2018’de asgari ücret ne kadar olacak?

Memurlar gelecek yıl yüzde 7.5 zam alacak. 2018 için enflasyon beklentisi ise yüzde 7. İki senedir uygulanan 100 liralık işverene asgari ücret desteği 2018’de artık olmayacak. Bu şartlarda asgari ücretin en fazla yüzde 8 ya da 9 artacağı söyleniyor.

YAKLAŞIK 7 milyon çalışan için kritik döneme girildi. 2018 yılında geçerli olacak asgari ücret tutarı için işçi, işveren, hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu masaya oturacak ve pazarlıklar başlayacak. Kısaca, aralık sonuna kadarki süreçten bahsedeyim. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu başkanlığında toplanacak komisyonda, Türk-İş ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) olacak. Pazarlıklar, Aralık sonuna kadar sürecek ve yılsonunda yeni asgari ücret belirlenecek. Bugün için asgari ücret, bekar bir işçi için brüt 1.777,5 lira; kesintiler sonrası çalışanın eline ise 1.404,6 lira geçiyor. Kapıcılar içinse net asgari ücret, 1.510,87 lira.

MASADAKİ SEÇENEKLER

Son 10 yılda asgari ücretteki artışları, çalışanların eline geçen aylık parayı ve asgari ücretteki artışların enflasyon karşısındaki durumunu detaylı çıkarttım. Tablodan da anlaşılacağı üzere, son 10 yılda asgari ücrete yapılan zam, ortalama yüzde 10’lar seviyesinde. Yıllık enflasyon ile mukayese edildiğinde ise artış kimi zaman enflasyonun bir-iki puan üzerinde olmuş, kimi zaman da altında kalmış; 2016 yılı hariç.  2016’da asgari ücrete yüzde 30 zam yapılarak, brüt bin 647 liraya, net de bin 300 liraya çıkarıldı. Sadece bununla da kalınmadı bu artışın işverene yük getirmemesi için işverenlere aylık 100 lira destek sağlandı. 100 liralık destek, 2017’de de devam etti. Bu destek için de 2016 bütçesinden 9 milyar, 2017 bütçesinden de 8 milyar lira kaynak ayrıldı.

Gelelim, 2018 yılında asgari ücretin ne kadar olacağına. Şu sıralar her kesimden farklı farklı görüşler çıkıyor. Kimileri, en az enflasyon kadar zam olması lazım diyor, kimileri ise asgari ücretin yüzde 15 arttırılacağını söylüyor. Peki, masadaki seçenekler ne? Türk-İş, enflasyon oranı ve bir işçinin yaşam maliyetini masaya koyacak ki, Türk-İş’in son yaptığı araştırmaya göre bekar bir çalışanın yaşama maliyeti 1.901,8 lira. Bu da, mevcut asgari ücretin yüzde 35 fazlası anlamına geliyor. Asgari ücret görüşmelerinde TİSK ise, son iki yıldır işverene verilen 100 liralık desteğin 2018’de de devam etmesini isteyecek.

Hadi gelin, birlikte bir analiz yapıp, 2018’de asgari ücretin üç aşağı beş yukarı kaç lira olacağına bakalım. Memur ve emeklilerinin gelecek yıl için alacağı zam, yüzde 7,5 olarak belirlendi. Bunu bir kenara koyalım. Merkez Bankası’nın 2018 için enflasyon beklentisi ise; son revizyonla yüzde 7. Ne mi demek istiyorum? Memurlara yüzde 7,5 zam verilirken, enflasyon beklentisi de yüzde 7’lerde iken; kimse, asgari ücrete yüzde 15 ve üzeri bir zam beklemesin. Şunu da söyleyeyim, TİSK’in devam etmesi için masaya getireceği işverene 100 liralık asgari ücret desteği var ya; işte, 2018 bütçesinde böyle bir ödenek de ayrılmadı. Yani, gelecek yıl işverene asgari ücret desteği olmayacak. Tüm bunları değerlendirdiğimizde 2018’de asgari ücret zammının en fazla yüzde 8 ya da yüzde 9 olacağını söylersek, çok da yanılmış olmayız. Yüzde 8 demek, gelecek yıl bekar bir işçinin eline geçecek aylık net ücret 112.3 lira artışla 1.516,9 lira olacak demektir.

2018’de asgari ücret ne kadar olacak

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Emekli memurun zammı yüzde 7.36

Açıklanan enflasyon rakamı ile birlikte memur emeklilerinin yeni yılda alacakları zamlı maaşları da belli oldu. Buna göre, memur emeklileri, ocak ayında maaşlarını yüzde 7.36 zamlı alacak.

Memur emeklileri, ocak-temmuz, temmuz-aralık olmak üzere senede iki kere maaşlarını zamlı alıyor. Zam oranları ise toplusözleşmeye göre önceden belirleniyor. Üzerine, geçmiş 6 aylık enflasyondan kaynaklı bir fark oluşursa da bu fark maaş zammına yansıyor. Enflasyon farkının oranı da toplu sözleşmede yer alıyor. Toplu sözleşmeye göre de emeklilerin yeni yılda alacakları zam oranı yüzde 3 olarak belirlendi. İmzalanan toplu sözleşmeye göre TÜİK tarafından açıklanan 2020 yılı temmuz-aralık enflasyonun, yüzde 4’ü aşması haline aşan tutar maaş zammının üzerine eklenecek. TÜİK’in açıkladığı 2020 Temmuz-Aralık enflasyonu yüzde 8,36 olunca; memur emeklileri için de yüzde 4’lük enflasyon farkı oluştu.

EN DÜŞÜK EK ÖDEME 114 LİRA

Böylece toplu sözleşmedeki yüzde 3’lik zam ve enflasyon farkıyla birlikte memur emeklileri 2021’in Ocak-Haziran döneminde maaşlarını yüzde 7,36 zamlı olacak. Böylece en düşük memur emekli maaşı yeni zamla birlikte 2.860 liraya yükselecek. Yeni zamlarla birlikte memur emeklilerinin her ay aldıkları ek ödeme tutarı da artacak. Buna göre 114 lira ile 740 lira arasında ek ödeme alınacak. Memur emeklileri 2020 yılının ocak ayında yüzde 5.50, temmuz ayında da yüzde 5.75 olmak üzere geçen sene toplam yüzde 11.25 zam almışlardı.





Yazının Devamını Oku

Memura yüzde 7.36 işçiye yüzde 8.36 zam

Açıklanan enflasyon rakamı ile birlikte hem tüm emeklilerin hem de görevdeki memurların alacakları zamlı maaşlar da belli oldu. Memurlar ile memur emeklileri 2021’in ilk yarısında maaşlarını yüzde 7.36 zamlı alacak. SSK, Bağ-Kur, tarım emeklilerinin yeni yıldaki zam oranı da yüzde 8.36 olacak.

Enflasyon rakamı açıklandı beklenen emekli zamları da belli oldu. Buna göre görevdeki memurlar ile memur emeklileri ocak ayında maaşlarını yüzde 7.36; SSK, Bağ-Kur ve tarım emeklileri de maaşlarını yüzde 8.36 zamlı alacak.

Emekliler ile görevdeki memurlar ocak ve temmuz olmak üzere senede iki kere ve bir önceki 6 aylık dönemde gerçekleşen, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranına göre maaşlarını zamlı alıyor. TÜİK, 2020 temmuz-aralık enflasyonunu açıkladı ve zamlar da netleşti. SSK, Bağ-Kur ve tarım emeklileri bu yılın ocak-haziran döneminde maaşlarını yüzde 8.36 zamlı alacak. Görevdeki memurlar ile memur emeklileri ise yüzde 3 toplu sözleşmeden kaynaklı zamla birlikte yüzde 4.36 da enflasyon farkı olmak üzere 2021’in ilk yarısında maaşlarını yüzde 7.36 zamlı alacak. Böylece aile yardımı ödeneği dahil en düşük memur maaşı 4 bin 500 liraya, en düşük memur emekli aylığı da 3 bin 20 liraya yükselecek.

EK ÖDEMELER DE ARTTI

Bugünden itibaren de tüm emeklilerin zamlı maaşlarını, ek ödemelerini ve ocak ayında eline geçecek maaş tutarını kuruşu kuruşa yayımlayacağız.

