte, yeni yasa ile bu 3 aylık süre değiştiriliyor.

Peki, neden böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyuldu? Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), bu konuda sahte sigortalılık yolu ile son 3 ayda yüksek kazanç gösterilerek, yüksek miktarlarda iş göremezlik ödeneği alındığını tespit etmiş. Yasa Meclis’ten geçtiğinde artık 3 aylık dönem değil son 12 aylık dönem esas alınacak. Doğumdan önceki 12 ay içinde 6 aydan az çalışan kadın çalışanlara iş göremezlik ödeneği günlük ücret tutarının iki katını aşamayacak.

Torba yasada bir düzenleme de sosyal güvenlik prim teşvik, destek ve indirimlere yönelik olarak yapılacak. Mevcut uygulamada işverenler, sosyal güvenlik prim teşviklerinden, desteklerden ve prim indirimlerinden 6 ay geriye dönük olarak yararlanabiliyor. Yeni düzenleme ile bu 6 aylık süre kalkacak. İşveren, teşvikten yararlanmaya devam edecek ancak geriye dönük yararlanamayacak, ilgili ayda prim teşvikinden faydalanacak.

Yazının Devamını Oku

Emeklilikte yetim aylığı kesilir

Soru: SGK emeklisi olan annemden yetim aylığı almaktayım. 3-4 yıl sonra isteğe bağlı olarak Bağ-Kur’dan emekli olacağım. Emekli olduğum zaman annemden yetim aylığımı almaya devam edebilir miyim? Ebru G.

Cevap: İsteğe bağlı sigortalılık için prim öderken annenizden yetim aylığı almaya devam edebilirsiniz. Ancak emekli olduğunuzdan annenizden aldığınız yetim aylığı kesilecektir.

GERİYE DÖNÜK PRİM ÖDENMEZ

Soru: 1998 yılında 4/B’li olarak annemin sigorta girişi yapılmış ve 10 ay boyunca düzenli ödemesi yapılmış. Geçmişe yönelik ödeme yapılarak emekli olması mümkün müdür? Tuğba K.

Cevap: Geriye dönük toplam prim ödeyerek, emekli olma diye bir durum söz konusu değil. Emekli olamadığınız için ya primlerinizi iade alacaksınız ya da sigortalı olarak çalışıp, prim gün sayınızı ve çalışma yılınızı dolduracaksınız.

SİGORTA STATÜNÜZÜ DEĞİŞTİRMEYİN

Soru: 4/a’lı çalışanım. Kalan 950 günümü 4/a yerine 4/b’den asgari olarak ödersem, emekli maaşım 4/a’daki asgari ödemeye göre değişir mi? İlk 3300 gün primlerim yüksekten ödenmiş. Neyi tavsiye edersiniz? 52 yaş 5525 güne tabiyim, şu an 48 yaşındayım. Mustafa K.

Cevap: Prim gün sayınız yetse bile 52 yaşını bekleyeceksiniz. Dört yıl daha çalışmanız gerekecek. 4/a’lı olarak çalışırsanız emekliliğiniz daha avantajlı olur, eğer 4/b’ye geçerseniz tavandan prim yatırmanız gerekecektir. Sigorta statünüzü değiştirmemeniz daha doğru olur.

MAAŞINA ETKİSİ OLMAZ

Yazının Devamını Oku

Koronavirüs aşısı üzerine izlenimler

Koronavirüse karşı aşılama başladığından bu yana hem okuyuculardan hem de eşten dosttan, ‘aşı olacak mısın, koruyuculuğuna inanıyor musun?’ benzeri sorular alıyorum. Ara ara yazılarımda da, ‘eğer çıkarsa tereddüt etmeden koştura koştura aşı olacağım, size de tavsiye ederim’ diye yazdım. Cumartesi aşımı oldum. Sizlerle sürece ve izlenimlerimi paylaşayım.

