GeriNoyan Doğan 10 soruda 18 yaş altına BES
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

10 soruda 18 yaş altına BES

Ekonomik reformlar içinde yer alan 18 yaş altı gençlerin Bireysel Emeklilik Sistemine (BES) girmesine imkan tanıyan düzenleme Meclis’e gönderildi.

Sigortacılık ile Diğer Bazı Alanlara İlişkin Kanunlarda ve Bir Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile gençlerin sisteme girmesinin önündeki engel kalkacak. TÜİK’in açıkladığı son verilere göre toplam nüfusun 22.7 milyonu 18 yaş altı gençlerden oluşuyor. Buna göre, tasarı yasalaştığında, 22.7 milyon gencin BES’e girmesine imkan tanınmış olacak. Beklenti ise ilk etapta 5-6 milyon gencin sisteme gireceği yönünde. Yeni düzenleme ile hem ebeveynler, çocukları adına açtıracakları BES sözleşmesi ile yine çocukları adına birikim yapabilecekler hem BES’in kapsamı genişleyecek hem de yurtiçi tasarruflar artacak. Meclis’e gönderilen yasa tasarısı 18 yaş altının sisteme girmesinin önündeki engeli kaldıracak, gençlerin sisteme nasıl girecekleri, veraset intikal durumlarının nasıl olacağı gibi detaylar ise sonradan çıkacak yönetmelikler ile belirlenecek. Ancak edindiğim bilgiler ışığında 18 yaş altının BES’e nasıl gireceğine sorularla açıklık getireyim.

10 soruda 18 yaş altına BES

1) BES’teki yeni düzenleme kimleri kapsıyor?

Yeni düzenleme ile 18 yaş altı tüm gençler BES’e giriş yapabilecek.

2) Bugüne kadar gençler sisteme giremiyor muydu?

BES, yasa gereği, 18 yaş üstü kesimi kapsıyor. Bugün de ebeveynler çocukları adına ya da dedeler torunları adına BES sözleşmesi yaptırabiliyor ancak kendi adlarına yaptırıyor; lehdar olarak da 18 yaş altındaki çocuklarını gösteriyorlar. Yani BES sözleşmesinin mutlaka 18 yaş üstü kişi adına olması gerekiyor.

3) Kanun yasalaşırsa ne olacak?

Kanun yasalaşırsa, Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu’ndaki ‘bireysel emeklilik sistemine fiil ehliyetine sahip kişiler katılabilir’ maddesi iptal edilecek. Böylece 18 yaş altı kişilerin sisteme katılmasındaki engel kalkacak. Artık 18 yaş altı gençler kendi adlarına emeklilik sözleşmesi yaptırabilecek. Ebeveynler de çocukları adına sözleşme düzenlettirebilecek.

4) Yeni doğmuş çocuk için de BES yapılabilecek mi?

Ebeveynler yeni doğan çocukları adına sözleşme yaptırabilecek.

5) Gençler de devlet katkısından yararlanabilecek mi?

BES’te uygulanan yüzde 25 devlet katkısından sisteme girecek gençler de yararlanacak. Böylece, genç, her ay sisteme 100 lira yatırırsa, devlet de 25 lira koyacak.

6) 18 yaş altının herhangi bir geliri yok, sisteme nasıl katkı payı ödeyecek?

Katkı paylarını ebeveynler ödeyecek ancak sözleşme genç adına olacak. BES’i olan genç, çalışmaya başladığında sözleşme devrine gerek kalmadan ödemelerine kendi devam edebilecek.

7) Ebeveylerlerin kendi adına sözleşme yapması ile 18 yaş altı çocukları adına yapması arasında ne fark var?

Mevcut durumda kişinin birden fazla BES sözleşmesi varsa ve bu sözleşmelerden biri ya da ikisini çocukları için yaptırmışsa, yüzde 25’lik devlet katkısından belirli limitler dahilinde yararlanabiliyor. Şöyle ki, BES’te devlet katkısını üst sınırı brüt asgari ücretin yıllık tutarının yüzde 25’i ile sınırlı. Yeni düzenleme ile 18 yaş altına ayrı sözleşme yapılacağından yüzde 25’lik devlet katkısındaki limite takılmadan, katkının tamamından yararlanılabilecek.

8) Emeklilik için 56 yaş mı beklenecek?

18 yaş altının BES’e giriş şartları kanun tasarısı yasalaştıktan sonra çıkacak yönetmeliklerle netleşecek. Ancak gençlere kısmi çekiş hakkı tanınacak. Mevcut durumda BES’te kısmi çekiş hakkı bulunmuyor. Bu konuda yeni düzenleme yapılacak. Böylece, 18 yaş altı gençler, eğitim, konut, evlilik gibi ihtiyaç ve gereksinimler için BES’teki birikimlerinin bir kısmını çekebilecekler. Ayrıca gençlere yönelik yapılacak yeni düzenlemeler ile 56 yaşında emeklilikte esnetilecek.

9) 18 yaş altı devlet katkısını ne zaman hak edecek?

Sistemde 10 yıl kalındığında devlet katkısının yüzde 60’ı hak ediliyor. Sistemden emekli olunduğunda da devlet katkısının tamamı alınıyor. Kanun çıktıktan sonra da 18 yaş altı için devlet katkısının hak edilmesi konusunda düzenleme yapılacak.

10) 18 yaş altı BES’e ne kadar katkı payı ödeyecek?

Gençler ayda 50, 100 liralarla sisteme girebilirler. Uzun süre sistemde kalınacağı için çok daha küçük rakamlarla yüksek tasarruflar yapmak mümkün. Örneğin, BES’e, 30 yaşında giren bir kişi aylık en az 250-300 lira yatırması gerekirken, 10 yaşında giren bir genç aylık 100 lira yatırabilir.

X

Bağ-Kur’luya erken emeklilik hakkı

Borç yapılandırması ile ilgili kanun tasarısı Resmi Gazete’de yayımlanarak yasalaştı. Kanun, Bağ-Kur’a prim borcu olanlara birçok imkân sunuyor. Prim borcu nedeniyle hizmet süreleri durdurulan ve emekli olamayan Bağ-Kur’lular, yapılandırmadan yararlandıklarında emekli olabilecekler. Emekliliğine daha süre olanlar da geçmişte durdurulan sürelerini yeniden canlandırabileceklerinden emeklilikleri de uzamayacak.

Günlerdir okuyuculardan Bağ-Kur prim borçlarının yapılandırması ile ilgili sorular alıyorum. Kimileri yapılandırmadan nasıl yararlanacağını soruyor, çoğunluk ise yapılandırma yaptıktan sonra emekli olup olamayacağını merak ediyor. Borç yapılandırması ile ilgili kanun tasarısı yasalaştı ve Resmi Gazete de yayımlandı. Kanun, Bağ-Kur prim borcu olanlara ve borçlarından dolayı da emekli olamayanlara ciddi imkanlar sunuyor. Peki, yapılandırmadan nasıl yararlanılacak? Madde madde anlatayım.

Prim borç yapılandırmasın-dan kendi adına çalışanlar, Bağ-Kur’lular, köy ve mahalle muhtarları yararlanabilecek.

2021’nin nisan ayı da dahil olmak üzere bu tarihten önceki prim borçları için yapılandırma yapabilecekler.

Yapılandırma ile borçlar ister peşin ödenecek, istenirse de taksitle ödenecek.

Peşin ödenirse gecikme cezası ve gecikme zammı yerine Yİ-ÜFE üzerinden hesaplanan tutarın yüzde 90’ı silinecek.

Taksitli seçeneği seçerseniz, 6-9-12-18 ay taksitle ödeyebileceksiniz ve taksit sayısına göre katsayı uygulanacak. Taksitler de iki ayda bir ödenecek. Böylece 18 ay taksit seçeneğini seçilirse borç 36 ayda ödenmiş olacak.

