"Nedim Şener" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nedim Şener" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nedim Şener

‘Barış’ adını kullanan yalancılar

Terör örgütü PKK’nın siyasi sözcülüğünü yapan HDP’liler, “demokrasi, hukuk, insan hakları” yanında en çok “barış” kelimesini kullanırlar. Bunu yaparken de PKK’nın terörist eylemlerine sessiz kalır, terörle mücadele eden güvenlik güçlerini her ortamda “savaş yürütmekle” suçlarlar.

Devletin terörle mücadelesini etkisizleştirmek için de ağızlarından “barış” kelimesini düşürmezler. Bebekleri dahi katleden teröristlerin yanında saf tutarken, kendilerini “barış talep eden demokratlar” olarak gösterirler. Onlar için “barış” terör örgütü PKK’nın saldırılarını kamufle etmek için kullandıkları kelimedir.

Önceki gün acı bir tesadüf sonucu HDP’liler ile “barış” kelimesi yine yan yana geldi.

‘Barış’ adını kullanan yalancılar

“Barış” bütün gün ağızlarında, mesajlarındaydı. Bu kez Barış isimli 20 yaşında Ağrılı bir gencin adını yalanlarla provokasyon amacıyla kullanıyorlardı.

“Barış Çakan, Kürtçe müzik dinlediği için öldürüldü” yalanını ortaya attılar.

İç çatışma yaratmak isteyen provokatörler için, 20 yaşında bir gencin kalbinden bıçaklanarak katledilmesi hatta Kürt olması da önemli değildi.

Onlar için, yalan olduğunu bile bile “Kürtçe müzik dinleyenler öldürülüyor” algısı üzerinden kaos ve çatışma ortamı yaratmaktı.

HDP’NİN YALANI

Siyahi George Floyd’un Amerika’da ırkçı polisler tarafından öldürülmesiyle doğan çatışma ortamının bir benzerini Türkiye’de yaratmak için çabaladılar.

Tek istedikleri yıllardır uğraşıp başaramadıkları Türk-Kürt çatışması çıkarmaktı.

Bana göre terör örgütü PKK ve onun siyasi kanadı HDP tarafından yapılan şu açıklama başka bir amaç taşımıyordu: “Barış Çakan Kürtçe şarkı dinlediği için katledildi. Barış’ı katleden zihniyet; Kürtçe eğitim veren okulları kapatan, Kürtçe tabelaları indiren anlayıştan besleniyor. Bu anlayışa karşı şarkılarımızı söylemeye, ezilenlerle yan yana olmaya devam edeceğiz.”

AMERİKA TEMSİLCİSİNİN YALANI

HDP’nin eski-yeni, yurtiçinde ya da yurtdışında bazı milletvekilleri PKK terör örgütüne yakın “gazeteciler” kendine “Aydınım” diyen algı operatörleri hep bir ağızdan aynı yalanı söyledi.

Yetmedi, HDP’nin Amerika’daki temsilcisi Giran Özcan da boş durmadı. Amerika’da ırkçı polisler tarafından öldürülen siyahi George Floyd ile Barış Çakan’ı ve İsrail askerleri tarafından öldürülen Iyad Hallaq’ın resimlerini paylaşıp aklı sıra algı yaratmaya çalıştı.

Sadece o mu, CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu da Barış Çakan adını etiketleyerek şu tweet’i attı: “Kürtçe uzun yıllar Türkiye’de bir suç dili olarak sayıldı. Halen de böyle görülüyor.”

PROVOKATÖR YALANCILARIN ÖZELLİĞİ

Ancak kısa süre sonra gerçek anlaşıldı. Ankara Valiliği, olaya tanık olan Barış’ın arkadaşları, soruşturma tutanakları ve en son babasının açıklaması tüm provokatörlerin oyununu bozdu.

Barış, meğer ezan okunurken bir otomobilde yüksek sesle müzik dinleyenleri uyardığı için öldürülmüş.

Ama onlar ve benzerleri algı oyununa devam ettiler.

Kendilerini takip edenleri yanılttıklarını, yalan söylediklerini bir türlü ifade etmediler.

Provokatörlüğün, yalancılığın kuralı budur: “Yalan söylediğin ortaya çıksa bile kabul etmeyeceksin, çünkü daha sonra söyleyeceğin yalana kimseyi inandıramazsın.”

Ama bilmedikleri bir şey var: Bu milletin onların söylediği ve söyleyeceği yalanlara karnı tok.

DİNK İSMİ ÜZERİNDEN PROVOKASYONA DEVAM

Bir süredir Türkiye’de kaos yaratmak isteyen provokatörlere dikkat çekmeye çalışıyorum. Bunların arasında PKK ve FETÖ ya da marjinal sol örgütler var. Ayrıca kendilerine “tarikat, cemaat süsü vermiş bazı gruplar”, sosyal medyada toplumsal şiddet ortamını teşvik eden provokatif paylaşım yapanlar da var. İzmir’de cami minarelerinden Çav Bella çalınması, İstanbul’da bir kilisenin haçının kırılması ve en son Hrant Dink Vakfı’na yollanan tehdit e-mail’i...

Kirli eller düğmeye basmış anlaşılan. Avukat Fethiye Çetin, ilk tehdit mesajından sonra Hrant Dink Vakfı’na ikinci tehdit mesajının yollandığını açıkladı. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı anında soruşturma başlattı ve ilki gibi ikinci mesajı atan da kısa süre içinde yakalandı. Her iki kişi de tutuklandı ve adli sicilleri bu kişilerin, 2007 yılında Hrant Dink’i katledenler gibi birer suç makinesi olduğunu gösteriyor. Ne Dink’in, ne adına kurulan vakfın çalışmalarından haberi olan bu tetikçileri kullanan bir el var belli ki. Ama bu provokasyonları boşa çıkaracak iki şey var. Birincisi devletin alacağı önlemler. Güvenlik ve adliye birimleri en küçük riski göz ardı etmemeli. İkinci görev biz yurttaşlara düşüyor. Provokasyonlardan, yalanlardan, bizi birbirimize düşürecek haberlerden, paylaşımlardan kaçınmalıyız. Hrant Dink’in kardeşi Hosrof Dink’in cümlesini tekrar etmek istiyorum: “Bu ülkeye bir kötülük yapmak istiyorsan, kaos yaratmak istiyorsan ancak böyle bir tehdit atıp Rakel Dink’i hedef alırsın. Bu hiçbir yurtseverin, hiçbir vatanseverin işi olamaz, olsa olsa karanlık ellerin işidir.”

Karanlık ellerin kurbanı olmamak için hepimizin sağduyulu olması gerekiyor.

X