Türkiye’den dünyaya yeni üretim tekniği

ANADOLU Efes’in bira ustaları ve mühendisleri Türkiye ve dünyada bir ilki gerçekleştirerek yeni bir üretim tekniği geliştirdi.

Dünya bira sektörü için önemli olan ‘+1 Dinlendirme tekniği’ dünyanın önde gelen Bira Standartları Enstitüsü VLB Berlin tarafından onaylandı. Patent için başvurulan, ‘+1 Dinlendirme’nin dünya biracılığındaki üçüncü üretim tekniği olması bekleniyor.

İKİ YILLIK ÇALIŞMA
Anadolu Efes’e özgü bir teknik olan yöntemi Ar-Ge çalışmaları iki yıl sürdü. Yeni teknikle üretim sürecine özel bir aşama eklendi, malt dinlenme süresi iki katına çıkarıldı. Böylelikle malt lezzetinin biraya daha fazla geçmesi sağlandı. Anadolu Efes Türkiye Genel Müdürü Tuğrul Ağırbaş yeni üretim tekniğine ilişkin şunları söyledi:

SÖZ SAHİBİ OLMAYA KATKI
“Yarım asırlık geçmişimizde her zaman daha iyisini yapmak için çalıştık ve çalışmaya da devam edeceğiz. Şirketimiz bünyesinde uluslararası sertifikaya sahip 32 degüstatörümüz ve 6’sı kadın 28 bira ustamız, 65 mühendisimiz bulunuyor. Bu arkadaşlarımız her ay ondan fazla yeni ürün ve üretim tekniği denemesi yapıyor. Ar-Ge merkezimizin önümüzdeki dönemde çalışanlarımızın yanısıra sektör için de bir araştırma, geliştirme ve deneyim paylaşım platformu olmasını hedefliyoruz. Türkiye’nin dünya bira pazarında daha fazla söz sahibi olmasına katkı sağlamak istiyoruz.”

Türkiye’den dünyaya yeni üretim tekniği


BİR ÇAĞRI

Bir başkanın
plaj yakınması

SOSYAL medyada bir yakınma çarptı gözüme. Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan’dan, ilgimi çekti: “Kıymetli hemşehrilerim, belediyemizin uzun yıllardır başarıyla hizmet verdiği İncirlikoy ve Ardıç’taki plaj tesislerimize bu yaz ilçe merkezimizdeki Bodrum Koyu ve Mordoğan’daki Kocakum Plajı’nı da ekledik. İlçemize ve misafirlerimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

ŞİŞE KIRIKLARI DA VAR
Ancak plaj açılışlarımızda, yaşadığımız sevince gölge düşüren ve bizleri çok üzen görüntüler de yaşadık. Dünya cenneti plajlarımız maalesef sigara izmaritlerinden, mısır koçanlarından, bisküvi ve dondurma ambalajlarından geçilmiyor. Arkadaşlarımla yaptığım temizlikte, kumların arasında soda ve bira şişesi kırıkları dahi bulduk.

DUYARLI OLMAYA DAVET
Tüm yurttaşlarımızı ve hemşehrilerimi bu konuda duyarlı olmaya davet ediyorum. Belediye olarak, sahilde güneşlenen herkese birer zabıta tahsis edemeyiz. Plajlarımızda tatil yapan tüm vatandaşlarımızdan bu konuda azami ölçüde duyarlı ve sorumlu olmalarını rica ediyorum. Kendi tesislerimizde her yıl olduğu gibi iki şezlonga bir çöp kovası düşecek şekilde önlemlerimizi alıyoruz.

ÇOCUKLARIMIZ YARALANMASIN
İlçemizde hizmet veren tüm tesislerimizde de aynı önlemlerin alınması rica ediyor ve konunun takipçisi olacağımızı ifade etmek istiyorum. Kumsallarımızda her biri cennet kuşu olan çocuklarımız oynuyor, yüzüyor, eğleniyor... Onlardan birisinin, kumların arasındaki cam kırıkları yüzünden yaralanması, hepimizi kahreder. Tüm hemşehrilerime ve misafirlerimize keyifli tatiller dilerim.”
Umarım herkes Başkan Erdoğan’ın çağrısına uyar ve keyifli tatillere gölge düşmez...


BİR BİLDİRGE

Alaçatı’yı koruma
ve yaşam ilkeleri

Alaçatı Turizm Derneği’nin çalışmalarıyla çabalarını daha önce iletmiştim. Geçenlerde derneğin manifestosuna görünce paylaşmak istedim:

ŞEHRİMİZİN VE BÖLGEMİZİN DEĞERLERİNİ KORUYORUZ
* Alaçatı yaşamı ve kültürü koruyoruz. * Alaçatı halkının köyde kalmasını istiyoruz. * Mahallemizi ve komşularımızı önemsiyoruz. * Çevremizi ve tarihimizi koruyoruz. * Sanat ve sanatçıları destekliyoruz.
* Yerli üretimimizi ve lezzetlerimizi koruyoruz. * Bölgemizin ve doğamızın değerlerini koruyoruz.
* Rüzgar sörfünü destekliyoruz.

YAŞAM KALİTESİNİ GÖZLÜYOR VE GELİŞTİRİYORUZ
* Alaçatı’yı temiz tutmak hepimizin görevidir biliyoruz. * Gürültü ile mücadele etmekten kaçınmayız.
* Misafirlerimizin tatilinin tadını çıkarmasını önemsiyoruz. * Misafirlerimizin Alaçatı yaşamına ve kültürüne saygı duymasını istiyoruz. * Misafirlerimizin fikirlerini önemsiyoruz.
Dilerim herkes, kimsenin itiraz edemeyeceği ilkelere uyar. Kolay gelsin!

BİR ALINTI

“Sosyal Mesafe”

İzmir Kuş Cenneti- (Fotoğraf Esat Erçetingöz)

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Haydi gönüllü evde kalmaya

65 yaş ve üstüne, dışarı çıkıp 6 saat hava almak elbette çok gelecekti. Hemen 3 saate indirildi.

