"Musa Dede" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Musa Dede" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Musa Dede

Beklenen film; “Hz.Muhammed, Allah’ın Elçisi”(sav)

Vizyona girer girmez, İranlı yönetmen Mecid Mecidi’nin beklenen “Hz.Muhammed; Allah’ın Elçisi” epik filmini izlemeye gittim sinemaya.

Halbuki İran’da gösterime gireli 1,5 seneyi geçmişti. Film, Dünya sinemalarında çoktan gösterildi, festivallere katıldı, hatta İran’ın geçen “Oskar adayı” idi, ki son elemelere kadar dahi kalamadı.. Biz atlamışız nedense. İslam alemi sarsılmış meğerse; Mısır’daki meşhur “El-Ehzer Üniversitesi” dahil, başta da Suudi ulema, pekçok “Sünni” din kurumu ve sözü fetva kabul edilen kişisi filmin yasaklanması için kampanya yapmış, yapım kıyasıya eleştirilmiş. Eleştiri ekseni daha ziyade Sünni/Șii çekişmesi üzerinden yürümüş ve Hz.Peygamber’in(sav) -tam yüzü görünmese de- saçı, başı, eli gibi uzuvlarının gösterilmesi epey tepki toplamış bazı İslami kesimlerde.. Batılı eleştirmenlerin pek çoğu da filmi sanatsal gerekçelerle eleştirmişler, velhasıl epey beğeneni de var…

 

Büyük bir prodüksiyon olduğunu belirtelim. Dev bir set, muazzam bir oyuncu kadrosu, epik filmlerin zaten olmazsa olmazları… İran’ın şimdiye kadarki en yüksek bütçeli yapımı olduğu söyleniyor. Bütçesi, yatırımcı şirket tarafından 40 milyon usd olarak açıklanmış. Aynı kategorideki Son Holivud filmleri “Nuh”un 125 mil.usd., “Exodus” filminin ise 140 mil.usd. civarı bütçeleri olduğunu hatırlatalım. Filme İran devleti de kaynak sağlamış. Zira “İranı ve İranlıları onurlandıracak bir yapım” gerçekleştirmek üzere yola çıkmış Mecidi’nin yönetmenliğindeki ekip..

 

Ama yönetmene filmi yapma kararını aldıran esas gerekçe, Mecidi’nin ödüle layık görüldüğü Danimarka’daki “17.Nat Film Festivali”ne katılmama kararının altında yatarmış kendi söylemine göre. Mecidi, dinine, peygamberine anlayış ve hassasiyet göstermeyen bir kültürün, filmlerini ve sanatını da anlamayacağı gerekçesiyle(bkz.Danimarka karikatür krizi) festivalin davetini reddetmiş. Ardından da Batı’da yükselen “İslamofobi” akımına sanatıyla cevap vermek ve onlara “Barış Dini İslam”ı ve “Alemlere Rahmet olarak gönderilen Yüce Peygamber”ini anlatma maksadıyla projesine start vermiş.

 

Bence bu çaba filmin ideolojik diline pek de olumlu yansımamış. Fakir, filmde Hz.Peygamber’imizin(sav) imgesel olarak daha ziyade Batı’nın işleyegeldiği Hz.İsa(as) figürü ile yarıştırıldığı gibi bir intiba edindim haşa. Film ışığıyla, mistik havasıyla, daha önce hiçbir yerde aktarıldığına şahit olmadığım çocuk Muhammed(sav) eliyle gerçekleşen bazı mucizeleri resmetmesiyle biraz bu intibayı vermiş olabilir bana. Yahut da Pers kültürünün biraz abartıyı, doğaüstücülüğü, majestik anlatımı seven geleneği mi acaba? Her halükarda film, Mustafa Akad’ın “Çağrı”sından ziyade, Ridley Scott’un -Hz.Musa’nın(as) başkahraman olduğu- “Exodus” filmine, ya da Aronofsky’nin “Nuh” filmine daha yakın duruyor. Doğrusu pek orijinal durmuyor, daha da açık söyleyeyim biraz özenti duruyor. Mevzubahis iki Holivud filminde saçımı başımı yolmuştum, en azından “Muhammed”(sav) filmi şükür ki bu boyutta bir tepki oluşturmadı bünyemde.

