"Muharrem Sarıkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Muharrem Sarıkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Muharrem Sarıkaya

Yarım saatte ne oldu?

24 Eylül 2002
SEÇİMİN iptalini isteyen milletvekilleri, dün öğleden sonrasına kadar Meclis'in olağanüstü toplanması için başvuruda bulunmaktan vazgeçmişti. İmza toplayan veya harekete destek veren milletvekillerinin hemen hepsinin dün saat 17.00'ye kadar görüşü aynı noktadaydı:‘‘Meclis'in 1 Ekim'deki normal açılışını beklemek en uygunu...’’Yarım saat içinde bu düşünce ters-yüz oldu. Meclis'in 26 Eylül Perşembe günü olağanüstü toplanması için gerekli 110 imzayı aşıp 124 imza ile başvurularını yaptılar. MESAJI MI VAR?Peki yarım saat içinde ne oldu? Seçimin iptali ile ilgili girişimin içinde olan YTP Grup Başkanvekili Gaffar Yakın'a bu soruyu yönelttiğimizde şu yanıtı verdi: ‘‘Şu kadarını söyleyebilirim, bizim hareketimize Meclis'te destek vermeyen parti yok gibi. Herkes 'aman biz işin içinde gözükmeyelim, siz başarın da biz de yan cebimize koyalım' diyor.’’Yakın'ın son cümlesi ise daha dikkat çekici:‘‘Televizyonlara çıkıp seçimin olması gerektiğini söyleyenlerin, bizimle yaptığı konuşmalarda neler söylediklerini de ben biliyorum.’’YTP Grup Başkanvekili, ‘‘Son dakikada bir partiden destek mesajı mı geldi?’’ sorusuna yanıtı da şöyle oldu: ‘‘Şu kadarını söyleyeyim, bu hareket yüzde yüz başarıya ulaşır.’’Seçimin iptali için çaba gösteren SP'nin Grup Başkanvekili Mehmet Bekaroğlu'nun benzer soruya yanıtı da Yakın'dan farklı olmadı: ‘‘Bazı temaslarımız oldu. Ancak bunları açıklayamam...’’ Yarım saat içinde karar değişikliğinin gerisinde AKP Lideri Tayyip Erdoğan'ın milletvekilliğini engelleyen YSK kararı ile ilgili yürütmeyi durdurma talebine AİHM'den ret kararı çıkmasının bir payı oldu mu?AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz, ‘‘Kesinlikle hayır. Biz yolumuza devam ediyoruz, bu seçim olacak’’ dedi. ANAP VE YTP Olağanüstü toplantı çağrısında partilerin kurumsal desteği gözükmüyor. Ancak, SP, YTP, ANAP gruplarının yarısı, DYP'den de 12 milletvekili önergeye imza koymuş durumda. MHP, AKP, DSP ve DYP'nin seçimin iptaline karşı olduğu biliniyor. ANAP ve YTP liderleri ‘‘kurumsal olarak biz bu işin içinde yokuz’’ diyor. Hatta iddiaya göre, grup başkanvekillerinin Meclis'teki makamında olağanüstü başvuru işini organize ettiği YTP Lideri İsmail Cem'in de gelişmeden haberi olmamış. ANAP'ta da YTP gibi seçimin iptali konusunda iki farklı görüş çarpışıyor. ŞİMDİ NE OLACAK?Bu durumda seçimin iptali başvurusunun hedefine ulaşması, liste dışı kalan veya seçilemeyecek yerde olan 300'ü aşkın milletvekilinden kaçının harekete destek vereceğine bağlı. 1987'den bu yana seçimin iptaline ilişkin yapılan girişimlerle kıyaslandığında, dünkü başvurunun başarıya ulaşma şansı daha yüksek. Her ne kadar Meclis'te biri hariç bütün partiler baraj sınırında olsa da seçimi yaptırmak isteyen kanat da bir o kadar dinamik.Dolayısıyla, seçimin kaderinin ne olacağı Meclis'in yeni yasama dönemine başlayacağı 1 Ekim'e kadar belirsizliğini koruyacağa benziyor.
Yazının devamı...

Yarım saatte ne oldu?

