GeriNedim BUBİK 83 bin kişiye ‘mavi seferberlik’ çağrısı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

83 bin kişiye ‘mavi seferberlik’ çağrısı

İZMİR Ticaret Odası’nın (İZTO) bedensel engellilerle ilgili çok önemli bir duyurusunu aktarıyorum: “İZTO, Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nin (TOFD) 2011 yılında süresiz olarak başlattığı plastik kapak toplama kampanyasına destek veriyor

.
3.5 TONA BİR AKÜLÜ
83 bin üyeden ‘plastik kapak toplanıp bağışlanması ve bir tekerlekli sandalye alımına katkı’ istendi. Kampanyada plastik kapaklar 350 kiloya ulaştığında elle kullanılabilen, 3.5 tona ulaştığında ise akülü tekerlekli sandalye bağışı gerçekleştiriliyor.
TESLİM YERLERİ
Kampanya kapsamında ev ve işyerlerinde biriktirilen plastik şişe, damacana, şampuan, diş macunu, deodorant, yoğurt ve benzeri ambalaj kapaklarının Shell benzin istasyonlarına, MediaMarkt şubelerine ve Sultan Su bayilerine teslim edilmesi isteniyor.
FARKLI DESTEKLER
TOFD bu kapaklarla sonda, hasta bezi, minder gibi medikal malzeme desteği de sağlayabiliyor. Plastik kapakların teslimi sırasında da TOFD’nin 0537 655 52 82 numaralı WhatsApp hattına fotoğraf ve kilogram bilgisi gönderilerek kapakların kayıt altına alınması sağlanabiliyor.”
SÜRPRİZLER OLABİLİR
İZTO üyelerinin kampanyaya büyük ilgi göstereceğine, hatta plastik kapak toplama dışında akülü sandalye alarak Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’ne teslim edeceğine inanıyorum. İZTO yönetimi de sürprizler yapabilir bu konuda. Kolay gelsin!

///
BİR FORMALI MESAJ

Kadına şiddete ‘dur’
demek için ‘vur’

BANA çok sıcak gelen bir haberi görmeyen ve okumayanlar için iletiyorum: “Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin kadın voleybol takımı yeni sezonda Sultanlar Ligi’nde sahaya, ‘Kadına şiddete dur’ temalı formayla çıkacak. Son olarak Balkan Kupası’nı müzesine götüren ve kentin gurur kaynağı olan ‘Aydın’ın Sultanları’, kadınların olumlu öyküleriyle anılmaları gerektiğine inanıyor. Taraftarların da bu formaya sahip çıkacağını, birlik ve başarıyla şiddete dur diyeceklerini savunuyor.
HER SAYI BİR ZAFER
Başkan Özlem Çerçioğlu da toplumsal sorunların çözümü için cesur ve kararlı olmak gerektiğini savunuyor: “Kadına karşı şiddet bir toplumsal sorunumuzdur. Bunun önüne geçebilmek için özellikle caydırıcı hukuki yaptırımların alınmasını sağlamamız gerekiyor. Ayrıca farkındalık oluşturup şiddet olayı gerçekleşmeden önüne geçmeliyiz. Bunun için de eğitici faaliyetlerin yanı sıra sanat ve sporun gücünü kullanmamız lazım. Bu çerçevede ‘Aydın’ın Sultanları’ formalarında simgesel bir çalışma yaptı. Kentimizin gururu olan oyuncuların aldığı her sayı kadına şiddete karşı alınmış zafer olacaktır.” (Didim’in Gündeminde Neler Var)

///
BİR ÖNEMLİ DUYURU

Didimli kadınlar haydi
kanser taramasına

AYDIN İl Sağlık Müdürlüğü, 18 Ekim-22 Ekim tarihleri arasında Didim’de kadınlara ücretsiz kanser taraması yapılacağını duyurdu. İlçe Sağlık Müdürlüğü ve aile hekimlerinden randevu alınabileceği bildirildi. İlgili telefon numaraları: 0256 811 23 03 - 0256 813 77 97.
LÜTFEN AKSATMAYIN
Didim Muhtarlar Derneği Başkanı Filiz Atabay Soydemir’in çağrısını iletiyorum: “Belediye karşısındaki ilçe sağlık müdürlüğümüzün bahçesine gelecek TIR içinde tüm kanser tarama testleri ücretsiz olarak tüm kadınlarımıza yapılacaktır. Mamografi cihazı da gelecektir. Lütfen tüm kadınlarımız kontrollerini aksatmasın ve etrafımıza da duyuralım.”

///
BİR SERGİ

Resimlerin geliri
lösemili çocuklara

RESSAM Ayşe Resa Irmak, Behçet Uz Çocuk Vakfı yararına 18 Ekim’de saat 16.00’da sergi açıyor. 35-40 eserin geliri lösemili çocuklar için harcanacak. Adres: Vakano House-Yüzbaşı Şerafettin Sokak No:30 Alsancak (Saint Joseph Lisesi karşısı)

X

Salgın illeti hızını kesmiyor önleme devam

DÜNYAYI saran salgın illeti hız kesmiyor. Bizde günlük hasta sayısı 25 bin-30 bin arasında gidip geliyor. Her gün ortalama 200 can yitiriyoruz. Salgının şu ya da bu değişimi derken bir de başımıza Güney Afrika kökenli, ‘omikron’ çeşidi çıktı. Dünyanın bilim insanları bununla kafa yormaya başladı. Herkes bir şeyler söylüyor.

