GeriMuhammet KÖSLE Pınarbaşı’na sahip çıkalım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Pınarbaşı’na sahip çıkalım

Okurlarımızdan olan Sercan Çelik, şöyle diyor:

 

 Pınarbaşı’na sahip çıkalım

“Tarihi Pınarbaşı Meydanı ve Nilüfer Hatun Mesire Yeri içinde, yakın zamana kadar Büyükşehir Belediyesi sayesinde özel güvenlik görevlisi bulunuyordu. Tasarruf amacıyla mı bilemem ama artık bu görevli yok. Durum böyle olunca özenle yaptırılan çeşmenin çatı kenarlarını süsleyen bakır levhaların yerinde yeller esiyor! Ayrıca cami yanında, halkın ‘Çarşaf’ adıyla andığı ve kente su dağıtımını sağlayan tarihi su deposunun üst kısmı da bakır-kurşun levhalarla kaplı. Burada da yeller esince, güvenlik kameraları konuldu! Keşke bu kameralar çeşmeyi de gösterebilseydi. Beraberinde İvazpaşa bölgesi, Kuştepe Mahallesi üstü, yamaçlardan yeraltı oluğu ile buraya memba su kaynağı ulaşır. Aşırı yağışlarda sular taşınca park gölet haline gelirdi. Pınarbaşı Cami Dernek Lokali altındaki borulardan fışkıran sular ise boşa akıtılıyor. Musluksuz çeşme de var.”

KORUNMASI GEREKİR

“Ayrıca Pınarbaşı Cami girişi altında da BUSKİ’nin kapaklı bir su dehlizi bulunuyor. Buradaki suların kanalizasyona veriliyor olmasıyla alakalı endişelerim var. Ben ve ailem 60 yıldan fazla bu bölgede otururuz. Tarihi Pınarbaşı’mızı ve yakın çevresini komşularımızla birlikte çok seviyor ve benimsiyoruz. Bu yüzden köşenize iletmek istediğim bir başka yazımda da yüksek izninizle bu tarihi meydanla ilgili diğer notlarım yer alacak. Çünkü Pınarbaşı Meydanı gerçek bir tarihi değere sahiptir. Korunması, bakımı, sahip çıkılması gerekir. Bursalı olup da bu meydanda vaktini geçirmeyen akranlarımız yoktur. Özellikle burada kurulan eğlence meydanını bilen o yılların çocukları olan bizler ve akranlarımızın burasını unutmaları imkânsızdır. İlgili yetkililer; Tarihi Pınarbaşı Meydanı’na sahip çıkalım ki burası tarihe karışıp kaybolmasın. Saygılarımı sunarım.”

BİR KUYU KAPATMAK ZOR OLMAMALI

Pınarbaşı’na sahip çıkalım

HÜRRİYET Bursa gazetesi abonelerinden olan Eda Kızmaz, özetimle bakınız ne diyor: “Nilüfer, Akpınar Caddesi, Crowne Plaza önündeki kuyu en az bir yıldır öyle. Sorunu Nilüfer Belediyesi’ne aktardım. Onlar “Ana caddeler Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğundadır...” dediler. Büyükşehir Belediyesi’ni aradım. Muhatap bulamadım. İşin ilginç yanıysa, konu sizin köşenizde de yayımlanmıştı. Çok merak ediyorum. Bakalım bu kuyuyu kim kapatacak?” Eda Kızmaz, bu işin sorumlusu sakın Aydın ili Kuyucak Belediyesi sorumluluğunda olmasın sakın!

UNUTALI 3 AY OLDU

Pınarbaşı’na sahip çıkalım

OKURLARIMIZDAN Derya Tüzen, bakınız ne diyor: “Osmangazi, Mudanya Bulvarı Balat yol ayrımda kalan sokağımızı üç ay önce kazdılar. Sonra bir daha uğramadılar. İlgili yetkililerin gereğini yaptırmalarını rica ediyoruz.”

KAMYONLAR SOL ŞERİTTE YOL İSTİYOR

Pınarbaşı’na sahip çıkalım

OKURLARIMIZDAN olan Doktor S.K., “Bursa’mızda beni en çok korkutan şeylerden birisi şehir içinde seyreden kamyonların sol şeritte gitmeleridir. Bu durum bizleri endişeye düşürmektedir. Üstelik çoğu da ralli yapar gibi gidiyor! Mesela fotoğrafıma bakınız lütfen. İlgili fotoğrafımı 28 Nisan 2020 tarihinde saat 10:28’de Beşevler Metro İstasyonu denginde çekmiştim. Öyle ki kamyon sol şeritte giden son model araca korna çalmak suretiyle kendisine yol açtırdı! Sonra da araç sürücüsü ralliye katılamayacağını anlamış olsa gerek kendisini orta şeride attı. Emniyet Müdürlüğü, Trafik Şube Müdürlüğü makamına rica ediyorum. Böyle canavarlara göz açtırmayın lütfen. Saygılarımla.”

HÜRRİYET BURSA YAZIYOR, SORUNLAR ÇÖZÜLÜYOR

Pınarbaşı’na sahip çıkalım

MUDANYA’DAN CEVAP VAR

“Atıyorsun ve...’ başlıklı yayımınıza cevaben; Mudanya İsmet İnönü Bulvarı (Kordon boyu) Bütünşehir Yasası kapsamında Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda kalmaktadır. Ancak Mudanya Belediyesi olarak her gün sahilimizin temizliğini yapıyor ve acil durumlara mağduriyet yaşanmaması adına müdahale ediyoruz. Yetkimiz ve sorumluluğumuz olmamasına rağmen gerekli çalışmayı haftalar öncesinde gerçekleştirdik. Yoğunluktan olsa gerek köşenizde biraz geç yayınlanmış oldu. Dürbün maalesef yine bizim sorumluluğumuzda değildir. Kaldırılması ya da tamir edilmesi gibi bir işlem yapamayız. Kısacası adı geçmesi gereken kurum Mudanya Belediyesi değil Bursa Büyükşehir Belediyesi’dir. Bilgilerinize sunar, sağlıklı günler dileriz. Mudanya Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğü Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Birimi”
Şahit fotoğraflarınızla birlikte yanıtınıza ve de şikâyetimizin sorumluluğu Büyükşehir Belediyesi’nde olmasına rağmen sorunumuzu sahiplenip, çözümünü sunmuş olmanız; takdire şayandır. Teşekkür ediyorum Mudanya Belediyesi.

