"Necmi Tanyolaç" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Necmi Tanyolaç" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Necmi Tanyolaç

Forma artık Semih'e verilsin

22 Ağustos 2007
Önce bizim medya takımına F.Bahçe’nin ikinci ekstrası çok sempatik geldi. Hemen hemen 2-1 galibiyetle biten G.Antep maçından sonra hiç kimse Zico’yu eleştirmeye kalkmadı, ’kulübede ihtilal’, ’gençlik bereketi’ yollu başlıklar birbirini izledi.

Bu hafta Sivassspor ile yapılacak maça bu yönden de ilgiyle bakılıyor. Acaba Zico ne yapacak.

Can Bartu, önceki günkü köşesinde Zico’nun gençlik aşısını yazının tepesine oturtturmuştu: ’Zico’nun yaptığı resmen delilik!...’ Bunun gibi görüşler sayfalarda boy vermeye başladı. Zico’nun işi geçen haftaki G.Antep maçından çetrefil. Zaten kendisi de ’Kaybetseydim beni asarlardı’ diyor. Canpahası!.. Zico, safkan kadroyu sanırım bir kez daha denemeye kalkmaz. Ama herşeye karşın geçen haftaki test kulübede bekleyen yedeklere güç ve moral kazandırdı. Ondan ötesi Zico kadar yönetimin de içişlerindendir.

Milliyet’teki panoramasında Ediz Sırapınar, geçen haftanın olayını şöyle vurguladı;’Evet, F.Bahçe yedekleriyle günü kurtardı. Ama asıl Zico’ya bir yedek bulunmalı’

Semih’in bugünü yarını

Semih Şentürk
, F.Bahçe’nin kalabalık kadrosundaki tek santfor. Topa nasıl girileceğini, havadan, karadan nasıl karşı kaleye indirileceğini takım arkadaşlarının çoğundan iyi yapıyor. Sakatlıklarına, kulübede bekletilmesine karşı bir istatistik çıkarılsa Semih gol becerisinde Alex hariç bütün yabancılardan daha başarılı çıkar. ’Artık oynamak istiyorum’ diyor.. ’Bana şans vermeyecekseniz, bırakın.’ Başkan Aziz Yıldırım, Semih’e hayran, ’Hiçbir yere bırakmam’. Sevginin de böylesi delikanlının canını yakıyor olmalı.

Yani, Semih’in geçen sezondan alacakları çoğalıyor. Eğer geçen 3 yıldan bu yana örneğin, Deivid ve Kezman kadar forma giyebilseydi.. Hesap size ait.

Zico’nun yerinde olsam Semih’i santfor oynatırım. İddiaya girerim ki, şu haftadan itibaren atacağı goler 20’den aşağıya düşmez.

Kendisi 25 diyor. Evet biraz indirelim dedik. Semih’i daha fazla ziyan etmeyin. Taraftarın ve çok sayıda otoritenin de kesin görüşü böyle.

NİCE YILLARA TSYD

ÖNCEKİ
gece Levent’teki yuvamızda 44. yılımızı kutladık. Havuzbaşındaki buluşma derneğin dünü ve bugününün belgeseliydi. Her taraftan gelen üyelerimiz ve arkadaşlarımızla sarmaş dolaş olduk. Kimi elimi öpmeye kalktı, kimi gözlerinin yaşını gizledi. Gerçekten hepimizi duygulandıran geceydi. Başkanımız Esat Yılmaer ve yönetimi, yıl dönümü kutlamalarına yeni bir boyut getirdi. 5 yıldızlı otellerin havuz partilerinde görülebilecek kadar görkemli bir geceydi. Hele o ihtişama uyan sahne, Ali Kocatepe ve eşi Aysun’un şarkıları...

1963’ten 2007’ye tam 44 yıl. Ben derneğin kurucu başkanıyım. Bu kadar görkemlisini ilk kez seyrettik ve gurur duyduk.

Televizyondan sordular, ’Bundan sonra ne olur?’ "Bundan daha iyisi olur" Esat Yılmaer başkanımı, hizmeti geçen bütün başkan, yönetim ve camiamız adına kucaklıyorum. Nice yıllara...
Yazının devamı...