 



ÇOK SIKI DENETİM VARMIŞ
Avrupa’da olağanüstü önlemlere dönen ülkeler var. Bazılarında bir süreliğine sokağa çıkma yasağı bile uygulandı. Çoğu ülkenin aşı, test konusunda çok ciddi olduğunu, kesinlikle ödün verilmediğini öğreniyoruz. Özellikle herkese açık gidilen, kalabalık oluşabilen yerlerde çok sıkı denetim varmış. Ve de maske konusunda herkes çok titizmiş, insanlar birbirlerini uyarıyormuş. Bazı ülkelerde aşının zorunlu olması gündemde.
YAŞAMIMIZDA YER ALACAK
Salgın illetine arada sırada değiniyorum, çünkü en azından uzunca bir süre daha yaşamımızda olacağına inanıyorum. “Bu nedenle uyarılara, önlemlere kesinlikle uymamız gerekir” diye düşünüyorum. Bizim bilim insanlarımız da, “Mutlaka aşı” diye başlıyor söze, “Maske, mesafe, temizlik de olmazsa olmazımız” diyor.

Yazının Devamını Oku

Aziz’i yaşadı Aziz’i yazdı

GAZETECİ Reşat Yörük, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin önceki başkanı Aziz Kocaoğlu’nun basın danışmanıydı, “Aziz” adlı bir kitap yazdı. Yörük’ün kitabı ve Aziz Başkan’ın öyküsünü özetliyorum:

 

13,5 YIL BİRLİKTE ÇALIŞTIK
“Aziz Kocaoğlu ile yolumuz 2006’da kesişti. 1987’den itibaren çeşitli gazetelerde spor, ekonomi, belediye, politika muhabirliği yaptım. İzmir Ticaret Borsası’nın basın müşaviriyken Başkan’ın davetiyle Büyükşehir Belediyesi’ne geçtim. 13,5 yıl Aziz Başkan’la çalıştık. En yakınlarındandım, pek çok önemli olayın tanığıyım.
KİTAP NEDENİ OPERASYON
Kitaba, Büyükşehir’e yapılan iki büyük operasyon sonrası karar verdim, 2017’de yazmaya başladım. Başkan’la da kitap görüşmelerim oldu. Yoğun iş tempom arasında, iki yılda tamamladım. Yayın için 22 Kasım’ı, operasyonun 10’ncu yıldönümünü bekledim...
Aziz Başkan çok özel, alışılmış başkan-siyasetçilere benzemeyen, kendine özgü, farklıydı. Doğuştan CHP’li olmasına rağmen, siyasi fanatizmden uzaktı. Pazar günleri kendisini arayan vatandaşlara telefonla geri dönmeye çalışırdı. İlk sözü, ‘Ben Aziz’ olur, soyadını eklerdi... Zorunlu kalmadıkça unvanını söylemezdi. (Kitap adı oradan geliyor)
HERKESE ‘ABLA’ ‘ABİ’ DER

Yazının Devamını Oku

Melek Arda’nın anısına çocuklara umut olmak

KİTVAK’tan (Kemik İliği Transplantasyon ve Onkoloji Merkezi Kurma ve Geliştirme Vakfı) söz edildiğini herhangi bir yerde görürsen mutlaka ilgilenirim. Bende farklı bir yeri vardır. Ayrıca bugüne kadar başarılan işleri, eserleri her zaman örnek gösterilmelidir. KİTVAK’ın hedeflerine ulaşıp gerek duyanlara yardım götürebilmesi için gönüllü çabalayanlar da ayrıca övgüye değerdir. Yine bir paylaşım gördüm içinde KİTVAK olan. Okudum ama yazılanlar, güzeller güzeli Arda Bulut ve son doğum günündeki görüntüsü, zaten beni benden götürdü. Bir annenin duygularını paylaşıyorum:

 
ADINI KALICI KILMAK
“Anneler hisseder derler ya hani, en başından beri birçok şeyi hissedip kendime söylemediğim… İkna olduğum tek konu, oğlumun adını kalıcı kılmak ve adını aynı yollardan geçen arkadaşlarının gözlerinde görebilmek, umut olmasını hissetmekti.
İKİNCİ YAŞINDA CENETTE
Şimdi bana gelişinin ikinci yılında cennette ikinci yaşın bilmediğim yerleri süslüyor, bilmediğim yerlerde gülümsüyor AşkOğlum. Bana bıraktığın izleri de yeryüzünde senin adınla çocukların gözlerinde görmek içimi serinletecek. Özleminin boşluğunu hiçbir şey doldurmasa da, aynı yollardan geçen arkadaşlarına umut olabilmek, güldüklerinde sen gülüyormuşçasına hissetmek biraz nefes oluyor.
DOĞUM GÜNÜ BAĞIŞLARI
Oğlumun doğum günü kampanyasını KİTVAK‘a bağışlayarak yılbaşında yine çocuklarımızın yanında olacağız. Bizim adımıza zor geçecek günleri biraz daha kolay kılma yolunu, bu umut yolunda buluyoruz. Artık her şey AşkOğlum ile bağdaşıyor... İyi ki doğdun melek oğlum, iyi ki ailen olarak bizi seçtin. Tüm onkoloji çocuklarına umut olma fırsatı seninle bize görev edildi. Biz de senin ışığında senin doğum gününde onkoloji çocuklarına umut olmaya devam edeceğiz.”

Yazının Devamını Oku

Havamız ne durumda içimiz rahat olsun mu?