EKİM AYINA KADAR SÜRE

Yazının Devamını Oku

Geriye dönük yetim aylığı ödenmez

Soru: 26 yaşındayım. Babam 1998’de rahmetli oldu, bu yaşıma kadar babamın soyadını taşımıyordum, son bir aydır taşıyorum. Sigortadan emekliydi, yetim aylığını almadım. Geriye dönük alabilme şansım var mı, 18 yaşımdan önceki maaşlarımı alabiliyor muyum? Hasar D.

Cevap: Yetim aylığını geriye dönük ödemenin yapılabilmesi için 5 yıllık süre sınırı bulunuyor. Bu konuda kanunda, “aylık hakkının kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrar” diye yazıyor. Zaman aşımına uğradığı için geriye dönük yetim aylığını alamazsınız.

GENEL SAĞLIK SİGORTASI ZORUNLU SİSTEM

Soru: Genel sağlık sigortasını zorunlu olması ve beni binlerce lira borçlandırması doğru mu? Hiç hastane kullanmıyorum, kullanacak olsam da özel doktora gidiyorum, sigortaya prim ödemek zorunda mıyım? Emekli olacağız o zaman öderiz diyorum. Korhan B.

Cevap: Genel sağlık sigortası zorunlu bir uygulama ve toplumun tüm kesimlerinin bu sisteme girmesi zorunlu. Sisteme girilmezse devletin sunduğu sağlık hizmetinden yararlanılamıyor ve özel hastane gittiğinizde SGK, herhangi bir ödeme yapmıyor. Emekli olduğunuzda ödemeye kalkarsanız geçmişe yönelik ciddi bir borç ile karşılaşacaksınız. O nedenle tavsiyem, yeni çıkan yapılandırmadan yararlanmanız.

EMEKLİ OLAMAZSINIZ

Soru: 1960 doğumluyum, 1986 girişim var. Toplam 1900 gün sigortam var. Nasıl emekli olurum? Hüseyin B.

Cevap: 61 yaşındasınız ve emeklilik için hem çalışma yılınız hem de prim gün sayınız yetmiyor. Bu şartlarda emekli olamazsınız. Yeniden sigortalı olup çalışmaya başlayıp, prim gün sayısını ve 15 yıllık sigortalı yılınızı doldurmanız gerekiyor. Ya da ödediğiniz primleri geri iade alabilirsiniz.

YURTDIŞI BORÇLANAN BAĞ-KUR’LU SAYILIYOR

Yazının Devamını Oku

Tekne sahiplerine kötü haber

Marmara Denizi’ndeki müsilaj (deniz salyası) sorunu sigortacıları da endişelendirmeye başladı. Müsilajın sigorta ile ne ilgisi var diyeceksiniz? Çok ilgisi var, anlatayım. Ama önce bir noktanın altını çizeyim.

Yıllardır, bu köşede; iklim değişikliğinin etkileri, çevrenin hor kullanılması, afetler konusuna ara ara değiniyorum. Her yazdığımda da bazı kesimlerden, ‘felaket tellalı gibisin, amma da abartıyorsun’ diye eleştiri alıyordum. Durum ortada; sorunun nedeni arıtma falan olsa da bir başka nedeni de iklim krizi. Belli ki, bu durum, sadece bugünün değil geleceğin de sorunu olacak. Uzmanlar, endüstrisinden turizmine, balıkçılığa kadar birçok alanda ciddi ekonomik kayıplar yaşanacağı konusunda da uyarıyorlar. Dikkat ediyorum, beni eleştirenler şimdilerde, ‘acil önlem alınmalı’ diye bas bas bağırıyor.

DENİZ SALYASI UYARISI

Gelelim konumuza. Geçenlerde bir dostum aradı; ‘deniz salyası teknelere zarar veriyor mu, veriyorsa sigorta bu zararı karşılar mı, sorup soruşturur musun?’ dedi. Bende başta, ne alakası var dedim ama çok alakası varmış. Sigortacılarla konuştum. Meğer onlar da şu sıralar, tekne sigortası yaptıranları uyarmaya hazırlanıyorlarmış.

Sigorta şirketleri, müsilaj sorunu başlayınca, denizi kaplayan bu tabaka, teknelere zarar veriyor mu diye bir araştırma yaptırmışlar. Sonuç; ciddi zarar veriyormuş, özellikle de teknenin motor aksamına. Şunu da öğrendim; teknelerin radar sistemleri müsilaj tabakasını tespit edemiyormuş.

Peki, ne yapmak gerekiyor? Sigortacılar şunu söylüyor. Eğer teknenin bulunduğu marinayı müsilaj kaplamışsa, tekne hareket ettirilmemeli. Denizde müsilaj kaplı bir bölge varsa içinden geçilmemeli. Bu söylediklerim başta yatlar olmak üzere tüm tekne ve deniz araçları için geçerli.

SİGORTA ZARARI ÖDEMEZ

Eğer müsilajdan dolayı tekne zarar görürse ve tekneniz de sigortalıysa, sigorta şirketi zararı karşılamayacak. Özetle, durum bu haldeyken, ‘teknemle şuraya gideyim, buraya gideyim’ derseniz ve deniz salyası nedeniyle tekne zarar görürse, sigortadan tazminat alamazsınız. Öğrendiğime göre de sigorta şirketleri, şu sıralar, müsilaj nedeniyle, ‘teknenizi marinadan çıkarmayın ve gerekli önlemleri alın’ diye bir uyarı yazısı hazırlıyorlar.

Konuştuğum sigortacılar sorunun şimdilik Marmara Denizi’nin sorunu gibi olsa da deniz salyasının kuzey Ege’ye doğru ilerlediğini ve durumu yakından takip ettiklerini de söylüyorlar. Daha da ilginci, eğer acil önlem alınmaz ve deniz salyası Marmara Denizi’nin büyük çoğunluğu kaplarsa, deniz ulaşımının ve deniz yoluyla taşımanın durdurulması gerekiyor. Bunu niye söylüyorum; malum, başta vapurlar, deniz otobüsleri, arabalı vapurlar olmak üzere deniz araçlarının tamamı sigortalı.

Yazının Devamını Oku

Borcunu yapılandıran sağlık hizmeti alacak

Meclis’ten çıkması beklenen borçların yapılandırılmasıyla ilgili kanunla birlikte hem genel sağlık sigortası borçları yapılandırılacak hem de prim borcu olanlara yeni imkânlar sunulacak. Borcunu yapılandıranlar, bu borcun haricinde 60 günden fazla prim borcu olmaması ya da bu borçlarını geçmişteki kanunlara göre taksitlendirmiş olanlar borç yapılandırmanın ilk taksitini ödemeleri halinde genel sağlık sigortasından yararlanabilecek.

ÖNÜMÜZDEKİ günlerde Meclis’ten çıkacak olan borçların yapılandırılmasıyla ilgili kanun teklifi ile hem genel sağlık sigortası borçları yeniden yapılandırılıyor hem de prim borcu olanlara yeni imkânlar getiriliyor. Okuyuculardan da çokça soru alıyorum. Kimileri, ‘bizi de ilgilendiriyor mu?’ diye soruyor, kimileri ‘borçlar affedilecek mi?’ diye merak ediyor. Hepsine değineyim.

Önce, genel sağlık sigortasında durum nedir, kısaca anlatayım. İster işçi statüsünde, ister memur, isterse de kendi adına Bağ-Kur’lu olarak çalışanlar, yani Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) bağlı olup, prim ödeyenler ile emekliler ve bu kişilerin bakmakla yükümlü olduğu kişiler otomatik olarak genel sağlık sigortasının kapsamındalar ve devletin sunduğu sağlık hizmetlerinden yararlanıyorlar. Bir de sosyal güvenlik şemsiyesi altında olmayanlar var. Bu kesim ise ya kendi primini ödeyerek genel sağlık sigortalısı oluyor ya da prim ödeyecek durumu yoksa, devlet bu kişilerin primlerini karşılıyor.