X

Tuzaklarla dolu bisiklet yolu

Hürriyet Bursa gazetesi abonesi olan bir özel sektör çalışanı olan Sevilay Efeoğlu’nun e-postasını özetimle aktarıyorum:

“Bursa’da bisiklet yolu hizmetini ilk olarak uygulayan Nilüfer sakinlerindenim. Bu hizmet için yapılan çalışmaları görünce açıkçası çok sevinmiştik. Zaten Nilüfer ilçesinin başkanları da ‘Bisiklete binmenin ayrıcalığını Nilüfer’de yaşayacaksınız. Sorunsuz ve sıkıntısız bisiklet yollarımız için çalışmalarımız başlatılmıştır’ diye konuşmuşlardı… Lakin gelin görün bu hiç de böyle olmadı. Her bisiklet yolunda bitmek bilmeyen engellerle karşılaşır olmaktan bıktık usandık. İnanın bisiklete binmek insanın içinden gelmiyor yolların durumundan. Fotoğraftaki tuzaklı bisiklet yolu FSM Caddesi üzerinde. Tam adres vermiyorum. Çünkü versem ne olacak? Onlarcası benzeri şikayetleri yayımladınız ve bizler de okuduk. Ancak bu şikayetlere yönelik olarak Nilüfer Belediyesi’nin tarafınıza yaptığı bir açıklamayı şimdiye kadar köşenizde okumadık. Yani, şikayetlerimizin ‘Hürriyet’ gibi Türkiye basınının amiral gemisi olan gazetemizde sunulması dahi belediyemizin radarlarına takılmıyorsa bizim bireysel şikayetlerimiz ne kadar önemsenir bilemedim.”

 Alt geçitler geçilmek için yapılmış

Hürriyet Bursa okuru ticari taksi sürücüsü Tarık K.’nın şikayetini özetimle yayınlıyorum: “Büyükşehir Belediyesi’nin en önemli adreslerinden biri olan Atatürk Caddesi üzerinde yeterli miktarda asansörlü ve yürüyen merdivenli alt geçitlerimiz var. Bu konuda belediyemize teşekkür ediyorum. Fakat gelin görün ki her gün binlerce vatandaşımız bunları kullanmaktan kaçınıyor. Bunu anlamak mümkün değil. Kendi can güvenliklerini hiçe sayıyorlar. Bu caddede hizmet veren bir emekçi olarak evime gittiğim her gün bir yayaya çarpmadığım için binlerce kez şükür ediyorum! Buradaki yasaklı/tehlikeli ve saygısız yaya geçişlerine şahit olan fotoğrafımı sunmak için aracımdan indim ve 32 saniye bekledim. Ve balık akımı gibi başladı yayaların geçişi! Biz araç sürücülerine ceza var ancak kurallara uymayarak kendi canlarını ve bizlerin hayatlarını karartma cesaretini gösteren yayalara ceza yok; öyle mi?” diyor. Burası Ulucami ile Kapalıçarşı girişi, yani sağında ve solunda yaya alt geçidi var. En fazla 40 saniyelik yürüme mesafesini kâr bilmek ne büyük bir aymazlık. Bu alt geçitler burada olmasaydı; yine kural tanımaz ve saygı bilmez vatandaşlar ‘Alt geçit istiyoruz. Belediyemiz nerede? Bizim ölmemizi mi istiyor yetkiler? Bakınız yine bir kaza oldu.’ gibi feryat figan ederlerdi. Ne diyelim; Allah yardımcımız olsun!

İki yıldır yolun yapılmasını bekliyoruz

Adının açıklanmasını istemeyen bir esnaf okurumuz: “Osmangazi ilçesi Doğanbey Mahallesi Haşim İşcan Caddesi (Abdal Simit Fırını önü / Ankara’ya gidiş yönü) üzerindeki bozuk zemini kim onaracak? Burası en az iki yıldır böyle” diyor. Çok zaman söylüyorum. ‘Her işi belediyemizden beklemeyin’ diye. Burasının iki yıldır böyle olduğunu ifade ediyorsunuz üstelik. Bir el arabası çimento hazırlayıp dökseniz. Yoksa bu işi yaparsanız günaha girerim diye mi korkuyorsunuz?

Yazının Devamını Oku

Sarıalan bu halde!

Bursa denince akla ilk gelen adresler arasında olan Uludağ ve Uludağ denince de akla ilk gelen adres olan Sarıalan, zombili filmlerdeki hayalet şehrine dönmüş!

 





Piknik masası demek için bin şahit isteyen masalardan oyun parkındaki ilgisizliğe, yoldan başka her şeye benzeyen yollarına kadar tam bir üzüntü...


Yazının Devamını Oku

Bu terör nasıl son bulur?

Geçtiğimiz haftaydı. Büyükşehir Belediyesi zabıtası yine aldıkları ihbar üzerine Ulucami önünde adeta terör estiren dilencilere yönelik uygulama yapıyordu.


O esnada ben de oradan geçiyordum. Hele akülü engelli aracı kullanan bir dilenci vardı ki; sormayın gitsin. Kasıp kavurdu ortalığı! “Gücünüz bana mı yetiyor? Sıkıysa onları bunları alsanıza…” gibi klasik sözlerle ortalığı birbirine katmıştı.

ENGELLİ ARACI BELEDİYEDEN

Amaç belliydi. Halka ajitasyon yapıp infial oluşturacaktı. Bu tuzağa düşen bazılarımız da zabıtaya ver yansın gitmişti! Oysa bu dilenciler hepimizi isyan ettirmiyor muydu? Memurlar resmi kıyafetli zabıta ya; nasıl olsa vatandaşa da bir şey diyemez mantığı da hakim olunca “vurun abalıya” misali memurumuzun yanında olmak yerine halk dilenciyi savunmaya başlamıştı.
Çünkü ortada çok güzel tiyatro oynanıyordu. Hatta zabıtaya saldıranlar dahi gördüm. Çok üzücü bir durumdu bu. İşin ilginç yanıysa daha önce basındaki bir haberde dikkatimi çekmişti. O engelli aracı kullanan dilencinin akülü aracını dahi Büyükşehir Belediyesi vermişti.

MAAŞI DA VAR

Devletimizin verdiği engelli maaşının yanı sıra Bursa Büyükşehir Belediyesi’nden de her türlü gıda yardımını almaktaydı. Olan kime oldu? Bizlerin ihbarlarını canı pahasına da olsa değerlendiren resmi kıyafetli zabıta çalışanlarına oldu. Zabıtamızın mevcut sıkıntılarının ve korkularının en aza inmesi için dilencileri toplayan ekibin mutlak suretle sivil olması gerekmektedir. Bizler zabıta olduklarını bilemeyelim ki vazifelerini daha rahat icra edebilsinler. Dolaysıyla bazı cahil vatandaşların çirkin sözlerine ve saldırılarına maruz kalmasınlar. Hani bir atasözümüz: “Yiğidi öldür hakkını yeme” diyor ya... Zabıtamızın da bir gururu var. Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanı Sadık Kibar’ın tavsiyemi dikkate alacağını umuyor kolay gelsin diyorum.

