"Muharrem Sarıkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Muharrem Sarıkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Muharrem Sarıkaya

İki cephede ittifakın durumu

15 Ağustos 2002
Ancak merkez soldaki ittifakın, CHP ve YTP'nin dün durduğu noktada çok kolay olmadığı gerçek.

CHP lideri Deniz Baykal, ‘‘Gelin CHP çatısı altında birleşelim’’ çağrısında bulunurken YTP de dün gece itibariyle bu çağrıyı dikkate almış durumda.

YTP'nin yaklaşımı ise iki noktada bütünleşiyor:

1- Madem çağrıda bulunuyor, Baykal da özveride bulunup çekilsin.

2- Bütünleşmenin nerde olacağına birlikte karar verelim.

YTP'den gelen bu yaklaşım Derviş'in bugün yapacağı ‘‘Baykal da Cem de çekilsin’’ çağrısında elini güçlendirmiş bulunuyor.

DYP-ANAP ARAYIŞI DONDU

Merkezin solunda bunlar olurken, merkezin sağındaki ittifak arayışı da dün itibarıyla donduruldu.

ANAP'ta Yaşar Topçu ve DYP liderinin eşi Özer Çiller ile başlayan ittifak arayışı, bir haftadır da ANAP'lı Devlet Bakanı Nejat Arseven ile DYP'li Ömer Barutçu arasında devam ediyordu.

Barutçu dün geldikleri noktayı, ‘‘İttifak görüşmelerini Tansu Çiller adına yürütmek için yetki almış biri olarak söylüyorum, ANAP risk alamadığı için yol alamıyoruz’’ diye açıkladı. Barutçu şöyle devam etti:

‘‘İttifakı isteyen ANAP. Dolayısıyla teklifi getirenin adım da atması lazım. ANAP seçim sonrası AB tarafında olanlarla bir araya gelip hükümet oluşturma arayışında, hem de bu hükümette AB'ye karşı olanlarla birlikte.’’

Barutçu, ‘‘
Tansu Çiller'e Başbakanlık verip borcunuzu ödeyin, öyle ittifak yapalım’’ şartını da ‘‘şu an bir kenara bıraktıklarını’’ söyledi.

DYP'nin tek şartı, ANAP'ın çekilerek hükümetin yıkılmasını sağlaması ve AB taraftarı olan partilerle seçime kadar yeni bir hükümet kurulması.

İttifaka sıcak bakan ANAP, bu yaklaşımı ‘‘gerçekçi’’ bulmuyor.

ANAP hükümetten çekilmesi halinde bile, mevcut hükümetin yıkılmasının zor olacağına inanıyor.

Ecevit'in, MHP ile seçime kadar hükümeti devam ettirmesinin önünde bir engel bulunmayacağını kayda geçiriyor.

ANAP, ‘‘Bizim çekilmemiz önemli değil, bundan önce gelin ittifak yasasını çıkaralım, sonra yeni hükümet formülünü arayalım’’ görüşünü DYP'ye iletmiş.

ANAP'a hakim bir diğer kaygı da ‘‘DYP, ANAP'ın seçime hükümet dışında gitmesinin yöntemini arıyor’’ şeklinde.

YTP-AKP: BİZ YOKUZ

ANAP hükümetten ayrılsa bile, Meclis'in sayıca fazla diğer iki partisi YTP ve AKP de mevcut hükümetin yıkılmasına sıcak bakmıyor.

AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz dün sorumuz üzerine ANAP'ın çekilmesi halinde bile, mevcut hükümetin devamı yönünde tavır sergileyeceklerini açıkladı.

Kapusuz, yeni hükümetin, seçimin ertelenmesi anlamına geleceğine inanıyor.

Aynı durum YTP'ye de hakim. Onlar da yeni bir hükümet oluşumu ve seçimin ertelenmesine karşılar.

UMUT İSYANCILARDA

Buna rağmen seçimin ertelenme ihtimali, düşük de olsa olası.

11 Eylül'de milletvekili listeleri açıklandıktan sonra, aday olamayan milletvekillerinin isyan hareketini başlatması kaçınılmaz görünüyor.

Her ne kadar karar alınmış olsa da MHP'nin 3 Kasım'da seçimin yapılmasına ilişkin önergesi 1 Ekim'de Meclis'te yeniden görüşülecek.

Seçim tartışma ve ittifak arayışı öyle görülüyor ki 1 Ekim gününe kadar devam edecek.
Yazının devamı...

YTP-DTP, Hüsnü Doğan'ı da ittifakta istiyor

13 Ağustos 2002
YTP-DTP, aralarına Avrasya Partisi (AAP) lideri Hüsnü Doğan'ı da almak için teklif götürdü.

Doğan, YTP Genel Başkan Yardımcılığı görevine gelecek Hüsamettin Özkan ve DTP lideri Mehmet Ali Bayar'ın kendisini ziyaret ederek ittifak önerisi getirdiklerini doğruladı.

