Paylaş
Savaştan çıkış yolu bulunsa da hem bölge güvenlik mimarisi hem de uluslararası dengeler açısından ciddi sonuçlarının olması bekleniyor.
TRUMP’IN OBAMA TAKINTISI
ABD Başkanı Donald Trump’tan gelen inişli çıkışlı açıklamalar aslında Washington’ın savaşı bitirmek istediğine işaret ediyor. Ancak Trump’ın İran krizinde eski Başkan Barack Obama ile ilgili bir takıntısı da var. Trump, 2018 yılında üç yıl önce selefi Obama’nın Tahran ile yaptığı nükleer anlaşmayı ‘en kötü anlaşma’ diye yerden yere vurarak bu uzlaşmadan çıkmıştı.
ABD lideri şimdi İran ile yeni bir uzlaşmanın Obama’nın anlaşmasından çok daha iyi olmasını istiyor. Kendisini küçük düşürecek bir uzlaşmayla savaşı bitirmek istemiyor.
KÖRFEZ ÜLKELERİ MAĞDUR
SAVAŞ sona erdiğinde ise artık Ortadoğu ve bölgesel dengeler aynı olmayacak. Hamas’ın 7 Ekim 2023 İsrail baskını öncesinde ABD, İsrail’i Arap ülkeleriyle normalleştirme çabası içindeydi. Amerikan askeri üslerine ev sahipliği yapan, ABD’den milyarlarca dolarlık silah alımı yapan Körfez ülkeleri için ABD bir numaralı güvenlik garantörüydü. Ancak ABD’nin İran’a saldırısıyla birlikte Arap ülkeleri bir anda kendilerini istemedikleri bir savaşın içinde buldu.
İran, tepkisini Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan gibi ülkelerdeki ABD çıkarları ve petrol tesislerini vurarak gösterdi. Tahran, Hürmüz Boğazı’nı kapatıp Körfez petrolünün dünyaya çıkmasını engelleyerek Arap ülkeleri ve dünyayı petrol kriziyle karşı karşıya bıraktı.
İBRAHİM ANLAŞMALARI ZOR
GELİNEN noktada Arap ülkeleri bu savaşın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Başkan Trump’ı kışkırtmasıyla başladığının çok farkında. Gazze’yi yerle bir eden, Batı Şeria’da Yahudi yerleşimci terörüne çanak tutan İsrail, dünya İran krizine odaklanmışken Lübnan’ın güneyinde her geçen gün işgalini genişletiyor.
Hizbullah’ı temizleme bahanesiyle köprüleri, köyleri, dini mekânları havaya uçurup yaşanmaz hale getiriyor. İsrail’in yayılmacı politikaları ve İran krizinin gölgesinde ABD’nin Körfez ülkelerinin tamamını İsrail ile anlaşmaya ikna etmesi, İbrahim Anlaşması çizgisine getirmesi giderek zorlaşıyor.
JEOPOLİTİĞİ ETKİLEYECEK
İRAN krizinden her ülke kendi dersini çıkaracaktır. Mesela Körfez ülkeleri, güvenlik açısından sırtını ABD’ye dayamanın kriz anında ne kadar yetersiz olduğunu gördü. Yine bu ülkeler, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının kendileri için nasıl büyük bir gelir kaybı olduğunu bizzat tecrübe etti.
Bölge ülkeleri aynı zamanda coğrafyanın bir kader olduğunu, krizlerin tekrarlanmaması için bağlayıcı güvenlik mimarilerinin oluşturulması gerektiğinin de farkına vardı.
Şimdi denir ki, Körfez ülkeleri yeni güvenlik yapılarını oluştururken silah alımlarını ABD’nin yanı sıra Çin, Güney Kore ve Türkiye gibi ülkelere yönelerek çeşitlendirmeyi seçecektir. Yine Arap ülkeleri Hürmüz’e alternatif yolların, yeni petrol boru hatlarının inşa edilmesi gerektiğini de gördü. Dolayısıyla Körfez petrolü daha güvenli, krizlerden etkilenmeyecek rotalar arayacaktır.
TİCARET YOLLARI SİL BAŞTAN
İRAN da Körfez ülkeleri de İsrail de 28 Şubat’tan bu yana süren savaşta epey hasar aldı. Kaybedenlerden biri de Hindistan’ın Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Ürdün üzerinden İsrail’in Hayfa limanına bağlanmasını öngören Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru isimli ticaret yolu olacağa benziyor.
Çünkü Arap ülkeleri artık İsrail’in içinde yer aldığı bu projeye sıcak bakmıyor. Bölgedeki sıcak gelişmeler, Basra Körfezi’ni Irak’ın Fav Limanı’ndan Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak 1.200 km’lik Kalkınma Yolu Projesi’nin önemini arttırıyor.
ÇİN BU İŞİN NERESİNDE
KÖRFEZ ülkelerinin İran krizinin çözümünde Çin’den destek beklediği biliniyor. Önceki gün İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi Pekin’de temaslarda bulundu. Pekin devasa petrol ve doğalgaz depoları ayrıca yenilenebilir enerjiye yaptığı yatırımlarla Hürmüz krizini en az hasarla atlatmaya çalışıyor. Ancak Çin’in de giderek petrol krizinden daha çok etkilenebileceğine dair öngörüler artarken 14-15 Mayıs’ta ABD lideri Trump Pekin’de olacak.
Malûm ABD, Çin’in Yol ve Kuşak Projesi ile Ortadoğu’dan Avrupa ve Afrika’ya uzanan nüfuz alanından rahatsızdı. Şimdi ise İran kriziyle Çin’e bölgede daha çok alan açıldığı yorumları yapılıyor. Her halükarda, İran savaşı sonrası bölge politikalarının yeniden şekillendiği bir dönem olacak.
Paylaş