"Nedim Şener" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nedim Şener" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nedim Şener

Fotoğraftaki 5. kadın

Tiyatroda ön sırada oturan dört değil, beş kadın var. Fotoğraftaki beşinci kadın HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan. Peki onu yok saymak ayıp olmuyor mu?

Fotoğraftaki 5. kadın

Selahattin Demirtaş’ın yazdığı oyun ile ilgili tartışmalar, tiyatro sanatçılarının performansıyla değil, izleyici koltuklarında ön sırada oturanlarla ilgiliydi. Çünkü asıl oyun, tiyatro orada oynanıyordu.

Salonda ön sırada CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, CHP Başkanı’nın eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, İBB Başkanı’nın eşi Dilek İmamoğlu, sinema sanatçısı Kadir İnanır, HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan ve HDP’li Sırrı Süreyya Önder yan yana sıralanmıştı.

Ardından Demirtaş’ın kitaplarının İBB tarafından satışa konması, salondan medyaya fotoğrafı tamamlayan bir gelişmeydi. Bu ikisini birleştirip tek bir cümlede şunu yazdım: “İBB Demirtaş’ın kitaplarını da satmaya başlamış!! Yavaş yavaş, alıştıra alıştıra, tiyatro ile kitap ile şiir ile türkü ile yavaş yavaş alışacaksınız. Bir gün şehitleri hatırlayıp ‘Ben neyi alkışlıyorum’ dediğinizde kızarmış avuçlarınızla yüzünüzü kapatacaksınız ama geç olacak...”

Kıyamet koptu; hakaret, küfür, tehdit birbirine karıştı...

Bir yandan da kitapların toplatılması, yasaklanması gibi saçma bir tartışma
başladı. Şiddeti, terörü övüp teşvik etmeyen her kitap
yazılabilir, ifade özgürlüğüdür. Ama insanların tepkilerini engellemek isteyenler, çarpıtıp tartışmayı “kitap” konusuna getirdi.

Tekrar ediyorum: Burada tartışılan kitap, tiyatro değil, halkın gözünden kaçırılmaya çalışılan siyasi oyundur. O oyun, CHP’nin reddettiği HDP ile ortaklığını canlı tutma çabasıdır. Buna da kimse itiraz etmez, elbette HDP, PKK’yı terör örgütü olarak tanıyorsa, Öcalan’a “sayın” değil, “terör örgütü elebaşı” diyebiliyorsa.

Ama bunlar olmadan, Kandil’deki teröristlerin sözcülüğünden ileri gidemeyen parti ile tiyatro, kitap araç kılınarak sürdürülen ilişkinin Türkiye’yi götüreceği noktayı göstermek de gerçeği arayanların görevidir. Tepkiler üzerine CHP sözcülerinin açıklamaları zaten bu mahcubiyeti gösteriyor.

Mesela CHP Sözcüsü Faik Öztrak, konuyla ilgili soruya şu cevabı verdi: “Şimdi arkadaşlar, birincisi sosyal bir olaydır. Dolayısıyla bu tür sosyal olaylar neden bu ülkede yadsınıyor, neden illa kutuplaşma isteniyor, bunu bizim anlayabilmemiz mümkün değil...”

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise şu açıklamayı yaptı: “Dört kadının bir araya gelip bir tiyatro eserini izlemesine erkeklerin avazı çıktığı kadar bağırmasını ayıplı buluyoruz...”

Bu cümle zaten saklanmak istenen ilişkiyi ele veriyor. Neden mi? Tiyatroda ön sırada oturan dört değil, beş kadın var. Fotoğraftaki beşinci kadın HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan

Peki onu yok saymak ayıp olmuyor mu?

İşte onların gizlemeye çalıştığı, benim “proje” dediğim bu.

Fotoğraftaki 5. kadın

KEŞKE CANLI BOMBA SEHER’İ YAZABİLSE

SELAHATTİN Demirtaş’ın yazdığı bir kitap var, adı ‘Seher’.

Kimileri kitabın Ankara Kızılay’da 35 kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan terör örgütü YPG/PKK üyesi Seher Çağla ile ilgili olduğu yorumlarını yazdı. Evet, kitapta üzerinde ayrıca durulması gereken birçok isim var ama onlar başka bir yazımın konusu olacak. Ama bu kitaptaki “Seher”, gönül verdiği, güvendiği bir gencin erkek arkadaşlarıyla tecavüz ettiği, “Namusu kirlendi” diye ailesi tarafından infaz edilen bir kızın adı. Yani isimden başka benzerliği görünmüyor.

Ben okuduğumda “Demirtaş, keşke Seher’in terör örgütü YPK/PKK üyesi Seher Çağla’ya dönüştürülmesini yazabilse” diye düşündüm. Kars’ın Kağızman ilçesinde 1992 yılında yoksul bir ailenin kızı olarak doğan Seher Çağla’nın ilk ve ortaokulu Marmara Ereğlisi’nde okuduğunu, 2012’de Balıkesir Üniversitesi’ni kazandıktan sonra PKK’lıların onu ailesinden nasıl kopardığını, terör örgütünün onu önce propaganda elemanı, ardından da 2016’da canlı bomba olarak kullandığını, cesedine onu dünyaya getiren ailesinin bile sahip çıkmadığını o dramatik üslubuyla kaleme alsa. Amerika’nın paralı uşağı haline gelmiş PKK’lı terör baronlarının onu ve nice Kürt gençlerini canlı bomba haline getirdiğini, Seher Çağla’nın kendisi gibi üniversite öğrencilerinin de aralarında olduğu 35 kişiyi katleden bir canavara nasıl dönüştürüldüğünü yazabilse. PKK’nın dağ kadrosunda yer alan ağabeyi Nurettin Demirtaş’ın “Doğa” kod adını kullanan Seher Çağla için yazdığı ve onu mitolojik kahraman “Herakles”e, saldırısını da “nilüfer çiçeğine” benzettiği “Doğa zamanı” yazısından da söz edebilir belki...

X