24 Eylül 2002
SEÇİMİN iptalini isteyen milletvekilleri, dün öğleden sonrasına kadar Meclis'in olağanüstü toplanması için başvuruda bulunmaktan vazgeçmişti. İmza toplayan veya harekete destek veren milletvekillerinin hemen hepsinin dün saat 17.00'ye kadar görüşü aynı noktadaydı:‘‘Meclis'in 1 Ekim'deki normal açılışını beklemek en uygunu...’’Yarım saat içinde bu düşünce ters-yüz oldu. Meclis'in 26 Eylül Perşembe günü olağanüstü toplanması için gerekli 110 imzayı aşıp 124 imza ile başvurularını yaptılar. MESAJI MI VAR?Peki yarım saat içinde ne oldu? Seçimin iptali ile ilgili girişimin içinde olan YTP Grup Başkanvekili Gaffar Yakın'a bu soruyu yönelttiğimizde şu yanıtı verdi: ‘‘Şu kadarını söyleyebilirim, bizim hareketimize Meclis'te destek vermeyen parti yok gibi. Herkes 'aman biz işin içinde gözükmeyelim, siz başarın da biz de yan cebimize koyalım' diyor.’’Yakın'ın son cümlesi ise daha dikkat çekici:‘‘Televizyonlara çıkıp seçimin olması gerektiğini söyleyenlerin, bizimle yaptığı konuşmalarda neler söylediklerini de ben biliyorum.’’YTP Grup Başkanvekili, ‘‘Son dakikada bir partiden destek mesajı mı geldi?’’ sorusuna yanıtı da şöyle oldu: ‘‘Şu kadarını söyleyeyim, bu hareket yüzde yüz başarıya ulaşır.’’Seçimin iptali için çaba gösteren SP'nin Grup Başkanvekili Mehmet Bekaroğlu'nun benzer soruya yanıtı da Yakın'dan farklı olmadı: ‘‘Bazı temaslarımız oldu. Ancak bunları açıklayamam...’’ Yarım saat içinde karar değişikliğinin gerisinde AKP Lideri Tayyip Erdoğan'ın milletvekilliğini engelleyen YSK kararı ile ilgili yürütmeyi durdurma talebine AİHM'den ret kararı çıkmasının bir payı oldu mu?AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz, ‘‘Kesinlikle hayır. Biz yolumuza devam ediyoruz, bu seçim olacak’’ dedi. ANAP VE YTP Olağanüstü toplantı çağrısında partilerin kurumsal desteği gözükmüyor. Ancak, SP, YTP, ANAP gruplarının yarısı, DYP'den de 12 milletvekili önergeye imza koymuş durumda. MHP, AKP, DSP ve DYP'nin seçimin iptaline karşı olduğu biliniyor. ANAP ve YTP liderleri ‘‘kurumsal olarak biz bu işin içinde yokuz’’ diyor. Hatta iddiaya göre, grup başkanvekillerinin Meclis'teki makamında olağanüstü başvuru işini organize ettiği YTP Lideri İsmail Cem'in de gelişmeden haberi olmamış. ANAP'ta da YTP gibi seçimin iptali konusunda iki farklı görüş çarpışıyor. ŞİMDİ NE OLACAK?Bu durumda seçimin iptali başvurusunun hedefine ulaşması, liste dışı kalan veya seçilemeyecek yerde olan 300'ü aşkın milletvekilinden kaçının harekete destek vereceğine bağlı. 1987'den bu yana seçimin iptaline ilişkin yapılan girişimlerle kıyaslandığında, dünkü başvurunun başarıya ulaşma şansı daha yüksek. Her ne kadar Meclis'te biri hariç bütün partiler baraj sınırında olsa da seçimi yaptırmak isteyen kanat da bir o kadar dinamik.Dolayısıyla, seçimin kaderinin ne olacağı Meclis'in yeni yasama dönemine başlayacağı 1 Ekim'e kadar belirsizliğini koruyacağa benziyor.
Yazının devamı...

Yarım saatte ne oldu?

