Paylaş
29 Temmuz 1979’da Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Ali Bucak’a suikast sonrası olay yerine, sözde 1. Kongre kararı olarak bırakılan bildiriyle “Bağımsız ve birleşik bir Kürdistan’da bir halk diktatörlüğü kurmak...” diyerek kitlesel terör faaliyetlerine başladılar.
15 Ağustos 1984’te Eruh ve Şemdinli baskınıyla devlete ilk kurşunu sıkan PKK terörü, 40 yıl içinde 2024 itibarıyla 14 bin 902 resmi ve sivil şehidimizin canına, bunun iki katı insanımızın yaralanarak gazi olmasına yol açtı. Ekonomik maliyeti ise 2.3 trilyon doları buldu.
EKONOMİK MALİYETİ 2.3 TRİLYON DOLAR
Hazine ve Maliye Bakanlığı dün terörle 40 yıllık mücadelenin Türkiye ekonomisine maliyetini 2.3 trilyon dolar olarak açıklarken, şöyle bir karşılaştırmayı yaptı:
“2.3 trilyon dolar enerjiye ayrılsaydı 23 yıllık elektrik tüketimini karşılayabilecek güneş enerjisi santrali kurulabilirdi. 17 yıllık elektrik tüketimini karşılayabilecek rüzgâr enerjisi santrali kurulabilirdi.
2.3 trilyon dolar ulaştırma sektörüne yatırılsaydı 1888 Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 1106 Osmangazi Köprüsü, 195 Kuzey Marmara Otoyolu, 218 İstanbul Havalimanı veya 1504 Avrasya Tüneli yapılabilirdi.
2.3 trilyon dolar sanayiye ayrılsaydı 15 bin tam donanımlı organize sanayi bölgesi, 2 bin adet büyük ölçekli otomobil fabrikası, 4 bin 500 adet yüksek teknoloji üretim tesisi, 7 bin 500 adet büyük ölçekli savunma sanayii tesisi yapılabilirdi.
2.3 trilyon dolar sağlığa ayrılsaydı 5 bin 151 adet 1000 yataklı şehir hastanesi yapılır, 3 milyon 650 bin 750 adet 3 hekimlik Aile Sağlığı Merkezi açılabilirdi.
2.3 trilyon dolar tarım ve orman sektörüne ayrılsaydı 1150 adet yeni baraj, 66 bin 500 yangın söndürme helikopteri, 32 bin yangın söndürme uçağı alınabilirdi.
2.3 trilyon dolar şehirleşmeye ayrılsaydı 36 milyon 298 bin sosyal konut, 31 milyon 112 bin 600 deprem konutu yapılırdı.
2.3 trilyon dolar eğitime ayrılsaydı her biri 24 derslikli 460 bin adet okul, 11 milyon derslik inşa edilebilirdi.”
TESADÜF MÜ TEVAFUK MU AMA HATIRLATMA
Elbette bunlar ekonomik kayıplar... Giden canların, şehit ve gazilerimizin bir damla kanının yanında hiçbir önemi yok. Terörsüz Türkiye sürecine de şehitlerimizin, gazilerimizin ve bir bütün olarak milletimizin dayanışmasıyla geldik.
İster tesadüf, ister tevafuk diyelim; kuruluşu 50 yıla dayanan, şiddet ve terörü ile 40 yılımıza mal olan PKK’nın tasfiyesine yönelik en önemli adım neredeyse devlete karşı kurşun sıktığı 15 Ağustos 1984’ün 42’nci yıldönümünde TBMM’de atılıyor.
Komisyonlarda görüşülmesi, TBMM’de kabulü ve Cumhurbaşkanı onayı ile hayat bulacak “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” ile 12 Mayıs 2025’te fesih kararı alan PKK’nın tamamen tasfiyesi, devlete ilk kurşunu sıktığı 15 Ağustos 1984’ün yıldönümünde çıkacak yasa ile başlayacak. Bu bile bugüne nasıl geldiğimize dair bize önemli bir hatırlatma.
Elbette bugüne kolay gelinmedi, Türk milleti bir bütün olarak PKK terörüne karşı mücadele verdi, tüm emperyalist dış desteklere rağmen terör örgütü Türkiye’yi bölmek bir yana tek bir çakıl taşını yerinden oynatamadı, Türklerle Kürtleri düşman edemedi.
27 Şubat 2025’te “Ayrı bir ulus devlet, federasyon, özerklik yok” diyen Öcalan’a, kurduğu PKK’ya “anlam yoksunusunuz” dedirten de Türk milletinin tümünün devletiyle omuz omuza dayanışmasıdır. Bugün Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge’den söz edebiliyorsak, sürecinin başladığı 1 Ekim 2024’ten beri bir kişinin bile burnu kanamadıysa, bunda şehitlerimiz ile gazilerimiz başta olmak üzere Türk milletinin tamamının payı vardır.
