Nilgün Tekfidan Gümüş

Nilgün Tekfidan Gümüş

ngumus@hurriyet.com.tr

Silah gölgesinde İran pazarlığı

DÜNYA bugün Umman’ın başkenti Muskat’ta ABD ile İran arasında yapılması beklenen görüşmelere kilitlenmiş durumda.

Haberin Devamı

Taraflar ABD’nin olası bir askeri müdahalesini engelleyecek bir yol haritası üzerinde anlaşabilecek mi, yoksa olası sıcak çatışma öncesinde zaman kazanmanın mı peşinde?

İSTANBUL’DAN MUSKAT’A

TÜRKİYE dahil, komşu ülkelerin İran krizinin aşılması için diplomasiye öncelik verilmesi için sürdürdüğü görüşmelerde malûm ilerleme sağlanmış ve masanın bugün İstanbul’da kurulması kararlaştırılmıştı. Ancak İran rejimi içindeki farklı hesaplar nedeniyle görüşmelerin bugün Umman’ın başkenti Muskat’ta yapılması bekleniyor.

Aslında Umman sürpriz bir adres değil. Daha önceki nükleer pazarlıklara ve 2025’in Mayıs ayında ABD ile yapılan 5 tur görüşmelere de ev sahipliği yapmış olan bir başkent.

İran, Muskat ile görüşmelerin kapsamını daraltıp nükleer pazarlıkla sınırlamak isterken, aynı zamanda rakip gördüğü Türkiye’nin bölgede daha fazla öne çıkmasını istememiş de olabilir.

Haberin Devamı

ABD’NİN POZİSYONU NE

MUSKAT’taki görüşmelerde ABD tarafını Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner’in temsil etmesi beklenirken İran tarafında da Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin yer alması öngörülüyor.

Görüşmeler öncesi iki tarafın elini de yüksek tuttuğunu söylemek mümkün.

ABD’nin açılış pozisyonu şöyle; İran’ın nükleer programı silah üretemeyecek şekilde sınırlandırılsın, zenginleştirilmiş uranyumu yurtdışına çıkarılsın, balistik füze programı (İsrail’i vuramayacak) şekilde sınırlandırılsın, Tahran’ın bölgedeki vekil güçlere desteği sonlandırılsın.

İRAN’IN POZİSYONU NE

İRAN ise zaten nükleer silah peşinde olmadığını bu nedenle nükleer programın sınırlandırılmasını görüşebileceğini söylüyor. Bir de nükleer işbirliği karşılığında tüm yaptırımların sonlandırılmasını istiyor. Balistik füze programıyla ilgili talepleri ise kesinlikle bir pazarlık meselesi olarak görmüyor.

Bilindiği gibi İran, 2015 yılında Barack Obama döneminde BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi ve Almanya ile nükleer programını sınırlandırma anlaşması yapmıştı. Donald Trump ise iktidara geldiği ilk dönemde 2018’de ‘gördüğüm en kötü anlaşma’ diyerek selefinin yaptığı nükleer anlaşmadan çıkmıştı. Dolayısıyla İran’ın nükleer zenginleştirme teknolojisinde bu kadar ilerlemesinde Trump’ın da  dahli olduğu söylenebilir.

Haberin Devamı

İRAN’IN KAPASİTESİ NE KADAR

ŞİMDİ denir ki, ‘İran nükleer silah peşinde değilse, uranyumu niye yüzde 60 oranına kadar zenginleştiriyor?’ Çünkü sivil amaçlı kullanım için bu derece yükseltilmiş bir uranyuma ihtiyaç yok. Nükleer silah için ise uranyumun yüzde 90 oranında zenginleştirilmesi gerekiyor.

 Bu durumda İran’ın nükleer silaha ulaşma süresini kısaltabilmek için elindeki uranyumu yüksek oranda zenginleştirdiği iddia ediliyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, 2025 mayıs ayında İran’ın elinde yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 400 kg uranyum olduğunu rapor etmişti.

Öte yandan geçen yaz 12 Gün Savaşı diye adlandırılan ABD ve İsrail’in saldırılarıyla İran’ın nükleer kapasitesinin önemli bir darbe yediği de iddialar arasında. Tam olarak elinde ne kadar zenginleştirilmiş uranyum olduğu bilinmiyor.

Haberin Devamı

KÖŞEYE SIKIŞMIŞ DURUMDA

HER halükarda rejimin varoluşsal bir sınavla karşı karşıya olduğu anlaşılıyor.

Nükleer program ve vekil güçlere verdiği destekten ötürü muhatap olduğu yaptırımlar nedeniyle ülke iflasın eşiğinde.

Ayrıca aralık ayı sonunda İran’da patlak veren gösterilerde binlerce kişinin öldürülmesiyle ilgili karanlık da uluslararası toplum tarafından Tahran’ın siciline eklenmiş durumda. İran yönetimi; göstericiler, güvenlik güçleri ve teröristler dahil 3 bin 117 kişinin öldüğünü teyit ederken can kaybının kat kat üstünde olduğuna dair de iddialar var.

Ancak İran’da tam olarak ne yaşandığına ilişkin net bir tablo ise yok.

GERİLİM HAD SAFHADA

Haberin Devamı

BUGÜN taraflar ABD silahlarının gölgesinde Muskat’ta masaya oturacak. USS Abraham Lincoln uçak gemisi filosu bölgede pozisyon almış durumda. Keza ABD’nin Körfez’deki askeri üslerindeki hareketlilik dikkat çekiyor. Senaryoların hazır olduğu söyleniyor. İran ise ‘Saldırı olursa bölgesel savaş çıkar’ diyerek komşu ülkeleri de tehdit ediyor. Müzakere masası işte böylesine sallantılı bir zemin üzerine kuruluyor. Pazarlık marjı da gayet dar.

 

Yazarın Tüm Yazıları