Önlemlere devam edelim güzel günler uzak değil

SALGIN illeti, doğal olarak herkesin gündeminde ilk sırada. Gelişmeleri izliyor, “Kim ne dedi, önlemlere devam mı, aşılar yeterli mi” gibi konuları konuşup duruyoruz. Geçenlerde, sosyal medyada bir paylaşım dikkatimi çekti. Zaman zaman aşıyla ilgili görüşlerine yer vermiştim. Bu kez danışmıyorum, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi parazitoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Aşı Bilim Derneği Başkanı Prof. Dr. Yüksel Gürüz’den, biraz moral olsun diye, iletiyorum:


TEST SONUÇLARI OLUMLU GİBİ
“Ege Üniversitesi’nde her gün yapılan Kovid-19 PCR testlerinde eylül ayında görmeye başladığımız yüzde 37 gibi pozitiflik, kısıtlamalar sonrasında aralık ayı ortasında yüzde 20’lere, ocak ayı başında yüzde 14’lere, 18 Ocak 2021 itibariyle de yüzde 4 civarına geriledi. Aşılama ile taviz vermeden MASKE, MESAFE ve HİJYEN tedbirlerine devam edersek, güzel günler uzak değil.”
Nasıl, insanın en azından biraz rahatlayıp gülümsemesi geliyor değil mi? Daha da güzel gelişmeler duymayı diliyorum...

-----

BİR ÇAĞRI
‘Mekanlara HES
Esnafa NEFES’

BU salgın belası yüzünden özellikle yeme-içme sektöründe kapanan, çok zorda kalan işyerleri çaresiz. Sürekli yeniden açılma istekleri, formülleri duyuyoruz. Bu tür işyerlerinde aşıyla birlikte bir umut ışığı yandı gibi. Çalışanlarıyla, kendilerine ürün sağlayanlarla çok zorda kalan bu işyerleriyle ilgili bir haberi paylaşıyorum:

KAMPANYA BAŞLATILDI
“Pandemi önlemleri dolayısıyla müşterilerini ağırlayamayan esnaf, işçi çıkarmak, hatta masraflarını karşılayamadığı için kepenk kapatmak zorunda kaldı. Bunun sonucunda hizmet sektöründe büyük bir çoğunluk geçim sıkıntısı çekmeye başladı. Bu dönemde seslerini duyurmaya çalışan esnaf, sosyal yaşam ve mekan öneri platformlarından İzmir Mekan Rehberi’ne yüzlerce mail ve mesaj attı. İzmir Mekan Rehberi de bu seslenişe kayıtsız kalmayarak, ‘Mekanlara HES Esnafa NEFES’ kampanyasını hayata geçirdi.

BU KODLA GİRİLEBİLİR
Marka yetkilileri projeyi şöyle tanımlıyor: ‘HES (Hayat Eve Sığar) koduyla otobüslere, uçaklara, pazarlara, AVM’lere ve meydanlara girilebilirken tüm esnafımız mekanlara da bu kodla girilebileceğini savunuyor. Mekanlarda sosyal mesafeye uygun şekilde yerleştirilen masa ve sandalyeler otobüs, metro, uçak, pazar yerleri ve mağazalardaki mesafeden daha uzak.

BİRAZ RAHATLATMAK İÇİN
HES kodu ile bu alanlara girilebiliyorsa mekanların da HES kodu kullanarak hizmete başlayabilmesi ve işleri bozulan esnafımızın bir nebze olsun nefes alabilmesi için bu kampanyayı oluşturduk. Umarız bu kampanyamız yetkililer tarafından değerlendirilir ve esnafımız rahat bir nefes alır.’ Kampanya sosyal medyada, mekanlara, ‘HES esnafa NEFES’ etiketiyle paylaşılan postlar büyük ilgi gördü.”
Tabii ki son kararı, gelişmelere göre etkililer, yetkililer verecek. Tüm işyeri sahiplerine, işletmecilere, çalışanlara kolay gelsin!

-----

SÖZ
SİZİN

BİR DUYURU
Turizmciye: Fidanları
gönüllü sular mısınız

ÇEŞME Belediyesi, Alaçatı Turizm Derneği ile ağaç dikmeye başladı. Elbette Alaçatı için büyük kazanç. Dernek yönetimi, üyelerinden katkı istiyor:
“Köyiçi ağaçlandırma çalışmamızda Çeşme Belediyesi ile 20 arap yasemini ve 70 dut ağacı dikmiştik. Çeşme Belediyesi Parklar ve Bahçeler Müdürlüğü, ücretsiz 30 arap yasemini daha sağlayacaktır.

UYGUN OLURSA DEVAM
Sizden sadece sulama rica ediyoruz. Gönüllü üyelerimiz isimlerini dernek asistanımıza yazdırmalarını rica ederiz. Gönüllü listesi oluşturulduktan sonra kontrol edilip, uygun şartlar sağlanırsa dikim yapılacaktır, işbirliğimiz devam edecektir.”

-----

BİR UYARI
Izgaraları tıkamayalım
sıkıntı yaşamayalım

MANİSA Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü su taşkınlarının önüne geçebilmek için il genelindeki çalışmalarını sürdürüyor. Ekipler Akhisar’ın Ulucami Mahallesi’nde tıkalı olan yağmursuyu ızgaralarını temizledi, böylelikle bölgede olası su taşkınlarının önüne geçildi.

