Nihat Demirkol

Nihat Demirkol

cehdizadenihatbey@gmail.com

Sonik Kâşifler’in seçkin gecesi

FESTİVAL kitapçığında, Thomas Hoppe (piyano), Alexander Glücksmann (klarnet), Christoph Knitt (fagot), Sebastian Posch (korno) ve Jörg Schneider’den (obua) oluşan Ensemble 4.1 Piano Windtet’in müzikal mesaisi için, “Oda müziğine meraklı 4 nefesli solist ve 1 piyanistin henüz keşfedilmemiş bir harika müzik türüne adanmışlıklarından bahsediliyordu.

Haberin Devamı

Eleştirmenler tarafından övgüyle karşılanan sıra dışı iletişim güçleri ve sahnede yarattıkları baş döndürücü atmosferin ayırt edici bir özellik olarak öne çıktığı söyleniyordu.

Wolfgang Amadeus Mozart ve Ludwig van Beethoven'ın orijinal şaheserlerine ek olarak, 19’uncu Yüzyıl’ın başından 20’nci Yüzyıl’a kadar uzanan nadir çalınan besteler repertuvarını da gün ışığına çıkartma meraklarının altı çiziliyordu.

Walter Gieseking, Theodor Verhey, Heinrich von Herzogenberg ve Gustav Holst’un piyano windtetlerinin uzun yıllar sonra coşkulu dinleyiciler için tekrar icra edildiği hatırlatılıyordu.

Kâğıt üzerinde tasvir edilen bu ‘minyatür’ün izdüşümü ile 12 Temmuz Cumartesi akşamı Tarihi Agora’da buluştuk. Ve gördük ki, Ensemble 4.1 için yazılanların fazlası vardır, eksiği yoktur.

Haberin Devamı

İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’nın (İKSEV) ev sahipliğinde düzenlenen 38’inci Uluslararası İzmir Festivali, 3 Haziran’da Barok’tan Romantizm’e seçkisiyle, iki virtüözü AASSM sahnesinde ağırlamıştı. Tuncay Yılmaz (keman) ve Emre Elivar (piyano), Bach, Strauss ve Kreisler eserlerinden örülü repertuvarlarını seslendirmişler; Barok’un aristokrat matematiğini romantizmin bulutsu heyecanıyla harmanlayarak iz bırakmışlardı. Parlayarak başlayan festival ‘seçkin’ bir finalle noktalandı.

Teşekkürler İKSEV.

Bu sözcüğü özellikle kullanıyorum. Buradaki ‘seçkin’, sanatçılara veya repertuvara yönelik sıradan bir güzelleme de değil! Dinleyiciye yansıtılan duygu ve orada olan tâlihlilerden hiç değilse bazılarının giyindiği hissi tarif etmeye çalışıyorum. ‘Sonik’ gibi hoyrat ve delişmen yakıştırmanın etrafında yarattığı bulutu gözden kaçırmamaya, onu muhafaza etmeye davet ediyorum değerli okuyucuyu...

Hızımı alamıyorum, festival seyircisine ilişkin gözlemlerimin bu ‘seçkin’ aurayı yakın gelecekte arayacağımıza ilişkin kaygılarımı tetiklediğini eklemek istiyorum. ‘Sanat tüketicisi yetiştirmenin sanatçı yetiştirmekten, kentliyi dönüştürmenin kentsel dönüşümden çok daha önemli olduğu’ yönündeki inancımı keskinleştiriyorum. 21.00’deki konsere saat 21.00’den itibaren gelmeye başlayanlarla, konser sırasında oturduğu yeri beğenmeyip birkaç sıra öne geçenlerle, elindeki pet şişenin hışırtısını, ısrarla icranın bir parçası haline getirmekten yüzü kızarmayanlarla ve elindeki cep telefonuyla görüntü alırken arka sıraya sadece ekran seyrettirenlerle bir yere varamayacağımızı anlamaktan-anlatmaktan bıktığımı hissediyorum.

Haberin Devamı

Seyahatten dönen Uzak Doğulu turiste sormuş arkadaşları: “Nasıl geçti tatilin, nereleri gördün?” O da cevap vermiş: “Bilmiyorum, daha fotoğraflara bakmadık.” O misal; bunlar, “Nasıldı konser?” sorusuna ancak şöyle bir cevap verebilirler diye düşünüyorum: “Vallahi başını kaçırdık zaten, ilk iki eseri de biraz uzaktan izleyebildik. Hava çok sıcaktı, su içmekten kendimi veremedim. Ama epeyce kayıt yaptım, bakınca söylerim.”

Yazarın Tüm Yazıları