24 Eylül 2002
SEÇİMİN iptalini isteyen milletvekilleri, dün öğleden sonrasına kadar Meclis'in olağanüstü toplanması için başvuruda bulunmaktan vazgeçmişti. İmza toplayan veya harekete destek veren milletvekillerinin hemen hepsinin dün saat 17.00'ye kadar görüşü aynı noktadaydı:‘‘Meclis'in 1 Ekim'deki normal açılışını beklemek en uygunu...’’Yarım saat içinde bu düşünce ters-yüz oldu. Meclis'in 26 Eylül Perşembe günü olağanüstü toplanması için gerekli 110 imzayı aşıp 124 imza ile başvurularını yaptılar. MESAJI MI VAR?Peki yarım saat içinde ne oldu? Seçimin iptali ile ilgili girişimin içinde olan YTP Grup Başkanvekili Gaffar Yakın'a bu soruyu yönelttiğimizde şu yanıtı verdi: ‘‘Şu kadarını söyleyebilirim, bizim hareketimize Meclis'te destek vermeyen parti yok gibi. Herkes 'aman biz işin içinde gözükmeyelim, siz başarın da biz de yan cebimize koyalım' diyor.’’Yakın'ın son cümlesi ise daha dikkat çekici:‘‘Televizyonlara çıkıp seçimin olması gerektiğini söyleyenlerin, bizimle yaptığı konuşmalarda neler söylediklerini de ben biliyorum.’’YTP Grup Başkanvekili, ‘‘Son dakikada bir partiden destek mesajı mı geldi?’’ sorusuna yanıtı da şöyle oldu: ‘‘Şu kadarını söyleyeyim, bu hareket yüzde yüz başarıya ulaşır.’’Seçimin iptali için çaba gösteren SP'nin Grup Başkanvekili Mehmet Bekaroğlu'nun benzer soruya yanıtı da Yakın'dan farklı olmadı: ‘‘Bazı temaslarımız oldu. Ancak bunları açıklayamam...’’ Yarım saat içinde karar değişikliğinin gerisinde AKP Lideri Tayyip Erdoğan'ın milletvekilliğini engelleyen YSK kararı ile ilgili yürütmeyi durdurma talebine AİHM'den ret kararı çıkmasının bir payı oldu mu?AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz, ‘‘Kesinlikle hayır. Biz yolumuza devam ediyoruz, bu seçim olacak’’ dedi. ANAP VE YTP Olağanüstü toplantı çağrısında partilerin kurumsal desteği gözükmüyor. Ancak, SP, YTP, ANAP gruplarının yarısı, DYP'den de 12 milletvekili önergeye imza koymuş durumda. MHP, AKP, DSP ve DYP'nin seçimin iptaline karşı olduğu biliniyor. ANAP ve YTP liderleri ‘‘kurumsal olarak biz bu işin içinde yokuz’’ diyor. Hatta iddiaya göre, grup başkanvekillerinin Meclis'teki makamında olağanüstü başvuru işini organize ettiği YTP Lideri İsmail Cem'in de gelişmeden haberi olmamış. ANAP'ta da YTP gibi seçimin iptali konusunda iki farklı görüş çarpışıyor. ŞİMDİ NE OLACAK?Bu durumda seçimin iptali başvurusunun hedefine ulaşması, liste dışı kalan veya seçilemeyecek yerde olan 300'ü aşkın milletvekilinden kaçının harekete destek vereceğine bağlı. 1987'den bu yana seçimin iptaline ilişkin yapılan girişimlerle kıyaslandığında, dünkü başvurunun başarıya ulaşma şansı daha yüksek. Her ne kadar Meclis'te biri hariç bütün partiler baraj sınırında olsa da seçimi yaptırmak isteyen kanat da bir o kadar dinamik.Dolayısıyla, seçimin kaderinin ne olacağı Meclis'in yeni yasama dönemine başlayacağı 1 Ekim'e kadar belirsizliğini koruyacağa benziyor.
Yazının devamı...

Çiller'in ‘iki turlu’ planı

22 Eylül 2002
‘‘Seçim sonucu koalisyonu zorunlu kılarsa ve siz de barajı geçerseniz, hangi partiyle hükümet olmayı tercih edersiniz?’’

Çiller,
soruya yanıt verme yerine İngilizce olarak şu cümleyi söyledi:

‘‘'Eğer', siyasette bir felakettir...’’