50. lige merhaba

10 Ağustos 2007
50’inci sezona giriyoruz. 1959’da başlayan Türkiye Futbol Ligi yarım asra ulaştı. Şimdi bu uzun öyküde yüzüncü yılın koşusuna tanık olacağız. Türkiye Ligi kurulduğundan bu yana çeşitli dönemler ve değişimler yaşandı. Ellinci yıla girilirken onur tablosunda dört şampiyon var. Fenerbahçe (17), Galatasaray (16), Beşiktaş (10) ve Trabzonspor (6). TFF’nin aylık futbol dergisi Tam Saha’da liglerimizin gelmişi geçmişi anlatılıyor. Fenerbahçe 49 yıllık puan cetvelinde lider (2657 p.), onu Galatasaray (2652 p.), Beşiktaş (2568 p.) ve Trabzonspor (1768 p.) izliyor. Üç büyükler 49 sezonun hepsinde var, Trabzonspor sadece 33’ünde yer almış. Eski deyişle ebedi puan cetvelinde 49 yılın lideri hala Fenerbahçe.

Kimler geldi kimler geçti


Kimler yoktu ki... ’Taçsız Kral’ Metin Oktay, 276 maçta 240 gol ile liderliği hala elinde tutan Tanju Çolak, ardından 238 gollü Hakan Şükür. Ve Hami Mandıralı 219 gol. Efsanevi futbolcu Metin Oktay’ın ise 1959-69 yılları arasında 252 maçta 217 golü bulunuyor. F.Bahçe lig tarihinde bugüne kadar en iyi performansı gösteren takım.

Büyüklerin hasret yılları da doğrusu şaşırtıyor. Lig tarihinde dört büyük takım zaman zaman şampiyonluk hasreti çekti. Şampiyonluğu İstanbul dışına ilk taşıyan Trabzonspor yeni bir döneme adını yazdırırken, altı kez taç giydi. Kısa zamana sığmayacak kadar büyük başarı. Galatasaray’ın şampiyonluk hasreti 13, Beşiktaş’ın ise 14 sezon sürmüş. Ancak G.Saray’ın üst üste şampiyonluk, Beşiktaş’ın derbi rekorları unutulmaz.

Büyük imkanlar var

Türkiye’de futbol bu ligle büyüdü. Profesyonel Lig, kulüpleri yeni yapılanmalara götürdü. Boğaz tokluğuna futbol oynayan gençler büyük imkanlara kavuştular. Sahalar çimlendi. Artık dünya futbolunun vitrininde isimleri geçen süperstarlar ligimizde futbol oynuyor. Bu gelişme bizi giderek, ebedi hasretimiz olan Şampiyonlar Ligi’ne ve Galatasaray’ın UEFA zaferine yeniden götürebilir. Ancak bunun planlamasında kulüplerimizin Avrupa ölçeğine uygunluğu tartışılır. Türkiye Ligi milyonlarca taraftarın rüyasıdır. Futbol tutkusudur. Bu, bir kara sevdadır. Kimi güler kimi ağlar ama sevda bitmez... Bazen gidenler geri dönmez. Acısıyla tatlısıyla haydi nice renkli yıllara...
Yazının devamı...

Natamam transfer!

3 Ağustos 2007
Gazetelere göz atıyorum. Sanki hiç transfer yapılmamış gibi. Hala teknik adamlar, kaleci hariç, stoper dahil habire adam arıyorlar. Ve bulurlarsa da alıyorlar. Tabii böyle olunca da taraftarlar sezon heyecanını yaşayamıyorlar.

Spor basınının ağırlıklı kalemi Can Bartu yazısında şöyle diyor: "Fenerbahçe’de gitmesi gereken çok adam var. Bu, Deivid olur, Lugano, Edu olur. Hatta Appiah bile olur."

Golcü arıyorlar

Demek ki, Fenerbahçe bunları elden çıkarsa, dört adam bulmak zorunda. Kolay mı? Yerlilerimiz, bu boşluğu nasıl kapar, hele Tuncay gittikten sonra.

Altan Tanrıkulu, Fenerbahçe forvetine, "Bir kule" öneriyor. Ama galiba o da başka kapıya gidiyor. Kezman’ın yan yana oynamak istediği vatandaşı Nicola Zigic... Doğrusu ben bile böyle bir golcüyü seyretmek isterim ama elimizde mi?