SİSTEM İÇİNDE OLMALI

Son rakamlara göre de SGK kapsamında olmayan 9.8 milyondan fazla kişi genel sağlık sigortası kapsamında. Bunların 7.6 milyonunun primini devlet karşılıyor, 2.1 milyon kişi ise primini kendi ödüyor. Genel sağlık sigortası zorunlu bir sistem ve nüfusun tamamının bu sistem içine girmesi gerekiyor. Ancak, geçmişte genel sağlık sigortası tescili yapılmış olup da primlerini ödemeyen ya da sisteme hiç girmeyen ciddi bir kesim var ve bu kesim sağlık hizmetinden yararlanamıyor.

BORCUN ÇOĞU SİLİNECEK

İşte, yeni kanun ile bu kesime geçmiş borçlarını yapılandırma fırsatı getiriliyor. Bu bir af mı? Değil ama affa yakın yapılandırma diyebiliriz. Buna göre, 2021’in nisan ayı da dahil öncesi genel sağlık sigortası prim borcu olanlar bu borçlarını yapılandırabilecekler. Yapılandırmadan yararlanıp da prim borçlarının tamamını 31 Aralık 2021 tarihine kadar ödeyenlerin borca ilişkin gecikme faizi ve cezaların tamamı silinecek.

Örnekle anlatayım. Yapılandırmaya başvurdunuz ve 9 bin lira prim borcu çıkartıldı. Bunun da 5 bin lirası asıl prim borcunuz, kalan 4 bin lira da gecikme faizi ve cezası. Yıl sonuna kadar borcunuzu öderseniz, sadece 5 bin lira ödeyeceksiniz, 4 bin lirası silinecek. Yok, peşin ödeyemem diyorsanız da taksitle ödeme seçeneğini seçebilirsiniz. O zaman da taksit sayısına göre belirli bir katsayı uygulanacak.

Yazının Devamını Oku

Kısa çalışmada kıdem hesaba katılmıyor

Soru: 2015’te fabrikanın alt işvereninde işçi olarak çalışmaktayım. Nisan 2020’de kısa çalışma ödeneğine başlandı, 2021’in mart ayında bitti. Fabrikada hiç çalışmadım. Nisanda ücretsiz izine çıkarıldım, sözleşmem de sonlandırıldı. Kıdem tazminatını 30.04.2021’e göre mi alacağım, 1.4.2020’deki kısa çalışmaya başladığım tarihe göre mi alacağım? Sinan K.

Cevap: Bu konuda iş kanunda bir madde olmadığı ve yargı kararı da olmadığı için kısa çalışma süresinin kıdem tazminatı hesaplamasında dikkate alınmayacağı yönünde görüş ağırlık basıyor. Sadece geçmişte Yargıtay’ın kısa çalışma süresinin tamamı için kıdem alınacağı yönünde bir kararı var ama bu salgın dönemini kapsamıyor. Buradan yola çıkarsak kısa çalışmada geçirdiğiniz süre kıdemden sayılmayacak.

18 YAŞ ÖNCESİ EMEKLİLİKTEN SAYILMAZ

Soru: 1973 doğumluyum. Sigorta başlangıç tarihim 1986. 6000 günden fazla günüm var. 25 yıllık sigortalılık süresi 18 yaşından sonra mı, önce mi başlıyor? Mehmet S.

Cevap: 1986’da işe giriş yaşınız 13. 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılıkları 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul ediliyor. Ancak 18 yaş öncesi prim gün sayısı emeklilik hesabındaki prim gün sayısına eklenir, sigortalılık süresi ise 18 yaşını doldurduğunuz tarih olarak ele alınır. Bu durumda sigorta başlangıcınız 1986 değil, 1991 yılı olacak. 25 yıl çalışıp, 53 yaşında emekli olacaksınız demektir. Prim gün sayısı açısından ise sorununuz bulunmuyor.

İŞ GÖREMEZLİK İÇİN RAPOR PARASI ÖDENİR

Soru: Emekliyim ve özel müşavirlik şirketinin şantiyesinde mimar olarak çalışmaktayım. Aldığımız iş göremezlik raporları sonucu işe gidemediğimiz günlerin parası aylıklarımızdan kesilmekte. Bu yasal mıdır? Serhat A.

Cevap: Yasal bir uygulama. Raporlu olunan sürenin üç gününden itibaren geçen günler işveren tarafından maaştan kesilir. Ancak emekli olanlar da geçici iş göremezlik raporları için SGK’dan rapor parası alabiliyor.

YETİM AYLIĞINA BAŞVURAMAZSINIZ

Yazının Devamını Oku

İşte 18 yaş altının BES’e giriş şartları

18 yaş altı gençlerin Bireysel Emeklilik Sistemine (BES) girmesine imkân tanıyan yasa çıktı ve Resmi Gazete’de yayımlanarak, uygulamaya girdi.

Okuyuculardan çokça soru alıyorum. Kimileri şartları merak ediyor, kimileri ‘zaten çocuğum için yaptırmıştım bunun ne faydası olacak?’ diye soruyor, kimileri de ‘56 yaşında emeklilik çok uzun değil mi?’ diye eleştiriyor. Hepsine açıklık getireyim.

Bugüne kadar ebeveynler çocukları için BES yaptırıyorlardı ancak kendi adlarına yaptırıyor, lehdar olarak çocuklarını gösteriyorlardı. Sözleşmede yazan ismin mutlaka 18 yaş üzerindeki kişi olması gerekiyordu. Şimdi, BES’e ödenecek katkı paylarını yine ebeveynler yatıracak, birikimlerin değerleneceği emeklilik planlarını yine ebeveynler belirleyecek ama 18 yaşın altındakilerin adına sözleşme düzenlenebilecek. Devlet de yüzde 25 katkı yapacak. Böylece, tasarrufa erken yaşta başlanacak, daha da önemlisi küçük tasarruflarla ileride büyük birikimlere ulaşılacak.

Bu laf kimilerine klişe gelebilir. O zaman kendimden bir örnekle anlatayım. İster adına harçlık deyin, ister başka bir şey; annem, torunları için her ay üç kuruş, beş kuruş para ayırır. Eşim de alır onları bir yerde tutar ya da çocuklara verir, onlar da kumbaralarına koyar. O para bir süre sonra da çarçur olur. Şimdi ne olacak? Çocuklar adına BES hesabı açtıracağım, babaanneleri harçlıklarını aylık olarak o hesaba yatıracak. Birileri diyecek ki, ‘harçlık parasından ne olur ki?’. Tam da ondan bahsediyorum; şimdiden 6-7-8 yaşındaki çocuklar için aylık 100 lira BES hesabına düzenli yatırın, üzerine devletin yüzde 25 katkısını ekleyin, 10 sene sonra çocuk 16-17 yaşına geldiğinde o harçlıklar ne oluyor bakın, görün.

894 LİRA DEVLET KATKISI

Yüzde 25 devlet katkısından söz açılmışken, bugün sistemdeki bazı kişilerin, hem kendileri için hem de çocukları için BES’i bulunuyor. Yani, kişinin kendi adına iki ya da üç BES sözleşmesi var ama bunun birini kendi adına diğerlerini de çocukları için yaptırmış. Devlet katkısının bir üst limiti var; o da aylık asgari ücretin yüzde 25’i ile sınırlı ki, bugün için bu tutar 894 lira. Tek sözleşmeniz de olsa iki ya da üç sözleşmeniz de olsa; aylık BES’e 3 bin 577 lira yatırırsanız devlet de size maksimum 894 lira katkı yapıyor. Aylık 4 bin lira da yatırsanız, 5 bin lira, 10 bin lira da yatırsanız yararlanacağınız devlet katkısı tutarı 894 lirayı geçmiyor. Şimdi ise, 18 yaş altındakiler kendi adlarına sisteme gireceklerinden devlet katkısının limitinden ayrıca yararlanacaklar. Şöyle ki, kendi adınıza BES’iniz var ve aylık 3 bin 577 lira yatırıyorsunuz, 894 lira devlet katkısı alacaksınız; çocuğunuzun adına BES yaptırdınız, onun için de 3 bin 577 lira yatırdınız, devlet çocuğunuz için de 894 lira yatıracak.

