Nilgün Tekfidan Gümüş

Nilgün Tekfidan Gümüş

ngumus@hurriyet.com.tr

AB’nin kafasının netleşmesi lazım

TÜRKİYE’nin stratejik öneminin arttığı bir dönemde Avrupa Birliği’nden gelen açıklamalar Türkiye konusundaki kafa karışıklığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Haberin Devamı

TEPKİ ÇEKEN AÇIKLAMA

İLK açıklama Alman Hıristiyan Demokrat Parti (CDU) kökenli AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’den geldi.

Geçen pazar Leyen, bir toplantıda yaptığı konuşmada topluluğun genişlemeye devam etmesi gerektiğini söylerken “Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki, Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin” dedi.

Haklı olarak 26 yıldır AB kapısında ‘aday ülke’ statüsüyle bekletilen Türkiye’nin, AB’nin rakip olarak gördüğü Rusya ve Çin ile birlikte sayılması büyük tepki çekti. CDU’nun Türkiye için AB’de ‘imtiyazlı ortaklık’ fikrini ortaya atan ilk partilerden olduğunu hatırlamakta fayda var. Bu parti kültüründen gelen Leyen bu akımı mı temsil etmektedir, yoksa bir konsensusu mu?

BİR İLGİNÇ AÇIKLAMA DAHA

AB Komisyonu Komşuluk ve Genişlemeden Sorumlu Temsilcisi Marta Kos ise pazartesi günü Avrupa Parlamentosu’na yaptığı konuşmada değişen jeopolitik dengeler nedeniyle Türkiye’ye ihtiyaç duyduklarını söylüyordu. Kısa süre önce Ankara’yı ziyaret ettiğini hatırlatan Kos, ticaret engellerini azaltma imkânlarını araştırma konusunda mutabık kaldıklarını söylerken ‘Türkiye’den de bize ve Kıbrıs’a yönelik adımlar atmasını bekliyoruz’ gibi bir vurgu yapması dikkat çekti.

Haberin Devamı

AB Sözcüsü salı günü özellikle Leyen’in açıklamalarının sorulması üzerine Türkiye’nin NATO müttefiki ve AB aday ülkesi olarak ‘kilit muhatap’ olarak nitelendirdi.

TÜRKİYE’NİN KRİTİK ROLÜ

TÜRKİYE ile AB üyelik müzakereleri, bazı üye ülkelerin öne sürdüğü şartlar, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında hukuk devleti ilkelerinin ihlal edildiğine dair iddialar, Kıbrıs meselesi gibi anlaşmazlıklar nedeniyle 2018’den bu yana fiilen durmuş durumda. AB ilişkileri ekonomi, ticaret, güvenlik, göçle mücadele gibi ortak çıkarları hedefleyen bir çerçevede ele almayı tercih eder oldu.

Tam da bu dönemde Türkiye gelişen savunma sanayisi ve Ukrayna ile Ortadoğu’daki krizleri çözmeye dair adımlarıyla öne çıkarken Avrupa’ya düzensiz göçün engellenmesi konusunda kritik bir rol üstlendi.

‘HATALI BİR ANALİZ’

ŞİMDİ belli ki, Donald Trump liderliğindeki ABD’nin NATO’dan çekilme tehdidinde bulunduğu bir dönemde AB hem güvenlik, hem de sınırlar anlamında kendini yeniden tanımlama peşinde.

Haberin Devamı

Leyen de anlaşılan Türkiye’yi bu sınırın dışında tutan bir yaklaşımı temsil edenlerin başında geliyor. Avrupa Parlamentosu’nda Ankara’yı en çok eleştiren isimlerden olan Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor bile Leyen’in konuşması için ‘Hatalı bir analiz’ derken güvenlik ve savunma alanlarından gelen güçlü işbirliği mesajlarıyla da çelişmekte olduğuna işaret ediyor.

YENİ BİR BAŞLANGIÇ

NİTEKİM önceki gün Ankara’yı ziyaret eden NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de Aselsan’a yaptığı ziyarette ‘Türkiye savunma sanayisinde devrim yaşadı’ derken burada çalışan genç mühendislerin katkısının müttefik ülkelerin güvenliği açısından da kritik olduğunu söyledi. Türkiye, AB’nin NATO dışında geliştirmek istediği güvenlik mekanizmalarına dahil edilmek isterken Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi gibi ülkelerin engeliyle karşılaşıyor. Gelinen noktada AB-Türkiye ilişkilerindeki netlik sağlanması ve üyelik perspektifinin güncellenmesi için yeni bir başlangıca ihtiyaç duyulduğu anlaşılıyor. AB dönem başkanlığının 1 Temmuz’da Kıbrıs’tan İrlanda’ya geçecek olması bu konuda yeni sayfalar açabilir.

 

Haberin Devamı

NİKOS’UN DERDİ 5’İNCİ MADDE

DÜN Avrupa Birliği’ne üye 27 ülke lideri Kıbrıs Rum Kesimi’nde Aya Napa’da toplanmaya başladı. Gayriresmi zirvenin başlıklarından biri Avrupa Antlaşması’nın ‘saldırıya uğrayan bir üye ülkeye diğer ülkelerin yardım sağlamasını’ öngören 42’nci maddesinin 7’nci fıkrası. Bu madde NATO’nun 5’nci maddesi gibi bağlayıcı değil. Rum lider Nikos Hristodulidis bu konuda bir netlik istiyor.

AB üyesi olan ‘Kıbrıs’, NATO üyesi değil. Kıbrıs Adası’nda nihai bir anlaşma olmadığından Türkiye’nin NATO’daki vetosu sürüyor.  Rumların 7’nci fıkra ısrarı da garantör Türkiye’ye yönelik endişesinden kaynaklanıyor.

Ayrıca Aya Napa’da AB ile bazı Ortadoğu ülkeleri arasında da bir toplantı planlanıyor. Davetliler arasında Lübnan, Suriye, Mısır, Ürdün ve Körfez İşbirliği Teşkilatı bulunuyor. AP Ajansı’na yaptığı açıklamada Hristodulidis, “Ortadoğu ülkelerinin çıkarlarını Brüksel’de temsil edebiliriz” diyor. Yunanistan ile birlikte Türkiye’nin AB’den dışlanması için yoğun mesai harcayan Hristodulidis, belli ki Ortadoğu’da kendine büyük roller kapma hayali kuruyor.

 

 

Yazarın Tüm Yazıları