Açıkça söyleyeyim, sistem iyi kurgulanmış. Tüm işlemlerimi e-Nabız üzerinden yürüttüm. Geçen perşembe aşının çıktığına dair bilgiyi aldıktan sonra e-Nabız’a girerek süreci başlattım. Sistem, ‘BioNtech mi, Sinovac mı?’ diye otomatik soruyor. Ben BioNtech’i tercih ettim. Neden bu tercihi yaptım? Bir nedeni yok.Doktor arkadaşlarla konuştum, hangisini tercih edeyim diye; yarısı BioNtech dedi, diğer yarısı Sinovac. Ben de tercihimi BioNtech’ten kullandım. Sinovac olsaydı yaptırmayacak mıydım? Yine koştura koştura yaptırırdım. Şunu da belirteyim, BioNtech aşısı benim aşı olduğum cumartesi gününden bir gün önce uygulanmaya başlanmıştı.

SİSTEM İYİ KURGULANMIŞ

Devam edeyim. BioNtech aşısı saklama koşulları nedeniyle her yerde yapılmıyor; altyapıya sahip hastanelerde yapılabiliyor. Bana da, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi çıktı. Randevuyu alır almaz da anında cep telefonuna randevu ile ilgili tüm bilgiler geldi. Cumartesi hastaneye gittim. Biraz da bu süreçten bahsedeyim. Hastanede ayrı bir aşı bölümü kurulmuş. Yani, diğer hastalar ya da hastanenin işleyişi ile bir bağınız yok. Aşı olacaklara; kronik rahatsızlığı olup olmadığı, geçmişte hangi aşıları olduğu, aşı hakkındaki görüşleri, hangi aşıyı neden seçtiklerine yönelik bir form dolduruluyor. Adınız okununca da sırayla aşı bölümüne giriyorsunuz. Muayene odasında kronik hastalığınız var mı, alerjiniz var mı diye ufak bir muayeneden sonra ayrı bir bölümde aşınızı oluyorsunuz.

UYARI VE YÖNLENDİRME

Tüm bu süreçlerde de hastane çalışanları fiziki mesafeye uyulması ve karmaşa yaşanmaması için hem uyarılar yapıyorlar hem de yönlendiriyorlar ki, aşı bölümüne zaten sadece aşı olacaklar girebiliyor. Öyle cümbür cemaat ortalarda dolaşamıyorsunuz. Aşınızı olduktan sonra da aşı olduğunuz tarihi, hangi aşıyı olduğunuzu ve ikinci dozu olacağınız tarihin yazılı olduğu aşı kartı veriyorlar. Dikkatimi çekti, hastane görevlileri aşı olan herkesi, ‘hadi hayırlı olsun’ diye yolcu ediyorlar. Bu işlemler bittikten hemen sonra da yine cep telefonunuza, ‘aşınızı oldunuz, sağlıklı günler dileriz, sağlık durumunuz hakkında geri bildirimleri Hayat Eve Sığar uygulaması üzerinden soruları cevaplayarak iletebilirsiniz’ şeklinde mesaj geliyor.

BIONTECH Mİ, SINOVAC MI?

Bunları niye anlattım? Sürecin başından sonuna kadar iyi bir sistem kurgulanmış. Yani korkacak, çekinecek bir durum yok. BioNtech aşısı yeni uygulandığı için yan etkileri konusunda tereddütlerim yok muydu; vardı. Doktor arkadaşlara da sorduğumda bazı etkileri olacağını da söylemişlerdi. Açıkçası, her aşının yaptığının dışında başka etkileri olmadı. Sözün özü; aşının koruyuculuğuna iniyor muyum? Sonuna kadar inanıyorum. Ama aşı oldum diye de tedbiri elden bırakacak değilim, bugüne kadar nasıl kendimi koruyorsam aynı şekilde devam edeceğim. BioNtech mi, Sinovac mı? Hiç önemi yok, yeter ki aşı yaptırılsın.

 

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışma ödeneği bitti bundan sonra ne olacak?

Kısa çalışma ödeneği dün, 31 Mart tarihi itibarıyla son buldu. İşverenler, normal çalışmaya dönüp normalleşme desteğinden yararlanabilir. Ya da çalışanlarını ücretsiz izne çıkarabilir ve ücretsiz izne çıkan çalışanlar 17 Mayıs tarihine kadar aylık 1.341 liralık nakdi ücret desteğinden yararlanabilir.