56 YAŞINA TAKILMAYIN

Gelelim şu 56 yaşında emeklilik konusuna. Doğru, genç yaşta sisteme girenler için bu çok uzun bir süre. Burada bazı düzenlemeler yapılacak. 18 yaşın altında sisteme girenlere evlilik, konut alımı, eğitim gibi nedenlerle birikimlerini kısmi olarak çekme hakkı tanınacak. Daha da önemlisi, sistemde 10 yılını dolduranlar devletin yaptığı katkının yüzde 60’ını hak edebilecekler. Onu da şöyle anlatayım. Sekiz yaşındaki çocuğunuz için BES yaptırdınız, düzenli katkı payını ödediniz, devlet de yüzde 25 katkı yaptı; 18 yaşına geldiğinde devlet katkısının yüzde 60’ını almaya hak kazanıyor. Bir de eğitim ya da konut veya da başka bir ihtiyaç için birikiminin bir kısmını çekme hakkı tanınıyor. Özetle, 56 yaşında emeklilik konusuna pek de takılmamak gerekiyor.

 

Yazının Devamını Oku

Sigorta prim borçlarına yapılandırma geliyor

Borçların yapılandırılmasıyla ilgili kanun teklifi Meclis’e sunuldu.

Yapılandırma kapsamı içinde sosyal güvenlik ile genel sağlık sigortası prim borçları da bulunuyor. 2020’nin kasım ayında çıkan kanun ile vergi ve sigorta prim borçları için kapsamlı yapılandırmaya gidilmişti. Yapılandırma imkanından, sigorta prim borcu olan 1.5 milyona yakın kişi yararlanmıştı. Şimdi ise Meclis’e prim borçlarının yapılandırılmasına imkan tanınan yeni bir kanun teklifi sunuldu. Bağ-Kur’lusundan işçi statüsünde çalışana, isteğe bağlı sigortası olanlardan genel sağlık sigortası kapsamında prim borcu olanlara kadar birçok kesimin sosyal güvenlik borçları yeniden yapılandırılacak. Böylece hem daha önceki yasadan yararlanamayanlar hem de önceki yasadan yararlanıp da borçlarını yapılandırmak için başvuran, ancak salgın nedeniyle borçlarını ödeyemeyenlere yeni bir imkan daha tanınmış olacak. Peki, yapılandırma kapsamına hangi borçlar giriyor ve kimler, nasıl borçlarını yapılandıracak? Madde madde anlatayım.

KİMLER, NASIL YARARLANACAK?

- Sosyal güvenlik sigorta primleri, topluluk sigortası primleri, emeklilik keseneği, işsizlik sigortası primleri, genel sağlık sigortası, sosyal güvenlik destek primi ile bu borçlara ait gecikme zammı, cezası ve faizi yeniden yapılandırılacak.

- İsteğe bağlı sigorta yaptırıp da prim borcu olanlar da yapılandırmadan yararlanacak.

- Borç yapılandırması, 2021 Nisan ayı ve öncesi döneme yönelik olacak.

- Yeni kanun ile SGK’nın iş kazası, meslek hastalığı gibi sebeplerle işverene rücu ettiği alacaklardan kaynaklı borçlar da yapılandırılabilecek.

- 2021’in nisan ayı ve öncesinde prim borcu olan ve ödeme yapmayan sigortalılar, yapılandırmadan yararlanmaları halinde durdurulan sigortalılık süreleri yeniden geçerli hale gelecek.

- Yapılandırma için başvurular 31 Ağustos 2021’e kadar yapılacak.

Yazının Devamını Oku

İşten çıkarma yasağı 30 Haziran’da bitiyor

Soru: Ocak 2021 de işe başladım, devlet teşviğim ne zaman bitecek? İşçi çıkarma yasağı ne zamana kadar sürüyor? Cennet Y.

Cevap: Son alınan kararla kısa çalışma ödeneği 30 Haziran tarihine kadar devam ediyor. Bu kapsamda 30 Haziran tarihine kadar kısa çalışma desteğinden yararlanabileceksiniz. İşten çıkarma yasağı da uzatıldı ve kısa çalışma ödeneği gibi 30 Haziran tarihinde bitecek. Bu tarihe kadar işveren belirli şartların dışında sizi işten çıkartamaz.

PRİM GÜN SAYINIZ EKSİK
Soru: 1963 doğumluyum, 1990 SSK girişim var. 1220 gün pirimim var yüzde 90 engelliyim. 1200 gün üzerinden emekli olma imkanım var mı? Nuri G.

Cevap: İlk sigortalılık girişi 1991 öncesi olup da yüzde 80’nin üzerinde engeli olanlar 15 yıl çalışıp, 3600 gün prim yatırdıklarında emekli olabiliyorlar. Prim gün sayınız 2400 gün eksik. Bu durumda emekli olamazsınız. Ancak başkasının bakımına muhtaç durumda olanların malulen emekliliği için 10 yıllık sigortalılık süresi ve 1800 prim gün yeterli.

VERGİ İNDİRİMİ İLE ERKEN EMEKLİ OLUNUR

Yazının Devamını Oku

Trafik sigortası yasadan çıkartıldı şimdi ne olacak?

Sigortacılık ve bireysel emeklilik sisteminde yeni düzenlemeler içeren kanun teklifi Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Ancak, trafik sigortası ile ilgili düzenlemeler son anda kanun teklifinden çıkartıldı. Neydi o düzenlemeler?

Trafik sigortasından ödenen vefat ve sakatlık tazminatlarına standart getirilecekti. Trafik kazasında kusurlu tarafın yakınlarına tazminat ödenmeyecekti. Ticari araçlar, araç kiralama şirketleri kira, gelir kaybı gibi tazminatları talep edemeyeceklerdi. Küçük hasarlar için ve hurdaya çıkmış araçlara değer kaybı tazminatı ödenmeyecekti. Bazı kesimlerin baskısı ile bu maddeler kanun teklifinden çıkartıldı. Özetle, trafik sigortası ile ilgili bir düzenleme yok.

Geçen, “Trafik sigortasında değişiklik yapılacak, tazminatlara standart gelecek tüketicinin mağduriyeti bitecek” başlıklı yazım üzerine malum kesimler sosyal medya üzerinden tepki gösterdiler. Neymiş; yasa çıkarsa vatandaş mağdur olacakmış, düzenlemeler tüketici aleyhineymiş. Yasa çıkmadı, şimdi ne olacak? Satır başları ile anlatayım da kim tüketicinin yanında, kim değil; kimler tüketiciyi bahane ederek kaybedeceği ranttan korkuyor anlaşılsın.

VATANDAŞ MAĞDUR OLACAK

Bir. Trafik sigortasından ödenecek vefat ve sakatlık tazminatlarına standart getirilmediğinden mahkemeler kazalarda hayatını kaybedenlerin yakınlarına ya da sakat kalan kişilere farklı farklı tazminatlar ödenmesine karar verecek. Örneğin, aynı yaşta, aynı gelir grubunda olup da vefat eden birinin yakınına bir mahkeme 200 bin lira ödenmesine hükmederken, bir başka mahkeme bir başka kişinin yakınına 150 bin lira ödenmesine karar verecek. Çünkü, standart yok. Bu durumda 150 bin lira alan vatandaş mağdur olmayacak mı?

