Ağlanacak halimize gülümsüyoruz!

Okurlarımızdan Jülide Kızıltan’ın da öfkesine katılmamak mümkün değil. Bakalım ilgili yetkililer de bizimle aynı görüşte mi?

 

Ağlanacak halimize gülümsüyoruz
Ağlanacak halimize gülümsüyoruz
Jülide Kızıltan: “Çok öfkeliyim” diyor ve anlatıyor; “Bursa’nın sözüm ona en modern kenti olan Nilüfer ilçesinden selam ederim! Size yollamış olduğum rezalet mi rezalet kaldırımların fotoğraflarını Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’ndan çektim. Bu kaldırımlar en az on yıldır böyledir. İlgili makam sahipleri sahip oldukları makam araçlarından inip yürüme zahmetinde bulunmayınca bunları nasıl görsünler? Gören vatandaşların ihbarları dikkate alınmayınca, söz sahibi ilgililerin de umurunda olmayınca (umurlarında olsaydı on yıldır böyle olmazdı herhalde!) olanlar biz garip vatandaşa oluyor. Sadece seçim zamanı değer bulmaktan bıktık. Zaten o vaatler de kendi planlarından öte gitmiyor! Nilüfer’liyiz ve gülümsüyoruz. Ama ağlanacak halimize gülümsüyoruz!

 

ORAYA DA MI VARDINIZ EY YARATIKLAR!

Ağlanacak halimize gülümsüyoruz
Okurlarımızdan Zafer Peker, özetimle bakınız ne diyor: “Bursalıyım. Nilüfer ilçesinde yaşıyorum. Dağcılık sporuyla uğraşıyorum. Profesyonel dağ yürüyüşlerine de katılıyorum. Türkiye’nin onlarca dağına ve yamacına ayak bastım. Geçtiğimiz hafta da ilçemize bağlı Dağyenice Göleti’yle bağlantılı dağın zirvesine çıktım. Orasının da; ahlak, vicdan ve saygı payından istifade edememiş insanların istilasına uğramış olduğunu gördüm. Biz kırk kişiyiz birbirimizi biliriz! Ancak, ya yabancı turistlere karşı bu durumu nasıl izah ederiz?”
Ah Zafer Bey, bırakın turistleri... Asıl, çocuklarımıza ne deriz...

KULLANAMAZSINIZ!

Ağlanacak halimize gülümsüyoruz
Adının açıklanmasını istemeyen bir hasta yakını okurumuz, şöyle diyor: “Tarih 13 Kasım 2020 saat 11.05 engelli aracı kullanma zorunluluğu olan annemle birlikte Osmangazi Belediyesi’ne gittik. Tuvalet ihtiyacımız oldu. İlgili çalışanlardan birine, sonra beyaz masaya, en son da güvenlik personellerine; ‘alafranga tuvalet nerede var?’ diye sorunca her biri “Yok!” dedi. ‘Pekâlâ, engelli tuvaletine gitmek istiyoruz’ dedim.”

‘TELEFONUMU VERİN’

“Bu kez de engelli tuvaletinin bakımda olduğunu dolayısıyla “… kullanamazsınız…” yanıtını alınca civardaki bir iş yerine rica ettik ve ihtiyacımızı giderdik.
Not: Osmangazi’den bir yetkili merak eder de anlattığım hikâyeyi canlı olarak dinlemek isterse, telefon numaramı veriniz lütfen.”

HÜRRİYET BURSA YAZIYOR SORUNLAR ÇÖZÜLÜYOR

Ağlanacak halimize gülümsüyoruz
Ağlanacak halimize gülümsüyoruz
BUYURUN YAZIN DEDİLER BİZ DE YAZDIK başlıklı yayımımızda (07 Kasım 2020 tarihli) bahsi geçen üzücü soruna bir gün sonra müdahale edilmişti. (Hamamlar Caddesi) Kırk yıllık, bozuğun da bozuğu olan cadde ve kaldırımlarını zar zor yeniletmeyi başarabilmiştik. Beraberinde fotoğrafımda gördüğünüz nokta her ay kazılmaya başlansa da… Kadere bak! İlgili alana yapılan müdahale sonrasında kaldırımda oluşan şişkinliğin geçmesini bekledim teşekkürüm için! Ancak halen o şişkinliğinin inmediğini gözlemliyorum. Bakalım ne zaman inecek?

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Başkanlar gençlere kulak verin

Uzun uzadıya yazılmış çok farklı bir e-posta aldım genç kardeşim Enes Caner Şentürk’ten. Okurken; kah güldüm kah hüzünlendim, kah daldım…

‘Gençlere sahip çıkmak gerekir’ diyerek özetini çıkarttığım haklı serzenişin hikayesini aktarıyorum: “Muhammet Abi, merhaba. Fotoğrafımızda gördüğünüz neşeli, heyecanlı, azimli ve çevresine zerre ziyanları olmayan biz gençler kaykay kullanmayı çok seviyoruz. Bu bizim sporumuz. Bu sporu yaparken de başta kendimizi, ailemizi ve karşı tarafı üzmemek adına araçların seyrettiği alanlarda kaykaylarımıza binmiyoruz. Bakınız. Biz Bursa’nın en modern ilçesi olan Nilüfer’de yaşıyoruz. Gördüğünüz kaykay alanı da 45 metrekarelik bir yer. Burası da Nilüfer’in en meşhur dinlenme, eğlenme ve eğlence merkezlerinden biri olan PodyumPark içerisindeki kaykay parkıdır. 45 metrekarelik bir alandan bahsediyoruz. Tavuk kümesinden biraz büyükçe! Vaziyet böyle olunca da bizlerin sakatlanma ve yaralanma ihtimali olabildiğince artıyor. Bursa’daki tek kaykay parkının da (Avrupa standartlarında değil. Ama kötünün iyisi) Sukay Park’ın içinde olması çok ilginç! Çünkü burası merkez olan 3 ilçenin de en uzak noktasında bulunuyor. Ayrıca Sukay Park’ın kış sezonundan dolayı saat 17.00’de kapanması biz kaykay sevdalıları için büyük bir sorundur.”