Salgının başladığı 2020’nin mart ayında kısa çalışma ödeneğinin şartları kolaylaştırılarak, tüm işverenlere, çalışanları için kısa çalışma ödeneğinden yararlanma imkanı sağlandı. Bir senedir de kısa çalışma ödeneği uygulaması devam ediyor ve bu süre içinde 3.7 milyondan fazla çalışana, 27.7 milyar lira ödendi. Kısa çalışma ödeneği dün, 31 Mart tarihi itibariyle son buldu. Son bir haftadır da okuyuculardan çokça soru alıyorum. İşverenler, ‘kısa çalışma ödeneği bitiyor biz hangi desteklerden yararlanacağız?’ diye soruyor; çalışanlar ise ‘kısa çalışma ödeneği bitince işveren bizi işten çıkartır mı?’ diye merak ediyor.

NORMALLEŞME DESTEĞİ

İşverenler için geçen senenin ağustos ayında uygulamaya giren normalleşme desteği devam ediyor. Normalleşme desteği kapsamında, işyerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönülmesini teşvik etmek amacıyla sigortalı ve işveren paylarının tamamı İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanıyor. Bu kapsamda; 2021’in Haziran ayını geçmemek üzere 6 ay süreyle işverenlere, sigortalıların prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanacak sosyal güvenlik primlerinin tamamı tutarında destek veriliyor.

Prim desteği, kısa çalışma ödeneğinden yararlanan işyerleri ile nakdi ücret desteği alanlara veriliyor. Normalleşme desteğinde dikkat edilmesi gereken nokta; destek miktarının çalışanın bir ay içinde aldığı kısa çalışma ödeneği gün sayısı kadar olacak olması. Nakdi ücret desteği alanlar için de aylık ortalama aldıkları gün sayısı kadar olacak. Örneğin, işyeri, kısa çalışma ödeneğinden, bir ay içinde 15 gün yararlanmışsa, normal çalışma süresine dönülmesi halinde, 15 günlük işveren ve işçi primleri devlet tarafından karşılanacak. Destek tutarı ise aylık 1.341 lira. İşverenler, kısa çalışma ödeneğinin yerine haziran sonuna kadar normalleşme desteğini koyabilirler.

İŞVEREN İŞTEN ÇIKARAMAZ

Yine geçen sene salgının başlaması ile nisan ayında işvereni tarafından ücretsiz izne çıkartılan, kısa çalışma ödeneğinden ve işsizlik maaşından yararlanamayanlara ücretsiz izinde oldukları ve işsiz kaldıkları sürede devlet tarafından ödenen aylık 1.420 liralık nakdi ücret desteği 17 Mayıs 2021 tarihine kadar devam ediyor. Bu süre içinde de 2.4 milyondan fazla kişiye 8.2 milyar lira nakdi ücret desteği ödendi. Aynı şekilde işverenin, çalışanı işten çıkarma yasağı ya da bir başka isimle fesih yasağı süresi de 17 Mayıs tarihine kadar uzatıldı.

Peki, kısa çalışma ödeneğinin son bulmasıyla bundan sonra ne olacak? İşverenler, normal çalışmaya dönüp, normalleşme desteğinden yararlanabilir. Ya da işveren, çalışanlarını ücretsiz izne çıkartabilir ve ücretsiz izne çıkan çalışanlar 17 Mayıs tarihine kadar aylık 1.341 liralık nakdi ücret desteğinden yararlanabilir. Hatırlatayım, işten çıkarma yasağı 17 Mayıs tarihine kadar devam ediyor. Kısa çalışma ödeneği bitip de işveren çalışanı ücretsiz izne çıkartır ve çalışan da nakdi ücret desteğinden yararlanırsa; çalışan açısından elbette bir gelir kaybı olacaktır. 17 Mayıs’ta fesih yasağı bittikten sonra ne olacak diye soran okuyucular da var; ona da fesih yasağı bittikten sonra değinirim.

