Bodrum’da son çare: Bizi bizden dinleyin komisyonu

 “BU tarife çene yorar” demiştim geçenlerde...

Neden mi? Bodrum’da bir otelde, oda ve yemek dışında, iki kişilik plaj ücreti günlük bin, aylık 24 bin liraymış. Buna 4 sandalye ya da 3 şezlong, ikişer plaj havlusu, 2 kez sıcak-soğuk havlu servisi, meyve tabağı, yiyecek içecekte yüzde 10 indirim dahilmiş. Bu tarife için, ‘Gayet normal’, ‘Serbest piyasa ekonomisi’ diyenler oldu, ama çoğunluk doğal olarak aşırı buldu. ‘Kiminin şezlongu, çene yorar’ diyorum” diye devam etmiştim.
Efendim bu şezlong tarifesi konuşulurken ardından döner, ayran, pide fiyatları ardı ardına geldi. Ve Hürriyet’te Burak Coşan Bodrum ve Çeşme’de plaj kulübü ücretlerini, (içinde ne var, ne yok) gibi ayrıntılarıyla iletti.

Bodrum’da son çare: Bizi bizden dinleyin komisyonu

YİYİP İÇİP YAKINIYORLAR
Bodrum Ticaret Odası Başkanı Mahmut Kocadon, sosyal medyada gördüğüm kadarıyla, bu haberlerden yakınmış haklı olarak. (Unutmamak gerek, bu tür yerlerde yiyip içenler, sonrasında tarifeleri bilmezmiş gibi ‘aşırı pahalı’ diye fiyatları paylaşıyor. Bu da doğaldır, haber olarak yansıyor medyaya.)

KRİZDEN DAHA TEHLİKELİ
Kocadon, “Bodrum çok pahalı” algısının ilçe esnafına büyük zarar verdiğini savunmuş: “Ekonomik kriz salgını coronavirüsten daha tehlikeli olmaya başladı. Bodrum otelcileri olarak 115 bin yatağımız, 80 bin sigortalı çalışanımız ve 20 binin üzerinde esnafımız var. Pandemi sürecinden nasıl kurtuluruz, kar etmeyi bırakın, nasıl ayakta kalırız diye düşünürken bir de ilçeye yönelik bu haberlerin acısını çekmeye başladık. En kısa zamanda Bodrum’daki yerel yönetim ve STK’larla bir araya gelerek, ilçemizi doğru tanıtmak, doğru bilgilerle ülkemize ve dünyaya duyurmak amacıyla bir komisyon kuracağız. Bu komisyon gerekirse her iki haftada bir ilçede olup bitenlerle ilgili doğru bilgileri kamuoyu ile paylaşacak.”

AYDINLATMAK İYİ GELEBİLİR
Sonuç olarak Bodrum’da her keseye yönelik yeme-içme yerleri vardır mutlaka. Haa dileyen gider o sözü edilen yerlerde dönere 350, pideye 150 lira verebilir... Ama fiyat tarifesi sormayıp bir de yakınırlarsa, çok doğru olmaz. Bunun dışında aynı pidenin, dönerin makul fiyata yeneceği yerler çoğunluktadır herhalde. Başkan Kocadon’un sözünü ettiği komisyon belki de dileyen üyelerinin fiyat tarifelerini, hizmet koşullarını kamuoyuna iletebilir, Bodrum sezonda böyle gündem olmaktan kurtulur, esnaf da işine bakar. Kolay gelsin!

-----


BİR TEREDDÜT

Çocuklar burayı
çok sevecek mi

KARABAĞLAR Belediyesi’nden bir haber: Nasrettin Hoca Projesi hızla tamamlanıyormuş. Başkan Muhittin Selvitopu, çalışmaları incelemiş, projenin bölgenin çehresini değiştireceğine dikkat çekmiş.
Çocukların burasını çok seveceğini vurgulayan Selvitopu, Nasrettin Hoca Çocuk Bilim Teknoloji Kültür ve Sanat Merkezi’nin yanı başında Aqua Yaşam Yüzme Havuzları bulunduğunu, yakında Uzundere Gençlik Merkezi’nin yapımına başlayacaklarını belirterek, “Bölgenin çehresi hızla değişiyor. Karabağlar’ı öngördüğümüz gibi modern bir dokuya kavuşturuyoruz” demiş.

Bodrum’da son çare: Bizi bizden dinleyin komisyonu

GERÇİ ÇEHREYİ DEĞİŞTİRDİ
Öncelikle Selvitopu’nun iyi niyetinden kuşkum yok. İzmir girişinde neden yapıldığına hep şaşırdığım o Nasrettin Hoca heykelini ne yapacağını ilk seçildiğinde o da bilemedi, sonra böyle bir formül bulundu. Dilerim çocuklar bu merkezin içini sever, doya doya yararlanır, güzel işler yapılır. Ama o heykelin dışını çocuklar sever mi bilemem.

BAŞKAN DE NEFES ALSIN
Haa, o merkez bölgenin çehresini değiştirecekmiş. Tamam da o heykel zaten bölgenin çehresini yapıldığı zaman değiştirdi. Çünkü kimse İzmir girişine böyle bir şeyin kondurulmasına akıl erdiremedi. Sonuç olarak yineliyorum, dilerim çocuklar heykelin içindeki merkezi çok sever, Başkan Selvitopu da rahat bir nefes alır...

-----

BİR UYARI VE DİLEK

Bugün ve yarın YKS var
veliler aman dikkat

BUGÜN VE YARIN YKS (YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI SINAVI) VAR. SINAVA GİRECEK HERKESE BAŞARI VE ÖZELLİKLE SAĞLIK DİLİYORUM. UMARIM VELİLER DE ÇOK DİKKATLİ OLUR, GEÇEN HAFTAKİ LGS’DEKİ GİBİ, ÜST ÜSTE GRUPLAŞMAZ, MİTİNG GÖRÜNTÜLERİ OLUŞTURMAZ.

-----

BİR ANIMSATMA

Unutmayalım İzmir’in
her yerinde maske zorunlu

MASKE TAKMAK ARTIK İZMİR GENELİNDE ZORUNLU. YANİ, “ŞU CADDEDE, BU BULVARDA ZORUNLU, SOKAKLARDA DEĞİL” BAHANELERİ SONA ERDİ. TAKMAYANA 900 LİRA CEZA VAR.