Beşiktaş, savunmasını önde tutuyor. Ertuğrul Sağlam, sağlam oynuyor ama hücumda bir averaj takımı kabul edilen Sheriff’e karşı kendi evi İnönü’deki hücum ve pozisyon kısırlığına dikkat.

Galatasaray cephesinde ise golcü arayışları tam gaz. Lincoln’ün paslarıyla ortaklık kuracak yıldızlar isteniyor. İyi de kardeşim, Necati ve Hasan Kabze neden harcandı? Kalli öyle istemiş.

3 Eylül’de transferin kepengi iniyor. Takımlarımızın eni de boyu da o zaman ortaya çıkacak.
Yazının devamı...

Meclis'teki Süper Lig

26 Temmuz 2007
503’ü erkek, 47’si kadın vekilli bir Meclis. Hanımlarda artış var. Bu gidişle erkekleri geçmeleri zor ama, korkutmaya devam edecekler.

Meclis’teki tabloyu Süper Lig’e benzetmek yanlış olmaz. AKP, CHP, MHP yurdun her tarafından patlayan bağımsızlar hareketiyle hesapça Meclis’te 7 parti yer alacak. Bizim Süper Lig’de öyle değil mi? Çok renkli, çok parçalı. Hadi bakalım hayırlısı.

Ağar’dan ağır ders

Seçimin kahramanları elbette yarışın galibi olarak AKP ve kaptanı Recep Tayyip Erdoğan, mağlubu da ebedi anamuhalefet lideri Deniz Baykal. Gazetede bir haber: "Erdoğan, Baykal’ı ziyaret edecek." Başsağlığı gibi bir ziyaret. "Galip sayılır bu yolda mağlup" diyeceksek, Mehmet Ağar aslanlar gibi dövüştü. İlk sonuçlar açıklandığında o da istifasını açıkladı ve herkese örnek oldu. MHP lideri Devlet Bahçeli de geçen seçimde baraja düşen partisini Meclis Süper Ligi’ne taşıdı.

Sporumuzda başkanlar nasıl gitmeyi bir türlü bilmiyorlarsa, siyasetçiler de öyle. Yerleştiler mi o koltuktan kopmuyorlar. Gönlümdeki oy Ufuk Uras’ın. 79 bin oy helal olsun. Üniversite hocaları, kariyer sahibi adaylar, Meclis’in görüntüsünü mutlaka değiştireceklerdir. Türk halkı, seçimin gerçek sahipleriydi.

İtalyanlar, seçim ve sonuçlarını şöyle tarif ederler: "Siz seçiyorsunuz, biz seçiyoruz, onlar yönetiyor."

Demokrasi bu...
Yazının devamı...

Aile boyu transfer

20 Temmuz 2007
Beckham, bu transferden 5 yılda 250 milyon dolar alarak dünyanın en çok kazanan futbolcusu olacak. Halen yılda 23 milyon Euro (30 milyon dolar) ile bu unvanı elinde bulunduran Barcelona’nın Brezilyalı yıldızı Ronaldinho’yu geride bıraktı. İngiliz oyuncu, dudak uçuklatan sözleşmesine koydurduğu özel bir maddeyle dünya futbolunun zirvesine oturdu. Bizim Ozan Ermiş’in haberinin özüne göre, işin sırrı imaj.

İki kişilik transfer

Aslında bu para şu anda Real Madrid’den aldığı ücretin yarısı. Ama, yeni kulübüyle 3 milyon dolar karşılığında sözleşme imzaladı. ABD’deki kazandığı paradan kimseye tek dolar yok.

Anlaşmalarıyla yıllık geliri 50 milyon dolar olacak. Peki ABD gibi futbola hala sıcak bakmayan bir ülke, niçin bu kadar para verdi. Beckham şu anda dünyanın en iyisi değil. Hatta zamanı bile geçiyor denilebilir. Ama, imaj mühendisleri ve dolar milyarderleri bu transfere iki kişilik gözüyle bakıyorlar.