 

(Yeter de artar bile. Alt tarafı biraz gezinecekler, belki doktora gidecekler ya da ilaç almaya falan...) 20 yaş ve altı da artık 3 saat dışarıda... İşte salgına en büyük önlem! Restoran, lokanta, kafeler de paket servise bağlandı. Kahvehaneler kapandı. Hafta sonları da gündüz 10 saat sokağa çıkılabilecek.

‘YETMEZ’ DİYEN DE VAR
Şaka bir yana... Dilerim yeni önlemlerin yararı olur, salgın frenlenir. Gerçi bazı bilim insanları, “yetmez” diyor. Elbette ben bilemem, etkililer ve yetkililer karar verecektir. Ama durumun vahim olduğu da gerçek. İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger ne diyor:

VALİ: PATLAMA GERÇEKLEŞTİ
“Deprem maalesef bütün pozitif ve sağlıklı insanların birbirine karışmasına sebep oldu. Bir patlama gerçekleşti. Vatandaşlarımızdan depremde gösterdikleri duruşu, kararlılığı burada da göstermeleri ve korona vakalarını el birliği ile azaltmalarını istiyorum. En başta kendi sağlığımızı ve canımızı korumamız lazım. İzmirli hemşehrilerimizin duyarlı ve bilinçli olduklarını biliyorum. Bundan sonraki süreçte de yine aynı duyarlılığı göstereceklerine inanıyorum.” (Korona testi pozitif çıkan Vali Köşger’e geçmiş olsun. Acil sağlık diliyorum.)

İZMİRLİ’YE BAŞKAN RİCASI

Yazının Devamını Oku

Uğurlar olsun Nedim Abi sen hep bizimlesin

“İZMİR’den bir yıldız kaydı...

Canımız, güzelimiz Nedim Demirağ’ı yitirdik... Başımız sağ olsun... Melekler yoldaşı olsun... Yeri dolmaz, yokluğuna alışmak zor...” demişim sosyal medyada, geçen pazartesi akşamı, acı haberi aldıktan sonra. Bir şaşkınlık, bir inanmazlık, bir çaresizlikle gerçeği kabullenmek... Ve de hıçkırıkları boğazda düğümlemeyi bırakarak koy vermek... Sonra da sosyal medyadan duyurma çabası...

BİR RENK DAHA SOLDU
Ben çok da duygusal yazamam... Yukarıdaki sözcükler dökülüverdi o arada... Sonrasında boş boş gezinmek... Yaşları da frenlemek olanaksız... Sıcağı sıcağına en dokunaklı ve de gerçek sözcükler İlyas Özgüven’den: “İzmir’in en güzel abisi Nedim Demirağ veda etti bize. Benim en güzel abim gitti öylece. Ne diyeyim, nasıl diyeyim gitti diye. İzmir’in bir rengi daha soldu. ‘Koca Arnavut’ diye seslendiği Ahmet Piriştina ile gülerler mi artık bize birlikte? Hayatımı yazıdan kazandım sayesinde. Nurlar içinde yat güzel abim. Koca yürekli, yufka yürekli dev adam. Hakkını ödeyemem. Yattığın yer incitmesin.”

TANIMAYANLAR BİLE SEVERDİ
Kafamdaki Nedim Demirağ’ı yazmış: “İzmir’in en güzel abisi...” Gerçekten de yalnızca 21 yıl Ege Temsilcisi olduğu Hürriyet’in değil, İzmir’in abisiydi o... Tanımayanlar bile mutlaka adını duymuş ve benimsemişti, “Nedim Abi” diye... “Nedim Bey” diyen de vardı doğal olarak. Ama benim, bizlerin abisiydi.

ADAM GİBİ DEĞİL, ADAMDI
21 yıl çalıştık birlikte. Çok şey paylaştık. Birlikte heyecanlandık, sevindik, güldük, gülümsedik, kahkaha attık... Güzellikleri paylaştık. Acıları, olumsuzlukları da... Öfkelendik bazen birlikte, bazen buğulandı gözler, yaş damladığı da oldu. Çok şey öğrendik ondan... Yöneticiydi, arkadaştı... Bir bakardık alçak gönüllü bir öğrenci olurdu gerektiğinde. Ama sonuç olarak, büyüklü, küçüklü herkesin abisiydi. Hani, “Adam gibi adam” denir ya, o değildi. Çünkü adamın hasıydı...

GURUR, HEYECAN GÜNLERİ

Yazının Devamını Oku

Suyumuzun tek damlasını bile çok dikkatli kullanmak şart

 MUSLUKTAN “Tısssss” gibi sinir bozucu bir ses gelmesini isteyen var mıdır? Mutlaka yoktur.

Salgın, deprem derken fırsat olmadı, sudan, kapımıza kadar gelen susuzluk tehlikesinden konuşalım. Tüm ülkede yağışlar barajları dolduramadı. Umudumuz yeni yağışlarda... Tabii ki sel, su baskını, heyelan gibi felaketlere neden olmamasını da diliyoruz. Malum, bu yıl ülke olarak yeterince olumsuzluk gördük, etkilerini de yaşıyoruz...

BARAJLARIN SON HALİ
“Suya dikkat” derken İzmir’e bir göz atalım... Barajların durumuna... Kaynak, 13 Kasım’daki İZSU verileri... İşte barajlardaki su miktarı ve doluluk oranları:
Tahtalı: 107 milyon 60 metreküp, yüzde 37.30. Balçova: 1 milyon 192 bin metreküp, yüzde 15.64. Gördes: 24 milyon 355 bin metreküp, yüzde 5.32. Ürkmez: 2 milyon 469 bin metreküp, yüzde 65.59. Güzelhisar: 66 milyon 561 bin metreküp, yüzde 46.42. Alaçatı Kutlu Aktaş: 2 milyon 346 bin metreküp, yüzde 14. 66.

GEÇEN YILIN RAKAMLARI

Yazının Devamını Oku

65 yaş üstüne 6 saat havalanmak yeter

“NE çektik bu 65 yaş ve üstünden yahu!” Herhalde böyle deniliyordu. Salgın belası geldiğinde bu yaş grubu tıkıldı evlerine. Balkonu, bahçesi olan şanslıydı. Olmayan pencerelere talimdi, bakılacak yer varsa. Ardından pazar günleri biraz hava almaları sağlandı. En son dışarı salıverildiler. Ama illa bir kısıtlama gerekti. Bu kez saat 10.00-20.00 arası dışarıda olma izni verildi. Haaa, marketlere de belirli saatlerde girebilirlerdi.