KÜLLERLE DİKKAT
Ulucami Mahallesi Muhtarı Nesime Şakrak, sosyal medyadan, hemşerilerine seslendi: “Yağmur suyu ve kanalizasyon hatlarından daha güzel, daha uzun süre verim alabilmek için çöp konteynerlerinin yanına soba küllerini boşaltırken ızgaraların üzerine gelmemesine dikkat edelim. Yağmurda küller ızgara aralarında betonlaşıp suyun akışına engel oluyor. Islak mendillerimizi de atmamaya özen gösterirsek sıkıntı yaşamamış oluruz.”

X

Mavi mavi masmavi...

SALGIN illeti sürerken aylardır beklenen oldu, olağan yaşama bir adım atıldı. Önce memleket virüs belasına yakalananların sayısına göre belirlenen risk oranlarına göre dört renge bölündü. Mavi (düşük), sarı (orta), turuncu (yüksek) ve kırmızı (çok yüksek) olarak adlandırıldı. Elbette tüm illerde hedef mavi boncuğu takıp bir daha çıkarmamak. İlk aşamada kırmızılar turuncuya, turuncular sarıya, sarılar da maviye dönüşmeye çabalayacak. Ama dedim ya son hedef mavi.



RENKLERE GÖRE İLLER
Bizim bölgede düşük riskli (mavi) tek il Uşak. Orta riskli (sarı) illerse Manisa, Aydın, Denizli. Yüksek riskli (turuncu) İzmir, Çanakkale, Muğla ve çok yüksek riskli (kırmızı) Balıkesir. Olağan yaşama ilk adımı bekleyenlerin başında yeme-içme sektörü geliyordu. Kısıtlamaların gevşetildiği yerlerde yeme-içme yerleri yüzde 50 kapasiteyle, 07.00-19.00 saatleri arasında, gelenlere HES kodu sorularak, ateş ölçülerek hizmet verecek. Mavi ve sarıda hafta sonları da bu yerler açık.
KURALLARA UYMALIYIZ
Elbette işletmecilerin de, bu yerlerin açılmasını dört gözle bekleyenlerin de çok dikkatli olması gerek. Özelikle 3M’ye (maske, mesafe, musluk) ve diğer kurallara özenle uymalı herkes. Bir yeme-içme yerinin sürekli müşterileri girişte HES kodu sorulduğunda, “Bize de mi HES” dememeli örneğin.
FATURASI AĞIR OLUR

Yazının Devamını Oku

Turizme farklı bir yaklaşım projesi

İZMİR’de turizme katkı sağlayacak, Kemeraltı odaklı bir çalışma başlatılıyor. Konuya ilişkin aldığım notu, özetleyerek paylaşıyorum:

 

 

“İzmir’in kültürel zenginliği içerisinde Yahudi mirasının korunmasına yönelik olarak İzmir Musevi Cemaati Vakfı’nca hazırlanan ‘İzmir Jewish Heritage Projesi’ başladı. Avrupa Birliği Komisyonu’nun finanse ettiği projeye Kentimiz İzmir Derneği de ortak.
DÜNYADA ÖRNEĞİ YOK
Proje kapsamında 36 ay boyunca İzmir’deki Yahudi kültür mirasının korunması ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik pek çok faaliyet hayata geçirilecek. Proje ile;
* İzmir Tarihi Kent Merkezi Havralar Bölgesi’nde 17’nci yüzyılda yapılmış, ancak metruk haldeki Hevra ve Foresteros sinagoglarının restorasyon projeleri hazırlanacak. Aynı avluya bakan dört havra kompleksinin birer parçası olmaları özelliğiyle bu sinagogların dünyada örneği bulunmuyor.
* Bu sinagoglar kompleksinin Türkiye ve dünyada bir kültür mirası, turizm ve kültürler arası diyalog merkezi olarak tanınması için çalışmalar yapılacak.

Yazının Devamını Oku

Çok yoruldu çok gençlik aşısı gerek

İZMİR’de Mustafa Kemal Sahil Bulvarı’nın süslerindendir. Tırmanır, ortasına gelir, gelen giden araçlara, çevreye, iskeleye yanaşan vapurlara, denize bakabilirsiniz. Ya da hiç durmadan karşıya geçmek için kullanır, geçer gidersiniz. Geçenler biraz çoksa, şöyle bir yaylanır, ilk kez başınıza geliyorsa, içinizin ürpermesine engel olamazsınız. İki ucunda da motosikletlerin geçemeyeceği uyarıları vardır, ama güvenmeyin. Zaman zaman motosiklet yolu olarak kullananlar vardır, dikkatli olun...



COŞKUNUN ADRESİ OLDU
Bir de çok önemli işlevi vardır. 14 Haziran’ların, yani Göztepe’nin kuruluş yıldönümlerinin, simgesidir. Salgın illeti öncesinde taraftar, flama ve meşalelerle bütünleşir onun üstünde. Coşku sahnelenir orada, en güzel fotoğraflar, görüntülerin adresidir. Ve de unutulmaz Hıdrellez kutlamalarının.

SAHİL-KARA BAĞLANTISI
Nereden söz ettiğimi anladınız siz... “Göztepe Köprüsü” diye bilinen, “Göztepe Şehit Kerem Oğuz Erbay Üst Geçidi” konumuz. Göztepe İskelesi’nin kubbesiyle bütünleşmiştir... Yayalara, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı’nın sahiliyle kara tarafının, araç trafiğine takılmadan güvenli geçişini sağlar. Şimdi tramvay durağı da var iki yanında... Gerçi üst geçit yerine, kendilerini araçların arasına atıp karşıya geçmeye çabalayanları da her zaman görürüz.

