"Nedim Şener" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nedim Şener" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nedim Şener

Düşündüğünüz kadar yalnız değilsiniz

15 Temmuz darbe girişimi sonrası 2016 yılı kasım ayında Turkish Heritage Organization’ın (THO) daveti üzerine FETÖ’nün içyüzünü anlatmak için emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin ve emekli Albay Ahmet Zeki Üçok ile Amerika’ya gittik.

New York ve Washington’da basın kulübü, üniversiteler, STK’lar, Amerikan Kongresi üyeleri ve ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ile görüştük. FETÖ’nün içyüzünü ve 15 Temmuz darbe girişimini konuştuk.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir bürokratla görüşmeye gittiğimizde, bakanlığın girişinde bizi uzun boylu, mavi gözlü ve çok iyi Türkçe konuşan Albay Richard Outzen karşıladı.

Kendisini “Merhaba, ben enişte” diyerek tanıttı. Meğer eşi bir Türk, kayınpederi de emekli bir astsubaymış.

Richard Outzen Türkiye’de görev yaparken eşiyle tanışmış, o günden beri de mutlu evliliğini sürdürüyor.

Albay Outzen çok açık konuşan, içi dışı bir dediğimiz insanlardan birisi. Dört yıl önce, yani 2016’da Washington’da görüştüğümüzde, Türkiye hakkında konuşurken 15 Temmuz darbe girişimi kadar Türkiye’deki hukuk ve ifade özgürlüğü konusu da açıldı. Ben, Outzen’e “Türkiye’de bu konular yeni değil, 2013’ten önce de Türkiye’de bu sorunlar vardı, Erdoğan da aynıydı ama o dönemde Amerika bunları hiç dile getirmedi, 2013’ten sonra ne oldu da Amerikan yönetimi Erdoğan’a bu kadar cephe aldı ve Türkiye’nin demokrasi, hukuk gibi sorunlarını keşfetti?” diye sordum.

OBAMA’NIN AÇIKLAMASI

Richard Outzen, lafı hiç dolandırmadan “Gezi olayları ve Türkiye’nin Suriye politikasındaki farklılık” demişti.

Düşündüğünüz kadar yalnız değilsiniz

2013’ten itibaren Amerikan yönetiminin Erdoğan’a bakışındaki değişikliğin sebebinin, Suriye politikasındaki farklı tutum olduğunu en açık gösteren açıklamalardan birisi de dönemin ABD Başkanı Obama’nın Mart 2016’da The Atlantic dergisine verdiği söyleşideydi. Obama ile uzun bir söyleşi yapan The Atlantic dergisinin dış politika yazarı Jeffrey Goldberg, ‘Obama Doktrini’ başlıklı dosyada Obama’nın Erdoğan’la ilgili görüşlerine şöyle yer verdi: 

“Obama, Erdoğan’ı başta Doğu-Batı bölünmesine köprü olabilecek ılımlı bir Müslüman lider olarak görüyordu. Ama artık Obama, Erdoğan’ı bir fiyasko, muazzam ordusunu Suriye’ye istikrar getirmek için kullanmayı reddeden otoriter bir lider addediyor.”

Obama’nın açıklaması, sohbet ettiğimiz Richard Outzen’in bize söylediği sözlerle örtüşüyordu. Erdoğan’a değişen bakışın arkasında yatan nedenin hâlâ süren Suriye krizi olduğu açıktı.

‘YALNIZ DEĞİLSİNİZ’

Bunları yazmamın nedeni, “Amerikalı enişte” ile dört yıl sonra bir araya gelmemiz. Albay Richard Outzen bu kez Türkiye’ye “ABD Dışişleri Bakanlığı Suriye angajmanı konusunda kıdemli danışman” olarak geldi. Dün yapılan Uluslararası İdlib Konferansı’na konuşmacı olarak katıldı. Ayaküstü sohbette, 2016 Kasım’ında Washington’da yaptığımız o konuşmayı hatırlattım ve şu anda yaşanan krizi o tarihte doğru tarif ettiği için açık konuşmasından dolayı teşekkür ettim.

O da bana “Şu anda ne ile uğraşıyorsunuz?” diye sordu. Ben de “Elimden geldiğince, Amerika’nın terör örgütü destekçisi bir devlet olduğunu anlatmaya çalışıyorum” dedim. Biraz şaşırdı, ABD’nin terör örgütü PKK ve onun Suriye kanadı YPG’ye silah ve para vermesini, FETÖ elebaşını koruduğunu hatırlattım.

“Türkleri en iyi ben anlıyorum, enişteyim çünkü” dedi gülümseyerek. Aramızda kalması kaydıyla bazı düşüncelerini paylaştı. Son cümlesi, “Düşündüğünüz kadar yalnız değilsiniz” oldu. Ben de ona, “Amerika’ya değil ama enişteye güveniyorum” dedim ve başka bir zaman görüşmek üzere ayrıldık.

FARKINDA MISINIZ, BARIŞ’I YAZMADIĞI HABERDEN TUTUKLADINIZ!

LİBYA
’da şehit olan Milli İstihbarat Teşkilatı personelinin kimliğini açıkladığı gerekçesiyle Oda TV’den sorumlu haber müdürü Barış Terkoğlu ile muhabir Hülya Kılınç tutuklandı. MİT personelinin kimliği hiç açıklanmaz mı? Elbette, eğer bir suça karışmışsa, toplumun haber alma hakkı adına o kişi MİT görevlisi de olsa, gazeteci sonucuna bakmadan riski göze alarak yayınlar. Toplum yararı varsa, gizli belge ve bilgi de yayınlanır.

Oda TV’nin haberinde adı geçen MİT personeli ise yasal bir görev için Libya’ya gitmiş, şehit düşmüştü. Elbette şehidin hatırasına ve kimliğinin mahremiyetine saygı her şeyin üzerindedir. Şehidimizin mekânı cennet olsun, ailesine başsağlığı dilerim. Ancak şehidimizin kimliğini herkesten önce bir milletvekili açıklamıştı.

Oda TV’de Hülya Kılınç imzasıyla yayınlanan haber bundan sonra geldi. Kimliği ifşa eden biri varsa, basın toplantısıyla açıklama yapan kişidir. Gazeteciler ise MİT personelinin soyadını gizleyerek ismini yazdı.

Evet, 2937 sayılı MİT yasası, MİT mensupları ve ailelerinin kimliklerinin, makam, görev ve faaliyetlerinin herhangi bir yolla ifşa edilmesi yanında bunların radyo, televizyon, internet, sosyal medya, gazete, dergi, kitap ve diğer tüm medya araçları ile her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim araçları vasıtasıyla yayımlanmasını, yayılmasını veya açıklanmasını yasaklıyor. Ancak dediğim gibi, ismi bir milletvekili açıklamıştı.

Ayrıca hepsinden öte bir de şöyle bir ayrıntı var: Barış Terkoğlu bu haberi yazan kişi değil. O, sitenin “sorumlu haber müdürü” olarak hiçbir katkısı olmadığı bir haberden sorumlu tutularak cezaevine gönderildi. Elbette yargılama sonucunda bir karar çıkacak ama sadece Oda TV sitesinin sorumlu haber müdürü olduğu ve katkıda bulunmadığı bir haber nedeniyle Terkoğlu’nun tutuklanması bana göre yanlıştır. Umarım yakında özgürlüğüne kavuşacaktır.

X