-----

BİR ALINTI
Barış Kaşıkçı’dan: “Geçmiş veya gelecek yoktur; sadece sonsuz bir şimdi vardır. (James Joyce)

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Böyle politikacılar örnek alınmalı

BU haberi tekrar tekrar okudum.

Okuyamayanlar, gözden kaçıranlar için yineliyorum. Bir belediye başkanı, karşıt parti yöneticilerine çalışmalarını anlatıyor, 21 yıllık siyasal yaşamının en önemli günlerinden birini yaşadığını söylüyor. Karşıt siyasal partinin il başkan yardımcısı bu başkana övgüler yağdırıyor, “Partisi bu başkanla gurur duymalı” diyor. Ne güzel değil mi?
Efendim önce tarafları alkışlıyor ve haberi özetliyorum: Çiğli Belediye Başkanı CHP’li Utku Gümrükçü, AK Parti yetkililerine 500 günlük çalışmalarını anlatmış. Toplantıya AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı Ali Aslan, il yönetim kurulu üyeleri, Çiğli İlçe Başkanı Sedat Karatekin ve yönetimi, Çiğli Belediye Meclisi, Gençlik ve Kadın Kolları üyeleri katılmış.


SİYASETTE EN ÖNEMLİ GÜN
Başkan Gümrükçü, kurumsal ve mali yapının güçlendirilmesi, kentin marka değerinin yükseltilmesi, kadın, genç ve engellilere yönelik hizmetler, alt ve üst yapı çalışmaları ile salgın sürecindeki uygulamalar gibi konularda ayrıntılı bilgi vermiş. 21 yıllık siyasi hayatının en önemli günlerinden biri olduğunu vurgulamış Gümrükçü, devam etmiş:
“Göreve geldiğim ilk gün rozetimi çıkardım. Çiğlimizin önceliklerini her zaman siyaset üstü gördüm ve çalışmalarımı bu doğrultuda sürdürdüm. Hayata geçirdiğimiz hizmet ve projelerde katılımcı ve şeffaf yönetim anlayışını benimsedik. Kurumsal ve mali yapımızı güçlendirdik. Kentimizin tanınırlığını uluslararası seviyeye yükselttik. Kadın, genç, yaşlı ve engelli vatandaşlarımızın hayatlarına dokunan projeler geliştirdik. Sanata ve spora yatırım yaptık. Eğitime büyük destek verdik. Çalışmalarımıza devam ederek hep birlikte Çiğlimizi İzmir’in merkezi yapacağız.”


Yazının Devamını Oku

Esnaf salgın yüzünden gelecek korkusunda

GEÇEN ağustosta söz etmiştim.

İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, salgının üyeleri üzerindeki etkilerini, oluşan sorunları ve beklentilerle ilgili dosya hazırlamıştı. Başkan Zekeriya Mutlu, bu dosyayı açıkladı önceki gün. Esnaf ve sanatkarın işleri yüzde 83 oranında düşmüş, yüzde 20 istihdam kaybı yaşanmış.
Dosyada, bir bölüm esnafın işyerinin kapatıldığı, bir bölümünün çalışma alanlarının sınırlandırıldığı vurgulanmış, “Sosyal izolasyon nedeniyle işlerin azalmasından dolayı esnafımızın büyük çoğunluğu da işyerini açmamakta olup ticaret durma noktasına gelmiştir” denilmişti.

SAĞLIKÇIDAN SONRA BİZ
Esnaf ve sanatkarın mevcut sorunlarının, ödemeler (İşyeri kiraları, çalışan ücretleri, zamanı gelmiş çek ve senet, vergi, kredi, elektrik, doğalgaz, su vb.), tahsilat, hammadde tedariki, satış (talebin düşmesi) olarak sıralanan dosyada, “Dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan salgın, sağlık sektöründen sonra en çok esnaf ve sanatkara tehdit” görüşü dile getirilmiş, gelecekte yaşanabilecek sorunlar sıralanmıştı:

OLUMSUZ ETKİLENECEK
* İşten çıkartmalar artacaktır. * Bankalara ve piyasaya gerekli ödemeler yapılmadığından, nakit likidite sorunu artacaktır. * Sürecin devam etmesiyle işletme sermayesi güçlü olan az sayıdakiler dışında birçok işyeri kapanmak zorunda kalacaktır. * Turistik bölgelerde beklenen işlerin gerçekleşmemesi durumunda otel, pansiyon, ulaşım, hediyelik eşya satışı yapan işletmeler kapatmaya gidecektir. * İnşaat faaliyetlerinin azalması ya da durması bir çok esnaf ve sanatkarın işini olumsuz etkileyecektir. * Fuarların yapılamaması, başta imalatçı işletmeler olmak üzere birçok alandaki sektörel işbirliklerini ve ticareti olumsuz etkileyecektir.

İLAÇ OLACAK ÖNERİLER

Yazının Devamını Oku

Deniz patlıcanı avı TBMM gündeminde

  HABERİDENİZ patlıcanlarının av yasağı 31 Ekim’de sona eriyor. Ve konu sonunda TBMM gündemine de taşındı. Gelişmeleri şöyle bir özetleyelim: “Didim Sivil Gelişim Platformu basın açıklaması yaptı. Açıklamadaki görüşler şöyleydi:


‘Ağırlıklı olarak Uzakdoğu ülkelerinin tercih ettiği deniz patlıcanı avı, 1 Kasım’dan itibaren acımasız şekilde ve doğayı yok edercesine başlayacak. İzmir Karaabdullah Burnu, Muğla Datça Yarımadası, Çeşme, İskandil Burnu arasında kalan alanlarda yüzlerce (sadece Didim’e 400 tane gelecek) tekne ile bu vahşi avlanma başlayacaktır.