Yazının Devamını Oku

Emekli maaşınız düşük olacak

Soru: 22 yılım doldu, prim ödeme sayım 7124. 1974 doğumluyum, 2025 kasım ayında emekli olacağım. 2016 yılından itibaren çalışmıyorum. 2025 yılında bağlanacak emekli maaşım, 2016 yılında aldığım maaş karşılığı yatan prim dikkate alınarak mı hesaplanacak? Çalışmıyor olmamın emekli maaşı üzerinde herhangi etkisi olacak mıdır? Aysın G.

Cevap: Emekli maaşı ortalama aylık kazancın, prim gün sayısına göre hesaplanan aylık bağlama oranı ile çarpılması sonucu belirleniyor ve enflasyon, büyüme hızı gibi birçok etken de hesaba katılıyor. Maaşınız o dönemki aylık kazanca göre hesaplanacak. Bu durumda emekli olacağınız tarihte 9 yıldır çalışmıyor olacağınızdan emekli maaşınız da düşük olacaktır.

İŞVEREN EMEKLİLİĞE ZORLAYAMAZ

Soru: Ortopedik engelli statüsünde 24 yıldır çalışmaktayım. Yaşım 56. İşveren, engelli bir işçiyi, personeli emekliliğe zorlayabilir mi? Nuri A.

Cevap: İşveren, ister engelli olsun ister olmasın çalışanını emekliliğe zorlayamaz. Çalışanın emekliliği gelmiş olsa da zorlaya-maz. İşveren, sizinle çalışmak istemiyorsa iş kanununa uygun kurallara göre sizi işten çıkartabilir ve tazminatınızı da öder.

PRİMLERİNİZİ TOPLU ALABİLİRSİNİZ

Soru: 1988’den sonra 6 ay kadar SGK primi ödendi. 1962 doğumluyum. SGK primlerimi geri alabilir miyim? Alabiliyor olursam ne şekilde dilekçe yazmam gerekiyor? Çağatay T.

Cevap: Yaş şartını yerine getirseniz bile ödediğiniz primler emekli olmaya imkân tanımıyorsa prim iadesi talep edilebilir, SGK’dan toplu ödeme alabilirsiniz. 58 yaşını doldurduğunuz için prim iadesini alabilirsiniz. Bunun için SGK’ya başvuracaksınız.

BABANIZDAN ÖLÜM AYLIĞI BAĞLANIR

Yazının Devamını Oku

Bursa’daki TIR faciasının sonuçları ağır olacak

Bursa’daki TIR faciasının her boyutu konuşuldu, işin sigorta tarafı hiç gündeme gelmedi. Oysa bu kazadan hem ders çıkarmak hem de bundan sonra olası benzer kazalar için de önlem almak gerekiyor. Anlatacağım; ama önce ne olmuştu, hatırlayalım. Bursa’da freni boşalan TIR’ın, önündeki araçlara çarpması sonucu meydana gelen kazada 4 kişi ölmüş, 20 kişi yaralanmış, 20’den fazla da araç ağır hasar görmüştü. Kaza ile ilgili yargı süreci devam ediyor.

Peki, bu zincirleme kazada hem maddi hem de bedeni zararı kim karşılayacak? Cevap net değil mi; elbette kazaya neden olan TIR’ın trafik sigortası karşılayacak. Maalesef bu kadar basit değil. Doğru, TIR’ın trafik sigortasından ölenlerin yakınlarına vefat tazminatı, kazada sakat kalanlara sakatlık tazminatı, aracı zarar görenlere de maddi tazminat ödenecek ama bir yere kadar. Çünkü trafik sigortasında limit var, bu limite kadar sigorta karşılar, üzerine karışmaz. Neden? Çünkü kaza, zincirleme kaza. Nedir bu limit? Kaza başına maddi hasar limiti 86 bin lira; vefat, sakatlanma teminatında da limit kişi başına 430 bin lira, yine kaza başına 4.3 milyon lira.