İZMİR’de, geceleri hafiften geniz yakan kömür kokusuna, “Merhaba” demeye başladık. Özellikle gündüz ve gece ısı farkı artmaya başlayınca, geçmişin bu tanıdık kokusu daha da hissediliyor. Bu koku da doğal olarak hava kirliliğini getiriyor akıllara. Üstelik daha da tam soğuk bastırmadı... Kış aylarında hava kirliliği, yalnızca İzmir’in değil, tüm ülkenin gündemindedir. Kimi zaman arttığı ve nedenleri konuşulur. Kimi zaman da özellikle doğal gaz sonrası, eskisi gibi yoğun kirlilik yaşanmadığı...



ÜÇ BÜYÜK KENT LİSTE BAŞINDA
Hafiften kömür kokusu geliyor gibi olunca, konuyla ilgili en yakın tarihli paylaşımlara göz attım: “Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Geomatik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu ve ekibi, fosil yakıtların çevreyi nasıl kirlettiğini uydu verileriyle ortaya çıkaran bir yazılım geliştirmiş. 2018 yılından bugüne günlük veya aylık toplanan veriler ışığında, İstanbul, Ankara ve İzmir’in Türkiye’nin en kirli kentleri olduğu belirlenmiş.”
DENİZLİ VE MANİSA’DA SORUNLU
‘Temiz Hava Hakkı Platformu’nun (THHP) yayınladığı Kara Rapor 2021’e göre, 2020 yılında Türkiye’de sadece Bitlis ve Hakkari’de Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği değerlerin altında temiz hava solunmuş. THHP Koordinatörü Buket Atlı, geçen yıl yeterli derecede ölçüm yapılabilen 175 istasyonun yüzde 97,7’sinde yıllık partikül madde ortalamasının DSÖ’nün sınır değerlerinin üzerinde olduğunu açıklamış. Raporda, hava kirliliğinin tüm yıla yayılan bir sorun olduğu 12 il arasında bölgemizden Denizli de var. Yine rapora göre beş yıldır hava kirliliğinin kronikleştiği beş il arasında Manisa da sayılıyor, bu kentlerde ‘Acil Temiz Hava Eylem Planları’ açıklanması gerektiği vurgulanmış.
SAĞLIK İÇİN AZALTMAK GEREK

Yazının Devamını Oku

Çeşme Projesi personeline lojman yeri bile ayrılmış (mı)

ALAÇATI Turizm Derneği’nin yeni yönetim kurulu, Necat Çelikok başkanlığında, Kerem Ünsal, Yeşim Yılmazer, Kayhan Ölmezer, Fehmi Mert Gönül, Hayriye Çiçek, Türker Acaroğlu’ndan oluşmuş. Öncelikle kutluyorum! Başkan Çelikok, “Dört mevsim turizm” hedeflediklerini, eğitim ve dış tanıtıma önem vereceklerini açıklamış.



‘SAYGILI’ EĞLENCE ANLAYIŞI
Başkan Çelikok, Alaçatı’nın sürekli gündeme geldiği bir konuya da kararlılıkla değinmiş: “Alaçatı ruhu, son dönemlerdeki eğlence tarzına uymuyor. Burada bir yaşam olduğunu, bir kültür yaşadığını unutmayalım. Alaçatılı ‘saygılı’ eğlence sever, bir diğerini rahatsız eden eğlence anlayışı Alaçatı ruhuna aykırıdır.”
Başkan Necat Çelikok ve yönetimine başarı diliyor, “Kolay gelsin” diyorum.
BAŞKAN ORAN’LA TOPLANTI
Yeni yönetim, Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran’la görüşmüş. Sosyal medyada bu toplantı notlarına denk geldim, bazılarına göz atıyorum:

Yazının Devamını Oku

Çağlayan’ın anısına ‘Aydınlanma yolu’

“Bir Çağlayan Irmak vardı” demişim 15 Mart 2011’de... Bir gün önce, koca bir ‘Günaydın’ çekmeme karşın, karşılık alamamıştım. Ve haberi vermişlerdi, Çağlayan trafik kazasında yaşamını yitirmişti: “Çağlayan’dan söz ediyorlardı. Telefonla konuştuğumuz Çağlayan”dan.


SÜREKLİ GÜLEN FİDANDI
Yıllardır birlikte çalıştığım, acı, tatlı çok şey paylaştığımız, bizim İbrahim Irmak’ın büyük oğlu Çağlayan’dan. Arada karşıma çıkan, bizim ailenin tek tek hatırını sorup selam ileten Füsun’un büyük oğlu Çağlayan’dan. Ve birlikte çalıştığımız bizim deli dolu Tolga’nın ağabeyi Çağlayan’dan. Ve Çağlayan... Her zaman mahcup gibi. Sürekli gülen. Çevresine olumlu hava estiren. Gencecik. Fidan. Yaşamının baharında. Çağlayarak yaşama veda etti.”
SEN DE BİR MUM YAK
İbrahim Irmak, 13 Mart’ın en kara günü olduğunu vurguluyor, 32 yaşındaki Çağlayan’ın on yıl önce o gün yaşamını yitirdiğini anımsatıyor. Irmak, oğlunun adını yaşatmak için köylere, parklara kütüphaneler kurduklarını anlatıyor: “Dostlarımızla orada buluşuyoruz. ‘Aydınlanma yolunda sen de bir mum yak’ diyoruz.
ADINI YAŞATMAK İÇİN
‘Al götür oku getir’ prensibiyle çalışan kütüphanelerle, çocuklarımızın yetişmesini istiyoruz. ‘Ne kadar çok kitap okursa çocuklarımız, o kadar aydınlık olur yolları’ diye düşünüyoruz. Ve oğlum Çağlayan Irmak’ın adını yaşatmak için son nefesimize kadar sürdürmeye kararlıyız. Bu proje benim yaşamak için tek dayanağım. Hayata tutunmak için tek umudum… Ne kadar çok kütüphane açarsak, o kadar çok mutlu oluyorum.”