Biz soruyu evirip çevirip yineledik, Çiller ‘‘eğer’’ ile başlayan cümle kullanmama kararlılığını vurguladı.

BİRİNCİ TUR 3 KASIM

Sonunda sorunun şu şekline yanıt verdi:

‘‘Bir koalisyon modelinde CHP mi, yoksa AKP mi size daha yakın?’’

ATP ve DTP ile seçim ittifakını örnek gösterip ekledi:

‘‘Zaten koalisyonumu kurdum, millete de bu koalisyonla gidiyorum. Bu koalisyonun tek başına hükümetini düşünüyorum.’’

Ardından gelen cümlesi, 4 Kasım'a dönük planını açıklamasına da yetti:

‘‘Tek başına bir hükümet çıkmazsa o zaman ikinci bir seçim olur.’’

Çiller'
in bu cümlesinin üzerine gittik.

Seçim sonucu koalisyona işaret ederse hiçbir hükümet modelinin içinde olmayacağını kayda geçirdi ve devam etti:

‘‘Tek başına bir hükümet çıkmazsa o zaman ikinci bir seçimi zorlarız. Zaten o zaman istediğimiz iki turlu seçim de gerçekleşmiş olur. Birinci tur 3 Kasım'da yapılmış olur. İkinci turu da hemen ardından yaparız.’’

İKİSİYLE DE OLMAZ

AKP'ye kapılarını tamamen kapatan Çiller, ‘‘Kemal Derviş bizden aday olmak istese yapmazdım’’ diye söze girip, konuyu CHP'ye getirdi:

‘‘Türkiye şu an zaten sol vizyondan çıkıyor. Bugüne kadar Ecevit artı Derviş ile geldik, şimdi yine sol artı Derviş olmayacak mı? Ha Ali Veli, ha Veli Ali. Ha Ecevit Derviş, ha Baykal Derviş...’’

Çiller'
in sözlerinin bütününün özeti şöyleydi:

‘‘Tek başıma hükümet olamazsam, koalisyonlara girmem, hükümet kurulamazsa 45 gün içinde Cumhurbaşkanı ülkeyi seçime götürür.’’

Çiller'
in hesabından yola çıkarsak; seçim sonuçlarının kesinleşmesi ve yeni hükümetin kurulmaması durumunda ocak ayı başına ulaşılıyor.

Hükümet kurulamadığı takdirde 3 ay içinde seçim kaçınılmaz olacak.

‘‘3 Kasım'ın, olası ikinci turu en geç mart sonunda’’ gerçekleşecek.

DOKU UYUŞMASI

Çiller
yeni hükümet modeline ve seçim iptaline kesinlikle karşı.

ATP ve DTP ile birlikteliğin seçim sonrasında da devam edip etmeyeceği konusunda ise şöyle dedi:

‘‘Muhalefette de işbirliğimiz, kader ortaklığımız devam edecek.’’

Çiller'
in sözlerini Bayar tamamladı.

‘‘Biz bir kader birlikteliği yaptık, bunu sürdüreceğiz...’’

Kayseri'de ATP'li gençlerin, bozkurt işareti yaparak ‘‘Başbuğ Türkeş’’ diye bağırmasını anımsatıp, ‘‘Doku uyuştu mu?’’ diye sorduk. Çiller, sıkıntıların aşılmaya başladığını, sorun kalmadığını söyledi.

Oysa teşkilatı, izlerin karıştığına inanıyordu.
Yazının devamı...

Kritik gün 1 Ekim

19 Eylül 2002
‘‘Küskünler’’ olarak isimlendirilen hareketin yeni umudu 1 Ekim tarihinde.

Meclis Anayasa gereği 1 Ekim tarihinde, Meclis Başkanı'nın ‘‘Beşinci yasama yılının birinci oturumunu açıyorum’’ sözleriyle çalışmasına başlayacak.

Dolayısıyla, Meclis'i çalıştırmak için 110 imzanın toplanması veya olağanüstü toplantı çağırısındaki konuların görüşülmesi gibi bir engel de kalmayacak.

LOKANTA BOŞALDI

Dolayısıyla Genel Kurul, gündemine hákim olduğu için, bugün tartışılan bazı konular Meclis'e taşınabilecek.

