Paylaş
Çünkü 17 yıllık süreçte bu dosyada adı olan, hatta bu dosyanın karartılmasında rol oynayan “dokunulmazlar” da vardı.
Soruşturmayı kısa süre önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan, Ankara’ya atanan Başsavcı Vekili Ömer Örücü soruşturma hakkında görüşmemizde şunu söylemişti: “Muhsin Yazıcıoğlu’nun faili meçhul kalmaması başta ailesine, dostlarına ve sevenleri olmak üzere Türk milletine verilmiş bir sözdür. Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Bakanımızın faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması konusunda, ‘soruşturma kime dokunursa dokunsun, ucu nereye giderse gitsin’ talimatıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımız sonuna kadar gidecek, gerçeği ortaya çıkaracak ve adalet mutlaka yerini bulacak. Bu Türk yargısının Türk milletine verdiği sözün yerine getirilmesidir” sözleri bu kararlılığı yansıtıyor.
15 YAŞINDA ÇOCUKTU 33 YAŞINDA ADAM OLDU
2009’da Kahramanmaraş’ta başlayan, sırasıyla Malatya’ya giden, oradan Kahramanmaraş’a geri dönen, sonrasında Ankara’da açılan soruşturmayla derinleşen dosya, sonrasında Kahramanmaraş’a yollanmıştı. Dosyanın 17 yıllık yolculuğu geçen hafta verilen yetkisizlik kararı ile 190 klasör olarak şimdi Ankara yolunda.
Babası öldürüldüğünde 15 yaşında çocuk olan Muhsin Yazıcıoğlu’nun oğlu Fatih Furkan Yazıcıoğlu aradan geçen 17 yılda evlendi, bir evlat sahibi 33 yaşında bir adam oldu. Ama verilen onca söze rağmen hâlâ adalet bekliyor.
Dosyanın Kahramanmaraş’tan Ankara’ya yollanması üzerine Furkan Yazıcıoğlu’nun bana yolladığı mesaj hâlâ adalet umudunun sürdüğünü gösteriyor: “Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun ve beraberindeki şehitlerimizin davasını ilk günden beri büyük bir hassasiyetle takip etmenize, köşenizde ve ekranlarda bu adaletsizliğin üzerine korkusuzca gittiğinize şahitlik etmekteyiz. Gerçeklerin ortaya çıkması adına verdiğiniz samimi mücadele ve gösterdiğiniz ahde vefa için şahsım, ailem ve Türk Milleti adına size kalbi bir teşekkür borçluyum. Kaleminize ve yüreğinize sağlık.
Bildiğiniz üzere, tam 17 yıl sonra bu kara kutu niteliğindeki dosya Kahramanmaraş’tan Ankara’ya taşındı. Bu gelişmeyi, adaletin tecelli etmesi yolunda atılmış, geç kalınmış ama son derece kritik bir adım olarak görüyoruz. Dosyanın Ankara’ya gelmesi, hak ettiği ciddiyet ve devlet aklıyla ele alınacağına dair umutlarımızı tazelemektedir. Yeni süreçten beklentimiz elbette ki olumludur. Ankara’nın bu kez sessiz kalmayacağına, 17 yıldır sis bulutu arkasında saklanan gerçeklerin, faillerin ve suikastın arkasındaki o karanlık organizasyonun üzerine kararlılıkla gidileceğine inanmak istiyoruz. Ancak takdir edersiniz ki geçmiş yıllarda yaşadığımız hayal kırıklıkları, sümenaltı edilen deliller ve hukukun etrafından dolaşma çabaları bizlere çok şey öğretti. Bu yüzden umutlu olduğumuz kadar bir o kadar da temkinli, tetikte ve takipteyiz. Ankara’daki bu yeni sayfanın, geçmişteki o oyalama taktikleriyle lekelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Bu dava, sadece Yazıcıoğlu ailesinin değil, Türk milletinin vicdan isyanıdır. Sizlerin de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki ‘Ankara sürecinde’ de bu davanın en yakın takipçilerinden biri olacağınızdan şüphemiz yoktur.”