TAMAMINI KARŞILAMAZ 

Sigortacılarla konuştum, ilk bakışta maddi ve bedeni dahil 7-8 milyon liralık hasardan bahsediyorlar. Tabi bu, kazada vefat edenlerin yaşına, bedeni durumuna, gelirine göre değişebilir, rakam daha da artabilir. Bundan sonra ne olacak? Önce vefat ve sakatlık tazminatı açısından değerlendireyim. Kazada hayatını kaybedenler için yakınlarına sigortadan ödenmek üzere tazminat hesaplanacak. Kazada ağır yaralanıp da tedavi sonucu sakat kalanlar için de bir tazminat tutarı hesaplanacak. Bu hesaplama sonucu TIR’ın, trafik sigortası, bir kişi için en fazla 430 bin lira, toplamda da 4 milyon 300 bin lira vefat ve sakatlık tazminatını taraflara ödeyecek. Bu hesaplama sonucu bir kişinin vefat tazminatı diyelim ki, bir milyon lira tutarsa, sigorta sadece 430 bin lirasını karşılayacak. Kaza sonucu bedeni tazminat toplamı diyelim ki, 6 milyon lira tutarsa, sigorta şirketi 4.3 milyonunu ödeyecek.

Gelelim, kazanın maddi boyutuna. 20’den fazla araç kazada zarar gördü ve bunların neredeyse tamamına yakını da ağır hasarlı. Sigortacılara göre tahmini maddi zarar 3 milyonu bulacak. TIR’ın trafik sigortasının ödeyeceği toplam tutar ise 86 bin lira. Yani, bu 86 bin lira, 20 araç arasında hasar durumuna göre pay edilecek. Kazada zarar gören araçlar kaskoluysa sorun yok; kasko, araçtaki tüm zararı karşılayacak, sonra da sigorta şirketi ödediği zararı, TIR’ın trafik sigortasından talep edecek ve bu 86 bin lira arasından payını alacak. Kaskosuz araçlar ise 86 bin liradan paylarına ne düşerse onu alacak.

TIR’IN SAHİBİNE KÖTÜ HABER

Haklı olarak soracaksınız, limiti aşan tutarlar ne olacak? İşte buradan sonrası artık TIR’ın sahibi olduğu şirket ve TIR şoförü için kelimenin tam anlamıyla kabus. Çünkü, 100 bin liralık aracı kazada pert olan, trafik sigortasından hepi topu 3 bin lira alınca, zararını karşılamak için TIR’ın sahibine ve şoföre dava açacak. Aynı şekilde kazada hayatını kaybedenlerin yakınları sigorta limiti kadar vefat tazminatı alınca yine TIR’ın sahibine ve şoföre gidecek. Kaskolu araçların sigorta şirketleri de ödedikleri zararı karşılamak için dava açacak. Sigortacılar, bu kazada trafik sigortasının limitinin üzerinde 3-4 milyon liralık tazminat talebi ile TIR’ın sahibine ve şoförüne dava açılacağını söylüyorlar.

Peki, var mı bunun bir çaresi? Adı biraz itici gelebilir, ihtiyari mali mesuliyet adı altında sigorta var; trafik sigortasının limitini aşan tazminatlara karşı yaptırılıyor. Tıpkı bu kazada olduğu gibi trafik sigortasının yetersiz kaldığı durumlarda tüm zararı bu sigorta karşılıyor. Eminim, ‘pahalıdır’ diyeceksiniz. Onu da sordum; TIR’lar trafik sigortasının üzerine 750 lira ödeyerek, araçlar da 260 lira ödeyerek bu sigortayı yaptırabiliyor. Bursa’daki kazada eğer TIR’ın ihtiyari mali mesuliyet sigortası olsaydı, trafik sigortasının limitini aşan 3-4 milyon liralık tazminatı sigorta karşılayacaktı. Böylece ne TIR’ın sahibi ne de kazada zarar görenler mağdur olmayacak, mahkemelerle uğraşmayacaklardı.

<iframe src='//www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=41761564&resizable=1&autostart=scroll&playsinline=true&v_utm_source=haber_detay' width='580' height='326' frameborder='0' scrolling='no' allow='autoplay; fullscreen' allowfullscreen></iframe>

Yazının Devamını Oku

Kaç çalışan kaç emekliye bakıyor?