Doğan ile dünkü sohbetimizden edindiğimiz izlenim, gelen bu teklife soğuk bakmadığı yönünde.

Ancak ‘‘bazı şeylerin de netleşmesi gerektiği’’ görüşünde.

Doğan'ın, netleşmesini istediği konuların başında, Derviş'in bir an önce kararını vermesi geliyor.

Doğan, ‘‘Derviş'in kararsızlığı tabii her şeyi etkiliyor. Bir an önce kararını verirse o zaman siyasette netleşme olacak’’ dedi.

Bir diğer beklentisi, ‘‘Derviş YTP'de karar kılarsa bir liderlik sorunu olup olmayacağına’’ dönük.

Doğan, ‘‘Derviş, lider ben olacağım diyecek mi?’’ sorusuna yanıt arıyor.

YTP ile işbirliği yapması halinde, partinin omurgasının ‘‘sol’’ üzerine kurulup kurulmayacağı da aradığı bir diğer yanıt.

Her ne kadar ‘‘merkez parti’’ olacakları kendisine söylenmiş olsa da Doğan, bunun milletvekili adayları ile de kanıtlanması gerektiğini vurguluyor.

OLMAZLARLA OLMAYIZ

‘‘Olmazlarla olmayız’’
diyen Doğan, bunu Özkan ve Bayar'a da aktarmış.

Dün bu konuda şöyle dedi:

‘‘Hem Özkan ile hem de Mehmet Ali Bey'le görüştüğümde de söyledim. Bir kere bu ittifak projesinin toplanabilir olması lazım. Bir araya gelebilecek adamların birlikteliğinin sağlanabilir olması lazım. Yoksa, birbiriyle bir araya gelemeyecek kişilerin bir araya toplanması bir şey ifade etmez.’’

DP ÇATISINDA BİRLİK ZOR

Doğan,
sorumuz üzerine bir diğer ittifak arayışını da doğruladı.

Bir süre önce ANAP milletvekili Erkan Mumcu'nun dile getirdiği ‘‘Demokrat Parti çatısı altında merkez sağ partilerin bütünleşmesi’’ önerisinin kendisine de iletildiğini bildirdi.

Buna göre, merkez sağ partilerden bir araya gelebilecek durumda olanlar DP çatısı altında toplanacaklar.

Hüsnü Doğan, Erkan Mumcu ile bu konuyu konuştuğunu gizlemedi.

Doğan'ın DP çatısı altında birleşme projesine bakışı ise şöyle:

‘‘DP içinde toplu hareket çok zor gibi geliyor. Bu proje daha çok yeni. Ayrıca seçim tarihine çok az bir süre kaldı. Bir ay sonra da listelerin teslim edilmesi gerekiyor. Bu arayışın gerçekleşmesi uzak gibi...’’

Doğan
'ın, DP çatısı altında bir araya gelmekten çok, YTP-DTP işbirliğine daha sıcak baktığını söylemek olası.

Ancak buradaki en önemli unsur da Kemal Derviş'in pozisyonunu net olarak belirlemesinde kilitleniyor.

Derviş'in atacağı adım 3 Kasım seçim sonuçlarıyla birlikte bazı partilerin siyasi ikballerine bir nebze de olsa etki yapacak.

Derviş'in önceki gün İsmail Cem, Hüsamettin Özkan ve Mehmet Ali Bayar ile görüşmesinde verdiği söz doğrultusunda ‘‘1-2 gün içinde’’ kararını açıklamaması durumunda, siyasetteki puslu havanın devam edeceği bir gerçek.

Bu da Derviş'in yaptığı görüşmelerde ortaya koyduğu matematiksel hesapların daha da karmaşık hale gelmesine neden olacak.
Yazının devamı...

Derviş'in yeni hedefi: Seçimi erteletip, MHP'siz hükümet kurmak

11 Ağustos 2002
‘‘Derviş seçim istemiyor, MHP'siz hükümet arıyor.’’

İddialarına göre, Derviş'in isteği; mevcut hükümetin yıkılıp, yerine DYP-ANAP-DSP-YTP koalisyonunun kurulması

İddialarına göre Derviş bu görüşünü önceki akşam istifa için gittiğinde Başbakan Bülent Ecevit'e de aktardı.

Ancak Ecevit, ‘‘DSP'den istifa edip YTP'yi kuranlarla bırakın hükümeti, seçim ittifakını dahi konuşmama’’ kararlılığında:

‘‘Partiyi kundakladılar. Ben onlarla bir daha bir araya gelmem...’’