BURASI DA BİR YILDIR BÖYLE OLURSA…

Yazının Devamını Oku

Hepimize geçmiş olsun

Basına yansımadı ama bir hafta önce Gökdere Metro İstasyonu’nun altındaki havalandırma kanalı, köprü altını mesken tutan şehir eşkıyalarınca yakıldı.

Tıpkı geçtiğimiz aylarda köprü kolonunun ateşe verilmesi gibi… İtfaiyenin müdahalesi ve de polisin incelemesi sonrası hayat yine normale döndü tabi. Ta ki yangının yenisi çıkartılıncaya kadar! Bu süreç hafta mı olur ay mı olur bilemeyiz elbette! Bekleyip göreceğiz.

Oluşturulması istenen ziyanın tekrar etmemesi için rallici vandalların gazabına uğrayan korkuluk demirlerinin tamamlanması gerekir diye düşünüyorum. İnsaniyet namına Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni haberdar ediyorum. Hepimize geçmiş olsun!

 Birinin canının yanması mı gerekiyor?

Hürriyet Bursa okuru Yeşim Işıksaçan, özetimle bakınız ne diyor: “Yıldırım ilçesinde hizmet veren Bursa Teknik Üniversitesi önündeki aydınlatma direğinde de çok tehlikeli elektrik direk kabloları var. Üstelik şalteri de bedava! Tamamı bir takım olarak işkembesi boşaltılan kurban etinden çıkan bağırsaklar gibi görüntüsü. Hadi görüntüsünü geçtim ama birimizin canı yansa ya da bir çocuk elini oradaki kablolara dokundursa sonuç ne olur? UEDAŞ’a bir sorum olacak. Canımızın yanması size keyif mi veriyor?”

 İki rulo boş elektrik faturası

Yazının Devamını Oku

Sesimizi kime duyuracağız!

Adının açıklanmasını istemeyen Hürriyet Bursa gazetesi okuru, özetimle şikayetini şöyle dile getiriyor:

“Bizler Gemlik ilçesi Eşref Dinçer Mahallesi 326 NO’lu Sokak sakiniyiz. Fotoğraflarımda gördüğünüz dağınıklık 5 numara önündedir. Burasını sekiz ay önce kazdılar. Kazı üstatları kazdıkları alana bir şeyler döşedikten sonra yangından mal kaçırır gibi pılılarını pırtılarını toplayarak sırra kadem basmışlardı!"

"Darmaduman edilen yerin toplanması için bildiğimiz kurumların tamamına ve de Gemlik Belediyesi’ne başvurmuştuk! Hem de kaç kez... Burada kazı mı olmuş diye gelip bakan bile olmadı. Yani gaipten birileri geldi ve burasını kazdıktan sonra buhar olup gitti! Sesimizi kime ve nasıl duyuracağız? Birisi böyle bir şeyi anlatsa inanın inanmazdık” diyor.
Gemlik Belediyesi’nin önem ve dikkatlerine; gaipten gelmişler ve sonra buhar olup gitmişler!

BİRİNE ZARAR VERSİN DİYE Mİ BIRAKTINIZ?

HÜRRİYET Bursa gazetesi okuru Işıl Gencer, diyor ki: “Büyükşehir Belediyesi Timsah Arena Stadyumu’nu da (Bursa Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü yanı) gören kaldırımdaki sorumsuzluğa dikkat çekmek istiyorum. Yapımı bitip hizmete açılan kaldırımın ortasında bırakılan sivri uçlu inşaat demirinin bizlere zarar vermesi için bırakıldığını iddia ediyorum. Aksini düşünecek biri varsa söylesin. Bu demir birimizin ayağına girince yanan canın hesabını kim verecek? Bunu bırakan insan olamaz. Allah bizlere yardımcı olsun!”

Yazının Devamını Oku

Dünyanın en zor işi!

Tam da Nilüfer Belediyesi önünde bulunan ve adı Şiir Kulesi olan eserin açılışı 12 Ekim 2017 tarihinde yapılmıştı.

Açıklamada; yüksekliği 12 metre olan şiir kulesinde 365 gün boyunca her gün saat 14.00’de şiir okunacağı belirtilmişti. Şahsım olarak birçok zaman o saatlerde oradan geçtim. Şiir okunduğuna rast gelmedim. Ya da okundu da benim dikkatimi çekmedi! Burada dikkatimi çeken tek şey oldu; o da kulenin üst noktasında bulunan saatlerin kafasına göre çalışır olmasıydı. Hatta öyle ki bu konuyu onlarca kez köşemde yayımlamıştık.

KAFASINA GÖRE ÇALIŞIYOR

Neticesi, kafasına göre çalışıyor olan saatler hep bildiğini okudu! İşin ilginç yanıysa bu saatleri birçok başkan ve müdürlerin makam odalarındaki camlarından görüyor olmasıydı. Dünya’nın belası haline gelen Covit-19’un dahi belini bükecek ilaç bulundu da bu saatlere bir çare bulunamadı! En sonunda şuna karar verdim. Bu saatlere doğru zaman dilimini göstertmek dünyanın en zor işi olsa gerek! Bir dip not; ilgili fotoğrafları 19 Kasım 2021’de saat 16.08’de çektim. (Civardaki güvenlik kameraları da şahidimdir) Bendeki, yani bizlerdeki saatler 16.08’yi gösterirken Şiir Kulesi’ndeki saatlerin batı yönüne bakanı 02.09’u, doğu yönüne bakanı da 03.08’i gösteriyordu. Saygılarımla!

ÖLMÜŞÜZ DE AĞLAYANIMIZ YOK...

Adının açıklanmasını istemeyen esnaf okurumuz: “Osmangazi ilçesi Haşim İşcan Caddesi üzerindeki (Abdal Simit Fırını sonrası / Yıldırım ilçesine gidiş istikameti) akla sırra ermeyen tuzaktan şikâyetçiyiz. Bir ay önce buradaki tuzak sebebiyle motorlu bir kurye çok feci şekilde düşmüştü. Durumu Büyükşehir Belediyesi’ne, ardında da Osmangazi Belediyesi’ne bildirdik. Ayrıca bildirmemize gerek mi var? Burası ana arter. Önünden, yanından, kıyısından, köşesinden ve üzerinden her gün onlarca ilgilisi olan yetkili geçiyor. Ölmüşüz de ağlayanımız yok vesselam...” diyor.

BİRAZ SABIR LÜTFEN!

Yazının Devamını Oku

Kaldırımları kullanmak bizlere haram mı?

Hürriyet Bursa okuru Kerim Temel’in sorusuna cevap bulmayı umut ederek e-postasını özetimle aktarıyorum:

“Nilüfer ilçesi Fethiye Mahallesi Feyiz Sokak No:12 karşısına isabet eden kaldırım üzerindeki kartal konma aparatının oradan kaldırılması için vermiş olduğumuz tüm mücadelelerimizden sonuç alamadık! Yetkililere bir sorum olacak. Kaldırımları engelsizce kullanmak bizlere haram mı?” Fikrimi beyan etmek istiyorum Kerim Temel. Bence haram, hem de milyon kere!

KALDIRILMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNENLERDENİZ!

HÜRRİYET Bursa okuru Reyhan Uysal, “Nilüfer ilçesi FSM Caddesi üzerinde (Menzil Kuruyemiş önü) bulunan riskli elektrik trafosunun kaldırılması gerektiğini düşünenlerdeniz! Trafonun sahibi olan ve bu gibi konuları görmezden gelen UEDAŞ’ı kınıyoruz...” diyor.

ASFALT KESİĞİ VE BURGAZ CADDESİ

OKURLARIMIZDAN olan bir dernek başkanı, bakınız ne diyor: “Mudanya Belediyesi Güzelyalı Mahallesi Burgaz Caddesi üzerindeki (Çayırbaşı Sokak girişi) asfalt kesiğinin onarılmasını rica ediyoruz. Umarım ricamıza sahip çıkan bir yetkili çıkar!”

Yazının Devamını Oku

Almanlar asfaltı biz yamayı icat ettik

Hürriyet Bursa gazetesi abonesi, Keles ilçesi Sorgun Köyü, Köy Kalkındırma Dernek Başkanı Muharrem ULUTAŞ’ın çok samimi ve masumane duygularıyla yazmış olduğunu hissettiğim 87 ayrı kare fotoğrafıyla da desteklediği e-postasını özetimle aktarıyorum

“Muhammet Bey, merhaba. Daha önce de bu e-postamda anlatmaya çalışacağım şikâyetimi yayımlamıştınız. Derdimiz asfalt derdi. Pardon, asfalta benzeyen ya da benzemeye çalışan asfalt derdi! O da bizi gerdi! Gelelim şikâyetimize... Bizim ricamıza verdiğiniz değer sonrasında şikâyetimizi yayımlamıştınız. Yayımınızdan üç gün sonra da irili ufaklı olan yüzlercesi çukurların hepsi soğuk asfalt yamasıyla onarılmıştı. Hani derler ya: “Almanlar asfaltı, biz yamayı icat ettik” her şey ortada...”

YAMALARIN HEPSİ UÇTU

“Hele ki soğuk yama; hiç olmayacak iş bu. Öküzü çamaşır ipiyle bağlasan sabitlemeye yeter mi? İşte bizim olay da aynen böyle oldu... Yamaların hepsi uçtu gitti. Sanırsınız burası Ay, yer çekimi yok! Çeşitli dünya ülkelerine de ihraç ettiğimiz lezzetiyle kalitesi asla tartışılmaz keyifli olan kirazımız ve en doğal haliyle zerre hilesiz olarak ürettiğimiz Sorgun peynirinin de transportunun yapıldığı yollarımızdan illallah ettik! Daha önce de belirtmiştik. Büyük Komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün: “Köylü milletin efendisidir.” sözüne sahip çıkanlardanız. Bu sözü yaşatmak için şehre inmeyeceğiz. Biz ecdadımızın mirasına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Köyümüzün, ilçemizin ve Bursa’mızın ismine değer katma başarısında hız kesmeyeceğiz.”

İÇİMİZE SİNDİREMİYORUZ

“Bizler böyle mücadele ederken milyar kez hakkımız olan ve “medeniyet” olarak tarif edilen kusursuz yol hizmetinden mahrum bırakılmış olmamızı içimize sindirmeyeceğiz! İsyanımızı; muhtarlığımıza, Keles Belediyesi’ne, Orhaneli Belediyesi’ne, Osmangazi Belediyesi’ne, Büyükşehir Belediyesi’ne ve bazı milletvekillerine bildirdik. Köylüyüz diye dikkate alınmadığımız çok belli. Olsun canları sağ olsun! Seçim vakti oy istemek için bizlere de gelecekler. Az kaldı... O zaman biz de onları dikkate almayacağız! Artık köylü eski ‘saf köylü’ değil bunu da böyle bilsinler isteriz!”

Yazının Devamını Oku

Sarı Çizmeli Mehmet Ağa mı yoksa?

Okurlarımızdan Gelecek Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı ve Sivil Toplum Halkla İlişkiler Birim Başkanı Belgin Yıldırım Ergene’nin e-postasını özetimle aktarıyorum:

“Osmangazi ilçesi Yeni Karaman Türk Telekom müdürlüğü önündeki kaldırıma hizmet olsun diye sunulan ankesörlerin montajı çöp yuvası önüne yapılmış. Kaldırım kullanma sevdalısı olan ben buradan geçerken yılan gibi kıvrılmak zorunda kaldım. Epey bir süre burasını takip ettim. Vatandaşın yılan gibi kıvrılmak yerine doğal olarak caddeden yürümeyi tercih ettiklerini gördüm. Ayrıca çöp kokuları içinde yapılan telefon görüşmesi kişiye ne kadar keyif verir bunu da düşündüm! Ama bir sonuca varamadım. Beraberinde, fotoğrafımda gördüğünüz trafik kaosu da aynı yerde. Bu fotoğrafı çekerken korna seslerinden çıkan makamlar konser alanını aratmıyordu! Yolun sağı ve solu araç parkına teslim olmuş. Ortada kalmış mı tek şerit? Yani burası bu haliyle çift şeritmiş! Şaka gibi... Karşıdan gelen araç sürücüleri geçişlerini yapamadıklarının isyanında... Yolu kapan diğer sürücüler de yolu kaptıklarının mutluluğunda! Mevcut ilgisizlikle alakalı olarak sorunlar için civar esnafıyla görüştüm. O sırada sohbetimize katılan civar sakinleriyle birlikte dertlerini dinledim. Demesinler mi: ‘Mağduriyetlerimizi Osmangazi Belediyesi’ne anlatıp yardım istedik. Onlar konu bizim sorumluluğumuzda değil diyor. Büyükşehir Belediyesi’ne anlattığımızda da muhatabı biz değiliz...’ diye... Üstelik burası hep böyleymiş. ‘Bütünşehir’ sloganlı Bursa Büyükşehir Belediyesi muhatap değil. Aldığı başarı ödülleriyle Bursa basınından inmeyen Osmangazi Belediyesi de sorumlusu olmadıklarını ifade etmişler! Af buyurun ama cadde ortasında mini göletleri de bulunan alanın sorumlusu Sarı Çizmeli Mehmet Ağa’mı yoksa? (!)”

BU ÇİRKİNLİĞİ GÖRÜN YOK MU! 