KISITLAMA KARARI
Ve bakıldı ki, virüs belası tırmanıyor. En önemli önlem hazırdı: 65 yaş üstünün 10.00-16.00 saatleri arasında dışarı çıkmasına izin var. Dışarıda 6 saat kalmaları yeterdi. Bazı iller daha tedbirliydi, çıkma saatini 11.00 olarak belirledi. Eeee tabii ya, 5 saat havalanmak elbette yeterdi de artardı bile...

AKLA GELEN SORULAR
Bu salgın belasını yayan 65 yaş ve üstü müdür? 10.00-16.00 saatleri arasında virüs onlara ilişmiyor mu? Virüs, bu yaş grubuna saat 16.00’dan ertesi gün 10.00’a kadar mı bela oluyor? 65 yaşı doldurmayanlar ay ve gün farkıyla mı tehlikeden kurtuluyor? Bu yaş grubu, izin verilen 5-6 saatte dışarı çıkınca yığılma olmaz mı? Diğer yaştakilerle daha fazla temas gerçekleşmez mi?

VALİ DE ÇOK ENDİŞELİ
Bölgemizde bu yaş grubuna kısıtlama geldi. İzmir, Denizli, Balıkesir, Çanakkale, Uşak, Aydın... Haaa, salgın açısından durum iç açıcı değil. Özellikle İzmir’de deprem sonrası hasta sayısı arttı. Çünkü can derdine düşenler, kısa süreli de olsa, önlemleri es geçti. Vali Yavuz Selim Köşger, son günlerde doğal olarak depreme yoğunlaştıklarını vurgulayıp, “Tüm dünyanın değişmeyen gündemi korona, İzmir’de de tırmanışta. Depremin olduğu günkü rakamlara kıyasen bugün iki katından fazla artış gerçekleşmiş durumda” diyordu.

ÇADIR KENTE MEKTUP

Yazının Devamını Oku

Deprem yaraları sarılırken salgın belasına aman dikkat

BÜYÜK Atatürk, ne de güzel vurgulamış, felaketlerden önce önlem alınması gerektiğini...


Gerçekten sonradan dövünmenin kimseye yararı yok. İzmir ve tüm yurdu yasa boğan deprem sonrasında, yaralar sarılmaya çalışılıyor. Evlerini yitirenler için Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı, “Bir Kira Bir Yuva” kampanyasına ilgi büyük. Bin konteynerlik kent kuruluyor. Yüzlerce ev depremzedelere açıldı. “Birlikten İzmir Doğar” kampanyası başarıyla sürüyor. Hep söylüyorum, bu çalışmalar siyasal malzeme konusu olmamalı, partiler üstü, “sen-ben” çekişmesiz yapılmalı. Çünkü hemen herkesin eli taşın altında... (Bu arada insanüstü çabalayanlar da görmezden gelinmemeli.)

TABİP ODASI RAPORU
Deprem kabusu, kısa süreli de olsa, korona salgını belasını biraz unutturdu gibi. Oysa hasta sayısı artıyor. İzmir Tabip Odası’nın, ‘Deprem Değerlendirme Raporu’nun ‘Kovid 19’ bölümünden özet:
“Deprem nedeniyle oluşan nüfus hareketi, geçici yerleşim yerlerinde barınma, kalabalık ortamlar, uygun olmayan yaşam koşulları, beslenmenin olumsuz etkilenmesi, hijyen olanaklarının yetersizliği, altyapı sorunları, fiziki mesafenin korunmasında, maske kullanımında ve sağlık hizmetlerinde aksamalar gibi faktörler, gerek Kovid-19, gerekse grip ve diğer solunum yolları hastalıklarının artışına neden olabilir. Bu durum Kovid-19 açısından ayrı risk ortaya çıkarmaktadır.

HES KODU KONTROLU ŞART
Depremin Kovid-19 vaka sayısında artış eğiliminin sürdüğü dönemde meydana gelmesi, Kovid-19 ve mevsimsel grip ve solunum yolları hastalıkları ile ilgili riskleri artırmakta, yenilerini ortaya çıkarmaktadır. Evi hasar gören ya da çeşitli nedenlerle evinde kalamayan Kovid-19 vaka ve temaslılarının bir kısmının geçici yerleşim alanlarında barınması, uygunsuz barınma koşulları nedeniyle vakaların ve temaslıların izinin kaybedilmesi riskini ortaya çıkarmıştır. İlçe sağlık müdürlüklerinin konuyla ilgili çalışmaları titizlikle sürse de, bu koşullarda vaka ve temaslıların izlenmesi ancak kişinin bilgi vermesiyle mümkün olabilecektir. Bu nedenle geçici yerleşim alanlarında HES kodu kontrolü kritik önem taşımaktadır.

BULAŞ RİSKİ ARTABİLİR

Yazının Devamını Oku

Çok fena sallandık canlarımız yandı

BİRİ “6.6” diyor, diğeri “6.9”. Dışarıdan gelen rakam: “7”. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın ertesi günüydü. Sokak bir anda doldu, evler boşaldı. Ayılanlar, bayılanlar, telefonlara sarılanlar. Siren sesleri geldi peş peşe. Camiden anons yapılıyor, “Aracınızla trafiğe çıkmayın. Yoğunluk yaratıp ambulans ve benzeri araçları engellemeyin, yolları tıkamayın” diye.

 

ÖYLE BİR SALLANDIK Kİ
“Geçmiş olsun” diye birbirlerine sarılanlar var. Gözler yaşlı. Kimi korku, kimi sevinç yaşları... Söylentiler yayılıyor. Kimi yakınlarıyla aracına doluşuyor, “Çeşme’ye/Urla’ya/Foça’ya, özetle yazlığa kaçıyoruz” diyor. Evet, 30 Ekim’di, cuma günü saat 14.51’de sallandık. Kim, “Ben korkmadım, etkilenmedim, hazırlıklıyım” diyorsa helal olsun!