YEDİNCİ KELİME ÇIKMADI

“Geçen günlerde Bursa’da konuyla alakalı olarak bir açılış yapılmıştı. Açılışta görevli sıfatıyla bulunmuştum. Davete bir siyasi partinin hukuk işlerinden sorumlu genel başkan yardımıcısı geldiğinde sevindim ve açılışın sonlarına doğru onu bekledim. İsteklerimizi anlatmak istedim. Fakat daha altıncı kelime ağzımdan çıkmıştı ki kartını uzatarak beni bir canlı gibi görmeyerek yanındaki arkadaşlarıyla çekip gitti! Ben de verdiği kartı o an yırtıp attım! Bizler başta da belirttiğim gibi çevresine zerre ziyanı olmayan ve iyiden güzelden yana ne varsa herkesi seven-sayan gençleriz. Bizlere neden sahip çıkılmıyor?”
Alinur Aktaş, Mustafa Dündar, Oktay Yılmaz ve Turgay Erdem başkanların dikkatlerine. Bizleri seven ve sayan gençlere sahip çıkmak gerekmez mi?

DEVEYE SORMUŞLAR

Hürriyet Bursa gazetesi abonelerinden Pernur Şamaz’ı dikkati için kutluyorum. Diyor ki: “Üç gün önce, Uludağ Üniversitesi Metro İstasyonu çıkışındaki üzücü ve bir o kadar da düşündürücü olan pankart tuzağına yer vermiştiniz. O da bir şey mi? Çünkü o pankart oraya on gün önce asıldı. Yani henüz çok taze!

Yazının Devamını Oku

Aşağıdan olmazsa yukarıdan!

Adının açıklanmasını istemeyen Uludağ Üniversitesi öğretim üyelerinden olan okurumuzun e-postanı özetle yayımlıyorum;

“Uludağ Üniversitesi’ne ulaşım için en hızlı ve en güvenli ulaşım aracı olan metroya bindiniz. Son durak olan üniversite istasyonunda indiniz. Metro tünelinden çıkmak için basamakları ya da asansörü kullandınız. Tünelden çıktınız. Zorunlu istikametiniz olan alanın kaldırımında yürümeye başladınız. Özellikle görme engeli olan vatandaşlarımıza yönelik olarak hazırlanmış üst tuzağa (!) bizlerin de takılma ihtimali çok yüksek. Sizlerin de gördüğü gibi birileri pankart bastırmış ve onu da binlerce kişinin kullandığı kaldırımın ortasına asmış gitmiş. Nasıl bir şehirde yaşıyoruz böyle! Her gün aşağıdan olmazsa yukarıdan, yukarıdan olmazsa sağdan, sağdan olmazsa soldan engeller var. Ne olacak bizim halimiz?”
Bir şey olacağı yok hocam. Böyle devam! Ölen ölür kalan sağlar bizimdir...

Bildiğimiz tek şey var o da biz değiliz!

Okurlarımızdan Furkan Eray, bakınız ne diyor: “Osmangazi ilçesi Karaman Mahallesi Sanayi Caddesi No:140 Sanat Halı ile Aker Halı önüne denk düşen alan her yağmur sonrası bildiğiniz göl oluyor. Bu sebepten dolayı onlarca vatandaşımız ıslanıyor. Mağduriyetimizi Büyükşehir ve Osmangazi Belediyesi’ne birçok kez bildirdik. Büyükşehir: “Muhatabı Osmangazi Belediyesi’dir” Osmangazi de: “Muhatabı Büyükşehir Belediyesi’dir” diyor!
Muhatabı Büyükşehir midir yoksa Osmangazi midir... Bilemeyiz ancak bildiğimiz tek şey var; muhatabı bizler değiliz!

Not.

Yazının Devamını Oku

Nilüfer’in yanlışları

Hürriyet Bursa gazetesi abonesi olan ve adının açıklanmasını istemeyen yol mühendisinin e-postasını, aktarıyorum:

“Muhammet Bey. 30 yıl boyunca, Türkiye’nin çeşitli illerinde Karayolları Genel Müdürlüğü kadrosunda yol mühendisi olarak görev yaptım. Altı ay önce Nilüfer’e taşındım. Karayolları’na 30 yıl emek verince insan, ilgili her olumsuz konu borcummuş gibi dikkatime takılıyor. Hal böyleyken buraya taşınınca şoke oldum! Nilüfer gibi bir ilçede bu kadar trafik işaretleme hatası, yatay düşey işaretlemelerin gelişi güzel uygulanması, yaya geçidi ve yol çizgi çalışmaları tam bir fiyasko.”

DENETLENMELİ

“İnanın şaka gibi! Sinyalize kavşak yaklaşımlarına kontrolsüz kavşak tabelası, araç park cebiyle çakışan yaya geçidi çizgileri, yayayı korumak için setten sonra olması gereken yaya geçidinin setten önce yapılması, kavşaklarda her işaret için bir direk; vesaire vesaire... Bu ülkedeki en büyük problemler arasında anılır trafik. On binlerce hayatını yitiren, yüz binlere yaklaşan rakamlarla da yaralanan ve sakat kalan vatandaşlarımız var. Bu yüzdendir ki benzeri işler, yapılmadan önce kaliteli uzmanlarca incelenmeli ve denetlenmelidir! Bir de duyduğum kadarıyla Nilüfer en iyisiymiş; vah ki vah! Bu fotoğraflar birkaç örneğimdir. Sadece benim oturduğum bölgede onlarca yanlış var. Bu yanlışların bir an önce düzeltilmesi dileğimle. Sağlık ve esenlikler dilerim.”

TEHLİKE SAÇIYOR

OKURLARIMIZDAN Nil Karaca, diyor ki: “Yıldırım ilçesi Savcıbey Sokak girişinde bulunan sözüm ona tarihi bina tehlike saçıyor. Neredeyse her gün bir parçası kopuyor. Bazen de düşen parçalar insanların üzerine düşüyor. Tarihe saygının da böylesi sadece bizlere has sanırım!”

