Paylaş
Trump, İran ile olası bir anlaşma etrafında Türkiye dahil, bölgedeki Müslüman ülkelerin İbrahim Antlaşmaları çerçevesinde İsrail ile ilişkileri normalleştirmesi gerektiğini savunuyor.
Ancak hangi Ortadoğu lideri, Gazze’de taş üzerinde taş bırakmayan, Batı Şeria’yı terörize eden, Lübnan’ın güneyinde fiili işgal başlatan, Suriye’nin güneyindeki işgali genişleten Binyamin Netanyahu ve aşırıcı ortaklarıyla yan yana görülmek ister?
DAMAT KUSHNER’İN FİKRİ
İBRAHİM (Abraham) Antlaşmaları’nın mimarı Trump’ın ilk başkanlık döneminde (2017-2021) başdanışmanı olan damadı Jared Kushner. Antlaşma Ortadoğu krizlerine çözüm üretmek için bir paradigma değişikliği sunmayı hedefliyordu.
Türkiye dahil bölge ülkeleri başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını desteklerken İbrahim Antlaşmaları Filistin sorununun çözümünü bir ön koşul olmaktan çıkarıyordu.
Filistinlilere ekonomik ilerleme vaat edilirken İsrail, Batı Şeria’yı ilhak planından vazgeçmiyor, ama erteliyordu.
ESİN KAYNAĞI HZ. İBRAHİM
TRUMP’ın ekibi antlaşmaya üç büyük dinin de peygamber kabul ettiği Hz. İbrahim’in adını vermişti. Ve şimdi Başkan Trump, İslam aleminin Hz. İbrahim’in Allah’a sonsuz teslimiyetini andığı Kurban Bayramı’nda bölge ülkelerine İbrahim Antlaşmaları’na katılma çağrısı yapıyor.
İbrahim Antlaşmaları’na 2020’de Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Fas imza atmış, Sudan ve Kazakistan katılma beyanında bulunmuştu.
Filistin ise o dönemde İbrahim Antlaşmaları’nı büyük ihanet olarak nitelemiş, hatta Filistin meselesinin yok sayılmasının Hamas’ın 7 Ekim 2023 baskınını tetikleyen unsurlardan olduğu iddia edilmişti.
TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER
TRUMP’ın Katar’a Suudi Arabistan’a İbrahim Antlaşmaları çağrısı yaparken Türkiye’yi de dahil etmesi ise çok da siyasi gerçeklikle örtüşen bir durum değil.
Her şeyden önce Türkiye, 1948 yılında İsrail’i kurulduğundan sonra tanıyan ilk Müslüman çoğunluklu ülke.
7 Ekim 2023 baskını öncesinde de Mavi Marmara krizini yeni yeni atlatmaya çalışan iki ülke normalleşme yolunda zemin arayışı içindeydi. İki ülkenin ortak geçmişi ve siyasi irade İbrahim Antlaşmaları gibi bir çerçeveye ihtiyaç duyulmadan hareket edilmesine imkân sağlıyordu.
SALDIRGANLIK SÜRÜYOR
ANCAK o zamandan bu yana köprülerin altından çok sular aktı. Netanyahu yönetiminin Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye’deki orantısız adımları, İran ile bölgeyi büyük bir savaşa sürüklemesi ortada.
Gazze’de yüzbinlerce Filistinlinin derme çatma çadırlarda hayat mücadelesi sürüyor. Batı Şeria’da her gün daha fazla Filistinlinin evine, tarlasına Yahudi yerleşimciler tarafından el konduğu haberleri geliyor.
İsrail askerleri Lübnan’da işgali 40 km derinliklere kadar genişletiyor. Ülkenin su kaynakları ve tarım alanlarına el konuyor.
Netanyahu liderliğinde İsrail yönetiminin bu saldırgan tutumu devam ederken hangi Ortadoğu lideri, Netanyahu ve ortaklarıyla el sıkışmak ister?
ORTADOĞU BUNA HAZIR DEĞİL
İRAN ile bir uzlaşma zemini arayan ABD Başkanı Trump neredeyse köşeye sıkışmış durumda. Öte yandan İran ile muhtemel bir anlaşma ABD’de kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde kendi Cumhuriyetçi Partisi ve İsrail’in de tepkisini çekebilir.
Başkan Donald Trump, İbrahim Antlaşmaları’nı öne sürerek İsrail’i de belli ki denkleme dahil etmek istiyor. Ancak Trump’ın İbrahim Antlaşması ısrarı, Tahran ile olası bir uzlaşma arayışını daha da zora sokabilir. Ayrıca Ortadoğu’da süren gerilim ortamının hiç de böylesine bir üstelemeye uygun olmadığını danışmanlarının da görmesi gerekir.
Ancak şunun da görülmesi gerekir. İbrahim Antlaşmaları Ortadoğu’nun bugünü ve yarınına çözüm üretecek nitelikte değildir. Eğer İsrail’i de kapsayacak gerçek bir güvenlik mimarisi oluşturulmak isteniyorsa, bu Filistin sorunu için de tarafların kabul edebileceği bir perspektif sunmalıdır.
İsrail malûm sonbaharda genel seçimlere hazırlanıyor. Netanyahu ve aşırıcı ortakları, seçimlerde Naftali Bennett ve Yair Lapid liderliğinde kurulan ‘Birlikte’ ittifakıyla başa baş bir yarış vereceğe benziyor.
İsrail’de olası bir iktidar değişikliği İsrail’in Filistin, Lübnan, İran gibi genel politikalarında bir farklılığa neden olmasa da üslup ve yaklaşım değişimi Tel Aviv için bir diyalog kapısı aralar mı? İsrail seçimleri dünyanın bu anlamda da takip edeceği bir yol ayrımı olacaktır.
Paylaş