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), merakla beklenen 2020 yılı sigortalı sayılarına, kaç çalışanın kaç emekliyi finanse ettiğine yönelik verileri açıkladı. Önce, sigortalı sayılarından başlayayım, çünkü salgın döneminde sigortalı sayılarının düşüp, düşmediği tartışma konusuydu.

SGK’nın açıkladığı verilere göre, 2020 yılında sigortalı çalışan sayısı, bir önceki yıla göre 891 bin 722 kişi artarak, 21 milyon 64 bin 613 oldu ki, bu da sigortalı sayısında yüzde 4.4’lük artış anlamına geliyor. Statülerine göre sigortalı sayılarına bakıldığında ise durum biraz farklı. İşçi ve memur sayısında artış yaşanırken, kendi adına çalışanlarda yani Bağ-Kur’luların sayısında azalma oldu. Bu da koronavirüs salgınının esnaf ve küçük işletme sahipleri üzerindeki etkisini gösteriyor. Geçen sene, 4/a’lı olarak, işçi statüsünde çalışanların sayısı önceki yıla göre 889 bin 110 kişi artarak, 15 milyon 203 bin 423 olurken; memurların sayısı ise 39 bin 899 kişi artarak 3 milyon 140 bin 410 oldu. Bağ-Kur’lu olarak çalışanların sayısı ise 2019 yılında, 2 milyon 758 bin 67 kişi iken, bu sayı geçen sene 37 bin 287 kişi azalarak, 2 milyon 720 bin 780 kişiye düştü.

TARIMDA ÇALIŞAN AZALDI

SGK, 2020 yılında sosyal güvenlik kapsamı altında olanların sayısını da açıkladı. Buna göre; işçi, memur, Bağ-Kurlu, tarım çalışanı, stajyerler de dahil toplam aktif sigortalı sayısı 23 milyon 344 bin 547 kişi olarak gerçekleşti. Geçen yıl aktif sigortalı sayısı 1.3 milyonun üzerinde arttı. Dikkat çeken gelişme ise, tarım sektöründe çalışanlarda oldu. 2020 yılında tarımda hem tarım sigortalısı olarak hem de geçici statüde çalışanların sayısında azalma yaşandı. Tarımda zorunlu sigortalı olanların sayısı 2019 yılında 600 bin 787 kişi iken bu sayı geçen sene 53 bin 712 kişi azalarak, 547 bin 75 kişiye geriledi. Benzer şekilde tarımda süreli değil de geçici çalışanların sayısı ise 2020’de 9 bin 858 kişi azalarak, 31 bin 250 sigortalıya düştü. Böylece 2020’de tarım alanında sigortalı sayısı toplamda 63 bin 570 kişi azaldı. Bu da hem salgının hem de salgında uygulanan kısıtlamaların en çok tarım çalışanlarını etkilediğini gösteriyor.

9.1 MİLYON KİŞİYE EMEKLİ MAAŞI

2020’de, ölüm, yaşlılık, malullük, işgöremezlik aylığı alanların, yani pasif sigortalıların sayısı da 773 bin 506 kişi artarak, 13 milyon 264 bin kişiyi geçti. Geçen yıl emekli olarak, yaşlılık aylığı alanların sayısı da 165 bin 422 kişi arttı, 9 milyon 133 bin 884 kişi çıktı. Daha açık bir anlatımla 2020’de, SGK, 9.1 milyondan fazla kişiye emekli aylığı ödedi. Emekli aylığı alanların 5.9 milyonu işçi statüsünden emekli olanlardan, 1.6 milyonu Bağ-Kurlulardan, 1.5 milyondan fazla da memur emeklilerinden oluştu.

En önemli konu olan aktif/pasif oranını sona sakladım ki, sosyal sigorta sisteminde finansal sürdürülebilirlik açısından önemli bir gösterge, aktif-pasif oranıdır. Nedir, aktif/pasif oranı? Çalışanlara aktif sigortalı; emekli, dul, yetim, malul sigortalılara pasif sigortalı deniyor. Aktif-pasif oranı da kaç aktif çalışanın, kaç pasif çalışanı finanse ettiğini gösteriyor. Bir anlamda kaç çalışanın, kaç emekliyi finanse ettiğini gösteriyor.