Önce, SSK, Bağ-Kur ve tarım emeklilerinden başlıyoruz. Açıklanan enflasyon rakamına göre sayıları 10 milyonu bulan SSK, Bağ-Kur, tarım emeklileri ocak ayında maaşlarını yüzde 8.36 zamlı alacak. Zamla birlikte en düşük SSK emeklisinin aylığı 2.536 liraya, en düşük Bağ-Kur emeklisinin aylığı 2.274 liraya ve en düşük tarım emeklisinin aylığı ise 1.718 liraya çıkacak. SSK, Bağ-Kur, tarım emeklileri, 2020 yılının ocak ayında maaşlarını yüzde 6.50, temmuz ayında da yüzde 5.75 zamlı almışlardı. Yeni zamla birlikte emeklilerin her ay aldığı ek ödeme de artacak.



Yazının Devamını Oku

2021’de gündemde neler olacak?

2020, sigorta sektörünün yıldızının parladığı bir yıldı dersek, sanırım yanılmış olmayız. Sadece yıldızı da parlamadı, 2020, sigortanın öneminin ortaya çıktığı bir yıl oldu. Önce, Elazığ depremi ile başladı, hemen sonrasında koronavirüs sürecine girildi, salgın devam ederken afetler de durmadı ve son olarak da İzmir depremi yaşandı. Açıkçası tüm bu süreçte sigortacılar başarılı bir sınav verdi.

Kısa bir özet geçecek olursak; salgın döneminde atılan en önemli adımlardan biri, pandemi, sağlık sigortalarının kapsamı içinde değilken sigorta şirketleri, koronavirüs tedavi giderlerini karşılama kararı aldı, bu kapsamda 150 milyon liradan fazla özel hastanelere ödeme yapıldı. Depremlere gelince; sadece 2020’de yaşanan Elazığ ve İzmir depremlerinde sigortacılar, zorunlu deprem sigortası da dahil 500 milyon liraya yakın hasar ödemesi gerçekleştirdi. Hatırlatmakta fayda var, İzmir depremi, salgın döneminde yaşandı; eksperiyle, acentesiyle tüm kesimler zararın hızlıca ödenmesi için hasar tespit çalışmalarını yürüttü ve bu süreçte yüzlerce sigorta görevlisi koronavirüse yakalandı.

2020’de, ilginç bir gelişme de Bireysel Emeklilik Sisteminde (BES) yaşandı. Salgının tasarrufları, dolayısıyla da BES’i etkilemesi beklenirken, tam tersi yaşandı ve BES’e ilgi arttı, sistemden çıkışlar olmadı, daha önce çıkanlar bile birer birer sisteme girmeye başladı. Hal böyle olunca da tasarruflar arttı, BES fonları büyüdü.

TASARRUFA DEVAM EDİLECEK

Peki, 2021’de neler olacak, hangi sigorta ürünlerinin yıldızı parlayacak? Öncelikle şu iki tespiti yapalım. Birincisi, salgın devam edecek; ikincisi, uzmanların söylemine göre bu yıl da depremler yaşanacak. Yeni yılda da deprem sigortası ve özel sağlık sigortası ön plana çıkacak. 2020’de yaşananlar sadece zorunlu deprem sigortasının yeterli olmadığını; konut, işyeri, kasko sigortalarının da ihtiyaç olduğunu gösterdi. 2021’de de aynı trend devam edecek.

Özel sağlık sigortaları içinde de yeni yılda özellikle tamamlayıcı sağlık sigortasına ilgi artacak. Salgın nedeniyle 2020’de tamamlayıcı sağlık sigortasında yüzde 30’un üzerinde bir artış yaşandı, yeni senede bu artış devam edecek. Duyumlarıma göre de kamu da tamamlayıcı sağlık sigortasını teşvik etmek için bazı hazırlıklar içinde.

Görüneni o ki, yeni yılda da tasarruf alışkanlığına paralel BES’e olan ilgi sürecek. 2021’de ekonomik program içinde BES’e ayrı bir yer ayrıldı. 18 yaş altının BES’e girmesi, dövizli BES uygulaması için düzenlemeler gündemde olacak. Bir başka konu da tamamlayıcı emeklilik sistemi. Yani, yeni yılda BES’in yıldızı parlamaya devam edecek.

AŞI OLMAYAN SİGORTALANACAK MI?

2020’de gözlerden kaçtı ama koronavirüsle birlikte bir ürünün daha önemi ortaya çıktı; siber sigorta. Salgın döneminde online işlemlerin artması beraberinde siber riskleri gündeme getirdi ve bu süreçte birçok kişi siber dolandırıcıların kurbanı oldu. Bu da siber sigortaya ilgili artırdı. Sigortacılar, 2021’de, siber sigortanın lüks değil ihtiyaç haline geleceğini söylüyor.  Bu nedenle birçok sigorta şirketi ürün grubuna siber sigortayı ekledi ve vitrine de çıkarmaya başladı.

Yazının Devamını Oku

10 soruda genel sağlık sigortası borç yapılandırması

Yapılandırmadan, genel sağlık sigortası prim borcu olanlar da yararlanabilecek. Sağlık prim borcu yapılandırması diğer borçlardan farklı. Yapılandırma için başvurmaya gerek yok, borçlar SGK tarafından otomatik olarak yapılandırılıyor ve borcun tamamının ödenmesi halinde de gecikme zammı ve cezası siliniyor. İşte, genel sağlık sigortası prim borcu hakkında tüm merak edilenler?

1)Genel sağlık sigortası borç yapılandırması için son başvuru tarihi ne zaman?

Sağlık sigortası borcu için başvuru şartı aranmıyor. Borcu olanların geçmiş tüm borçları Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından otomatik olarak yapılandırılacak, hatta borçlar yapılandırılmaya başlandı. Dolayısıyla başvuru yapmanıza gerek yok. Yapılandırmayı da e-devlet üzerinden veya bankalar aracılığıyla öğrenebilir ve takip edebilirsiniz.

2)Hangi tarihteki borçlar yapılandırılıyor?

Bu yılın ağustos ayı itibariyle, ağustos ayı da dahil genel sağlık sigortası borçları yapılandırılacak.

3)Yapılandırma nasıl olacak?

Genel sağlık sigortası borç yapılandırması diğer borç yapılandırmalarından farklı. Bu kapsamda geçmişte sağlık sigortası borcu olanlar 30 Nisan 2021 tarihine kadar prim borcunun tamamını ödemeleri halinde bu borca ilişkin ceza ve zam silinecek. Yani, sadece ana prim borcunun ödenmesi yeterli olacak. Örneğin, 9.718 lira prim borcunuz varsa, bu borcunuzu 30 Nisana kadar öderseniz, ana borç tutarı olan 6.374 lirayı ödeyeceksiniz, 3.344 lirası silinecek.

4)Borcu illa peşin mi ödemem gerekiyor?

Hayır, borcunuzu yapılandırıp, taksitler halinde de ödeyebilirsiniz. Borcunu 2021’in nisan sonuna kadar peşin ödeyenlerin borca ilişkin ceza ve zam tutarı silinecek. Yapılandırmanın diğer şartlarından da yararlanabilirsiniz. Taksit seçeneğinde taksit sayısına göre belirli katsayı uygulanıyor.

Yazının Devamını Oku

Asgari ücretle birlikte neler değişti?

2021 yılında uygulanacak asgari ücret yüzde 21.56 artarak, aylık brüt 3.577.50 liraya, net de 2.825.90 liraya yükseldi.

Günlük asgari ücret de brüt 119.25 lira oldu. Asgari ücret yaklaşık 7 milyon çalışanı ilgilendiriyor ama sosyal güvenliğe konu neredeyse tüm işlemler asgari ücrete göre belirleniyor. Hal böyle olunca da yeni asgari ücretle birlikte; doğum ve askerlik borçlanmasından işsizlik maaşına, genel sağlık sigortası priminden isteğe bağlı sigortalılık ödemelerinden bireysel emeklilik sistemi kesintilerine kadar tüm ödemeler de değişti ve haliyle arttı. Hatta öyle ki, aksi açıklama yapılmazsa, koronavirüs salgını nedeniyle bugün milyonlarca çalışanın aldığı kısa çalışma ödeneği de yeni asgari ücretle birlikte artacak.

AGİ NE OLDU?

