"Nedim Bubik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nedim Bubik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nedim Bubik

Alaçatı'ya bir de böyle bakalım

Tercih: Kısa günün kârı

 


Alaçatı giderek gözde oldukça, sorunlar da yazılır, çizilir. Yaz sezonu bitiyor, ama Alaçatı gündemden düşmez. Son olarak buraya yapılması planlanan butik havaalanı haberi yer aldı medyada... Daha önce ben de topa girip gürültü yakınmalarını dile getirdim. Geçenlerde Hürriyet Pazar’da Serkan Ocak Alaçatı’yı ele aldı, sörfün giderek bittiğini, yatırımların yanlışlığını savundu. Ve de beldedeki gürültü kirliliğini sona erdirmek amacıyla ünlü sanatçı Fazıl Say ile işletmeci Haldun Demirhisar kaliteli müzik için “Alaçatı Festivali” düzenlemeye karar verdi. Funda Arkas’ın da desteğiyle festival tanıtımı için Fazıl Say bir konser verdi. Dilerim, festival amacına ulaşır...
Veee ben de bugün Alaçatı’ya farklı bir yaklaşım için Salim Kadıbeşegil’i konuk ediyorum. Kadıbeşegil çok yönlüdür. Bugün ben onu ‘Alaçatı sevdalısı’ kimliğiyle ağırlıyorum:

 

Dokuyla ilgisi yok
“Serkan Ocak’ın yazdıkları sorunun bir parçası. Diğeri ise Alaçatılıların babadan kalma malına, mülküne ‘rant’ kazandıracakları vaadiyle, Alaçatı’nın dokusu ve kimliğiyle ilişkisi olmayan bir hilkat garibesine dönüştürülmüş olması.
Sorunları sıralayacak olursak: Aileler malını mülkünü, değerinin çok üstünde bir fiyata satıyor. (Bu, Alaçatılılar için başlangıçta güzel bir şeymiş gibi algılanabilir.)
Ama arkasına bakalım: Bu gayrimenkullerin satışı sırasında aileler içinde, ‘satılsın/satılmasın, şöyle satılsın/böyle satılsın, bizim hissemiz daha büyük olsunla başlayan tartışmalarla dirlik, düzen bozuluyor. Selam, sabah kesiliyor.

 

Malını satan şimdi parasız
Diyelim satıldı. Bu para hiçbir şekilde Alaçatı ekonomisine dönmüyor. Yani, gayrimenkulünü satan, Alaçatı’da başkaca herhangi bir yatırım yapmıyor. Bir işletme açmak, birine ortak olmak, girişimci olmak... Örneğin çocuğunu bu parayla yurt dışına okumaya gönderebilir, gündeme bile gelmiyor.
Bu para tez zamanda bitiyor. Yani hem maldan mülkten oldular, hem paradan. Çoluk çocuk Alaçatı sokaklarında işsiz güçsüz dolaşıyorlar.
Fahiş rakamlarla kiraya verenler, belki ilk yıl bu paraları alabiliyor, ama sonrası Allah Kerim! Çünkü bu kiralarla matematiksel olarak 80 günlük sezonu olan bir beldede para kazanmak mümkün değil.

 

Yeni bir kiracı sistemi
Beceriksiz kiracılar, ‘yeni icat alt kiracı’ sistemine başvuruyor. Yani mülkü kiraladıkları bedelden daha yüksek bir rakamla başkasına kiralıyorlar. Tabii, bu da çıkmaz sokak. Hesap-kitap yapmadan buraları tutan bu ‘alt kiracılar da’ ister istemez Alaçatı’nın dokusu ve kimliğiyle hiçbir şekilde uyumlu olmayan işletmelere dönüşüveriyor: Bar/pavyon arası, ortaya Roman karışık, eller havaya kültürünün yansıması... Bu da Alaçatı’ya gelen insanların profilini değiştiriyor.

 

Ayağına ateş etti ama
Alan memnun-satan memnun görüntüsüyle Alaçatı bizzat kendi ayağına ateş ettiğini anladı, ama bunu kabullenmek istemiyor. Oysa Alaçatı entelektüel açıdan tüm Türkiye’ye parmak ısırttıracak zenginlikte. Milyarlarca dolar yöneten, yanında binlerce işçi çalıştıran onlarca yerli ve yabancı üst düzey yönetici, girişimci, sanayicinin bir şekilde Alaçatı ile ilişkisi var. Alaçatılılar kısa yoldan ceplerine üç kuruş koymak yerine bu entelektüel zenginlikten ‘bedava’ yararlanarak, yeni iş alanlarına girselerdi, kendi aile işletmelerini kursalardı, eksiklerini, gediklerini bir kahve içimi uzaklığındaki bu insanlardan temin etselerdi, hem uzun vadede daha çok kazanacaklardı, hem mal mülkten olmayacaklardı, hem da Alaçatı’nın asıl zenginliği olan yerel dokusunu korumuş olacaklardı!

 

Gidişat hayırlı değil
Gürültü kirliliğinin de kaynağı olan bu gidişat pek de hayırlı değil. Nitekim bu işlerin merkezi olan Hacımemiş Mahallesi’nde ev fiyatlarında dramatik düşüş var. Otellere alıcı çıksa yarın satılacaklar. Kimse bu karmaşa, toz bulutu, alt yapı yetersizliği, kalabalık ve sabahlara kadar süren gürültü içinde oturmak istemiyor.

 

Bir daha geriye gelinmez
Üstüne, sorumlu olması gerekenler de yetkilerini kullanıp bu gidişatın önüne geçmedikleri için, bu sorunların kaynağı olan işletmelere cesaret geliyor ve benzerleri için de davetiye çıkıyor! Altı yıl önce ‘Nasıl bir Alaçatı’da yaşamak istiyoruz’ sorusunun cevabını aradık. Uluslararası araştırma şirketlerinden birine araştırma yaptırdık. Alaçatı’da yaşayanlar, işletme sahipleri, günübirlik gelenler, konaklamalı gelenler ve diğerleri... Görüşleri bir araya getirdik. Belediye başkanımızla paylaştık. Ama orada yazılanların peşinden gidileceğine, ‘kısa günün karı’ tercih edildi ve Alaçatı bir daha geriye gelmemek üzere yok edildi!


***


Bir alıntı


ÇARŞI HERKESE KARŞI:


Kişi başına düşen milli sabırla hepimiz yakında derviş olacağız

X