Paylaş
Onca acı, onca yıkım sonrasında Filistinliler için umut ışığının belirmesi çok kıymetlidir. İsrailli rehinelerin de aylar sonra teslim edilecek olması İsrail kamuoyu adına olumlu bir gelişmedir.
TRUMP İLE BAŞLADI
BUGÜNÜ anlamak için aslında biraz düne bakmakta fayda var. Malûm 15 Eylül 2020’de Trump, İsrail’in bazı Arap ülkeleriyle (BAE, Bahreyn) ilişkilerini normalleştirilmesini öngören İbrahim Anlaşmaları’nın imzalanmasına vesile olmuştu. Amaç ekonomik faydalar ve altyapı yatırımlarıyla İsrail ve Arap ülkelerini yakınlaştırıp bölgeyi İsrail açısından daha güvenli bir yere dönüştürmekti. Ancak anlaşma bölgedeki Filistin gerçeğini ihmal ettiği gerekçesiyle çokça eleştirildi.
Ve Hamas’ın İsrail’e yönelik 7 Ekim 2023 baskınını aslında görmezden gelinen Filistin’i gündeme taşımak için düzenlediği konuşuldu.
İSRAİL GİDEREK TEPKİ ÇEKTİ
FİLİSTİN sorunu uluslarararası gündeme taşındı ama maalesef Filistinliler çok büyük bir bedel ödemek zorunda bırakıldı. İsrail, Hamas’ı bitirme iddiasıyla Gazze’de taş üzerinde taş bırakmazken çoluk çocuk demeden 68 bine yakın kişiyi katletti.
Hizbullah’ı bitirme hedefiyle Lübnan’a saldıran, Suriye’de işgali genişleten, ABD’yi İran’ın nükleer tesislerini vurmaya ikna eden, Irak’a, Yemen’e, Tunus’a saldırılarla gözdağı veren, Akdeniz’de Gazze’ye yardım filolarına baskın düzenleyen İsrail, sadece komşu ülkelerin değil, dünyanın tepkisini üzerine çekti.
2 DÖNÜM NOKTASI
İSRAİL’in Batı’daki desteğini bitiren iki gelişme dönüm noktası oldu. Biri Gazze’den gelen açlıktan bir deri bir kemik kalmış çocukların fotoğraflarıydı. İsrail, açlık ablukasıyla Hamas’ı teslim olmaya zorlayacağını sanarken, o fotoğraflar dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanları ayağa kaldırdı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD nezdindeki kredisini bitiren gelişme ise İsrail savaş uçaklarının 9 Eylül’de Katar’ın başkenti Doha’da Hamas heyetinin bulunduğu binaya saldırı düzenlemesi oldu.
Katar, Hamas, İsrail görüşmelerinde önemli bir arabulucu olduğu gibi ABD askeri üssüne ev sahipliği yapıyor, ayrıca Trump yönetimine milyarlarca dolarlık yatırım sözü vermiş bir ülkeydi.
SIKI GAZZE PAZARLIĞI
BU arada Gazze ölüm kalım savaşı verirken Filistinlilerin başka ülkelere sürülmesi, Gazze’nin Riviera’ya dönüştürülmesi gibi çeşitli planlar gündeme gelmişti.
Ağustos ayı sonunda ise Beyaz Saray’da ABD Başkanı kritik bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Toplantıda eski İngiltere Başbakanı Tony Blair ve Trump’ın damadı Jared Kushner de vardı. Kushner, İbrahim Anlaşmaları’nın mimarıydı. Blair’in ise Gazze’nin uluslararası gözetim altında Filistinli teknokratlar tarafından yönetilmesi için plan geliştirdiği iddia ediliyordu.
Batı’da İsrail’e öfke ise çığ gibi büyüyordu.
Eylül’ün son haftasında BM Genel Kurulu toplandığında Fransa, İngiltere, Kanada gibi ülkeler peş peşe Filistin’i devlet olarak tanıyıp iki devletli çözüm çağrısı yaptıkça, Netanyahu köşeye sıkıştı. Trump’ın da Gazze’deki insani krizden rahatsız olduğu biliniyordu.
TÜRKİYE’NİN ÖNEMLİ ROLÜ
23 Eylül’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yanına alıp 8 Müslüman ülkeyle New York’ta Gazze toplantısı yapan Trump, 29 Eylül’de de İsrail Başbakanı Netanyahu’yu Beyaz Saray’da kabul etti.
Ve sızan haberlere göre ABD Başkanı’nın kararlı duruşu, Netanyahu’yu planı kabule zorlaması Ortadoğu’da yeni bir fırsat penceresinin aralanmasında etkili oldu.
Sıra Hamas’ın ikna edilmesine gelindiğinde ise ABD Başkanı geçen cuma telefonla arayarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan destek rica etti. MİT Başkanı İbrahim Kalın müzakerelerde zaten devreye girmişti.
Trump’ın telefonundan saatler sonra Hamas’ın anlaşmayı kabul ettiğinin açıklanmasının ardından dün sabaha karşı da ateşkes ve ilk aşamanın uygulanmasında uzlaşmaya varıldığı haberi geldi. Türkiye bu süreçte kritik rol bir oynamıştı. Gelen haberler o yöndeydi.
TRUMP niye garantör
ANLAŞMANIN ilk aşaması rehine takası ve İsrail’in işgali bir kademe azaltmasını öngörürken tabi İsrail’in Gazze’den tamamen çekilmesinden bir Filistin yönetiminin kurulmasına kadar bölgeyi daha çok zorlu pazarlıklar bekliyor. Gelinen noktada ABD Başkanı belli ki sunduğu Ortadoğu barış perspektifiyle hem bölge ülkeleri hem de İsrail’i ikna etmişe benziyor. Dolayısıyla anlaşmada kim garantör olursa olsun dünya kamuoyu bu anlaşmanın kefili olarak Trump’ı görecektir.
İsrail savaşa geri dönerse ya da Filistinliler gitmeye zorlanırsa gözler garantör Trump’a yönelecektir. Ayrıca ne olursa olsun Filistinliler uzlaşmalı, Filistin’i Filistinliler yönetmeli ve bundan sonraki hedef iki devletli çözümün hayata geçirilmesi olmalıdır.
Paylaş