BÖYLESİNİ YAŞAMADIM
Bunca yıllık yaşamımda böyle deprem yaşamadım. Sarsıntı ne zaman sona erecek diye bekledim. Korkmak ne kelime? Tırstım... Hani, “Yaşamım film şeridi gibi geçiverdi” denir ya... Ona bile fırsat bulamadım. Sarsıntı durunca karımla haberleştik. Bu gibi durumlarda ilk aşamada bencil oluyor insan, çocukların, yakınların iyilik haberlerini aldık, rahatladık. Sokağa indim ben de. Çok yararı olacakmış gibi. Her taraf bina.

ACININ MERKEZİ BAYRAKLI
Ve haberler, duyumlar... Felaketin merkezi Bayraklı. Yıkılan apartmanlar var. Can pazarı kurulmuş, acil yardım ve kurtarma ekipleri olabilecek hızla orada. Vali uyarıyor: “Uzman olmayanlar enkaza çıkmasın!” Sonradan Bakan Bey geliyor enkazın üstüne, bir görevliden telefonu alıyor, aşağıdaki Buse’yle konuşuyor. Hemen arkasında takım elbiseli, kravatlı bir görevli var.

PROF.’TAN İLGİNÇ YORUM

Yazının Devamını Oku

Deniz patlıcanı avının iptali istemiyle dava

 İZMİR Seferihisar ile Muğla Datça arasındaki deniz patlıcanı avı yasağı bugün sona eriyor.

Yarın başlayacak ve 1 Mayıs 2021’e kadar sürecek ava karşı Didim’de basın açıklamalarıyla başlatılan çalışmalar, CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi’nin soru önergesiyle TBMM’ye, şimdi de yargıya taşındı.


TEMİZLİK FABRİKASIDIR
Didim Sivil Gelişim Platformu çatısı altındaki Akbük Kültür ve Çevre Derneği (AKÇED), Didim Derneği, Didim Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneği, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın deniz patlıcanı avına olanak veren tebliğin iptali için dava açtı. Platform adına açıklama yapan Didim Derneği Başkanı Mehmet Soysalan, “Denizlerimizde yılda 150 ton kumu filtre ederek temizleyen deniz patlıcanı, bir temizlik fabrikası gibi doğada sağlıklı dengenin korunmasını sağlar” dedi.


KABUL EDİLEMEZ
Bakanlık tebliğiyle özellikle halkın yoğun olarak denize girdiği ve turistik tüm sahil kesimlerinde söz konusu canlıların avlanabileceğini belirten Soysalan, bu durumun Didim’in doğal değerlerinin korunması ve gelişimi adına kabul edilemeyeceğini bildirdi.


Yazının Devamını Oku

Aşı bahanesiyle uzaktan kumanda sağlık raporu

ŞÜKÜRLER olsun... Nasıl rahatladım, anlatamam... Kolay değil haa... Daha da ne olsun?

Devletten onaylı sağlıklıyım... Üstelik tıbbın ne denli ilerlediğini de öğrenmiş oldum… Ankara’da birileri vatandaşlık numarama bakarak beni uzaktan kumanda muayene etti, sağlık açısından riskli olmadığıma hükmetti... Daha da ne isteyeyim? Doktora gitmek, sıra beklemek yok. Telefonla bile bitiveriyor iş.

BAKANLIK YANIT VERİYOR
Neden mi söz ediyorum? Grip aşısından... Malum, grip aşısı olabilme şansını yakalamak için artık e-nabıza TC kimlik numaranızı giriyorsunuz, anında yanıt geliyor. Ben de niyetlendim, şöyle dediler: “Cumhurbaşkanlığı Genelgesi (2020/8) kapsamında bakanlığımızın belirlediği riskli kronik hastalığınız bulunmamaktadır...” Yani özetle, “Sen grip aşısı olamazsın” diyorlar... Ya da günah almayayım: “Grip aşısı olmana gerek yok, maşallah iyisin...”

UZAKTAN MUAYENE SÜRER Mİ?
Bugüne kadar hiçbir yıl grip aşısını aksatmadım... Bir süre ücretini ödedim, sonra aile hekimi reçetesiyle devlet ısmarladı aşıyı... İyi mi etmişim bilemiyorum. Bu yıl salgın belası da var... Hani doktorların çoğu, yaşa falan bakılmaksızın genelde grip aşısı olmayı öğütlüyorlar ya... Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı yolu izledim, sonuç: “Riskli değilsin...” Ne güzel, yine şükrediyorum... Ve düşünüyorum: “Bundan sonra da aile hekimi, hastane, doktora gitmek yerine e-nabıza girip şikayetimizi iletsek, bakanlık tanı koyup tedavi önerir mi? Reçete de yazarlar mı? Mümkün olursa ne mutlu bize...”

Yazının Devamını Oku

Barış içinde bir arada yaşamak ortak kaderimiz

“HAYAT Eve Sığar” (HES) kodunu göstererek girdik Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’ne. Konser, tiyatro oyunu izlemeye değil. Farklı bir etkinlik vardı:

“Başka bir hayat mümkün.” Peki neydi? İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in, “Aşkla 550 Gün” toplantısı. Bugüne değin yaptıklarını, hedeflerini, felsefesini anlattı. Belli ki çok çalışmıştı. Nitekim o gün öğleden sonrayı provada geçirmiş. Sahnede profesyonel gibiydi. Sunuma da emek verilmişti. Soyer konuştu, arada kenara çekildi, saz eşliğinde görüntüler geldi. Sonunda tüm bürokratlarını sahneye çağırdı, alkışladı.


BU DÜZEN KADERİMİZ DEĞİL
Altyapı, ulaşım, kentin dünya vizyonu gibi birçok konudan söz etti, her yerde göreceksiniz. Ben özet vereceğim. Önce, “İzmir’de başka bir hayat mümkün” başlıklı kitapçıktan: “Yaşadığımız adaletsiz ve eşit olmayan düzen, kaderimiz değil. Kaynakların adil paylaşıldığı, refahın tüm mahalle ve köylere yayıldığı, ‘Başka bir hayat mümkün!’ Her adımımızı bu düşünce ve kararlılıkla atıyor, içtenlikle ve şeffaflıkla İzmirlilerle paylaşıyoruz.