HER ŞEY 1 EKİM KONUŞMASIYLA BAŞLADI
Sürecin en önemli ismi hiç kuşkusuz MHP Lideri Devlet Bahçeli oldu. Çok hakarete uğradı ama kardeşlik hedefinden hiç vazgeçmedi. 5 Eylül 2025 günü ziyaret ettiğimde ilk önce şunu sormuştum: “Terörsüz Türkiye aslında 1 Ekim’den önce devletin başlattığı, sonradan kendisinin DEM Partililerin elini sıkarak kamuoyuna yansıtılan bir süreç midir?”
Sayın Bahçeli, 1 Ekim’de DEM Partililerin elini sıkmasını da tamamen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açış konuşmasından etkilenerek kendi kararı olduğunu, yine kendisinin 15 Ekim ve 22 Ekim’de PKK’nın kendini feshetmesi konusundaki çağrısının karşılık görmesinden sonra devlet kurumlarının dikkatini çekerek sürece dahil olduklarını söyledi. (8 Eylül 2025 Hürriyet)
ERDOĞAN’IN İSRAİL UYARISI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Ekim 2024 günü TBMM açılışında soykırımcı İsrail’in Türkiye’yi hedef alacağını, maşa olarak da PKK terör örgütünü kullanacağını şu sözlerle ifade etmişti: “’Vaat edilmiş topraklar’ hezeyanıyla hareket eden İsrail yönetiminin, tamamen dini bir fanatizm ile Filistin ve Lübnan’dan sonra gözünü dikeceği yer, açık söylüyorum, bizim vatan topraklarımız olacaktır. Şu anda bütün hesap bunun üzerinedir. Türkiye içindeki bazı İsrail dostlarının, bazı Siyonist severlerin, gönüllü veya paralı Siyonizm propagandası yapan aparatların anlamadığı işte budur. Birileri ısrarla görmek istemese de Netanyahu hükümeti, Anadolu’yu da içine alan bir ham hayal kurmakta, ütopya peşinde koşmakta, bu niyetlerini de çeşitli vesilelerle ifşa etmektedir. 7 Ekim’den beri yaşanan her gelişme, bu tehdidin boyutunu biraz daha artırmaktadır. İsrail’in, Filistin ve Lübnan’daki saldırılarını çok yakından takip ederken; Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde, bölücü örgütü maşa olarak kullanmak suretiyle nasıl birer küçük uydu yapı kurmak istediğini de çok net görüyoruz. Bakınız Hatay’ın Yayladağı ilçesindeki Suriye sınırından Lübnan sınırı karayoluyla 170 kilometredir ve Türkiye, Lübnan’a arabayla sadece 2.5 saat uzaklıktadır. Antakya ile Gazze arası, Ankara ile Aydın arası kadardır. Yani işgal, terör, saldırganlık hemen yanı başımızdadır. Şunun artık idrak edilmesi ihtiyaçtan öte bir zarurettir: Bugün, İsrail saldırganlığı karşısında, içeride ve dışarıda çatışma alanlarının değil uzlaşma alanlarının öne çıkması gerekiyor.”
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuşmasından sonra MHP Lideri herkesin şaşkın bakışları altında DEM Partililerin oturduğu sıralara gidip tek tek milletvekillerinin ellerini sıktı.
203 YÖNETİCİ KAPSAM DIŞI
Aradan 20 ay geçti ve söylenen yalanlara, çarpıtmalara, engellemelere ve sabotaj girişimlerine rağmen sadece “Terörsüz Türkiye” değil Suriye’de, Irak’ta hatta İran’daki gelişmelerle “Terörsüz Bölge” hedefine doğru hızla ilerleme sağlandı.
Başından itibaren “devlet inisiyatifinden” geri adım atılmadı. Örgütün silah bıraktığı ve illegal faaliyetlerine son verdiği tespit ve teyit edildikten sonra yürürlüğe girecek yasa ile 6 aylık süre içinde örgüt üyeleri düzenlemeden yararlanacak. Yurtdışında olanlar dönecek, cezaevinde yatanların bir kısmı denetimli serbestlikle tahliye edilecek. Ama yasa ne Öcalan’ı ne 203 örgüt yöneticisini ne de cezaevinde sayıları 800’ü bulan “kasten adam öldürme”, “müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanları” kapsayacak.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti her kurumuyla elinden geleni yaptı şimdi sıra terör örgütünün atacağı adımda.
Paylaş