Yazının Devamını Oku

Güzelyalı’da Atatürk için farklı saygı ve anma töreni

BÜYÜK Atatürk’ü, ölümünün 83’ncü yıldönümünde, 10 Kasım’da saygıyla ve özlemle andık. Hemen her yerde törenler düzenlendi, saat 09.05’te tüm yurtta yaşam adeta durdu, herkes saygı duruşuyla Atatürk’ü yaşattı kafasında.


SERGİ VE UNUTULMAZ SÖZLER
İzmir Güzelyalı’da da farklı ve güzel bir anma töreni vardı. Mahalle sakinleri, sabah Fuat Göztepe Parkı’nda buluştu. Güzelyalı Muhtarı Nedim Altan, her yıl olduğu gibi, Atatürk’ün birlikte saygıyla anılacağını duyurmuştu. Parkta bu kez Atatürk resimleri sergisi de vardı. Saat 09.05’te parktaki Atatürk büstünün önünde toplananlar, saygıyla O’nu andı. Atatürk’ün, “Ben, bütün İzmir’i ve bütün İzmirlileri severim. Güzel İzmir’in temiz kalpli insanlarının da beni sevdiklerinden eminim” sözleri anımsandı bir kez daha.
HER ZAMAN YAŞATACAĞIZ
Ve söz Muhtar Nedim Altan’da: “Her yıl Ata’mızı mahalle sakinleriyle anıyoruz. Bu yıl Konak Belediyesi’nden edindiğimiz Atatürk’ümüzün resimlerini de mahalle sakinlerimizle paylaştık Ata’mızın heykeli önünde kendisine minnettarlığımızı dile getirmeye, duygusallığımızı paylaşmaya çalıştık. Ruhu şad olsun! Başkanımız Abdül Batur’a da teşekkür ediyoruz. Ata’mızı unutmayacağız, her zaman yaşatacağız!”

-------------

Yazının Devamını Oku

Herkese çağrımdır: Salgın önlemlerine ne olur dikkat!

SALGIN illetiyle ilgili bir gevşeme var gibi geliyor bana. Ama İstanbul’la gidip gelenler izlenimlerini paylaşınca İzmir adına biraz rahatlıyorum. Çünkü, “İstanbul’da salgın unutulmuş gibi. Maskeye dikkat eden yok, mekanlar tıklım tıklım. İzmir yine çok çok iyi” deniyor. Rakamları anımsayalım. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 23-29 Ekim arasında bölgemizde, 100 bin kişiye düşen hasta sayısı şöyle:



İLLERE GÖRE TABLO
Balıkesir: 360.64, Uşak: 188.13, Manisa: 211.29, Denizli: 162.74, Çanakkale: 222.33, İzmir: 64.81, Aydın: 49.24, Muğla: 50.86.
Bir önceki tabloya göre Çanakkale’de gözle görülür artış var, Uşak’ta da azalma. Diğerlerinde kayda değer olmayan iniş ve çıkışlar var. Ancak genel tabloya bakıldığında, her gün 200 civarında can yitirdiğimizi, yeni hasta sayısının 30 bine yaklaştığını görüyoruz.
Rakamlara bakarken, futbol ve basketbol maçlarında, stat ve salonlara tam kapasite seyirci alınacağını öğrendim. Tiyatro, konser gibi etkinliklerde de seyirci kısıtlaması kalkıyormuş. Başta aşı olmak üzere gerekli tüm denetimler yapılacak, önlemlere dikkat edilecekmiş. Bir yandan içim ferahladı gibi. “Demek ki her şey yolunda” diye düşündüm. Ama gözüm rakamlara gidince bu düşünceyi hemen kovaladım kafamdan.
HERKES KENDİNDEN SORUMLU

Yazının Devamını Oku

‘Nefes’ imecesinde mutlu son sıra Ahmet Alp’in tedavisinde

ÇANAKKALE Biga’nın Kemer Köyü’nden SMA Tip 1 hastası Ahmet Alp bebek için neredeyse tüm kent ayaklandı. Kampanyalar, destek programları düzenlendi, herkes olanakları ölçüsünde katkı koydu. Kimi harçlığını, kimi el işlerinden sağladığı geliri, kimi günlük hasılatını bağışladı. Arada ben de duyurmaya çalıştım. Sonunda sosyal medyada Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ın müjdesini gördüm, haber sitelerinden aktarıyorum:



GEREKLİ PARA TOPLANDI
“Sonunda mutlu sona ulaşıldı. Biga Ticaret Sanayi Odası Başkanı Şadan Doğan altı saatlik canlı yayında çok büyük bağış topladı. Bigalı iş insanı Doğanlar Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan, Ahmet Alp için gerekli 2.1 milyon dolar, yani 20 milyon liranın toplandığını duyurdu, ‘Bir ilçe bunu başardı, kaymakamlık, Belediye Başkanı Bülent Erdoğan ve Şadan Doğan başta olmak üzere herkese tebrikler’ dedi.
YAŞ SINIRI AŞILMADAN
Ahmet Alp, 3 Aralık’taki doğum gününün öncesinde iki yaşına girmeden önce ilacına kavuşacak, tedavi için en kısa sürede Dubai’ye gidilecek. Baba Recep Güven, başta canlı yayında 2 milyon 200 bin lira topladığını söylediği Şadan Doğan ve tüm katkıda bulunanları teşekkür etti, ‘Çok mutluyuz. Bu şekilde olacağını tahmin edemiyorduk. Çok büyük bir miktardı’ dedi.
NEFESE NEFES OLMAK

