Paylaş
Bazen görüş ayrılığı ama çoğu zaman kişisel hesaplaşmalar sonucu “hain” ilan edilenler ya öldürülür, ya itibar suikastına uğrar ya da en hafifi “Suratına tükürün” ile başlayan bildirilerle linç edilip dışlanırdı. Bu yöntem özellikle 12 Eylül darbesi sonrası hapishanelerde infazlarla kendisini göstermişti. Hayatta kalanlar ise dışarı çıktıklarında “itibar suikastı” ile susturulurdu.
2018’e kadar örneğine rastlanmayan “itibar suikastı” küfür, hakaret ve tehditlerle; linç, yaftalama, dışlama yöntemiyle son yıllarda CHP’ye yakın medyada, gazetecilerde ve sosyal medya trol ağlarında kendini gösteriyor. Muharrem İnce’den sonra Gürsel Tekin, şimdi de Kemal Kılıçdaroğlu bunun kurbanı. Ve maalesef bu yaklaşım bugün aynı yöntemin kurbanı olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığı döneminde yerleşti.
Özellikle Muharrem İnce’nin kaybettiği cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası, 2018 dönemiyle büyüyen bu “örgüt içi infaz” yaklaşımı 2019’da İBB Başkanı seçilen yolsuzluk ve rüşvetten tutuklu Ekrem İmamoğlu dönemiyle zirveye çıktı. Özellikle İmamoğlu’nun sağ kolu olan Murat Ongun’un etrafındaki gazeteciler, televizyoncular ve sosyal medya trol ağlarının tek işi dezenformasyon ve linç operasyonları idi. Bu konuda CHP’li Eren Erdem’in açıklamaları hâlâ güncelliğini koruyor. Ne yazık ki Kemal Kılıçdaroğlu da bu operasyonlara hep sessiz kaldı. Mesela, 2023 seçimlerinde de cumhurbaşkanı adayı olmak isteyen Muharrem İnce’nin linç edilmesine ses çıkarmadı. FETÖ’cülerin servis ettiği ve CHP’lilerin paylaştığı sahte dekontlarla, sahte porno görüntüleriyle İnce’nin adaylıktan çekilmesini sessizce izlemekle kalmadı, sahte porno görüntülerin Ruslar tarafından yapıldığına dair şu yalanı 11 Mayıs 2023 günü hem Türkçe hem de Rusça olarak sosyal medya hesabından paylaştı: “Sevgili Rus dostlarımız, dün bu ülkede ortaya saçılan montajlar, kumpaslar, deepfake içerikler, kasetlerin arkasında siz varsınız. Eğer, 15 Mayıs sonrası dostluğumuzun devamını istiyorsanız elinizi Türkün devletinden çekin. Biz hâlâ işbirlikten ve dostluktan yanayız” dedi.
KILIÇDAROĞLU’NA SALDIRI
Sadece iki yıl geçti ve Kemal Kılıçdaroğlu benzer bir linç kampanyasıyla karşı karşıya kaldı. CHP’nin şaibeli kurultayının iptali ilgili mahkemenin kararı ile tekrar partinin başına geçme ihtimali sadece Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’in sosyal medyadaki linç operatörlerini değil, aynı zamanda finanse ettikleri televizyon kanallarını da harekete geçirdi. Kılıçdaroğlu’na yönelik tam bir imha operasyonu başladı. Eski Kültür Bakanı ve CHP eski Milletvekili Fikri Sağlar, Halk TV’de katıldığı canlı yayında CHP’nin olağanüstü kurultayına ilişkin olası bir “mutlak butlan” kararı ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu hakkında eleştirilerde bulunurken “Yarın atayabilirler. Atarlarsa, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kim olduğunu bütün toplum anlayacaktır. Alevi Bektaşi inancına sahip olan bir insan olarak da bunu altını çizerek söylüyorum. Çünkü 13 yıl boyunca onları sömürerek işbaşında kaldı Kemal Kılıçdaroğlu. Ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı Yavuz Sultan Selim’in yaptığından daha fazla, daha kötülük, daha büyük kötülüktür şimdi yaptığı.”
Sağlar, Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararı ile CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturmayacağına dair açıklama yapmasına yönelik beklentilere sessiz kalmasını da eleştirirken, “Hepinizin söylediği ‘Neden bunu söylemiyor’, bu da onun yapısından ve karakterinden kaynaklanıyor” dedi.
CHP Parti Meclisi Üyesi Dr. Ali Haydar Fırat’ın bir televizyon kanalında “Ekrem Bey, CHP’nin genel başkanı değildir. Eski Genel Başkanımızla ilgili kullandığı ifadeler doğru değil. Kemal Bey 13 yıl emek vermiş, ondan önce de hayatını devlete vakfetmiş biridir” sözleri üzerine, sonradan sildiği X sosyal medya hesabından “Aleviler siyaset cemaati oluştu, CHP umurlarında değil...Türkiye de...” şeklinde bir mesaj paylaştı. En vahşi, faşizan ve en gaddar sözleri ise bir zamanlar Kılıçdaroğlu’nu umut diye pompalayan CHP’nin yandaşı Tele1 isimli kanalın sahibi Merdan Yanardağ söyledi.
FAŞİZAN YAKLAŞIM
Kendisi gibi düşünmeyen herkesi faşizan bir dille eleştiren sıkı bir İmamoğlu destekçisi olan Yanardağ, Kılıçdaroğlu’nun mahkemenin vereceği “mutlak butlan” kararı sonrası CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturması hakkında “Alevilerin haini olmaz mı, olur” diyerek başladığı eleştirilerine Kılıçdaroğlu üzerinden genelleme yaparak “Alevilerin haini çoktur” diyerek devam etti. Programa beraber çıktığı Murat Taylan’ın “Siz bunu, yani böyle bir kararın alınması ve bu karara uyması halinde sonuçta bir ihanet olarak görüyorsunuz” sözleri üzerine kendini kaybeden Merdan Yanardağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Elbette ihanet olacağını düşünüyorum, elbette öyle yani, yok piro, dede, Alevi falan bu edebiyatla bu iş olmaz. Alevilerin haini çoktur. Tıpkı diğer milletlerin ve inançların olduğu gibi, olur. Ama bu ülkenin en mazlum, en temiz insanları arasında diğer yurttaşlarımızın olduğu gibi Aleviler vardır. Aleviler buna izin vermeyecektir. Dolayısıyla hiç kimse Aleviler üzerinden siyasi hesap yapmaya kalkmasın, bir kere CHP bir mezhep partisi, mezhepçiliğin partisi değil. Alevilere en çok zarar verenler onlar oldu, en çok zarar verenler hangi Alevilik davasının güttü ya.. Evet hangi Alevilik davasını güttünüz...”
ALEVİ DERNEKLERİNİN TEPKİSİ
“Alevilerin haini çoktur” sözü üzerine Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ve Avustralya Alevi Federasyonu tarafından yapılan ortak açıklamada, Yanardağ kınandı ve özür dilemeye çağrıldı. Sözde özür dilemek için yaptığı programda “Sözlerimin arkasındayım” diyerek faşizan tutumunu devam ettirdi.
İnancı üzerinden hem de daha iki yıl önce peşinden koştukları, CHP’lilerin hatta CHP’den beslenen gazetecilerin, siyasetçilerin cumhurbaşkanı olması için kampanyalar yapan yandaş medya kuruluşlarının bu saldırılarına Kılıçdaroğlu sessiz kalmayı tercih etti. Siyasi rakiplerinin bir gün olsun etmediği hakaretlere, kendisine yakın isimlerin başvurması üzerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik şu açıklamayı yaptı: “Biz şu ana kadar sustuk ama artık ‘yeter’ demek durumundayız. Basının, algı yaratma talimatı çerçevesinde buna araç olarak kullanıldığını görüyoruz. Ve maalesef bunu yapanlar arasında Tele 1’in, Sözcü’nün ve Halk TV’nin de olduğunu görmek çok acı.”
Umarım bu yaşananlar herkese bir ders olur. Unutmasın ki herkes bir gün kullandığı, hatta sessiz kaldığı bu yöntemin kurbanı haline dönüşebilir.
Paylaş