DENİZLER KİRLENECEK
Bu avlanma yasal izne bağlı yapılıyor. Ancak deniz patlıcanı avcılığının tamamen yasaklanması zorunludur. Avlanma sonucu yok edilmeleri bir doğa felaketi, denizlerimizde kirlenmeye neden olacaktır. Çünkü bir deniz patlıcanı yılda 50-200 ton deniz kumunu temizlemektedir. Bu nedenle şu adımlar atılmalıdır:
YASAK ZORUNLUDUR
* Deniz patlıcanlarının avlanması yasak canlılar arasına alınması zorunludur.

Yazının Devamını Oku

Kanada’nın altın arama iznini iptal edelim

 KANADA, yerli üretim insansız hava araçlarında kullanılan askeri malzemenin Türkiye’ye satışını durdurdu. Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, Kanada’nın tavrına yaptırımla yanıt verilmesini önerdi. İşte Gökhan’ın bu konudaki görüşüyle önerisi:


SÖZ BAŞKAN GÖKHAN’DA
“5 Ekim 2020 gecesi son dakika gelişmesi olarak gündeme düşen; ‘Kanada’nın Ermeni işgali altındaki Dağlık Karabağ bölgesinde devam eden çatışmalarda kullanıldığı iddiasıyla ülkesinin bazı teknolojiler için Türkiye’ye verdiği ihracat iznini geçici olarak durdurduğuna’ ilişkin haber son derece düşündürücüdür.


ZORUNLU VE HAKLI KARAR
Akıl ve vicdan sahibi hiçbir insan, hiçbir hukuk devleti, sivillerin öldürülmesine destek veremez ve sessiz kalamaz. 27 Eylül günü Ermenistan tarafından uluslararası hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen ateşkes ihlalini ve sivillerin ölümüne neden olan saldırıya karşı yurttaşlarını korumak için, Azerbaycan Meclisi’nin ‘savaş hali’ ilanı almakla zorunlu bir olduğu haklı bir karardır.


Yazının Devamını Oku

Dil Bayramı sonrası dilimize katkılar

 BELKİ çoğumuz farkında değiliz.

Geçen 26 Eylül Dil Bayramı’ydı. Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla 1932’de düzenlenen ‘Birinci Türk Dil Kurultayı’nın açılış günü, her yıl ‘Dil Bayramı’ olarak kutlanıyor. Yani bu yıl 88’nci yıldönümüydü. Atatürk, 2 Eylül 1930’da Prof. Sadri Maksudi (Arsal) Bey’in ‘Türk Dili İçin’ adlı kitabının iç kapağına, “Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır” diye yazmış.

ÖRNEKLERE BAKALIM
Dil Bayramı’nı anımsattıktan sonra gelelim bugünkü konumuza. Kendimizle ne denli övünsek azdır. Neden mi? Türkçe’ye, özellikle yazım dilimize katkılarımız yüzünden. Neler mi katmışız? Hemen örnekler veriyorum. Çoğunu duymuşsunuz ve kullanıyorsunuzdur belki. Duymadıysanız örneklere dikkatle bakın:

HER TELDEN VAR
“Fiçur ettiği... Yeni single’ı... 4’üncü single’ını... Yeni çalışmasının mix-mastering’ini... Ünlü fenomenler... Paranormal olaylar... Performans sergiledi... Anti fit beden... Her sabah wellness dersi verilmesi için... Scuba dalışı yaptığını söyleyen... Beach club’lar... Eni iyi sommelier yarışması... Manipüle edilmiş suni lezzetler... Rengarenk illüstrasyonlar... Lansman fiyatları... Catwalk sırasında... Ufak tefek ‘retouch’ler vardır... Photoshop’un dibine vurdum... Sevgiline WhatsApp’tan yazarsın bunları ama Instagram’da yazıyorsun... Drink almak... Styling’e dikkat... Off-road yaptı... Blueray ve DVD’leri... Happy hour’a katıldık... Startup’çılar... Cover’lanmış...”

DEVAM EDİYORUZ
Saymaya devam: “Haute couture elbiseler... Couture koleksiyonu... ‘Ragu’ fettuccive... Pesto soslu gnocchi... Showroom’un... Giter riff’leriyle ritim ve Groove yakalayan... Drum machine esintili... Analog synthesizer efektleri... Daha büyük dans becit’leri... Lime cheescake, passion fruit gibi çeşitler... Like etti/yaptı... En çok tweet alan hashtag... Shuttle araçlarıyla gelin... Workshop’u kaçırmayın... Ice latte caramel ile beyaz çikolatalı brownie... İki shot espresso... After party’e katıldım... Headliner gibi... Daha az cover... Toplantı set edelim... Sound’la yorumladık... Etik hacker’i... Startup... Influencer... (takımın coachu’na...) It girl’ler... Influencer’ler... Fine-dining... Vloggerlerin başarısı... Styling’in başarılı değil... Kendimi update ettim... Mentörlük... Podcast, entry’ler... İzolasyon, exit, printer, security, center, ambiyans, full, legal, full-time... Workshop, sturtup, influencer, hipster... Pandemi, filyasyon, entube...”

NASIL ZENGİNLİK AMA

Yazının Devamını Oku

Yanan orman alanlarına en az 50 yıl yapılaşma izni verilmesin

BİR süre önceki Çeşme, son olarak da Ayvalık’taki orman yangınları sonrası ortaya çıkan tabloyu görünce içim daraldı. Yaklaşık bir yıl önce Karabağlar’dan başlayıp, Menderes ve Seferihisar’a kadar giden yangın da geldi aklıma... Yangınlarla ilgili haberlere, verilen iddialı sözlere göz attım...

 


Öncelikle bu yangınları başta imar yoluyla rant sağlamak üzere kasıtlı çıkaranlar varsa, kendilerine en içten dileğim olarak, “Elleriniz kırılsın” der, en ağır şekilde cezalandırılmalarını umarım. İşin içine sabotaj giriyorsa, “Dilerim yapanın yanına kalmaz” umuduyla güvenlik güçlerine güvenimi sunarım. Ve mangal, sigara izmariti gibi nedenlerle yeşili karartanlara da, “Yuhhhhh, insaf, dikkat, keyfiniz batsın” diye seslenirim. Buca Belediye Başkanı Erhan Kılıç’ın, “İki saatlik keyif 20 yıla mal olmasın” sözünü anımsatırım.