Önce, Asgari Geçim İndirimi (AGİ) ile başlayayım. Yeni asgari ücretle birlikte çalışanın; bekar, evli, eşinin çalışıp çalışmaması ve çocuk sayısına göre alacağı AGİ, aylık 268 lira ile 456 lira arasında değişecek. Buna göre, 2021 yılında bekar bir çalışanın eline 2.825,9 lira geçecek. Evli ve eşi çalışmayan işçinin AGİ dahil eline 2.879,5 lira; eşi çalışmayıp 1 çocuğu olanın 2.919,8 lira, eşi çalışmayıp 2 çocuğu olanın 2.960 lira, eşi çalışmayıp 3 çocuğu olanın 3 bin 13 lira geçecek. Eşi çalışan işçi AGİ dahil aylık 2.825 lira alırken; eşi çalışıp 1 çocuğu olanın 2.866 lira, eşi çalışıp 2 çocuğu olanın 2.906 lira, üç çocuğu olanın ise eline 2.960 lira ücret geçecek.

PRİMLER YÜKSELDİ

Peki, 2021’de asgari ücretle birlikte neler değişecek? Tek tek anlatayım.

* İşsizlik maaşı arttı. Çalışanın ortalama brüt kazancının yüzde 40’ı kadar işsizlik maaşı ödeniyor. En fazla işsizlik ödeneği ise aylık brüt asgari ücretin yüzde 80’ini geçemiyor. 2021’de asgari ücretle birlikte en düşük işsizlik maaşı 1.431 lira, en yüksek işsizlik maaşı da 2.862 lira olacak.

* Genel genel sağlık sigortası primlerini kendi ödeyenlerin ödemeleri de yükseldi. Geliri brüt asgari ücretin üçte birinin altında olan kişilerin primlerini devlet karşılıyor. Geliri bunun üzerinde olanlar ise primlerini kendi ödüyor. Ödenen aylık prim tutarı ise brüt asgari ücretin yüzde 3’ü. 2021 yılında genel sağlık sigortası için ödenecek aylık prim tutarı 107.3 liraya çıktı. Böylece 2021’de yıllık 1.287 lira ödeyenler, devletin sunduğu sağlık hizmetinden yararlanabilecek.

* Yeni yılda isteğe bağlı sigortalı olacakların ödeyecekleri aylık primler de yükseldi. İsteğe bağlı sigortalılıkta ödenecek prim tutarını kişi kendi belirlese de primin üst ve alt sınırı var. En az brüt asgari ücretin yüzde 32’si, en çok da brüt asgari ücretin 7.5 katının yüzde 32’si kadar prim ödenebiliyor. 2021 yılında isteğe bağlı sigorta yaptıracaklar en az 1.144.8 lira ödeyecekler. Primlerini yüksekten ödemek isteyenler ise en çok 2021’de 8.586 lira yatırabilecekler.

Yazının Devamını Oku

Ya ayrı şirket kur ya da portföyünü başkasına devret!

Katılım sigortacılığı, bir başka adıyla da faizsiz sigortacılık, bir yıldır gündemde. Önce, Yeni Ekonomi Programı’nda katılım sigortacılığına detaylı yer verildi, ardından 2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda da, katılım sigortacılığının geliştirileceği yer aldı. Son olarak da Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, katılım sigortacılığı alanında dünyada rehber ülke olmanın hedeflendiğini söyledi.

Geçtiğimiz hafta başında ise katılım sigortacılığı ve katılım Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ile ilgili önemli bir yönetmelik yayımlandı ve faizsiz sigortacılığın detayı belli oldu. Yönetmeliğin, bana göre önemli bir-iki noktasını paylaşayım ama önce katılım sigortacılığı ile ilgili özet bir bilgi vereyim ki, çok konuşulan bu konuda durum nedir bilin.

BİR YILLIK SÜRE TANINDI

Aslında 2017 yılında yapılan düzenleme ile faizsiz sigortacılığın yasal sınırları çizildi ve uygulama başladı. Sistemin iki özelliği var. Birincisi, baştan sona faizsiz esaslara göre yürütülmesi; ikincisi, sigortalılara belirli dönemin sonunda para iadesi yapılması. O dönem, yapılan düzenleme ile faizsiz sigortacılık yapacak şirketlere iki yöntemi seçmeleri söylendi. Birincisi, katılım sigorta şirketi kurmaları; ikincisi, pencere usulü ile geleneksel faaliyetlerinin yanında katılım sigortacılığını da yürütebilmeleri ki, pencere usulü sigorta şirketinin ayrı şirket kurmadan faizsiz sigortacılık yapabilmesi anlamına geliyor. Pencere yöntemi ile çalışan şirketlere de 3 yıllık süre tanındı, üç yılın sonunda ayrı bir katılım şirketi kurmaları istendi.

Bugün 12 şirket katılım sigortacılığı yapıyor. Bunların 6’sı tam katılım, diğer 6’sı ise pencere usulü ile katılım sigortacılığı yapıyor. Katılım sigortacılığının toplam sigorta pazarı içindeki payı, yüzde 5. Düşük mü? Düşük, ama geçmişi 35 yıl olan katılım bankalarının, toplam bankacılık içindeki payının yüzde 7 olduğunu hesaba katacak olursak; katılım sigortacılığının geçmişinin ise hepi topu 5 yıl olduğunu düşünürsek, çok da düşük denemez. Bunun nedenini; vatandaşın faizsiz sisteme ilgisinin az olduğuna mı bağlarsanız, yoksa katılım banka ve sigorta şirketlerinin kendilerini iyi anlatamadıklarına mı; işin o tarafı ayrı bir konu.

FAİZSİZ SİGORTAYA DÜZENLEME

Geçen hafta çıkan yönetmelikle artık katılım sigortacılığının mevzuatsal anlamda hiçbir eksiği kalmadı. Yeni sistemi satır başları ile anlatayım. İster BES olsun ister sigortacılık, kim katılım sigortacılığı yapacaksa mutlaka bir danışma komitesi kuracak. Komitenin onay vermediği hiçbir iş yapılmayacak. Emeklilik şirketi katılım emeklilik planı kuracak, katılım emeklilik planında sadece katılım fonları olacak.

Yönetmelikteki asıl önemli düzenleme; yukarıda da değindiğim pencere usulü ile çalışan şirketlere 2021 sonuna kadar sora verilmesi. 2021’in sonunda ne olacak? Pencere usulü ile çalışan 6 şirket ya ayrı bir katılım şirketi kuracaklar ya da ellerindeki sigortalı portföyünü katılım sigortacılığı yapan başka bir şirkete devredecekler. Yani, kamu diyor ki, 2022’den itibaren hem konvensiyonel sigortacılık hem de faizsiz sigortacılık yapamazsın; faizsiz sigortacılık yapacaksan ayrı şirket kuracaksın. Duyduğuma göre de bu 6 şirketten en az ikisi ayrı şirket kuracakmış.

 

Yazının Devamını Oku

2021’de özel sağlık sigortalarında fiyat artışı olacak mı?

Bir süredir okuyuculardan, ‘2021’de sağlık sigortasının fiyatları artacak mı, artacaksa ne kadar artar?’ sorularını sıkça alıyorum. Kimileri de, ‘salgından dolayı özel sağlık sigortasının fiyatında ciddi artış olur mu?’ diye merak ediyor. Okuyucular sormakta haklı, genelde sene sonları ve yeni senenin ilk ayları hemen hemen tüm sigortaların yenileme dönemleridir ki, bunların içine özel sağlık ve tamamlayıcı sağlık sigortası da dahil.

Soruların cevaplarına geçmeden önce bir tespit yapayım. 2020, koronavirüs nedeniyle özel sağlık sigortaları açısından farklı bir yıldı. Pandemi, özel sağlık sigortalarının teminat kapsamı içinde değilken, salgının başlarında sigortacılar, ortaklaşa bir kararla, koronavirüsü sigortaya dahil ettiler ve tedavi giderlerini jest kapsamında ödeyeceklerini açıkladılar. Bu uygulama halen devam ediyor ve edecek de.

5 MİLYON KİŞİYİ İLGİLENDİRİYOR

Geçen 10 aylık sürede de sigortacılar, 15 bin sigortalının koronavirüs tedavisini karşıladılar ve bu kapsamda toplam 150 milyar lira özel hastanelere ödeme yaptılar. Kimi hastalar için 70-80 bin lira da ödendi, kimileri için 400 bin lira da; ama koronavirüs tedavisi için sigorta şirketlerinin ödedikleri ortalama tutar koronavirüs hastası için 15-20 bin lira arasında değişti. Salgın bu yıl, sağlık sigortasına, özellikle de tamamlayıcı sağlık sigortasına talebi ciddi artırdı ki, sene sonuna doğru sigortacıların tamamlayıcı sağlıkta yaptıkları kampanyaların da bu artışta katkısı büyük oldu. Bugün baktığımızda 5 milyon özel sağlık sigortalısı bulunuyor.