Hürriyet Bursa gazetesi abonesi olan Çevre Mühendisi Aynur Erdemli: “Büyükşehir Belediyesi’nin gülümseten ilçesi olan Nilüfer ilçesindeki en modern alışveriş merkezlerinden birisi olan Sur Yapı Marka AVM önündeki bakımsız ve çirkin araziye gözümüz alıştı. Ne olur ellemeyin böyle kalsın! Fakat arazi üzerine bırakılan onlarca ton ağırlığındaki beton bariyerleri bir türlü hazmedemiyorum. Sanırsınız her biri karton kutu! Yıllar oldu onlar orada. Çok merak ediyorum, bu durumu gören bir tek dahi olsa dertli yönetici yok mu bu şehirde?” diyor.

Yazının Devamını Oku

Bizimle dalga geçiyorlar...

Adının açıklanmasını istemeyen Hürriyet Bursa gazetesi abonesi olan okurumuzun: “resmen bizimle dalga geçiyorlar...” vurgusuyla dikkatimi çeken e-postasını özetimle aktarıyorum:

“Gazetemiz Hürriyet Bursa ekindeki köşenizde yaya geçitlerindeki engellere ve umursamazlıklara yönelik olarak yayımlamış olduğunuz onlarca konu oldu. İşin ilginç yanı her birinin ilgililere kopya verir nitelikte olmasıydı. Bende bir örnek vermek istiyorum. Burası Mudanya’nın Güzelyalı kavşağı üzerindeki tanımlı yaya geçidi. Yaya geçidi çizgilerini takip ederseniz kendinizi otluk alanda bulursunuz! Vaziyet böyle olunca yaya geçidine girmek için de otluk alana çıkmanız lazım doğal olarak. Kuru havalarda pek sorun değil ama yağmuru ve karı da var bu işin! Engeli olan kardeşlerimizi unuttu sanmayın. Onları unutanlar yetkililerin ta kendileri! Ne olur bu sözüme engel koyup yayımınızdan kaldırmayın. Sözüm şudur; ilgili yetkililer resmen bizimle dalga geçiyor.” Okurumuzun yazdıklarını sizlere aktardım. Artık söz yetkililerin.

Engelli rampası neden yok?

Hürriyet Bursa gazetesi abonemiz muhasebe finans ve dış ticaret uzmanı Gizem Uygun, bakınız ne diyor: “Büyükşehir Belediyesi Nilüfer ilçesi Odunluk Mahallesi Akademi Caddesi üzerindeki (Akpınar Caddesi birleşim noktası) yaya geçidinin ortasında bulunan kaldırıma engelli rampası hizmetinin sunulması gerekmez mi? Hani herkes genç ya da sağlıklı değil… Durumu köşeniz aracılığıyla ilgili başkanlara ya da müdürlerine anlatmak istedim. Özellikle buradaki engelden rahatsız olduğumu bilsinler. Malum, oy için kapımıza geldiklerinde “Sizleri dinleyip taleplerinizi özellikle de şikayetlerinizi menfaatlerimize çevirmek için mücadele edeceğiz…” demişlerdi de!” Yetkililere duyurulur.

Bu fikir muhakkak çok gizli tutulmalı…

 Adının açıklanmasını istemeyen bir otel işletmecisi, özetimle: “Büyükşehir Belediyesi Osmangazi ilçesi 1. Murat Caddesi üzerindeki kaldırımda bulunan (Gönlüferah Otel önü) aydınlatma direğinin üzerine azami hızın 30 kilometre olduğunu belirten demir levha bağladılar. Bu levhalardan cadde üzerinde onlarcası var. Hangi araç sürücüsünün umurunda? Belki yüzde beşimiz bu kurala uyuyor... Neyse, ben denetçi ya da sorgulayıcı değilim. Takın ya da asın, hatta her on metreye takın veya asın. İnsan zengin olunca böyle olur! Fakat bu sivri, dolayısıyla keskin uçları da bulunan levhayı yayalara ziyan verecek şekilde asmayın. Aklıma çok güzel bir fikir geldi. Benzeri levhaların hepsini direk tellerine asın. Malum helikopterler için direk tellerine ikaz küreleri asılıyor ya… Onların yerine bunları kullansınlar. Böylelikle bir taşla iki kuş vurmuş oluruz!”

Yazının Devamını Oku

Gören Allah için söylesin

Adının açıklanmasını istemeyen bir abonemiz, özetimle: “Aracımızla Büyükşehir Belediyesi hudutlarında (Cumalıkızık / Değirmenönü Metro İstasyonu dengi – Ankara’ya gidiş isitikameti) seyir halindeydik.

 
Tarih 05 Kasım 2021, saatler 15.53’ü gösteriyordu. Önümüzde seyreden resmi plakalı bir kamyonet vardı. Kamyonet, kasasında kilitli parke taşları taşıyordu. Bunu net olarak görebiliyorduk. Çünkü kamyonetin arka kapağı takılı değildi! Merak bu ya; izlemek için aracın arkasına takılarak en az iki kilometre gittik. Biz istikametimizi değiştirince takipten ayrılmak zorunda kaldık. Gören Allah için söylesin. Böylesi yüksek riskli ve yasaklı taşıma iznini size kim verdi? Saygılarımı sunarım!” diyor. Ben de hayırlısı olsun diyorum…

BURULAŞ’TAN FEVKALADE HİZMET!


Okurlarımızdan Serenay Galip’in e-postasını özetimle aktarıyorum: “En son 6 Kasım tarihiydi. Yine Acemler İstasyonu’nda B 39’un geçeceği durakta otobüsümü bekliyordum. Telefonumda yüklü olan BursaKart Mobil uygulamasına girerek otobüsün durağa gelme saatini öğrenmek için durağın mobil sorgulama kodu olan D5267’yi girdim. Daha önce de iki kez sorgulattığımda da olduğu gibi bulunduğum yeri İnegöl Diş Hastanesi olarak tanımlamasın mı? Alın size BURULAŞ’tan fevkalade hizmet! Diş hastanesini ayağımıza getirmiş. Hem de taaaa İnegöl’den… Bence BURULAŞ biran evvel kurşun döktürmeli!”
Bildiğiniz biri var mı Serenay Galip?

AYNI YER AYNI SORUN


Yazının Devamını Oku

Ne geldiyse başıma meraktan geldi…

Hürriyet Bursa gazetesi abonesi iş insanı Ömer Gönülkırmaz, özetimle: “Elimle tuttuğum kabloların sahibi Türk Telekom diye düşünüyorum.


Sonra da merak ediyorum ‘bu kabloları ilgililer merak etmiyor mu? Diye! Ayrıca yine bir hususu merak ediyorum. İlgililer bu kablolar kopunca ne yaparlar; işte en çok bunu merak ediyorum! Merak işte; ne geldiyse başıma meraktan çekiyorum!” diyor. Burası Nilüfer ilçesi İhsaniye Mahallesi 2. Dilek Sokak üzerindeymiş. Açıkçası ben de merak etmeye başladım bu işin sonucunu. Bakalım yetkililer de merak edecekler mi Ömer Gönülkırmaz?