BAKANLIK GENELGESİ
İçişleri Bakanlığı, bir süre önce orman yangınlarının önlenmesi için ek önlemler alınmasını içeren bir genelge yayınladı, çok da iyi etti. Genelgede özetle şu önlemler yer aldı:
* Ormanlık alanlarda yetkili kurumlarca belirlenmiş olan mangal/semaver/ateş yakılabilecek mesire yerleri ile tabiat parklarının, valilik ve kaymakamlıklarca vatandaşlarımıza duyurulması sağlanacak.
* Orman Kanunu’nun, ‘Ormanlarda izin verilen ve ocak yeri olarak belirlenen yerler dışında ateş yakmak yasaktır’ hükmü uyarınca, orman alanları içerisinde (yetkili kurumlarca belirlenmiş tescilli piknik ve mesire alanları hariç) mangal/semaver/ateş yakılmasına izin verilmeyecek, avcı ve çobanların ateş yakması önlenecek.

GİRİŞLERE KISITLAMA

Yazının Devamını Oku

Kadın dayanışmasına daha güçlü bir örnek

VE Ege’deki kadın dayanışması giderek güçleniyor.

34 dernek temsilcisi bir araya geldi, “Ege Kadın Dernekleri Federasyonu” kuruluşunu imzaladı. Söz, federasyon öncülerinden, Foça Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Nurgül Uçar Aktuğ’da:
“(Doğa Ana) hepimizin aklına kadını getirir. Ona ne kadar kötü davranılsa da vermekten vazgeçmeyen kadın ve de hem var, hem yok olan kadın. İzmir’in üçüncü kadın ve Menemen Seyrek Belediyesi kurucu - kapatıcı başkanı olma onurunu taşıyan ben; 11 yıl gazetecilik, 12 yıl belediye başkanlığının ardından kadın olmanın zorluklarının tecrübelerini kız kardeşlerimizle paylaşıp, savrulan ve güçlerinin farkına varma çabası içinde olan kadın derneklerimizle güçlerimizi birleştirip federasyon olma yolculuğuna karar verdik.

İNSAN HAKKI SORUNU
Kadınların yaşadığı sıkıntılar aslında kadın sorunu değil, insan hakkı sorunu olduğuna Ege Belediye Meclis Üyeleri Birliği Genel Başkanı ve İzmir Konfederasyonu Başkanı Yalçın Kocabıyık da inanarak, federasyonun oluşumunda ciddi çaba gösterdi. Ne de olsa kız dedesiydi. Sorumlu bir dede olarak kızının yolunu açmalıydı. İyi de oldu.

FAKATSIZ YARARLANMA
Kadın bakış açısını içine sindiren yol arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. Cumhuriyetimizin kuruluş ilkelerini kırmızı çizgilerimiz olarak alan federasyonumuzda, hedefimiz tüm kadınların sinerjisinden amasız, fakatsız ülke ve dünyanın faydalanması. 3 Nisan 1930’da ülkemizde kadınlar ilk kez belediye başkanı seçilme hakkına kavuştu. Dünyanın gelişmiş pek çok ülkesinden önce... Ve ülkemizin ilk kadın belediye başkanı Artvin Kılıçkaya beldesi belediye başkanı Sadiye Ardahan... Yıl 2020, 90 yıl geçmiş... Demokrat, çağdaş İzmir’de 90 yılda 13 kadın belediye başkanı seçmişiz.

TÜM EGE’DE TOPLAM 26

Yazının Devamını Oku

Sağlığımız onlara emanet değerlerini bilelim

SOSYAL medyada Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşın Zeytinoğlu’nun bu resmini gördüm.


 Virüs belasına, ölümlere, artan hasta sayısına dikkat çekmek, bu mücadelede yaşamlarına yitiren sağlık çalışanlarını anmaktı amaç: “Anıyoruz, ölüyoruz, tükeniyoruz...”

ÖNLEMLERİ UNUTMAYALIM
Bu salgın belasına yine değinmek, önlemlerin artarak sürmesini vurgulamak istedim yine. Çünkü bir gereksiz rahatlama söz konusu... Sağlık Bakanı bile hasta sayısının arttığını söylüyor, pek de iyimser tablo çizemiyor. En azından şimdilik... Efendim bildiklerimizi anımsayalım. Maskeyi, zorunlu mesafeyi ve de el, ağız, burun temizliğini unutmayacağız. Kalabalık yerlere girmeyeceğiz, dip dibe gelmekten kaçınacağız.

DİZİ VE YARIŞMALARA BAKSAK
Bunların gerçekleşmesi için elbette sıkı denetim ve uyarıların sürmesi gerek. Bu arada aklıma geldi. TV kanallarında çok izlenen diziler, yarışma programları var. Aralarda kamu spotları giriliyor... Peki, dizi ve yarışmalarda 3M’nin yararları (Maske, Mesafe, Musluk) dile getirilebilir mi?

HERKESE KOLAY GELSİN

Yazının Devamını Oku

Ege’nin Korona aşısı Mart 2021’de hazır

 “ŞU salgın belasıyla ilgili bilimsel çalışmalar ne aşamada” diye merak ettim.

Aşı konusunda çalışan 36 kişilik ekipte olan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Ana bilim Dalı Öğretim Üyesi, Aşı Bilim Derneği Başkanı Prof. Dr. Yüksel Gürüz’e sordum. Tabii ki söz onda: “Dünya genelinde bin kadar araştırma grubu Kovid-19 aşısını üretmek için çalışma yürütüyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), pek çok ülkede bu işi yapabileceğine inandığı grupların çabalarını yakından izliyor. 8 Eylül itibariyle klinik evrede toplam 34 aşı adayı mevcut. Ege Üniversitesi ARGEFAR bünyesine bağlı olarak yaptığımız DNA aşısının da içinde olduğu 145 ayrı çalışma, klinik evre öncesi denilen hayvan modeller üzerinde deneme aşaması veya öncesi durumda olan aşılar ciddiyetle izleniyor.

