‘Ey Ruh geldiysen Çello’yu dinle...’

İZMİR’in “festival” hasretini kelimelere dökmek kolay... Ama bu bekleyişin “ruhunu” tarif etmek zor! “Dünya telâşı” denilen kargaşa ve kaygıların bezdiren kreşendoları arasında, kimin aklına geliyordu ki, her şeye rağmen, “yokuş bittiğinde veya zayıfladığında”, insanın varlık ve yaşama sebebi sanat bahçelerinde tazeleneceğiz?

 

‘Ey Ruh geldiysen Çello’yu dinle...’
‘Ey Ruh geldiysen Çello’yu dinle...’

İşte, İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (İKSEV), bu “rağmen” bahsinde, vakti erişmiş bir kardelen gibi, hiç beklemeden bohçasını açıverdi... Geçtiğimiz perşembe akşamı (19 Ağustos 2021), “evrensel besteci”nin, geçen yıl için koyduğu ıskalanamaz “ilâhî sus işareti”nin ardından, 34. Uluslararası İzmir Festivali Efes’teki Celsus Kütüphanesi’nde yapılan 11. Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Ulusal Beste Yarışması Final Konseri ile başladı.
Bilir misiniz ki? İzmir’de, sanat menülerine numara koyabilmek, zahmet olduğu kadar ayrıcalıktır da... Uluslararası bir festivalin “otuzdördüncüsü”, ulusal bir beste yarışmasının “onbirincisi” diye okuduğunuzda, durup düşünmelisiniz; İKSEV Yönetim Kurulu Başkanı Filiz Eczacıbaşı Sarper, “Festival ruhunu sanat, sevgi, barış duygularıyla yaşamamızı ve kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayan” derken, acaba kendimizi iyi hissetmeyi “düşleme”nin vitrinlenemeyen bedelini mi anlatmak istiyordu?


Önceki yıllarda, birkaç kez keyifle ve onurla sunumu da üstlendiğim “beste yarışması”, “bu seneki gündemi”yle zaten ayrıcalıklıydı. Neden mi? Kontrbas’ı saymazsanız, yaylılar ailesinin en büyüğü olan viyolonsel ya da çellonun atası,1400’lü yıllara tarihlenen çıkan Viola da Gamba olmasına rağmen, başlangıçta, ortaya çıkış amacı orkestralardaki bas sesleri desteklemek olan viyolonselin müzik arenasında kendi başına kabul görmesi, 18. yüzyılın başlarına rastlıyor. Öykünün böyle yazılması, yapısının büyük olması ve diğer enstrümanlar için “eşlikçi” nâmıyla etiketlenmesi, bestecileri de etkilemiş olmalı ki, pek az sayıda besteci, viyolonsel için solo eserler bestelemeyi içselleştirmiş. Vivaldi ve Haydn doruktaki istisnalardır. Özellikle Vivaldi’nin çello için yazdığı 25’in üzerinde eseri var. Sonraki yıllarda, Dvorak, Schumann, Brahms, Elgar gibi besteciler de çello için önemli eserlere imza atmışlardır. Ve elbette ki Bach, diğer köşededir... Çağdaşlar başka bir köşede...


İşte İKSEV, “Viyolonsel Konçertosu” repertuvarı için düzenlediği bu yarışma ile, çağlar ötesine uzanan bu gölgeli kütüphaneyi, ulusal bestecilerin heyecanıyla ışıklandırmaya niyet etmişti aslında. Elemelere katılan 11 eser arasından iki bestecinin konçertoları finale kalmıştı. Çarşamba akşamki yarışma konserinde, Şef Orhun Orhon yönetimindeki İzmir Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde, Recep Gül’ün konçertosunu çellist Poyraz Baltacıgil, Ufuk Biçak’ın konçertosunu ise çellist Nil Kocamangil seslendirdi. Ülkemizin bu yetkin sanatçılarının “Celsus” yorumu, hiç kuşku yok ki, ilk kez seslendiren eserlere, ayrı bir “revnâk” kazandırdı... Dinleyicilerin, orkestranın ve seçici kurulun oylarının eşit çıkması sonucunda birincilik, iki besteci arasında paylaşıldı.
Siz bu satırları okurken Festival, Çeşme Kalesi’ndeki “Bir Opera Gecesi” konserini de geride bırakmış olacak. 24 Ağustos 2021 Salı günü 21.30’da ise, Erik Schumann, Ken Schumann (keman), Liisa Randalu (viyola), Mark Schumann’dan (viyolonsel) oluşan Schumann Quartet; Beethoven’ın Yaylı Çalgılar Dörtlüsü “La Malinconia” ve Beethoven’in 14 Numaralı Yaylı Kuarteti ile Aribert Reimann’ın Adagio – “Schumann’ın Anısına” adlı eserleri seslendirecek. “Maskeli Festival”den yeni izlenimlerde buluşmak üzere...

X