Şimdi gelelim, okuyucuların merak ettiği sorunun cevabına. 2021’de özel sağlık sigortasının fiyatında artış olacak mı, olacaksa da ne kadarlık bir artış olacak? Sigortacılarla konuştum. Her yıl özel sağlık sigortalarının primleri belirli bir oranda artıyor. Hakeza özel hastaneler de muayene, tetkik, tahlil fiyatlarını her sene artırıyor. Gerek enflasyon gerekse de dövizden kaynaklı maliyet artışları nedeniyle özel hastaneler, fiyat artışına gidince bu otomatik özel sağlık sigortalarına da yansıyor.

KORONAVİRÜSÜN ETKİSİ

Oran ne, diye soracak olursanız; herkesin aklına gelen, enflasyon oranı olacaktır. Doğru, ancak bu oran, TÜİK’in açıkladığı tüketici ya da üretici enflasyonu değil; medikal enflasyon. Genelde özel sağlık sigortalarındaki fiyat artışı medikal enflasyondan kaynaklanır ve medikal enflasyon da normal enflasyonun 4-5 puan üzerinde olur. Henüz bir netlik yok ama gelecek yıla ait medikal enflasyonun yüzde 17-19 arasında olması bekleniyor.

2021’de hangi şirket, özel sağlık ya da tamamlayıcı sağlık sigortasında ne kadar fiyat artış yapar, bunu bilemem, ama bildiğim iki şey var. Birincisi, her sene yapılan zam oranının dışında bir artış olmayacağı; ikincisi ise, sigortacıların salgından kaynakları bir fiyat artışı yapmayacakları. Daha açık bir anlatımla, koronavirüsün maliyeti sigortalılar üzerine yüklenmeyecek.

 

Yazının Devamını Oku

Bağ-Kur’lular için yapılandırmada son günler

Dünkü yazımda sigorta borçlarının nasıl yapılandırılacağını, hangi borçların yapılandırma kapsamına girdiğini detaylı yazdım. Şimdi de Bağ-Kur borçlarının yapılandırmasına değineyim. Çünkü bu konuda da sigortalılardan çokça soru alıyorum. Kimileri, halen çalıştıklarını ancak prim borcu olduğunu söyleyip yapılandırmadan nasıl yararlanacaklarını soruyor; kimileri de geçmişte sigortalılıkları durdurulduğu için yapılandırma yapıp yapamayacağını merak ediyor.

Yapılandırmada, Bağ-Kur’lulara farklı imkânlar sunuluyor. Bu imkânlardan yararlanmak için de son gün 31 Aralık. Yani, çok az bir zaman kaldı. Peki, Bağ-Kurlular bu haklardan nasıl yararlanacak? Yine madde madde anlatayım.

OCAK AYINA DİKKAT!

Bu yılın ağustos ayı ve öncesine ait prim borcu olanların 31 Aralık tarihine kadar yapılandırma için başvurması gerekiyor. Borcun nasıl yapılandırılacağını, ceza uygulanıp uygulanmayacağını, borcun kaç taksitte ödeneceğini dünkü yazımda detaylı yazdım. Aynı şartlar Bağ-Kur’lular için de geçerli. Özetlemem gerekirse; borç peşin ödenirse gecikme cezası ve gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE üzerinden hesaplanan tutarın yüzde 90’ı silinecek. Taksitli seçeneği seçerseniz, 6-9-12-18 ay taksitle ödeyebileceksiniz ve taksit sayısına göre katsayı uygulanacak. Taksitler de iki ayda bir ödenecek.

Bağ-Kur’lar daha önce durdurulan hizmet sürelerini canlandırabilecek. Daha önceki kanunlar nedeniyle hizmet süreleri durdurulan Bağ-Kur’lular, 2021’in Ocak sonuna kadar başvuruda bulunup, durdurulan sigortalılık süreleri için ödeyecekleri prim tutarlarını hesaplattırıp, borçlarını ödemeleri halinde; sigortalılıkları durdurulmamış sayılacak ve bu süreler sigortalılık süresinden sayılacak, emeklilikte hesaba katılacak. Borcun ilk taksit ödeme süresi olan 1 Mart 2021’de ödenmesi gerekiyor. Bu imkandan sigortalıların hak sahipleri de yararlanıp, başvurabilecek. Eğer 1 Mart tarihine kadar borç ödenmezse yapılandırma işlemi daha doğrusu ihya işlemi geçerli sayılmayacak.

SİGORTALILIK DURACAK

31 Ekim 2020 tarihi itibariyle prim borcu olanlar kendi adına bağımsız çalışanlar, yani Bağ-Kur’lular ile tarımda kendi adına çalışanlar geçmiş prim borçlarını 2021’in Ocak ayı sonuna kadar ödemez ya da yapılandırmazlarsa sigortalılıkları durdurulacak. Hiç prim ödemeyenler ise sigortalı oldukları tarih itibariyle sigortalılıkları durdurulacak. Bu şekilde durdurulan süreler sigortalılık sürelerinden sayılmayacak.

Sigortalılıkları durdurulanlar arasında çalışmaya devam edenler varsa sigortalılıkları 1 Kasım 2020 itibariyle yeniden başlatılacak.

Bu şekilde sigortalılıkları durdurulanlar ve hak sahipleri sonradan prim borçlarını ödeyerek durdurulan süreleri canlandırabilecek. Bunun için de 3 ay süreleri olacak. Yani, durdurulan sürelerin yeniden sigortalı olarak sayılması için başvurulduğunda, borç hesaplaması yapılacak ve 3 ay içinde bu borcun tamamı ödenirse durdurulan süreler sigortalı süresi olarak sayılacak.

Yazının Devamını Oku

Sigorta borçları için yapılandırma rehberi

Sene sonu yaklaşıyor, yapılandırmadan yararlanmak için son günler. 31 Aralık tarihine kadar başvurulması gerekiyor.

Hemen hemen her gün okuyuculardan sigorta borçlarının yapılandırması ile ilgili onlarca soru alıyorum. Soruları buradan tek tek cevaplandırmak yerine yapılandırmadan kimlerin, nasıl yararlanacağına detaylı değineyim istedim. Daha iyi anlaşılması için de madde madde anlatayım.

* 2020’nin Ağustos ayı da dahil öncesine ait sosyal güvenlik borçlarınızı yapılandırabileceksiniz.

* Yapılandırma kapsamına giren borçlar şunlar: Sigorta primleri, genel sağlık sigortası primleri, işsizlik sigorta primleri, idari para cezaları, iş kazası, meslek hastalığı veya malullük sonucunda doğan rücu alacakları, yersiz ödenen gelir ve aylıklardan doğan alacaklar, Bağ-Kur sigortalılarının daha önce durdurulan hizmet sürelerinin ihyası halinde doğan alacaklar, isteğe bağlı ve topluluk sigortası primleri, asılları ödenmiş alacakların henüz ödenmemiş fer’ileri yapılandırma kapsamında. Bu açıdan bakıldığında sosyal güvenliğe yönelik tüm borçlar yapılandırılabilecek.

BORÇ NASIL HESAPLANACAK?

* Yapılandırma için başvurduğunuzda iki seçeneğiniz var. Birincisi, borcunuzu peşin ödemek; ikincisi ise taksitle ödemek.

* Peşin ödemeyi tercih ederseniz gecikme cezası ve gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE (Yurt İçi Üretim Fiyat Endeksi) üzerinden hesaplama yapılacak. Eğer borcunuzu peşin öderseniz Yİ-ÜFE üzerinden hesaplanan tutarın yüzde 90’ı silinecek. Şöyle ki, borcunuzun aslını ve gecikme cezası ve gecikme zammı yerine uygulanan Yİ-ÜFE oranının yüzde 10’unu 1 Mart 2021’e kadar ödemeniz halinde Yİ-ÜFE’nin yüzde 90’ı siliniyor. Örneğin, gecikme zammı ve cezası hesaplandı ve ortaya 5.000 liralık borcunuz çıktı. Bunun yüzde 90’ı olan 4.500 lira silinecek ve gecikme cezası olarak sadece 500 lira ödeyeceksiniz.  