4 ÇALIŞAN OLMASI LAZIM

SGK’nın, açıkladığı 2020 verilerine göre, aktif/pasif oranı 1.87 olmuş. Yani, geçen sene 1.87 çalışan, bir emekliyi finanse etmiş. Tabi, bu rakam, sosyal güvenlik sisteminin toplamına göre belirlenmiş. Aktif sigortalılar içinden çırak ve stajyerleri çıkarttığımız zaman -ki, bu sayı 1.7 milyonun üzerindedir- aktif/pasif oranı 1.72’lere düşüyor. Bir de sigorta statülerine göre aktif/pasif oranına bakalım. 4/a’lı olarak çalışanlarda, yani işçi statüsünde çalışanlarda 2.22 çalışan bir emekliyi finanse ederken; Bağ-Kur statüsünde olanlarda 1.3 çalışan, bir emekliyi finanse ediyor. Memur statüsünde çalışanlarda ise 1.46 çalışan bir emekliyi finanse ediyor. Bağ-Kur ve memurlarda durum daha da kötü.

Yazının Devamını Oku

Babanızdan yetim aylığı alamazsınız

Soru: Emekli sandığından emekli olan bekar öğretmenim. Babam Bağ-Kurluydu 1994’te vefat etti, annem 2009’a kadar onun maaşını aldı. Annem öldüğünde babamın maaşını alabilir miyim? Leyla Ö.

Cevap: Emekli olduğunuz, geliriniz olduğu için ve SSK ya da Bağ-Kurlu olanların çocuklarına yetim aylığı bağlanmadığı için maaş alamazsınız. Yani ölen babanızdan maaş alamazsınız. Ancak siz SSK ya da Bağ-Kurlu olsaydınız ve babanız emekli sandığı emeklisi olsaydı maaş alabilirdiniz.

SİGORTA DEĞİŞİKLİĞİ YAPAMAZSINIZ

Soru: Yaşım 42, SGK girişim 7.2.2000. Bu tarihten itibaren 10.5 sene 4/a’dan primlerim ödendi. Şubat 2015’ten itibaren halen isteğe bağlı Bağ-Kur ödemekteyim.7000 iş gününden emekli olacağımı biliyorum.1260 gün daha ödemeliymişim. 4/a’lı olarak ödesem emekli olduğumda daha avantajlı olur muyum? Yoksa ara verip yasa çıktığında toplu para SGK’ya yatırsam daha mı avantajlı olur? Gamze A.

Cevap: Halen isteğe bağlı sigortalısınız. 4/a’lı olabilmeniz için bu statüde bir işyerinde çalışmaya başlamanız gerekiyor. Kendi isteğiniz ile işçi statüsüne geçemezsiniz. 4/a’lı olarak emekli olmak hem yaş açısından hem de emekli maaşı açısından daha avantajlı ancak bu avantaj, priminizin hangi seviyeden yattığı ile doğru orantılı. Bu konuda bir yasa düzenlemesi yok. Ayrıca SGK’ya toplu para ödeme diye de bir durum söz konusu değil.

TOPLU PRİM ÖDEYEMEZSİNİZ

Soru: Babam 1966 doğumlu, sigorta başlangıcı 1984, sigortalı gün sayısı 3439. Emeklilik için eksik gün sayısı ne kadar? Geçmişe yönelik primleri toplu ya da yapılandırma seklinde ödeyebilir miyiz? Emine E.

Cevap: Babanızın işe giriş tarihi 1999 öncesi olduğu için yaştan dolayı emekli olabilme hakkı var. Ancak bunun için 3600 prim gün sayısını doldurması ve 15 yıl çalışmış olması gerekiyor. Her ne kadar 161 gün eksik olsa da çalışma yılı mevcutta 9,5 yıl. Çalışma yılında eksik var. Geçmişe yönelik toplu prim ödeme şansınız yok. Babanızın çalışmaya devam etmesi ve çalışma yılını doldurması gerekiyor.

1.800 GÜNLE MALULEN EMEKLİ OLABİLİRSİNİZ

Yazının Devamını Oku