Nilgün Tekfidan Gümüş
Nilgün Tekfidan Gümüş
Nilgün Tekfidan GümüşYazarın Tüm Yazıları

Trump style

ABD’de Cumhuriyetçi Parti’nin adayı Donald Trump’ın başkan seçilmesiyle dünya siyaset sahnesinde yeni bir sayfa açılıyor.

Haberin Devamı

8 Kasım seçimlerinden bu yana Trump döneminin nasıl olacağı, ABD’deki gelişmelerin dünyayı nasıl etkileyeceğine dair kafa yoruluyor.

Radikal söylemleri, iddialı çıkışlarıyla Donald Trump her haliyle sıra dışı bir başkan olmaya aday.

ABD’de onbinlerce kişi ‘Benim başkanım değil’, ‘Trump sınır dışı’ diye sokaklara döküldüğünde Trump ilk tepkisini Twitter’dan verdi. ‘Profesyonel protestocular’ diyerek kalabalıklara çattı, medyayı onları kışkırtmakla suçladı.

CBS News’a ilk televizyon röportajını verdiğinde ailesiyle birlikte kameraların önüne geçmeyi tercih etti. Dünya Trump’ın iç ve dış politikadaki önceliklerinin ne olacağını merak ederken kızı Ivanka Trump (35), koluna taktığı kendi mücevher firmasından olan bilekliğinin reklamını yapmakla suçlandı. Tam da milyarder emlak kralının, devlet ve ailesinin iş çıkarlarını nasıl birbirinden ayırabileceği konuşulurken Ivanka’nın bilezik reklamı tartışmaların tuzu biberi oldu.


ATAMALARI TARTIŞMALI
Trump seçildiğinden beri medyaya bol bol çıkıştı. CBS röportajında, azınlık ve Müslümanların rahatsız olduğu hatırlatıldığında “Gerçekten böyle hissediyorlarsa berbat bir şey. Bence bu korku medya tarafında hazırlanıyor” dedi.

ABD medyasında kabinenin oluşturulması sırasında kavga yaşandığı, kızı Ivanka’nın eşi Jared Kushner’in geçiş yönetimi kadrolarında temizlik yaptığı iddialarına ‘Yanlış’ diyerek karşı çıktı. Kampanya sırasında Demokrat Hillary Clinton’ın ateşli savunucusu olan New York Times gazetesi, dünya liderlerinin Trump’a ulaşmakta zorluk çektiğini yazınca yine onlara Twitter’dan yanıt verdi. Yaklaşık 30 liderle konuştuğunu belirten Trump, NYT’ın kendisiyle ilgili haberlerinde ‘budala’ gibi olduğunu öne sürdü.

Atamaları da tartışmalı... Başstratejist olarak ultra muhafazakâr Breitbart haber sitesinin ırkçı, anti-semitik ve kadın düşmanı olmakla suçlanan CEO’su Stephen Bannon’ı atamasına tepkiler ayyuka çıkmış durumda. Yine damadı Kushner’i Beyaz Saray’da önemli bir pozisyona getirme olasılığı hararetli tartışmalara yol açıyor.

Ayrıca yeni başkanın daha çok New York’taki kendi adını taşıyan kulenin 66’ncı katındaki gösterişli ‘Altın Sarayı’nda mı, yoksa Beyaz Saray’da mı yaşamayı tercih edeceği merak konusu.

Trump, Oval Ofis’i teslim almadan bile hayat tarzıyla, çıkışlarıyla, Twitter alışkanlığıyla klasik bir başkan profiline uymayacağının işaretlerini veriyor.


AVRUPA’YI NASIL ETKİLER
‘Müslümanları bir süre ülkeye almayalım’, ‘Kaçak göçmenleri sınır dışı edelim’, ‘Meksika sınırına duvar çekelim’ diye aşırı fikirleri olan Trump’ın bunları hayata geçirmede ne kadar ileri gidebileceğini hep birlikte göreceğiz. Derler ki, ABD’de bir başkan göreve başladığında kurumsal yapının çizdiği politik sınırların içinde kalır. Kritik nokta da bu. Çünkü bu sınırların zorlanması ülkede tansiyonu yükseltebilir.

Uluslararası basında konuşulan bir diğer konu ise Trump’ın başarısının seçimlere hazırlanan Avrupa’da da aşırı sağcı partilere ilham kaynağı olabileceği görüşü. 15 Mart 2017’de Hollanda’da seçimler var. Avrupa karşıtı Gert Wilders’in Özgürlükler Partisi, anketlerde Liberallerle başa baş gidiyor. 7 Mayıs’ta bu kez Fransa sandık başına gidecek. Aşırı sağcı Ulusal Cephe’nin lideri Marine Le Pen’in cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuna kalacağına kesin gözüyle bakılıyor. Sonbaharda ise Almanya’da genel seçimler yapılacak. Orada da AB ve göçmen karşıtı ‘Almanya için Alternatif’ partisi geleneksel partileri zorluyor.

Avrupa’ya yönelik göç dalgası, refahın paylaşılması durumunda kalınması, eşitsizlikler, gelecek endişesi seçmeni giderek siyasi yelpazenin sağ ya da sol uçlarına doğru yönlendiriyor.

İnsan hakları, temel özgürlükler ve hukuk devleti ilkelerine büyük önem veren Avrupa’da aşırı sağın oyunu ne kadar arttırabileceği biraz da ‘Trump style’ın nasıl şekilleneceğiyle de bağlantılı olacaktır. Çünkü Trump’ın şimdiye kadar ortaya koyduğu tarzda bir yönetim benimsemesi, Avrupa’da ters tepme potansiyeline sahiptir.

Nitekim bunun işaretleri Almanya’da görülmeye başlandı. Almanya Başbakanı Merkel’in dördüncü kez başbakan olup olmayacağı tartışılırken Trump’ın seçilmesinin ardından Hıristiyan Demokrat Partili Merkel’in yeniden aday olması yolundaki desteği arttı. Trump öncesinde yüzde 44 olan Merkel’e destek şimdi yüzde 60’a çıkmış durumda.

Dünya, İkinci Savaş sonrasındaki düzenin en belirsiz dönemlerinden birinden geçiyor. Merkez sağ ve sol yönetimler, en büyük barış projelerinden biri olan Avrupa Birliği’ni bir arada tutmayı başarabilecek mi, başaramayacak mı? Her halükârda ABD gibi Avrupa da yeni bir sınav dönemine giriyor.

Yazarın Tüm Yazıları