İki. Geçen yazımda da yazdım; bu standartsızlık, ‘hasar aracısı’ adı verilen bir kesim yarattı. Bu kişiler nerede ölümlü kaza olsa ya taziye evindeler ya cenazede; “Sigorta şirketi size ödeme yapmaz, yapsa da az öder, bize vekâlet verin, adınıza işleri takip edelim” diyerek, kendilerine çıkar sağlamaya çalışıyorlar. Vekâleti alan mahkemeye gidiyor, davalar en az üç yıl sürüyor. Fazla para koparıyorlar mı? Koparıyorlar ama yüzde 30 hatta yüzde 40 komisyonlarını da alıyorlar. Ne oluyor? Vatandaş kendisi başvursa, sigorta şirketinden misal 150 bin lira alacaksa; aracı kişi, mahkeme kararı ile sigortadan 200 bin lira alıyor, içinden en düşük 60 bin lira komisyonunu, cebe indiriyor, vatandaşa kalıyor 140 bin lira. Üstelik, vatandaş kendi başvursa hemen tazminatı alacakken, iş uzayınca üç sene sonra alabiliyor. Bu aracılar yüzünden bugün vefat tazminatlarının yüzde 70’i mahkemelerde çözülüyor. Standart gelse aracıya gerek kalmayacak, vatandaş tazminatını beklemeden alacak. Soruyorum, bu işin neresi tüketicinin aleyhine? Bu arada en çok sesi çıkan, itiraz edenler de bu aracılar.

FİYAT YÜZDE 20 ARTACAK

Üç. Trafik sigortası sorumluluk sigortası olduğundan kusurlu sürücünün yakınlarına tazminat, kira ve gelir kaybı gibi zararlar ve hurda araçlara değer kaybı tazminatı ödenmiyor. Ama kimi mahkemeler bunların da sigortadan ödenmesine karar veriyor. Düşünün; aynı tazminat için iki kişi başvuruyor, bir mahkeme ödenir diyor, bir başkası ödenmez diyor. Bu hem haksızlık hem tüketici aleyhine değil mi? Yasa olsa; ödenmeyecekse ödenmez, ödenecekse de ödenir.

Dört. Tazminatların yargıda çözülmesi, aracılar nedeniyle ödenen fazla tazminatlar, ödenmemesi gereken ama mahkeme kararıyla ödenmek durumunda kalan tazminatlar nedeniyle sigorta şirketlerinin maliyetleri artıyor. Şirketler kime, ne ödeyeceğini bilmiyor. Sadece son bir yılda şirketlerin ödediği bedeni tazminatlarda yüzde 40, diğer tazminatlarda da yüzde 50 artış olmuş. Bunu ben söylemiyorum, kamu söylüyor. Bu bir yerden çıkacak? Yine kamunun hesabına göre, çıkmayan bu yasa nedeniyle önümüzdeki dönemde trafik sigortasının fiyatlarında yüzde 20’nin üzerinde artış bekleniyor. Hesap da yapılmış; ortalama 8 bin 635 lira olan otobüsün primi 12 bin 200 liraya, ortalama primi 800 lira otomobilin de fiyatı 960 liraya yükselecek. Bu kimin cebinden çıkacak? Vatandaşın, tüketicinin cebinden. Yasa çıksa, standart gelse, ödenecek tazminatlar netleşse, sigorta şirketleri kime ne ödeyeceğini bilse; fiyatlar artamayacak, belki de düşecek.

Yazının Devamını Oku

Seyahati sevmem ama seyahat kitaplarını severim

Nazmi Elbirlik’in ‘Denizde 82 Gün - Atlantik’ten Akdeniz’e’ kitabı, denize açılacak olanlar için bir tür rehber niteliğinde...

Denizde 82 gün nasıl geçirirsiniz? Elbet birçok yer görürsünüz ama çok sevseniz de tahammül eder misiniz?

Nazmi Elbirlik’in ‘Denizde 82 Gün- Atlantik’ten Akdeniz’e’ kitabını okurken hem hoşuma gitti hem de ‘Ben olsam ne yapardım’ sorusuna cevap vermeye çalıştım.

Kitabın ne olduğunu ‘Önsöz’den öğrenebilirsiniz: “Elinizde bulunan bu kitap, 82 gün boyunca Atlantik’in Biskay Körfezi’nden Cebelitarık’a kadar ve Akdeniz’de Balear Adaları’ndan Minorka’ya kadar kıyı kıyı dolaştığımız şehir ve marinaları anlatıyor. Kızımız Lollipop ve ekip arkadaşlarımızla yaptığımız yolculuğu, bu esnada yaşadığımız deneyimleri, gezip gördüğümüz güzellikleri ve tattığımız lezzetleri sizlere bu kitabın satırlarında ve çektiğimiz fotoğraf karelerinde aktarmaya çalıştım.”

‘Denizde 82 Gün - Atlantik’ten Akdeniz’e Yazan: Nazmi Elbirlik Yazar danışmanı: Ahmet Çağan Editör: Turgay Noyan, Esra Taşlıyük,
Ayşegül Bakış Naviga Yayınları

Bu tür kitaplar, denize açılacak olanlar için bir tür danışma, rehber niteliğinde. Diğer açıdan, gezginin başına neler gelir sorusunun yanıtını bulacaksınız. Birçok yeni ülke tanıyacaksınız, belki gezi, tatil programlarında bu kitaptan yararlanabilirsiniz.

Denize açılmak için kendinizi nasıl hazır hissedeceksiniz? İşte yazarın tavsiyeleri:

Yazının Devamını Oku

İşte düşük faizli kredi desteğinin ayrıntıları

İstihdam sağlayan işletmelere finansman desteği yolda. İşletmeler ilave olarak istihdam ettikleri kişiler için ödeyecekleri sigorta primlerini, kamu bankalarından kullanacakları kredilerde faizden düşebilecekler. İşte yeni desteğin detayları...

Meclis’te görüşmeleri süren kanun tasarısı ile işverenlere yeni istihdam desteği geliyor. Tasarının yasalaşması halinde, ilave istihdam sağlayan işletmelere finansman desteği verilecek. İlave istihdam desteği, mart ayında, Ekonomide Reform Paketi ile açıklandı. Geçtiğimiz hafta ise Meclis’e gönderilen, Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçen kanun tasarısı ile de işverenlere verilecek desteğin detayları netleşti.

Buna göre, mikro ve küçük ölçekli işletmeler; hem salgın nedeniyle likidite sıkıntısını karşılamak hem de istihdamı artırmak için işletmelerin ilave olarak istihdam ettikleri kişiler için ödeyecekleri sigorta primlerini, kamu bankalarından kullanacakları kredilerde faizden düşebilecekler. İlave istihdam teşvik desteği ise 2022’nin haziran ayına kadar sürecek. Peki, kimler, nasıl bu destekten yararlanacak? Madde madde anlatayım.

30 HAZİRAN 2022’YE KADAR

Teşvikten 50’nin altında işçi çalıştıran işverenler yararlanacak. Yani, yeni teşvik, mikro ve küçük işletmelere yönelik olacak.

İşverenler, 1 Temmuz 2021 ila 30 Haziran 2022 tarihleri arasında işe aldıkları yeni çalışanlar için teşvikten yararlanabilecek.

Teşvikten yararlanabilmek için işe alınacak yeni işçiler için de belirli kurallar gerekiyor. Birincisi, işe alınan çalışanın, işe girdikten önceki 3 aylık sürede 10 günden fazla sigortalı çalışmamış olması şart. İşe alınacak kişi yeni çalışan olmalı. İkincisi, Bağ-Kur kapsamında sigortalı olmamalılar ve isteğe bağlı sigorta primi de ödemiyor olmaları gerekiyor. İşverenin, son bir yıl içindeki çalışan sayısının üzerinde yeni işe alım yapması gerekiyor. Daha açık bir anlatımla, işveren, son bir yılda işten çıkarım yapmışsa destekten yararlanamayacak.