SALGINDA ‘BİZ VARIZ’ DEDİK
Koronavirüs döneminde, ‘Biz varız’ dedik. Tüm hemşehrilerimizi kucaklama hedefiyle, ‘Biz yaparız’ dedik. Tüm bu faaliyetler göreve geldiğimiz ilk günden beri amaçladığımız sosyal ve demokratik belediyecilik anlayışımızı pekiştirdi.”


Yazının Devamını Oku

Böyle politikacılar örnek alınmalı

BU haberi tekrar tekrar okudum.

Okuyamayanlar, gözden kaçıranlar için yineliyorum. Bir belediye başkanı, karşıt parti yöneticilerine çalışmalarını anlatıyor, 21 yıllık siyasal yaşamının en önemli günlerinden birini yaşadığını söylüyor. Karşıt siyasal partinin il başkan yardımcısı bu başkana övgüler yağdırıyor, “Partisi bu başkanla gurur duymalı” diyor. Ne güzel değil mi?
Efendim önce tarafları alkışlıyor ve haberi özetliyorum: Çiğli Belediye Başkanı CHP’li Utku Gümrükçü, AK Parti yetkililerine 500 günlük çalışmalarını anlatmış. Toplantıya AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı Ali Aslan, il yönetim kurulu üyeleri, Çiğli İlçe Başkanı Sedat Karatekin ve yönetimi, Çiğli Belediye Meclisi, Gençlik ve Kadın Kolları üyeleri katılmış.


SİYASETTE EN ÖNEMLİ GÜN
Başkan Gümrükçü, kurumsal ve mali yapının güçlendirilmesi, kentin marka değerinin yükseltilmesi, kadın, genç ve engellilere yönelik hizmetler, alt ve üst yapı çalışmaları ile salgın sürecindeki uygulamalar gibi konularda ayrıntılı bilgi vermiş. 21 yıllık siyasi hayatının en önemli günlerinden biri olduğunu vurgulamış Gümrükçü, devam etmiş:
“Göreve geldiğim ilk gün rozetimi çıkardım. Çiğlimizin önceliklerini her zaman siyaset üstü gördüm ve çalışmalarımı bu doğrultuda sürdürdüm. Hayata geçirdiğimiz hizmet ve projelerde katılımcı ve şeffaf yönetim anlayışını benimsedik. Kurumsal ve mali yapımızı güçlendirdik. Kentimizin tanınırlığını uluslararası seviyeye yükselttik. Kadın, genç, yaşlı ve engelli vatandaşlarımızın hayatlarına dokunan projeler geliştirdik. Sanata ve spora yatırım yaptık. Eğitime büyük destek verdik. Çalışmalarımıza devam ederek hep birlikte Çiğlimizi İzmir’in merkezi yapacağız.”


Yazının Devamını Oku

Esnaf salgın yüzünden gelecek korkusunda

GEÇEN ağustosta söz etmiştim.

İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, salgının üyeleri üzerindeki etkilerini, oluşan sorunları ve beklentilerle ilgili dosya hazırlamıştı. Başkan Zekeriya Mutlu, bu dosyayı açıkladı önceki gün. Esnaf ve sanatkarın işleri yüzde 83 oranında düşmüş, yüzde 20 istihdam kaybı yaşanmış.
Dosyada, bir bölüm esnafın işyerinin kapatıldığı, bir bölümünün çalışma alanlarının sınırlandırıldığı vurgulanmış, “Sosyal izolasyon nedeniyle işlerin azalmasından dolayı esnafımızın büyük çoğunluğu da işyerini açmamakta olup ticaret durma noktasına gelmiştir” denilmişti.

SAĞLIKÇIDAN SONRA BİZ
Esnaf ve sanatkarın mevcut sorunlarının, ödemeler (İşyeri kiraları, çalışan ücretleri, zamanı gelmiş çek ve senet, vergi, kredi, elektrik, doğalgaz, su vb.), tahsilat, hammadde tedariki, satış (talebin düşmesi) olarak sıralanan dosyada, “Dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan salgın, sağlık sektöründen sonra en çok esnaf ve sanatkara tehdit” görüşü dile getirilmiş, gelecekte yaşanabilecek sorunlar sıralanmıştı:

OLUMSUZ ETKİLENECEK
* İşten çıkartmalar artacaktır. * Bankalara ve piyasaya gerekli ödemeler yapılmadığından, nakit likidite sorunu artacaktır. * Sürecin devam etmesiyle işletme sermayesi güçlü olan az sayıdakiler dışında birçok işyeri kapanmak zorunda kalacaktır. * Turistik bölgelerde beklenen işlerin gerçekleşmemesi durumunda otel, pansiyon, ulaşım, hediyelik eşya satışı yapan işletmeler kapatmaya gidecektir. * İnşaat faaliyetlerinin azalması ya da durması bir çok esnaf ve sanatkarın işini olumsuz etkileyecektir. * Fuarların yapılamaması, başta imalatçı işletmeler olmak üzere birçok alandaki sektörel işbirliklerini ve ticareti olumsuz etkileyecektir.

İLAÇ OLACAK ÖNERİLER

Yazının Devamını Oku

Deniz patlıcanı avı TBMM gündeminde

  HABERİDENİZ patlıcanlarının av yasağı 31 Ekim’de sona eriyor. Ve konu sonunda TBMM gündemine de taşındı. Gelişmeleri şöyle bir özetleyelim: “Didim Sivil Gelişim Platformu basın açıklaması yaptı. Açıklamadaki görüşler şöyleydi:


‘Ağırlıklı olarak Uzakdoğu ülkelerinin tercih ettiği deniz patlıcanı avı, 1 Kasım’dan itibaren acımasız şekilde ve doğayı yok edercesine başlayacak. İzmir Karaabdullah Burnu, Muğla Datça Yarımadası, Çeşme, İskandil Burnu arasında kalan alanlarda yüzlerce (sadece Didim’e 400 tane gelecek) tekne ile bu vahşi avlanma başlayacaktır.