HÜRRİYET BURSA YAZIYOR, SORUNLAR ÇÖZÜLÜYOR

TEBRİK EDERİM GÜLENÇ MÜDÜR



BOMBA ATSANIZ başlıklı yayımımızla alakalı olarak BUSKİ Genel Müdürü Güngör Gülenç tarafınca arandım. Gülenç: “Mevzunun geçtiği yer olan Yıldırım ilçesi İsabey Mahallesi’ndeki yayımınızı ben de okumuştum. O esnada o bölgede çalışma yapan ekiplerimiz geldi aklıma. Dolayısıyla “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır.” Sözünü benimsemiş biri olarak ekiplere “… Oradaki sorunun kaynağı biz değiliz ancak orasını da onarın. Onarın ki bu iş için harcanacak bedelin maliyeti en aza insin. Başta, o kaldırımı kullanacak olan vatandaşlarımıza ve milli servetimize zerre de olsa faydamız olsun…” diyerek sorunu giderdik…” dedi. Daha önce de benzeri desteklerinize şahit olan birisi olarak; binlerce kez tebrik ediyorum sizi ve kıymetli ekibinizi Gülenç Müdür. Ömrünüz uzun olsun inşallah…

 ELLERİNİZE SAĞLIK…

Yazının Devamını Oku

Acımız bize yetiyorken dalga geçmeyin!

Adının açıklanmamasını isteyen bedensel engeli bulunan okurumuz e-postasını aktarırken ben üzüldüm. İlgili yetkililer de üzülür mü acaba? Bekleyip görelim!



“MUHAMMET kardeşim. 54 yaşındayım ve küçükken geçirdiğim bir hastalık sonucu 5 yaşından beri engelli aracıyla hayatımı devam ettiriyorum. Son 15 yıldır da akülü araç kullanıyorum. Osmangazi ilçesi Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan (Tarihi Pirinç Han önünde) engelli aracı akü şarj ünitesi hizmete alındığı yıldan beri arızalıdır. Bizimle dalga geçmek için kurulduğunu düşündüğüm bu hizmet 29 Mayıs 2014’de devreye alınmıştı. Ertesi gün de bozulmuştu. Daha sonra da bir kez dahi çalışırken görmedim.”

PASLANDI BİLE!

“O gün başkan Mustafa Dündar, gazetelere verdiği demeçte: “...Belediye olarak engelli vatandaşlarımızın günlük yaşamındaki engelleri kaldırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Osmangazi’de bir engel daha ortadan kalkmış olacak. Engelli Aracı Şarj Dolum İstasyonlarımız engelli vatandaşlarımıza hayırlı olsun...” açıklamasını yapmıştı. Ünitenin içler acısı halini anlatan şahit fotoğraflarımı yolluyorum. Hem bu saatten sonra da o üniteden bi’ cacık olmaz. Çünkü kullanımı mümkün olmayınca bakımı da olmadı. İşte bu yüzden de paslandı gitti! Diyeceğim şu; zaten acımız bize yetiyorken bir de bizimle dalga bari geçmeyin! Sizden özel bir ricam olacak Muhammet kardeşim. Arayacaklarına pek ihtimal vermiyorum. Ararlarsa sizi kimlik ve iletişim bilgilerimi isterlerse ne olur vermeyin. Çünkü onlarla muhatap olmak istemiyorum!”

AĞLAYANI OLMAYAN HAMAM!


Yazının Devamını Oku

Bari siz yapmayın!

Hürriyet Bursa gazetesi abonesi iş insanı Ömer Gönülkırmaz BESAŞ’ın engellileri nasıl engellediğini şöyle dile getiriyor:

 

“Yıllar önce bir çalışanımın ailesi belediyeye BESAŞ satış (Ekmek) büfesi işletmek için başvurmuştu. Belediye yetkilileri açılacak olan büfenin durumunu ve yerini inceleyerek, büfenin uygun şartları oluşturmadığı gerekçesiyle başvurularını iptal etmişti. Bu karara karşı bir itirazları olmamıştı. Ancak bir sorum olacak Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne! Kriterinize uygun olmak için büfenin görme engelli vatandaşlarımızın kullanacağı özel taşların üzerine monte edilmesi mi gerekiyordu? Burası Bursa’nın Fethiye Meydanı!”

DURUM ANLAŞILMAMIŞ!

Ömer Gönülkırmaz, bunu da gördüm ya... Şahsım olarak utandım ve yerin dibine girdim. Bunu derken inanın laf olsun diye demiyorum. Çünkü benzer tarzda yıllardır onlarca yayımlarımız burada yayımlanmıştı. Hatta çoğu, ana sayfada manşet haber olarak değer bulmuştu. Demek ki bunu anlatmayı başaramamışım. Yazıklar olsun bana!

BİR BAŞKAN BUNU DENESİN ARTIK

ADININ açıklanmasını istemeyen bir okurumuz, özetimle bakınız ne diyor: “İşaret ettiğim alana dikkatlice bakmanızı rica ediyorum lütfen. Burası Bursa Büyükşehir ili Osmangazi ilçesi Acemler Kavşağı Hayran Caddesi başlangıcı. Bitmek bilmeyen onarım/yenileme çalışması sonrasında yürüme engeli olan (Tekerlekli sandalye ve akülü engelli araç kullanıcıları) vatandaşlarımıza özel olarak bırakılan hayali rampanın (Birleşim yerinde de kanal var) uygun olmadığını çalışan ekibe aktarmıştım. Hatta itiraz dahi ederek ‘Engelli aracını kullanmaya mecbur kalan bir kardeşimiz aracıyla bu kaldırıma nasıl iner ve çıkar biriniz bana göstersin bakalım...’ demiştim.”

Yazının Devamını Oku

Ailem az kalsın yok oluyordu

Kim yapar nasıl yapar bilemiyorum; ama birileri bu işe bir yasak getirmeli. O iş de lastik kaplama işçiliği. Ağır tonajlı araçlara uygulanan bir sistem bu…


Aracının lastiği aşınan sürücü maliyetini azaltmak için (Yeni teker almak yerine) lastiğini soğuk kaplama diye bilinen sistemle kaplatıyor. Bu kaplama işçiliği uzun ömürlü olmamakla birlikte yapılan iş ne kadar güvenli ve ne kadar kaliteli acaba? Sonra; fren sistemine en büyük katkısı olan lastikler zayıf olunca perde arkasına kalan kazalar… Yitirilen canlar ve boşa savrulan milli servet…
En önemlisi de birileri kâr ederken birileri de bu birilerin kâr bedelini canları ve mallarıyla ödüyor. Bunu böyle düşünmek kimsenin aklına gelmedi değil mi? Çünkü alan memnun veren memnun! ‘Altta kalanın canı çıksın’

HER GÜN MUCİZE

Çoğumuzun gördüğü ve yine çoğumuzun dikkatini çekmediği bir lastik olayı daha var ki o da Kösle ailesini yok edecekti belki de… İstanbul Caddesi devamı Bursa Yalova Yolu üzerinde önümüzde giden bir kamyonun lastik kaplaması koparak yola savruldu. Bordüre çarpan kaplama biraz yuvarlandıktan sonra devrildi. Ani fren yapmak zorunda kaldım. Arkamızda seyreden araç da öyle… Aracımıza çarpmasına yarım metre kala durabildi. Lastiği düşen araç yoluna devam etti gitti. Yani kelek lastiğiyle… Birilerinin canına ve malına ziyan verdi mi bunu bilemem işte. Bildiğim tek şey var; yaşadığımız her gün bir mucize!