ÖNCE ARAŞTIRMA EVRESİ
Aşılar emek yoğun evreler içerir. İlk evre hedeflenen bir hastalık etkenine karşı bilgi toplanan, geçmiş yıllardan beri bu alanda yapılan çalışmaların derlendiği ve nasıl bir aşı geliştirilmesinin uygun olacağına karar verildiği, finansmanı için detaylı proje yazılıp TÜBİTAK veya benzer kuruluşlara destek için sunulduğu ‘ARAŞTIRMA EVRESİ’dir. Geçmiş yıllarda 2-4 yıl süren bu evre, salgın süreçlerinde ve bilgisayar teknolojisiyle aylarla ifade edilecek kadar kısalabilir.

GÖNÜLLÜLERE UYGULAMA
Bu aşamayı ‘KLİNİK ÖNCESİ’ evre izler. Doku/hücre kültüründe aday hazırlanır ve hayvan modellerinde uygulanacak aşı üretilir. Hayvan modelde aşının yan etkileri, antikor üretme kabiliyeti gibi çok önemli gelişmeler izlenir. Bu süreç de en az 2-3 ay sürer. Sonuçlar umut vericiyse ‘KLİNİK’ denilen ‘evreler başlar. 20- 80 gönüllü insanda oluşacak koruyuculuk tipi, koruyuculuğun ne kadar sürebileceği, tepkiler çok ayrıntılı izlenir. Sorun çıkmazsa daha geniş insan grupları aşılanır.

ETKİLER ÇOK SIKI İZLENİR
Risk altında olacak kişiler varsa, onlardan da bir çalışma grubu oluşturulur. Bu aşamaya yüzlerce gönüllü dahil olur. Aşının kaç dozda ve hangi yoldan yapılacağı bu evrede belli olur. Tabii aşının her türlü yan etkisi de bu evrede de sıkı izlenir. Ciddi sorun yaşanmazsa yeni evreye geçilir.

BÜYÜK GİZLİLİK İÇİNDE

Yazının Devamını Oku

Duygu sömürüsüne karşı dikkatli olun

“AMAN dikkat” diye başlıyorum bugün. Neye mi dikkat edeceğiz? Özellikle bu salgın belasını fırsat bilip gözünü iyilikseverlerin cüzdanlarına diken uyanıklara... Fazla da yorum yapmayayım, bazı haber ve uyarılardan örnekler vereyim... İlki Torbalı’dan:

 

BAŞKANVEKİLİNİ ARAMIŞ
Torbalı’da yaşayan işadamlarını arayan ve kendini belediye başkan sekreteri veya yardımcısı olarak tanıtanlar 100 çocuk giydireceklerini, bunun için destek istediklerini söylüyormuş. Ve bu kez Torbalı Belediye Başkanvekili Mithat Tekin’i aramış, ‘Belediye başkanımız sizinle görüşmek istiyor. Pandemi nedeniyle artan ihtiyaç sahiplerinin çocuklarını giydireceğiz, destek verir misiniz’ demiş. Bozuntuya vermeyen Tekin, kendisinin başkanvekili olduğunu söyleyince tabii ki telefon kapanmış.

BELEDİYE PARA İSTEMEZ
Daha önce de benzeri girişimler yaşandığı için belediyeden yine uyarış gelmiş: ‘Torbalı Belediyesi başkanlık sekreterinin, başkan yardımcılarının ve bazı daire müdürlerinin ismi kullanılarak Torbalı halkından yardım talebinde bulunulduğu konusunda bazı şikayetler aldık. Torbalı halkının yardım talebinde bulunan bu dolandırıcılara itibar etmemesi kamuoyuna saygı ile duyurulur.’ Belediye Başkanvekili Mithat Tekin de, ‘Böyle bir olay bana kadar ulaştıysa daha nice kişilere zarar vermiştir. Vatandaşlarımızı bu tür girişimlere karşı uyarıyoruz. Torbalı Belediyesi kimseyi arayıp para ya da yardım talebinde bulunmaz’ demiş.

Yazının Devamını Oku

Artık mazeret yok yetki belediyede

GÖZÜMÜZ aydın... Müjdeler olsun... Mutlu son... Ne mi oluyor? Efendim Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, gürültü denetim yetkisini Çeşme Belediyesi’ne devretmiş. İyi de etmiş. Aslında akıllı bir kararla her sezon özellikle Alaçatı ile anılan gürültü denetimi topunu Çeşme Belediyesi’ne pas etmiş. Yani artık gürültüden yakınanların karşısında belediye var...



GÜNDEMDEN HİÇ DÜŞMEDİ
Alaçatı hemen her sezon gürültüyle gündeme gelir. Bu yıl salgın belası yüzünden her yer geç açıldı ama aşırı yüksek sesli müzik, yani gürültü gündemden düşmedi. Ve de eylül ayının haftası dolmadan bakanlık Çeşme Belediyesi’ne gürültü denetimi yetkisini devretti... Bayramımız olsun... Belediye denetimi yapacak, bilgi ve raporları yılda dört kez bakanlığa sunacak. Çeşme Belediyesi çevreyle ilgili birim oluşturmuştu, bu yetkiyi bekliyordu. Manifestosunda, “Gürültü ile mücadele etmekten kaçınmayız. Gürültüyü, huzuru kirleten en görünmez tehlike olarak kabul ediyoruz. Biz Alaçatı yaşam kültürünü korumak için gürültü ile mücadele ediyoruz” maddesi bulunan Alaçatı Turizm Derneği de bu yetkinin ilçe belediyesine verilmesini istiyordu.

ORAN: İZİN VERMEYECEĞİZ
Ve işte beklenen oldu, yetki Çeşme Belediyesi’nin. Bu sezon için bir şey diyemem... Açık kaç yer var bilemem... Ama bir şeyi çok iyi biliyorum. Artık mazeret üretmek yok. Gürültüden yakınanların adresi Çeşme Belediyesi... Göreve geldiğinde, “Alaçatı’nın gelenek ve göreneklerini koruyacak, bilinçli ve iyi niyetli işletmecilerini mağdur etmeyecek, değerli Alaçatılı hemşehrilerimizin sıkıntılarını sona erdirecek bir ‘Alaçatı Manifestosu’ açıklayacağım. Alaçatı’yı birilerinin, birkaç sezonluk kar hevesine teslim etmeyeceğiz. Kimse kusura bakmasın, Alaçatı’nın değerlerini koruyan, Alaçatılılar’ın istek ve beklentilerini karşılayacak olan bu manifestonun gereklerini taviz vermeden uygulayacağız” diyen Başkan Ekrem Oran’da top... Yetki devrinden sonra da Bakan Murat Kürüm’e teşekkür edip, “Müziği elbette çok seviyoruz, ama müziğin gürültüye dönüşmüş halini sevmiyoruz. O yüzden bundan sonra izin vermeyeceğiz” demiş.