TBMM başkanvekilleri Murat Sökmenoğlu ve Yüksel Yalova ile dün bu konu üzerinde konuştuk.

Her ikisi de aynı cümleyi kullandı:

‘‘1 Ekim tarihine çok dikkat etmeliyiz, çok kritik bir gün...’’

Seçimin 3 Kasım tarihinde yapılması için çaba gösteren Sökmenoğlu, dün gün boyu Meclis'teydi.

‘‘İki gündür Meclis'teki gelişmeleri kontrolle meşguldüm, bugün rahatladım’’ diye söze başladı ve ekledi:

‘‘Olağanüstü toplantı girişimleri dolayısıyla Meclis birkaç gündür hareketliydi. Bugün baktım arkadaşların umudu kalmamış.’’

Sökmenoğlu
, ‘‘1 Ekim'e kadar da bir şey olmaz’’ dedi ve sözlerini şu ilginç gerekçeye dayandırdı:

‘‘İlk kez bugün Meclis lokantası boşaldı...’’

TATİL TAKTİĞİ

Sökmenoğlu,
3 Kasım'ın iptali veya SP'nin gensorusunun gündeme alınması ile ilgili girişimlerin önlenmesi için karşı taktiğin de olduğunu söyledi.

Aktardığına göre, 1 Ekim'de Meclis açıldığında, Meclis Danışma Kurulu ‘‘3 Kasım seçimine kadar tatil kararı’’ almak üzere toplantıya çağırılacak.

Ancak bu kararın alınması için Meclis'te grubu bulunan partilerin hepsinin onay vermesi ve Meclis Genel Kurulu'nda kararın oylanması gerekiyor.

Bir partinin Danışma Kurulu'nda tatil kararına karşı çıkması durumunda, diğer partilerin talebini Genel Kurul'a getirip oylatması lazım.

Dolayısıyla her iki durumda da Genel Kurul toplanacak ve tatil kararı oylanacak.

Sökmenoğlu bu durumu hatırlatarak 3 Kasım'da seçim isteyen partilere şu uyarıda bulundu:

‘‘Nasıl olsa bu iş bitti. 3 Kasım'da seçim olacak diye milletvekilleri 1 Ekim'de Meclis'e gelmezse, büyük bir sürprizle de karşılaşabilirler. Seçimin olmasını isteyen 1 Ekim'de Meclis'e gelir...’’

Her ne kadar 1 Ekim tarihi kritik gün olarak gösterilse de 3 Kasım'da seçimin kaçınılmaz bir şekilde gerçekleşeceği açıkça görülüyor.

Dolayısıyla, 1 Ekim'den itibaren seçimlere 33 gün kalacak.

Böyle bir döneme girildikten sonra, bugünden zor görünen seçim iptalinin, o tarihten sonra gerçekleşmesi ‘‘sürpriz’’ dahi olamaz.

NOT: Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, iki gün önce bu köşenin bir bölümünde yer alan hakkındaki iddia ile ilgili gönderdiği mesajda, ‘‘1993'te DYP Genel Başkanlığı'na adaylığını 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in uygun bulmadığını, bu engeli o dönemde arkadaşlarına da aktardığını’’ açıkladı. Cindoruk, bundan dolayı o dönemde ‘‘Şimdi Çiller seçilsin, olağan kongrede ben aday olurum’’ düşüncesinde olmadığını bildirdi. İddia sahibi eski ANAP'lı, yeni DYP'li kişiye de bu mesajı ilettik.
Yazının devamı...

Gül mü, Gönül mü?

17 Eylül 2002
Her ne kadar son karar YSK'ya ait olsa da, Yargıtay'ın kararıyla uzun süredir sessizce yapılan tartışma AKP içinde dün yeniden alevlendi:

‘‘Seçimden birinci parti çıkarsa, AKP'nin başbakan adayı kim olacak?’’

Bu soruya verilen yanıtta iki isim öne çıkıyor.

Genel Başkanvekili Abdullah Gül ve Kocaeli Milletvekili Vecdi Gönül...