SÖZ GÜZELYALI MUHTARI’NDA

Yazının Devamını Oku

‘Çocuklar okusun’ dediler şimdi kitap bulaştırıyorlar

ŞUBAT başında İzmir’deki sel sonrası, “O selin yarasını kitapla saralım” demiştim: “İzmir’deki son sel, gazeteci İbrahim Irmak’ı da vurdu. Haber Hürriyeti Gazetesi’ni su bastı, büyük zarar oluştu. Irmak, kaybettiği oğlunun anısına kurulan kütüphaneler için toplanan kitapların zarar görmesine kahroldu. Çağlayan Irmak adına 12 kütüphane kuruldu, sırada iki tane daha vardı. İbrahim Irmak, ‘Orada çok çok kıymetli kitaplar vardı... Yaklaşık 7 bin kitabı yeniden nasıl sağlarım şimdi’ diyor. Ve benden çağrı: “Haydi kitap bağışına...”

 

ÇOK DEĞERLİ BİR NOT ALDIM
Bu yazıdan sonra ünlü spor insanı, gazeteci-yazar, Futbol Federasyonu eski başkanlarından Kemal Ulusu’dan çok değerli bir not aldım:
“Atatürk’ün kütüphanecisinin oğlu olarak ben de bir kitap ve kütüphane sevdalısıyım. Selçuk’tan Emine Bekdemir hanımefendi, hiç tanışmadığımız halde, ‘Atatürk’ün Yanı Başında’ kitabımı okuyup, rahmetli babacığım Nuri Ulusu adına kütüphane oluşturunca dostluğumuz başladı. Açtıkları kütüphanelere, çevremi de devreye sokarak kitaplar yollatmaya başladım ve bu destek gittikçe de büyüyor.”

BEŞ YIL ÖNCE ÇAKILDI KIVILCIM
Ulusu, notunda bu çabaya destek de isteyince, Bekdemir’le iletişim kurdum ve söz onda:
“Çocuklarımızla Okuyoruz Kitap Kulübü, 2016 Ocak ayında çoğunluğu öğretmen olan bir grup anne tarafından, çocukları ile aynı yazarın kitaplarını okuyup, birlikte yazarı ile kitabı konuşma, tartışma atölyeleri düzenleyerek geleceğe güzel anılarla hakim olmak amacıyla kurulmuştur.

AMAÇ İYİ OKUYUCU OLMAKTI

Yazının Devamını Oku

Kadınca dayanışma esnafı gülümsetti

CHP Güzelbahçe İlçe Başkanlığı, bir süre önce, “Bugün yemek yapmıyorum. Esnafa sipariş veriyorum” adıyla bir kampanya gerçekleştirdi. Kadınlar, “Bugün yemek yapmıyorum. Destek için yemeğimizi Güzelbahçeli esnaftan sipariş ediyorum” dedikleri videoları sosyal medyada paylaştı. “Esnafa destek ol” başlıklı paylaşımlar da beğenildi.


NEFES ALDIRMA İNANCIYLA
“Yemek yapmıyorum, esnafı destekliyorum” diyerek kampanyadan söz etmiş, CHP İlçe Başkanı Çağlayan Bilgen’in görüşlerini iletmiştim:
“Örgüt olarak böyle bir kampanyayla soruna dikkat çektik. Esnafımıza el vererek umut olduk, yaşama sevinci kattık. Çünkü pek çok esnafımız özellikle restoran ve lokantalar, oturarak yemek yasak olduğu için ‘gel al, al götür’ veya telefonla siparişlerle ayakta durmaya çalışıyor. Örgütümüzün başlattığı bu kampanyanın esnafımıza nefes aldıracağına inanıyoruz.”

SİPARİŞLER YÜZDE 40-60 ARTTI
Başkan Bilgen’e, 10 gün olarak planlanan, ancak ilgi görünce 5 gün uzatılan kampanya ile ilgili izlenimini sordum, işte yanıt:
“Kampanya boyunca sosyal medya ve gruplarda paylaşım yapıldı. 15 günde yaklaşık 300 bin kişi ile etkileşim sağlandı. (Güzelbahçe ve çevre ilçeler) Nitekim Güzelbahçe Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Osman Afacan ile yaptığımız görüşmede esnafın memnuniyetini dile getirdi ve kampanya boyunca paket servis siparişlerinde yüzde 40 ile 60 arasında artış olduğunu ifade etti.

ÖNEMLİ ÖLÇÜDE BAŞARILI OLDUK

Yazının Devamını Oku

Seyyarın derdi huzurlu ekmek

AÇIK söyleyeyim, geçen yıl ilk kez duydum... 14 Kasım Dünya Sokak Satıcıları Günü’ymüş, 2012’den beri kutlanırmış. Ve altı ay önce kurulmuş olan İzmir Seyyar Satıcılar Derneği Başkanı Evren Laçin, bu özel gün dolayısıyla bir açıklama yapmıştı. İzmir’deki seyyar satıcılara düşman gibi yaklaşılmaması gerektiğini vurgulamış, bazı istekler sıralamış:

 


İNSAN ONURUNA YARAŞSIN
* İnsan onuruna yaraşır çalışma hakkının seyyar esnafa da tanınması. Çalışma yerlerimizi ve koşullarını belirleyelim ki, kent yaşamında hak ettiğimiz yeri alalım.
* Seyyar esnaf olarak kendi odalarımızı, kendi birliklerimizi tüm Türkiye’de kurmak.
* Hurdacısı, atık toplayanı, simitçisi, baloncusu, seyyar manavıyla tüm sokak çalışanlarına sosyal güvence.
* Çocuklar başta olmak üzere, tüm sokak çalışanları için durumlarına uygun eğitim programları.