Yazının Devamını Oku

Sağlıklı gıdadan turizme kadınların güç birliği

ŞU salgın belası, bize ve tüm dünyaya tarımın ne denli önemli olduğunu öğretti.

Neden de çok basit: Gıdasız yaşam olanaksız. Tarım denilince de kooperatifler öne çıkıyor doğal olarak. Üreticinin örgütlendiğini başarılı örnekler var çünkü. Üç yıl önce kurulan ve çoğu kadın 110 ortağı bulunan Foça Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin çalışmalarına göz atınca aklıma geldi bu söylediklerim. Tabii kooperatifin başında da çok özel birisi var. Nurgül Uçar Aktuğ bir gazeteci. Yıllarca ekonomi muhabirliği yaptı. Menemen’in kapatılan Seyrek Belediyesi’nin de ilk ve son başkanı.

TEMEL İNSAN HAKKI
Gündemine turizmi de alan bu kooperatifi tanımak için söz meslektaşım Nurgül’ün: “3 Nisan 2017’de Foça Bağarası’ndaki zeytin bahçemiz sayesinde bölgedeki üreticilerle kendi Toskana’mızı yaratma hayaliyle Foça Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ni kurduk. ‘Sağlıklı gıdaya ulaşmak temel insan hakkıdır’ parolasıyla Foça yerelindeki ürünlere kooperatifin güven şemsiyesi altında hem üretici, hem de tüketicinin gönül rahatlığıyla ulaşabileceği yolu kurmaya çabalıyoruz.

TÜKETİCİYE GÖNÜL RAHATLIĞI
Öncelikle yüzde 100 ve iadesiz süt ürünleri üreticisi Foça Kooperatifi önderimiz oldu. Bizler yerel üreticimizin domates, incir, nar, ayva, portakalını katkısız ürünlere dönüştürürken, tüketicilerin de gönül rahatlığıyla ulaşmasını sağlamaya çaba gösteriyoruz. Bu, yolculuğumuzun bir bölümü...
Proteine ulaşmanın her geçen gün pahalı ve zor olduğu gerçeğinden de diğer yolculuğumuza çıktık. Protein değeri yüksek ve ulaşmanın kolay olduğu istiridye mantarı üretimimiz, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası’nın kursuyla 2019 yılı Temmuz ayında başladı.

YEREL ÜRETİCİ MUTLU OLSUN

Yazının Devamını Oku

Salgını umursamayanlar sağlığımıza büyük tehdit

SAĞLIK çalışanları feryat ediyor, ‘Salgın ağırlaşıyor, tükeniyoruz’ diyor.

Bilim Kurulu üyesi ‘Salgın kontrolden çıktı’ diye endişeleniyor. Doktorlar yaşama veda ediyor. Cumhurbaşkanı, bakanlar, valiler, belediye başkanları herkesi önlem almaya çağırıyor. Esnek çalışma sistemine dönüldü yeniden. Ek önlemler alınıyor. Düğünler saatle sınırlandırıldı. Sünnet düğünleri, kına geceleri, asker uğurlamaları yasaklandı. Önceden planlanıp afişleri bastırılan, biletleri satılan tiyatro oyunları, gösteriler son anda yasaklanıyor. Kamu kuruluşlarında yiyecek, içecek ikramı durduruldu.

SAATTE BİR KİŞİYE VEDA
Bunlar son günlerin gündeminden aklıma gelenler. Salgı belasından söz ediyorum tabii ki... Sağlık Bakanlığı verileri iç açıcı değil, hatta vahim. Yeni hasta sayısı bin 500’lere tutundu düşmüyor. Yaşamını yitiren sayısı, acı gerçek. Ortalama saatte bir kişiyi yitiriyoruz. Geçen cuma günü 36’ydı açıklanan sayı. Yani her iki saatte üç kişi yaşamını yitirmiş. Cumartesi günü 39, pazar günüyse 42...

TOPLUM İÇİN TEHLİKE
Ve şimdi sana/sizedir sözüm. Maske takmayan, zorunlu mesafeye dikkat etmeyenlere. Ortalıkta virüs, salgın yokmuş gibi davrananlara. Kendinize gelin! Bu umursamazlığınız sürdükçe sen/siz toplum sağlığını tehdit ediyorsunuz. Yalnızca kendinize zararınız olsa sorun yok, ‘Kendi seçimidir’ der geçeriz. Ama sen/siz hepimiz için tehlikesiniz, çünkü o virüs belasını bulaştırmaya adaysınız.
DIŞARI ÇIKMAYIN
Gerektiğinde maske takmayan, mesafeye dikkat etmeyenler... Sen/siz insanlara da saygısızsınız... Çevrenizdekileri düşünmüyorsunuz... ‘Bu sıcakta maske sıkıyor, sıkıntı veriyor’ gibi bahanelere sığınmayın. Herhangi bir rahatsızlık yüzünden gevşenmesini anlarım... Aksi halde maske fazla geliyorsa, dışarı çıkmayın. Ve maskeyi de doğru dürüst takın... Herkese virüsten, salgın belasından uzak, sağlıklı günler diliyorum…

SON SÖZ: Üç M’yi unutma. Maske, Mesafe, Musluk...

Yazının Devamını Oku

Bin öğrencisi olan okula bin öğrenci daha geliyor

EĞİTİM yılı yaklaşırken öğrenci anne ve babalarını bir düşünce alır.

