Paylaş
Projenin öncüleri İbrahim Gökdemir ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Daire Başkanı Sanem Arıkan.
*
Proje sayesinde 600 gazeteci, Türkiye’nin 50 ilini gezdi, gördü, yazdı, görüntülü haberlerle kentlerin kültürel değerlerini tanıttı... Ben de daha önce Hatay ve Muğla’daki etkinliklerine katılma fırsatı bulmuştum. Dernek Başkanı İbrahim Gökdemir, aylar öncesinden, “Bu kez rotada memleketin Bitlis de var” diyerek davet edince bu fırsatı kaçıramazdım.

*
“6. Medya, Kültür Sanat ve Turizm Buluşmaları” kapsamında ilk önce bir Adıyaman etabı yapıldı. Ben katılamadım. Bu kez benim de yer aldığım kıymetli bir gazeteci grubuyla ikinci etap olan Siirt, Bitlis ve Van rotası için yola düştük.
*
Uçakla 20 kişilik bir gazeteci grubunu götürmek ve gezdirmek kolay değil. Gökdemir’e,“Ulaşım masrafımızı kim karşılıyor” diye sorduğumda Ankara’dan iş insanı Orhan Ünsal’ın destek olduğunu anlattı.
*
Rotada ilk durağımız Batman oldu, havalimanına indiğimiz gibi Siirt’e doğru yola çıktık. Türk Kızılay Baykan Şube Başkanı Nafiz Solmaz ile Adnan Sevgili’nin mihmandarlığında 2 gün boyunca Siirt’i keşfettik.
*
Siirt’in tarih kokan sokakları, tarihi cas evleri, inanç turizminin merkezi Tillo, ışık hadisesi, Botan Vadisi Milli Parkı, tarihi camileri, evliyaları derken dolu dolu bir tur yaptık. Her şey çok güzeldi ancak sıcaklık hariç. Yanıp kavrulan kentte herkesin evde, işte, çay ocaklarında klimalarla serinlediğine, gündüz hayatın yavaşladığına, akşam saatleri ile beraber Siirt’in canlandığına şahit olduk. Büryanını yedik, fıstığının da lezzetini tattık.

*
Bir zamanlar adı sürekli terör olaylarıyla anılan Botan Vadisi ve Deliklitaş bu kentte favorim oldu. Siirt’te son durağımız Baykan ilçesiydi. Baykan’ın en önemli özelliği, Peygamber efendimizin övgüsüne mazhar olmuş Veysel Karani’nin türbesinin burada bulunması. Baykan Kaymakamı Fatih Özcan, çok güzel bir ev sahipliği yaparak bize şu anda restorasyon çalışması devam eden türbeyi ve ilçeyi gezdirdi. Türbenin bölge için önemi büyük. İnanılmaz bir hareketlilik olduğunu yerinde gördük.
*
Baykan’a da veda edip Bitlis’e doğru yola çıktık. Yaklaştıkça o kavuran sıcaklık yerini daha serin bir havaya bıraktı. Biz ilerledikçe termometre düştü. Termometre düştükçe biz daha çok sevindik.
*

Bitlis’in memleketim olması sebebiyle gezide hem katılımcı hem de biraz ev sahipliği durumum oldu. Asıl ev sahibi ise en büyük emeği veren Anadolu Ajansı Muhabiri Harun Nacar’dı.
*
Ayağımızın tozuyla Bitlis Valisi Ahmet Karakaya’yı ziyaret ettik. Devlet yönetimindeki önemli kademelerde uzun yıllar görev yapan Karakaya, serin Bitlis’te bizi çok sıcak karşıladı. Renkli sohbeti ve donanımı ile tüm yönleriyle bizlere kadim kenti anlattı. Siirt’te de kaymakamlık yaptığı için eski Siirt ve Bitlis karşılaştırması da yaptı. Bitlis’i gezip gördükten sonra tekrar buluşmak için sözleştik. Tatvan’da bir akşam yemeğinde buluştuğumuzda da hem gördüklerimizi anlattık hem yapılabilecekleri sıraladık hem de Vali Karakaya’nın yaptıklarını ve yapacaklarını dinledik.

*
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim; Ahmet Karakaya Bitlis için gerçekten de büyük bir şans.
*
Bitlis Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay ve AK Parti Bitlis İl Başkanı Kadir Köstekçi’nin de ayrı ayrı misafiri olduk. Sıcak karşılamaları ve ev sahiplikleri için teşekkür ediyoruz. Onlardan da Bitlis’e dair güzel detaylar dinledik.