Yazının Devamını Oku

İyilik üretimi için ‘Bir Hayat Kurtar’

İZMİR’deki çalışmalarını sosyal medyadan izliyordum Bir Hayat Kurtar Platformu’nun. Önce İstanbul merkezliymiş. 19 Aralık 2019’da Bir Hayat Kurtar Derneği kurulmuş. “Hayati bağış”, “öğrenim ve eğitim”, “hasta ve yaşlı”, “kadın ve çocuk”, “ engelli”, “ bağımlı”, “yardıma muhtaç hayvanlar”, “ağaçlandırma ve koruma”, “çevre ve iklim”, “doğal afet” konularında çalışma hedeflenmiş. Kuruluşta genel ilke de açıklanmış:



SİYASET ÜSTÜ KİMLİK
“Derneğimiz temel felsefe olarak; ‘tüm başlangıçlarınız nala çakılan bir mıhın ileride bir vatanı kurtarma ihtimali kadar inançlı olur ise sonuç kesindir’ ilkesini benimsemektedir. Bu nedenle sloganımız; #birmıhbirVATANkurtarır. Derneğimiz siyaset üstü bir kimliğe sahip olarak, partilere, tüm etnik ve dini oluşumlara aynı mesafede duracaktır. Derneğimizin kurucu ve çalışanlardan aradığımız tek kriter, ülkemizin kuruluş değerlerine ve kurucularına saygılı, cumhuriyet ve demokrasi taraftarı olmalarıdır.”

İZMİR’DE CANLANACAK
Derneğin kurucusu, üst düzey yöneticilikler de üstlenmiş 40 yıllık iş insanı Nurettin İnal, salgın yasakları yüzünden İstanbul’daki çalışmalarını durduran derneği yeniden canlandırmak için kolları sıvamış. İnal, Eylül 2021’de İzmir merkezli çalışmaları başlatmış! “Doğru amaçlar doğrultusunda bir araya gelmiş planlı ve inançlı kadroların elde edemeyeceği sonuç olamaz. Her teşebbüs bir başarı hikayesidir, Tüm başlangıçlarınız nala çakılan bir mıhın ileride vatanı kurtarma ihtimali kadar inançlı olursa sonuç kesindir.”

Yazının Devamını Oku

İçtenlikle diliyorum dostlar: Umarım büyük ders olmuştur

TAM bir yıl geçti. İki yazımdan çok kısa özet sunacağım, düşüncem çok değişmedi. Önce, “Acıyla sallandık, yastayız dostlar” demişim: “Biri ‘6.6’ diyor, diğeri ‘6.9.’ Cumhuriyet Bayramı’nın ertesi günüydü. Sokak bir anda doldu, evler boşaldı. Ayılanlar, bayılanlar, telefonlara sarılanlar. Evet, 30 Ekim’di, cuma günü saat 14.51’de sallandık. Kim, ‘Ben korkmadım, etkilenmedim, hazırlıklıyım’ diyorsa helal olsun!


BÖYLESİNİ YAŞAMADIM
Böyle deprem yaşamadım. Sarsıntı ne zaman sona erecek diye bekledim. Korkmak ne kelime? Tırstım... Hani, ‘Yaşamım film şeridi gibi geçiverdi’ denir ya... Ona bile fırsat bulamadım. Sarsıntı durunca karımla haberleştik. Bu gibi durumlarda ilk aşamada bencil oluyor insan, çocukların, yakınların iyilik haberlerini aldık, rahatladık. Sokağa indim ben de. Ve haberler, duyumlar... Felaketin merkezi Bayraklı. Yıkılan apartmanlar var. Can pazarı kurulmuş, acil yardım ve kurtarma ekipleri olabilecek hızla orada.
BU İŞİN SİYASETİ OLMAZ
Yitirilen canlar yerine gelmez... Tümüne rahmet, yakınlarına sabır, yaralılarımıza acil sağlık diliyorum. Umarım İzmir faciasından ders alınır, ‘Acil kentsel dönüşüm’ için elden gelen yapılır, sorumluların peşine düşülür. Sonuç olarak yastayız dostlar. Bu işin siyasal çekişme, parti farkı, ‘En iyi biz çalıştık’ tartışması olmaz. Gün birlik, dayanışma, yaraları sarma görevi günüdür. Geçmiş olsun İzmir’e ve herkese.”
NERDE YANLIŞ YAPTIK
Sonra da, “Biz nerde yanlış yaptık, nerede, nerede” diye seslenmişim: “Seferihisar açıklarında oluşan ve 70-80 kilometre uzaklıktaki Bayraklı’yı vurup 114 canımızı alan depreme gelelim. Hani, ‘Bornova veya Bayraklı merkez olaydı’ diye kabus sorular sorulan... TBMM’de tüm partilerin katılımıyla araştırma komisyonu kurulmuş. Dilerim, Kayahan’ın şarkısındaki gibi, ‘Biz nerde yanlış yaptık, nerede, nerede, nerede’ sorusuyla başlanır işe.

Yazının Devamını Oku

Havadan karadan trafik gözaltında

İZMİR’de özellikle salgın illetinden sonra sürekli trafik yoğunluğundan söz edilir oldu. Yeni yol, çözüm, proje önerileri dile getiriliyor, bulaş endişesi yüzünden özel araçla dolaşımın gözde olduğu, toplu ulaşımdaki yolcu sayısının bir ara geçmişe oranla oldukça düştüğü dile getiriliyor. Bana göre özellikle aşının devreye girmesinden sonra toplu taşım araçlarına ilgi arttı gibi. Trafikten neden söz ediyorum bugün?