CİNDORUK ÖRNEĞİ

‘‘Emaneti bu ikisinden hangisi alır?’’
sorusuna yanıt, Süleyman Demirel'in cumhurbaşkanlığına çıkmasıyla benzer sıkıntıyı yaşayan DYP'den geldi. Demirel'in cumhurbaşkanı olmasıyla DYP'de üç isim öne çıkmıştı.

Tansu Çiller, Hüsamettin Cindoruk ve İsmet Sezgin...

Cindoruk,
kendisini Antalya'da ziyaret eden ve aralarında ANAP milletvekillerinin de bulunduğu heyete, genel başkan adaylığı konusunda şöyle demiş:

‘‘Şimdi Tansu Hanım genel başkan olsun, daha sonra ben olurum.’’

Heyetteki ANAP'lı milletvekilinin kendisine yanıtı ise şöyle olmuş:

‘‘Siz Çiller'i Akbulut, parti yöneticilerini de Orhan Demirtaş sanıyorsanız yanılıyorsunuz...’’

Bugün DYP saflarında siyaset yapan ve adının yazılmasını istemeyen milletvekili dün Erdoğan ile ilgili gelişme üzerine şu yorumu yaptı:

‘‘AKP'nin başbakan adayı Gönül olur. Erdoğan alabileceğine bırakır.’’

İlginç olan ise benzer yaklaşımın AKP içinde de bulunmasıydı.

İTTİFAK YASASI

Yargıtay'
ın Erdoğan hakkındaki kararı AKP içinde bu tartışmaları yaratırken, bir diğer cephede de başka bir tartışmaya neden oldu.

Karar, YTP ve SP'nin desteğindeki seçimin ileri bir tarihe ertelenmesini isteyen küskünler hareketine de cesaret verdi.

Her ne kadar, küskünler hareketi ‘‘ittifaklara olanak tanıyacak, Türkiye barajını yüzde 5'e indirecek ve sandık kurullarında siyasi partilerin temsilini düzenleyecek’’ üç yasada değişiklik için Meclis'i olağanüstü toplantıya çağırmaya hazırlansa da bu düzenlemelerin seçim iptalini de beraberinde getireceğini herkes kabul ediyor.

SEZER'İN KARŞI OYU

Bu durumda Meclis'i olağanüstü toplantıya çağıracak milletvekillerinin, yasal değişiklikler için YTP ve SP dışında da desteğe ihtiyacı bulunuyor.

MHP düzenlemeye kesinlikle karşı. DYP, ‘‘Biz bu işin içinde yokuz, karşıyız’’ yaklaşımında. DSP, ‘‘Zamanı geçti, daha önce olsa olurdu’’, ANAP ise ‘‘Sayısal destek bulunursa destek veririz’’ diyor.

Ancak, 300'e yakın milletvekilinin liste dışı veya seçilemeyecek durumda olduğu dikkate alındığında, ittifak ve barajla ilgili yasal düzenlemenin Meclis'ten geçme olasılığı da yüksek.

Ayrıca küskünler Erdoğan hakkındaki kararın, AKP engelini bir nebze yumuşatacağına da inanıyor.

Meclis'te böyle bir düzenleme olması halinde, seçime girmekten vazgeçen partilerden birinin YSK'ya, ‘‘Baraj indi, ittifak olanağı çıktı, biz bu durumda seçime katılacağız’’ diye başvurusu halinde, seçimin 3 Kasım'da yapılması ihtimali de kalmıyor.

Bir diğer soru da, böyle bir düzenlemeyi seçimlerin ertelenmesine karşı çıkan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer hemen onaylar mı?

Yanıtı, Anayasa Mahkemesi'nin 1995'te seçimlerin iptaline ilişkin ret kararında, o dönemde üyesi olan Sezer'in şu karşı oy yazısında bulunuyor:

‘‘Yüzde 10'luk yüksek baraj partilere aydıkları oy oranında parlamentoda temsil hakkı vermediği için Anayasa'nın 67'nci maddesindeki temsilde adalet ilkesine aykırıdır.’’

Bütün bu tartışmalar olsa da 3 Kasım'da seçimin olması ihtimali dün hálá ağır basıyordu.
Yazının devamı...