Yazının Devamını Oku

Ya uçamayanlar ne yapsın?

İl Sağlık Müdürlüğü karşısında bulunan kaldırımda (Osmangazi ilçesi - Hat Caddesi) yürüyordum. Derken kaldırımın bir bölümünün darmadağın edilmiş olduğunu gördüm.

Buna hiç şaşırmadım! Yürümekte olduğum kaldırımdaki darmadağınlığa rağmen inadım inat biz yayalara sunulan kaldırımı kullanacağım diye ısrarcı oldum. Ancak, ayakkabılarımı da düşünmek zorundaydım. Çünkü zemine sivri uçları da bulunan çakıllar dökülmüştü. Nasıl yapayım da ayakkabımın tabanına ziyan vermeden geçişimi tamamlayayım derken, aklıma uçmak geldi. Sonra da alanı uçarak geçtim! Peki ya; uçamayanlar ne yapsın?(!)

 

O ANONS DAHA FAZLA YOLCU BİNSİN DİYE Mİ?

OKURLARIMIZDAN olan Melda Meriç, şöyle diyor: “Tarih 3 Kasım 2020 Salı. Saat 07.33... BURULAŞ’ın kontrolündeki Paşa Çiftliği İstasyonu’ndan üniversite yönüne giden sosyal mesafenin fevkalade korunduğu metroya bindim! COVID-19’un dağıtım noktalarından biri olduğunu düşündüğüm hıncahınç dolu vagonlarda bir anons. Anonsta, “Sırt çantalarınızı ellerinizde taşıyın” diyordu. Ne yani, ‘daha fazla yolcu binsin’ diye mi çıkartalım çantayı? Şahsım olarak bu duyurunun; ‘sırt çantalarınızı sırtınızdan çıkartmayın’ diye değiştirilerek anons edilmesini tavsiye ederim! Böylelikle sosyal mesafeye bir desteğimiz olsun! Bu esnada fotoğrafını çektiğim vagon ilk vagon, yani vatmanın da bulunduğu vagon olup en boş olanıdır. Siz siz olun, sırt çantalarınızı sırtınızdan çıkartmayın. Hata, mümkünse sırt çantasız binmeyin!”

5 AYDIR GÖRÜNMEYEN BARİYER

Yazının Devamını Oku

Ayıp yaptın esnaf kardeş!

Hürriyet Bursa gazetesi abonesi Umut Alıcı: “Ayıp yaptın esnaf kardeş” derken gerçekten ayıp yaptı mı esnaf kardeşimiz? Takdir sizlerin!

 


“Osmangazi ilçesi Küçükbalıklı Mahallesi 11 Eylül Bulvarı Koza İş Merkezi No. 196 önünden başlayıp devam eden 20 – 30 santimlik çukurlarıyla adeta bomba talim sahası gibi olan toprak alanımız için; ‘civar esnafları olarak şehrin göbeğinde toza bulandık. Bu yüzden de müşteri kaybı yaşıyoruz. Biz de olsak bu tozlu topraklı yere girmezdik. Sonra; ilgili durum bizleri üzüyor. Ayrıca Bursa’mıza yakışmıyor…’ diyerek; Büyükşehir Belediyesi’ne ve Osmangazi Belediyesi’ne başvurduk. Ancak haklı isteğimize yönelik olarak yanıt dahi alamadık.

TAM OLARAK BİTİRMEDİ(!)

“Hepimiz kara kara düşünürken bir esnaf kardeşimiz kendi parasıyla bir kamyon mucur satın aldı ve iş yerlerimizin önüne boşalttırdı. Sonra yine 4 kişiye para ödeyerek o mucurları yaydırdı. Ancak sizin de gördüğünüz gibi bazı alanların çukurları tam olarak örtülmedi. Bu yüzden de diyoruz ki; ‘ayıp yaptın esnaf kardeş. Çok bencilsin! Hem işi neden tam olarak yapmadın? (!)”

ASFALT DA EKSİK

Ben de sizden yanayım ve o esnaf kardeşimize diyeceklerim var! Bak, malzeme yetmemiş. En azından bir kamyonet mucur ilavesi yaptırsaydın bu konu oluşmayacaktı! Yaptığın işin layığıyla bitmesi için uğraşamamış olman da uygun kaçmamış! Hele, bu işlemden sonra bir asfalt firmasını arayıp da buraya asfalt attırmaman da hiç olmamış. Gerçekten ayıp yapmışsın esnaf kardeşim. (!) Ama merak etme seçimlerde alırsın cevabını...

 BUYURUN YAZIN DEDİLER BİZ DE BUYURDUK VE YAZDIK!

Yazının Devamını Oku

Haftası bile dolmadan o yolu niye kazdınız?

Askerlik yıllarımda (İzmir / Menemen) Özcan Şahin adlı bölük astsubayıma tarifsiz bir hayranlığım oluşmuştu.


Onu kendime rol model aldım. Sert, disiplinli, azimli, ilgili, milliyetçi, devletçi, gözü kara ve mükemmel bilgili biriydi. Öyle ki general düzeyinde yapılan her denetimde Özcan Şahin, alay komutanın dahi önünde karşılama komitesinde bulunurdu. Çünkü askerlikle ilgili ne sorulursa sorulsun cevabını ilgili kitaplarda tanımlanan maddesinden fıkrasına, fıkrasından bendinden, noktasına varıncaya kadar anlatırdı. Sorulacak sorunun cevapsız kalması imkânsız gibi bir şeydi.

GEÇEN HAFTA AÇILDI

İşin en güzel tarafıysa kurallara ilk önce kendisi harfiyen uyardı. Vaziyet böyle olunca da özellikle astları farklısını yapamazdı. Ancak rütbesinin küçük olması birçok aksaklığa müdahale etmesine engel oluyordu! Yolunda gitmeyen işler onu kahrediyordu. Her yolunda gitmeyen işe müdahale edemediğinde “arayan yok soranı seveyim” diye bağırarak inletirdi ortalığı. Bu söz de bana miras kaldı. Aradan geçen 30 yıla rağmen Özcan Şahin’i hiç unutmadım. Sözünü de tabii ki… Şimdi; yapımı geçen hafta biten ve Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’yle Nilüfer Çayı arasındaki yeni yola kazandırılan harika bisiklet yolunun haftası gelmeden kazıldığını görünce! Baktım çevrem boş, bağırsam birilerinin de deli deme ihtimali yok! Ben de bağırdım avazım çıktığı kadar...

BENİM HAKLILIĞIM NE OLACAK?


Okurlarımızdan olan Aysuda Burçak, şöyle diyor: “Fotoğrafımda görmüş olduğunuz saygısız parklanmanın net adresi Bursa’dır! Adım başı göreceğiniz bu saygısızlara göz yumuluyor. Kural tanımaz araç sahiplerine sorsanız ‘neden bunu yaptın?’ Diye; ya ‘nereye koyayım’ ya ‘hemen gidecektim’ derler! Elbette şanslıysan bu cevapları alırsın. Yok değilsen; yanarsın! Kendilerince haklı yönleri vardır! Ancak benim de aracım var ve bu güne kadar hiçbir kaldırıma aracımla çıkmadım. Trafiği engelleyecek bir parklanma yapmadım. Benim haklılığım ne olacak? Gerek ilgili polis birimlerine, gerekse ilgili zabıta memurlarına rica ediyorum. Ne olur bizlere daha çok sahip çıkın. Saygıyla”

İŞ VATANDAŞA KALIRSA

Yazının Devamını Oku

Milli servet çarçur oldu

Hürriyet Gazetesi abonelerinden Ekrem Bülbül: “Birileri hesabını sormalı birileri de bu hesabı verebilmeli” diyor ve:



“Muhammet Bey, burası Yıldırım Belediyesi Piramir Keyruvan Parkı. Parkın onarım mazisi altı aylık değil. Böylesine güzel bir park buraya kazandırıldı. Çimler ekildi; sulandı ve uzamaya başladı. Derken 25 Ekim 2020’de canım alan komple kazıldı.”

BU NASIL PLANLAMA

Bu parkı yapanlar; mimarıyla, mühendisiyle, başkanlarıyla… Nasıl bir planlama yaptılar ki böylesi üzücü ve acı duruma geri döndüler. Gerçekten çok büyük israf ve çok büyük ayıp bu! Milli servetimizin ziyan edilmesi ve çalışan emekçi kardeşlerimizin emeğinin boşa gitmesi yani vergilerimizin çarçur edilmesini şahsım olarak kabul etmiyorum. Birileri bunun hesabını sormadığı içindir bu; ve hiç bitmedi bu yaşıma geldim.”

UMARIM NİLÜFER BELEDİYESİDE OKUR!


Yazının Devamını Oku

Doğal havuza muhatap bulamadık

Okurlarımızdan Işıl Baştan’ın, haklı olduğu endişesini paylaştığı e-postasını özetimle aktarıyorum:

 
“Şöyle bir şey sorsam; 2020 yılına damgasını vuran, haliyle de dünyada en çok konuşulan şey nedir? Desem, ‘Covit–19’ diye yanıt alacağımı biliyorum. Beraberinde bir şeyi daha çok iyi bildiğimi biliyorum. O da bu hastalığın da ana sebebinin, hijyene dikkat edilmemesinden kaynaklanması. Bu konuyu bazılarımız halen anlamamak için ısrarla direniyor olsa da gerçek böyle ama! Fotoğrafımda görmüş olduğunuz masum çocuklara eğlence kaynağı olan ÇOK RİSKLİ su birikintisine bakın. Her şey ortada! Çocukların suçu var mı? Yok elbette. Belirttiğim gibi; her şey ortada! Şimdi gelelim bu doğal havuz meselesine… Havuzun zeminini oluşturan asfalt aylar önce bir gece vakti çöktü. Daha sonra da bu doğal havuz oluştu! Çöken asfaltın onarılmasını istedik. Ama muhatabını bulmak ne mümkün… Malum, seçimlere de epey bir zaman var! Bize de ses olur musunuz? Adresimiz; Yıldırım ilçesi Millet Mahallesi Doğan Sokak No. 10 önü.”

Yıldırım Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı’nın dikkatlerine; acil…

 

SAHİPSİZ OLMASAK BİR AY BEKLEMEZDİK


Okurlarımızdan Yunus Emre Türker, özetimle bakınız ne diyor: “Muhammet Bey. İlgili çöp yığınlarının açık adresi; Mudanya Belediyesi, Güzelyalı Siteler Mahallesi Beyazgül Sokak üzerindeki kaldırım. Bunları buraya kim ya da kimler koydu bilmiyorum. Bilsem de ne yapacağım ki? Ancak bildiğim bir şey var ki o da biz sahipsiziz! Aksi olsaydı bu çöpler bir aydır burada durmazdı!”

BURULAŞ’IN YÜRÜYEN DURAĞI!

Yazının Devamını Oku

Yok artık!

Adının açıklanmasını istemeyen Dörtçelik Çocuk Hastanesi doktorlarından bir okurumuz: “Yok artık” diyor ve:

“Hiçbir önlem alınmadığı gibi uyarıcı işaretler de kullanılmayan hendek, Dörtçelik Çocuk Hastanesi önündedir. (Nilüfer ilçesi) Kıymetli yetkililerin ve ilgili denetçilerin bir bildikleri vardır elbette; böyle bıraktıklarına göre! Ancak ben her gördüğümde bu hendeği ‘YOK ARTIK’ demeden edemiyorum. Çok yazık…”
Bence de gerçekten de ‘yok artık’, gerçekten de çok yazık…

Nikâh neşesini kaçıran kuyu!

Hürriyet Bursa gazetesi abonesi Ziraat Mühendisi Günay Trabzonlu: “Geçtiğimiz hafta bir komşumuzun nikâh davetine icabet etmek için nikâhın kıyılacağı Merinos Kongre Merkezi’nde bulunan (Osmangazi ilçesi) nikâh dairesine gittik. Çok keyifli geçen nikâh merasimi sonrası oradan ayrılıyorduk ki gözüme nikâh dairesi önündeki yeşil alanda bulunan kuyu takıldı.
Sonra nikâhımızın neşesi kaçtı. Çünkü bizim yeşil alanda koşmayı seven afacan bir çocuğumuz var! Dolayısıyla bu kuyuya afacan bir çocuğun düşme ihtimali niçin hesaplanmadı? Belki de düşen oldu da konu basına yansımadı! Özetle bu takipsizlik buraya hiç yakışmadı!”

100 kilo da buraya atsaydınız ya

Yazının Devamını Oku

İyi ki varsınız

Hürriyet Bursa gazetesi abonelerimizden Habibe Kobak: “Gerçekten şaşırdık. Öyle mutlu olduk ki…” dediği ve çok ama çok duygulu yazdığı her halinden belli e-postasını özetimle aktarıyorum. UNutmadan ‘2020 yılının en keyif alarak aktardığım e-posta özetim budur’ desem yeridir… Okuyunca bana hak vereceğinizi umuyorum:

 

“Geçtiğimiz haftaydı. Bitmek üzere olan yaz mevsimini değerlendirmek için ailecek Cumalıkızık’a yakın bir adreste bulunan piknik alanına gitmiştik. Hava kararmıştı. Şehrin gürültüsüne ve patırtısına kavuşmak için dönüş hazırlılarımız başlamıştı! Derken yeşil alanda bir tavşan gördüm.

Hiç kıpırdamıyordu. Çılgın bir hayvan sever olarak tavşana yöneldim. Tavşanın yanına çömeldim. Eşime fotoğrafımızı çekmesini rica ettim. Tavşanın korkup kaçmamış olması dikkatimi çekmişti. Sevmeme müsaade etmesine de şaşırmıştım. Derken tavşanın sağ arka ayağının kırık olduğunu bu yüzden de kaçamadığını görünce kahrolduk. Onu burada bu vaziyette bırakamazdık. Malum geçtiğimiz aylarda Osmangazili olduğundan Nilüfer Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü Hayvan Bakım ve Tedavi Merkezi’ne alınmadığı için (09 Ocak 2020 tarihli HERŞEY BİR TARAFA MEVZU OLAN BİR HAYATTIR) başlıklı yazım) Yıldırım Belediyesi Hayvan Barınağı’nda ölen zavallı tavşanın hikâyesini unutmadık henüz! Utanç verici acı hikâyenin iyi yürekli başrol oyuncusu olan Yıldırım Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü (Mehmet Altıntaş) aklımıza geldi.” 13 DAKİKADA YANIMIZA GELDİ

“Daha sonra eşim, arkadaşlarının yardımlarıyla bizzat o müdüre ulaştı. Konuyu anlatarak; ‘tavşanı biz de getirebiliriz. Ancak taşıma şeklini bilmediğimiz için bazı endişelerimiz var. Acısına acı katmaktan korkuyoruz. Yardımınız lazım lütfen…’ deyince müdür: “Bizzat hemen geliyorum konum atın” dedi ve konum attık. Müdür, mesai saatleri bitmesine karşın çalışma arkadaşlarından bir veterinerle birlikte 13 dakika sonra yanımıza geldi. Olay yerinde yapılan küçük bir muayene sonrası yaralı tavşanı teslim alarak gittiler. (Giderken de: “Tedavisi yapılacak. Dilerseniz haftaya ziyarete gelebilirsiniz” dediler.) Size de yolladığım ve öncesinde yaralı olduğunu bilmediğim bu fotoğrafım ömür boyu arşivimde kalacak. Çok teşekkür ediyorum Yıldırım Belediyesi Veteriner İşleri ekibi. İyi ki varsınız…”

Sahiplenmeniz için siz Habibe Kobak’a, akabinde işini ‘iş’ olarak değil de ‘insanlık vazifesi’ olarak gören siz Mehmet Altıntaş’a ve kıymetli çalışma arkadaşlarınıza teşekkür ediyorum. Helal olsun…

 Biri çıksın bana anlatsın!

Yazının Devamını Oku

Atatürk Kent Ormanı’nın içler acısı hali

Giriş ücreti 8 lira, tuvalet ücreti 1 buçuk lira olan Atatürk Kent Ormanı, çeşmeleri tıkalı olan lavabolarıyla, ziyaretçilerin araçlarını gelişigüzel park etmesi sebebiyle trafik kaosunun yaşandığı ortamıyla, bakımsızlığıyla, tertipsizliğiyle, toplanmayan çöpleriyle misafirlerini bekliyor.

Geçtiğimiz haftaydı. Gezmek, piknik yapmak ve şehrimizdeki yaşam alanlarımızda kalmayan o özümüz olan toprağın ve bulunmayan yeşilin kokusunu almak ve tüm bunları yaparken de stres atmak için sabah 8.00’de ailecek Atatürk Kent Ormanı’na gitmiştik. Nilüfer ilçemizde olan ve sorumluluğu Büyükşehir Belediyesi’nde bulunan ormana giriş ücreti olan 8 lirayı ödeyerek girişimizi yaptık.

HER YER ÇÖP!

Sonra ailecek dağılarak en temiz masayı seçtik! Oturma hazırlıklarımızı yapmadan önce çevreyi süpürmek zorunda kaldık. Süpürdüğümüz çöpleri yanımızda getirdiğimiz battal boy poşetlere koyduk. Öğleye doğru, bir kapısının önü de atıl duruma düşürülmüş olan binlerce liralık demir malzemeyle kapatılmış olan bakımsız tuvalete gittik. Görevli “Ücret 1 buçuk lira” dedi. Vay be... Girişe 8 lira, tuvalete girmek de artı parayla! Çok şaşırdım açıkçası. Bir şeyi test etmek için tuvalet girişinde bulunan görevliye ‘Param yok. Ne yapacağım’ dedim, “Paran yoksa giriş de yok” cevabını aldım...

BAKIMSIZ KAZANÇ MERKEZİ

Sonra bir gözlem yaptım. Ahalinin birçoğu bu parayı ödemektense istikametlerini ağaçların sık olduğu yöne doğru çevirdiklerini tespit ettim! Beş kişi olsan ve gün boyunca iki kez tuvalete gitsen 15 lira! Az para değil. Basın, polis, zabıta, engelli kimliği gibi bazı hakları olanların dahi ücretsiz giriş yapamadıkları bir çöplükten, yani Atatürk Kent Ormanı’ndan bahsediyorum! Vaziyet o ki burası bir kazanç merkezi olarak görülüyor gibi! Binlerce kişiden alınan ücret sonrası ücretli tuvalet ise pis mi pis..!

Yazının Devamını Oku

Başarana yemek sözü

Burası, ‘Bursa’ denince akla ilk gelen mahallelerden biri olan Çekirge Mahallesi’nin dağının eteğine kurulan ve belki de bu ultra mega hizmetiyle Dünya’da tek olan Çekirge Aile Sağlığı Merkezi önündeki basamakları kullanacak olan bazı vatandaşlarımıza yardımcı olsun diye sunulan engelli rampasına değinmek istiyorum!

Önce kısaca şunu tekrar hatırlatayım.
Aile sağlık merkezimizin mahallemizin bittiği yokuşun sonuna, yani tepe noktasına kurulur olmasındaki sır halen çözülmüş değil! İşte bu sebeptendir ki mahalleli sağlık bulma tırmanışında dinlenme molası vermeden edemiyor! (gençler dahil) Mahalleye bi’haber mesafede olan hizmet! Kalbin ayak parmaklarında olması gibi bir şey bu…

İNMESİ AYRI ÇIKMASI AYRI

Engelli rampasına değiniyordum. Konuyu dağıtmayayım. Geçtiğimiz aylarda aile sağlığı merkezi girişine hizmet olarak sunulan dikin de diki olan engelli rampasını izliyorum da… Şaka olsa böyle başarılı olamazdı! Ben iddia ediyorum; bir anne içinde bebeği bulunan bebek arabasıyla ya da engeli aracı kullanmaya mahkûm olan kardeşimiz bu rampayı normal halde insin söz veriyorum ona istediği yerde dilediği kadar yiyebileceği yemek ikram edeceğim. Çıkma kısmına gelince de; Ferrari motoru taktırılırsa olur derim!

Burada para basmıyoruz

Adının açıklanmasını istemeyen bir işletmeci çok dertli... Derdini özetimle aktarıyorum: “Bursa’nın en eski ve en bilinen; eğlence, dinlenme, gezi, spor, piknik gibi etkinlikleri de güvenle yapmanıza imkan sunan bir adres olan Kültürpak’tan sevgilerimi sunarım. Bizler bir aile şirketi olarak dara düştük. Derdimize çare arıyoruz. Ancak çare arama sonuçlarımızın boşa çıktığını görüyoruz. Her çare arama sonucumuzda kaşlarımızı çatıp oturuyoruz! Bakınız lütfen. Size yolladığım fotoğrafı hafta sonu saat 17.49 da çektim. Bir zamanlar insandan geçilemeyen yolda bir vatandaşımız dahi kalmadı. Çünkü Covit-19 hastalığı en çok bizlerin belini büktü. Hemşehrilerimiz artık buralara uğramaz oldu. Bu bir dönemdir ve geçecektir. Bunu biliyoruz. Ancak müşterilerimiz yok ve olmayan müşterilerimize rağmen iş yerimiz için belediyeye 10 bin lira kira ödemeye devam ediyoruz. Sattığımız ne? Çay, kahve ve kahvaltı tabağı... Battık, battık! Kiralarımızı dahi çıkartamıyoruz. Bizi anlayacak bir yetkili bulamıyoruz. Biz burada para basmıyoruz. Biz burada çay satıyoruz!”

Yazının Devamını Oku

Avrupa kenti olabilir miyiz

Hürriyet Bursa’da 10 Eylül 2020 tarihli köşemde bir zabıta memurunun şikâyetini (FSM Metro İstasyonu’na 30 metre mesafede) yayımlamıştık.

Şikâyete konu olan Büyükşehir Belediyesi, Nilüfer ilçesi sorumluluk alanında bulunan haberin başlığına da mizansen olsun diye ‘CANKURTARAN SİMİDİ TAKALIM MI’ demiştim.
Aradan geçen kısa süre sonunda yapılan işleri kontrol etmek için yine düştüm yollara… İşte tam da burada yapılan işin neticesini görünce ‘eyvah, bir kez daha ne kötü işe aracılık etmişim’ demekten alamadım kendimi!
Kaldırım üzerindeki darmaduman edilen oluşumun toplanarak çok da sivri uçları bulunan dört ayrı tijin hiç ama hiçbir güvenlik önlemi alınmadan zemine çakılmış olduğunu görmeyeyim mi?

CEZA ÖDENİRDİ!

Aynı durum bir Avrupa ülkesinde olsaydı, vatandaş bunun için dava açardı. Neticesinde de bu çok ciddi tuzağı hazırlayan şirket ya da kurum, davayı açan kişiye yüz binlerce, belki milyonlarca lira ceza ödemek zorunda kalırdı.
Demek oluyor ki ‘Avrupa Şehri kokartı’ almakla Avrupalı olmak bir değilmiş. Siz en iyisi mi biran evvel oradaki tijlerin üzerine bir can simidi takın! Çünkü oradaki darmadağın olan vaziyet, öncesinde çok rahatlıkla fark edilebildiği için risk oluşumu da çok zayıf bir ihtimaldi. İşin özeti; can simidi işi ivedi olarak değerlendirilmeli!

O APARAT NE İŞE YARIYOR

Yazının Devamını Oku

Baz istasyonları sağlığımızı bozar mı?

Adının açıklanmasını istemeyen Uludağ Üniversitesi ana bilim dalı başkanlarından olan bir okurumuz şikayetini şöyle dile getiriyor:

“Muhammet Bey, bazılarımız baz istasyonları için ‘olmazsa olmaz, onlar yoksa bizler nasıl yaparız’ gibi sözler üretip ‘haklıyız yaptıklarımızda ve yapacaklarımızda’ deseler de, COVID-19 hastalığı sonrasında insan hayatındaki en zorunlu değerimizin ve ihtiyacımızın sağlıklı olmak için ‘çaba göstermek, bunu yaparken de aşırı titiz davranmak’ gerekliliğinin önemini bir kez daha hatırlamış olduk.”

SORU İŞARETLERİ VAR

“Buna göre fotoğrafını çekmiş olduğum baz istasyonunun (Nilüfer ilçesi Fatih Sultan Mehmet Mahallesi Turgut Özal Parkı karşısı, Özgür AVM yanı) ve diğerlerinin de bizlere verebileceği ziyanların hesabı yapılıyor mu? Gerçi; dünyada böylesine yaygın hizmet veren bir sistemin toplum sağlığına zarar vermesinin günümüz imkânlarında mümkün olmadığına dair açıklamalar yapılsa da... Yine de bazı soru işaretleri var hep aklımın bir ucunda! Özellikle; Vali Yakup Canbolat’a, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a ve İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Halim Ömer Kaşıkçı’ya hitaben; sağlıklı neslin yetişmesine yönelik olarak destek vermiş olduğunuz çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum. Saygılarımla.”

ÖNCESİ SÜKÛNET SONRASI CURCUNA

OKURLARIMIZDAN olan Tahsin Turan özetimle bakınız ne diyor: “Osmangazi ilçesi Küçükbalıklı Kavşağı Yağmur Alüminyum önündeki sözüm ona görme engelli vatandaşlarımız için özel olarak döşenmiş olan taşların öncesi sükûnet sonrası curcuna! Yetkililer bizlerle dalga mı geçiyorlar acaba?” Ne diyeyim; hayırlısı olsun diyorum!

BÖYLE KALDIRIM MI OLUR?

Yazının Devamını Oku

Taş kumbarası istiyoruz!

Yaklaşık dört ay önceydi.

Bu kez de; kır, kaz, aç, kapa, yama, sıva, bırak, unut işlerinden birisine ev sahipliği yapma sırası Zübeyde Hanım Caddesi’ne gelmişti!
Derken, cadde üzerinde cereyan eden işlemler sonrasında unutulan bazı işleri bu köşede hatırlatarak tamamlattırabilmiştik. Sağ olsunlar. Ama bir ihtiyaca gereksinimiz olmuş ve onu geç olmakla birlikte hâlihazırda keşfedebilmiş olmanın mutluluğu içindeyim!

İSTİFLENDİ BİR KERE

Takip edebildiğim kadarıyla cadde üzerindeki kaldırım çalışmalarından artan kilitli taşlar, Bursa Anadolu Lisesi önündeki ‘giysi kumbarasının’ önüne bir istiflendi ki istifleniş o istifleniş! Taşların giysi kumbarasına atılmasını mı bekliyorlar acaba? Ya da bunu yapmasak da oraya bir taş kumbarası koysanız diyorum... Daha iyi gider

Uçurmak için hazır bekleyen tabela!

Hürriyet Bursa gazetesi abonelerinden olan Emekli Emniyet Müdürü Taner Sönmezocak: “Mudanya ilçesi Burgaz Kurşunlu Yolu Altınkum Caddesi başlangıcındaki (Beyaz Kayalar Lokantası karşısı) yön tabelası birilerini uçurmak üzere pusuya yatmış vaziyette beklemektedir! Aman dikkat diyorum... Sevgi saygılarımı arz ederim” diyor.

Yazının Devamını Oku

Bakalım kim onaracak?

Okurlarımızdan Sedat Yaman’ın şikâyetçi olduğu ve ortak sorunumuz olarak gördüğüm mesajını ‘yetkililer duysun’ diyerek; hep birlikte okuyalım:

“Burası Osmangazi ilçesi, Çekirge Caddesi başlangıcında olup yeni hizmete açılan Millet Bahçesi giriş kapısı önündeki BBOİ önüne de denk düşen kaldırımdır. Aynı zamanda yaya geçidi alanı başlangıcı olan noktaya yapılan engelli rampasının engeline hayranım! Bu hayranlığımı sizlerle de paylaşayım istedim.”
Zor bir durum Sedat Yaman, tam ortada! Vaziyeti Büyükşehir Belediyesi Osmangazi Belediyesi’ne, Osmangazi Belediyesi de, Büyükşehir Belediyesi’ne pas edecek gibi bir his var içimde!

 

ZARAR ARTIYOR

Okurlarımızdan Nilüfer ilçesi Küçük Sanayi zanaatkârlarından Kemal Çelik:; “Bize yarası olan geliyor zaten...” diyor ve anlatıyor; “16. Sokak’ta 35 numaralı zanaat polikliniğimizde araçlara can olma sevdasıyla mesleğimizi icra ediyoruz. Adı üstünde, burası SANAYİ bölgesi... Dolayısıyla bizler hasta olan araçların doktoruyuz. Nasıl ki bir hastane önünde sedyeli ya da sedyesiz hastaya engel koyulmasının asla uygun olmayacağı gerçeği varsa, buraya da aynı hassasiyetin gösterilmesini rica ediyoruz mutlaka. Bakınız, polikliniğimizin önü, evet polikliniğimiz diyorum. Burası boydan boya kazıldı ve aylar oldu bu kazı kapatılmadı. Araçların zararı artıyor! Yetmezmiş gibi sağlıklı gelenler de çamura bulanıp çıkıyor! Hal böyle olunca hasta sahipleri de ‘böyle poliklinik olur mu?’ diye feryat figan gidiyor! Sıkıntıların artması ve hasta sahiplerinin üzüntüsü bizleri de perişan ediyor.”

Yıldırım Belediyesi ve teker meselesi…

Yazının Devamını Oku

Memleketin de yedeği var ya!

Gel de dert etme! Ne olacak bizim halimiz?

 

Okurlarımızdan olan ve adının açıklanmasını istemeyen bir polis memuru, özetimle: “İlgili fotoğrafımın adresi İstanbul Caddesi Orman Bölge Müdürlüğü önüdür. Bakımı da pek sağlıklı olmadığı belli olan yeşil alanda binlercesi izmarit ve yüzlerce muhtelif maske, peçete ve çöp atığı bulunmaktadır. Oluşturulan üzücü-düşündürücü kirlilik sadece burada mı? Elbette hayır! Ancak burasının ayrı bir önemi ve değeri var diye düşününce… Gel de dert etme! Ne olacak bizim halimiz?” Bir şey olacağı yok polis kardeşim, kendimiz çalıp kendimiz oynayacağız. Nasıl olsa cennet ülkemizin bir yedeği var!

 Burası da yalan oldu

Okurlarımızdan Reyhan Günsen, özetimle: “Bursa’mızın en yoğun defin işlemlerine ev sahipliği yapan Hamitler Kent Mezarlığı girişine bizlere hizmet olarak sunulan ‘çiçek satış ve mezarlık bakım’ notası da yalan oldu! Yani, bakım noktası bakıma muhtaç durumdadır. İşte bu cidden çok büyük bir acıdır. Sorumluluğu Büyükşehir Belediyesi Tarım AŞ.’de olan yapıya acilen bakım lazımdır. Baksınlar bakalım orası ne hale gelmiştir! Hatta ilgili yetkililer bakmak için gitme niyetine girerlerse cenaze çelengi ile gitsinler oraya!” diyor. Ne dersiniz öfkelenmekte haklı mı?

 İnsanlıktan çıkmışlar

Yazının Devamını Oku

Film adı gibi ama gerçek: Fıskiyelerin saldırısı

Adının açıklanmasını istemeyen bir kamu çalışanı aslında çokm önemli ama genellikle gözden kaçan bir soruna değinmiş:

“Geçtiğimiz haftaydı. Aracımızı yıkadıktan sonra ailecek Mudanya ilçesinde yaşayan babamızı ziyarete gitmek üzere yola çıktık. Her daim olduğu gibi Deli Dumrul misali sağa sola su fışkırtan sulama fıskiyelerinin saldırısına uğradık yine! Harcadığımız emeğin boşa gitmesine mi, kirlenen otomobilimizin vaziyetine mi, ıslak zeminde oluşabilecek kaza risklerine mi yanalım? Bu işleri neden takip etmezler? Ayrıca, dün de (29 Eylül 2020) gece vakti Nilüfer ilçesi Yıldırım Caddesi’ndeydik.

İSRAF OLUYOR

Aynı günün gündüzünde, sel de olan yağmura rağmen yol ortasındaki yeşillikleri sulayan fıskiyelerin çalıştığını gördük. Sonra; “Su nimettir israf etmeyin” derler! Bir önemli husus daha var ki o da tankerlerle çiçek sulama işi… Bu da tam bir kaos, tam bir israf, tam bir facia… Keza oluşan basınç ve suyun yüksek debisi çiçekleri kırıyor. Saygılarımızla.”

TURŞU KURMAK İÇİN!

Okurlarımızdan Işıl Uzman, şöyle diyor: “Osmangazi ilçesinde BURULAŞ’a ait ‘Hipodrom D 1624’ durağının önündeki kuyunun ne işe yaradığını merak ediyorum! Bunun yanıtını kimden bulabilirim?”

Yazının Devamını Oku

Paylaşılamayan cadde!

Eski Gemlik Yolu Caddesi'nin 36 adet takılı cadde tabelası var.

Bursa’nın kısa mesafeli caddelerinden birisi olan Eski Gemlik Yolu Caddesi ya da Eski Gemlik Cadde’si (tabelalarda böyle yazıyor) 36 adet takılı cadde tabelasıyla ‘en çok tabelası bulunan cadde’ özelliğini elinde bulundurduğuna yüzde yüz inanıyor ve bu iddiam konusunda da yanlışım olsun; sanmıyorum. Aksini ispat edecek varsa bekliyorum.Bununla birlikte bazı caddelerimizde sadece bir ya da iki tane tabela olsa da fazla mal göz çıkartmazmış diyelim!
Ancak anlayamadığım bazı hususlar var ki bunları da siz kıymetli okurlarımızla paylaşayım istedim. 236 haneli cadde üzerinde 36 adet büyük cadde tabelası asılı. Yani her 6,5 haneye bir tabela düşüyor olması büyük başarı! Durun, daha bitmedi! Aynı caddeyi; Atıcılar, Gülbahçe, Küçükbalıklı, Namık Kemal ve Veysel Karani mahalleleri pay etmesin mi? Bunun yanı sıra onlarca caddelerimizde ve yüzlerce sokaklarımızda bir tane dahi bulunmayan 500’e yakın küçük cadde tabelaları da cabası… Vaziyet böyle olunca da paylaşılamayan cadde koydum ben bu caddenin adını! Siz ne dersiniz?

 

 FARELİ OTOMOBİL

Adının açıklanmasını istemeyen bir tüccar, özetimle diyor ki: “Geçtiğimiz haftaydı. Ailemle birlikte fotoğrafımda görmüş olduğunuz hurda aracın yanından yaya olarak geçiyorduk. Motor kaputunun arasından çıkan bir fareyi gördük. Bu durum bende bir etki yapmadı. Fakat eşim ve kızım çok korktu. Biz o fareli otomobilin oradan kaldırılmasını istiyoruz. Adresi; Yıldırım ilçesi Millet Mahallesi, Yıldırım Sokak Kafe Villa Park önü.” Yıldırım Belediyesi’nin dikkatlerine…

 

Yazının Devamını Oku