Yazının Devamını Oku

Güzel havalar mı bozuyor bizi acaba

BİR süredir hafta sonları kısıtlamalar var.

Cuma akşamından başlıyor. Cumartesi ve pazar günleri sokağa çıkmak yasak. Ancak bakkal, market, çiçekçi gibi yerler 10.00-17.00 arasında açık. Ve de gereksinimi olanların kendilerine en yakın yerlerden alışveriş yapmalarına izin veriliyor. Ancak araç kullanmamak koşuluyla. 65 yaş ve üstü, 20 yaş ve altı ise bu ayrıcalıktan da yararlanamıyor. Buraya kadar her şey güzel. Kural koyulmuş, uymak gerek.
DIŞARI ÇIKAN ÇIKANA
Ama son hafta sonlarında sosyal medyaya düşen görüntülerde, alışveriş bahanesiyle sokağa çıkanların, açık havada olabildiğince kaldığı görülüyor. Sanki, olağan günlerden daha kalabalık gibi bazı gözde yerler. Yarasın, sağlık olsun. Ancak kurallara uyup da evde kalanlar da bozuluyor gibi buna... Gerçi güvenlik güçleri de ellerinden geldiğince, birer alışveriş torbasıyla gezinenleri uyarıyor, evlerine dönmeye çağırıyor, gerektiğinde ceza yazıyor.
BU HAFTA SONU ANLARIZ
Neyse bu tablonun, son haftalardaki bahar havalarından kaynaklandığını varsayalım. Ne yapsın insanlar, güzel hava çağırıyor dışarı. Bakalım bu hafta sonu ne olacak. Malum bugün, yarın ısı düşecek yağış bekleniyor. Bakalım yine dışarı akın olacak mı? Olmazsa anlayacağız meseleyi: İnsanları o güzel havalar bozuyor. Hava biraz mevsim normaline dönünce sorun kalmıyor. İyi hafta sonları...

-----

BİRİ UMUTLU BİRİ MUTLU

Nüfus arttı, ama

Yazının Devamını Oku

‘Aydınlanma yolu’ için haydi kitap bağışına

ŞUBAT ayına İzmir’de deprem ve selle girdik ya... Özellikle sel öncesine bir bakalım. Günlerdir kuraklık kabusu yaşıyorduk. Barajlarda suyun giderek yetersiz kaldığından yakınıyorduk. Herkes fikir üretiyordu, “su tasarrufu yapalım” çağrıları, erken de olsa başlamıştı. Ve 1 Şubat’la gelen şiddetli yağmur... İzmir’i felç etti. Bir aylık yağmurdan daha fazlası, bir gecede yağıverdi. Güzelyalı’da metrekareye 126 kilogram yağmur düşmüştü. 2 Şubat’ta sel yapacağını yapmıştı, çoğu her yer sular altındaydı.

 

 


BİR DOKUN BİN AH İŞİT
Afetten büyük zarar görenlerden birisi de, yıllardır birlikte çalıştığımız gazeteci İbrahim Irmak’tı. Arkadaşım Irmak’ın Haber Hürriyeti Gazetesi’nin ofisi ve deposu da aşırı yağmurdan payını almıştı. Fotoğraflarını görünce aradım hemen, “Geçmiş olsun ibo’m” dedim. Sesi titriyordu, “Bir dokun, bin ah işit” kıvamında anlattı:
HER ŞEYİMİZ YÜZÜYORDU
“Şiddetli yağmurla gelen sular, sel olup bizi de vurdu. Karabağlar Üçkuyular’daki 9 Sokak’tan inen sular, 11/2 Sokak’taki Hayal Apartmanı’nın istinat duvarını yıktı. www.haberhurriyeti.com Gazetesi’nin ofisi ve kitap deposunun bulunduğu zemin kata su doldu. Depo ve ofisimizdeki 7 bine yakın kitap, dergi, gazete, dosyalarımız, bilgisayarlardan televizyona kadar tüm elektronik eşyamız bele kadar yükselen suların altında kaldı.

Yazının Devamını Oku

CHP için tarım her zaman çok önemli

GEÇENLERDE konu edinmiştim: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, ‘İzmir Tarımı’ modelini açıkladı. CHP Milletvekili Atila Sertel de bu modeli AK Partili belediyelerin de uygulaması gerektiğini savundu. Benim de kafama bazı sorular takıldı: ‘CHP Genel Merkezi, İzmir Tarımı’nı benimsedi mi? Bu model bir parti politikası haline gelir mi? Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, herhangi bir yorumda bulundu mu?’