Evet, David ve eşi Victoria Beckham’ın transferidir bu. Yani, aileboyu. Beckham çok yakışıklı, her kadının gözünü çekecek kadar. Ama, Victoria da çıldırtıcı cazibesiyle eşinden daha fazla bayıltıyor. Nereye gitse peşinde onlarca kamera ve yüzlerce medya kurulu. Çünkü, Victoria gerçekten kendine baktırıyor. Yeni dünyada şov başlıyor, kaçırmayın.

Hoşgeldin Ergun

Ergun Gürsoy, Hürriyet’teki köşesine döndü. Uzun yıllar dostuyuz. Dürüst, sevecen, iç hesabı olmayan bir futbol adamıdır. Galatasaray’a ve Ergun Gürsoy’a sağlıklı bir ömür dilerim.
Yazının devamı...

Siyaset spora karışmaz!..

14 Temmuz 2007
Başbakan Erdoğan, CHP lideri Baykal, MHP lideri Bahçeli ve DP Lideri Ağar seçim bölgelerinde heyecanlı konuşmalar sıralıyor. Liderler genellikle birbirlerine bel altından vuruyor, izleyiciler de buna bayılıyor. Evet seçim bu, her gün olmuyor. Bu konuşmaları bir vatandaş olarak dikkatle izliyorum. Kimileri attıkları mangalda kül bırakmıyor. Siyasette olur böyle vakalar. Ancak vatandaşın kafası sürekli karışıyor. Vaatler, vaatler... Adeta içi boş makaralar gibi.

Ben seçim meydanlarında bugüne kadar hiçbirinden Türk sporu konusunda tek kelime duymadım. Doğrusu çok bekledim ve hala bekliyorum. Acaba yeni meclisle birlikte Türkiye’nin yakın geleceğine yön verme iddiasındaki liderlerin sporumuz konusunda söyleyecek hiç mi lafı yok? Milliyet Yazarı Cemal Ersen, bu unutkanlığı çok güzel yakaladı.Partiler seçim bildirgelerinde ya hiç vermedi, ya da geçiştirdi’ diyor. Örneğin Ak Parti iktidarı 400 sayfalık seçim bildirgesinde spora sadece 3 sayfacık yer veriyor. Hep bildiğimiz şeyler. Ak Parti’nin 4.5 yıllık icraatı... Vatandaş bunları zaten çok dinledi. İktidara aday CHP ise seçim bildirgesinde spordan sadece 10 satırlık görüşle yetiniyor. Diğerleri de ondan farksız. DP spora en geniş yer veren, çoğunlukla iktidarı eleştiren bir programla seçime giriyor.

5 yıldır büyük başarı yok

Geçtiğimiz 5 yılda Türk sporunda büyük başarı yaşanmadı. Değişen fazla bir şey yok. Amatör sporlarımız özellikle güreşimiz, Dünya üçüncülüğüne kadar yükselen futbolumuz yerinde saydı. Doping skandalları da birbirini izledi. En önemlisi de Türk sporunu belkemiğinden yakalayan şiddet ve futboldaki terör olayları konusunda hiçbir parti oralı değil.

Siyasetçimiz sporda iyi gün dostu. Bir takım ligden düştüğünde evvela onlar ayaklanıyor. Ya da başarının tadını çıkarıyor. Sanki, emekleri varmış gibi. Ama sorunların çözümü konusunda ilgisiz. Ayrıca özellikle futbola karışmaktan kaçmakta haklı. Futbolumuz özerk ya!... İncinirdi!... Futbolumuz özerk... Futbol Federasyonumuz özel...
Yazının devamı...

F.Bahçe dobrazil!

29 Haziran 2007
Dünyanın en iyi sol beki olarak tanınan, attığı frikiklerde hız rekorları kıran Roberto, yarısından fazlası kendi vatandaşı olan takımda yer alacak. Fenerbahçe’nin her hattı Brezilyalı. Edu, Wederson, vageçilmezimiz Alex, Aurelio (Mehmet’i de var), Deivid, Bursa’ya yetişsin diye verilen De Souza. Bir de Adriano gelirse, Zico’nun işi iş. Brezilya Milli Takımı’nın teknik direktörü gibi olacak.