EN YETKİLİ AĞIZDAN
Geçenlerde İzmir Trafikten Sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı Şamil Özsağulu ile sohbet olanağı buldum. Yıllar önce ilginç bir konu üzerine tanışmıştık. Neler yapıldığını, yapılacağını sordum. Öncelikle İzmir Emniyet Müdürü Mehmet Şahne’nin trafiğe çok önem verdiğini ve büyük destek verdiğini iletti. İşte, Şamil Özsağulu’dan İzmir’de trafikle ilgili dinlediklerimden özet:
YAKALANMA RİSKİ ARTIRILDI
* İlimizde trafik yoğunluğunun azaltılması için mevcut alt yapı sorunları da göz önünde bulundurularak ana arterler hatalı parklardan arındırılmak suretiyle şerit disiplininin sağlanması hedeflenmiştir.
* Trafik polisinin ilin her kesiminde görünür olması sağlanarak vatandaşın trafik kurallarına uyma eğilimi artırılmış, sivil denetimlerle de algılanabilir yakalanma riski duygusunun en üst düzeye çıkarılması hedeflenmiştir.
HELİKOPTER VE DRONE

Yazının Devamını Oku

Beklenen oldu İzmir kazandı

GEÇENLERDE metro ve tramvay işçilerinin toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma olmadığını, dün saat 05.00’te greve gidilebileceğini iletmiş, “Top Başkan Soyer’de” demiştim:



“İzmir’i felç edecek olası bir grevin faturası toplu sözleşme görüşmelerini yürütenlerden çok Başkan Tunç Soyer’e kesilecektir. Soyer’in 1-2 gün içinde toplu sözleşmede tarafları ikna ederek uzlaşma sağlayacağına, metro-tramvay grevi başlamadan sorunu çözeceğine inanıyorum. Böyle de olmalıdır, çünkü İzmirli de olası bir grevin doğuracağı sıkıntıları hak etmiyor. Kolay gelsin!”
GERÇEK BİR MÜJDE
Greve saatler kala beklenen uzlaşma sağlandı ve Başkan Soyer’den açıklama geldi: “Sevgili hemşehrilerim, İzmir Metro A.Ş. ve İzmir Tramvayı emekçilerimizle anlaştığımızı müjdelemekten mutluluk duyuyorum. Vatandaşlarımızın mağdur olmadığı, işçilerimizin emeklerinin karşılığını aldığı bir sonuca varmaktan çok memnunum.”
Anlaşma gerçek bir müjde oldu, İzmirli hak etmediği sıkıntı çekmekten kurtuldu. Toplu sözleşmenin iyilikler getirmesini diliyorum. Taraflara teşekkürler!


Yazının Devamını Oku

Metro ve tramvayda greve acil fren gerek

 İzmir’de olumlu bir gelişme olmamışsa ya da çözüm yolunda bir adım atılmazsa, büyük sıkıntı var. Çünkü, Büyükşehir Belediyesi Metro A.Ş. ve Türk-İş’e bağlı Demiryol İş Sendikası ile yürütülen toplu iş görüşmeleri anlaşmazlıkla sonuçlandı, 22 Ekim’de grev kararı alındı.


ÖNERİ İZBAN’DAN FAZLA
Büyükşehir Belediyesi’nin açıklamasında, tüm iyi niyetli adımlar ve sağlanan ciddi iyileştirmelere karşın sendikanın kendi sunduğu taslak dışında herhangi bir öneriye açık olmadığı ve görüşmeyi sona erdirdiği bildirilmiş. Açıklamada, taslağın 69 maddesinden 60’ında anlaşma sağlandığına dikkat çekilerek, “İzmir Metro A.Ş.’nin önerdiği zam oranı ortalama yüzde 31.9’dur. Kamuoyunca bilinmesi gereken bir diğer nokta ise aynı sendika ile İZBAN A.Ş.’de yaklaşık 6 ay önce yapılan toplu sözleşmede sendikanın kabul ettiği artış oranının yüzde 25.1 olduğudur” denilmiş.
KARAR İŞVEREN YÜZÜNDEN
Demiryol-İş Sendikası İzmir Şube Başkanı Hamdullah Giral ise 627 üye adına sürdürülen görüşmelerde, tüm iyi niyetlerine karşın dokuz maddede anlaşma sağlanamadığını savunmuş:
“Müzakere yolunu hep açık tuttuğumuz bu süreçte işverenimizden sadaka değil, emeğimizin karşılığını, evimizi geçindirebileceğimiz ve insanca yaşayabileceğimiz ücretler talep ettik. Anlaşma yanlısı olmayan tutumlarından dolayı grev kararı almak zorunda bırakan işverenimize, hakkımızı verin dedik, duymadılar. Ücretlerimiz açlık seviyesinde dedik, duymadılar. Geçinemiyoruz dedik, duymadılar. Bizi ciddiye alıp taleplerimize kulak vermediler.”
TOP BAŞKAN SOYER’DE

Yazının Devamını Oku

Etkinlik geliri gençlerin eğitim ve gelişimine katkı

BUGÜN yeni bir etkinlik merkezinden söz edeceğim. Bu merkezin en önemli özelliği, gelirlerinin öğrenciler için kullanılması. İkinci Kordon’daki merkezin adı BonVivant, genel müdürü de Damla Arkan. Merkezle ilgili habere bir göz atalım:


YAŞAMDAN KARELER
“İzmir’in tarihi dokusunu taşıyan, zamanın etkisiyle yıpranmış iki komşu Rum evinin aslına uygun restore edilmesiyle başlayan yolculuk, kaliteli ve iyi yaşam felsefesi ile birleşti. Sergiler, söyleşiler, toplantılar, arkadaş görüşmeleri ve çeşitli etkinliklerin merkezi olmayı hedefleyen, İzmir’in ilham veren ayrıcalıklı yeni buluşma noktası BonVivant, ‘Gümrük’ten Punta’ya Yaşamdan Kareler’ konulu fotoğraf sergisiyle açıldı.
DEĞERLİ KOLEKSİYONLAR
Kentin kültürel mirasının doyasıya hissedildiği sergide; Atatürk Kütüphanesi, İzmir Ticaret Odası, Library Of Congress Washington DC, Lucien Arkas, Fabio Tito, Selim Bonfil, Erkan Serçe, Mustafa Besimzade gibi çok değerli koleksiyonlar İzmir’i sevenlerle buluşuyor. Yıl sonuna kadar açık kalacak sergi, pazar dışında her gün 11.00 - 16.00 saatleri arasında ücretsiz gezilebilecek.
MUTLULUK VE GURUR
Satılacak eserlerin geliri, İnci Vakfı’nın üniversite öğrencilerine sağlayacağı, ‘Genç Gelişim Eğitim ve Burs Programı’nda kullanılacak. Projeyi ekibiyle yaşama geçiren Perihan İnci, İzmir’in tarihi değerlerini ortaya çıkararak, kente kazandırmaktan mutluluk ve gurur duyduklarını vurguladı. Yoga atölyeleri, resim ve heykel kursları, film okumaları gibi farklı konular ve disiplinlerde etkinliklerin gerçekleşeceği BonVivant, Avlu’daki lezzetli menüsüyle de hizmet veriyor.”

Yazının Devamını Oku

Ünlü ovadaki sarılığın sırrı

SÖKE Ovası’na yolu düşenler geçmişte hep pamuk tarlalarıyla karşılaşırdı. Bugünlerde ova neredeyse sarardı. ‘Didim’in Gündeminde Neler Var’ grubunda Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği’nin bir paylaşımını görünce sarılığın nedeni anlaşılıyor, özetle iletiyorum:



‘BEYAZ ALTIN’ GÖRÜLÜRDÜ
“Söke’den Didim, Milas ve Bodrum’a gidenler, Aşağı Büyük Menderes Ovası’nı ortadan ikiye ayıran 30 kilometre boyunca tarlalarla çevrili karayolundan geçer. Büyük Menderes’in binlerce yıldır getirdiği alüvyonlarla oluşan tarlalarda hemen her yıl bu mevsimde ‘beyaz altın’ denilen pamuk görülür. Büyük Menderes Nehri, en kurak yıllarından birini yaşadı.
ÜRÜN DESENİ DEĞİŞTİ
Kuraklık nedeniyle, Söke Ovası’ndaki tarlalarda pamukla birlikte, yoğun ayçiçek ekildiği görüldü.
Görsel şölen yaratan sarı ayçiçeklerini görenler, araçlarını durdurarak fotoğraf çekiyor. Hoşa giden durum aslında iklim değişikliğinin önemli göstergelerinden biridir. Bu yıl yeterli yağmur yağmadı, havzadaki barajlar yeteri kadar dolmadı, tarımda kısıtlı sulama programına geçildi. Yeterli su gelmemesi, Söke Ovası’ndaki ürün deseninin değişmesine yol açtı.

Yazının Devamını Oku

Onur veren bir ödül: İzmir’in Gönüllüleri

ÖNCE bir haber özeti sunacağım: “Tülay Aktaş Gönüllü Kuruluşlar Güç Birliği Ödülleri 25. kez sahiplerini buldu. Erhan Gölbey’in sunduğu ödül töreni çevrimiçi ortamda gerçekleştirildi, 110’u aşkın STK yöneticisi ve temsilcisi katılım sağladı.


TÜLAY AKTAŞ GÜÇ BİRLİĞİ
Tülay Aktaş Gönüllü Kuruluşlar Güç Birliği Sözcüsü Fatoş Dayıoğlu’nun konuşmasıyla başlayan törende, ölüm yıldönümü olan Tülay Aktaş ve STK’lara gönül veren, aramızdan ayrılanlar rahmet ve saygıyla anıldı, hayattakilere teşekkür edildi. ‘Ömür Boyu Gönüllülük ödülleri, merhume Aysın Sıdal, Çiğdem Beşkardeşler ve İnci Mutluer’e verildi. İzmir’in Gönüllüleri ödülü İzmir’e büyük emekleri olan Nedim Bubik, Nedim Uysal ve Jak Eskinazi’ye takdim edildi.
ÖNE ÇIKAN PROJELER
Törende, ödül sunulan STK’lar ve projeleri de şöyle: Teşvik ödülü: Fikrimiz Bornova- Sıfır Atık (Geleceği Paylaş İnisiyatifi), Jüri özel ödülü: Elimin Emeği Torunlar İçin (Urla Kızılay Derneği), Kemal Baysak Ödülü: El Ele Hep Birlikte (Çağdaş Balkan Kadınları Derneği), Sancar Maruflu Ödülü: Salgında Kanser Beklemez (MEMEKANDER; Meme Kanseriyle Savaşım Derneği), Tülay Aktaş Karşılıksız Hizmet Ödülü Üçüncüsü: Sesten Gönüle Gönüllü Koçluk Projesi (TÜRGÖK; Türkiye Görme Özürlüleri Kitaplığı), ikinci: KOD ’İnci Projesi (Cevdet İnce Vakfı), birinci: Hücre İşleme Merkezi Projesi (KİTVAK-Kemik İliği Transplantasyon ve Onkoloji Merkezi Kurma ve Geliştirme Vakfı).”
BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR
Güç Birliği, İzmir’de sosyal projelerin meşalesini yakan Tülay Aktaş’ın sonsuzluğa uğurlanmasından sonra oluşturulmuş. Tülay Aktaş Gönüllü Kuruluşlar Güç Birliği’nin ilke ve amacı şöyle: “26 yıl önce çıktığımız bu yolda dil, din, etnik köken, yaş veya cinsiyet ayrımı gözetmeksizin herkesin sadece insan olduğu için değerli olduğuna inanarak; insanların fiziksel, sosyo-ekonomik, psiko-sosyal ihtiyaçlarını karşılamayı ve sivil toplum kuruluşları arasında işbirliğini sağlayarak, bu dayanışmayı gün be gün artırmayı hedefliyoruz. Bizden daha az şanslı olanların maddi-manevi ihtiyaçları karşısında el ele verip, şehrimizin sınırlarını aşarak yaralara merhem olmak istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki, ‘Birlikten kuvvet doğar.’