Derviş'e yakın siyasi, buna rağmen liderlerin dışarda kalacağı bir modele herkesin sıcak bakacağına inanıyor.

Bu senaryo geçerli olursa, seçim 2003 mart veya nisanına ertelenecek.

Bu arada Seçim Kanunu başta olmak üzere diğer yasalarda değişiklikler yapılacak.

SEÇİM ERTELENSİN

Arkadaşları, Kemal Derviş'in istifa açıklamasındaki satır aralarında da bu görüşlerinin yer aldığını kayda geçirip, hepsini tek tek sıraladılar.

İlginç olan, Derviş'in açıklamasının YTP'de de aynı şekilde okunması. .

Derviş'in seçimin ertelenmesine ilişkin isteği, 4 Kasım sabahına dönük uyarısında yer alıyor.

Derviş, ‘‘4 Kasım'da güçlü bir iktidar oluşmazsa işleri nasıl yapacağız?’’ sorusunu yöneltiyor.

Oyların yüzde 50'sinin dışarda kalacağı Meclis'in meşruiyetinin tartışılacağını vurguluyor. Bunun için seçimin ertelenmesi ve ittifak yasasının çıkarılması istediğini şöyle dile getiriyor:

‘‘Bunu önlemeye çalışmamız lazım. Bu konuda ciddi çabalar, devam edecek. Elden geleni yapmaya çalışacağız. Önümüzde biraz zaman var. Daha kesin görüş ve çözümlere dayanan birlikteliklerin doğması için geç değil.’’

Arkadaşlarına göre hükümetin modelini de çiziyor:

‘‘Türkiye'nin sadece bir koalisyona, bir liderler anlayışına ve anlaşmasına değil, gerçekten bir fikir ve gönül birliği içinde Türkiye'nin geleceğini, Türkiye'de yapılacak işleri benimseyen, nasıl yapılacağını bilen ve bu konuda anlaşan insanların iktidarına ihtiyacı var.’’

Yakınlarına göre Derviş, bir hafta süresinde, yeni hükümet için uğraşacak. Ayrıca kimlerle ne konuştuğunu, kimlerin ittifaka karşı olup, kimlerin birliktelik aradıklarını kamuoyuna anlatacak.

Siyasi tercihine gelince; İsmail Cem'e hep soğuk bakan arkadaşının aktardığına göre: ‘‘Siyaset yapacaksam YTP'den başkasında olamam’’ diyor.

YTP'de sadece DTP değil, SHP, ÖDP gibi diğer sol partileri de istiyor.

Seçim ertelenip yeni hükümet kurulduğunda, sol ittifakın sağlanması için uğraş verip CHP'yi de ikna edeceğine inanıyor.

DYP-ANAP-YTP

Derviş'
in konuşmasında dile getirdiği yeni hükümetle ittifak arayışı bir süredir ANAP-DYP arasında sürüyor. DYP'nin olmasını istediği formül, önceki gün lideri Tansu Çiller'in da üstü örtülü dile getirdiği gibi şöyle:

‘‘ANAP hükümetten istifa etsin. Yerine Çiller'in başbakanlığında MHP'siz DYP-ANAP-YTP hükümeti kurulsun. SP'den güvenoyu desteği alınsın...’’

Ancak ANAP, hükümetin yıkılması halinde yerine nasıl bir hükümet modelinin çıkacağını görmeden bu modele yanaşma niyetinde değil.

YTP de dün DYP ile yaptığı temasta aynı yaklaşımı sergiledi.

Derviş'in hükümet arayışı, solda ittifak arayışından daha zor görünüyor.
Yazının devamı...

Hangisi doğru?

10 Ağustos 2002
DYP lideri Çiller, Hürriyet'in pazarlığı ortaya çıkarması üzerine, dün iki gazeteciye verdiği demeçte ‘‘Doğrudan gelmiş bir teklif yok. Benim de kulağıma geldi, ciddiye almadım’’ açıklamasında bulunmuş.

Çiller'in açıklamasından yola çıkıp pazarlığın ciddi olmadığını yazmışlar.

İlginçtir gazeteciler Çiller'e, ‘‘O zaman eşiniz Özer Çiller'in, milletvekilleriniz Barutçu ve İyimaya'nın yürüttüğü pazarlık trafiğini nasıl açıklıyorsunuz?’’ diye sorma gereği duymamışlar.

Herhalde unutmuşlar.

MARMARİS'TEN GELEN MESAJ

Çiller
'in yazdırdığı demeci okuyunca taraflara sorma gereği duyduk.

Önce pazarlığı yürüten Yaşar Topçu'yu aradık.

Topçu, pazarlık sürecini anlatmaya başladı. Çiller'in 2 Ağustos saat 16.00'da Mesut Yılmaz'ı ziyareti ile bunun tohumunun atıldığını söyledi.