*
Bitlis kent merkezi, eskiden tabiri caizse mezbelelik bir görüntüye sahipti. Çok büyük bir kentsel dönüşümle tarihi doku ortaya çıktı. Ben kısa yazıp geçiyorum ama dokuyu kapatan yapıların yıkımı ve eskinin restorasyonu uzun bir süreç de aldı. Biz de camileri, köprüleri, hanları, hamamları yerinde gördük, her biri bir hikâye olan taş yapılara hayranlıkla baktık.
“Bitlis’te beş minare” türküsüne de konu olmuş beş minareyi bir arada görmeyi umut edenlere bunun aslında beş ayrı cami minaresi olduğu detayını da paylaştık. Bitlis deresinin akan suyunun eşliğinde Bitlis Kalesi’ne de selam verdik...
*
Bitlis’te tıpkı Siirt gibi evliyalar şehri. Eyüp El Ensari’nin kardeşi Feyzullah-i Ensari türbesi başta olmak üzere bir inanç turizmi ziyareti de yaptık.
*
Son dönemde Bitlis’ten daha hızlı gelişen Tatvan’a da bir selam verdik. Türkiye’nin en büyük krater gölü Nemrut Krater Gölü’ne de çıktık. Dağların ortasındaki göl ve çevresini seyrettik. Nemrut’un meşhur ayılarını da gördük. Biraz ürkütseler de herkes fotoğraf ve video çekmek için birbiriyle yarıştı.

*
Ahlat, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin verdiği önem sayesinde 26 Ağustos Malazgirt Zaferi kutlamaları kapsamında son dönemde ön plana çıktı. Biz de burada dünyanın en büyük Türk İslam Mezarlığı olan Selçuklu Mezarlığı’nı, Emir Bayındır Kümbeti’ni, Ahlat Müzesi’ni ziyaret ettik, gezdik.

*
Güroymak’ta meşhur mandaları, onların da kışın girdikleri Budaklı kaplıcalarını gidip gördük.
*
Adilcevaz benim ilçem... Benim için bir Ege, Akdeniz sahilinden farkı yok. Ankara’da “Bizim denizimiz var. Sahil ilçesiyiz” diye anlattığımda herkes şaşırırdı, gelip gören meslektaşlarımın şaşkınlığı gitti.
*
Benim deniz dediğim Van Gölü, mavi boncuk misali ziyaretimiz boyunca bize bu rotada güzellik sundu. Biz de sahiline indik, sodalı suyunu deneyimledik. Tekne turuyla geziyi taçlandırdık.

*
Adilcevaz Kalesi, Kef Kalesi, Tuğrul Bey Camii, Ulu Camii, Aygır Gölü gibi farklı noktaları da görme imkânı bulduk.
Adilcevaz Belediye Başkanı Abdullah Akbaba. Kendisiyle kardeşliğimiz eskidir. Bu detaylar bir yana hakkını vermek lazım. Yaptığı vizyoner işlerle Adilcevaz’a her geçen gün ayrı bir değer katıyor. Ev sahipliği için ona da ayrı bir teşekkür etmek isterim.
*
Atladığım yerler olmuştur... Çünkü dolu dolu bir rota. Gezip, görmek için daha fazla günler, yazmak için daha fazla satırlar gerek.
*
Gezimizin ana noktası kültür ve sanat belki ama tam da “Terörsüz Türkiye” sürecinde bu topraklara gelmiş olmamız ayrı bir anlamlı.
*
Gezerken bölgede yaşayan herkese bu süreci sorduğumuzda gözleri parlıyor ve umut dolu sözlerle bahsediyor. Tamamen sonuçlanmasını da merakla bekliyorlar.
*
İşin özüne bakınca sadece şiirde değil gerçekte de dağlarına bahar gelmiş memleketimin. Artık siz de çıkın çıkın gelin. Bu güzellikleri yerinde görün...
*
Not: Yazıyı kaleme alırken daha Van’a gitmemiştik. Son durak Van’a da ayrı bir pencere açacağım...
BÜRYAN MESELESİ

BİTMEK bilmeyen bir tartışmadır; “Büryan kebabı Bitlis’in mi Siirt’in mi?”, “Bitlis büryanı mı daha lezzetli Siirt büryanı mı?” Bu gezide iki kentte de büryanın lezzetine bakma imkânı bulduk. Siirt kuzudan, Bitlis oğlak etinden yapıyor büryanı. Ustalarından da ayrı ayrı yapılışını ve detaylarını dinledik. Her iki lezzetin ardından bir oylama yaptık. 20 kişilik gruptan 5 kişi Siirt’e, 15 kişi Bitlis’e oy verdi. Benimle Harun Nacar’ın oylarını da saymazsak Bitlis 13 oy aldı. Rekabet bir yana bu zenginlik, iki kentin de lezzet kardeşliği...
Paylaş