DÜN-BUGÜN-YARIN VAZGEÇİLMEZ
CHP Bursa Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Orhan Sarıbal’dan, “CHP Genel Merkezi İzmir Tarımı’nı Sevdi mi” başlıklı yazıyı okuduğunu bildiren bir ileti aldım: “Duyarlılığınız, tarıma verdiğiniz önem için teşekkür ederim. Öncelikle, bildiğiniz gibi pandemi ile gıdanın ve buna bağlı olarak da tarımın önemi bir kez daha ortaya çıktı. CHP olarak bizim için ise tarım dün de önemliydi, bugün de, yarın da önemli, stratejik ve vazgeçilmez bir sektör.
BELEDİYELERİMİZ DESTEK VERİYOR
İzmir Büyükşehir Belediyemizin Sayın Aziz Kocaoğlu ile başlayan, şimdi de Sayın Tunç Soyer ile devam eden tarım sektörüne yönelik çalışmaları takip ediyor ve gereken katkıyı sunmaya çalışıyoruz. Amacımız, küçük aile çiftçiliğini kooperatifçilik üzerinden destekleyerek, insanlarımızın sağlıklı gıdaya ulaşmasını sağlamaktır. İzmir Büyükşehir gibi diğer belediyelerimiz de tarıma gereken önemi vermekte ve birbirlerine destek vermektedirler.
GENEL BAŞKANIN ÖZEL İLGİ ALANI
Tarım, Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun da özel ilgi alanlarından biri olup, belediyelerimizin çalışmalarını yakından takip etmektedir. Tarım sektörüne verilecek her türlü destek, çiftçimize, dolaylı olarak da ülkemize verilen destektir. CHP olarak çiftçimizin alın terinin karşılığını alması için mücadele ettik ve ediyoruz. Bu bağlamda da başta İzmir Büyükşehir Belediyemiz olmak üzere çiftçimize destek olan bütün belediyelerimizin yanında olduğumuzu bilmenizi isterim.”

Yazının Devamını Oku

Gidecek yazlığı olmayan depremden nasıl kaçsın

TARİFSİZ duygular içindeyim. Çok korkmalı mıyım, yoksa içim rahatlamalı mı bilemiyorum... Neden mi böyleyim? Anlatayım, umarım hak verirsiniz. İzmir, bilindiği gibi, yeni haftaya ve de yeni aya sarsılarak girdi. Merkezi Karaburun açıkları olmak üzere, en büyüğü 5.1 şiddetinde olmak üzere art arda depremler oluştu. Şükürler olsun, can ve mal kaybı yaşanmadı, yaralanan olmadı. Herkese geçmiş olsun.


AKILLARA 30 EKİM GELDİ
Sarsıntılar, doğal olarak İzmir’de hemen herkesin aklına 30 Ekim’de yıkımlara neden olan ve 118 can alan deprem geldi. Bir kez daha asla yaşanmasını istemediğim, ancak kolay kolay da unutamadığım o depremi düşündüm ben de, “Şükür bu kez ucuz atlattık” dedim. Ama bu rahatlığım çok da uzun sürmedi. Çünkü uzmanlar, pazartesi sabahki depremleri yorumlamaya başladı. Onlardan birisi de, yorumuna güvenilen ve ne diyeceği merakla beklenen Prof. Dr. Ahmet Ercan’dı, özetleyeyim:


KORKUTMAK İSTEMİYOR DA
“Deprem fırtınası gibi bir olay var. Bu hiç iyiye işaret değil” demiş ve sürdürmüş: “5.1’lik depremin artçısı 4.8 olmaz. Oradaki gerginlik boşalımı sürecek demektir. Şu anda deprem fırtınası gibi bir olay var. Bu hiç iyiye işaret değil... Ben İzmirlileri korkutmak istemiyorum ama uyarmak istiyorum. Havalar güzel, İzmirliler yazlıklarına gitsinler. Karaburun’da bir yıkım olmasını falan beklemiyorum. Yıkım gücü 5.1’lik depremin şiddeti, Karaburun’da 3’tür. Oraları çok sağlam...”

YAPACAK BİR ŞEY DE YOK

Yazının Devamını Oku

Evde yemek yapmıyorum esnafa destek veriyorum

BU salgın belasında yeme-içmeyle uğraşanların işi de zor. İşyerleri uzun süredir kapalı, yalnızca “Gel al götür” ve paket siparişleriyle ayakta kalmaya çalışıyorlar. Bu ortamda CHP Güzelbahçe İlçe Başkanlığı, salgın yüzünden zorda olan bu esnafa destek için kampanya başlatmış. Belediye Başkanı Mustafa İnce’nin eşi Nilüfer İnce ve İlçe Başkanı Çağlayan Bilgen’in eşi Güler Bilgen’le partili kadınlar, “Bugün yemek yapmıyorum. Destek için yemeğimizi Güzelbahçeli esnaftan sipariş ediyorum” dedikleri videoları sosyal medyada paylaşıp, esnaftan yemek istemiş. “Esnafa destek ol” başlıklı paylaşımlar beğenilmiş.

 


NEFES OLACAĞINA İNANIYORUZ
İlçe Başkanı Çağlayan Bilgen, farkındalık yaratıp sorunu gündemde tutmayı ve esnafa destek olmayı amaçladıklarını vurgulamış:
“Ekonomik durumu iyi olan vatandaşlarımız, zaten esnafa yemek siparişi veriyor. Örgüt olarak böyle bir kampanyayla soruna dikkat çektik. Esnafımıza el vererek, umut olduk, yaşama sevinci kattık. Çünkü pek çok esnafımız özellikle restoran ve lokantalar, oturarak yemek yasak olduğu için ‘gel al, al götür’ veya telefonla siparişlerle ayakta durmaya çalışıyor. Örgütümüzün başlattığı bu kampanyanın esnafımıza nefes aldıracağına inanıyoruz.”
GİRİŞİM ÖRNEK ALINABİLİR
Gazeteci Çağlayan Bilgen, medyada yer alan kampanyanın esnafa katkısını daha sonra açıklar belki. Bu kampanyanın kapsamı için eskilerin deyimiyle, “Deryada bir maşrapa su” denilebilir. Yani: “Denizde bir bardak su.” Genele bakıldığında önemsemeyenler de olabilir. Ama bir kıvılcımdan da kimseye zarar gelmez. Dileyen örnek alıp geliştirebilir. Elbette herkes yemek siparişi veremeyebilir. Ancak olanağı olanlar için de bir dayanışma yoludur.