Anlattığına göre, Çiller tercihli ve iki turlu seçim sistemini önermiş.

Yılmaz her ikisine de evet yanıtını vermiş.

Bunun için bir komisyon kurulması kararlaştırılmış.

ANAP'tan Grup Başkanvekili Beyhan Aslan ve Yaşar Topçu, DYP'den de Grup Başkanvekili Ali Rıza Gönül ve Ahmet İyimaya'ya orada görev verilmiş.

Aynı akşam, Topçu ve İyimaya, AB yasaları görüşülürken Genel Kurul'un arka sıralarında bir araya gelmişler. Tercih ve iki turlu için AKP ve SP'nin olumlu yanıt vermediğini İyimaya Topçu'ya aktarmış.

Bunun üzerine Topçu, ‘‘Size bir teklifimiz var’’ diyerek, önceki gün detayları Hürriyet'te de yer alan, her partinin kendi kimliğiyle seçime girdiği, sonrasında da oylarının bir sepette toplanıp sayıldığı seçim ittifakı yöntemini önermiş.

Hatta, yüzde 10 barajını aşamayan partilerin ittifak dışında kalması önerisi de Yılmaz'ın önceki gün Kanal D'deki açıklamasından önce DYP'ye bu teklif paketi içinde o gün gitmiş.

İyimaya, bunun üzerine Çiller'in yanına gidip öneriyi aktarmış.

İyimaya, dünkü görüşmemizde bunların hepsini bir kez daha doğruladı.

Topçu'nun aktardığına göre bu sırada ‘‘Özer Çiller ile kendisinin ortak bir dostu’’ devreye girmiş.

Getirdiği teklifin çok dikkat çekici olduğunu belirterek, ‘‘Özer Bey seninle görüşmek istiyor’’ demiş. Marmaris'te buluşma kararı almışlar.

Topçu da geçen cumartesi günü Marmaris'e gitmiş ve ortak dostlarının evinde saat 10.30'da Özer Çiller ile buluşup 3.5 saat konuşmuşlar.

Özer Çiller, öneriye sıcak baktığını belirtip, şu şartı getirmiş:

‘‘Bu hükümetten çekilip yıkılmasını sağlayın, Çiller'in başbakanlığında seçime gidin. Böylece ittifakın temeli atılsın.’’

Topçu
, hükümetten ANAP'ın çekilmesinin sonuç getirmeyeceğini, yıkılması için 276 oya ihtiyaç duyulduğunu, ANAP-DYP-YTP'nin oylarının da buna yetmediğini bildirmiş. Hatta, 276 bulunsa dahi, yeni hükümet kurulurken görevin önce Devlet Bahçeli'ye verileceğini, seçime kısa süre kalana kadar MHP'nin süreyi kullanabileceğini ve Çiller'in kuracağı hükümette 3 Kasım'a kadar zaman kalmayacağını söylemiş.

Özer Çiller'in bunun üzerine ikinci şartı gelmiş:

‘‘O zaman ittifakın seçim sonrasında hükümet kuracak güce ulaşması halinde 2 yıl süreyle Çiller'in başbakan olacağını açıklayın. Zaten Anayol'dan ve Ecevit'in azınlık hükümetinden alacağımız var. Başbakanlık borcunuzu ödeyin.’’

Topçu
'nun yanıtı, ‘‘AKP'nin ardından 2. parti olduğunuzu söyleyen sizsiniz. Önerdiğimiz ittifak sisteminde en fazla oyu alan parti başbakanlığı alacak. Siz 2 yıl istiyorsunuz, ben size 4 yıl öneriyorum’’ olmuş.

Liderlere konuştuklarını aktarıp, haberleşmek üzere ayrılmışlar.

BORCUNUZU ÖDEYİN

Ertesi gün ‘‘ortak dost’’ Topçu'ya mesajı iletmiş; ‘‘Başbakanlık borcunuzu ödeyin. O zaman ittifaka varız.’’

Bunlar olurken, Ankara'da ANAP-DYP arasında bir başka temas gerçekleşmiş.

DYP'de etkin olan eski Bakan Ömer Barutçu, ANAP'lı Çalışma Bakanı Nejat Arseven'i ziyaret ederek, ‘‘Bir fedakárlık yapın, başbakanlık borcunuzu ödeyin, ittifak önerinizi kabul edebiliriz’’ mesajını iletmiş.

Arseven, konunun içinde bulunmadığını, Yılmaz'a öneriyi aktaracağını söylemekle yetinmiş.