Yasa çıktıktan sonra ilave istihdam yaratan işverenler Kredi Garanti Fonu kefaletiyle kamu bankalarından 30 Haziran 2022 tarihine kadar kredi kullanabilecek.

Yazının Devamını Oku

İşveren zorla belge imzalatamaz

*

Soru: 2016’da lokantada işe başladım. İşveren beni arabulucuya götürdü ve 2000 TL para verip, bir dosyayı imzalamamı istedi. İstemedim, işten çıkarmakla tehdit etti, imzaladım. Benim çıkışımı verip, başka bir yerde başlatmış. Aynı lokantada çalışıyorum, pandemi başladığından beri sigortam ödenmiyor. 1590 lira para alıyorum. Haziran ayından sonra ayrılırsam nasıl tazminat alabilirim?

Cevap: İşveren size zorla bir belge imzalatamaz. İşyeri kapalı olduğu için aldığınız ücret kısa çalışma ödeneğidir. Muhtemelen de sizi işe giriş-çıkış yaptırmış. Bu durumda haziran ayında ayrılırsanız tazminat alamazsınız. Ancak bu durumu İŞKUR’a veya SGK’ya şikâyet edebilirsiniz.

APARTMAN KAPICISI EMEKLİ OLABİLİR

Soru: Binamızın kapıcısı 1957 doğumlu bir kadın. Mayıs 2008 tarihinde SSK’lı olarak işe başladı. Emekli olmak istediğini bildirdi. Emekli olabilir mi? Kendi isteği ile işten ayrılırsa tazminat ödenir mi? Zühtü G.

Cevap: Konut kapıcıları 4/A’lı (SSK) çalışanların sahip olduğu tüm haklara sahiptirler. Eğer çalışanın prim gün sayısı yeterliyse ve emeklilik şartlarını yerine getirmişse SSK’lı tüm çalışanlar gibi emekliliğe hak kazanır ve emekli aylığı alabilirler. Emeklilikleri geldiğinde de apartman yönetimi olarak kıdem tazminatını ödemek durumundasınız. 

TAZMİNATA HAK KAZANIYORSUNUZ

Soru: 1982 doğumluyum. 1999’un martından haziranına kadar Şebinkarahisar’da vekil öğretmen olarak görev yaptım. Kurum SGK’ya sürelerimi bildirmemiş. Çalışma sırasında 18 yaşından küçük olduğum için SGK başlangıç kabul etmiyor. 1999 başlangıç tarihini sisteme işletebilirsem kıdem tazminatını alabilir miyim? 5600 gün primim var. Aydın K.

Cevap:

Yazının Devamını Oku

10 soruda bayram ikramiyesi

Emeklilerin bayram ikramiyeleri bugün ödenmeye başlıyor. Okuyuculardan günlerdir bayram ikramiyeleri ile ilgili çokça soru alıyorum. Kimileri, ikramiye alıp alamayacağını merak ediyor, kimileri özellikle de ölüm aylığı alanlar, alacağı ikramiye tutarını, kimileri de ikramiyenin yatırılacağı tarihi soruyor. Sosyal Güvenlik Kurumu da (SGK), bayram ikramiyeleri ile ilgili detaylı bir genelge yayımladı. Buna göre de bu bayramda 12.7 milyon emekli ve hak sahiplerine toplam 12.3 milyar lira ikramiye ödenecek. Peki, kimler ikramiye alabilecek?

1)Kimler bayram ikramiyesi alabilecek?

Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) emekli aylığı, yaşlılık aylığı, vazife malullüğü aylığı, malullük aylığı, ölüm aylığı ile sürekli iş göremezlik geliri ve ölüm geliri alanlar ile şehit yakınları, gaziler, muharip gaziler, güvenlik korucuları, şampiyon sporcular ve terörden zarar gören sivil vatandaşlar ile bu kişilerin hak sahipleri bayram ikramiyesi alacak.

2)Kaç lira ikramiye ödenecek?

1.100 lira ödenecek.

3)Ne zaman hesaplara yatacak?

4/A’lı olarak, yani işçi statüsünde (SSK) çalışanlar ikramiyelerini 6 Mayıs perşembe günü alabilecek. 4B’li (Bağ-Kur) ve 4/C’li (Emekli Sandığı) olan emeklilerin de 7 Mayıs cuma günü hesaplarına yatacak.

4)Birden fazla emekli aylığı alanlar ayrı ayrı ikramiye alacak mı?

Hayır, en fazla ödemeye imkan veren dosya üzerinden, tek ikramiye ödenecek.

Yazının Devamını Oku

Bayram ikramiyesi alabileceksiniz

Soru: Babamı 5 Nisan’da kaybettik. SGK’ya başvuru yaptık maaşın bağlanması için. Annem mayısta verilecek bayram ikramiyesinden yararlanabilir mi? Soner O.

Cevap: Nisan ayının sonuna kadar emeklilik dilekçesini verenler mayıs ayında ödenecek bayram ikramiyesini alabilecekler. Bu kapsamda anneniz de bayram ikramiyesi alabilecek.

HİSSE ORANINA GÖRE İKRAMİYE ÖDENECEK

Soru: 2.200 lira ölüm aylığı alanın bayram ikramiyesi ne kadar olur? Vahit B.

Cevap: Dul ve yetim aylığı alanlara bayram ikramiyesi hak sahiplerinin hisseleri oranında ödenecek. Örneğin, eşinin vefatı nedeniyle yüzde 50 hisse oranı ile eşe, yüzde 25 hisse oranı ile yetim çocuğa ölüm aylığı ödenmesi halinde, eş 550 lira, çocuk ise 275 lira ikramiye alacak.

ŞİRKET ORTAĞI SSK’LI OLAMIYOR

Soru: Bir şirkette 2000 yılında çalışmaya başladım, 2010 yılında ortak oldum, 2017 yılına kadar halen 4/a sigortalıyım. Sigorta başlangıç 1988 ve Bağ-Kur 2850 gün, 4/a 6570; toplam 9420 gün. Emeklilik yaşım 7.4.2021 dolduğu için başvurmaya gittiğimde ortak olduğum dönemin 4/b aktarılması gerektiği söylendi. Ne yapmam gerekiyor? Ahmet Ç.

Cevap: Şirket sahiplerinin SSK’lı mı, Bağ-Kurlu mu olacağı konusunda geçmişte birçok düzenleme yapıldı ve şirket ortaklarının SSK’lı olarak devam etmesine imkan tanınmıyor. Şöyle ki, 2008 tarihinden sonra çalıştığı şirkete ortak olanlar artık SSK’lı olamıyorlar,

Yazının Devamını Oku

Kripto paralar sigortacıların radarında

Kripto parada yaşanan dolandırıcılık olayları, konunun sigorta boyutunu gündeme getirdi. Kripto para borsalarını sigortalayan şirket sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu nedenle de kripto paraların sadece 150 milyar doları sigortalı. Sigortacılar, pazara girmek için yasal düzenlemeyi bekliyor.

Kripto para borsalarında yaşanan dolandırıcılık olayları -ki, ben bu yaşananları geçmişteki banker krizinin yeni versiyonu olarak görüyorum- sonrası okuyuculardan çokça soru alıyorum. Kimileri ‘yok mu bu işin sigortası, dünyada yapılıyormuş bizde niye sigortalanmadı?’ diye soruyor, kimileri ‘siber sigortaların içine girmiyor mu?’ diye merak ediyor. Gelen soru ve yorumlara baktığımda, bunların bir kısmının bizdeki dolandırıcılık olaylarından mağdur olanlar olduğunu; bir kısmının ise dünyadaki kripto paralara yatırım yapıp, endişe duyanlar olduğunu anlıyorum. Aslında sorunun cevabı net; mevzuatı olmayan, hiçbir merkezi otoriteye bağlı olmayan bir işin sigortası da olmaz. Yani, bizde, kripto para borsalarına yönelik herhangi bir sigorta uygulaması yok ve bahsedildiği gibi siber sigortalar kripto paraları da kapsamıyor. Dünyada ise durum farklı.