DENİZLER KİRLENECEK
Bu avlanma yasal izne bağlı yapılıyor. Ancak deniz patlıcanı avcılığının tamamen yasaklanması zorunludur. Avlanma sonucu yok edilmeleri bir doğa felaketi, denizlerimizde kirlenmeye neden olacaktır. Çünkü bir deniz patlıcanı yılda 50-200 ton deniz kumunu temizlemektedir. Bu nedenle şu adımlar atılmalıdır:
YASAK ZORUNLUDUR
* Deniz patlıcanlarının avlanması yasak canlılar arasına alınması zorunludur.

Yazının Devamını Oku

Kanada’nın altın arama iznini iptal edelim

 KANADA, yerli üretim insansız hava araçlarında kullanılan askeri malzemenin Türkiye’ye satışını durdurdu. Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, Kanada’nın tavrına yaptırımla yanıt verilmesini önerdi. İşte Gökhan’ın bu konudaki görüşüyle önerisi:


SÖZ BAŞKAN GÖKHAN’DA
“5 Ekim 2020 gecesi son dakika gelişmesi olarak gündeme düşen; ‘Kanada’nın Ermeni işgali altındaki Dağlık Karabağ bölgesinde devam eden çatışmalarda kullanıldığı iddiasıyla ülkesinin bazı teknolojiler için Türkiye’ye verdiği ihracat iznini geçici olarak durdurduğuna’ ilişkin haber son derece düşündürücüdür.


ZORUNLU VE HAKLI KARAR
Akıl ve vicdan sahibi hiçbir insan, hiçbir hukuk devleti, sivillerin öldürülmesine destek veremez ve sessiz kalamaz. 27 Eylül günü Ermenistan tarafından uluslararası hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen ateşkes ihlalini ve sivillerin ölümüne neden olan saldırıya karşı yurttaşlarını korumak için, Azerbaycan Meclisi’nin ‘savaş hali’ ilanı almakla zorunlu bir olduğu haklı bir karardır.


Yazının Devamını Oku

Dil Bayramı sonrası dilimize katkılar

 BELKİ çoğumuz farkında değiliz.

Geçen 26 Eylül Dil Bayramı’ydı. Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla 1932’de düzenlenen ‘Birinci Türk Dil Kurultayı’nın açılış günü, her yıl ‘Dil Bayramı’ olarak kutlanıyor. Yani bu yıl 88’nci yıldönümüydü. Atatürk, 2 Eylül 1930’da Prof. Sadri Maksudi (Arsal) Bey’in ‘Türk Dili İçin’ adlı kitabının iç kapağına, “Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır” diye yazmış.

ÖRNEKLERE BAKALIM
Dil Bayramı’nı anımsattıktan sonra gelelim bugünkü konumuza. Kendimizle ne denli övünsek azdır. Neden mi? Türkçe’ye, özellikle yazım dilimize katkılarımız yüzünden. Neler mi katmışız? Hemen örnekler veriyorum. Çoğunu duymuşsunuz ve kullanıyorsunuzdur belki. Duymadıysanız örneklere dikkatle bakın:

HER TELDEN VAR
“Fiçur ettiği... Yeni single’ı... 4’üncü single’ını... Yeni çalışmasının mix-mastering’ini... Ünlü fenomenler... Paranormal olaylar... Performans sergiledi... Anti fit beden... Her sabah wellness dersi verilmesi için... Scuba dalışı yaptığını söyleyen... Beach club’lar... Eni iyi sommelier yarışması... Manipüle edilmiş suni lezzetler... Rengarenk illüstrasyonlar... Lansman fiyatları... Catwalk sırasında... Ufak tefek ‘retouch’ler vardır... Photoshop’un dibine vurdum... Sevgiline WhatsApp’tan yazarsın bunları ama Instagram’da yazıyorsun... Drink almak... Styling’e dikkat... Off-road yaptı... Blueray ve DVD’leri... Happy hour’a katıldık... Startup’çılar... Cover’lanmış...”

DEVAM EDİYORUZ
Saymaya devam: “Haute couture elbiseler... Couture koleksiyonu... ‘Ragu’ fettuccive... Pesto soslu gnocchi... Showroom’un... Giter riff’leriyle ritim ve Groove yakalayan... Drum machine esintili... Analog synthesizer efektleri... Daha büyük dans becit’leri... Lime cheescake, passion fruit gibi çeşitler... Like etti/yaptı... En çok tweet alan hashtag... Shuttle araçlarıyla gelin... Workshop’u kaçırmayın... Ice latte caramel ile beyaz çikolatalı brownie... İki shot espresso... After party’e katıldım... Headliner gibi... Daha az cover... Toplantı set edelim... Sound’la yorumladık... Etik hacker’i... Startup... Influencer... (takımın coachu’na...) It girl’ler... Influencer’ler... Fine-dining... Vloggerlerin başarısı... Styling’in başarılı değil... Kendimi update ettim... Mentörlük... Podcast, entry’ler... İzolasyon, exit, printer, security, center, ambiyans, full, legal, full-time... Workshop, sturtup, influencer, hipster... Pandemi, filyasyon, entube...”

NASIL ZENGİNLİK AMA

Yazının Devamını Oku

Bu zor günlerde kimse aç kalmasın

BUGÜN iki güzel olaydan söz etmek istiyorum. Mutfak Girit’ten başlayayım... Alsancak’ın ünlü lezzet durağından... “Askıda Yemek” uygulaması başlattılar... “Huriş” diye anarım onu ben... Fazla da lafım yok... Söz Huriye Erman Öztin’de:

 

ÇORBA PARASI BİLE YOK
“28 Eylül 2020 tarihinden itibaren Mutfak Girit olarak askıda yemek uygulamasını başlattık. Dünyadaki ve ülkemizdeki pandemik süreçte pek çok kişi maddi, manevi zarar gördü ve süreç belirsiz. Birçok iş yeri kapandı. Pek çok işsiz ve iflas eden, bunu belli etmemeye çalışan insan var. Görüntüde senin benim gibi, fakat cebinde, cüzdanında çorba içecek parası olmayan insanlar biliyorum.