EVET KONUŞTUK

DYP'li Ömer Barutçu, dün sorumuz üzerine Arseven ile konuştuğunu doğruladı. DYP'li Ahmet İyimaya da sorumuz üzerine, önceki gün Hürriyet'te yer alan ‘‘Borcunu öde, ittifaka hazırız’’ yazısının ‘‘baştan sona doğru olduğunu’’ söyledi.

Daha da ilginci, Genel Başkan Yardımcılarından birinin aktardığına göre DYP'nin dünkü GİK toplantısında Ömer Barutçu'ya ittifak görüşmelerini sürdürme görevi verildi.

Şimdi ‘‘gazeteci’’ olarak şu sorunun yanıtını bulmamız gerekiyor:

Hangisi doğru?
Yazının devamı...

Gizli ANAP-DYP pazarlığı Yılmaz’ın eski borcuna takıldı

8 Ağustos 2002
Pazarlığın noktalanması için ileri sürülen şart ise DYP'nin ‘‘Bize bir fedakárlık lazım’’ diye dile getirdiği ‘‘başbakanlık’’ konusu.

DYP, ‘‘Çiller'in başbakanlığının yolunun açılması’’ halinde ittifaka açık olduğunu ANAP'a iletmiş.

İki parti arasında bir haftadır devam eden pazarlığı yürütenler de ANAP Grup Başkanvekili Beyhan Aslan, Sinop Milletvekili Yaşar Topçu ile DYP Grup Başkanvekili Ali Rıza Gönül ve Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya.

Görüşmelerin kopma noktasına geldiği dönemlerde DYP liderinin eşi Özer Çiller ile DYP Zonguldak Milletvekili Ömer Barutçu da devreye girmiş.

TOPÇU: BİR NOKTAYA GELDİK

ANAP adına pazarlığı yürüten, Özer Çiller ile Marmaris'e kadar gidip görüşen Yaşar Topçu dün sorumuz üzerine görüşmeyi doğruladı.

Topçu, ‘‘Bizim önerdiğimiz DYP'nin sıcak batığı’’ dediği modeli şöyle maddeledi:

1- Partiler seçim öncesi kimlerle ittifak yapacaklarını açıklayacak. Seçim pusulasında bu partilerin isimleri grup halinde yan yana yazılacak.

2- Seçmen ittifak partilerine ayrı ayrı oy verecek. Ancak seçim sonrasında partilerin oyları tek sepette toplanacak ve birlikte sayılacak.

3- Yüzde 10 barajını geçemeyen parti ittifak içinde yer alsa bile seçim sonrasında oyu bu toplamın içine konulmayacak. Buna DYP'nin itirazı var. DYP yüzde 10'u geçemeyen partinin oylarının da sepete girmesini istiyor.

4- İttifakın çıkaracağı milletvekili sayısı ittifakın sepette toplanan oylarına göre belirlenecek. Milletvekili sayısı belli olduktan sonra, partilerin aldığı oy oranına göre dağılımı yapılacak.

5- En çok oyu alan parti başbakanı belirleme hakkına sahip olacak.

6- Siyasi Partiler Yasası'nda yapılacak değişiklikle, 20 milletvekilinin bir araya gelmesi halinde rahatlıkla grup kurmasının önüne set konulacak. Düzenlemeyle,
'En son yapılan milletvekili seçiminde kazanılmış olan 20 milletvekili ile grup kurulur' denilecek. Böylece seçimden çok sonra 20 milletvekilinin istifa ederek grup kurmasının önüne geçilecek.

Topçu
, DYP'nin modele ‘‘başbakanlık’’ şartıyla evet dediğini bildirdi.

Özer Çiller ve Ömer Barutçu ile yaptığı görüşmede de bunun ön şart olarak koşulduğunu vurgulayıp ekledi:

BAŞBAKANLIK PAZARLIĞI

‘‘İki önerileri var. Birincisi, mevcut hükümetin hemen yıkılıp, ittifak yapacak partilerin,
Çiller'in başbakanlığında bir hükümet kurması. İkincisi ise seçimden önce bu ittifakın hükümet kurması halinde, 2 yıl süresince Çiller'in başbakanlık yapacağının açıklanmasını istiyorlar. Biz ise 'ANAP'ın önünde oy alacağınızı söylüyorsunuz, o zaman niye böyle bir şart öne sürüyorsunuz. Kuşkunuz mu var?' dedik. Bu noktada kaldık.’’