 

Çocukları özel okullarda olanlar ücreti merak eder. Servisler, kitaplar, okulların yeterli olup olmadığı, fazladan neler istendiği konuşulur hep... Bu yıl işin rengi değişti. Salgın günlerinde bu kez eğitimle ilgili, “Okullar 21 Eylül’de açılabilecek mi”, “Ne gibi önlemler alınacak”, “Çocuklarımız güvende olacak mı” gibi sorular gündemde... Güzelyalı’daki bir bölüm öğrenci velisinin ise farklı endişesi var. Hangi veliler mi? Mehmet Akif Ersoy İlkokulu’ndaki öğrencilerin velileri. Peki, neden mi? Edindiğim bilgileri özetle aktarayım:

İKİLİ EĞİTİM GÜNDEMDEYKEN
“Deprem güçlendirmesi yapılacak Konak Mîsâk-ı Millî Ortaokulu öğrencileri, bu öğretim yılında Güzelyalı Mehmet Akif Ersoy İlkokulu’nda eğitim görecek. Mehmet Akif Ersoy İlkokulu’nda 27 derslikte 987 öğrenci tam gün eğitim görüyor. Nakli düşünülen Konak Mîsâk-ı Millî Ortaokulu’nun bin 37 öğrencisi var. Salgın sürecinde Mehmet Akif’te tam gün yerine ikili eğitim senaryoları dile getirilirken, öğrenci sayısı iki katına çıkacak.

ÇOK DAHA UYGUNLARI VAR
Mevcut ikiye katlanınca temizlik nasıl yapılacak, salgın önlemleri nasıl gerçekleşecek? Veliler çocuklarının güvende olamayacağından endişeli. Okulların web sayfalarına bakıldığında, örneğin Hacı Şakir Eczacıbaşı Ortaokulu’nun 387, eski Özel Fatih Koleji’nde açılan Şehit Ömer Halisdemir Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin 654 öğrencisi olduğu görülüyor. Mîsâk-ı Millî öğrencileri bu iki okula taşınabilir. Eski Fatih Koleji’nin fizik koşulları elverişli.”

MAHALLE İÇİN DE SIKINTI

Yazının Devamını Oku

Belediye başkanlarına çok renkli önemli davet

İZMİR Life... İzmir’in örnek dergisi...


 20’nci yılını kutlamaya hazırlanıyor. Bir İzmir sevdalısı, gönüllüsü... Köşe bugün, “Derginin her şeyi” diye tanımladığım Hakkı Kesirli’nin. Yalnız İzmir’in değil, bölgedeki tüm başkanları renge çağırıyor:
“Bugün dünyanın bütün kentleri, insanlarına iş yaratmak ve ekonomilerini düzlüğe çıkarmak için turizmi hedefliyor. Bizim kentimiz güzel İzmir’in de temel hedeflerinden biri turizm. Ama ne yazık ki yıllardır bir ilerleme kaydettiğimiz yok.

20 YILLIK ROTAYA BAK
İzmir Life’ın ilk yayın yıllarında, kentin yöneticilerine rehber olsun diye uzmanların önerileri çerçevesinde bir turist rotası çizmiştik. Rota şöyleydi; turizmde yükselmiş her kentte ‘şehir turu’ için konuklar önce en yüksek noktaya taşınır ve kentin manzarasına karşı fotoğraf çekmeleri sağlanır ya, biz de onları Kadifekale’ye çıkarmıştık. Varyant’tan kıvrıla kıvrıla tırmanan otobüsler; Bayramyeri, Eşrefpaşa istikametinde Rakım Elkutlu Caddesi’ne dönüyor ve o yıllarda -üstünden yaklaşık 20 yıl geçti- eski dokunun nispeten korunduğu caddeden geçerek Kadifekale’ye ulaşıyordu. Bu güzergahta otobüsün içindeki rehber olsanız neler anlatırsınız bir düşünün...

ANTİK ROMA TİYATROSU
2001 yılında Antik Roma Tiyatrosu ile dikkat çekmişti dergimiz. Hayali bile güzeldi! İzmir’in konukları Kadifekale’den sonra Antik Roma Tiyatrosu’nda fotoğraf çekeceklerdi. Tiyatroda kazılar sürüyordu, önemli olan başlamaktı, bu kent elbette bir değerine daha sahip çıkacak ve turist grupları tiyatronun içinden de İzmir’e hayran kalacaklardı. Sonrasında grup sağlı sollu iyileştirilmiş bir sokaktan aşağıya süzülüp Agora’ya varacaktı. Bu iniş sırasında küçük kafeler, hediyelik eşya dükkanları, İkiçeşmelikli müzisyenlerin gösterileri grubun ilgisini çekecek ve ertesi gün de buraya gelmeye karar vereceklerdi. Rehberimiz Agora çevresindeki butik müzeler, Basmane hakkında bilgi vererek grubu hızlı geçişle Havra Sokağı, Kemeraltı’ndan Konak’a getirecek, meydanda bekleyen otobüsleri onları otellerine götürecekti.

Yazının Devamını Oku

Bu özel patlıcanı rahat bırakalım

BUGÜN konumuz yine o farklı patlıcan... Deniz patlıcanı...

 

İki yıl önce de söz etmiştim. Ben TV ve Ben Haber Genel Yayın Yönetmeni Erol Yaraş’la yapılmış röportajdan alıntı sunmuştum. Kumu temizleyen deniz patlıcanı avından yakınıyordu:

AYNI SÜPÜRGE GİBİDİR
“Aynı bir deniz süpürgesi gibi... Bugün deniz diplerini pırıl pırıl görüyorsak, bütün denizlerin altındaki filtrasyonu yapanlar bu canlıdır ve denizler için hayati önemi olan bir hayvandır. Avlanması yasaktır. Ama özellikle Ildır Körfezi’nde ve kıyı kesimlerde her gün binlerce kaçak deniz patlıcanı toplanmaktadır.

AVI YASAK AMA İHRACAT VAR
Deniz patlıcanı, Uzakdoğu mutfağının çok lezzetli yiyeceklerinden kabul ediliyor. Biz Türkler yemiyoruz ama Uzakdoğu’da biliyorsunuz her şeyi yiyorlar. Düşünün; geçen sene 7 milyon dolarlık deniz patlıcanı ihraç etmişiz. Yakalanması yasak olanı bir de resmi olarak ihraç etmişiz. Vurdumduymazlığın dik alası bu.