İSMAİL GÜNEŞ’İN EŞİNİN MESAJI
Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte yaşamını yitiren gazeteci İsmail Güneş’in eşi Yasemin Güneş’in yolladığı mesaj da aynı umudu taşıyor: “Dosyanın Ankara’ya taşındığını bir arkadaşımın mesajı ile öğrendim. İlk önce büyük bir şaşkınlık yaşadım, anlamaya çalıştım neler oluyor diye. Çünkü 17 yıldır bu dosya ile ilgili o kadar eylemler gördü ki. Daha doğrusu şunu fark ettim yıllarca şu hale gelmişiz Dosyayı yine kapattılar algısına kapıldım. Daha doğrusu takipsizlik verilmesine alıştığımız için yetkisizlik verip Ankara’ya devredileceğini anlamadım. Kelimeler arasındaki farkı çok sonra anladım. Sonra araştırmalar ile doğrusunu anladım.
Tabii biz yıllardır aslında soruşturmanın Ankara’da yürütülmesini istiyorduk. 17 yıl sonra Ankara’ya gelmesi dosyanın bizim için sevindirici. Tabii süreç nasıl işler görmek lazım. İster istemezsen yine de temkinli davranıyoruz. Çünkü ne zaman umutlansak bir heyecan içinde yeniden başlasak hep boş kaldı umutlarımız suya düştü. Bazen bazı operasyonlarda gözü kara savcılarımızı gördüğümde bizim dosyaya da böyle savcı atansa diye hep umut ettim. Sayın Adalet Bakanımız Akın Gürlek’in göreve başlamadan ve göreve başladıktan sonra kendisini takip ediyordum. Gülistan Doku cinayeti ve bazı faili meçhul cinayetler için özel ekip kurmasını inşallah bizim dosyaya da el atarlar diye. Tabii ki tüm bu süreçleri takip ederken en azından bazıları için adaletin işlemesine mutlu oluyordum. Adalet tüm vatandaşlarımız için önemli herkes adil şekilde yargılansın ve sonuçlar alınsın. Bizim dosyamız tüm Türkiye’yi ve devletimizi ilgilendiren bir dava. Sohbet ortamında ya da yeni tanıştığımız kişilerle olan sohbetlerde herkesin kulağında İsmail’in sesi ve adı var. ‘O gazeteci göz göre göre ölüme terk ettiler, yaşıyordu’ diyorlar. Tabii insanların unutmaması benim için kıymetli, ama sohbetin devamında ‘abla davalar ne oldu, kapandı gitti’ demeleri zoruma gidiyor.
Yaygara yapmadan acımızı onurla taşıyıp adalet arayış sürecimizi mücadelemizi anlatıyorum. Yeterli olmuyor tabii ki...

‘SORUMLULAR RAHAT UYUYAMAYACAK’
‘Devlet bulmuyor araştırmıyor, üstüne gitmiyor’ söylemleri acımızı daha katlıyor. Devletimiz büyüktür hangi acıyı yaşarsak yaşayalım devletimize laf ettirmeyiz. Tabii ki şehitlerimizin de kanı yerde kalmamalı. Bu davanın aydınlığa kavuşması hem biz aileler hem devletimiz için hem de vatandaşlarımız için çok kıymetli. Umarım Ankara’ya dosya tamamen geldiğinde bu saydığım üç nedenle aydınlığa kavuşur. Adil ve adaletli soruşturma olur, yargılamalar yapılır. Bu sefer umutlarımız inancımız ile yarı yolda kalmayız. Devletimizin gücüne inananlardanız, zamanını bekler her şeyin. Umarım o zaman bu zamandır. Aileler, Büyük Birlik Partisi camiası ve tüm herkes ile artık biz 25 Mart geldiğinde suikast sürecini dava yada soruşturma sürecini anlatmak ile anma programları yapmak yerine artık dosya aydınlandı diye, suçlular adalet önünde her kim olursan ol adalet önünde ihmali kastı olan herkesin hesap verebileceğini cezalarını çekiyorlar diye, onun rahatlığı ile dualarımız ve anılarımız ile anmak istiyoruz ve yıllardır bu suça karışanlar yastığa başlarını rahat koydular geceleri, artık devletimizin gücü ile bizler başımızı yastığa rahat koymalıyız.”
Paylaş