DYP DOĞRULADI

ANAP ile görüşmeyi yürüten DYP'li Ahmet İyimaya da, dün sorumuz üzerine, pazarlığı doğruladı. Son dönemde DYP'de öne çıkan ve adının yazılmasını istemeyen bir milletvekili de Topçu'nun aktardıklarının doğru olduğunu bildirdi, Başbakanlık noktasında tıkandığını belirterek şunları söyledi:

‘‘Hem Yılmaz'a hem de Ecevit'e başbakanlığı biz verdik. Biz onlardan alacağımızı tahsil etmek isteriz. Biz şimdi AKP'nin ardından ikiciyiz. Bizden bir fedakárlık bekliyorlarsa, onların da bu fedákarlıkta bulunmaları lazım. Baraj altındaki ANAP'ı, bir karşılığı olmadan, arkadaşlarımızı ikna edeceğimiz bir formül bulunmadan niye kuyudan çıkaralım?’’

İTTİFAKIN ŞANSI ARTIYOR

Her ne kadar pazarlık ‘‘başbakanlık pürüzüne’’ takılmış gibi görünse de DYP milletvekillerinin ağırlıklı çoğunluğu ittifak yasasının çıkması konusunda kararlı.

Ancak, ANAP ve DYP bir araya gelse bile, ittifak yasasını Meclis'ten geçirmeye güçleri yetmiyor. Buna YTP ve SP'nin de evet demesi gerekiyor.

Seçmenin nabzı ortaya çıktıkça, AKP'nin açık arayla önde gittiği görüldükçe seçim ittifakının gerçekleşme şansı da giderek yükseliyor.
Yazının devamı...

Tercih ve ittifak

6 Ağustos 2002
Seçim Yasası...

Bu konuda dün alt seviyede yürütülen temaslar sonucunda ANAP ve DYP arasında uzlaşı sağlandı.

Ancak bu uzlaşı, Seçim Yasası'nın asıl tartışma konusu olan ‘‘ittifaklara olanak tanıyan’’ düzenlemeye ilişkin değil.

Anlaşma, 1991 seçiminde uygulanan ‘‘Tercihli Oy Sistemi’’ne dönük.

Yani, seçimde vatandaşa milletvekili aday listesi içinden istediği kişiyi tercih etmesine olanak tanıyan düzenleme.

1991'de birçok milletvekili listenin altında yer almasına karşın, tercih oyları ile birinci sıraya çıkıp Meclis'e girmeyi başarmıştı.

Ancak seçimden sonra bugün de mevcut olan siyasi parti liderleri tercih sisteminin sonuçlarını değerlendirirken ‘‘Halkın beğendiği kişilerin gelmesini sağlıyor, ancak parası olanlara daha fazla olanak tanıyor’’ yakınmasında bulunmuşlardı.

BİZ VARIZ

Buna rağmen, Tercih Sistemi bu hafta Meclis'in gündemine tekrar girecek.

Nitekim ANAP Grup Başkanvekili Beyhan Aslan, dün DYP'nin hazırladığı Tercihli Oy Sistemi teklifine destek vereceklerini açıkladı.

DYP Grup Başkanvekili Turhan Güven de bu konuda ANAP ile benzer görüşleri taşıdıklarını vurgulayarak, iki partinin önerisi ile konuyu Meclis gündemine bu hafta taşıyacaklarını söyledi.

DSP ise böyle bir teklifin gündeme gelmesi halinde engelleme taraftarı değil. DSP Grup Başkanvekili Emrehan Halıcı, dün telefonda şöyle dedi: ‘‘Konu DYP Genel Başkanı Çiller'in, Başbakanımızı ziyaretinde de gündeme geldi. Başbakanımız, ‘Biz desteklemeyiz, ama başka partilerle uzlaşma sağlarsanız engellemeyiz de' demişti. Bizim tavrımız bu noktada.’’

İTTİFAKA KAPALILAR

Seçime ittifak yaparak bir çatı altında girilmesini öngören düzenlemeye ise bu aşamada iki parti haricindekilerin kapısı kapalı.

DYP lideri Tansu Çiller, dün açıkça ittifaka karşı olduğunu söyledi.

DSP’nin öteden beri ittifaka karşı olduğunu da Halıcı kayda geçirdi.

Her ne kadar Kemal Derviş ittifaka olanak tanıyan düzenlemenin olması için çaba gösterse de, birlikte hareket ettiği YTP'nin yönetim kadrosunda herkesin olumlu baktığını söylemek olanaksız.

MHP'deki görüş de farklı değil; ittifaka kapalı.

DİĞER İTTİFAKA AÇIKLAR

İzmir Milletvekili Rifat Serdaroğlu'nun hazırlayıp Meclis'e iki yıl önce verdiği ittifaklara olanak tanıyan teklifi bugün canlanırken, Meclis'te ANAP ve SP dışında buna destek verecek parti bulunmuyor.

İlginç olan ise ikisi dışındaki partilerin bu konudaki paradoksu. Bir yandan ittifaka olanak sağlayacak yasal düzenlemeye karşı çıkarken, diğer yandan, ‘‘liste ittifakının’’ pazarlığı içindeler. Geçmişte, ANAP-BBP, SHP-HADEP arasında gerçekleşen şekliyle oy oranı düşük partilerden listelerine aday alarak seçime girmek istiyorlar.