PARALAR NASIL ÇALINIYOR?

Okuyucular sorunca dünyadaki durum hakkında biraz araştırma yaptım. Dünyada kripto paraların toplam değerinin 2 trilyon doların üzerinde olduğu ve bunun da sadece 100-150 milyar dolarının sigortalı olduğu tahmin ediliyor. Peki, sigortaya talep mi yok? Aksine, kripto para borsaları kelimenin tam anlamıyla sigortacıların peşinde koşuyor. Haksız da sayılmazlar, dünyadaki rakamlara baktım, kripto para borsalarında her gün ortalama 5 milyon dolarlık kripto para varlığı çalınıyor. Hatta, isim vermeyeceğim, geçen yılın sonlarında dünyada büyük bir kripto para borsasından 500 milyon dolar değerinde kripto para çalındı.

Nasıl çalınıyor? Kripto para borsası internetten sanal cüzdanlar, şifreler, özel anahtarlar üzerinden yürüdüğünden hacklenmeye de müsait. Hırsızlar ya da hackerler, sanal cüzdanların anahtarlarını ya da şifrelerini kırıp, kripto paraları dijital olarak kendi anonim hesaplarına aktarıyorlar. Sadece bu kadarla da kalmıyor, yasa dışı para kazanmak için başka eylemlere de başvuruyorlar. Dünyada artık kripto para hırsızlığı gerçek bir risk olarak görülüyor.

SİGORTACILAR YANAŞMIYOR

Tabi sistem bu kadar riske açık olduğundan kripto para borsaları ve kripto paraya yatırım yapanlar da sigortanın peşinde koşuyor. Sigortacılar ise bu konuya şimdilik aşırı temkinli yaklaşıyor. Neden? Birkaç nedeni var. Birincisi, kripto para borsalarının dünyada yasal mevzuatının ve denetiminin olmaması, hükümetler tarafından düzenleme yapılmaması. İkincisi, istikrarsız bir piyasa olması, fiyatının günden güne dalgalanması. Bu durum hem sigorta yapılmasını engelliyor hem de sigortayı pahalı hale getiriyor.

Sigortacılar, yolsuzluk ve dolandırıcılık nedeniyle her yıl milyonlarca dolarlık kripto para biriminin kaybedildiğini söylüyor. Sigortacıların, kripto para borsaları ile ilgili ilginç de bir tespiti var; ‘birinin kripto parası çalındığında, o paranın fiilen sahibi olunmadığından, hak sahibi de olunmaz, hak sahibi olunmayan bir şeyin de sigortası olmaz’ deniyor.

Yazının Devamını Oku

13 soruda tam kapanmada çalışanların hakları

Koronavirüs ile mücadele kapsamında 29 Nisan Perşembe günü akşamından itibaren 17 Mayıs tarihine kadar 17 günlük tam kapanmaya geçiliyor. Bu dönemde belirli işkolları dışında tüm işyerleri kapalı olacak ve sokağa çıkma yasağı uygulanacak. Her ne kadar belirli alanlarda çalışanlar alacakları belgeler ile tam kapanmadan muaf olsalar da genel olarak çalışanların büyük çoğunluğu kısıtlamalara tabi olacak. Bu süreçte uzaktan çalışma yapılacak ancak uzaktan çalışmaya geçmemiş ya da faaliyeti uzaktan çalışmaya uygun olmayan işyerleri ise kapanacak. Peki, tam kapanmada çalışanların hakları neler, bu süreçte işverene ve çalışanlara hangi destekler verilecek?

1) Tam kapanma tüm işyerlerini kapsıyor mu?

Sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulan işyeri dışında tüm ticari işletme, işyerleri, ofisler kapalı olacak, uzaktan çalışmaya geçilecek.

2)Kısıtlamadan kimler muaf tutulacak?

İçişleri Bakanlığı genelge yayımlayarak, tam kapanmadan kimlerin muaf tutulacağını tek tek belirtti. Temel gıda, ilaç ve temizlik ürünlerinin satıldığı yerler ile üretim, imalat, tedarik ve lojistik zincirlerinde çalışan işyerleri dahil 43 meslekte çalışanlar kısıtlamadan muaf olacaklar.

3) Kısıtlamadan muaf çalışanlara belge gerekli mi?

Çalışanlar tam kısıtlamadan muaf olduklarını belgelemek zorundalar. Meslek mensupları olası kontrollerde mesleki kimliklerini, çalışanlar ise meslek mensubu tarafından imzalanmış ve kaşelenmiş belgelerini yanlarında bulundurmak durumundalar.

4) Muaf tutulan işyerlerinde tüm çalışanlar işe gidecek mi?

Sağlık, güvenlik, acil çağrı gibi kritik görev alanları hariç olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarında hizmetlerin sürdürülebilmesi için gerekli olan personelin sadece yüzde 50’si çalışacak ve çalışma dönüşümlü olacak.

Yazının Devamını Oku

İşçi çıkaran kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayacak

İşveren ve çalışanların beklediği karar çıktı, kısa çalışma ödeneği haziran ayının sonuna kadar uzatıldı ve karar da Resmi Gazete’de yayımlandı. Peki, kimler bu uzatmadan yararlanacak, kısa çalışma ödeneğine yeni başvuru yapılabilecek mi, ücretsiz izinde olanlar kısa çalışma ödeneğine geçecek mi? Kısa çalışmanın uzatılması sonrası okuyuculardan benzeri soruları çokça alıyorum. Tek tek anlatayım ama önce kısa bir hatırlatma yapayım.

Salgının başında, 2020’nin mart ayında, kısa çalışma ödeneğinin şartları kolaylaştırılarak, tüm işverenlere, çalışanları için kısa çalışma ödeneğinden yararlanma imkanı tanındı. Bu tarihten itibaren de üçer aylık dönemlerde kısa çalışma ödeneğinin süreleri uzatıldı. Son yapılan değişiklikle de 31 Ocak 2021’tarihine kadar tüm işyerleri, tüm çalışanları için yeniden kısa çalışma ödeneğinden yararlandırıldı ve ödeneğin süresi de 31 Mart tarihine kadar uzatıldı. Salgının başından itibaren de 3.7 milyondan fazla çalışana toplam 31.5 milyar lira ödendi.

UZATMADAN KİMLER YARARLANACAK?

Yeni yapılan düzenleme ile de kısa çalışma ödeneği 1 Nisan tarihinden geçerli olmak üzere 30 Haziran’a kadar yeniden uzatıldı. Bu kapsamda da 31 Ocak 2021 tarihine kadar kısa çalışma ödeneğine başvurmuş olan işyerleri, haziran sonuna kadar kısa çalışma ödeneği almaya devam edecek. Tüm çalışanlar ödenek alabilecek mi? Kimlerin, kısa çalışmadan yararlanacağı konusunu madde madde anlatayım.

31 Ocak 2021 tarihine kadar çalışanları için kısa çalışma ödeneğine başvurmuş ve 31 Mart tarihine kadar da ödenekten yararlanmış işyerleri; nisan, mayıs, haziran aylarında kısa çalışma ödeneği almaya devam edecek.

İşveren, 31 Ocak tarihine kadar kısa çalışma ödeneğine başvurduğu çalışanlar için haziran sonuna kadar ödenek alabilecek.

Kısa çalışma ödeneğine yeni başvuru kabul edilmeyecek. 31 Ocak tarihinden sonra işe alınan kişiler varsa bu kişiler için ödenekten yararlanılamayacak. Örneğin, 31 Ocak tarihine kadar işveren, 15 çalışanı için kısa çalışmaya başvurmuş ise yine 15 çalışanı için uzatmadan yararlanacak ve bu çalışanları için nisan, mayıs, haziran aylarında da ödenek alabilecek.