Yazının Devamını Oku

CHP Genel Merkezi İzmir Tarımı’nı sevdi mi?

İZMİR Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “İzmir Tarımı” modelini geçenlerde Ödemiş’te açıkladı, ülkeye örnek olacağını vurguladı. Modelin özelliklerinden, “Herkesin karnın doysun tarımı” başlığıyla söz etmiş, “Evet, nerede yaşarsak yaşayalım, karnımızı doyurmak zorundayız. Elbette güvenli, uygun fiyatlı gıdayla. Ve bunun için üreticiyi de, tüketiciye de hoşnut edecek tarım gerek” demiştim. Soyer, 28 tarımsal kooperatifle 338 milyon liralık ürün alımı öngören sözleşme imzaladı.


SERTEL: KIRSAL KALKINMA İÇİN
CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, İzmir modelini AK Parti’li belediyelerin de uygulamaya başlaması gerektiğini savundu: “Bu model Türkiye’ye örnek olmalı. Yerelde AKP’li belediyeler de kendi bölgelerindeki çiftçiyi desteklemeli. Kırsal kalkınma ancak bu şekilde olur. Köyden kente göç de bu şekilde önlenir. Türkiye’deki tüm belediyeler tarıma destek versin.”

PARTİ POLİTİKASI OLUR MU
Sertel’in bu çağrısına AK Parti’den yanıt gelir mi, gelmez mi, bilemem elbette. Gerçi modelle ilgili bazı eleştiriler ile getirildi. Ben de kafama takılan bazı soruları da paylaşmak isterim:
“CHP Genel Merkezi, İzmir Tarımı modelini benimsemiş midir? Bu model bir parti politikası haline getirilecek midir? Bu modelle ilgili olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden ayrıntılı rapor, bilgi gibi çalışma istenmiş midir? Sonuç olarak CHP’nin genel yönetiminin, ‘Başka bir tarım mümkün’ ilkesiyle şekillenen İzmir’in bu modeline yaklaşımı nedir? Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, herhangi bir yorumda bulunmuş mudur?”
Dedim ya, ben her kesimi mutlu edecek tarım modelinin başarılı olmasını isterim... Bu sorular sadece kafama takılıverdi. Herkese kolay gelsin!

-----

Yazının Devamını Oku

Herkesin karnı doysun tarımı

ZORLU salgın sürecinde, maske, mesafe, temizlik ve aşıdan sonra en çok konuşulan konu gıda. Elbette ilk kural karın doyurmak. Gıdadan yola çıkarak tarımın ne denli önemli olduğunu bir kez daha anladık. Belediyelerin görevlerine insanları aç bırakmamak, doyurmak da eklendi. Nitekim salgın günleri, yıkımlara ve can kayıplarına yol açan depremde bunun önemi görüldü.


ÖNEMİNİ HERKES ANLADI
Yetkili ağızlar da konunun önemini vurguladı... Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Koronavirüs ile tarımın ne kadar önemli olduğunu sadece bizler değil, diğer ülkeler de anlamış durumda. Hatta bizim ihracatımızda artı veren tek ihracat kalemi tarımdır. Bu açıdan gelecekte tarıma daha çok önem vermemiz gerekir” demiş.

ÜRETİM DÜŞÜK FİYAT YÜKSEK
Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, tarımın en önemli sektörlerin başında geldiğini vurgulamış ve bir tablo çizmiş:
“Tarımsal üretimde çok belirgin bir istikrarsızlık söz konusudur. Tarım ürünleri fiyatları oldukça yüksek oranda dalgalanmaktadır. Önemli miktarda tarım arazisinin işlenmediği ve kullanılmadığı görülmektedir. Bu gelişmeler tarımsal üretimin düşük kalmasına, tarım ürünleri fiyatlarında yüksek artışlara neden olmaktadır.”

SÖZLEŞMELİ MODEL ÖNERİSİ

Yazının Devamını Oku

Engellinin yerine park edenin cezası engelliye harcansın

CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, TBMM Başkanlığı’na engellilerle ilgili bir yasa önerisini sunmuş. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öneren Kılıç, engellilerin yaşamda birçok zorlukla karşılaştığını vurgulamış:


“Engelli bireyler, birçok insanın varlığına alıştığı ve kolaylıkla ulaşabildiği sağlık, eğitim, istihdam, ulaşım ve bilgi edinme gibi hizmetlere erişimde bariyerlerle karşılaşmaktadırlar. Bu nedenle de onların toplum ve devlet tarafından desteklenmeye ihtiyaçları vardır.

DESTEK ALMALARI ŞART
Araştırmalar, dünyanın her yerinde engellilerin çok büyük çoğunluğunun toplumun yoksul kesiminden oluştuğunu ve yoksulluk içinde yaşadıklarını göstermektedir. Ülkemizde de engelli vatandaşlarımızın büyük kesimi açlık sınırının altında yaşamaktadır. Temel insani ihtiyaçlarını gideremeyen bireylerin engelden kaynaklanan bakımının yanı sıra sağlık ve sosyal sorunlarının üstesinden gelmesi de zordur. Bu da engelli bireyin kendisinin ve ailesinin giderlerini karşılamada destek alması gerçeğini ortaya koymaktadır.”