* Eğer borcunuzu bir seferde değil de iki taksit halinde ödemeyi tercih ederseniz Yİ-ÜFE üzerinden hesaplanan borcun yüzde 50’si silinecek. Bu imkandan yararlanmak için ilk taksiti 1 Mart 2021’de ödemeniz gerekiyor ki, borcunuzun yüzde 50’si silinsin.

* Peki, Yİ-ÜFE oranı nasıl hesaplanıyor? Bu oranlar belirlenmiş durumda. 2004 tarihine kadar olan borçlar için TEFE aylık değişim oranı, 2005’ten itibaren ÜFE aylık değişim oranı, 2014 tarihinden itibaren de Yİ-ÜFE aylık değişim oranları uygulanacak. Kasım 2016 tarihinden itibaren ise aylık yüzde 0.35 oranı uygulanacak. Tüm bu oranların ne kadar olduğunu yapılandırmaya başvurduğunuzda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) hesaplayacak. Misal, 2017 yılından itibaren 10 bin lira prim borcunuz var. Yapılandırma yaptığınız ve yüzde 0.35 üzerinden 3.500 lira gecikme cezası ve gecikme zammı belirlendi. Peşin ödediğinizde bunun 3.150 lirası silinecek, gecikme cezası ve gecikme zammı olarak sadece 350 lira ödeyeceksiniz. Böylece ana prim borcunuz ve gecikme zammı olarak toplamda 10.350 lira ödeyeceksiniz.

Yazının Devamını Oku

Sağlıkta yeni uygulamaya geçiliyor

Yakında sağlıkta, hayatımıza yeni bir uygulama girecek; tele sağlık ya da bir başka adıyla tele tıp. Bana göre sağlıkta devrim niteliğinden bir uygulama. Yasal düzenleme hazırlanıyor; eli kulağında, kuvvetle muhtemel 2021’in başlarında çıkar. Hoş, şimdiden birkaç bölgede pilot olarak uygulanıyor ama şimdilik koronavirüs hastalarının takip edilmesi olarak uygulanıyor. Yasal düzenleme yapıldıktan sonra tüm sağlık alanında yaygınlaşacak.

Peki, nedir tele sağlık? En basit anlatımıyla, uzaktan hasta takibi, teşhisi ve tedavisi. Şöyle anlatayım. Rahatsızlığınız mı var; önce uzaktan sesli ya da görüntülü doktorla görüşeceksiniz, doktor gerek duyarsa tahlil ve tetkikler için hastaneye çağıracak. Eğer sağlık sorununuz uzaktan çözülebilecek durumdaysa teşhis konacak, reçete yazılabilecek ve takibe alınacak. Böylece hastanelerdeki yoğunluk azaltılmış olacak ve daha da önemlisi ‘başım ağrıyor’ gibi ufak tefek sağlık sorunlarında hemen hastaneye, hatta yoğun bakıma koşturulmayacak. Tele sağlık dünyada uygulanan özellikle de koronavirüs nedeniyle tercih edilen bir uygulama.

UZAKTAN TEŞHİS, TEDAVİ

İşin aslı bizde de uzun zamandır sigorta şirketleri, özel sağlık sigortasında tele sağlığı uyguluyor ve ilgi de görüyor. Uygulamayı ben de deneyimledim. 15 gün önceydi, oğlumun elinde küçük sivilceler çıkmaya başladı. Malum salgın dönemindeyiz, hastaneye gitmek istemedik. Önce kendi kendimize sorunu çözmeye çalıştık. Baktık olmadı, sigorta şirketini aradık. Dermatologla görüntülü konuştuk, teşhis kondu, kullanılacak ilaçları da tavsiye olarak verdi ve sorun çözüldü. Salgında hastaneye gitmeye gerek kalmadı.

Tele sağlığın yasal altyapısı henüz olmadığı için şimdilik doktorlarla yapılan tüm bu görüşmeler danışmanlık seviyesinde; yasal olarak teşhis konamıyor, reçete yazılamıyor. İşte bunun altyapısı hazırlanıyor ki, Sağlık Bakanlığı’ndan öğrendiğime göre de çoğu tamamlanmış durumda.

Uygulama başladıktan sonra uzaktan teşhis konabilecek, tedavi uygulanabilecek. Tabi burada karar hekime bırakılacak. Dedim ya, Sağlık Bakanlığı pilot uygulama başlattı diye; öğrendiğime göre, ciddi talep görüyormuş, özellikle de içinden geçtiğimiz salgın döneminde psikiyatri alanında, talep geliyormuş. Tele sağlık, sadece özel hastaneleri ya da sigorta şirketlerini kapsamayacak, kamuda da uygulanacak.

SİGORTA BOYUTU ÖNEMLİ

Hazır tele sağlığın altyapısı üzerinde çalışılıyorken ve yol da kat edilmişken bir-iki önerim olacak. Özel hastanelerle de, sigorta şirketleri ile de konuştum. Bu işin; kişisel bilgilerin güvenliği, fiyatlandırma, uzaktan muayene standartları boyutlarının iyi kurgulanması gerekiyor. Biliyorum ki, Sağlık Bakanlığı bu konuda kılı kırk yarıyor. Ama yine de başta sigorta şirketleri ve hastaneler olmak üzere tüm tarafların görüşü, onayı alınarak bir düzenleme yapılmalı.

Mesela fiyatlandırma konusunda, sigorta şirketleri haklı olarak, uzaktan muayene ile normal muayenenin aynı fiyatlandırmada olmaması gerekti üzerinde hassasiyetle duruyor. Yani, doktorun normal muayene ücreti misal, 100 liraysa, tele sağlık uygulamasında da aynı doktor için 100 lira ödenmemesi gerektiğini savunuyorlar. Tahmin ediyorum aynı durum Sosyal Güvenlik Kurumu için de geçerlidir.

Yazının Devamını Oku

Ne zaman emekli olalım?

Okurlar, ‘Emeklilik dilekçemi yıl sonuna kadar mı versem, gelecek yılın ocak ayına mı bıraksam?’ diye soruyor. Soru haklı, çünkü sene sonu emekli olunması ile gelecek seneye bırakılması emekli maaşı açısından farklılık yaratıyor.

SENE sonu yaklaştıkça okuyuculardan sıkça aldığım soruların başında, ‘emeklilik dilekçemi yılsonuna kadar mı versem, gelecek yılın ocak ayına mı bıraksam?’ geliyor. Bu durum sadece işçi statüsünde çalışanlar için değil, memurlar hatta Bağ-Kurlular için de geçerli. Soru haklı bir soru çünkü sene sonu emekli olunması ile gelecek seneye bırakılması emekli maaşı açısından farklılık yaratıyor.

AYLIK NASIL BELİRLENİYOR?

Öncelikle, emekli aylığı nasıl belirleniyor kısaca değineyim. Ortalama aylık kazancın, prim gün sayısına göre hesaplanan aylık bağlama oranı ile çarpılması sonucu emekli aylığı tutarı belirleniyor ve enflasyon, büyüme hızı gibi birçok etken de hesaba katılıyor. Belirlenen emekli aylığı tutarı geçmiş enflasyon oranında artırılıyor. Enflasyon artışı da ocak-haziran ve temmuz-aralık dönemlerini kapsayan 6’şar aylık enflasyon oranına göre yapılıyor ki, malum tüm emekliler ocak ve temmuz olmak üzere senede iki kere maaşlarını zamlı alıyor. Hal böyle olunca da bu yılın aralık ayında emekli olunca alınacak maaş ile gelecek yılın ocak ayında emekli olup, alınacak maaş arasında fark ortaya çıkıyor.