Sessiz devrimin icracıları

15 Eylül 2002
Ancak, otel salonuna 1999'dakinden farklı görüntüler hakimdi.

1999'da salona bakanlar dışında milletvekillerinin gelmesi dahi yasaklanırken, bu kez adaylara kadar bütün partililer davet edilmişti.

Hem de salon girişinde iki görevli, gelenlere limon kolonyası ve rengárenk bayram şekeri sunuyordu.

Geçen seçimde olduğu gibi, bu kez salonda gazetelerin yöneticileri, köşe yazarları, televizyon yorumcuları da yoktu.

Sadece Başbakanlık ve DSP muhabirleri gelmişti.

Zaten basın için de bir kenarda 6 sandalyenin arkasına sıralandığı bir masa ayrılmıştı.

BELKİ GELİRLER DİYE

Salona dizili sandalyelerin en ön sırası ise tamemen boş bırakılmıştı.

‘‘Ön sıra niye boş?’’ diye sorduğumuzda, esprili yanıt İstanbul Milletvekili Tahir Köse'den geldi:

‘‘Gidenler belki gelir diye...’’

e-DSP

Erika marka daktilosuna bağlılığı ile tanınan Ecevit için hazırlanan platformun arkasındaki afişler ise dikkat çekiciydi:

‘‘Ey Türkiye, İşte e-Türkiye...’’

Diğer sloganların ağırlığı da kısaca ‘‘e’’ harfiyle tanımlanan ve ‘‘elektronik’’ anlamına gelen bilişim üzerineydi.

189 sayfalık seçim bildirgesinin 30 sayfası da ‘‘e-Türkiye, e-Devlet, e-Ekonomi, e-Kültür’’ diye sıralı başlıklarla doluydu.

Bir de ‘‘Hedef Bilgi Toplumu’’ başlığı altında Ek Bildirge.

Bildirgede de, salonda da bilişim üzerine bir firması bulunan Grup Başkanvekili Emrehan Halıcı'nın hakimiyeti açıkça görülüyordu.

YENİ EKONOMİK MODEL: KUSP

Zaten bildirgeyi de Halıcı ile birlikte Zekeriya Temizel, Hikmet Uluğbay, Zeki Sezer ve Tayfun İçli hazırlamıştı.

Sadece Halıcı'nın değil, Temizel'in ağırlığı da bildirgeye yansımıştı.

Örneğin, ‘‘özelleştirmeye’’ ayrı bir başlık altında yer verilmediği gibi adından dahi bir tek kelime söz edilmemişti.

Ne de ‘Serbest piyasa ekonomisi’’nden...

Bunların yerine DSP'nin iktidara gelmesi halinde uygulayacağı yeni bir ekonomik model uygulanacağı açıklanıyordu:

‘‘Katılımlı Ulusal Stratejik Plan-KUSP...’’

Bildirgenin 15 sayfalık bölümünde KUSP , ‘‘Kamu kaynağı ve özel sektör dinamizminin bir araya getirildiği’’ ekonomik model açıklandı.

Bir anlamda, ‘‘revizyonist karma ekonomik’’ modelden söz ediliyordu.

İCRACILAR

Ecevit,
bir saatlik konuşmasında bilişim ve yeni ekonomik model üzerinde aslında fazla durmadı. Daha çok 1997'de hükümete geldiklerinden bugüne icraatını sıraladı.

Ekonomiyle ilgili olarak çıkarılan kanunlardan, işsizlik sigortası, olaylı telekomünikasyon kanunundan söz etti.

Ardından hükümetinin Dış Politika ve AB ilişkileri, Köy Hizmetleri, Kültür, Milli Eğitim, Kadın ve Çocuk, Spor, Orman bakanlıklarının beş yıllık icraatını övgüyle anlattı.

Bunların hepsini bildirgesine de adını veren ‘‘Sessiz Devrim’’ olarak niteledi.

Ecevit sıraladıkça icracılar gözümüzün önünde geçit resmi yapıyordu:

Kemal Derviş, İsmail Cem, Hüsamettin Özkan, İstemihan Talay, Mustafa Yılmaz, Metin Bostancıoğlu, Hasan Gemici, Fikret Ünlü...