Bu kadar sambacı arasında Sırp Kezman, Ganalı Appiah, Kıbrıs asıllı Türk Colin Kazım. Geriye ne kaldı Uruguaylı Lugano. O da Brezilyalı sayılır. Ne kadar yerli var? 3-5 tane. Yer açıldıkça forma giyecekler. Semih baktı ki ekmek yok, "Bırakın beni diye" feryat. Basketbolda Fenerbahçe, Ülker ile birlikte anılıyor. Futbolda ise Brezilya ile bütünleşecek gibi. Fenerbahçe transferi sürdürüyor zirvede çetin bir kapışma bekliyor. Bu sene zirvede müthiş bir savaş olacak. Durdurun ligi; Galatasaray geliyor.

Süper Lig şimdi başlıyor

Cimbom’a da bir Brezilyalı geldi ki; dostlar başına... Tribün deyişiyle "leblebi" gibi goller atıyor. Schalke’nin süperstarı Lincoln, orta sahadan çıkıp, öyle vuruyor ki anlatılamaz. Kapalı gişe oynayacak. Bu transferin iki kralından biri Carlos ise öteki de Lincoln’dür. Ancak Galatasaray, yerli, yabancı tepeden tırnağa değişti. Hem yorgunluğa hem de paraya değdi alınanlar... Taraftarın Canaydın’a kırgınlığı bitti.

Ya Beşiktaş diyeceksiniz... Kendi halinde giderken baktı ki olmuyor, rakipleri çatır çatır futbolcu alıyor, "Sonunda kımıldadılar" dersem kimse alınmaz herhalde. Fransız Cisse hırçın futboluyla ve kariyeriyle Beşiktaş’ta iş yapar. Arkası da geliyor. Ben size bir şey söyleyeyim, Süper Lig şimdi başlıyor. Biletinizi şimdiden ayırın... Siz gidinceye kadar inşallah tükenmez.
Yazının devamı...

Hayırlı yenilgi

6 Haziran 2007
Tribünlerden gelen espri olsa, neyse... Futbolda akranımız olmayan takıma yenildik işte. "Sabaha kadar oynasak, Bosna’yı o futbolla yenemezdik" deseydik, daha iyi otururdu. Hürriyet Spor, acı sürprizi şu başlıkla anlattı: Her şey yanlıştı. İşte yenilginin şifresi.

Terim’den devamı... "Bosna 2-2’ye razıyken 3-2’yi buldu. Taç atarken gol yedik. Kimseye kızmıyorum. Aslanlar gibi oynadı çocuklar, ama olmadı."

Hocamızı kızdırmak amacında değilim. Ama 100 kere oynayıp, 1 kere yenilmenin sadece üzüntüsü olur. O kadar da dövünmeye değmez. "Ayıkla pirincin taşını" deyişi bu yenilgiye fazla. En çok şaştığım; kaleci Rüştü’nün adeta sahaya kurulan mahkemede "mahkum edilişi". Oysa Rüştü başta, "aferin" alacak kimse yoktu. İlk golün sahibi Hakan dahil. Demek ki, alnımıza böyle yazılmış.

Canımız istemedi

Biz eskiden Bosna gibi Avrupa’da sürpriz takımdık. Şimdi kötü sürprize yakalandık. Finallere gideceğiz tabii. Kendi evimizde oynayacağız. Terim söz verdi. Ekimde lideriz. İnşallah gideriz. Gidemezsek evimize döneriz.

Yenilgi üzerine çok şey söylendi. Bizde sezon bitmiş. Transfer bir taraftan. Ligden düşenler kalanlar, hele hele şampiyon yorgunluktan baygın. Tuncay’a "koş" diyorsun, nasıl koşsun. İkinci golden bir fotoğraf. Altı aslan parçası bir yanda, kaleci Rüştü öte yanda. Savunmacılarımız kalenin önünde otobüs mü bekliyor! Rüştü garibim helikopter olsa, o hamlıkla ceza alanından uçuşa geçemezdi. Günah keçisi seçildi. Suç onun değil. Canımız o gece top oynamak istemedi. Bir laf vardır. "Kahır yüzünden lütuf". Aynen öyle oldu. Bosna bizi yenerken, tüyo verdi: "Benden sonrakilere dikkat edin." Gerçekten öyle. Bu yenilgi zirvedeki rakiplerimizden birine karşı olsaydı: Ha! Elinizi tahtaya vurun!
Yazının devamı...