PAYLAŞMAYI UNUTMA
Biz Mutfak Girit olarak elimizden geldiğince hastalara, öğrencilere, kapımıza ‘yemek’ diye gelen herkese yardımcı oluyoruz. Amacımız, insanımıza benlik değil, birlik bilincini hatırlatmak, unutulmaya yüz tutan paylaşma ve bunu gizli yapma geleneğini yaşatmak için bir farkındalık yaratmak.

İHTİYACI OLANA YEMEK
Ülkemizde özellikle fırınlarda askıda ekmek olduğunu biliyorum. Ama her hangi bir lokantada buna rastlamadım. Örneğin, siz lokantanızda 50 liralık yemek yediniz ve kasada ‘askıda yemek’ yazısını gördünüz. Eğer isterseniz bize 50 değil, 70 lira ödüyorsunuz. Biz fark olan 20 lirayı askıda yemek tahtasına yazıyoruz. Orada biriken paralarla gelen ihtiyaç sahipleri yemek yiyebiliyor.

UMARIM YAYGINLAŞIR

Yazının Devamını Oku

Yanan orman alanlarına en az 50 yıl yapılaşma izni verilmesin

BİR süre önceki Çeşme, son olarak da Ayvalık’taki orman yangınları sonrası ortaya çıkan tabloyu görünce içim daraldı. Yaklaşık bir yıl önce Karabağlar’dan başlayıp, Menderes ve Seferihisar’a kadar giden yangın da geldi aklıma... Yangınlarla ilgili haberlere, verilen iddialı sözlere göz attım...

 


Öncelikle bu yangınları başta imar yoluyla rant sağlamak üzere kasıtlı çıkaranlar varsa, kendilerine en içten dileğim olarak, “Elleriniz kırılsın” der, en ağır şekilde cezalandırılmalarını umarım. İşin içine sabotaj giriyorsa, “Dilerim yapanın yanına kalmaz” umuduyla güvenlik güçlerine güvenimi sunarım. Ve mangal, sigara izmariti gibi nedenlerle yeşili karartanlara da, “Yuhhhhh, insaf, dikkat, keyfiniz batsın” diye seslenirim. Buca Belediye Başkanı Erhan Kılıç’ın, “İki saatlik keyif 20 yıla mal olmasın” sözünü anımsatırım.

BAKANLIK GENELGESİ
İçişleri Bakanlığı, bir süre önce orman yangınlarının önlenmesi için ek önlemler alınmasını içeren bir genelge yayınladı, çok da iyi etti. Genelgede özetle şu önlemler yer aldı:
* Ormanlık alanlarda yetkili kurumlarca belirlenmiş olan mangal/semaver/ateş yakılabilecek mesire yerleri ile tabiat parklarının, valilik ve kaymakamlıklarca vatandaşlarımıza duyurulması sağlanacak.
* Orman Kanunu’nun, ‘Ormanlarda izin verilen ve ocak yeri olarak belirlenen yerler dışında ateş yakmak yasaktır’ hükmü uyarınca, orman alanları içerisinde (yetkili kurumlarca belirlenmiş tescilli piknik ve mesire alanları hariç) mangal/semaver/ateş yakılmasına izin verilmeyecek, avcı ve çobanların ateş yakması önlenecek.

GİRİŞLERE KISITLAMA

Yazının Devamını Oku

Kadın dayanışmasına daha güçlü bir örnek

VE Ege’deki kadın dayanışması giderek güçleniyor.

34 dernek temsilcisi bir araya geldi, “Ege Kadın Dernekleri Federasyonu” kuruluşunu imzaladı. Söz, federasyon öncülerinden, Foça Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Nurgül Uçar Aktuğ’da:
“(Doğa Ana) hepimizin aklına kadını getirir. Ona ne kadar kötü davranılsa da vermekten vazgeçmeyen kadın ve de hem var, hem yok olan kadın. İzmir’in üçüncü kadın ve Menemen Seyrek Belediyesi kurucu - kapatıcı başkanı olma onurunu taşıyan ben; 11 yıl gazetecilik, 12 yıl belediye başkanlığının ardından kadın olmanın zorluklarının tecrübelerini kız kardeşlerimizle paylaşıp, savrulan ve güçlerinin farkına varma çabası içinde olan kadın derneklerimizle güçlerimizi birleştirip federasyon olma yolculuğuna karar verdik.

İNSAN HAKKI SORUNU
Kadınların yaşadığı sıkıntılar aslında kadın sorunu değil, insan hakkı sorunu olduğuna Ege Belediye Meclis Üyeleri Birliği Genel Başkanı ve İzmir Konfederasyonu Başkanı Yalçın Kocabıyık da inanarak, federasyonun oluşumunda ciddi çaba gösterdi. Ne de olsa kız dedesiydi. Sorumlu bir dede olarak kızının yolunu açmalıydı. İyi de oldu.

FAKATSIZ YARARLANMA
Kadın bakış açısını içine sindiren yol arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. Cumhuriyetimizin kuruluş ilkelerini kırmızı çizgilerimiz olarak alan federasyonumuzda, hedefimiz tüm kadınların sinerjisinden amasız, fakatsız ülke ve dünyanın faydalanması. 3 Nisan 1930’da ülkemizde kadınlar ilk kez belediye başkanı seçilme hakkına kavuştu. Dünyanın gelişmiş pek çok ülkesinden önce... Ve ülkemizin ilk kadın belediye başkanı Artvin Kılıçkaya beldesi belediye başkanı Sadiye Ardahan... Yıl 2020, 90 yıl geçmiş... Demokrat, çağdaş İzmir’de 90 yılda 13 kadın belediye başkanı seçmişiz.

TÜM EGE’DE TOPLAM 26

Yazının Devamını Oku

Sağlığımız onlara emanet değerlerini bilelim

SOSYAL medyada Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşın Zeytinoğlu’nun bu resmini gördüm.


 Virüs belasına, ölümlere, artan hasta sayısına dikkat çekmek, bu mücadelede yaşamlarına yitiren sağlık çalışanlarını anmaktı amaç: “Anıyoruz, ölüyoruz, tükeniyoruz...”