İttifakı yasaya bağlayıp seçime girerken, ‘‘Ben şu partilerle ittifak yapıyorum. Seçim sonrası da ayrılmayacağım, birlikte olacağım’’ demek yerine, bunu el altından yapmanın yöntemini arıyorlar.

Geçmişte olduğu gibi yine pazarlıklar yapılacak, ‘‘diğer partinin adaylarından 7-8 kişi’’ listelere alınacak.

Meclis'e girildiği günün ertesinde ise bu partiler ayrılıp yollarına devam edecek.

Yani, yasal olana yol verilmeyip, liste altı ittifak kurulacak.

Hem de geçmişte benzer ittifaklara giren partilerin, seçim sonrasında içine düştüğü durumu görmezden gelerek...
Yazının devamı...

24 ayın gizli kahramanları

4 Ağustos 2002
Birkaç gün sonra seçim kararı dolayısıyla İçişleri Bakanlığı koltuğunu bırakacak olan Rüştü Kazım Yücelen, o dönemde İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlığı görevini yürütüyordu.

ANAP Lideri Mesut Yılmaz da henüz kabinede Başbakan Yardımcılığı görevini üstlenmemişti.

Eski Başbakanlık binasında devlet bakanlarının bulunduğu bölümün ikinci katındaki odasında Yücelen'le sohbet ederken, ‘‘Bir söz istesem verir misin?’’ dedi ve sustu.

İsteğinin ne olduğunu sorduğumda, ‘‘Yine gazetecilik yaparsın’’ diyerek devamını getirmedi.

Yazmayacağımız sözünü verdikten sonra, kısa bir süre daha durakladı.

Gözlüğünü hafifçe aşağı indirdi, yine çenesini göğsüne doğru değdirdiğinde önemli açıklamanın geldiğini fark etmemek olanaksızdı. Dik bir bakışla konuşmaya başladı:

‘‘İdam kalkmalı, anadil serbest kalmalı. Bunun olması için Bakanlar Kurulu'na teklif götüreceğim.’’

Adını söylemiyordu ama bahsettiği, daha sonraki iki yıl içinde hemen her gün her siyasinin ağzından duyulacak olan Kopenhag kriterleriydi.

Bir an önce yerine getirilmesi gerektiğinin altını çiziyordu.

Verdiğimiz söz gereği sonraki günlerde konuya hiç girmedik.

Bir hafta sonra bir grup gazeteciye, ‘‘İdam kalkmalı, anadilde öğrenim ve yayın serbest olmalı’’ açıklamasını yaptığında tepkiler çığ gibi gelmeye başlamıştı.

21 EYLÜL 2000

Yücelen
buna hazırdı.

Hatta, ‘‘Kendi partimden bile çok büyük tepkiler alacağımı biliyorum’’ diyordu.

Nitekim öyle de oldu, ANAP içinden de ‘‘Rüştü Bey eski kimliğini kaybetti herhalde, Kürtçe'yi kaldırıp, idamı serbest bırakacakmış. Oldu olacak Apo'yu da serbest bıraksın’’ diyenler oldu.

Tartışmalar sürerken, 21 Eylül 2000 tarihinde dediğini yaptı ve Kopenhag kriterlerine ilişkin yasa tekliflerini Bakanlar Kurulu'na özel gündemle getirdi.

TBMM'den dün sabaha karşı çıkan ve Bekir Coşkun'un deyimiyle ‘‘uygarlık değiştiren’’ kanunların ilk tohumu da o gün Bakanlar Kurulu'nda atıldı.

Tepkiler yükselirken Başbakan Bülent Ecevit, bazı bakan arkadaşlarının olumsuz yaklaşımına rağmen tasarının arkasında durdu, bir adım geri atmadı.

Bir diğer isimsiz kahraman da Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk idi.

O günkü kararlılığı, dün günün ilk saatlerinde yasalar Meclis'ten çıkana kadar da bir nebze eksilmeden devam etti.

ÇANTA İÇİNDE GENEL SEKRETER

Yücelen,
kamuoyuna Kopenhag kriterleri ile ilgili açıklama yaptığı temmuz ayında Türkiye'de bir gelişme daha yaşandı.

Bakanlar Kurulu, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği'nin kuruluşuna ilişkin karar aldı.

Başına da o dönemde Birleşmiş Milletler'deki görevini tamamlayıp dönen Büyükelçi Volkan Vural getiriliyordu.

Vural'ın ne bir odası, ne çalışma mekánı, ne de ekibi vardı. Tek başınaydı. Elinde bir çanta, içindeki belgelerle Türkiye'yi AB'ye taşımanın peşine düştü.

