Paylaş
Uzun süredir görmek istediğim ama bir türlü fırsat yaratamadığım Şile Kozalı’daki Parma Sole’ye nihayet gidebildim.
Haklarında çok iyi şeyler duymama karşın doğrusu böyle beklentilerimin çok üstünde bir yerle karşılaşacağımı tahmin etmemiştim.
Kaz dağlarından sonra oksijenin ve aynı zamanda denize yakın olduğu için iyotun da en bol olduğu bir yerde insan nefes aldığını hissediyor. Ve tabii doğanın ortasında gündelik streslere ara verip kısa da olsa huzur buluyor.

Sanayici Enver Yomralıoğlu, 45 yıla yakın süredir iş yaptığı Parma kentini ve yemeklerini sevince ‘Parma Sole’ adını verdiği konaklama tesisi ve aynı adla Parma bölgesi ağırlıklı bir İtalyan restoranı açmaya karar vermiş.
Şimdi en büyük destekçileri de otelin ve mutfağın sorumluluğunu üstlenen, aynı zamanda konuklarına şarap tadımı yaptıran Mert Yomralıoğlu ve kızı Merve Yomralıoğlu Sargın.

İtalya’dan gelen malzemelerin ve tesislerinin yanı başındaki küçük çiftliklerinde üretilen meyve ve sebzelerin, taze peynir, makarna, tereyağı, pekmez ve zeytinyağı dışında kullanılan tüm ürünler yerel üreticilerden temin ediliyormuş.
Malzeme kalitesinin öncelikleri olduğu başlangıçlardan salatalara, ara sıcaklardan et çeşitlerine her tabakta hissediliyor.
Enver Bey müşteriyi koruyan bir yapı kurduklarını söylüyor, gerçekten de yemeklerden içkilere fiyat-kalite-lezzet dengesinde bu kural hissediliyor.
Taze burratalı yeşil salata, patates ve parmesan dolgulu ev yapımı tortelli, siyah trüflü risotto, yabanmersini ve porçini mantarlı ev yapımı tagliolini, gorgonzola, parmesan ve mozzarella soslu taze gnocchi ve tiramisu eğer yolunuz düşerse denemenizi önereceğim tabaklar.
PROFESYONEL MÜKEMMELLİK ÖDÜLÜ
Hangi alanda olursa olsun Türk markaların uluslararası arenadaki başarıları, aldıkları ödüller hepimizi mutlu ediyor. Atıştırmalık sektörünün önde gelen markalarından Şölen’in European Kettle Club tarafından verilen, Avrupa şekerleme sektörünün en önemli ödüllerinden olan “Professional Excellence”ı Çırağan Sarayı’nda düzenlenen törende alırken hepimiz ailenin heyecanına ortak olduk.

Markanın CEO’su Erdoğan Çoban’ın konuşmasında vurguladığı gibi böylesi prestijli ödüller ülke ve sektör adına da gurur verici.
İş mükemmelliğinin yanı sıra tüm sektöre değer katan ve toplumun refahına katkıda bulunan markalara verilen ödülü sunan Başkan Heiko Kühn’ün “Şölen’in fikirleri inovasyona, inovasyonları da milyonlar tarafından sevilen markalara dönüştürme yeteneğini takdir ediyoruz” demesi de öyle...
GASTROMASA 10 YAŞINDA
Türkiye gastro-nomisinin yurt dışında tanıtılmasına katkısı büyük olduğunu düşündüğüm Gökmen Sözen’in 10 yıl önce başlattığı Gastromasa İstanbul Uluslararası Gastronomi Konferans & Fuarı bu yıl 6-7 Kasım’da “Stories of 10 Years” temasıyla yapılıyor.

Sektöre yön veren dünyaca ünlü gastronomi profesyonellerinin bir araya geleceği etkinliğe Julien Royer, Marco Müller, Oriol Castro, Ángel León, Andoni Luis Aduriz, Ana Ros, Gastón Acurio, Albert Adrià, Simon Rogan, Antonio Bachour, Diego Guerrero, Virgilio Martínez, Christian Le Square, Jorge Vallejo, Rasmus Munk, Torres Brothers, Mitsuharu Tsumura, Jeremy Chan, René Frank, Paco Torreblanca, Philippe Bernachon, Mohamed Benabdallah, Giorgio Bargiani gibi ünlü şefler konuk oluyor...
SANAT VE GASTRONOMİ İKİ AYRI DİSİPLİN Mİ?

Yarın Alsancak Eski Havagazı Fabrikası’nda sekizincisini yapılacak ‘Yemek ve Sanat’ temasına yoğunlaşan İzmir GastroFest’te geçen hafta yazdığım gibi birbirinden değerli, her biri işinde yaratıcılık sınırlarını zorlayan isimler var.
İGF her zamanki gibi konunun düşünsel yönlerinin tartışılacağı sabah oturumlarıyla başlıyor.
Ana konuşmacımız yapıtları dünyanın saygın müze ve koleksiyonlarında yer alan, sanatı bir onarım ve hatırlama alanı olarak tanımlayan Ahmet Güneştekin.
Kendisine bu yılın temasını anlattığımızda en az bizim kadar heyecanlanmasının, aynı doğrultuda düşünmemizin sanat ve gastronominin birlikteliğinin geleceğine hiç kuşkum yok katkısı büyük olacak.
Festival öncesi, bu akşam yurt içinden ve dışından gelen konukları ve davetli sanatçı ve basın grubunu Urla’da inşa etmekte olduğu Güneştekin Art Refinery’nin bir bölümünde ağırlamayı teklif etmesi de çok ince bir düşünceydi.
Müzenin ilk konuklarından olmak, uzun bir masa etrafında mesleğini sanata çeviren şeflerimizden Osman Sezener’in yemekleri eşliğinde sohbet etmek çok özel bir duygu.
Paylaş