ÖNLEMLERİ UNUTMAYALIM
Bu salgın belasına yine değinmek, önlemlerin artarak sürmesini vurgulamak istedim yine. Çünkü bir gereksiz rahatlama söz konusu... Sağlık Bakanı bile hasta sayısının arttığını söylüyor, pek de iyimser tablo çizemiyor. En azından şimdilik... Efendim bildiklerimizi anımsayalım. Maskeyi, zorunlu mesafeyi ve de el, ağız, burun temizliğini unutmayacağız. Kalabalık yerlere girmeyeceğiz, dip dibe gelmekten kaçınacağız.

DİZİ VE YARIŞMALARA BAKSAK
Bunların gerçekleşmesi için elbette sıkı denetim ve uyarıların sürmesi gerek. Bu arada aklıma geldi. TV kanallarında çok izlenen diziler, yarışma programları var. Aralarda kamu spotları giriliyor... Peki, dizi ve yarışmalarda 3M’nin yararları (Maske, Mesafe, Musluk) dile getirilebilir mi?

HERKESE KOLAY GELSİN

Yazının Devamını Oku

Ege’nin Korona aşısı Mart 2021’de hazır

 “ŞU salgın belasıyla ilgili bilimsel çalışmalar ne aşamada” diye merak ettim.

Aşı konusunda çalışan 36 kişilik ekipte olan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Ana bilim Dalı Öğretim Üyesi, Aşı Bilim Derneği Başkanı Prof. Dr. Yüksel Gürüz’e sordum. Tabii ki söz onda: “Dünya genelinde bin kadar araştırma grubu Kovid-19 aşısını üretmek için çalışma yürütüyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), pek çok ülkede bu işi yapabileceğine inandığı grupların çabalarını yakından izliyor. 8 Eylül itibariyle klinik evrede toplam 34 aşı adayı mevcut. Ege Üniversitesi ARGEFAR bünyesine bağlı olarak yaptığımız DNA aşısının da içinde olduğu 145 ayrı çalışma, klinik evre öncesi denilen hayvan modeller üzerinde deneme aşaması veya öncesi durumda olan aşılar ciddiyetle izleniyor.

ÖNCE ARAŞTIRMA EVRESİ
Aşılar emek yoğun evreler içerir. İlk evre hedeflenen bir hastalık etkenine karşı bilgi toplanan, geçmiş yıllardan beri bu alanda yapılan çalışmaların derlendiği ve nasıl bir aşı geliştirilmesinin uygun olacağına karar verildiği, finansmanı için detaylı proje yazılıp TÜBİTAK veya benzer kuruluşlara destek için sunulduğu ‘ARAŞTIRMA EVRESİ’dir. Geçmiş yıllarda 2-4 yıl süren bu evre, salgın süreçlerinde ve bilgisayar teknolojisiyle aylarla ifade edilecek kadar kısalabilir.

GÖNÜLLÜLERE UYGULAMA
Bu aşamayı ‘KLİNİK ÖNCESİ’ evre izler. Doku/hücre kültüründe aday hazırlanır ve hayvan modellerinde uygulanacak aşı üretilir. Hayvan modelde aşının yan etkileri, antikor üretme kabiliyeti gibi çok önemli gelişmeler izlenir. Bu süreç de en az 2-3 ay sürer. Sonuçlar umut vericiyse ‘KLİNİK’ denilen ‘evreler başlar. 20- 80 gönüllü insanda oluşacak koruyuculuk tipi, koruyuculuğun ne kadar sürebileceği, tepkiler çok ayrıntılı izlenir. Sorun çıkmazsa daha geniş insan grupları aşılanır.

ETKİLER ÇOK SIKI İZLENİR
Risk altında olacak kişiler varsa, onlardan da bir çalışma grubu oluşturulur. Bu aşamaya yüzlerce gönüllü dahil olur. Aşının kaç dozda ve hangi yoldan yapılacağı bu evrede belli olur. Tabii aşının her türlü yan etkisi de bu evrede de sıkı izlenir. Ciddi sorun yaşanmazsa yeni evreye geçilir.

BÜYÜK GİZLİLİK İÇİNDE

Yazının Devamını Oku

Duygu sömürüsüne karşı dikkatli olun

“AMAN dikkat” diye başlıyorum bugün. Neye mi dikkat edeceğiz? Özellikle bu salgın belasını fırsat bilip gözünü iyilikseverlerin cüzdanlarına diken uyanıklara... Fazla da yorum yapmayayım, bazı haber ve uyarılardan örnekler vereyim... İlki Torbalı’dan:

 

BAŞKANVEKİLİNİ ARAMIŞ
Torbalı’da yaşayan işadamlarını arayan ve kendini belediye başkan sekreteri veya yardımcısı olarak tanıtanlar 100 çocuk giydireceklerini, bunun için destek istediklerini söylüyormuş. Ve bu kez Torbalı Belediye Başkanvekili Mithat Tekin’i aramış, ‘Belediye başkanımız sizinle görüşmek istiyor. Pandemi nedeniyle artan ihtiyaç sahiplerinin çocuklarını giydireceğiz, destek verir misiniz’ demiş. Bozuntuya vermeyen Tekin, kendisinin başkanvekili olduğunu söyleyince tabii ki telefon kapanmış.

BELEDİYE PARA İSTEMEZ
Daha önce de benzeri girişimler yaşandığı için belediyeden yine uyarış gelmiş: ‘Torbalı Belediyesi başkanlık sekreterinin, başkan yardımcılarının ve bazı daire müdürlerinin ismi kullanılarak Torbalı halkından yardım talebinde bulunulduğu konusunda bazı şikayetler aldık. Torbalı halkının yardım talebinde bulunan bu dolandırıcılara itibar etmemesi kamuoyuna saygı ile duyurulur.’ Belediye Başkanvekili Mithat Tekin de, ‘Böyle bir olay bana kadar ulaştıysa daha nice kişilere zarar vermiştir. Vatandaşlarımızı bu tür girişimlere karşı uyarıyoruz. Torbalı Belediyesi kimseyi arayıp para ya da yardım talebinde bulunmaz’ demiş.

Yazının Devamını Oku