Sonunda, Başbakanlık için yapılan inşaat halindeki Tekel Binası'nda yer bulundu.

Genel Sekreter Yardımcılığı'na Büyükelçi Volkan Bozkır getirildi.

Vural ve Bozkır, yanlarında çalışacak AB müktesebatı konusunda uzman olan kişileri bulabilmek için günlerce uğraş verdi. Tarih 2000 yılının Eylül ayını gösteriyordu.
Yazının devamı...

Tarihi karar

1 Ağustos 2002
Genel Kurul'da 3 Kasım'da seçim kararı alınmasına 5 saat var.

Adalet Komisyonu'nda Avrupa Birliği yasaları görüşülüyor.

MHP milletvekilleri, AB yasalarını engellemek için gayret gösteriyor.

Önlerine, diğer ülkelerin AB'ye giriş süreçlerine ilişkin birçok belge yığmışlar.

Dakikalarca bu belgeleri okuyorlar.

Bir belge, İspanya'nın idamı uygulamadan kaldırmalarına dönük 6 No'lu protokolü imza sürecine dönük.

MHP Milletvekili Salih Erbeyin, İspanya'nın, anayasasından bunu hálá kaldırmadığını söylüyor.

Komisyon ara verdiğinde, AB Genel Sekreteri Volkan Vural ve Yardımcısı Volkan Bozkır, her zamanki sakin üsluplarıyla Erbeyin'e sesleniyorlar:

‘‘Sayın milletvekili, elinizdeki belge doğru değil. İspanya, anayasasından idamı çok önce çıkardı. Bir yanlışlık yapmayın...’’

Erbeyin
aldırmıyor.

MHP dışındaki partilerin temsilcileri aynı noktada buluşuyor.

‘‘AB bizi kabul eder veya etmez. Bu ayrı mesele. Biz bu yasaları halkımız, çocuklarımız, geleceğimiz için çıkarıyoruz.’’

Nitekim, Anayasa Komisyonu'nun ardından, dün Adalet Komisyonu'nda da MHP dışındaki partiler, AB yasalarının çıkarılması için verdikleri sözün arkasında duruyorlar.

UMUT ECEVİT

Seçim kararının oylanmasına bir saat var.

Kulisler milletvekilleriyle tıklım tıklım.

Bakıyoruz, milletvekillerinin içeri girip de seçim kararına oy vermeye hiç mi hiç niyeti yok.

Herkes suskun bir şekilde bir haber bekliyor.

‘‘Seçim kararından vazgeçildi’’ denilse kuliste alkış kopacak.

Milletvekilleri aralarında seçimlerin iptal edileceğine dönük senaryolarla uğraşıyor.

Kulisleri iyi koklayan milletvekillerinden biri, adının yazılmasını istemiyor, konuşulan şu senaryoyu aktarıyor:

‘‘Seçimin yapılması için 120 trilyon liraya ihtiyaç var. Maliye'nin yedek ödeneklerinde seçim için aktaracak 120 trilyon lira yok. Ek bütçenin gelmesi gerekiyor. Ek bütçenin Plan Bütçe Komisyonu'nda görüşülmesi sırasında Başbakan istifa kararı alırsa, komisyon çalışmaz. Seçimin bütçesi olmadığından yapılması ortadan kalkar. Yeni hükümet modeli ortaya çıkar.’’

KOALİSYON HESABI

İptal umudu sadece milletvekillerinde değil, bakanlarda da var.

Turizm Bakanı Mustafa Taşar, kabine sırasında hesap yapıyor.

Dışarı çıktığında, ‘‘Yeni koalisyonu kurabildiniz mi?’’ diye sorduğumuzda, ‘‘Sağdan, soldan hesaplıyorum, çıkmıyor’’ diyerek gülüyor.

Bu sırada Başbakan Ecevit kulise çıkıp, Başbakan Yardımcıları Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz'ı zirveye davet ediyor.

Kulis bir daha hareketleniyor, ‘‘İşte Ecevit karar verdi, seçim iptal ediliyor’’ söylentisi yeniden yayılıyor.

Zirve 10 dakika sürüyor, bekledikleri sonuç çıkmıyor.

Milletvekilleri salona girip, 3 Kasım'da seçim için el kaldırıyor.

Komisyonda partilerin AB konusundaki tutumlarına bakıldığında bugün Genel Kurul'dan bu yasaların çıkıp Türkiye'nin önünün açılma ihtimali yüksek görülüyor.

Ancak seçimin 3 Kasım'da yapılıp yapılamayacağı konusundaki kaygılar dün karar alınmasına rağmen hálá devam ediyor.
Yazının devamı...