 

Film bugünkü İran politikalarıyla mı sanki örtüşüyor? Zaten vizyona girmeden önce Ayetullah Ali Hamaney izleyip onaylamış, Ali Al-Sistani falan da hep eşlik etmişler yapım sürecine.. Filmde Yahudiler daha ziyade eciş bücüş, fenalık peşinde, yoz tiplerken mesela Hristiyan papazlar ele alındığında sahne daha aydınlık, karakterler daha bir canayakın sanki. Ebu Leheb, Ebu Süfyan yani Emevi ailesi’ni dahi kışkırtıyorlar bu Yahudiler saman altından, neyse ki birkaç aklıbaşında Yahudi din alimi bu duruma karşı çıkıyor ve kirli emelleri olan soydaşlarını adeta afaroz etmeleriyle durum biraz kurtulur gibi oluyor. Yani ancak Hz.Peygamber’in(sav) 12 yaşına kadar olan çocukluk yıllarını ele alabilen 3 saatlik filmin daha o zamandan en anti kahramanları Yahudiler. Bu husustaki karikatürizasyon bana biraz sakil ve maksatlı geldi. Bi de “dinlerarası diyalog” göndermeleri sanki…

 

Film esasında peygamberlik ve vahiy sürecini ele almıyor. Dolayısıyla anılmalarından mutlu olacağımız pekçok (Ehli Beyt gibi) zatı da göremiyoruz. Bu bakımdan duyduğum hayalkırıklığı bunun bir üçleme seri olarak planlandığını okumamla az olsun hafifledi. Devamını merakla bekleyeceğim çünkü herşeye rağmen film birçok yerinde oluşturduğu duygusal atmosferle kalbime dokunmayı başarabildi, yer yer gözlerim de doldu doğrusu. Hoş bu hissi bazen Hz.Muhammed’in(sav) adı anıldığında dahi yaşıyor ya insan. Bu da yönetmenin lehine bir unsur tabi başarıyla kullanılan..

 

Filmin sinematografisi bence muazzam, görsellik muhteşem, İran film geleneğine yakışır bir şiirsellikte. Daha önce seve seve “Cennetin Çocukları” filmini izlediğim Mecidi’nin bu konuda zaten meraklılarını hayalkırıklığına uğratacağı düşünülmüyordu.. Adam uğraşmış, yapmış, beğenmeyen daha iyisini yapsın! Zaten filmin başında belirtiyor “tarihi gerçeklerle birlikte kendi izlenimleri” üzerine kurduğunu filmini. Șii ve Sünni kesimden de kalabalık bir danışman kadroyla çalışmış ki Türkiye’den “Hayrettin Kahraman” da varmış aralarında. E “Diyanet İşleri”miz de onaylamış filmin vizyona girmesini! Daha ne?

 

Dahası şu; Allah’ın(cc) “Habibim” dediği, Kuran’ın öve öve bitiremediği O Yüce Peygamber’i(sav) ola ki kimse layıkıyla anlatamaz. O halde hiç mi anlatmayacağız yani? Anıyoruz, anlatıyoruz dil döndüğünce. Sinema da bir dil işte.. Her Müslüman, yaşantısıyla Onu anlattığının farkındalığında ve hassasiyetinde olsa ya. Gönül kabımızın genişliğince anlıyor, anlatabiliyoruz anca! Cemalinin görünmesi meselesine gelince; O hepimizde, hepimizce; yüzünü resmetmememizin asıl sebebi bence kısıtlama getirme endişemizden, hakikaten, hangi birini resmedeceksin ki? O, tüm güzel yüzlerde, tüm güzel bakan gözlerde.. Onu en güzel anlatanlar, gönlü en zengin olanlar; aşk ehli. Onlardan dinlediyseniz Sevgili Peygamberi(sav), başkası yavan gelir tabi…

 

Mecid de kendi Muhammed’ini anlatmaya cesaret etmiş neticede, 7 sene uğraşmış, emek vermiş; umalım ki bu süreçte kendiyle yüzleşmiş, tekamül etmiş. Darısı bizlerin başına! Gidin görün derim fakir, günahıyla, sevabıyla bir film! Birsürü saçma sapan izlenceden şüphesiz daha faydalı olur; “Canan”ın yüzü suyu hürmetine umulur ki hayırlara vesile olur… İyi seyirler! Hu

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI