Kapı niye kilitli?

Adının açıklanmasını istemeyen bir yarbay, bakınız ne diyor:

Kapı niye kilitli

“Geçtiğimiz haftaydı. Vazife yaptığım il olan İstanbul’dan, Mudanya Altınkum sahiline yakın mesafede ikamet eden arkadaşımı ziyarete gelmiştik. Arkadaşımla sahile indik. Sohbetimizin bir bölümünde tuvalet kabininin belediye çalışanlarınca kapatıldığını duydum. Duyunca da şoke oldum!”

ÇARESİSİZ KOMUTANIM

“Tuvalete benzeyen kabinin kapatılma sebebini sorduğumdaysa: ‘Kabin içinde bulunan çeşmeden akan suyun parası ödenmemiş. Bu yüzden de kapısına kilit vurdular’ cevabını aldım. İkinci şok! Vatandaş da ihtiyacını sağda solda gideriyormuş! Konu hakkında Büyükşehir ve Mudanya Belediyesi’ne onlarca kez müracaatlar olmuş. “Çaresiziz komutanım” deyince konuyu kamuoyuyla paylaşmak için Hürriyet Bursa gazetesindeki köşenizi seçtim. İlgililerin bilgileri olmadığını düşünüyorum! Yanlış giden bir şeylerin olduğu kanaatindeyim! Gereğinin acilen yapılacağını biliyorum. Bir de özel not lütfen. Oraya, böylesine ilkel görünümlü tuvalet hizmetini yakıştıranları da anlamış değilim!”

 Dünyada tek o da Bursa’da!

Kapı niye kilitli

 Okurlarımızdan Kazım Behçet, özetimle şöyle diyor: “Şehir merkezindeki belediye otobüs duraklarının yüzlercesinde kapalı durak kabini yok. Lakin öyle bir yerde yedekli kapalı durak var ki! Evet, Osmangazi ilçesi Soğukpınar Bucağı’na bağlı olan Güneybayır Köyü girişindeki tepenin başında yedeği de bulunan bir otobüs durağı var. Yani bazılarımız için ulaşılması mümkün olmayan noktada iki ayrı durak! BURULAŞ’ın sorumluluğunda olduğunu düşündüğüm bu hizmet için kıymetli yetkililere teşekkürlerimi sunuyorum!”

Yetkililer bunlara neden göz yumuyor?

Kapı niye kilitli

Hürriyet Bursa gazetesi abonelerinden olan Emekli İtfaiye Çavuşu Mustafa Günhen: “16 Temmuz 2020 tarihinde “Sözün bittiği yer” başlığınızla yayımlamış olduğunuz şikâyetim aynı gün içinde çözüme kavuşturulmuştu. Tonlarca çöpün toplandığını görünce öyle mutlu olmuştum ki tarif edemem mutluluğumu. Ve iki hafta sonra yine oradan geçiyordum. Gördüklerim karşısında dondum kaldım.”

NİSPET YAPAR GİBİ

“Alandaki kocaman tabela ve tabelada da “çöp dökenlere yasal işlem yapılacaktır…” yazısı olmasına rağmen nispet yapar gibi sen gel yine tonlarca çöpü boşalt! Üstelik tam da tabelanın önüne… Kaldırım dolmuş, artanı ana caddeye taşmış! Yetkililer benzeri hareketlere neden göz yumar anlamış değilim…”

Böyle de olmaz ki…

Kapı niye kilitli

Tarih 30 Temmuz saat 16.35 Özlüce’den hareket eden metroya bindim. İneceğim istasyon olan Acemler’e geldim. O esnada iki genç çiftin: “Burası Nilüfer istasyonu, biz bir sonraki istasyon olan Acemler’de ineceğiz…” dedikleri konuşmayı duyunca onlara müdahale ederek: “Hayır burası Acemler istasyonu. Acemler’de inecekseniz şayet, inin gençler” diyerek uyarınca çiftlerden biri: “Bakın ama tabelada Nilüfer yazdı ve halen de yazıyor.” Deyince: “Yanlış o inin lütfen, burası Acemler İstasyonu” diyerek onların farklı istasyonda inmelerine engel oldum.
Böyle de olmaz ki BURULAŞ!
Not, bu yanlışı istasyon içindeki güvenlik personeline bizzat göstererek aktardım.

HÜRRİYET BURSA YAZIYOR SORUNLAR ÇÖZÜLÜYOR

25 Temmuz 2020 tarihli KORKU TÜNELİ GİBİ başlıklı yayımımızda “Osmangazi ilçesi Kaymakamı Zafer Orhan’a rica ile duyurulur” demiştim.
Kaymakam Zafer Orhan’ın talimatıyla gerçekleştirilen iş emir neticesine göre alanın sorumlusu olduğu tespit edilen Karayolları 14. Bölge Müdürlüğü’ne sorunun havale edildiği bilgisini aldım. Top sizde Karayolları 14. Bölge Müdürlüğü... Teşekkürler Kaymakam Zafer Orhan.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Doğal havuza muhatap bulamadık

Okurlarımızdan Işıl Baştan’ın, haklı olduğu endişesini paylaştığı e-postasını özetimle aktarıyorum:

 
“Şöyle bir şey sorsam; 2020 yılına damgasını vuran, haliyle de dünyada en çok konuşulan şey nedir? Desem, ‘Covit–19’ diye yanıt alacağımı biliyorum. Beraberinde bir şeyi daha çok iyi bildiğimi biliyorum. O da bu hastalığın da ana sebebinin, hijyene dikkat edilmemesinden kaynaklanması. Bu konuyu bazılarımız halen anlamamak için ısrarla direniyor olsa da gerçek böyle ama! Fotoğrafımda görmüş olduğunuz masum çocuklara eğlence kaynağı olan ÇOK RİSKLİ su birikintisine bakın. Her şey ortada! Çocukların suçu var mı? Yok elbette. Belirttiğim gibi; her şey ortada! Şimdi gelelim bu doğal havuz meselesine… Havuzun zeminini oluşturan asfalt aylar önce bir gece vakti çöktü. Daha sonra da bu doğal havuz oluştu! Çöken asfaltın onarılmasını istedik. Ama muhatabını bulmak ne mümkün… Malum, seçimlere de epey bir zaman var! Bize de ses olur musunuz? Adresimiz; Yıldırım ilçesi Millet Mahallesi Doğan Sokak No. 10 önü.”

Yıldırım Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı’nın dikkatlerine; acil…

 

SAHİPSİZ OLMASAK BİR AY BEKLEMEZDİK


Okurlarımızdan Yunus Emre Türker, özetimle bakınız ne diyor: “Muhammet Bey. İlgili çöp yığınlarının açık adresi; Mudanya Belediyesi, Güzelyalı Siteler Mahallesi Beyazgül Sokak üzerindeki kaldırım. Bunları buraya kim ya da kimler koydu bilmiyorum. Bilsem de ne yapacağım ki? Ancak bildiğim bir şey var ki o da biz sahipsiziz! Aksi olsaydı bu çöpler bir aydır burada durmazdı!”

BURULAŞ’IN YÜRÜYEN DURAĞI!

Yazının Devamını Oku

Yok artık!

Adının açıklanmasını istemeyen Dörtçelik Çocuk Hastanesi doktorlarından bir okurumuz: “Yok artık” diyor ve:

“Hiçbir önlem alınmadığı gibi uyarıcı işaretler de kullanılmayan hendek, Dörtçelik Çocuk Hastanesi önündedir. (Nilüfer ilçesi) Kıymetli yetkililerin ve ilgili denetçilerin bir bildikleri vardır elbette; böyle bıraktıklarına göre! Ancak ben her gördüğümde bu hendeği ‘YOK ARTIK’ demeden edemiyorum. Çok yazık…”
Bence de gerçekten de ‘yok artık’, gerçekten de çok yazık…

Nikâh neşesini kaçıran kuyu!

Hürriyet Bursa gazetesi abonesi Ziraat Mühendisi Günay Trabzonlu: “Geçtiğimiz hafta bir komşumuzun nikâh davetine icabet etmek için nikâhın kıyılacağı Merinos Kongre Merkezi’nde bulunan (Osmangazi ilçesi) nikâh dairesine gittik. Çok keyifli geçen nikâh merasimi sonrası oradan ayrılıyorduk ki gözüme nikâh dairesi önündeki yeşil alanda bulunan kuyu takıldı.
Sonra nikâhımızın neşesi kaçtı. Çünkü bizim yeşil alanda koşmayı seven afacan bir çocuğumuz var! Dolayısıyla bu kuyuya afacan bir çocuğun düşme ihtimali niçin hesaplanmadı? Belki de düşen oldu da konu basına yansımadı! Özetle bu takipsizlik buraya hiç yakışmadı!”

100 kilo da buraya atsaydınız ya

Yazının Devamını Oku

İyi ki varsınız

Hürriyet Bursa gazetesi abonelerimizden Habibe Kobak: “Gerçekten şaşırdık. Öyle mutlu olduk ki…” dediği ve çok ama çok duygulu yazdığı her halinden belli e-postasını özetimle aktarıyorum. UNutmadan ‘2020 yılının en keyif alarak aktardığım e-posta özetim budur’ desem yeridir… Okuyunca bana hak vereceğinizi umuyorum:

 

“Geçtiğimiz haftaydı. Bitmek üzere olan yaz mevsimini değerlendirmek için ailecek Cumalıkızık’a yakın bir adreste bulunan piknik alanına gitmiştik. Hava kararmıştı. Şehrin gürültüsüne ve patırtısına kavuşmak için dönüş hazırlılarımız başlamıştı! Derken yeşil alanda bir tavşan gördüm.

Hiç kıpırdamıyordu. Çılgın bir hayvan sever olarak tavşana yöneldim. Tavşanın yanına çömeldim. Eşime fotoğrafımızı çekmesini rica ettim. Tavşanın korkup kaçmamış olması dikkatimi çekmişti. Sevmeme müsaade etmesine de şaşırmıştım. Derken tavşanın sağ arka ayağının kırık olduğunu bu yüzden de kaçamadığını görünce kahrolduk. Onu burada bu vaziyette bırakamazdık. Malum geçtiğimiz aylarda Osmangazili olduğundan Nilüfer Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü Hayvan Bakım ve Tedavi Merkezi’ne alınmadığı için (09 Ocak 2020 tarihli HERŞEY BİR TARAFA MEVZU OLAN BİR HAYATTIR) başlıklı yazım) Yıldırım Belediyesi Hayvan Barınağı’nda ölen zavallı tavşanın hikâyesini unutmadık henüz! Utanç verici acı hikâyenin iyi yürekli başrol oyuncusu olan Yıldırım Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü (Mehmet Altıntaş) aklımıza geldi.” 13 DAKİKADA YANIMIZA GELDİ

“Daha sonra eşim, arkadaşlarının yardımlarıyla bizzat o müdüre ulaştı. Konuyu anlatarak; ‘tavşanı biz de getirebiliriz. Ancak taşıma şeklini bilmediğimiz için bazı endişelerimiz var. Acısına acı katmaktan korkuyoruz. Yardımınız lazım lütfen…’ deyince müdür: “Bizzat hemen geliyorum konum atın” dedi ve konum attık. Müdür, mesai saatleri bitmesine karşın çalışma arkadaşlarından bir veterinerle birlikte 13 dakika sonra yanımıza geldi. Olay yerinde yapılan küçük bir muayene sonrası yaralı tavşanı teslim alarak gittiler. (Giderken de: “Tedavisi yapılacak. Dilerseniz haftaya ziyarete gelebilirsiniz” dediler.) Size de yolladığım ve öncesinde yaralı olduğunu bilmediğim bu fotoğrafım ömür boyu arşivimde kalacak. Çok teşekkür ediyorum Yıldırım Belediyesi Veteriner İşleri ekibi. İyi ki varsınız…”

Sahiplenmeniz için siz Habibe Kobak’a, akabinde işini ‘iş’ olarak değil de ‘insanlık vazifesi’ olarak gören siz Mehmet Altıntaş’a ve kıymetli çalışma arkadaşlarınıza teşekkür ediyorum. Helal olsun…

 Biri çıksın bana anlatsın!

Yazının Devamını Oku

Atatürk Kent Ormanı’nın içler acısı hali

Giriş ücreti 8 lira, tuvalet ücreti 1 buçuk lira olan Atatürk Kent Ormanı, çeşmeleri tıkalı olan lavabolarıyla, ziyaretçilerin araçlarını gelişigüzel park etmesi sebebiyle trafik kaosunun yaşandığı ortamıyla, bakımsızlığıyla, tertipsizliğiyle, toplanmayan çöpleriyle misafirlerini bekliyor.

Geçtiğimiz haftaydı. Gezmek, piknik yapmak ve şehrimizdeki yaşam alanlarımızda kalmayan o özümüz olan toprağın ve bulunmayan yeşilin kokusunu almak ve tüm bunları yaparken de stres atmak için sabah 8.00’de ailecek Atatürk Kent Ormanı’na gitmiştik. Nilüfer ilçemizde olan ve sorumluluğu Büyükşehir Belediyesi’nde bulunan ormana giriş ücreti olan 8 lirayı ödeyerek girişimizi yaptık.

HER YER ÇÖP!

Sonra ailecek dağılarak en temiz masayı seçtik! Oturma hazırlıklarımızı yapmadan önce çevreyi süpürmek zorunda kaldık. Süpürdüğümüz çöpleri yanımızda getirdiğimiz battal boy poşetlere koyduk. Öğleye doğru, bir kapısının önü de atıl duruma düşürülmüş olan binlerce liralık demir malzemeyle kapatılmış olan bakımsız tuvalete gittik. Görevli “Ücret 1 buçuk lira” dedi. Vay be... Girişe 8 lira, tuvalete girmek de artı parayla! Çok şaşırdım açıkçası. Bir şeyi test etmek için tuvalet girişinde bulunan görevliye ‘Param yok. Ne yapacağım’ dedim, “Paran yoksa giriş de yok” cevabını aldım...

BAKIMSIZ KAZANÇ MERKEZİ

Sonra bir gözlem yaptım. Ahalinin birçoğu bu parayı ödemektense istikametlerini ağaçların sık olduğu yöne doğru çevirdiklerini tespit ettim! Beş kişi olsan ve gün boyunca iki kez tuvalete gitsen 15 lira! Az para değil. Basın, polis, zabıta, engelli kimliği gibi bazı hakları olanların dahi ücretsiz giriş yapamadıkları bir çöplükten, yani Atatürk Kent Ormanı’ndan bahsediyorum! Vaziyet o ki burası bir kazanç merkezi olarak görülüyor gibi! Binlerce kişiden alınan ücret sonrası ücretli tuvalet ise pis mi pis..!

Yazının Devamını Oku

Başarana yemek sözü

Burası, ‘Bursa’ denince akla ilk gelen mahallelerden biri olan Çekirge Mahallesi’nin dağının eteğine kurulan ve belki de bu ultra mega hizmetiyle Dünya’da tek olan Çekirge Aile Sağlığı Merkezi önündeki basamakları kullanacak olan bazı vatandaşlarımıza yardımcı olsun diye sunulan engelli rampasına değinmek istiyorum!

Önce kısaca şunu tekrar hatırlatayım.
Aile sağlık merkezimizin mahallemizin bittiği yokuşun sonuna, yani tepe noktasına kurulur olmasındaki sır halen çözülmüş değil! İşte bu sebeptendir ki mahalleli sağlık bulma tırmanışında dinlenme molası vermeden edemiyor! (gençler dahil) Mahalleye bi’haber mesafede olan hizmet! Kalbin ayak parmaklarında olması gibi bir şey bu…

İNMESİ AYRI ÇIKMASI AYRI

Engelli rampasına değiniyordum. Konuyu dağıtmayayım. Geçtiğimiz aylarda aile sağlığı merkezi girişine hizmet olarak sunulan dikin de diki olan engelli rampasını izliyorum da… Şaka olsa böyle başarılı olamazdı! Ben iddia ediyorum; bir anne içinde bebeği bulunan bebek arabasıyla ya da engeli aracı kullanmaya mahkûm olan kardeşimiz bu rampayı normal halde insin söz veriyorum ona istediği yerde dilediği kadar yiyebileceği yemek ikram edeceğim. Çıkma kısmına gelince de; Ferrari motoru taktırılırsa olur derim!

Burada para basmıyoruz

Adının açıklanmasını istemeyen bir işletmeci çok dertli... Derdini özetimle aktarıyorum: “Bursa’nın en eski ve en bilinen; eğlence, dinlenme, gezi, spor, piknik gibi etkinlikleri de güvenle yapmanıza imkan sunan bir adres olan Kültürpak’tan sevgilerimi sunarım. Bizler bir aile şirketi olarak dara düştük. Derdimize çare arıyoruz. Ancak çare arama sonuçlarımızın boşa çıktığını görüyoruz. Her çare arama sonucumuzda kaşlarımızı çatıp oturuyoruz! Bakınız lütfen. Size yolladığım fotoğrafı hafta sonu saat 17.49 da çektim. Bir zamanlar insandan geçilemeyen yolda bir vatandaşımız dahi kalmadı. Çünkü Covit-19 hastalığı en çok bizlerin belini büktü. Hemşehrilerimiz artık buralara uğramaz oldu. Bu bir dönemdir ve geçecektir. Bunu biliyoruz. Ancak müşterilerimiz yok ve olmayan müşterilerimize rağmen iş yerimiz için belediyeye 10 bin lira kira ödemeye devam ediyoruz. Sattığımız ne? Çay, kahve ve kahvaltı tabağı... Battık, battık! Kiralarımızı dahi çıkartamıyoruz. Bizi anlayacak bir yetkili bulamıyoruz. Biz burada para basmıyoruz. Biz burada çay satıyoruz!”

Yazının Devamını Oku

Avrupa kenti olabilir miyiz

Hürriyet Bursa’da 10 Eylül 2020 tarihli köşemde bir zabıta memurunun şikâyetini (FSM Metro İstasyonu’na 30 metre mesafede) yayımlamıştık.

Şikâyete konu olan Büyükşehir Belediyesi, Nilüfer ilçesi sorumluluk alanında bulunan haberin başlığına da mizansen olsun diye ‘CANKURTARAN SİMİDİ TAKALIM MI’ demiştim.
Aradan geçen kısa süre sonunda yapılan işleri kontrol etmek için yine düştüm yollara… İşte tam da burada yapılan işin neticesini görünce ‘eyvah, bir kez daha ne kötü işe aracılık etmişim’ demekten alamadım kendimi!
Kaldırım üzerindeki darmaduman edilen oluşumun toplanarak çok da sivri uçları bulunan dört ayrı tijin hiç ama hiçbir güvenlik önlemi alınmadan zemine çakılmış olduğunu görmeyeyim mi?

CEZA ÖDENİRDİ!

Aynı durum bir Avrupa ülkesinde olsaydı, vatandaş bunun için dava açardı. Neticesinde de bu çok ciddi tuzağı hazırlayan şirket ya da kurum, davayı açan kişiye yüz binlerce, belki milyonlarca lira ceza ödemek zorunda kalırdı.
Demek oluyor ki ‘Avrupa Şehri kokartı’ almakla Avrupalı olmak bir değilmiş. Siz en iyisi mi biran evvel oradaki tijlerin üzerine bir can simidi takın! Çünkü oradaki darmadağın olan vaziyet, öncesinde çok rahatlıkla fark edilebildiği için risk oluşumu da çok zayıf bir ihtimaldi. İşin özeti; can simidi işi ivedi olarak değerlendirilmeli!

O APARAT NE İŞE YARIYOR

Yazının Devamını Oku

Baz istasyonları sağlığımızı bozar mı?

Adının açıklanmasını istemeyen Uludağ Üniversitesi ana bilim dalı başkanlarından olan bir okurumuz şikayetini şöyle dile getiriyor:

“Muhammet Bey, bazılarımız baz istasyonları için ‘olmazsa olmaz, onlar yoksa bizler nasıl yaparız’ gibi sözler üretip ‘haklıyız yaptıklarımızda ve yapacaklarımızda’ deseler de, COVID-19 hastalığı sonrasında insan hayatındaki en zorunlu değerimizin ve ihtiyacımızın sağlıklı olmak için ‘çaba göstermek, bunu yaparken de aşırı titiz davranmak’ gerekliliğinin önemini bir kez daha hatırlamış olduk.”

SORU İŞARETLERİ VAR

“Buna göre fotoğrafını çekmiş olduğum baz istasyonunun (Nilüfer ilçesi Fatih Sultan Mehmet Mahallesi Turgut Özal Parkı karşısı, Özgür AVM yanı) ve diğerlerinin de bizlere verebileceği ziyanların hesabı yapılıyor mu? Gerçi; dünyada böylesine yaygın hizmet veren bir sistemin toplum sağlığına zarar vermesinin günümüz imkânlarında mümkün olmadığına dair açıklamalar yapılsa da... Yine de bazı soru işaretleri var hep aklımın bir ucunda! Özellikle; Vali Yakup Canbolat’a, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a ve İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Halim Ömer Kaşıkçı’ya hitaben; sağlıklı neslin yetişmesine yönelik olarak destek vermiş olduğunuz çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum. Saygılarımla.”

ÖNCESİ SÜKÛNET SONRASI CURCUNA

OKURLARIMIZDAN olan Tahsin Turan özetimle bakınız ne diyor: “Osmangazi ilçesi Küçükbalıklı Kavşağı Yağmur Alüminyum önündeki sözüm ona görme engelli vatandaşlarımız için özel olarak döşenmiş olan taşların öncesi sükûnet sonrası curcuna! Yetkililer bizlerle dalga mı geçiyorlar acaba?” Ne diyeyim; hayırlısı olsun diyorum!

BÖYLE KALDIRIM MI OLUR?

Yazının Devamını Oku

Taş kumbarası istiyoruz!

Yaklaşık dört ay önceydi.

Bu kez de; kır, kaz, aç, kapa, yama, sıva, bırak, unut işlerinden birisine ev sahipliği yapma sırası Zübeyde Hanım Caddesi’ne gelmişti!
Derken, cadde üzerinde cereyan eden işlemler sonrasında unutulan bazı işleri bu köşede hatırlatarak tamamlattırabilmiştik. Sağ olsunlar. Ama bir ihtiyaca gereksinimiz olmuş ve onu geç olmakla birlikte hâlihazırda keşfedebilmiş olmanın mutluluğu içindeyim!

İSTİFLENDİ BİR KERE

Takip edebildiğim kadarıyla cadde üzerindeki kaldırım çalışmalarından artan kilitli taşlar, Bursa Anadolu Lisesi önündeki ‘giysi kumbarasının’ önüne bir istiflendi ki istifleniş o istifleniş! Taşların giysi kumbarasına atılmasını mı bekliyorlar acaba? Ya da bunu yapmasak da oraya bir taş kumbarası koysanız diyorum... Daha iyi gider

Uçurmak için hazır bekleyen tabela!

Hürriyet Bursa gazetesi abonelerinden olan Emekli Emniyet Müdürü Taner Sönmezocak: “Mudanya ilçesi Burgaz Kurşunlu Yolu Altınkum Caddesi başlangıcındaki (Beyaz Kayalar Lokantası karşısı) yön tabelası birilerini uçurmak üzere pusuya yatmış vaziyette beklemektedir! Aman dikkat diyorum... Sevgi saygılarımı arz ederim” diyor.

Yazının Devamını Oku

Bakalım kim onaracak?

Okurlarımızdan Sedat Yaman’ın şikâyetçi olduğu ve ortak sorunumuz olarak gördüğüm mesajını ‘yetkililer duysun’ diyerek; hep birlikte okuyalım:

“Burası Osmangazi ilçesi, Çekirge Caddesi başlangıcında olup yeni hizmete açılan Millet Bahçesi giriş kapısı önündeki BBOİ önüne de denk düşen kaldırımdır. Aynı zamanda yaya geçidi alanı başlangıcı olan noktaya yapılan engelli rampasının engeline hayranım! Bu hayranlığımı sizlerle de paylaşayım istedim.”
Zor bir durum Sedat Yaman, tam ortada! Vaziyeti Büyükşehir Belediyesi Osmangazi Belediyesi’ne, Osmangazi Belediyesi de, Büyükşehir Belediyesi’ne pas edecek gibi bir his var içimde!

 

ZARAR ARTIYOR

Okurlarımızdan Nilüfer ilçesi Küçük Sanayi zanaatkârlarından Kemal Çelik:; “Bize yarası olan geliyor zaten...” diyor ve anlatıyor; “16. Sokak’ta 35 numaralı zanaat polikliniğimizde araçlara can olma sevdasıyla mesleğimizi icra ediyoruz. Adı üstünde, burası SANAYİ bölgesi... Dolayısıyla bizler hasta olan araçların doktoruyuz. Nasıl ki bir hastane önünde sedyeli ya da sedyesiz hastaya engel koyulmasının asla uygun olmayacağı gerçeği varsa, buraya da aynı hassasiyetin gösterilmesini rica ediyoruz mutlaka. Bakınız, polikliniğimizin önü, evet polikliniğimiz diyorum. Burası boydan boya kazıldı ve aylar oldu bu kazı kapatılmadı. Araçların zararı artıyor! Yetmezmiş gibi sağlıklı gelenler de çamura bulanıp çıkıyor! Hal böyle olunca hasta sahipleri de ‘böyle poliklinik olur mu?’ diye feryat figan gidiyor! Sıkıntıların artması ve hasta sahiplerinin üzüntüsü bizleri de perişan ediyor.”

Yıldırım Belediyesi ve teker meselesi…

Yazının Devamını Oku

Memleketin de yedeği var ya!

Gel de dert etme! Ne olacak bizim halimiz?

 

Okurlarımızdan olan ve adının açıklanmasını istemeyen bir polis memuru, özetimle: “İlgili fotoğrafımın adresi İstanbul Caddesi Orman Bölge Müdürlüğü önüdür. Bakımı da pek sağlıklı olmadığı belli olan yeşil alanda binlercesi izmarit ve yüzlerce muhtelif maske, peçete ve çöp atığı bulunmaktadır. Oluşturulan üzücü-düşündürücü kirlilik sadece burada mı? Elbette hayır! Ancak burasının ayrı bir önemi ve değeri var diye düşününce… Gel de dert etme! Ne olacak bizim halimiz?” Bir şey olacağı yok polis kardeşim, kendimiz çalıp kendimiz oynayacağız. Nasıl olsa cennet ülkemizin bir yedeği var!

 Burası da yalan oldu

Okurlarımızdan Reyhan Günsen, özetimle: “Bursa’mızın en yoğun defin işlemlerine ev sahipliği yapan Hamitler Kent Mezarlığı girişine bizlere hizmet olarak sunulan ‘çiçek satış ve mezarlık bakım’ notası da yalan oldu! Yani, bakım noktası bakıma muhtaç durumdadır. İşte bu cidden çok büyük bir acıdır. Sorumluluğu Büyükşehir Belediyesi Tarım AŞ.’de olan yapıya acilen bakım lazımdır. Baksınlar bakalım orası ne hale gelmiştir! Hatta ilgili yetkililer bakmak için gitme niyetine girerlerse cenaze çelengi ile gitsinler oraya!” diyor. Ne dersiniz öfkelenmekte haklı mı?

 İnsanlıktan çıkmışlar

Yazının Devamını Oku

Film adı gibi ama gerçek: Fıskiyelerin saldırısı

Adının açıklanmasını istemeyen bir kamu çalışanı aslında çokm önemli ama genellikle gözden kaçan bir soruna değinmiş:

“Geçtiğimiz haftaydı. Aracımızı yıkadıktan sonra ailecek Mudanya ilçesinde yaşayan babamızı ziyarete gitmek üzere yola çıktık. Her daim olduğu gibi Deli Dumrul misali sağa sola su fışkırtan sulama fıskiyelerinin saldırısına uğradık yine! Harcadığımız emeğin boşa gitmesine mi, kirlenen otomobilimizin vaziyetine mi, ıslak zeminde oluşabilecek kaza risklerine mi yanalım? Bu işleri neden takip etmezler? Ayrıca, dün de (29 Eylül 2020) gece vakti Nilüfer ilçesi Yıldırım Caddesi’ndeydik.

İSRAF OLUYOR

Aynı günün gündüzünde, sel de olan yağmura rağmen yol ortasındaki yeşillikleri sulayan fıskiyelerin çalıştığını gördük. Sonra; “Su nimettir israf etmeyin” derler! Bir önemli husus daha var ki o da tankerlerle çiçek sulama işi… Bu da tam bir kaos, tam bir israf, tam bir facia… Keza oluşan basınç ve suyun yüksek debisi çiçekleri kırıyor. Saygılarımızla.”

TURŞU KURMAK İÇİN!

Okurlarımızdan Işıl Uzman, şöyle diyor: “Osmangazi ilçesinde BURULAŞ’a ait ‘Hipodrom D 1624’ durağının önündeki kuyunun ne işe yaradığını merak ediyorum! Bunun yanıtını kimden bulabilirim?”

Yazının Devamını Oku

Paylaşılamayan cadde!

Eski Gemlik Yolu Caddesi'nin 36 adet takılı cadde tabelası var.

Bursa’nın kısa mesafeli caddelerinden birisi olan Eski Gemlik Yolu Caddesi ya da Eski Gemlik Cadde’si (tabelalarda böyle yazıyor) 36 adet takılı cadde tabelasıyla ‘en çok tabelası bulunan cadde’ özelliğini elinde bulundurduğuna yüzde yüz inanıyor ve bu iddiam konusunda da yanlışım olsun; sanmıyorum. Aksini ispat edecek varsa bekliyorum.Bununla birlikte bazı caddelerimizde sadece bir ya da iki tane tabela olsa da fazla mal göz çıkartmazmış diyelim!
Ancak anlayamadığım bazı hususlar var ki bunları da siz kıymetli okurlarımızla paylaşayım istedim. 236 haneli cadde üzerinde 36 adet büyük cadde tabelası asılı. Yani her 6,5 haneye bir tabela düşüyor olması büyük başarı! Durun, daha bitmedi! Aynı caddeyi; Atıcılar, Gülbahçe, Küçükbalıklı, Namık Kemal ve Veysel Karani mahalleleri pay etmesin mi? Bunun yanı sıra onlarca caddelerimizde ve yüzlerce sokaklarımızda bir tane dahi bulunmayan 500’e yakın küçük cadde tabelaları da cabası… Vaziyet böyle olunca da paylaşılamayan cadde koydum ben bu caddenin adını! Siz ne dersiniz?

 

 FARELİ OTOMOBİL

Adının açıklanmasını istemeyen bir tüccar, özetimle diyor ki: “Geçtiğimiz haftaydı. Ailemle birlikte fotoğrafımda görmüş olduğunuz hurda aracın yanından yaya olarak geçiyorduk. Motor kaputunun arasından çıkan bir fareyi gördük. Bu durum bende bir etki yapmadı. Fakat eşim ve kızım çok korktu. Biz o fareli otomobilin oradan kaldırılmasını istiyoruz. Adresi; Yıldırım ilçesi Millet Mahallesi, Yıldırım Sokak Kafe Villa Park önü.” Yıldırım Belediyesi’nin dikkatlerine…

 

Yazının Devamını Oku

Türkiye’de tek yolda bir direk

Bursalı olmama rağmen Bursa’nın merkezi adreslerinden bilmediğim ve bazılarına da ilk kez gittiğim oluyor. Malum kocaman bir şehir… Belediye başkanı dahi olsan bilemediğin ve bilmediğin adresler olur.

 


Derken ilk kez gideceğim adreslerden birisine daha gitmek için ilgili belediye otobüsüne bindim. Otobüste etrafıma bakına bakına gidiyordum. Birden yolun ortasında bulunan bodur tahta direği görünce hayal görüyorum sandım; ama hayal değildi.
Hakikaten yolun ortasında bodur kalmış bir ağaç direk vardı! Ama bunu net olarak doğrulamam gerekiyordu. Saatime baktım. Gideceğim yerdeki buluşma randevusu için yeterli zamanım vardı. İlk durakta indim. Dibine su yerine maske, eldiven ve ıslak mendil dökülmüş olan direğin yanına gittim. Dokunarak hissettim. Allah’a şükürler olsun ki halüsinasyon görmüyormuşum!

HAREKETLİ BİR YER

Sonra kendi kendime şunu sordum. Buradan geçen tek kişi ben miyim ki bu direği kimseler görmemiş! Ben ilk kez geçiyor olsam da adrese bakınca burası hiç de hareket görmeyen bir adres değildi. Çok ilginç, Osmangazi ilçesi Gülbahçe Mahallesi Eski Gemlik Yolu Caddesi (Osmangazi Gülbahçe Otoparkı önü) üzerinde böyle bir şaheser!
Türkiye’de tek o da bizim Bursa’da. Fırsatı kaçırmayın. Ama araçları da unutup kazaya kurban olmayın!

PRENSİNİ BEKLEYEN TABELA!

Yazının Devamını Oku

Kedileri öldüren mesai meselesi!

Okurlarımızdan Erhan Çelik’in e-postasındaki iddiasını özetimle aktarıyorum:

“Bakınız, maalesef Uludağ Üniversitesi Hayvan Hastanesinde çok üzücü iki ayrı olay yaşadım. Yaklaşık bir ay önceydi. Kedimizi sabah saat sekizi yirmi geçe hastaneye götürdüğümde danışmadaki yetkili “mesai saat dokuzda başlayacak. Veterinerin gelmesini bekleyeceğiz” dedi ve veteriner gelmeden kedimiz öldü! Bu olaydan bir hafta sonra da aynı yere hasta olan ikinci kedimizi götürdüm. Bu kez mesai saatleri içinde gitmeme rağmen orada çalışan sadece iki veteriner olduğunu ve kedimizle ilgilenemeyeceklerini söyledi! Ve diğer kedim de oracıkta öldü… Bir arkadaşım da köpeğinin buna benzer şekilde aynı yerde öldüğünü söyledi.“ Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz’a duyurulur…

 

GÜNDÜZ GÖREN OLMAYINCA…

Okurlarımızdan Reyhan Kıraç: “Gündüz gören olmayınca” başlığıyla öfkesini belli etmiş olduğu e-postasını yumuşatarak kısa özetimle aktarıyorum: “Muhammet Bey. Burası araç trafiğine kapalı olmasının etkisiyle ve sahile sıfır olması itibariyle sadece Güzelyalı’nın değil Bursa’nın en pahalı apartman dairelerine ev sahipliği yapan adrestir. Böyle bir özellikten olsa gerek apartmanımızla sahil yolu arasında kalan kazılı alanın gündüz görünmediğine karar verdik! Bu yüzden de berbat mı berbat kesikli çukur alanın fotoğrafını gece çekerek yolluyoruz. Şikâyetimizi yayımlarsanız çok sevineceğiz.“


Yazının Devamını Oku

Demek ki yazık değilmiş!

BİR buçuk ay önceydi. (08 Ağustos 2020) Bizleri üzen konuyu köşemde ‘Yazık değil mi o ağaçlara’ başlığımla yayımlamıştık. O konunun hikâyesini tekrar paylaşıyorum:

Hürriyet Bursa gazetesi abonelerinden matbaacı Metin Gülşen şikayetini şöyle dile getirmişti: “Geçtiğimiz aylarda Osmangazi ilçesi hudutlarında Zübeyde Hanım Caddesi üzerinde bulunan kaldırımları yenilediler. Sanki gerekliydi de... Orasını bizim bilme hakkımız yok elbette! Ancak çocukluğumdan beri var olan canım ağaçların köklerinden ne istediniz. Umarım yanılırım ama o ağaçlar ölürse yazık etmiş olacaksınız.”

VE KESİLDİ!

Evet, böyle yazmıştık bizleri üzüntüye boğan endişemizi... Ben de geçtiğimiz hafta, yayımlamış olduğumuz şikâyet ve ricaların seyirlerini kontrole çıkmıştım. Aman Allah’ım! Ne göreyim. Öncesinde, disiplinsiz çalışma sonucu kökleri kopartılan ve uçları da meydana çıkartılmış olan canım ağaçların şimdi de kesilmiş olduğunu görmeyeyim mi? Gerçekten şok oldum! O ağaçlar ölmedi Metin Gülşen ölmedi; öldürüldü. Keşke bu yazıyı yayımlamasaydık. Kendimi suçlu gibi hissediyorum. Sözün bittiği yerdeyiz! Çok üzgünüm çok.

BİZ BU İŞİ YAPARKEN ONLAR NE YAPIYOR

Yazının Devamını Oku

Sahilde işler tamam caddemizi hiç sormayın ustam!

Hürriyet Bursa gazetesi abonelerinden adının açıklanmasını istemeyen emekli tümgeneralin e-postasını özetimle aktarıyorum:

“Bursalıyım ve yılın altı ayını Yalova – Çiftlikköy, Çiftlik Mahallesi Seyrantepe Caddesi üzerindeki yazlığımızda geçiriyoruz. Şikâyet adresim Bursa değil ancak biz işimizi Yalova’da çözdüremedik! Bu sebepten dolayı da binlerce sorunun giderilmesinde Bursa halkına umut olan Hürriyet Bursa gazetesindeki köşenizle dertlerimizi paylaşalım istedik. Bundan beş yıl önceydi. No: 3 önünden başlayarak caddemizi bir kazdılar ve kazış o kazış… O gündür bugündür ne gelen oldu ne de giden…"

"Cadde sakinlerinin dört yıldır dert yandıkları ‘kazdığınız gibi kapatın’ mücadelesinin sonuç vermediğini üzülerek izliyorum. Hatta konunun bizzat Çiftlikköy Belediye Başkanı’na aktarıldığını da biliyorum. Geçen haftaydı. Bize çok yakın olan sahil yolunda eşimle birlikte yürüyüş yapıyorduk. Orada hizmet konusunda bir problem yokken, bizim gereğinden fazla mağdur edilmemizin bir izahatı olması gerek diye düşünüyorum! E-postamı yayımlamamı rica eder sevgi ve saygılarımı sunarım.”



Elbette yayımlarız Sayın Paşam. Umarım sizlere de faydamız olur. Çiftlikköy Belediye Başkanı Murat Silpagar’ın dikkatlerine…

ÇOK CİDDİ KAZA RİSKLERİ VAR

Yazının Devamını Oku

Öyle feci düştü ki…

“Bana sütçü Atilla deyin” yazısıyla girişi yapılmış olan e-postayı özetimle aktarıyor ve üzüldüğümü belirtiyorum.


“Muhammet Bey. Burası Yıldırım ilçesi Ankara Caddesi No 208 (Onur Market önü) önüdür. Sizlere göstermeye çalıştığım engelli kaldırım başlangıcında elli beş yaşlarında bir kadın düştü. Düşme sebebi de ilgili belediyenin görmek istemediği ihmallerinden kaynaklıdır! Kadın, öyle feci düştü ki inanın içim parçalandı. İşin en ilginç yanıysa oradaki bir esnafın aktardığına göre de daha önce burada bu tür acıların yaşanmış olması!”

ÇOK MU ZOR!




İngilizce öğretmeni Işıl Kırmaz, bakınız ne diyor: “Tarih 16 Eylül 2020 saat, 07.51 Acemler Metro İstasyonu’ndayım. Uludağ Üniversitesi’ne gideceğim. Metroyu bekliyorum. Metronun hareket saatini ve yönünü belirten ışıklı led tabelaya göre istasyona üniversite istikametine gitmesi gereken metronun girmesi gerekirken (tabelada da arka arkaya üniversite yazıyor zaten?) Emek istikametine giden metro geldi. BURULAŞ’a ricam var. Böylesi basit işleri bari takip edin lütfen. Otomasyon sisteminde hata olması çok ilginç! Bunun takibi de mi çok zor?”

YEDEĞİNİN DE YEDEĞİ OLAN TABELA!

Yazının Devamını Oku

Otopark meselesi nasıl çözülür?

Bursa’da öyle bir adres var ki orada her gün (tatil günleri hariç) curcuna diz boyu! Curcunanın sebebi, ‘otopark dolu yine, nereye ve nasıl park edeceğim hadi söyle’ meselesi.





Orası da resmi daireler içinde en yoğun insan ve araç trafiğine tanık olan; Tapu ve Kadastro IV Bölge Müdürlüğü yanında bulunan otoparkın ta kendisi! Bu durum çok zaman öyle bir hâle geliyor ki, Ankara Caddesi’ndeki trafiğinin aksamasına ve sonrasında da polisin müdahalesine kadar uzanan bir yolun izlenmesine sebep oluyor.
Müdürlük yanında bulunan 48 araçlık otopark kesinlikle yeterli değil. (Bina altında otopark var ancak güvenlik açısından kullanımı yasak) Vaziyet böyle olunca da kaosun, curcunanın ve polis meşguliyetinin önüne geçilemiyor? Oysaki bu durumu çok ama çok rahatlatacak, hatta çözüm olacak bir imkan var. O da şöyledir. Tapu müdürlüğü yanındaki otoparka sıfır çizgide olan ve kullanılmayan ve kullanılmadığı gibi atık sahası, çöplük, hurdalık, yetmemiş hayalet evleri gibi terk edilmiş yapıları da bulunan çok büyük bir arazi var. Bu arazinin az bir bölümünü aktif olarak kullanan İl Sağlık Müdürlüğü, bünyesinde hizmet veren Simülasyon Eğitim Merkezi bu işe ne der acaba? Gerçekten çok önemli ihtiyacımıza merhem olmak için mevcut imkânınız varken yardımcı olmayı neden düşünmezsiniz ki?
“Bursa trafiği birinci önceliğimizdir.” diyen Başkan Alinur Aktaş ve Bursa trafiği için 7/24 canla başla koşturan Trafikten Sorumlu İlimiz Emniyet Müdür Yardımcısı Uğur Toksoy. Bu sıkıntımızın giderilmesiyle alakalı olarak desteğiniz olabilir mi acaba?

ORAYA AĞAÇ DİKİN

Yazının Devamını Oku

Bilin bakalım burası neresi?

Hürriyet Bursa gazetesi abonelerinden Çekirge Mahalle Muhtarı Coşkun Alıntaş’ın, bir yandan sorarken diğer yandan cevabını verdiği e-postasını özetimle aktarıyorum:

 

 
“Muhammet Bey. Gördüğünüz gibi ıskarta olarak ayrılmış inşaat atığı kalaslarından yapılmış olan bir basket potası önündeyim! Bu nerede mi? Bu sizin “gözden çıkartılmış” olarak nitelendirdiğiniz, benim de köy olarak tanımladığım, Bursa’nın en pahalı lüks dairelerin bulunduğu merkez bölge olan İntam İş Merkezleri arkasına denk düşen terk edilmiş Çekirge Mahallesi’ndendir! Çünkü oyun, eğlenme ve dinleme alanları yok! Mahalle sakinleri proje üretmeye başladı artık. Diyorum ki; Osmangazi Belediyesi’nce yok sayılan Çekirge Mahallesi’nin kıymetli halkınca seçilmiş muhtarıyım ve ben dertlerin alasıyla baş başa bırakıldım kavruluyorum! Potayı da buna en basit şahit olarak sunuyorum. Seçilmiş bir yönetici olarak kahroluyorum…”

HASTANE ÖNÜNDE BARİ OLMASIN


Okurlarımızdan Uğur Çapkın, diyor ki: “Yıldırım ilçesi Duaçınarı Mahallesi’nde bulunan Doruk Hastanesi önündeki kaldırımı birileri geçen yıl kazmıştı. Daha sonra da gelişi güzel kapatılmaya çalışıldı ve gördüğünüz gibi kapatılamadı! Oradan her hafta onlarca engelli aracı kullanan vatandaşımız da geçiyor. Geçişleri esnasında onların sıkıntılarına tanık olmanın üzüntüsü içindeyim. Her yer kazık, her yer çukur alıştık! Ancak burada, yani hastane önünde bari olmasın bu!” Yıldırım Belediyesi’nin gereğini derhal yapacağına inanıyorum.”
Geçmiş olsun Uğur Çapkın…

 

Yazının Devamını Oku

Kendiliğinden yıkılmasını mı bekliyorsunuz?

Hürriyet Bursa gazetesi abonelerinden olan Emekli Albay Mustafa Aytaç, bakınız ne diyor:


 “Osmangazi ilçesi Şehreküstü Mahallesi Tavukçu Sokak’ta tarihi Tavukçuoğlu Cami yanında bulunan eski mi eski evler adeta ölüme davetiye çıkartıyor. O evlerin altından her geçtiğimde, üzerime bir parça düşecek diye endişe ediyorum. Ayrıca sadece ben geçmiyorum ki oradan... Sorsanız; ‘Bunlar tarihi eser kapsamındadır. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu müsaade etmiyor’ derler! Kusura bakmayın ama kendiliğinden yıkılmasını beklemek biraz tehlikeli diye düşünüyorum. Yoksa konuyu ben mi abartıyorum? (!)”

BARİ SİZ GÖRÜN!


OKURUMUZ Atilla Yakıcı, şikayetini şöyle dile getiriyor: “Yaklaşık altı önce Ankara Caddesi üzerindeki kaldırımda bulunan ve sorumlusu UEDAŞ’a ait olan direğe bir araç çarpmıştı. (DSİ tesisi önü) Köşenizdeki ihbarınız neticesinde o direğin yenisi takılmıştı. Ancak direğin dikilmesi sonrasında artan taşlar da kimsenin umuru olmadı! Bu da hiç yakışmadı.”
Yıldırım Belediyesi’nin kıymetli temizlik işleri ekibi; bari siz görün benzeri işleri! Bu esnada; taşların yanında iki maske ve bir ıslak mendil atığı var. Ama eldiven yok. Onu da atın, tam olsun!

YA BİR ARAÇ O YÜZDEN KAZA YAPARSA...


Yazının Devamını Oku