AKÜLÜ ARABA OLABİLİR
Kılıç, “Karayolları Trafik Kanunu’na göre taşıt yolu üzerinde aracını park eden kişi 132 lira ceza ödemektedir. Ancak aracını engelli yerine park ettiği zaman bu ceza ikiye katlanarak 264 lira olmaktadır” demiş. Kılıç, yasa önerisiyle, bu özel yerlere araç park edenlerin ödedikleri cezalardan elde edilecek gelirin engellilerin başta akülü araba olmak üzere benzeri ihtiyaçları için kullanılmasının amaçlandığını bildirmiş.
Bu öneri TBMM’de kabul edilip yasalaşırsa engellilere bir kaynak yaratılmış ve de o cezalar yerini bulmuş olur sanki... (264 liralık ceza artmış da olabilir)

-----

Yazının Devamını Oku

Suda tartışmayı bırakalım verimli kullanıma bakalım

BU ara sıkça konuşuyoruz ya, “Yağışlar yeterli değil”, “Kuraklık tehlikesi var”, “Son şiddetli yağışın yararı oldu mu?” Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü’nden Prof. Dr. Doğan Yaşar, su ve iklim konusunda ilk akla gelen uzmanlardandır. “Su” diye sordum, işte görüşleri:


“Su, yaşamın temelini oluşturduğu için tarih boyunca ülkelerin ve kentlerin ileriye dönük politikalarında birinci faktör olmuştur. Su, tarım ve balıkçılık gibi yaşamın temel faktörlerinin kontrolü, enerji için vazgeçilmez olması, yaşam açısından sürekli ve detaylı çalışılması gereken en önemli bilim dallarından biri haline gelmiştir.

SIKINTILAR BEKLENİYOR
Su ile başlayan bir sıkıntı, zincirleme olarak diğer alanlarda da kendini gösterecektir. 2020’li yıllardan sonra öngörülen ciddi boyutlardaki ‘mini soğuma’ dönemine girilmesi sonucunda oluşacak kuraklık nedeniyle su açısından büyük sıkıntılar beklenmektedir. Bu durumda ülkelerin yerüstü ve yeraltı su kaynaklarının, stratejik önemi olacaktır.

CANIMIZI ÇOK ACITIYOR
İklimler ya küresel ısınmada (yağmur çağı) ya da soğumada (kuraklık çağı) olur. Yani iklim krizi değil, iklimlerin neden olduğu krizler vardır. Son 20 yılda 2008, 2013 ve 2017 dışında yağışlar ortalamaların üzerindeydi. Ancak her kuraklık, artık canımızı daha çok acıtıyor. Çünkü nüfusumuz patladı ve suyla planlarımız, kanunlar çok yetersiz kaldı.

YANLIŞ YERLEŞİM

Yazının Devamını Oku

İzmir serbest şehir olursa tüm ülkenin önü açılır

İZMİR Life, yeni yılın ilk sayısında, “İzmir serbest şehir olursa, Türkiye ekonomisi patlama yapar” diyor. Ve sunum;

 

“Serbest şehir İzmir, Türkiye’yi her alanda yükseğe taşır. Özel idari statüyle vergi yükünün, ticaret kısıtlamalarının, bürokratik kontrolün kaldırılması yahut çok hafif tutulması, ihracata dönük faaliyeti geliştirmeye uygun koşullar yaratabilir. İzmir’in ‘Serbest Şehir’ olması, Türkiye ekonomisinin de çıkış yolu...”
Çok önemli konuyla ilgili görüşlerden özetler:


JAK ESKİNAZİ
(EGE İHRACATÇI BİRLİKLERİ KOORDİNATÖR BAŞKANI)

Yazının Devamını Oku

Bizim aşı çok uzak değil gibi

BU salgın belası sürdükçe, aşı konusu gündemden asla düşmeyecek. Hangi aşı daha iyi? Aşılama ne zaman başlıyor? Yan etkiler var mı? Önce kimler aşılanacak? Bunlar ve daha fazla sorular, yorumlar uzayıp gidecek. Ya yerli malı aşılar?

 


Özellikle bizim bölgede ne var ne yok? Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Aşı Bilimi Derneği Başkanı Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz’e sordum. Bana ilettiği nottan, Türkiye’de Ege, Selçuk, Erciyes, Mehmet Ali Aydınlar, Ankara, Boğaziçi, Bezmialem Vakıf, Ortadoğu Teknik üniversiteleri, Koçak Farma firması, İzmir Biomedikal ve Genom Merkezi’nde Kovid—19’a karşı aşı çalışmalarının sürdüğünü çıkardım.

KLİNİK AŞAMA YAKINDA
Gürüz’den çalışmaların hangi aşamada olduğunu da öğrendim: “Ege Üniversitesi olarak Kovid-19’a karşı hızlı DNA aşısı geliştirmek üzere onaylanan proje takımının bir üyesi olarak, preklinik aşamanın önemli kısmını tamamladık. İmmünojenik epitopları içeren parçalara karşı 4 farklı aşı modeli geliştirdik. Hayvan deneylerini tamamladık, iyi antikor yanıtlar aldık. Bu aşamada, aşılarımızın içinde herhangi bir toksik kalıntı var mı, onu araştırıyoruz. Bu aşama sonrası iyi üretim uygulamaları kısmına başlayacağız. Bahar başında klinik aşamaya geçmeyi planlıyoruz.”

