Paylaş
TAM ÜYELİK VURGUSU
MALÛM 2018’den bu yana Türkiye’nin AB yolculuğu fiilen durmuş durumda. AB liderleri Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine sıcak bakmazken yetkililerden gelen açıklamalar yaşanan görüş farklılıklarını da ortaya koyuyor. 9 Mayıs Avrupa Günü’ydü.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Günü ile ilgili yaptığı açıklamada ‘Türkiye’nin yer almadığı bir Avrupa mimarisinin eksik kalacağı, krizleri yönetme kapasitesinin zafiyet yaşacağını’ vurgulayarak AB ile tam üyelik perspektifiyle ilişkileri ilerletme çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajı önceki yıllara göre daha net olması ve AB’den samimiyet beklentisiyle ilgili vurgusuyla dikkat çekiyordu.
İŞ DÜNYASI NE İSTİYOR
ARKA planda ise Türk iş dünyası AB ile ilişkilerin canlandırılması için başlattığı atağı devam ettiriyor. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), ocak ayında İngiliz Financial Times gazetesinde Türk iş dünyasının AB’ye tam üyelik sürecine verdiği desteği vurgulayan bir açık mektup yayınlamıştı.
Avrupa Günü vesilesiyle DEİK, bu defa Avrupa’nın ‘E6’ diye bilinen Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya ve Polonya ile AB kurucularından Belçika’nın önde gelen gazetelerinde Türkiye’nin AB sürecini desteklemek için açık mektup yayımladı. DEİK özetle AB liderlerine ‘Türkiye ile ilişkilerde paradigma değişikliğine ihtiyaç var’, ‘Ekonomik bütünleşmeyi tam üyelik rotasında kalıcı bir stratejik ortaklığa dönüştürelim’ diyor.
İş dünyasının ana hedeflerinden biri Gümrük Birliği’nin yenilenmesi. Çünkü 1996’da uygulamaya giren Gümrük Birliği’nin değişen şartlara göre yenilenmesi, üçüncü taraflarla yapılan ve Türkiye aleyhine işleyebilen Serbest Ticaret Anlaşmaları ile ilgili unsurların düzeltilmesi gerekiyor.
SÜREÇ NİYE İLERLEMİYOR
HER ne kadar Gümrük Birliği’nin yenilenmesi AB ile temaslarda bir niyet beyanı şeklinde yer almaya devam etse de AB Konseyi, AB Komisyonu’na görüşmelerin başlaması için yetki vermiş değil.
Gümrük Birliği iki taraf arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin şartlarını belirlese de güncellenmemesinin nedeni ise daha çok Kıbrıs, Rusya ile ilişkiler, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi konularda yaşanan sorunlar gibi siyasi nedenlerle gerekçelendiriliyor.
Türkiye, AB’nin en büyük 5’inci ticaret ortağı, AB ise Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı. Dolayısıyla Gümrük Birliği’nin yenilenmesi sadece Türkiye için değil Avrupa ekonomileri için de fayda sağlama potansiyeline sahip.
BELÇİKA’DAN DESTEK AÇIKLAMASI
İŞTE Gümrük Birliği’yle ilgili tartışmaların yeniden alevlendiği bu dönemde Belçika Kraliçesi Mathilde liderliğinde 250’si işinsanı olmak üzere 450 kişiden oluşan Belçika Ekonomik Misyonu önceki gün İstanbul’a iş dünyasıyla buluşmak üzere çıkarma yaptı. Dünkü Türkiye-Belçika İş Forumu’nun en önemli gündem maddesi de Gümrük Birliği’nin güncellenmesiydi.
Belçika Savunma ve Ticaret Bakanı Theo Francken dün X’teki paylaşımında ‘Ne şehir ama’ diyerek İstanbul’daki dinamizme dikkat çekerek “Gümrük Birliği’nin güncellenmesiyle, karşılıklı ticaret çok daha hızlı büyüyebilir. Belçika bu çağrıyı destekliyor” dedi.
Tabi Türk kamuoyunu ilgilendiren bir diğer başlık ise 2016 yılında Türkiye-AB Göç Mutabakatı çerçevesinde Türk vatandaşlarına vaat edilen vize serbestiyetinin hayata geçirilmesi. Türkiye, AB’ye yönelik düzensiz göçün kontrolünde önemli rol üstlenmiş olsa da vize süreci Brüksel’in ortaya koyduğu şartlar nedeniyle akamete uğramış durumda.
‘KAZAN-KAZAN’ VURGUSU
TÜRK iş dünyası Türkiye’nin AB’ye katılım sürecini tıkayan metodolojinin yeniden ele alınmasının zamanının geldiği vurgusunu yapıyor. Öte yandan Avrupa da kolay bir dönemden geçmiyor. Donald Trump liderliğindeki ABD’nin NATO’dan ayrılma ihtimali, ekonomik belirsizlik, düzensiz göçün yarattığı sorunlar ve aşırı sağın yükselişi gibi riskler Avrupa Birliği’ni kendi içinde zorlu sınavlarla karşı karşıya bırakıyor.
Devam eden Rusya-Ukrayna krizi, İran savaşı nedeniyle yaşanan Hürmüz krizi Avrupa kıtasını yeni meydan okumalarla sınarken Türkiye hem yeni güvenlik mimarisinin inşası hem ekonomilerin entegrasyonu, alternatif enerji ve tedarik hatlarının oluşturulması konusunda üzerine düşen rolü oynamaya hazır olduğu mesajı veriyor.
Bu mesajı verirken de ‘kazan-kazan’ vurgusu yapıyor.
Paylaş