Sahtekârlık hep vardı ama böyle utanmazlık yoktu

Milliyet Gazetesi’nin 23 Mart 1993 tarihli sayısının “DİPLOMA SKANDALI” manşet haberinde, “Hacettepe Üniversitesi’nden parayla sahte diploma alan eczacılar, mühendisler, iktisatçılar piyasada cirit atıyor” deniliyordu.

Haberin Devamı

Biraz daha geriye gidelim; 4 Kasım 1989 tarihli Hürriyet gazetesi “PROFESÖR MAFYASI MEĞER KİMLERE DİPLOMA VERMİŞ” manşetiyle çıkmıştı. Haberde, akademi dünyası içindeki sahtekârlarla ilgili şu detay paylaşılmıştı: “Ankaralı ülkücü profesörlerin sahte doktora, yüksek lisans ve geçici mezuniyet belgesi verdikleri arasında tanınmış kişiler var.”

Sahtekârlık hep vardı ama böyle utanmazlık yoktu

12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası, Özal dönemiyle başlayan neoliberal serbest piyasa ortamı her şeyin alınıp satıldığı bir iklim yarattı. Maalesef her şey gibi fiyatı biçilen akademik unvanlar da alınıp satılmaya başlandı. Hatta bunun içinde üniversite yöneticilerinin de olduğu yapılar ve çeteler bile oluştu.

Haberin Devamı

O günlerde internet ve dijital kayıtlar yoktu, her şey kâğıt üzerindeydi.

Tüm diplomalar, sınav kâğıtları, sonuç belgeleri hepsi kâğıt evrak olarak arşivlere kaldırılırdı.

O dönemde sahtekârlık; evrak üzerinde oynamalar, evrak değiştirmeler, evrak yok etmeler ve sahte evrak üreterek yapılırdı. Eğer bir ihbar ya da denetim yapılmazsa ortaya çıkarılması çok zordu. Bugün artık her şey dijital ortamda ve sahtekârlık da bu yolla yapılıyor.

57 SAHTE DİPLOMA 108 EHLİYET

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya,Sahte diploma çetesi” diye adlandırılan operasyonlarda; 7 Ocak 2025’te 23 ilde, 23 Mayıs 2025’te 16 ilde eşzamanlı olarak düzenlenen 2 operasyonda toplam 197 şüpheli şahıs yakalandığını, 37’sinin tutuklandığını, 150’sine adli kontrol kararı verildiğini açıkladı. Yani devletin ilgili birimleri yılbaşında harekete geçti ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da konuyla ilgili soruşturmayı tamamlamış, hatta 21 Mayıs ve 14 Temmuz 2025 tarihli iki iddianame düzenlemiş.

Savcılığın tespitlerine göre; sahte belgelerle e-imza üretilmesi ve kamu sistemlerine yasadışı erişim sağlanması yoluyla 57 adet sahte diploma, 108 adet sahte sürücü belgesi ve 4 adet sahte lise mezuniyeti tespit edilmiş.

HAFİFE ALINMAMALI

Sahte diploma çetesi” ile ilgili soruşturma hiç kuşkusuz ki devletin ve milletin dijital ortamda güvenliğine yönelik çok ciddi bir saldırıdır. Sadece birkaç sahtekârın yaptığı eylem olarak görün, arkasındaki örgütlü yapıyı, varsa başka güçlerin de ortaya çıkarılması gerekir.

Bugün herkesi şok eden diploma sahteciliği haberlerini 1993 Milliyet ve 1989 tarihli Hürriyet gazetelerinin manşetleri ile yan yana getirdiğimizde şu sonuç ortaya çıkıyor: Teknoloji değişse de sahtekârlar ve tamahkârların(açgözlüler) ortak olduğu sahtekârlık suçu da değişmiyor. Aradaki fark tüm evrakın kâğıt olarak arşivlendiği eski döneme dair sahtekârlıkları ortaya çıkarmak; bugün tamamı dijital ortamda olanları ortaya çıkarmaktan çok daha zor olması. Bugün bir ihbar, kontrol ya da denetimle çok daha hızlı sonuç alınabiliyor.

Haberin Devamı

İMAMOĞLU’NUN YÜZSÜZLÜĞÜ

Türkiye’nin ve Türk milletinin dijital güvenliğinin tehdit edildiği böylesine bir olay doğal olarak tartışma konusu oluyor. Kim hangi amaçla tartışırsa tartışsın şu çok açık ki sistemde çok ciddi bir açık var ve mutlaka tepeden tırnağa gözden geçirilmeli.

Olaya tepki gösterenlerden birisi de yolsuzluk ve rüşvetten tutuklanan eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu. Sosyal medyadan şunu paylaştı: “Türkiye’de sahte diplomalar e-Devlet’e sahte e-imzayla kaydedilmiş, kimsenin haberi bile olmamış. Skandalın boyutları korkutucu ama iktidar için varsa yoksa benim diplomam ve cumhurbaşkanlığı adaylığım. Yargı, halkın seçtiği başkanın hakkını engellemekle meşgulken, sahtecilik almış başını gitmiş. Bu tablo gösteriyor ki asıl sorun adaletsizliktir. Ama az kaldı, siyasetin aparatı olan yargı düzeni de sahtecilerin cirit attığı Türkiye görüntüsü de bitecek, çürümüşlük son bulacak.”

Sahtekârlık hep vardı ama böyle utanmazlık yoktu

Haberin Devamı

SAHTECİLİKLE DİPLOMA

O eski dönemde resmi evrakta sahtecilik yoluyla diploma sahibi olanlardan birisi de Ekrem İmamoğlu’nin ta kendisidir. 1990 yılında “resmi evrakta sahtecilik” yaparak Türkiye’de tanınmayan KKTC’de kurulu Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nde usulsüz yatay geçiş yaptığı ortaya çıkan İmamoğlu ile ilgili gerçekler,  “resmi evrakta sahtecilikten” açılan ceza davasında hem de diplomasının iptaliyle ilgili idare mahkemesine açtığı davada sonuçlanacaktır. O yüzden detaya girmiyorum.

ARTIK UTANMIYORLAR

Bana bu olayda ilginç gelen sadece sahtekârlar ve tamahkârlar değil aynı zamanda utanmazlar.

Haberin Devamı

Çünkü eskiden de sahtekârlar ve tamahkârlar vardı ama dolandırıcılıkları ortaya çıktığında hapis yatar ve utanırlardı.

Şimdi ise İmamoğlu gibi, sanki hakkındaki usulsüz diploma dosyaları yokmuş gibi sosyal medyadan “sahte diploma” konusunda mesaj paylaşan ve hâlâ onu savunanlara bakınca eski ile yeni arasındaki fark iyice ortaya çıkıyor. Artık utanma çağı tamamen bitmiş, utanma duygusundan eser kalmamış.

Tıpkı soru çalıp “çalmadık” diyen, kumpas kurup “mağdur” rolü yapan, darbeye kalkışıp “Biz değil, siz yaptınız” diyen FETÖ’cüler gibi...

Yazarın Tüm Yazıları