RİSKLİ YAN ETKİSİ YOK
Gürüz’e aşıyla ilgili genel ve Çin’den gelenle ilgili görüşlerini de sordum, işte yanıtlar: “Sinovac firmasının CoronoVac (PiCoVacc), Çinlilerin çok iyi bildikleri üretim teknolojisi ile hazırlanmış inaktif virüs aşısıdır. Çin hükümeti erken kullanım izni vererek FAZ 3 sonuçlarını beklemeden 100 binlerce vatandaşına risk gruplarına göre uygulamaya başladı. Türkiye’de 7 bin civarında gönüllüye FAZ 3 kapsamında aşılama yapıldı. Çin’le bizim verilerimiz yan etki açısından çok uyumlu görünüyor. Ağır, hayati riske sokan yan etki yok. Aşı yerinde ağrı (yüzde 2,94), yorgunluk (yüzde 1,44), ateş (yüzde 0,27) en sık rastlanan şikayetler.

YÜZDE 50 KORUSA BİLE

Yazının Devamını Oku

Turizmciye daha çok destek gerek

BUGÜN bir değişiklik yapayım, kısa kısa haberler vereyim dedim. Kimi ekonomik, kimi duyuru... Önce turizmden başlayalım...Alaçatı Turizm Derneği Başkanı Celal Bayraktaroğlu, salgın önlemleri yüzünden turizmcilerin aylardır zorda olduğunu bildirdi. Bayraktaroğlu “Birçok işletme uzun süredir kapısına kilit vurdu, hatta çoğu satışa çıkarıldı. Sektörün her alanında milyonlarca insan ekmek yiyor, aile geçindiriyor. Destekler yetersiz, yeni düzenleme şart” dedi.



BORÇLAR SİLİNEBİLİR
Bayraktaroğlu, özellikle elektrik, su ödemeleri, sigorta primleri ve çalışanların ücretleri konusunda işletmelere daha çok destek gerektiğine dikkat çekti: “Kiracılar için durum çok daha zor. Maliyetler, borçlar çığ gibi büyüyor, işletmeler iflas bayrağını çekmemek için direniyor. Önümüzdeki yaz için yurt dışından yüksek talep beklemiyoruz. 2020 yılında oluşan, turizmcilerin devlete olan vergi ve SGK primi gibi borçların bir kereye mahsus silinmesi elimizi rahatlatacak. Bu yapılamıyorsa bile en azından dayanabilmeleri için turizmin paydaşlarına sıfır faizli ve daha uzun vadeli kredi desteği sağlanmalı, krediye ulaşmak da kolay olmalı.”

UMUTLUYUZ AMA
Her şeye rağmen turizmciler olarak yeni yıla umutla baktıklarını belirten Bayraktaroğlu, “Bu umudun yeşerebilmesi için gereken destekler sağlanmalı. Bizler de salgın sonrası dönem için hazırlıklı olmalı, Türkiye’yi tanıtmaya devam etmeli, kalite, hijyen ve dijitalleşmeye önem vermeliyiz” dedi.
Alaçatılı turizmcilerin istek ve önerileri böyle. Tüm işkollarındakiler gibi, onlar da soluklanmak istiyor. Dilerim, bir formül bulunur, turizmciler de biraz rahatlar.

-----

Yazının Devamını Oku

Gevşeme yok önleme devam

 YENİ yılın ikinci günündeyiz. Herkesin yaka silktiği 2020’yi geride bıraktık, hatta kimimize göre atlattık...

Peki 2021’in iyilik, güzellik, sağlık, mutluluk getireceğinden emin miyiz? 2019’la vedalaşırken de 2020’de salgın, orman yangınları, depremler, toplu şehit haberleri, kadın cinayetlerinde artış getireceğini elbette bilmiyorduk. Ve özellikle salgın, tüm dünya gibi hepimizi vurdu, kabusumuz oldu... (Olmayı da sürdürüyor...)


SALGIN BELASINI UNUTMA
Bu salgın belasını, “Aman 2020’yi atlattık” düşüncesiyle asla hafife almamak gerek. Unutmayalım, ortalama olarak 5-6 dakikada bir can yitiriyoruz. 9 ayda hemen her gün ortalama bir sağlık çalışanıyla vedalaştık. Ve kişisel olarak yapabileceklerimiz çok da abartılı değil. Maske takacağız, zorunlu uzaklığa dikkat edeceğiz, sık sık elimizi, ağzımızı, burnumuzu sabunla yıkayacağız. Hep yinelerim: “Üç M’ye dikkat! Maske, Mesafe, Musluk...” Uymayanlara ne yapılıyor, para cezası veriliyor.


KAMU CEZALARI MI VERİLSE
Zaman zaman sokağa çıkmak yasak. Hele maskesiz asla! Mazeretsiz, izinsiz çıkanlara yine para cezası. Yılbaşı gecesi yasak olmasına karşın parti, özel eğlence yapan var mıydı, yakalandılar mı, ne uygulandı, tam bilemiyorum. Bu yasaklara; toplumla kafa bulurcasına karşı gelenlere, farklı cezalar mı verilse? Örneğin korona hastalarının yoğun bakım servislerinde temizlik mi yapsalar? O hastaları yakından mı görseler? Neyse canım, benimki hep o kendini bilmezlere kızgınlıktan.


Yazının Devamını Oku