31 Mart tarihine kadar kısa çalışma ödeneği hakkı bulunan ancak bir nedenden dolayı kısa çalışmaya ara vermiş işverenler de haziran sonuna kadarki uzatmadan yararlanabilecek.

Daha önce kısa çalışma ödeneğine hangi çalışma süreleri ve hangi çalışanlar için başvurulmuşsa aynı şartlarda haziran sonuna kadar devam edilecek. Kısa çalışma sürelerinde ve çalışan sayılarında değişiklik yapılmayacak. Örneğin, işyeri, haftalık çalışma süresini 30 saat azaltmış ve bu şekilde kısa çalışmaya başvurmuşsa, yine 30 saat üzerinden kısa çalışma ödeneği alabilecek.

Yazının Devamını Oku

Konutuna yıkım kararı çıkan DASK’a koşuyor

İzmir depreminde konutu az ve orta hasar görenlere DASK ödeme yaptı. Ancak kimi binalar riskli statüye alındı ve güçlendirme yapılmadan konutlara girilmesine izin verilmedi. Şimdilerde depremzedeler, yeniden DASK’a başvurup, zararlarını karşılanmasını istiyor. Peki, bu durumda DASK ödeme yapacak mı?

BİR süredir İzmir depreminde konutu hasar görenler ile Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) arasında sorunlar yaşanıyor. Depremzedeler, zorunlu deprem sigortası kapsamında DASK’tan istedikleri hasarı alamadıklarını iddia ediyor. Birleşip, dernek de kurmuşlar; adı da İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği. Bana da ulaştılar ve sorunlarını anlattılar, ‘sesimizi duyurur musunuz?’ diye de destek istediler. Sorunlarını dinledim, DASK Yönetim Kurulu Üyesi Erdal Turgut ile de konuştum. Hepsini anlatacağım.

Peki sorun ne? Özetle; İzmir depreminde bazı konutlar az ya da orta hasar gördü. DASK da yapılan hasar tespit çalışmalarına göre o konutlara, sigorta poliçesinde belirtilen teminatlar üzerinden hasar ödemelerini yaptı. Ancak sonrasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bu konutların olduğu binaları riskli statüye alıp, güçlendirme yapılmasını istedi ve güçlendirme yapılmadan da konutlara girilmesine izin vermedi. Hal böyle olunca da depremzedeler, binayı güçlendirmek için en az 150 bin lira gerektiğini öne sürerek, daha yüksek hasar talepleri ile DASK’a başvurdu.

NEYİ ÖDER, NEYİ ÖDEMEZ?

Aslında benzer durum Elazığ depreminde de yaşandı. O depremde de zorunlu deprem sigortası olup da depremde az hasar gören konutlara DASK, hasarlarını ödedi. Ancak sonrasında az hasarlı da olsa o konutların bulunduğu bölge kentsel dönüşüme sokuldu, yıkım kararı alındı. Bunun üzerine konut sahipleri de, ‘konutlarımız yıkılacak, bize daha fazla hasar ödemeniz lazım’ diyerek, DASK’ın kapısını çaldı.

Açıkça söyleyeyim, ortada bir sorun var ancak kimse alınmasın, gücenmesin ama bu sorun sigorta sistemi yoluyla çözülecek bir sorun değil. Neden mi? Anlatayım. Tüm sigortalarda olduğu gibi zorunlu deprem sigortasında da hangi durumlarda sigortalıya hasar ödeneceği bellidir. Buna göre; DASK, zorunlu deprem sigortası ile depremin ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, tsunami, yer kaymasının doğrudan neden olacağı maddi zararları, poliçede belirtilen limitler dahilinde karşılıyor. Bunların dışında oluşabilecek herhangi bir olay nedeniyle konuta gelebilecek zarar DASK’ın kapsamına girmiyor.

Şöyle anlatayım; konutunuza zorunlu deprem sigortası yaptırdığınız. Oturduğunuz şehrin deprem riskine, evinizin metrekaresine göre hesaplama yapıldı -ki, standart bir hesaplama yöntemi var- ve diyelim ki, konutunuz için 100 bin lira sigorta teminatı ve buna göre de ödeyeceğiniz prim belirlendi. Deprem oldu ve konutunuz depremde tamamen yıkıldı; DASK size konutunuzu yeniden inşa etmek için 100 bin lirayı ödeyecek. Depremde ya da deprem nedeniyle meydana gelen yangında, patlamada, yer kaymasında konutunuz hafif hasar gördü, eksperler geliyor, hasar tespiti yapıyor. Diyelim ki, 30 bin liralık hasar tespit edildi; DASK, 30 bin lirayı ödüyor. Hasar tutarını az bulabilirsiniz, ekspere itiraz edebilirsiniz; bu durumda ister Sigorta Tahkim Komisyonuna, isterseniz de hukuk yoluna başvurursunuz. Yani, sigortanın sorumluluğu, deprem nedeniyle oluşacak hasarlarla sınırlıdır.

RİSKLİ KONUTLAR NE YAPACAK?

Yazının Devamını Oku

Kim bu TÜİK’in açıkladığı çocuk çalışanlar?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2020 yılı, çocuk istatistiklerini açıkladı. Buna göre, geçen sene, 83.6 milyon toplam nüfusun yüzde 27.2’si, yani 22.7 milyonu çocuklardan oluştu.

Çocuk nüfusunun yüzde 26.9’u 0-4 yaş, yüzde 28.7’si 5-9 yaş, yüzde 28.2’si 10-14 yaş ve yüzde 16.2’si de 15-17 yaş grubundan oluştu. TÜİK bir rakam daha açıkladı; o da, çocuklarda işgücüne katılım oranı. TÜİK’e göre, 2020’de, 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 16.2 oldu. Bu oranın yüzde 23.4’ü erkek, yüzde 8.6’sı da kız çocuklar. Veriler açıklanınca da kamuoyunda, çocuk işçilik üzerine tartışma başladı.

TÜİK’in açıkladığı veriler üzerinden gidersek, geçen yıl 15-17 yaş arası çocuk nüfusu, toplam 3.6 milyon ve bu çocukların 597 bini işgücünde. Peki, kim bu çalışan çocuklar, nasıl çalışıyorlar daha da önemlisi çalışan bu çocukların hakları neler? Madde madde anlatayım ki, daha net anlaşılsın.

ÇALIŞMALARI YASAK

15 yaşını doldurmamış çocukların çalışması ve çalıştırılması kesinlikle yasak.

14 yaşını doldurmuş ve ilköğretimini tamamlamış çocuklardan eğitime devam edenler, okullarına devamına engel olmayacak hafif işlerde çalışabiliyorlar.

15 yaşını tamamlamış, 18 yaşından küçük çocuklara genç işçi; 14 yaşını bitirmiş ancak 15 yaşının doldurmamış çocuklara da çocuk işçi deniyor.

Genç ve çocuk işçi çalıştıracak işverenlerin, çalışacağı işe uygun olup olmadığının resmi sağlık raporu ile onaylanması gerekiyor. Sağlık raporu olmadan çocuk işçi çalıştırılamaz.

Gerek çocuk işçi gerekse de genç işçiler öyle her işte çalıştırılamıyor. İş Kanunu’nda, çocukların hangi işlerde çalıştırılacağı tek tek sıralanmış. 16 yaşını doldurmamış çocuk işçilerin ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması yasak. Örneğin, temizlik işlerinde, tehlikeli maddeler ile uğraşılan işlerde, aralıksız ayakta durmayı gerektiren işlerde, parça başı ve prim sistemi ile ücret ödenen işlerde bırakın 15 yaşını, 18 yaşını doldurmamış genç işçilerin bile çalışması yasak.

Yazının Devamını Oku