NEDEN GÖZ YUMULUYOR

Yazının Devamını Oku

Esnaf sanatkarın salgın kabusu ve beklentileri

İZMİR Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Kovid-19 salgınının üyelerinin üzerindeki etkileri, oluşan sorunlar ve beklentilerle ilgili dosya hazırladı.

 

Üye odaların görüşleri alınarak hazırlanan, ilgili yerlere ve makamlara ulaştırılacak dosyada, bir bölüm esnafın işyerinin kapatıldığı, bir bölümünün çalışma alanlarının sınırlandırıldığı vurgulandı, “Diğer taraftan herhangi bir kısıtlama getirilmediği halde sosyal izolasyon nedeniyle işlerin azalmasından dolayı esnafımızın büyük çoğunluğu da işyerini açmamakta olup ticaret durma noktasına gelmiştir” denildi.

SAĞLIKTAN SONRA BİZE
Esnaf ve sanatkarların mevcut sorunlarının, ödemeler (İşyeri kiraları, çalışan ücretleri, zamanı gelmiş çek ve senet, vergi, kredi, elektrik, doğalgaz, su vb.), tahsilat, hammadde tedariki, satış (yurt içi ve dışı piyasalarında talebin düşmesi) olarak sıralanan dosyada, “Sonuç olarak dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan koronavirüs salgını sağlık sektöründen sonra en çok esnaf ve sanatkarlara tehdit” görüşü dile getirildi. Üyelerin gelecekte yaşayabileceği sorunlar ve beklentiler şöyle sıralandı:

İŞYERLERİ KAPANABİLİR
* İşten çıkartmalar artacaktır. * Bankalara ve piyasaya gerekli ödemeler yapılmadığından piyasada nakit likidite sorunu artacaktır. * Sürecin devam etmesiyle işletme sermayesi güçlü olan az sayıdakiler dışında birçok işyeri kapanmak zorunda kalacaktır. * Turistik bölgelerde beklenen işlerin gerçekleşmemesi durumunda otel, pansiyon, ulaşım, hediyelik eşya satışı yapan işletmeler kapatma noktasına gidecektir. * İnşaat faaliyetlerinin azalması ya da durması bir çok esnaf ve sanatkarın (mobilya, inşaat malzemecileri, mermerciler, demir işleri, elektrikçiler, PVC, tesisatçılar, emlakçılar vb.) işlerini olumsuz etkileyecektir.

OLUMSUZ ETKİLEYECEK

Yazının Devamını Oku

Gürültüden bıkan kulaklarını tıkasın

ALAÇATI denilince akla hemen gürültü geliyor ya.

Geçenlerde bir yazımın son söz bölümünü bugün başlangıç olarak yineliyorum: “Merak etmeden duramıyorum. İşletmeler seslerini geç saatlere kadar neden yükseltir? Amaç birbirlerinin sesini bastırmak mıdır? O işletmelere eğlenmeye, yemeğe-içmeye giden insanlar gürültüden rahatsız olmaz mı? Daha doğrusu gürültüye nasıl katlanabiliyorlar?” Öncelikle bu merakım sürüyor, “Çok ses, çok eğlence” anlayışını anlayamıyorum.

BU NASIL EĞLENCEDİR
Yahu, belirli bir saatten sonra insanları evlerinde rahatsız eden çok yüksek sesli müzikle nasıl eğlenilir? Bu tür yerlerde herhalde yan yana iki kişinin konuşması, daha doğrusu birbirini duyması olanaksız. Hele ki şimdi sosyal mesafeye uymak da gerekiyor. Bugün tam, “Denetim yetkisi kimindir” diye soracaktım, Alaçatı Turizm Derneği Başkanı Celal Bayraktaroğlu bir açıklama yaptı. Görmüş ya da okumuşsunuzdur.

DERNEĞİN AÇIKLAMASI
“Çeşme Belediyesi’nin geçen yıl Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvurup yetki devri istediğini, ancak yanıt alamadığını” belirtmiş Bayraktaroğlu. “Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden aldığı yetkiyle denetimi İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Dairesi’nin yaptığını” vurgulamış, “Çeşme’de denetimi Çeşme Belediyesi’nin yapması gerekir. Gürültüyü ancak yerinde denetim önler” demiş.

NEDEN ENGELLENMİYOR
Başka yerlerde gürültü yok mu? Elbette vardır. Ancak Alaçatı her yıl aynı dert dile getirildiği için, gürültüyle gündemde. Alaçatı ve gürültüden yakınılan her yerde önemli olan, “Yetki kimde, neden kullanılmıyor? Şuna, buna neden devredilmiyor” değil. Önemli olan, gerçekten insanları belirli bir saatten sonra evlerinde rahatsız edecek kadar gürültü varsa, neden engel olunmadığı.

SAĞIR OLMAK SERBEST

Yazının Devamını Oku

Bodrum Bale Festivali’nin yeri antik tiyatro olmalı

BUGÜN biraz havamız değişsin, farklı bir konudan söz edelim.

 

Bodrum Uluslararası Bale Festivali’nin fikir babalarından, Ankara Devlet Balesi’nin emekli sanatçısı Oğuz Özlem’i bu etkinlik nedeniyle konuk edelim. Özlem, bu yıl salgın yüzünden iptal edilen etkinlikle ilgili görüşlerini paylaştı: “Kültür Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün Bodrum Uluslararası 18’inci Bale Festivali ile Antalya Aspendos Antik Tiyatrosu’ndaki Müzik Festivali’nin iptal edilmesi çok doğru ve sağlıklı bir karardır.


SONRASI BİLE MUCİZE
Bu virüsün öldürücü olacak kadar bulaşma riski belki değil, kesin olarak sanatçılarına ve orada çalışanlarına üzüntü olacaktır. Onun içindir ki dünyada sanat faaliyetlerinin bilhassa bale gösterilerinin ABD, Rusya, Belçika, İspanya, İtalya ve Hollanda’da Ocak 2021 tarihine kadar sahnelerden uzak tutulması kararı alındı. Bu tarihten sonrası bile mucize.


TEHLİKENİN BÜYÜKLÜĞÜ

Yazının Devamını Oku