MAAŞ FARKI OLUŞACAK

Bu yılın sonuna kadar emeklilik dilekçesini verirseniz; emekli aylığınız 2019 yılı gelişme hızı, güncelleme katsayısı kriterlerine göre hesaplanacak ve bunun üzerine de 2020 yılındaki enflasyona göre emekli aylıklarına yapılan zam oranı eklenecek. Bu yıl emekli aylıklarına ocak ve temmuz olmak üzere toplamda yüzde 12.25 zam yapılmıştı. İşte bu zam oranı hesaplanacak emekli aylığına eklenecek. Eğer, emeklilik dilekçesi 2021’in ocak ayında verilecek olursa; bu sefer emekli aylığı, 2020’nin gelişme hızı, güncelleme katsayısı kriterlerine göre hesaplanacak. Haliyle de güncelleme katsayısında bir fark oluşacağından bu fark emekli aylığına da yansıyacak. Ancak 2020 yılında yapılan zamlar –yüzde 12.25- maaşa eklenmeyecek, sadece 2021’in ocak ayında yapılacak zam miktarı maaş yansıyacak. Bu çerçevede değerlendirecek olursak; açıklanan bu yılın kasım ayı enflasyonu yani, son 5 aylık enflasyona bakacak olursak ve enflasyonda da büyük bir farklılık olmayacağını hesaba katarsak; 2021’de emekli maaş zammı yüzde 7’ler seviyesinde olacaktır. Geçen senenin ocak ayından yüksek. 2020 yılı güncelleme katsayısının ise yıllık enflasyon kadar olacağını tahmin edebiliriz ki, bu yüzde 13’ler civarında demektir. Büyümenin yüksek olması güncelleme katsayısını etkileyeceğinden emekli maaşının yüksek olmasına neden olur. Diğer taraftan enflasyonun da yüksek olması, yararlanılacak maaş zammının yüksek olmasını sağlar. Daha fazla kafa karışıklığı yaratmadan ve çok hesaba kitaba boğmadan mevcut durumda yılsonuna kadar emekli dilekçesinin verilmesi daha avantajlı gibi görünüyor. Yine de tercih sizin.

KIDEM TAZMİNATINI UNUTMAYIN

Tabi işin bir de kıdem tazminatı boyutu var. Bu yılın sonunda emekli olup tazminat alacaklar ile gelecek yılın başında emekli olup kıdem tazminatı alacaklar arasında fark olacak. Malum, kıdem tazminatı tutarı ocak-temmuz ve temmuz-aralık olmak üzere senede iki kere değişiyor. Bu yılın ocak-temmuz döneminde uygulanan tazminat tavanı 6.730 lira iken temmuz-aralık dönemindeki tazminat tavanı 7.117 lira oldu. Bu durumda, 2020’nin sonuna kadar emekli olacakların kıdem tazminatı 7.117 lira üzerinden hesaplanacak. Ancak 2021’in ocak ayında kıdem tazminatı yeniden belirlenip, artacağına göre gelecek yılın başında emekli olacakların tazminatları yeni ve yüksek tavan üzerinden hesaplanacak.

Yazının Devamını Oku

İşveren tazminatsız işten çıkarabilir

Soru: 30.11.2020 tarihinde belirli iş sözleşmesinin sona ermesi ile işten çıkarıldım. Kurum yasak olmadığını beni çıkarabileceğini söyledi. Tazminat için arabuluculuğa başvurdum, tazminat hak edebilir miyim? Cansu T.

Cevap: Pandemi döneminde işten çıkarma yasağı olsa da işverenin, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanları sözleşme bitiminde işten çıkarma hakkı bulunuyor. Son yapılan düzenleme ile işverene bu hak tanındı. Belirli süreli iş sözleşmesi kendiliğinden sona erdiğinde çalışan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı alamaz.

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNE BAŞVURULMALI

Soru: Mart ayından beri kısa çalışmadan yararlanıyoruz. Kasım ayında tekrar işe döndüm. Fakat işyerim ücretsiz izne çıkardı, kısa çalışmadan yararlanamayacağım söylendi. Böyle bir durum olabilir mi? Ali E.

Cevap: İşyerinizin sizi ücretsiz izne çıkarma hakkı var. Kısa çalışma ödeneğinden de yararlanabiliyorsunuz. İşyerinizin, sizin için kısa çalışmaya başvurmamasının nedenini açıklamamışsınız. Kısa çalışma ödeneği alma hakkı varken, işveren bu haktan yararlanmayıp, sizi ücretsiz izne çıkarırsa, bu durumda ücretsiz izin desteği de alamazsınız. Çünkü ücretsiz izin desteğinden kısa çalışma ödeneği alamayanlar yararlanabiliyor. İşvereniniz ile durumu konuşmalısınız.

OCAKTA EMEKLİ OLURSANIZ TAZMİNAT ARTAR

Soru: 25 Aralık 2020 tarihinde emekli olmayı hak ediyorum. Mevcut verilere göre emeklilik dilekçemi aralık ayında mı yoksa ocak ayında mı vermem daha avantajlı olur?
Tuğba M.

Cevap:

Yazının Devamını Oku

Asgari ücretliye bir maaş da BES’ten

45 YAŞ altı tüm çalışanların işverenleri tarafından Bireysel Emeklilik Sistemine (BES) dahil edilmesine imkan tanıyan otomatik katılım uygulaması, bir başka adıyla otomatik BES, 2017’de başladı. Bu dört yıl içinde 25 milyondan fazla çalışan sisteme girdi, yıllar içinde çalışanların bir kısmı sistemden ayrıldı. Bugün 6 milyona yakın çalışan otomatik BES sistemiyle tasarrufa devam ediyor. Az mı, çok mu; tartışmasına girmeyeceğim ama kendi adına çalışanları -Bağ-Kurluları- dışarıda bırakırsak, işçi ve memur statüsünde çalışanların toplam sayısının 18 milyon olduğunu düşünürsek, kabaca yüzde 33’ünün, otomatik BES sayesinde tasarruf ettiğini söyleyebiliriz.

Sistem başladığından beri de sürekli olarak çalışanlardan, ‘birikimim ne olur, sistemden çıkmalı mıyım, kalmalı mıyım?’ gibi sorular aldım, halen de almaya devam ediyorum. Tabi, birikimim ne olur sorusunun cevabı, çalışanların sisteme aylık ödedikleri katkı payları ya da işverenlerin çalışanların maaşlarından yaptıkları kesintiler ile doğrudan ilgili. İşverenler, çalışanların brüt maaşlarından her ay yüzde 3’ü otomatik kesip, BES’e aktarıyor ama bazı çalışanlar bu oranın da üzerinde sisteme katkı ödüyor.

MAAŞTAN 100 LİRA KESİLDİ

Otomatik BES’te olan çalışanların sadece bu yıl içinde birikimlerinin ne olduğuna baktım ve bir hesap yaptım. Bu hesabı da asgari ücretli çalışanlar üzerinden yaptım ki, sistemde tasarruf edenlerin yüzde 24’e yakını asgari ücretliler. Normal şartlarda bu yıl asgari ücretli çalışanın her ay brüt maaşından (2.943 lira), 88.3 lira BES için kesinti yapıldı ancak sisteme baktım genelde çalışanların maaşlarından 100 lira ila 110 lira arasında kesinti yapılıp, otomatik BES’e aktarılmış.

Ben 100 lira üzerinden ilerleyeceğim. Bu yıl her ay maaşından 100 lira kesilen asgari ücretli bir çalışanın sene sonunda toplam BES’teki birikimi 1.200 lira oldu. Malum, her ay maaştan yapılan kesintinin yüzde 25’i kadarı da devlet katkı yapıyor. Asgari ücretli aylık 100 lira yatırdı, 25 lira da devlet ekledi ve 12 aylık devlet katkısı tutarı 300 lira oldu. Yılsonunda çalışanın kendi yatırdıkları ve devlet katkısı ile birlikte toplam birikimi, 1.500 lira oldu. 

Tabi, işin bir de birikimlerin faizli ve faizsiz yatırım araçlarında değerlendirilerek, getiri tarafı var. Faizli, faizsiz fon ayrımı yapmayacağım, ortalama getiriler üzerinden hesap yapacağım. 

BİRİKİM YÜZDE 44 ARTTI

Bu yıl otomatik BES’te ortalama getirisi yüzde 15’ler; aynı şekilde yüzde 25’lik devlet katkısının değerlendirildiği fonların da ortalama getirisi yüzde 15’ler civarında. Buna göre asgari ücretli bir çalışanın sadece bu yılın sonunda BES’teki toplam birikimi, 1.725 lirayı buldu. Demek ki, çalışanın bu yıl maaşından 1.200 lira kesilmiş, karşılığında devlet katkısı ve fonların getirisi ile birlikte yılsonunda birikimi 525 lira artarak, 1.725 lira olmuş. Daha açık bir anlatımla maaşından kesilen tutarın üzerine yüzde 44 eklenmiş. Geçen yıla baktım; benzer bir durum 2019’da olmuş. Hatta geçen sene birikimler daha da artmış, çünkü yüzde 25’lerin üzerinde getiriler olmuş.