BÜYÜKŞEHİR KENT ESTETİĞİ BİZİ KIRMAZ Kİ


Yazının Devamını Oku

Sorunlara artık böyle mi bakmalı!

Hürriyet Bursa gazetesi abonesi olan Nurer Çalıştıran, (DOSAB’ta hizmet veren PMS Alüminyum Dış Ticaret Müdürü) “UEDAŞ’ı anladıysam belediyemizi de anlamak zorundayım” diyerek vurgu yaptığı şikâyetini özetimle aktarıyorum:

“MUHAMMET Bey. Dört gün önce ikamet adresimiz olan Nilüfer ilçesi Altınşehir Mahallesi 220. Sokak’ta bulunmayan aydınlatma direklerine yönelik olan yazmış olduğum şikâyetimi yayımlamıştınız. Sonra düşündüm de; işin muhatabı olan UEDAŞ’ın bizi takmayacağı ve takmaması çok doğal! Çünkü asıl amaçları kâr elde etmek ya... Bizler evlerimizden aldığımız elektrik enerjisiyle sokaklarımızı aydınlatıyor muyuz? Evet aydınlatıyoruz. Şimdi... UEDAŞ’ın yerinde olsam bu şikâyeti duymazdan ve de görmezden gelirdim. Çünkü UEDAŞ sokağımıza direk takmış olsa bizler aydınlatma sistemlerimizi toplayacağımız için UEDAŞ’a ödediğimiz elektrik faturalarında azalma olacak. Yani az da olsa UEDAŞ’ın kazancı düşecek!”

NEDEN ONARILSIN Kİ(!)

“Bunu geçelim... Diğer bir hususa gelelim. Bisiklet yolu ve kaldırımı da içine alan sokağımızın girişi az yağan yağmurda dahi göl oluyor. Buradaki sıkıntılı zemini onarmak da Nilüfer Belediyesi’nin işi... Doğru mu? Doğru. Aslında taaa en başında bu iş ya da işler düzgün yapılsa da böyle olmasa... Neyse olmuş bir kez; ölecek değiliz ya! Şimdi, yine empati yaptım. Kendimi Nilüfer Belediyesi Başkanı Turgay Erdem’in yerine koydum. Burasını onarmış olsaydık belediye olarak bir kazancımız olacak mıydı? Hayır. Öyle ise neden onarayım ki(!) Hem üç beş kişi ıslandı diye bu masrafı yapmak günah olurdu! Ayrıca burası Muson iklimde kalan, dolaysıyla en çok yağmur yağan ülke olan Hindistan mıydı? Hayır tabii ki... Bazen kendime çok kızıyorum. Vatandaş olarak amma çok şey istiyorsun eyyy Nurer diyorum!”

KİMSE ÜZÜLMESİN DİYE...

Nurer Çalıştıran. Cidden çok farklı ve çok güzel bir bakış açısı sergilediniz. Konulara bu gözle bakmak lazım aslında. Böylece ne yetkililer yorulur ne de bizler üzülürüz. Bu fikir mutlak suretle ödüllendirilmeli ve hayata geçirilmeli!

33 YILLIK ZANAATKÂR DA AKIL ERDİREMEMİŞ!

Yazının Devamını Oku

Müjde! Çekirge’ye deniz gelmiş

Hürriyet Bursa gazetesi abonelerimizden Çekirge Mahalle Muhtarı Coşkun Alıntaş’a ‘rast gelsin muhtarım’ diyor ve e-postasını özetimle aktarıyorum:

“Benim de dört gözle beklediğim balık mevsimi başladı. Mudanya ve Gemlik oltacılarla buluştu. Bu güzel ilçelerimiz bize biraz uzak olduğu için oralara gitmeye pek fırsat bulamıyorum. Malum, seçim yoluyla göreve getirilmiş birisi olarak seçmenlerime dolayısıyla mahalleme karşı ciddi sorumluluklarım var. Bu yüzdendir ki balık tutmayı çok seviyor olsam bile mesai günlerinde buralara gidemem. Yani menfaatleri şahsileştiremem. Her ne kadar çok ama çok kıymetli(!) belediye başkanlarına sesimi duyurmayı başaramadığım için seçmenlerime karşı cidden mahcup olsam da menfaatlerimize olan her ayrıntıyı mahalle sakinlerine duyurmak için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Mesela, izniniz olursa bu kez de sizlerin aracılığıyla mahallemizin hatta ilimizin menfaatlerine olan bir hususu kıymetli hemşehrilerime duyurmak isterim. Hani bizim Selvinaz Sokak, (Yıldız Oteli yanı) var ya... İşte burası her yağmurda deniz oluyor. Dolayısıyla acayip büyük bir hizmet var ortada. Sağ olsun başkanlarımız! Diyeceğim o ki ben oltayı aldım ve ya bismillah diyerek salladım. Sizleri de beklerim!”

KEŞKE BİNMEZ OLSAYDIM!

Okurlarımızdan Ataberk M. , bakınız ne diyor: “Bisiklet kullanıcısıyım. Bursa’da bisiklet yolu deyince akla gelen tek ilçe olan Nilüfer’de yaşamaktayım. Bisiklet yollarımız var; ancak en fazla 150 metre engelsiz gidebiliyoruz. Bisiklet yolu ya patlak çatlak, ya yol bitiyor, ya araçlar park etmiş vs. vs... Kız arkadaşıma çektirdiğim fotoğrafımdaki patlaklı ve taş engelli bisiklet yolunun adresi de Altınşehir Mahallesi 220. Sokak başlangıcındadır. Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem’i sahaya davet ediyoruz!”
Ataberk kardeşim. İnanın ben de bir anlam veremiyorum bu ilgisizliğe... Bir yetkili bir gün bir bisiklete binip de ‘Bir gün bir kez bir bisiklete bindim ve bir de ne gördüm? Bir bisiklet yolu böyle mi olmalı? Bir müdürüme diyeyim de bir alakadar olsun...’ demiyor işte!

HANİ TOPLATILMIŞTI?


