Paylaş
Başkent Panoraması’nda ilk konuğum Form Gayrimenkul Değerleme ve Danışmanlık AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Atila Dikmetaş oldu. Kendisiyle gayrimenkul değerleme sektöründe güveni ve etik duruşu merkeze alan güçlü başarı hikâyesini konuşma imkânı buldum. Dikmetaş, sektörün en kritik meselesinin “güven” olduğunun altını çizerken; kısa vadeli kazançlar yerine sürdürülebilir itibarı önceleyen bir anlayışa da dikkat çekti.

Naz Ersoy- Mustafa Atila Dikmetaş
* Form Gayrimenkul Değerleme nasıl doğdu? Bu fikrin ilk kıvılcımı hangi ihtiyaçtan çıktı?
Form Gayrimenkul Değerleme, yalnızca ticari bir fikirden değil; iş yapış biçimine dair bir anlayıştan doğdu. Uzun yıllar sektörde çalışırken, güven duygusunun ne kadar kritik olduğunu ve bunun ne kadar kolay zedelendiğini yakından gözlemledik. Değerleme, temelde güvene dayalı bir iştir. Biz de şeffaf, dürüst ve sürdürülebilir bir anlayışla; hem kurumlara hem bireylere gönül rahatlığıyla başvurabilecekleri bir yapı kurma hedefiyle yola çıktık. Form’un çıkış noktası, işini doğru yapan, sözünün arkasında duran bir kurum olma ihtiyacıdır.
* Gayrimenkul değerleme sektöründe en sık yapılan yanlışlar neler?
En büyük yanlış, kısa vadeli kazançlar uğruna mesleki etik sınırlarının zorlanmasıdır. Değerleme, rakamlarla oynanabilecek bir alan değildir. Güven bir kez kaybedildiğinde geri kazanılması çok zordur. Ayrıca, piyasa bilgisi yeterince güncellenmeden yapılan analizler ve yüzeysel saha çalışmaları da sektöre zarar veren önemli hatalardır.
* Türkiye’de değerleme sektörünün bugün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sektör kurumsal anlamda önemli bir yol kat etti. Ancak hâlâ güven, şeffaflık ve etik duruş konularında hassasiyetin artması gerektiğini düşünüyorum. Değerleme sektörünün itibarı, yapılan her işin doğruluğu ve dürüstlüğüyle doğrudan ilişkilidir. Bu bilinç yerleştikçe sektör çok daha güçlü bir noktaya gelecektir.
* Bir gayrimenkulün gerçek değeri sizce rakamların ötesinde hangi unsurlarla belirlenir?
Gerçek değer; teknik analiz kadar, sağduyu ve sorumluluk bilinciyle de belirlenir. Bir raporun yalnızca bugünü değil, o rapora güvenerek karar alacak insanların geleceğini de etkilediğini unutmamak gerekir. Bu nedenle dürüstlük, değerleme sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır.

* Önümüzdeki 5–10 yıl içinde sektörün nasıl bir dönüşüm geçireceğini öngörüyorsunuz?
Teknoloji ve veri analizi elbette çok daha belirleyici olacak. Ancak hangi teknoloji kullanılırsa kullanılsın, işin merkezinde yine insan ve güven olacak. Güvenilir olmayan hiçbir sistemin uzun vadede ayakta kalamayacağına inanıyorum.
* Başarının dışarıdan görünen yüzü ile içeriden yaşanan yüzü arasında en büyük fark nedir?
Dışarıdan bakıldığında başarı parlak sonuçlar gibi algılanır. Oysa içeride ciddi bir emek, fedakârlık ve çoğu zaman aileden alınan destek vardır. Başarı, çoğu zaman sevdiklerinizin size sabırla alan açması sayesinde mümkün olur.
* Sizin için başarı nedir? Para, itibar, sürdürülebilirlik... Hangisi ağır basar?
Benim için başarı; aileme, ekibime ve iş ortaklarıma karşı başım dik durabilmektir. Para kazanılabilir, itibar inşa edilir; ancak güven kaybedilirse hiçbirinin anlamı kalmaz. Bu nedenle dürüstlük ve sürdürülebilirlik her zaman önceliğimdir.
* Başarıya giden yolda vazgeçilmez üç özellik nedir?
Dürüstlük, sabır ve sorumluluk duygusu. Özellikle aileden gelen değerlerin iş hayatına yansıması, insanı uzun vadede ayakta tutuyor.
* Liderlik zamanla mı öğrenilir, yoksa doğuştan mı gelir?
Liderlik, zamanla öğrenilen ama karakterle şekillenen bir olgudur. Adil olmak, güven vermek ve ekibin arkasında durmak; liderliğin en önemli unsurlarıdır.
* Bugünkü tecrübeyle genç halinize tek bir cümle söyleme şansınız olsa bu ne olurdu?
Ne olursa olsun dürüst kal, kısa vadeli kazançlar için değerlerinden ödün verme.
* Yoğun iş temposunda kendinize ait alanı nasıl koruyorsunuz?
Aileyle geçirilen zaman benim için en büyük denge unsuru. İş ne kadar yoğun olursa olsun, aile insanın hem sığınağı hem de pusulası oluyor.
* İş dışında sizi en çok besleyen, güç veren şey nedir?
Aile bağları ve sevdiklerinizle kurduğunuz sağlam ilişkiler. Bu bağlar, insanı hem güçlü hem de ayakta tutuyor.
* Hayatta en çok önem verdiğiniz üç değer nedir?
Aile, güven ve dürüstlük. Bu üç değer olmadan ne iş hayatında ne de özel hayatta kalıcı bir mutluluk mümkün değil.
* Bir iş insanı olarak değil, bir insan olarak nasıl hatırlanmak istersiniz?
Dürüst, güvenilir ve ailesine bağlı bir insan olarak anılmak isterim. İşler biter, ünvanlar değişir; geriye insan olarak bıraktığınız iz kalır.
* Başarılı ama mutlu olamayan insanların sebebi sizce nedir?
Genellikle başarıyı tek başına yeterli sanmaları. Oysa aile, huzur ve iç rahatlığı yoksa başarı eksik kalır.
* Eğer başarı bir yolculuksa, bu yolculukta en çok hangi duyguyla ilerlediniz?
Sorumluluk ve vefa duygusuyla. Bana güvenen insanlara karşı duyduğum sorumluluk her zaman yol gösterici oldu.
* Genç girişimcilere en samimi tavsiyeniz ne olurdu?
Önce insan olun, sonra iş insanı. Güvenilir olun, sözünüzü tutun. Para zamanla gelir ama güven bir kez giderse geri gelmez.
Paylaş