Bu sene asgari ücretli çalışanın eline geçen net maaş, 2.324 lira. Buradan yola çıkarsak otomatik BES’te kalıp tasarruf eden asgari ücretli bir çalışanın birikimi, sene sonunda bir maaşa yakın olmuş. Eminim şimdi birileri diyecek ki, ‘aylık 100 lira ile altın alınsaydı ya da faize yatırsaydı ne olurdu?’. Hiçbir şey olmazdı. Aylık 100 liralar ile ne altın alınır ne de bankaya gidilip, faize yatırılır. Kaldı ki, zaten BES fonlarının içinde altın da var, faiz de var, kar payı da var, döviz de var.

Yazının Devamını Oku

İşe dönüş için 31 Aralık son gün

Alacakların yapılandırılmasına yönelik kanunun çıkması ile herkes vergi ve sosyal güvenlik prim borçlarının yapılandırılmasına odaklandı. Gözlerden kaçtı, halen de kaçmaya devam ediyor; oysa aynı kanunda, istihdam teşvikleri adı altı çok önemli düzenleme yapıldı. Daha doğrusu, hem çalışana hem işverene önemli bir hak tanındı. Adına da istihdama dönüş ya da bir başka adıyla işe dönüş hakkı dendi. Bu haktan da geçmişte sigortasız işçi çalıştıran, halen de sigortasız işçi çalıştırmaya devam eden işverenler ile geçmişte işten ayrılmış çalışanlar yararlanabilecek. Ne zamana kadar? 31 Aralık son gün. İşe dönüş hakkından kimler, nasıl yararlanacak madde madde anlatayım.

1 Ocak 2019 ile 17 Nisan 2020 tarihi arasında ahlak ve iyi niyet kuralları dışında hangi sebepten olursa olsun işten çıkartılanlar, işten çıkarıldıkları işyerine, işe alınmaları için başvurabilecek.

Başvurular, 1 Aralık 2020 tarihinde başladı ve 31 Aralık tarihine kadar devam ediyor. Yani, işten çıkanların bu sene sonuna kadar aynı işyerine başvurmaları gerekiyor. Altını bir kere daha çizeyim, başka bir işyerine değil, işten çıkarıldığı işyerine işe alınmaları için başvuracaklar.

İŞTEN ÇIKARILANA YENİ HAK

Aynı şekilde işverenlerin de işten çıkardığı kişileri 1 Aralık ile 31 Aralık tarihleri arasında işe alması ve işbaşı yaptırması gerekiyor.

İşveren, bu durumda olan kişileri işe alırsa, işçi başına günlük 44.15 lira destek verilecek. İşveren, kişiyi aylıklı olarak işe alırsa, 1.324.5 lira destekten yararlanacak.

İşe alınacak kişi sayısında sınır bulunmuyor. İşveren, bu durumda olan 10 kişiyi işe yeniden başlatırsa ve bu kişileri de aylıklı olarak çalıştırırsa, 10 kişi için toplam 13 bin 245 lira destek alabilecek.

Eğer işveren 1 Ocak 2019 ile 17 Nisan 2020 tarihi arasında sigortasız işçi çalıştırmışsa ve işçiyi de bu tarihler arasında işten çıkartmışsa yine aynı haktan yararlanabilecek. Yani, geçmişte sigortasız çalıştırıp da işten çıkardığı işçileri bu sene sonuna kadar işe alan işveren, hem kişi başına aylık 1.324.5 lira destek alacak hem de işveren hakkında sigortasız işçi çalıştırmaktan dolayı hiçbir cezai işlem yapılmayacak.

Bu durum halen sigortasız işçi çalıştıran işverenler için de geçerli. Şöyle ki, işveren, bugün sigortasız işçi çalıştırıyorsa, Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirimde bulunması halinde çalıştırdığı işçi için destekten yararlanacak ve işveren hakkında da cezai işlem yapılmayacak.

Yazının Devamını Oku

Yapılandırmadan yararlanabilirsiniz

Soru: Temmuz ayı sigorta bildirimini, 25 Eylül’de cezalı verdik. Primi ödedik, cezayı ödemedik. 25 günlük kasti olmayan bu ceza af kapsamına girer mi? Kapsama girerse nereye ve nasıl başvuracağız? Hasan K.

Cevap: Gecikme zamları ve cezalar yapılandırma kapsamına giriyor. Dolayısıyla yeni çıkan kanundan yararlanabilirsiniz. Başvurular sene sonuna kadar SGK’ya, il müdürlüklerine yapılacağı gibi internet üzerinden de yapılabilecek

ÜCRETSİZ İZİN İÇİN İŞVEREN BAŞVURACAK

Soru: Önceki karantina döneminde ücretsiz izin ödeneğinden yararlanmıştım. Kasımda kendi isteğimle işten ayrıldım, kasım ayının ödemesi bu ay yatar mı? Ücretsiz izinden yararlanabilir miyim? Yoksa iş yerinin tekrar benim için başvuru yapması mı gerekiyor? Samet T.

Cevap: İşten ayrıldıysanız ücretsiz izin desteği alamazsınız. Anladığım kadarıyla yeniden işe başladınız. Eğer işvereniniz sizi ücretsiz izne ayırdıysa, sizin için başvurması gerekiyor. Bu durumda destek alabilirsiniz. Ancak çalışmıyorsanız destek alamazsınız.

EMEKLİLER KISA ÇALIŞMADAN YARARLANAMAZ

Soru: Çalışmakta olduğum şirketten emekli oldum ve çalışmaya devam ediyorum. Çalıştığım şirket kısa ödenekten yararlanıyor, beni de part-time olarak 15 gün çalışıyor gösteriyor. Emekli ve çalışan kişiler ücretsiz izinli gösterilebiliyor mu?
M. Yıldırım

Cevap:

Yazının Devamını Oku

Yeni kurulan SEDDK iyi işlere imza atıyor

Sigortacılık, Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), 2019’un Ekim ayında, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kuruldu. Bu yılın mayıs ayında da atamalar yapılarak, faaliyete geçti. Kurumun Başkanlığına Türker Gürsoy, İkinci Başkanlığa Ali Ersoy, üyeliklere Ender Şenol, Fatih Küçükcan; Başkan Yardımcılıklarına da Mete Güler, Mahir Çipil ve Uluç İçöz atandı. Atananlar; sigortacılık, bireysel emeklilik, hayat ve sağlık sigortacılığı alanlarında yıllarca çalışmış, değişik şirketlerde yöneticilik görevlerini üstlenmiş kişiler. İşin özü, hepsi kendi alanlarında uzman.

SEDKK’nın kurulması bazı kesimler için belki bir şey ifade etmeyebilir ama önemini çok kısa özetleyeyim. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), gibi sigortacılıkta da benzeri bir yapının oluşturulması 20 yıldır konuşulan; Avrupa Birliği ile uyum sürecinden tutun da dünya sigorta ve özel emeklilik pazarları ile entegrasyona, tüketicinin korunmasına kadar sürekli gündemde bir konuydu; hatta geç bile kalınmıştı. Bu kadar önemli, yani.

DÜN BİR, BUGÜN İKİ!

Her ne kadar SEDDK’nın kuruluşu bir yıl olsa da faaliyete geçeli 6 ay oldu. Kurumun, 6 aylık bilançosunu çıkarayım istedim. Eminim çoğunluk, ‘bu kadar kısa sürede bu kadar önemli kurumun bilançosu mu olur?’ diyecektir. Doğru da, dikkat ettim, bir süredir Kuruma yönelik karalama yapılıyor.

Tabi bu bilançoyu da oturup, tek başıma çıkarmadım. Sektörün tüm temsilcileri ve yöneticileri ile konuştum. Kurumun kurulmasından ve şu ana kadarki teşkilatlanmasından memnunlar ama ‘dün bir bugün iki’ diyorlar. SEDDK’ya atamalar mayıs ayında yapıldı, teşkilatlanmasına yönelik yönetmelik çıkalı hepi topu bir-iki ay oldu. Başkan yardımcıları bile ekim ayında atandı. Kurumun tam olarak yapılanması için daha çok zaman var. Yani, bu iş öyle turşu küpü değil; üstelik salgın dönemindeyiz. Daha açık bir anlatımla, SEDDK’nın geçmişinden bahsedilecekse, en fazla bir-iki aylık geçmişten söz edilebilir. Bu kadar zamanda da; ne yeni sigorta lisansı verilir, ne de yeni yatırımcılar ile görüşülür ki, bu pandemi ortamında ortada yeni yatırım falan olmaz, olamaz da.