Yazının Devamını Oku

Geçmişi asırlara dayanan ‘Kadim Anadolu Şifacılığı’

İZMİR’de uzun yıllar faaliyet gösterdiği reklamcılıkla tanınan Rahim Yurdakul, belgesel yapımcılığı ve yönetmenliğine de el attı. Daha önce TRT için, tutkusu olan olta balıkçılığı ile ilgili, “Oltanın İki Ucu” adlı 18 bölümlük belgeseli çekti. Marmara, Ege ve Akdeniz’de çekilen belgesel beğeniyle izlenmişti. Geçenlerde yeni bitirdiği, dumanı üstünde belgeselinden konuştuk: “Kadim Anadolu Şifacılığı.”



BİLGİ BİRİKİMİ ANADOLU
Yapımcı ve yönetmen Yurdakul’da söz: “Anadolu toprakları, dünyanın kıtalarını birbirine bağlayan doğal bir köprü. Binlerce yıldır bu köprüyü kullanan medeniyetler gelip geçerken ya da yerleşerek dünyanın her yerinden bilgi taşımış. Biriken bilgi dört bir yana dağılmış. Unutulmaya yüz tutmuş, aktarılmaktan ya vazgeçilmiş, ya da bilgiyi sonrasına taşıyacak kimse bulunamamış değerlerin kaybolmasına vicdanen göz yumamıyorum.

GÖNÜLLÜ HALK HEKİMLİĞİ
Bu değerlerden biri de, şifacılık kültürü. Orta Asya’dan, Antik Yunan’dan, Mısır’dan, Kafkaslar’dan ve pek çok kültürden taşınarak gelip Anadolu’da sentezlenmiş halk hekimliği, ocaklar aracılığıyla günümüze aktarılmış. Çağdaş hekimlikten önce bu ocaklar, insanlara ve evcil hayvanlara şifa sunmak için bu hizmeti gönüllü, karşılıksız sunmuş.

KENDİ ELLERİMİZ DEĞİL

Yazının Devamını Oku

Geçmişi asırlara dayanan ‘Kadim Anadolu Şifacılığı’

İZMİR’de uzun yıllar faaliyet gösterdiği reklamcılıkla tanınan Rahim Yurdakul, belgesel yapımcılığı ve yönetmenliğine de el attı. Daha önce TRT için, tutkusu olan olta balıkçılığı ile ilgili, “Oltanın İki Ucu” adlı 18 bölümlük belgeseli çekti. Marmara, Ege ve Akdeniz’de çekilen belgesel beğeniyle izlenmişti. Geçenlerde yeni bitirdiği, dumanı üstünde belgeselinden konuştuk: “Kadim Anadolu Şifacılığı.”


BİLGİ BİRİKİMİ ANADOLU
Yapımcı ve yönetmen Yurdakul’da söz: “Anadolu toprakları, dünyanın kıtalarını birbirine bağlayan doğal bir köprü. Binlerce yıldır bu köprüyü kullanan medeniyetler gelip geçerken ya da yerleşerek dünyanın her yerinden bilgi taşımış. Biriken bilgi dört bir yana dağılmış. Unutulmaya yüz tutmuş, aktarılmaktan ya vazgeçilmiş, ya da bilgiyi sonrasına taşıyacak kimse bulunamamış değerlerin kaybolmasına vicdanen göz yumamıyorum.
GÖNÜLLÜ HALK HEKİMLİĞİ
Bu değerlerden biri de, şifacılık kültürü. Orta Asya’dan, Antik Yunan’dan, Mısır’dan, Kafkaslar’dan ve pek çok kültürden taşınarak gelip Anadolu’da sentezlenmiş halk hekimliği, ocaklar aracılığıyla günümüze aktarılmış. Çağdaş hekimlikten önce bu ocaklar, insanlara ve evcil hayvanlara şifa sunmak için bu hizmeti gönüllü, karşılıksız sunmuş.
KENDİ ELLERİMİZ DEĞİL
Tanrı inancıyla bütünleşen ritüellerde, şifacıların tamamı şifa veren ellerin, kendilerinin değil Fatma Ana’nın elleri olduğunu söyleyerek başlıyor. Şifa için bedel beklemeden aracılık yaptıklarını şifa arayana açıkça belirtiyorlar. ‘Ocaklı’ olarak adlandırılıyorlar ve geleneğe göre görevi kadınlar yapıyor.

Yazının Devamını Oku