Şu an hiçbiri hükümette ve DSP'de değildi.
Yazının devamı...

Siyasi samimiyet

12 Eylül 2002
Bir de küskünlük.

Buna neden de açıklanan listelerde seçilemeyecek sırada kalan veya hiç aday gösterilemeyen milletvekilleriydi.

Meclis'in neredeyse yarısı, ya liste dışı kaldı veya seçilemeyeceği yerlerden aday gösterildi.

Sonuçta, DSP'li Orman Bakanı Nami Çağan'ın dün söylediği gibi ‘‘Meclis'te yeni bir parti; TKP oluştu’’...

Yani Türkiye Küskünler Partisi...

Her ne kadar dün bütün siyasi parti liderleri ‘‘3 Kasım'da seçimin ertelenmesine karşıyız’’ açıklamasında bulunmuş olsa da işin aslı hiç de öyle görülmüyordu.

Lideri, seçimlerin ertelenmesine karşıyız derken, kurmayları samimi sohbetlerde ‘‘Bu seçim yüzde 99 olmaz’’ öngörüsünü dile getiriyordu.

Seçim kararının alınmasına öncülük eden MHP'liler olmak üzere, listelerde seçilebilecek sıradan aday gösterilenler de dahil bütün milletvekillerine ‘‘Nereden çıktı bu seçim’’ havası hákimdi.

Hepsinin de tek umudu vardı:

‘‘Bu seçimi dileriz küskünler hareketi iptal ettirir...’’

İTTİFAK GÖSTERGESİ

Seçimlerin iptaline ilişkin gösterilen bir diğer veri de ittifaklardı.

Seçim kararının alınmasının hemen ardından parlamento dışındaki birçok parti ittifak yapmak için kolları sıvarken, dün bunlardan sadece ikisi gerçekleşiyordu.

Biri sorunlu bir şekilde son dakikada oluşan DYP-DTP ittifakıydı.

Diğeri de ÖDP-TDP...

İttifaka soyunan partilerin çoğunluğu, kendi başına seçime girme kararını açıkladı.

Bunun siyasi yorumu açıktı:

Seçimin iptal edileceğine inandıkları için bugünden kendilerini bağlamak istemediler.

Seçimlerin iptaline ilişkin hesaplar, hükümet senaryolarını da beraberinde getirdi.

Aslında, dün ANAP lideri Mesut Yılmaz ile MHP lideri Devlet Bahçeli arasındaki AB gerilimiyle bu hükümetin devam etmesinin zorluğu görülüyor.

HÜKÜMETİN DURUMU

Buna rağmen ANAP, Meclis'in olağanüstü toplantısıyla gensoru önergesinin verilmesi ve gereken 276 oyun bulunmasına kadar hükümetten çekilmeme kararlılığında.

MHP de ‘‘Ben hükümete devam ediyorum’’ kararından geri adım atmış değil.

Başbakan Bülent Ecevit'in olaylar karşısındaki tavrı ise, ‘‘Ne yapayım ortaklarım kavga ediyor, ben devam ederim’’ noktasında.

Açıkçası, güvenoyunu zaten uzun süre önce kaybeden koalisyonun, dün itibarıyla birlikte yaşamı da bitkisel hayata girerken, üç ortak da hükümeti yıkan taraf olmak istemiyordu.

Muhalefetin durumu da farklı değildi.

DYP, mevcut hükümetin yıkılması halinde kendisinin de içinde bulunacağı bir hükümetle seçime gidilmesine önceki gün Genel Başkan Yardımcısı Hasan Ekinci aracılığıyla çok sıcak mesaj verdi.

Ancak, DYP lideri Tansu Çiller dün açıklamasıyla bu sıcaklığı soğutmayı tercih etti.

Bir gün önce ‘‘Bu hükümet hemen yıkılmalı’’ diyen YTP ise sessizliğe büründü.

Bütün bunların nedenini DYP'li Eyüp Aşık'ın şu sözü özetliyordu:

‘‘Başarısız darbe yapanlar idam edilir. Onun için herkes, darbeyi başkası yapsın, başarılı olursa Celal Bayar gibi tatilden gelip başa geçerim diye bekliyor...’’
Yazının devamı...