Yazının Devamını Oku

Bizi dikkate almıyorlar

Hürriyet Bursa gazetesi abonesi olan iş insanı ve armatör Sedat Rengiiyiler’in e-postasını özetimle aktarıyorum:

“Osmangazi ilçesi Hüdavendigar Mahallesi 1. Kanal Caddesi Eczane Çaçar’ın karşısında bulunan yaya geçidi levhasının önüne, yani araçların geçtiği caddeye(!) yaya geçidi çizgisi çizilmesi hususunda onlarca müracaatım oldu Osmangazi Belediyesi’ne. Ayrıca size de yazmıştım, siz de yine yayımlamıştınız. Hatta ‘yaya geçidi çizgisine dikkat edip, yaya geçidini kullanacak ve üzerinden geçecek yayalara da ‘tam duruş’ gösterip yol verecek saygılı insanlar çıkacak’ demiştim. Haklı isteğimin yerine getirilmediğini her gördüğümde, insan yerine koyulmamış olmanın üzüntüsüyle yaşıyorum. Bizi dikkate almayanları seçim zamanı bizde dikkate almayacağız!”

DİPSİZ KUYU GİBİ KARARDI DÜNYAM

OKURLARIMIZDAN olan kamu emeklisi Fahri Balkanlı, özetimle şöyle diyor: “Nilüfer ilçesi Müzeyyen Senar Caddesi No: 61 önündeki yeşil alanda bulunan kuyuya düşen olursa Erol Evgin’in ‘Deli Divane’ şarkısındaki “Dipsiz kuyu gibi karardı dünyam” sözlerini söyleyebilir. Tavsiye ederim!”

ANLAŞMAZLIK VARDIR!

Fahri Balkanlı, şikâyetiniz belediyeler arasında paslaşmaya sebep olacak konu! Buna yüzde yüz eminim. Diyeceğim o ki ne kuyuya düşelim ne de dünyamız karasın... Sorunu çözse çözse hem de bir gün sonraya dahi bırakmadan Büyükşehir Belediyesi Kent Estetiği Müdürü Yükseler Göktaş ve kıymetli zanaatkâr ekibi çözer. Paslaşma olmadan golü atın gitsin lütfen...

KİMSE BURALARA ÖZENMESİN

Yazının Devamını Oku

Ankara’dan mektup var…

Kahraman okurumuz 15 Temmuz Gazisi İsmail Kantar’a bizlere olan değer ve güveni için teşekkür ediyorum. E-postasını olduğu gibi aktarıyorum:





“Kıymetli Muhammet Bey, merhaba. Nevşehirliyim, 53 yaşındayım ve 40 yıldır Ankara’da yaşıyorum. 15 Temmuz gecesi ülkemizin bekası için direnenler arasında bulundum. Verdiğim mücadele sonrasında gazi oldum. Gücümün yettiği her aksaklığın üzerine gittim. Ankara ve Nevşehir başta olmak üzere şehirlerin sorunlarına karşı da sessiz kalmadım. Bursa’da ikamet eden akrabamızı ziyaretim esnasında tanışmıştım köşenizle. Daha sonra hiç istisnasız yazılarınızı internet üzerinden takip etmeye başladım. Ayrıca ülkemiz için faydalı işler yapma mücadelesinde olan her kişiyi takip etmeye çalışıyorum. Yine takibime aldığım kadarıyla köşeniz gibi istikrarlı ve tarafsız bir kent sorunları köşesine rast gelmediğimi bilmenizi isterim. Geçen hafta da Bursa’ya gelmiştim. Cuma günüydü… Cuma namazı vaktiydi ve Çekirge Mahallesi meydanında bulunan Lami Çelebi Camii önündeydim. Cuma namazımı burada kılayım dedim. Caminin duvarında hizmet veren abdest alma yerine gidince çerçevesi ayrılmış olan besmele lafzını ve yalağın kırık mermerlerini görünce sizin bu camiyle alakalı olan yayımınız aklıma geldi. (18 Eylül 2021 tarihli yayımımız) Fotoğraflarınızdan hatırladım. O cami bu camiydi. Hatta konu başlığınızda Bursa il müftüsünün adını geçirmiştiniz. Halen bu vaziyette olması hem de Bursa’nın en gözde semti olarak bildiğim merkezin de merkezinde bulunması cidden çok ayıp. İmamı görmüyor, cemaati oralı olmuyor, müftüsü duymuyor! Kimse kızmasın ama vaziyet bunu gösteriyor. Tam da Ahmet Kaya’nın; ‘Başım Belada’ şarkısında olduğu gibi; ‘Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan tutarsızlık’ Vay babam vayyy! Ankara’dan kucaklar dolusu selamlar sizlere…”
Bizden de size selam olsun Gazi İsmail Kantar. Bu kez de gazi imzasıyla diyeyim bakalım… İl Müftüsü İzani Turan’ın dikkatlerine!

İNCİR DALLARINA TESLİM OLAN SOKAK


Yazının Devamını Oku

Leylek yolunun haline bakın

Adının açıklanmasını istemeyen bir ilköğretim okulu müdiresi: “Sn. Kösle. Siz özet çıkartmakla uğraşmayın lütfen. Şikâyetimi kısaca tarif etmeye çalışacağım.





Burası Karacabey ilçesi Eskikaraağaç Mahallesi Leylek Yürüyüş Yolu. Burada da ‘görme engelli vatandaşlarımıza özel yürüme yolu’ taşları var. Ancak değiniz gibi gerçekten YALAN TAŞLARI bunlar! Fotoğraflarıma bakınız. Otlardan ve dallardan taşlar görünmüyor bile. Amaç döşenmekmiş; iyi döşenmiş! Birçok noktada taşıt giremez tabelaları var. Hatta görselli... Yetmemiş bu girişi önlemek için park girişine bariyerler dahi yapılmış. Ama bariyerler kopartılmış. Park içindeki bisiklet yollarına park eden araçları saydım. Tam 41 araç vardı. 41 kere maşallah! Oluşturulan disiplinsizliği Karacabey Belediyesi’ne (02246768640) iki kez bildirdim. Daha sonra da takip ettim. Neden gelsinler ki? Makamlarda oturup keyif çatmak varken! Ama Başkan Ali Özkan: “Türkiye’nin tek Avrupa Leylek köyü olan Eskikaraağaç da adından sıkça söz ettiriyor. Karacabey Belediyesi olarak mahallemize özellikle turizm alanında ciddi yatırımlar yaptık. Eskikaraağaç turizm pastasından hak ettiği payı alacak” demedi mi? Dedi. Saygılarımı sunarım” diyor. Yine de özet çıkarttım müdire hanım... Ayrıca 33 farklı kare fotoğrafınız için teşekkür ediyorum. Başkan Ali Özkan; şikâyet böyle… Bununla alakalı olarak açıklamanız olursa onu da yayımlarız…

HADİ İYİSİN BURULAŞ…


Yazının Devamını Oku