BIRAKIN, İŞLERİNİ YAPSINLAR

Yine de bu bir-iki ayda önemli işler yapıldı. Bana göre en önemlisi, yeni kurulacak sigorta şirketlerinde gerekli olan sermaye tutarı ciddi anlamda artırıldı ki, önüne gelen sigorta şirketi kurmasın. Mevcut kurulan ne olacak derseniz, herhalde önümüzdeki dönem gerekli önlem, tedbir alınacaktır. Bence alınmalıdır da.

Asıl önemlisi bundan sonrası. Kurumun gündemi yoğun. Hele ki, 2021’deki ekonomi programında tasarruf konusuna ağırlık verileceği hesaba katılacak olursa, SEDDK’ya ne kadar iş düşeceği anlaşılır. Katılım sigortacılığının geliştirilmesi, 18 yaş altının bireysel emeklilik sistemine girişine imkan tanınması, pandemi nedeniyle tamamlayıcı sağlık sigortasının geliştirilmesi, kefalet sigortasının yaygınlaştırılması; Kurumun gündemindeki konulardan çok azı.

Daha da önemlisi var, yabancı sermaye konusu. Şu anda dünyada çok konuşulan satın almadan dolayı Türkiye’de sigorta pazarında önemli bir birleşme olacak. Salgının seyri biraz azaldığında, iyi biliyorum, Türk sigorta pazarına girecek yeni yabancı sermaye olacak. Diyeceğim o ki, sigortacılık ve özel emeklilikte bu kadar yoğun gündem varken, yapılacak bavul yüküyle iş varken; kişisel çıkarlar için Kuruma mesnetsiz iddialar yüklemek kimseye fayda sağlamaz, bir işe de yaramaz.

Yazının Devamını Oku

Yeniden kısa çalışmaya başvurabilirsiniz

Soru: Mağazalardaki personelimiz nisan ayından beri kısa çalışma ödeneğinden yararlanıyor. Bir mağazamızı kapattık, çalışanlarımızı, diğer şubeye aldık. Personelimiz için kısa çalışma talep ettik yararlanamadığımızı öğrendik. Şubelerde yapacağımız rotasyon ve koronavirüs testinin  pozitif çıkarak karantinaya girme gibi nedenlerle kısa çalışma hakkı kalkar mı? Bir de normalleşme desteği nedir? Ahmet S.

Cevap: Düne kadar kısa çalışmadan yararlanamama sorunu vardı ancak bu sorun 1 Aralık’ta Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ortadan kalktı. Artık tüm personeliniz için 31 Aralık tarihine kadar kısa çalışmaya başvurabilir ve ödenekten yararlanabilirsiniz. Eğer kısa çalışma ödeneği alıyorsanız ki, baştan beri aldığınız anlaşılıyor, normalleşme desteğinden yararlanamazsınız.

ÜCRETSİZ İZİN DESTEĞİ ALABİLİRSİNİZ

Soru: 4 aylık çalıştığım şirket beni ücretsiz izine gönderdi, her hangi bir devlet katkısı alamıyorum. Ayrıca 2 aydır maaş da alamıyorum. Ne yapmam lazım? Ömer E.

Cevap: Emekli çalışan olup olmadığınızı belirtmemişsiniz. Eğer emekli değilseniz ve emekli maaşı almıyorsanız işveren ücretsiz izne çıkardığı için devletten nakdi ücret desteği almanız gerekiyor. Bu ücreti alabilmek için de işverenin müracaat etmesi gerekiyor. Ancak emekli maaşı alanlar nakdi ücret desteğinden yararlanamaz. Ücretsiz izin desteği için işvereniniz ile konuşun.

NAKDİ ÜCRET DESTEĞİ HAKKINIZ VAR

Soru: Haziran ayında restoranda ise başladım, alınan kısıtlamalar nedeniyle restoran kapandı. Günlerim tutmadığından şartları karşılamıyorum. İşe 17 Nisan’dan sonra girdiğim için ücretsiz izin desteğinden yararlanamaz mıyım? Ayhan K.

Cevap: Ücretsiz izin desteğinden, kısa çalışma ödeneğinden ve işsizlik maaşından yararlanamayanlar yararlanabiliyor. Dolayısıyla ücretsiz izin desteği alabilirsiniz.

YENİ DÜZENLEME SİZİ DE KAPSIYOR

Yazının Devamını Oku

BES’i olanlara iki önemli öneri

Son iki-üç yıldır bireysel emeklilik sisteminde getiriler çok iyi. Neye göre iyi? Birincisi, diğer yatırım araçlarının getirileri ile mukayese edildiğinde çok üzerinde getiriler sağlandı. İkincisi, geçmiş yıllara göre iyi çünkü, sisteme yönelik en büyük şikayet, getirilerin düşük olmasıydı; hatta kimileri, ‘yatırdığımızı bile alamıyoruz’ diye şikayet ediyordu. Her ne kadar bu kişilere, ‘bu iş emeklilik işidir, uzun vadeli bakmak gerekiyor, en az 5-10 yıllık getirilere bakın’ denilse de birçoğu getirilerin azlığı nedeniyle sistemden ayrıldı.

Artık bu şikayetler yok. O nedenle de salgında; birçok işyerinin kapanmasına, birçok çalışanın kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin desteğinden yararlanmasına –ki, bunların bir kısmı da BES sistemindeki kişiler- rağmen sistemden çıkışlar olmadı, aksine yeni girişler bile oldu.

FON TERCİHİNİZİ DEĞİŞTİRİN

Bugün 6.8 milyonu gönüllü BES’te, 5.7 milyonu da 45 yaş altı çalışanların BES’e girmesine imkan tanıyan otomatik katılım sisteminde olmak üzere sistemde toplam 12.6 milyondan fazla kişi bulunuyor. Bu kişilere, özellikle de gönüllü BES’teki kişilere naçizane iki önerim olacak.

Birincisi, birikimlerinizi değerlendirmek için seçmiş olduğunuz emeklilik planlarını ve bu planlar içindeki fonlarınızı değiştirin. Senede 6 kere değiştirme hakkınız var. Bu kadar sık değişiklik yapmayın ama mutlaka piyasa koşullarına göre bir-iki kere değiştirin. Bunu niye söylüyorum? Sene başından bu yana BES’in ortalama getirisi yüzde 25.5; aynı dönemde enflasyon yüzde 10.6 olmuş. Emeklilik fonları enflasyonun 10 puan üzerinde getiri sağlamış. Mesela, altın fonları yüzde 61, içinde döviz olan kamu dış borçlanma fonları yüzde 39 getiri sağlamış. Bu dönemde birikimlerini faiz, repo gibi klasik yatırım araçlarını içeren fonlarda değerlendirenlerin getirileri fonuna göre yüzde 10 ila 14 arasında olmuş. Yine bir getiri olmuş ama ya enflasyonun altında kalmış ya da enflasyonun bir-iki puan üzerine çıkmış.

Mesela 2019’de en yüksek getiriyi yüzde 36 ile hisse fonları sağlamış, ama bu sene hisse fonlarının getirisi iyi olmamış. Diyeceğim o ki, şu fon tercihlerinizi en azından senede bir kere değiştirin. Biliyorum ki, sistemdeki kişilerin sadece yüzde 10’unu bu değişikliği yapıyor. Ben bu fon işinden falan anlamam, diyeceksiniz. Kolayı var, emeklilik şirketinizden destek alın. Hemen hemen tüm emeklilik şirketleri bu hizmeti veriyor; hatta bu fon değişiklikleri artık internetten yapılabiliyor, hatta hatta emeklilik şirketleri robotları bile devreye soktular ki, fon işlerinden anlamayanlara destek olsunlar diye.

DEVLET KATKINIZI ARTIRIN

İkinci önerim ise sene sonu yaklaşıyor, imkanınız varsa, devlet katkısından daha fazla yararlanmak için BES’e ödediğiniz katkı payını artırın. Devlet katkısının üst sınırı, brüt asgari ücretin yüzde 25’i ile sınırlı ki, bu yıl için, bu üst sınır 8.829 lira. Örneğin, sisteme her ay bin lira ödüyorsanız, devlet de her ay 250 lira, yıllık da 3 bin lira sizin adınıza katkı sağlıyor. Eğer o ödediğiniz bin lirayı senin sonuna kadar 2 bin liraya çıkarırsanız, devlet sizin için 500 lira katkı sağlar. Mümkünse daha da artırabilirsiniz, hatta toplu bir ödeme bile yapabilirsiniz. Bu sayede devlet katkısından maksimum yararlanmış olursunuz, birikiminiz de artar.

 

Yazının Devamını Oku